DÜNYA

SÜNNİ DÜNYANIN LİDERLİĞİNE OYNAMAK

“Erdoğan Müslüman Kardeşler’i ve benzer Sünni grupları destekliyor. Suudi Arabistan ise bu konudan oldukça rahatsız. O daha yukarıdan aşağıya, rejim kontrolünde bir İslam istiyor.”

“Hem Türkler hem Suudiler Sünni dünyanın liderliğine oynuyor”

Birleşmiş Milletler’in Genel Kurulunda konuşan Suudi Arabistan Kralı Selman bölge halklarına birlikte yaşama çağrısında bulundu ve Ortadoğu’da barışın stratejik seçenekleri olduğunu belirtti.

Bölgede son zamanlarda yaşanan hızlı değişim ve gelişmelerin Suudi Arabistan için önemini Prof. Dr. F. Gregory Gause, ile konuştuk.

 

Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri konularındaki çalışmaları ile bilinen Prof. Gause, Texas A&M Üniversitesi – Bush School of Government and Public Service Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı. / cafemedyam

Herkesin aklındakiyle soruyla başlamak istiyorum. İsrail ile ilişkilerini normalleştirecek bir sonraki ülke Suudi Arabistan olabilir mi?

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“Hayır. Kral buna karşı çıkıyor. Kral hayatta olduğu sürece (Suudi Arabistan ve İsrail’in) resmi ve aleni bir ilişkileri olmayacak.”

The Wall Street Journal’a göre Kral ile Veliaht Prens arasında İsrail ile ilişkileri normalleştirme konusunda bir anlaşmazlık olduğunu anlatan bir makale yayınlandı yakın bir tarihte. Bu durumda söylenenler doğru…

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“Evet. Bu durum ABD’nin barış anlaşmasının farklı etaplarında yaşanan Suudi tepkilerinden de belli oluyordu. Kral ve Veliaht Prens’in Amerikan Büyükelçiliğinin (Tel Aviv’den) Kudüs’e taşınması konusundaki fikir ayrılıkları da bunu gösteriyor.” 

Suudi Arabistan hava sahasını İsrail uçuşlarına açmayı kabul etti. Suudi Arabistan merkezli Arab News’un Twitter hesabından İbranice olarak Roş Aşana bayramını kutlaması gibi birçok sıcak mesaj geliyor. İki ülke arasındaki ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“İyileşiyor. Göz önünde daha düşük seviyeli ve düşük maliyetli jestler yapılıyor. Kapalı kapılar ardında ise daha yoğun ve yüksek kademe görüşmeler sürüyor.”

Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’dan alınmış bir onayları var mı? Demek istediğim Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, Suudi Arabistan’ın rızası olmadan da İsrail ile ilişkilerini normalleştirebilir miydi?

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“BAE daha bağımsız bir aktör. Bahreyn’in bu adımı atabilmesi için en azından sessiz bir onaya ihtiyacı vardı. Bu onayı aldığını düşünüyorum.”   

Suudiler Arap Barış İnisiyatifine bağlı kaldıklarını söylüyorlar. Bu inisiyatife göre İsrail’in, Filistinlilerle anlaşmaya varması ve 1967’de elde ettiği topraklardan çekilmesi şartını yerine getirmesi gerekiyordu. Ancak bundan sonra İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önü açılabilecekti.  Son gelişmeler ışığında, bu inisiyatif hâlâ geçerli mi? Bazı değişikliklerin yapılmasını bekliyor musunuz?

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“Hâlâ geçerli olduğunu düşünüyorum. Ancak giderek önemi azalıyor. Tam çekilme muhtemelen görüşmelerin yapılabilmesi için bir başlangıç noktası olabilir, varılacak bir hedef değil artık.”

“Gitmeli miyiz, kalmalı mıyız?” son makalelerinizden birinin başlığı. ABD Ortadoğu’yu terk mi ediyor?

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“Hayır. Beşinci Filo hâlâ Körfez’de. Kuveyt’teki Kamp Arifcan hâlâ 10 bin Amerikan askerine ev sahipliği yapıyor. Katar’daki El-Udeyd ve BAE’deki Dafra hava üsleri hâlâ faaliyet gösteriyor. Eğer Irak’ı işgal eden 150 bin Amerikan askerini temel alıyorsanız, bölgedeki Amerikan mevcudiyeti tabi ki azaldı. Ancak bu doğru bir karşılaştırma olmaz. Günümüzde, Amerikan ordusunun bölgedeki varlığı, Körfez Savaşından sonraki, 1990’ların ortasındakinden çok daha fazla. O dönem hiç kimse ABD’nin Ortadoğu’yu ‘terk ettiğini’ tartışmıyordu.” 

