SIYASET

MHP, BAHÇELİ’NİN ‘AÇIKLARSAK İNSAN İÇİNE ÇIKAMAZSIN’ SÖZLERİNİN PERDE ARKASINI ANLATTI

MHP’li kaynaklar Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin önceki günkü grup toplantısında, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na yönelik “Şayet koalisyon hükümeti kurmak amacıyla bize geldiğinde söylediklerini açıklamış olsaydık insan içine çıkacak yüzü olmaz, hali kalmazdı” sözlerinin perde arkasını açıkladı.

BAHÇELİ İLE DAVUTOĞLU ARASINDAKİ TARTIŞMADA MHP, İDDİALARINI BİR ADIM ÖTEYE TAŞIDI…

MHP, Davutoğlu ile ilgili iddialarını bir adım öteye taşıdı.

MHP:

“Davutoğlu’nun başbakanlıktan azlinin ardında, 7 Haziran seçimlerinden yaklaşık 3 ay önce, 28 Şubat 2015 tarihinde, AKP ve HDP’lilerin katılımıyla açıklanan 10 maddelik ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ bulunuyor..

Dönemin başbakanı Davutoğlu’nun, seçimlerden hemen önce Dolmabahçe Mutabakatı’yla birlikte özerk Türkiye’nin adımlarını atmayı amaçlayarak, yeni anayasayı Meclis’ten geçirip HDP ile özerk yapıda Türkiye’nin kurulması için uzlaşmaya vardığını, bunun için de koalisyon görüşmelerinde CHP ve MHP’nin saf dışı bırakıldığını belirtmeliyiz..

Erdoğan Dolmabahçe Mutabakatı’ndaki bu gelişmeden, koalisyon görüşmeleri sonrasında haberdar oldu ve bu gerekçeyle Davutoğlu’nun azlini istedi.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın:

“Görüşmelerde eski bakan Faruk Çelik’in de bulunduğunu anımsatır ım..

Çelik’in tutanakları Sayın Cumhurbaşkanı’na vermesi halinin Davutoğlu’nun başbakanlıktan azledilmesi ile ilgisi, ilintisi var mıdır?.

Çelik aracılığıyla açıklanmasını istediğim tutanaklarda, Dolmabahçe Mutabakatı’na ilişkin bir ayrıntı bulunuyor..

Koalisyon görüşmelerinde, Genel Başkan Bahçeli, 7 Haziran seçimlerinden yaklaşık 3 ay önce, 28 Şubat 2015’te, AKP ve HDP arasında yürütülen Dolmabahçe Mutabakatı’nı Davutoğlu’na anımsatarak, MHP ile yürütülecek bir koalisyonda çözüm sürecinin derhal sonlandırılmasına ilişkin kırmızı çizgisini açıkladı..

Bahçeli, görüşmede, mutabakat metnindeki ‘muğlak ifadelerle’ anlatılan 8., 9. ve 10. maddelerin ‘aslında ne anlama geldiğini’ Davutoğlu’na sordu, metinde yer alan bu maddeler, ‘Türkiye’de yaşayan yurttaşların kimlik kavramının yeniden tanımlanmasına, ‘çoğulcu yaşam’ denilerek, vatan ve cumhuriyet kavramlarının yeniden oluşturulacağı bir yeni anayasaya işaret etti’ ve ‘bu maddelerin yürürlüğe girmesi halinde Türkiye’nin ulusal devlet yapısından uzaklaşacağını, özerk bir yapıya kavuşturulmak istendiğini’ belirtti..

Bunun üzerine, görüşmede Bahçeli Davutoğlu’na, ‘Türkiye ile ilgili nasıl bir yapıyı savunuyorsunuz’ diye sordu. ?

Davutoğlu da ‘HDP ile yürütülecek yeni anayasa çalışmalarına atıfta bulundu. Bunun üzerine de Bahçeli Davutoğlu’na, ‘Biz, milletin bize verdiği görevi, muhalefet partisi görevini, Meclis’te yürütürüz’ diyerek, ‘görüşmeyi sonlandırmak istedi.”

