GENEL

‘EN TEHLİKELİ EVCİLLER’ OLDUKLARI İLERİ SÜRÜLEN PİTBULLARLA İLGİLİ ‘ŞAŞIRTAN’ GELİŞME…

“İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda saldırganlık gibi davranışsal bozukluklara yatkınlık sıklıkla genetik temellidir ve beyinde nörotransmitterlerin metabolizmasının değişmesi ile ilişkilidir.”

Mahkemeye sunulan rapora göre köpeklerden kaynaklanan saldırı olaylarında son sıralardalar

Farklı ırklardaki köpeklerin saldırıları pitbull saldırısı diye geçiştiriliyor mu?

Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda geçen günlerde bir saldırıyla gündeme gelen pitbullarla ilgili az bilinen hangi bilgiler verildi?

İşte cevapları:

Ankara’da babaannesiyle birlikte markete giden Bahar Dağaşan adlı çocuk, marketin önünde başıboş gezen “pitbull” olduğu öne sürülen bir köpeğin saldırısına uğradı.

Çevredekilerin yardımıyla çocuk ve babaannesi zor kurtarılırken, markete girmeye çalışan pitbulldan bir market çalışanı sepetlerin üzerine çıkarak kurtuldu.

Ardından pitbull uzaklaştırıldı. Pitbull adı zaman zaman saldırı olaylarında duyuluyor.

Bu saldırganlığın onların genlerinden kaynaklandığını iddia edenler oluyor.

Dört ırk genellenerek pitbull deniliyor

Peki gerçekten pitbull nasıl bir köpek ve iddia edildiği gibi saldırgan mı?

Ve bu saldırganlığı gerçekten de doğuştan mı?

çınar kul.jpg
Doç. Dr. Bengi Çınar Kul (önde), raporunda pitbullarla ilgili bilgiler verdi / Fotoğraf: Independent Türkçe / cafemedyam

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Bengi Çınar Kul, İstanbul Anadolu 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen yasaklı ırklarla ilgili bir dava için gönderdiği bilirkişi raporunda bu sorulara cevap verdi.

“Pitbull şeklinde bir köpek ırkı yoktur”

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Bengi Çınar Kul:

“Köpek ırkları ile ilgili federasyonlar tarafından yaklaşık 360 köpek ırkı resmi olarak tanındı..

Resmi ve bilimsel bilgiler ışığında dünyanın hiç bir yerinde pitbull şeklinde bir köpek ırkı yoktur ya da herhangi bir köpek yetiştirme derneği tarafından tanımlanmış standartları bulunmamaktadır..

Hatalı olarak halk arasında hatta bazen uzmanlarca bile bu gruplama altında en az 4-5 ırk genellenerek, kümülatif değerlendirildiklerinde yüzdelik dilim yüksekmiş gibi görünmekte ve haksız bir önyargıya sebep olmaktadır. Ayrıca bu durum Türkiye’ye özgü de değildir.”

pit-bull1.jpg
Farklı köpek ırkları pitbull adıyla adlandırılabiliyor / Fotoğraf: AA / cafemedyam

Hangi ırklar pitbull denilerek geçiştiriliyor?

Çınar Kul:

“Bilimsel bir karşılığı bulunmamakla beraber, pitbull genellikle molosser vücut yapısına sahip köpeklerden, kaslı bir vücuda, basık/az basık bir yüze ve güçlü çene yapısına sahip küçük ve orta vücut ölçülerinde bir grup köpeği tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu grup altında adı geçen ırklar arasında Amerikan StaffordshireTerrier, Amerikan bulldog, BullTerrier ve StaffordshireBullTerrier de bulunmaktadır ve bu ırklar birbirlerinden resmi olarak tanımlanmış standartlarla ayrılmaktadırlar.”