Kasım seçimlerinden sonra Ortadoğu politikasında ne değişir? Özellikle İran nükleer anlaşması konusunda…

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“Biden hükümeti İran ile nükleer konusunda pazarlıkların yeniden başlaması için çaba harcayacaktır. Buradaki soru İran’da işler o kadar değişti mi ki Tahran’dan herhangi bir cevap gelmiyor. Yeni bir yönetimin Suudi Arabistan’a karşı Trump yönetiminden daha sert olacağını ve İsrail’deki Netanyahu hükümetiyle de daha az işbirlikçi olacağını düşünüyorum. Her iki örnekte de yaşanacak değişim, açık bir düşmanlığa doğru olmayacak, Biden, Trump’ın bu iki lideri koşulsuz desteklemesi durumundan uzaklaşacaktır.”  

Ve son olarak, Türkiye ile Suudi Arabistan ilişkilerini nasıl görüyorsunuz? İki ülke arasında bir yakınlaşma olabilir mi?

Prof. Dr. F. Gregory Gause:

“Tabi ki olabilir, ama bu yakın bir zamanda olmayacaktır. Hem Suudiler hem de Türkler Sünni dünyanın liderliğine oynuyorlar. Her iki ülkenin de İslam’ın politikadaki yerine yönelik farklı anlayışları var. Erdoğan Müslüman Kardeşler’i ve benzer Sünni grupları destekliyor. Suudi Arabistan ise bu konudan oldukça rahatsız. O daha yukarıdan aşağıya, rejim kontrolünde bir İslam istiyor.”

“Barışçıl bir Ortadoğu görmeyeceğiz”

İbrahim Anlaşması’nın (Abraham Accord) imzalanması, istikrarsız Ortadoğu´da yaşanan bir hayli önemli bir gelişme.

Prof. Dr. Efraim İnbar ile İsrail´in bu konudaki duruşunu ve Türkiye-İsrail ilişkisinin geleceğini konuştuk. 

Prof. Dr. Efraim İnbar / cafemedyam

Prof. İnbar, Kudüs Stratejik Araştırmalar Enstitüsünün (Jerusalem Institute for Strategic Studies, JISS) başkanı ve Bar-Ilan Üniversitesinde siyaset bilimi öğretim üyesidir. Prof. Inbar, 23 yıl boyunca Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezinin (BESA) kurucu direktörü görevindeydi.

Ortadoğu stratejik sorunları, İsrail-Filistin diplomasisi ve Türkiye-İsrail ilişkileri konularında uzmanlaşmış olan Prof. Inbar soruları cevapladı.

Tarihi bir ana tanıklık ettik. İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail ile Bahreyn arasında imzalanan barış anlaşmalarını nasıl değerlendirirsiniz?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“İlk söyleyeceğim bunun sıcak bir barış olduğu. Halklar arasında iletişim var ve malların dolaşımı mevcut. Böyle bir ilişkimiz ne Mısır ile ne de Ürdün ile yoktu. BAE ve Bahreyn ile olan anlaşma tamamen farklı. İçeriği tamamen farklı bir barış anlaşması kesinlikle.”

Atılan bu adım Ortadoğu’yu nasıl değiştirecek? Birçok liderin söylediği gibi istikrarsızlık hali son bulacak mı?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Sanmıyorum. Temelde gördüğümüz İran tehdidine karşı Ortadoğu’da oluşan yakınlaşmanın resmileşmesi. İran revizyonist bir güç olmaya devam ediyor, bölgenin birçok yerinde vekil (proxy) örgütleri var. İran ile Türkiye arasında daha yakın ilişkiler kurulduğunu görebiliriz. Her ikisinin de hırslı ve yayılmacı hedefleri var. Barışçıl bir Ortadoğu görmeyeceğiz. Devam eden bu çatışma hali sürecek. İran ve Türkiye-Katar ittifakı daha fazla yalnızlaştırılmış olacak.” 

İsrail’in resmi olarak Arap eksenine katıldığını söyleyebilir miyiz? Eğer öyleyse, bu uğurda İsrail’in ödemesi gereken bedel ne olabilir?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“BAE’ye F-35 uçaklarının satışından bahsediliyor. Ancak bu durum barış yapmanın bir parçası. Mısır ile barış yaptıktan sonra da Mısır ordusu Amerikan askeri ekipman ile donanmıştı. Bu beklenen bir şey. İsrail’in bu duruma karşılık bir telafi talep etmesi gerekir.”