ERĞAN’IN TAVRI

MHP kaynakları, Erdoğan’ın da “Dolmabahçe Mutabakatı’daki bu ayrıntıdan, Çelik’in görüşmeye dair tutanakları kendisine iletmesi sonrasında haberdar olduğunu ve Davutoğlu’nun başbakanlıktan azline varacak sürece girildiğine” işaret ediyor.

‘ARKASINDAN DOLANDI’

Bu nedenle Erdoğan’ın, mutabakat ile ilgili önce:

“Tabii silahların bırakılması çağrısı bizler için çok çok önemli bir beklenti idi. Bu, demokratik açılım süreci ile başlayan bir çağrıdır. Milli birlik ve kardeşlik projesi ile başlayan, şimdi de çözüm süreci ile devam eden ve bunu artık noktalayalım diye hasretle beklediğimiz bir çağrıdır” açıklamasını yaptığına işaret edilirken,

Daha sonra Erdoğan’ın, aynı mutabakat metnine ilişkin:

 “Ben oradaki toplantıyı doğru bulmuyorum. Çünkü bu toplantıda hükümetin başbakan yardımcısıyla şu anda parlamento içinde olan bir grubun yan yana fotoğraf vermesini doğru bulmuyorum” açıklamasını yaptığına dikkat çekiliyor.

MHP, “O dönem Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın arkasından dolanıp Türkiye ile ilgili özerk bir yapı istediğini” savunuyor.

‘FATURA MHP VE AKP’YE KESİLDİ’

MHP, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra “Türkiye’nin Davutoğlu’nun yaptıkları nedeniyle erken seçime gitmek zorunda kaldığını” ileri sürerek, “Erdoğan’ın müdahalesi sonrasında AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde yaşadığı oy kaybının önüne geçtiğine ve sonrasında yeniden iktidar olduğuna, sonrasında da faturanın MHP ve AKP’ye kesildiğine” dikkat çekiyor.

MHP’li kaynaklar, özellikle 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra “MHP içinde bir bölünme yaratılmak ve Bahçeli’ye ‘MHP Genel Başkanlığı’ndan el çektirilmek istendiğine” işaret ediyor.

MHP’de “yaratılmak istenen kaosun ardından da Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimi sürecine sürüklendiği ve 15 Temmuz’da da AKP’den, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hesap sorulmak istendiği, Erdoğan’ın arkasından dolanıldığı, Bahçeli’nin de bu durumu önceden gördüğü” savunuluyor.

MHP LİDERİ BAHÇELİ’nin, DAVUTOĞLU ’na YÖNELİK SÖZLERİ TARTIŞMA YARATMIŞTI: ‘HÜKUMETİ KURDURMADI’

MHP kanadı, “Davutoğlu 2015 seçimleri sonrası koalisyon istemedi, çözüm süreci ve HDP’de ısrar etti” dedi.

MHP’li kaynaklar Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin önceki günkü grup toplantısında, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na yönelik “Şayet koalisyon hükümeti kurmak amacıyla bize geldiğinde söylediklerini açıklamış olsaydık insan içine çıkacak yüzü olmaz, hali kalmazdı” sözlerinin perde arkasını açıkladı.

MHP’li kaynaklara göre; Bahçeli bu sözlerle 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu ile yaklaşık 45 dakika süren istikşafi görüşmeye atıfta bulundu..

“O dönem koalisyon hükümetini kurdurmayan Davutoğlu’dur. MHP’yi azınlık hükümeti kurmaya ikna etmeye çalışarak, aslında erken seçimin kapısını göstermiştir. Sonra da MHP’yi ‘hayırcı’ ilan etmiştir. Oysa Bahçeli’nin yanında içinde koalisyon şartlarını içeren siyah çantası bulunmaktaydı.”

HDP’Yİ ANAHTAR GÖSTERDİ!”

MHP’li kaynaklar:

” Devlet Bahçeli, o görüşmede, Davutoğlu’na, ‘Eğer MHP ile AKP arasında bir koalisyon hükümeti kurulacaksa, bunda ‘Türkiye’nin emniyet anahtarı’ olarak görülen MHP’nin birtakım şartları bulunduğunu’ söyledi..