Çınar Kul, bunlar haricinde “Amerikan Pitbull Terrier” adlı köpek ırkının bulunduğu bildirilmekle beraber, sadece United Kennel Club (UKC) ve Amerika Köpek Yetiştiricileri Birliği (American Dog Breeders Association, ADBA) tarafından ırk olarak tanımlandığını da belirtti. 

Çınar Kul:

“Farklı ırkların hatalı olarak pitbull adı altında tanımlanmasının ırka yönelik de yanlış bir algıyı, önyargıyı ortaya çıkarttığını söylemeliyim..

O da köpek saldırma olaylarında net bir ayrım yapılamaması nedeniyle tüm bu ırkların tek ırk gibi düşünülmesi. Örneğin Chow-chow ya da Alman çoban köpeği gibi ırk özellikleri seleksiyon baskısıyla oldukça farklılaşmış ırklar net olarak ayrılabilirken, pitbull denildiğinde çok sayıda ırk kastedildiğinden, her bir ırktan ayrı saldırı vs gibi olumsuzluklar olduğunda tek bir gruba alışılagelmiş adıyla pitbulla mal edilerek hepsine genellemesi anlamına gelmektedir..”

Saldırılarda Alman çoban köpekleri ilk sırada

Pitbullar en saldırgan köpekler olarak biliniyor. Peki gerçekten de öyle mi?

Çınar Kul, bunun bir yanılgı olduğunu, ayrı ayrı incelendiğinde ortaya çıkan sonucun birçok uzman için bile şaşırtıcı olduğunu kaydederek, raporunda şu ifadeleri kullandı:

“Örneğin bir çalışmada, 3 yıl içerisinde insana ya da başka bir objeye yapılmış kayıtlı saldırılar incelenmiş ve Alman çoban köpekleri yüzde 25’lik oranla ilk sırada gelirken, Staffordshirebullterrierlerin yüzde 16 ile sonlarda olduğu görülmektedir. Ancak yanlış bir şekilde pitbull olarak tanımlanan tüm bu ırklar bir arada değerlendirilseydi, bilimsel bir hata olacak ve ilk sırada çıkacaklardı. Oysaki bu ırklar ayrı ayrı değerlendirildiğinde, raporlanmış saldırı olgularındaki yüzdelik oranları, Alman çoban köpeği, Rottweiler gibi ülkemizde çok daha fazla yetiştirilen ırklardan bile düşük kalmaktadır. Dolayısıyla bu ırkları tek bir ırkmış gibi değerlendirmek oldukça yanlıştır.” 

almançobanköpeği.jpg
Rapora göre Alman çoban köpekleri, saldırılarda ilk sırada yer alıyor / Fotoğraf: AA / cafemedyam

Irka özel bir saldırganlık yok

Çınar Kul:

“İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda saldırganlık gibi davranışsal bozukluklara yatkınlık sıklıkla genetik temellidir ve beyinde nörotransmitterlerin metabolizmasının değişmesi ile ilişkilidir. Çeşitli çalışmalarda agresif davranış açısından bazı genler tanımlanmıştır..

Bir köpek ırkına özel “agresiflik geni”nin tanımlanamayacağına dikkat çekmek istiyorum..

Golden Retriever gibi uysal, dost canlısı kabul edilen bir ırkta bile agresiflik görüldüğü bildirilmiştir. Köpeğin karakterini ırktan çok hayvan sahibinin davranış biçimi ve maruz kaldığı travmalar belirliyor. Bunun yanı sıra bazı çalışmalarda küçük ırklarda yabancıya yönelik korku ve saldırganlık, başka köpeklere yönelik korku, ayrılık/yalnızlık kaygısı ve dokunma duyarlılığı arasında bir korelasyon (ilişki) gösterilmiştir. Dolayısıyla şimdiye kadar tanımlanmış ‘ırka özgü bir davranış geni’ de bulunmamaktadır.”

pitbull2.jpg
Çınar Kul, köpeklerin kimi zaman sahiplerince saldırganlaştırıldığını öne sürdü / Fotoğraf: AA / cafemedyam

“Suç köpeklerde değil kötü amaçlı kullananlarda

Çınar Kul, pitbullun saldırganlığının genlerden kaynaklandığı iddiasına şu cevabı verdi:

:Geçmişte ve hatta yasadışı olarak günümüzde dövüş amaçlı kullanılmakta olan bu ırkın agresyon açısından tanımlanmış bir gen bilgisi bulunmamaktadır. Gücü ve fiziksel özellikleri nedeniyle kötü amaçlı kullanılması bu köpeğin suçu değildir..