Öyleyse BAE’ye F-35 satışının yapılmasını bekliyorsunuz?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Bu İsrail’in kararı değil. Bu ABD’nin bir kararı olacak. Eğer ABD satmak isterse satar. Ama ABD İsrail’in askeri nitel üstünlüğünün (Qualitative Military Edge) korunması için bizi de telafi edecektir. Ancak F-35’ler hemen yarın olacak bir iş değil, bu yıllar alır.” 

HANGİ ÜLKELER TAKİP EDECEK?

BAE ve Bahreyn’in İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi, ABD’nin dediği gibi birçok ülkeyi benzer bir adım için cesaretlendirebilir. Suudi Arabistan bu ülkelerden biri olabilir mi? Bu akım Kuzey Afrika’yı da etkiler mi?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Olabilir ama çok da emin değilim gerçekleşeceğinden. Umman, Suudi Arabistan’dan daha yakın bir aday bu konuda. İsrail Başbakanı Netanyahu oraya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. (İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 2018 yılında Umman’ı ziyaret etmiş, Umman Sultanı Kabus bin Said ile görüşmüştü.) Belki Fas olabilir.”

Diyelim ki Gazze’ye mali yardımda bulunan ve ABD ile iyi ilişkileri olan Katar da İsrail ile ilişkilerini normalleştirme kararı aldı. Bu bir olasılık mı öncelikle? Gerçekleşmesi durumunda BAE’nin tepkisi ne olur? 

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Yakın bir gelecekte çok mümkün değil. Katar problemin bir parçası. Katar, Müslüman Kardeşler’i destekliyor. BAE’nin İsrail’e yakın olmasının bir sebebi de İslamcıları destekleyen Katar.” 

TÜRKİYE – İSRAİL İLİŞKİSİ

Türkiye Dışişleri Bakanlığının açıklamalarına baktığımızda, bu gelişmelerin zaten sıkıntıda olan Türkiye-İsrail ilişkilerini zorlaştıracağını söyleyebiliriz. İki ülke ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Erdoğan başta olduğu sürece iki ülke ilişkilerinde bir iyileşme beklemiyorum. Ancak, Erdoğan pragmatik bir lider. Türkiye’nin İsrail ile diplomatik ilişkileri var. Türk Hava Yolları İsrail’e uçuyor. Bir de ekonomik ilişkiler var. Türkiye Arap dünyasına ihracatını Hayfa limanı aracılığıyla yapıyor.” 

Türkiye, İsrail Ordusunun (IDF) raporunda zorluk (challenge) olarak adlandırıldı. Tam olarak ne ifade ediyor bu söylem?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Türkiye ile askeri bir çatışma istemiyoruz. İstemediğimizi söylüyorum, bu olmayacağı anlamına gelmiyor. Erdoğan’ın hırsı, Türkiye’nin karar ve eylemleriyle bağlantılı bu durum.” 

FİLİSTİNLİLERLE BARIŞ

Filistinliler tüm bu gelişmelerde arkada bırakılmış hissediyor olmalılar. İki devletli çözümün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Bu Filistinlilere bağlı. Bizimle konuşmak istemiyorlar, Amerikalılarla konuşmak istemiyorlar. Bunun bir parçası değiller. Eğer pozisyonlarını değiştirmeye karar verirlerse, o zaman görüşme ve pazarlıklar görebiliriz. Belki bir Filistin Devletini de görebiliriz. Ayrıca, Filistin ulusal hareketi de işlevsizleşti.”

Joe Biden’ın ABD’nin yeni başkanı. Ortadoğu ve özellikle İsrail için ne değişir sizce? 

Prof. Dr. Efraim İnbar:

“Joe Biden’ın başkanlığında bizi endişelendiren tek şey İran nükleer anlaşmasına geri dönmeye karar vermesi olur. JCPOA gerçekten çok kötü bir anlaşma. Onun dışında Biden BAE ile yapılan anlaşmayı olumlu karşıladı, Amerikan Büyükelçiliğini Kudüs’ten taşımayacağını söyledi. Biden İsrail’e karşı düşmanca tavır takınmıyor. Bizim asıl endişemiz İran nükleer anlaşması.” 

İLGİLİ HABER

Salom/Karel Valansi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top