Bu şartlardan ilki, o zaman yürütülen çözüm sürecinin derhal sona ermesi ve terörle mücadelenin kaldığı yerden devam etmesiydi. Ancak Davutoğlu, o dönem ‘çözüm sürecinde’ ısrarlı bir tutum sergiledi..

‘HDP’nin de bu sürecin anahtarı olduğunu’ ifade etti..

Bu şartlar altında Bahçeli, asla HDP ile yürütülecek bir siyasi organizasyon içinde yer almayacağını deklare etmiş ancak Davutoğlu bu konudaki tutumunda ısrarcı olunca, Bahçeli, Davutoğlu’na, ‘HDP ile görüşme yapması gerektiğini, MHP’nin Meclis’te milletin kendisine verdiği muhalefet görevini yerine getireceğini’ belirtmiştir.” 

ANAYASANIN İLK 4 MADDESİ ŞARTI!”

MHP’li kaynaklar:

“O dönem de aynı bu dönemde olduğu gibi yeni anayasa tartışmaları yapılıyordu..

HDP, çözüm sürecinden de hareketle, bu anayasa çalışmalarında, ‘Türkiye’nin eyaletlere bölünmesinden, bu eyaletlerin her birinin özerk bir yapıya kavuşturulmasına, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘bölünmez ulusal ve üniter yapısını bozacak’ adımlara kadar pek çok maddenin yeni anayasada yer alması gerektiğini savunuyordu..

Bahçeli, görüşmede, çözüm sürecinden hareketle, Davutoğlu’na, ‘anayasanın değiştirilemez olan ilk 4 maddesi üzerindeki MHP’nin kırmızı çizgisini”’anımsattı. Ancak Davutoğlu, MHP’nin bu şartını da desteklemedi.” 

SİYAH ÇANTA HAZIRDI!”

MHP’li kaynaklar:

“Sayın Genel Başkan Bahçeli, Davutoğlu ile görüşmeye, koalisyon için hazırladığı belgelerin bulunduğu bir siyah çanta ile gitti. Ancak Davutoğlu’nun tavrı sonrasında Bahçeli, çantasını göstererek, ‘Böyle bir durum karşısında bu şartlar (koalisyon için MHP’nin şartları) kabul edilmiş olsaydı bu dosyayı size verebilirdim. Bu şartlar altında görüşmeler devam edebilirdi’ diyerek, görüşmeyi sonlandırmıştır.”

AZINLIK HÜKÜMETİ İSTEDİ, SONRA DA MHP’Yİ HAYIRCI İLAN ETTİ!”

‘ERKEN SEÇİM’ GÜNDEMİYLE GELDİ”

MHP’li kaynaklar:

 “Davutoğlu, CHP ile yürüttüğü görüşmeler sonrasında, henüz MHP ile bir görüşme yürütülmeden, ‘erken seçimin güçlü bir ihtimal olduğunu’ kamuoyuna açıklamıştı..

MHP ile görüşmeye geldiğinde de henüz koalisyon için gereken şartlar görüşülmeye başlanmadan, ‘parlamenter sistemde Meclis çoğunluğu olmayan partilerin oluşturduğu azınlık hükümeti’ teklifini gündeme getirdi..

MHP’nin asla böyle bir ‘azınlık hükümetine destek vermeyeceğinin’ altı kalın çizgilerle çizildi..

Davutoğlu, o dönem MHP’ye, ‘seçim hükümeti’ teklifinde de bulundu. Sonrasında da ‘koalisyonu kurmak istemeyen tarafı MHP olarak gösterip kamuoyunda bir algı yaratarak, MHP’yi ‘hayırcı’ ilan etmiştir.”

DAVUTOĞLU, BAHÇELİ’NİN “ÇIKAMAZ” SÖZLERİNE YANIT VERDİ

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu:

“Bahçeli’nin ‘Bize geldiğinde söylediklerini açıklamış olsaydık insan içine çıkacak hali kalmazdı’ sözlerine yanıt…

Oo dönem yapılan görüşmeleri hatırlatmak isterim..