Maalesef benzer şekilde yasadışı yollarla kangal köpek ırkının dövüştürüldüğü konusunda da söylentiler bulunmaktadır..

Bu durum, Türkiye’nin gen kaynaklarından birisi olan ve binlerce yıldır bu topraklarda sürü güderek ya da çobana yoldaşlık yaparak insanoğluna sosyo-ekonomik anlamda destek olan bu ırkın da suçu değildir..

Kötü amaçlı kullanımları bu ırkların yasaklanmasını gerektirmez, ancak hayvan istismarı kapsamına giren bu ve benzeri durumların insan, toplum ve resmi otoriteler düzeyinde çözümünü gerektirir.”

küçükköpek.jpg
Chihuahua (Şivava) gibi küçük ırklarda saldırgan olabiliyor  / cafemedyam

“Küçük ırklar birçok ırktan daha saldırgan olabilir”

Çınar Kul, raporunda köpeklerin saldırma durumlarına da değinerek şu bilgileri verdi:

“Ayrıca bazen çok sakin olan bir köpek bile yanına ani yaklaşıldığında, yüzüne çok yakın konumda bulunulduğunda ya da aşırı sevgi gösterisi gibi köpeğin anlamlandırmayacağı ama onu strese sokacak davranışlar sergilendiğinde kendini korumaya yönelebilir ve buna bağlı saldırma davranışı gösterebilir..

Hatta bu açıdan Minyatür Pinscher ve Chihuahua (Şivava) gibi küçük ırklar birçok ırktan daha saldırgan olabilir..

Yine bu durum da toplumun sahipli ya da sahipsiz hayvanlara nasıl davranması gerektiği konusunda bilinçlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır ve bu global bir sorundur.”

“Hayvanları Koruma Kanunu bir an önce güncellenmeli ve hayata geçirilmeli”

Raporuyla ilgili olarak ayrıca görüştüğümüz Çınar Kul, öncelikle saldırıya uğrayan hem babaanne hem de torununda yıllarca silemeyecekleri izler bırakan bu üzücü durum için geçmiş olsun dileklerini iletirken, benzer olayların tekrarlanmaması için artık bir şeyler yapılması gerektiğini ifade etti ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Mecliste üzerinde en uzun çalışılan tasarılardan birisi olan Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında bu konuda da önlemler alınmalı ve bilimsel bir temeli olmayan ırk yasaklamaları yerine, kanunun mevcut halinde “mal hükmünde” kabul edilen hayvanları “can” olarak kabul edip, hayvan sahiplenmeye ilişkin düzenlemelerin ivedilikle yapılması (köpek sahiplerine eğitim verilmesi, dövüş ve benzeri istismar suçları için olduğu kadar sokağa terkedilmeleri durumunda da ağır cezai yaptırımlar uygulanması, köpeklere çip takılması, davranış problemlerine yönelik profesyonel yardım sağlanması vb.), sertifikalı ve pedigrili üretimin teşvik edilerek takiplerinin yapılabilmesi gibi uygulamaların önü açılmalıdır. Hayvanlar değil, hayvan sahipleri denetim altında olduğunu bilmeli ve sorumluluğu üzerine alarak hayvan sahiplenmelidir. Bu düzenlemeleri hayata geçirmek ileride yaşanabilecek benzer saldırı durumlarının engellenmesinde hepimize düşen sorumluluktur.”


 

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish / Ali Kemal Erdem

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top