Bahçeli, Erdoğan’a o görüşmede hakaret ederken onu durduran, ‘Ben burada Cumhurbaşkanının hukukunu zedeletmem’ diyen de bendim.”

Davutoğlu, Konya’da Çumra İlçe Başkanlığı’nın açılışında konuştu. 

Davutoğlu:

“Hiçbir şekilde, hiçbir dönemde halkıma da halkımın vicdanında da yalan söylemedim, söylemem de” .

“DÜN HAKARETLERİ YAPTIĞI İLE BUGÜN BERABER”

Davutoğlu:

“Sayın Bahçeli bizim yaptığımız koalisyon görüşmelerinden bahsediyor. Biz Hoca Ahmet Yesevi’nin ahlakıyla ahlaklandık. Ama Sayın Bahçeli dün yalancı dediği Erdoğan ile bugün beraber. Dün en ağır hakaretleri yaptığı Erdoğan ile bugün beraber. Biz milletin hukukunu takip ederiz, ama kimseye hakaret etmeyiz.

O görüşmelerde söylediklerimize de oradaki herkes şahittir. Sayın Bahçeli Sayın Erdoğan’a o görüşmede hakaret ederken onu durduran, ‘Ben burada Cumhurbaşkanının hukukunu zedeletmem’ diyen de bendim. Hiçbir şekilde, hiçbir dönemde halkıma da halkımın vicdanında da yalan söylemedim, söylemem de.”

DAVUTOĞLU, BAHÇELİ’YE ESKİ SÖZLERİNİN VİDEOSUYLA YANIT VERDİ

MHP’nin 2015 seçimi sonrası koalisyon görüşmeleriyle ilgili “Bize söylediklerini açıklasak insan içine çıkamazdı” açıklamasına Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu video ile yanıt verdi.

Videoda Bahçeli’nin 17-25 Aralık ve Erdoğan ile ilgili açıklamaları yer aldı.

Davutoğlu, 2015’te gerçekleştirilen koalisyon görüşmeler için:

“Şayet koalisyon hükümeti kurmak amacıyla bize geldiğinde söylediklerini açıklamış olsaydık, insan içine çıkacak hali kalmazdı” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye bir video paylaşarak yanıt verdi.

Davutoğlu’nun sosyal medya hesabından yayımlanan videoda koalisyon görüşmelerine dair geçmişte yapılan açıklamaların yanı sıra, Bahçeli’nin 17-25 operasyonlarını savunmasına ve Erdoğan’a yönelik ağır sözlerine yer verildi.

Davutoğlu, videoyu “Dün söylediğini, bugün inkar eden Devlet Bahçeli’ye sesleniyorum: Geçmişi silemezsin, Geleceği engelleyemezsin! Gerçekler ortada, hodri meydan!” ifadeleri ile paylaştı. 

NE OLMUŞTU?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu eleştirdi.

Bahçeli:

“Devri iktidarı bereketsizliğin ve belaların kol gezdiği bir döneme tekabül eden Kobani müdavimi, canlı bombaların cirit atmasına Başbakan sıfatıyla göz yumduğu sabit olan Serok Ahmet’in MHP düşmanlığı rastlantı değildir..

Her karışıklığın altında parmak izi bulunan Serokun konuşmaya ne hakkı ne de haddi vardır..

Biz onun namertliğini iyi biliriz. Şayet koalisyon hükümeti kurmak amacıyla bize geldiğinde söylediklerini açıklamış olsaydık insan içine çıkacak yüzü olmaz, hali kalmazdı..

Serok Ahmet sufleyi aldığı yerlerle bağlantısını ve menfaat ilişkisini derhal gözden geçirmelidir. Diyeceğim odur ki, Serok Ahmet yalancıdır, yandan çarklıdır..

Kemal Kılıçdaroğlu fren tutmamış yalan bataklığına çakılmıştır. İP’in başkanı yalanı maske olarak takalı zaten çok olmuştur.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

BİZ BU TUZAĞA DÜŞMEYİZ!” 

Bahçeli:

“Hep aynı ilkellikler, hep aynı bildik tahrik ve bayatlamış suçlamalar tekraren tedavüle sokulmuştur. MHP’yi şiddet yanlısı göstermek, sokak diline saplanıp kaldığını iddia ve hatta bu yolla ilzam etmek ayıplı ve ahlaksız bir suçlamadır. İnsan sevgimizin sadakasını versek yedi sülalelerine yetecek olan çevrelerin partimizi kavga ve karışıklıkla bir gösterme çabası hayasız bir tuzaktır. Biz bu tuzağa düşmeyiz, bu oyuna gelmeyiz. Alçakça tezgâhlanmış kara kampanyalara asla teslim olmayız. Hele hele önüne gelenin vurup güç denemesi yapacağı bir kum torbası hiç değiliz. Yumuşak başlı isek de uysal koyun görülemeyiz. Çakallık yapana bozkurt gibi dikiliriz. Bir adım yaklaşana on adımla koşarız. Bir el uzatanı koca bir yürekle kucaklarız. Ancak ülkemize ve ülkülerimize kefen biçen olursa da o kefeni başlarına geçiririz. Bazı gazeteci ve siyasetçilere yönelik son zamanlarda vasat bulan saldırılarla milliyetçi-ülkücü hareket arasında bağ kurmak zorba ve zorlama bir isnattır. Türk milleti uğruna gözümüzü daldan budaktan esirgemeyiz, bunu da mertçe sahipleniriz. Tarafı olmadığımız bir saldırının faili olarak gösterilmek ucuz bir provokasyon taktiğidir. Biz bu tip basit ve bayağı taktiklerin iç yüzünü, arka plandaki sinsi kurguları, masa başında yapılan kanlı planların sahaya taşıma arayışlarını ta 12 Eylül öncesinden beri tanır ve hafızalarımızda saklı tutarız. Hiç kimse şiddet ihalesini üstümüze yıkmaya çalışmasın. Sicili kabarık bir siyasetçinin evinin balkonuna kamera yerleştirip kavga anını kayda aldırması, sonra da dönüp masumiyet pozuna bürünmesi, bununla da yetinmeyip ‘Bana saldırdılar”’çığırtkanlığına tevessül etmesi bildik bir numaradır.”

“ÇALIŞMALARINDA SONA GELMELERİ, TEHLİKELİ SİNYALLER ARASINDADIR!”

Bahçeli:

 “ABD’deki Başkanlık makamının devir-teslim dönemine isabet eden bir süreçte Serok Ahmet’in telaşla harekete geçmesi, bu şahsın propaganda makinesi haline gelen sözde gazetenin istismarla yoğrulmuş haberleri, üstelik malum saldırıların gerçekleşme zamanlaması dikkatle analiz edilmesi gereken bir kurguya delalettir. Türkiye’yi gayya kuyusuna çekmek için ülkücüleri suçlu göstermek, Cumhur İttifakı’nda sorun varmış gibi servis etmek, iç huzursuzluk yaratmak için toplumsal hassasiyetlerle oynamak muhtemelen zillet partilerine ulaşmış yeni bir görev emridir. Erken seçim zorlamasıyla birlikte CHP ve İP’in güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmalarında son aşamaya gelmeleri, kaldı ki dış tazyikin momentiyle en son Rusya’daki gibi bir krizin doğması yönünde hazırlıkların ikmal ve ihtimali hafife alınmaması gereken tehlike sinyalleri arasındadır.”

BİZE GELDİĞİNDE SÖYLEDİKLERİNİ AÇIKLAMIŞ OLSAYDIK İNSAN İÇİNE ÇIKACAK YÜZÜ OLMAZ!”

Bahçeli:

“Bu kapsamda, Boğaziçi Üniversite’sinde 24 gündür süregelen eylemler bize göre bir prova niteliği taşımaktadır. Salgınla kıyasıya mücadele edilen, mecburiyetten sokağa çıkma kısıtlamasına gerek duyulan ülkemizde, özellikle konjonktürel ekonomik sorunlardan sokak hareketi çıkarmak için çırpınan işbirlikçilerin varlığı da bilinen bir gerçektir. Tüm bunlar hesaba katıldığında MHP ile Cumhur İttifakı’nın neden hedefe koyulduğu ortaya çıkacaktır. Zira Cumhur İttifakı kaos hayallerini suya düşürmektedir. Milli birlik ve iç huzur ortamını baltalamayı düşünenleri şaşkına çevirmektedir. Devri iktidarı bereketsizliğin ve belaların kol gezdiği bir döneme tekabül eden Kobani müdavimi, canlı bombaların cirit atmasına Başbakan sıfatıyla göz yumduğu sabit olan Serok Ahmet’in MHP düşmanlığı rastlantı değildir. Her karışıklığın altında parmak izi bulunan Serokun konuşmaya ne hakkı ne de haddi vardır. Biz onun namertliğini iyi biliriz. Şayet koalisyon hükümeti kurmak amacıyla bize geldiğinde söylediklerini açıklamış olsaydık insan içine çıkacak yüzü olmaz, hali kalmazdı. Serok Ahmet sufleyi aldığı yerlerle bağlantısını ve menfaat ilişkisini derhal gözden geçirmelidir. Kimlerin dolduruşuna geldiği, kimlere teşrifatçılık yaptığı malumumuzdur. Rüyasında Hegel ile sohbet edeceğine, bir an önce ayağa kalkıp icazetli siyasetini sonlandırmalı, kendine çeki düzen vermelidir. Gelecekte küçük bir ayrıntı olarak hatırlanacağını da aklından çıkarmamalıdır. Biz milletimiz ve ülkemiz için huzur istiyoruz, dirlik istiyoruz, refah istiyoruz, istikrar istiyoruz, barış ve kardeşlik diliyoruz. Bir yanda bunları isteyip dilerken bir başka zeminde şiddeti körüklediğimizi iddia edenler sefil birer yalancıdır. Diyeceğim odur ki, Serok Ahmet yalancıdır, yandan çarklıdır. Kemal Kılıçdaroğlu fren tutmamış yalan bataklığına çakılmıştır. İP’in başkanı yalanı maske olarak takalı zaten çok olmuştur.”

“İP’İN BAŞINDAKİ KİŞİ TERÖRİSTE TERÖRİST DEMESİNİ ÖĞRENMELİDİR!”

Bahçeli :

 “Şiddet saçan mihrakların, sırtını teröre yaslayan alçakların demokrasi ve özgürlük ifadeleri avını yedikten sonra gözyaşı döken timsahtan farksızdır. CHP Genel Başkanı, şiddetten rahatsızsa, İP’in başındaki kişi de şiddetle arasına mesafe koymuş ise öncelikle katile katil, caniye cani, teröriste terörist demesini öğrenmelidirler. HDP’yle ittifak kuranların, terörist Demirtaş’a güzellemeler yapan gafillerin şiddetten rahatsızlıkları hem tutarsızlık hem de garip bir çelişkidir. HDP’nin Esenyurt ilçe binasındaki dehşet verici görüntüler bize göre malumun bir kez daha ilanı ve ifşasıdır. Aynısıyla hücre evi olan parti binası PKK’nın şehirdeki sığınağı, teröristlerin barınağı haline dönüştürülmüştür. HDP, bir siyasi parti dışında ne varsa odur. Nitekim HDP’nin ön kapısından giren arka kapısından Kandil’e çıkmaktadır. Hangi medeni, gelişmiş ve hukukun üstünlüğüne bağlı bir ülkede böylesine kepazelik vuku bulmuştur? İstanbul’un göbeğinde terörist devşirmek demokrasi midir? YPG’nin iğrenç afişlerini asmak, PKK’nın kirli flamalarını sallamak, bebek katilinin kanlı posterlerini taşıyıp parti görünümlü örgüt binalarında mahfuz tutmak insan haklarının evrensel prensiplerinin neresinde yazılıdır? HDP’yi savunmak Türkiye’nin egemenlik haklarını yok saymaktır. HDP’nin kapatılmasına karşı çıkmak adaleti ve terörle mücadeleyi sekteye uğratmaktır. HDP demek PKK demektir. HDP demek ihanet demektir. HDP demek kundağa sarılı bebeklerimize ölüm demektir.”

MİLİTAN ARIYORSA İL BAŞKANLARINA BAKACAKLAR!”

Bahçeli :

 “CHP, HDP, İP ve diğerlerinin bu saldırganlığa refakat ettiği, hatta yardım ve yataklıkta bulunduğu hazin ve hüsran verici bir gerçektir. CHP’ye göre terörist Demirtaş serbest bırakılmalıdır. İYİ Parti’ye göre de terörist Demirtaş özgürlüğüne kavuşmalıdır. Kanaatimiz odur ki teröriste terörist diyemeyen işlenmiş suçlara potansiyel ortaktır. MHP’ye şiddet yaftası vurmak için kuyruğa girenler, teröristlere cici çocuk muamelesi yapacak kadar gayri milliliğe savrulmuşlardır. Sorarım sizlere; bu reva mıdır? Bu hak mıdır? Bunun neresi siyasetle bağdaşmaktadır? CHP yönetimi teröristlerle değil, valilerle, kaymakamlarla, rektörlerle, uzman çavuşlarla, başçavuşlarla uğraşmaktadır. Şu utanmazlığa bakınız ki bu şerefli meslek mensuplarının hepsine birden militan iftirası atıyorlar. CHP yönetimi militan arıyorsa, Boğaziçi Üniversitesi’nde terör örgütleriyle eylem birlikteliği yapan DHKP-C ve PKK hayranı il başkanlarına bakacaklar. CHP yönetimi militan arıyorsa, şehit savcımız Mehmet Selim Kiraz’ın katilini morgdan alan milletvekillerine kafa yoracaklar. CHP yönetimi, ısrarla militan görmek istiyorsa, bir boy aynasının karşısına geçip lekeli suretlerini titizlikle inceleyecekler. Meselenin özü ve esası şudur: Terörle mücadeledeki yüksek başarı ve kazanılmış moral düzeyi HDP’yi ürkütmektedir. CHP korkarken, İP rahatsız olmaktadır. Çünkü güneş çarığı, çarık da ayağı sıkmaktadır. Bunların hepsi birdir, aynı çuvala, aynı hizaya, aynı kaba girmişlerdir. Telaşlar beyhudedir, çünkü terör örgütlerinin sonu gelmiştir. Hainlerin kaçacakları ve saklanacakları yer kalmamıştır. Diyarbakır HDP il örgütünün önünde zafer işareti yapan sözde milletvekilini ve zihniyetini anaların bedduaları yerle yeksan edecektir. Hiç kimse gündem saptırmaya ve kafa bulandırmaya çalışmasın, zira her şey gün gibi meydandadır.”

“GÜLNAZ ŞIRINGA’YA VE GÜLENDAM ENJEKTÖRE GEÇMİŞ OLSUN”

Devlet Bahçeli, kendisine yapılan koronavirüs aşısından yola çıkan mizahi bir yazıyı ve yazının gerçek sanılmasını şöyle tiye aldı:

“Beni üzen asıl konu ise hemşire Gülnaz Şırınga isimli kardeşimizin maruz kaldığı şiddet olayıdır. Bu talihsiz hemşirenin başına ne geldiyse bana aşı yaptıktan sonra gelmiş. Olacak iş mi bu? Sokak aralarına gizlenen kalabalık bir grup bu kardeşimizi tek başına yakalayınca darp etmişler, dayaktan geçirmişler, daha sarsıcı olanı ise komaya sokmuşlar. Allah var ya, suçsuz günahsız bir hemşireye saldıranlara hayret ettim. Devir değişti, mertlik bozuldu. Yazık ki, şu anda yoğun bakımda hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gülnaz Şırıngaya ve yakın mesai arkadaşı Gülendam Enjektöre geçmiş olsun diyorum, bundan sonra daha dikkatli aşı yapacaklarına ayrıca inanıyorum. Şaka bir yana, tuhaf bir dönemden geçiyoruz: Tuşsuz telefonlar, kulpsuz kapılar, duygusuz ilişkiler, vicdansız insanlar yaygınlaşıyor.”

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet / Selda Güneysu

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top