GENEL

AZGIN MİLLİYETÇİLİK

“Gerçek milliyetçiler olarak biliyoruz ki, azgın milliyetçiliğin gücü blöften ibarettir. Sözleri ve hareketleri palavradır. Azgın milliyetçiliğin hiçbir fikrî derinliği bulunmaz. Yarının Türkiye’siyle ilgili hiçbir fikri yoktur. Sözü de hareketi de salt kaba kuvvettir. Bu nedenle de milleti temsil edemez.”

“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ AZINLIKLA SUÇLAMAK, İHANETLE EŞDEĞERDİR?”

MHP AKP’li Türkeş’e ateş püskürdü

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, MHP’nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in oğlu AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’i sert sözlerle hedef aldı.

Semih Yalçın:

“Bu kutlu kavgayı içimizden topladıkları birkaç dönme ve devşirmeyi istismar ve iğfal ederek sekteye uğratacaklarını sananlar, aldanmaktadır.”

MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş’in oğlu, AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’e “azgın milliyetçiliğe” karşı uyarı yaptığı yazısı üzerine bu kez MHP’nin tepedeki isminden tepki geldi.

MHP AKP'li Türkeş'e ateş püskürdü: Türk milliyetçiliğini azgınlıkla suçlamak, ihanetle eşdeğerdir

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın:

“MHP’ye zarar vermek maksadıyla partimizin varlık sebebi olan Türk milliyetçiliği davasına ‘azgın’ yaftasını yapıştırmaya cüret eden Tuğrul Efendi’nin kerameti kendinden menkul bir ‘azgın milliyetçilik’ iddiası ortaya atması; bu hususta bir şey bildiğinin değil, sırtını yaslayacak ve ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir siyasi melce bulduğunun işaretidir..

Ülkücü Hareket üzerinden Türk milliyetçiliğini davasının bugünkü neferlerini azgınlıkla suçlamak, ihanetle eşdeğerdir..

Türk milliyetçiliğinin bilime aykırı olduğunu ileri sürmek Nihal Atsız’ı ve Alparslan Türkeş’i inkar anlamına gelir..

Türk milliyetçiliği en çetin mücadeleleri 12 Eylül 1980 öncesinde Başbuğ Alparslan Türkeş’in liderliğinde, “azgın” komünizme karşı vermiştir. Bu uğurda binlerce şehit vermiştir. Eğer bugün MHP ve Ülkücü Hareket’in durduğu yer azgın milliyetçilikse Başbuğ Alparslan Türkeş’li yıllar nereye konacaktır.”

“İÇİMİZDEN TOPLADIKLARI DÖNME VE DEVŞİRMELER…”

Semih Yalçın:

“Siyasette de devlet politikasında da maşeri vicdanın milliyetçi düşüncenin ışığında şekillenmesinden gocunanlar; aidiyet hislerini, mensubiyet şuurlarını sorgulamalıdır.

Sonuç olarak diyeceğimiz şudur:

MHP ve Ülkücü Hareketin Türk milliyetçiliği ülküsü yolunda bütün Türkiye’nin hayrına sürdürdüğü dinamik, etkin ve bir o kadar da kucaklayıcı ve birleştirici siyasi mücadele, kıyamete kadar sürecektir.

Bu kutlu kavgayı içimizden topladıkları birkaç dönme ve devşirmeyi istismar ve iğfal ederek sekteye uğratacaklarını sananlar, aldanmaktadır.”

TUĞRUL TÜRKEŞ’TEN ‘AZGIN MİLLİYETÇİLİK’ SÖZLERİNE YENİ AÇIKLAMA

AKP’li Tuğrul Türkeş:

“Dünyadaki yükselen milliyetçiliğe dikkat çekmek istedim. Onun için bunları yazdım. Yoksa geçen hafta yaşananların üstüne yazdığım bir şey değil.”

“BİR RAHATSIZLIĞIM YOK”

“Yazıklarınız tesadüf müydü o zaman”

Türkeş:

“Ama iyi geldi, ‘Bir rahatsızlığım var mıdır’ derseniz, hayır bir rahatsızlığım da yok. O da işaret etmek istediğim şeylerden biriydi. Ama ‘azgın milliyetçilik’ derken ABD’dekini de Almanya’dakini de kastediyorum. Orada Türk esnafa yönelik saldırılar da azgın milliyetçilik. Kürtçülük adına son 40 yıldır Türkiye’de bir ve beraber eşit vatandaş olarak yaşama yerine “Ben Kürt’üm” deyip ayrılıkçı bir zihniyet gütmek de azgın milliyetçilik. Hepsini kastediyorum.”

“HUKUKUN İŞLEMESİ LAZIM”

Türkeş:

“Hukukun işlemesi lazım orda. Şimdi bol keseden ‘şudur, budur’ demek doğru değil. Diyelim ki Türkiye’ye düşman yabancı bir servis burada iki üç maşa bulsa ve böyle bir faaliyeti yaptırıp bir partiye atfetmeye çalışsa bu hukuk işlemeden bunları anlayamayız ki biz..

Yine Tazmanya’dan örnek vereyim; diyelim ki Tazmanya’nın 600 yıllık bir komşusu var ama bölgesel de bir rekabetleri var. Oranın ajan provokatörleri buradaki bazı mafya bozuntusu tipleri harekete geçirip Türkiye’yi karıştırmak adına siyasilere saldırtsa ve bunun adresi olarak da başka bir partiyi gösterse bunu bilebilir miyiz? Bilemeyiz. Bunu kim bilecek? Hukuk. Onun için hukukun doğru, düzgün ve seri işlemesi lazım. Hukuk işleyecek ki yakalananlar, perde arkasında kimler var, kimlerin maşasıdır bunlar çözülecek ancak ondan sonra yorum yaparız..

Ama siz derseniz, ‘Hukuk tamamlandı, burada yabancı bir ajansın parmağı görünmüyor, X partisinin yöneticilerinin yürüttüğüne dair kanaat oluştu’ o zaman yorum yaparım, ama bugün böyle bir yorumu yapmak için bir gerekçe yok, mana da yok.

“Son olarak, MHP’nin AKP ile yaptığı ittifaktan ve izlediği çizgiden memnun musunuz? “Milli beka” söylemi var MHP’nin… ”

Türkeş:

“Çok subjektif bir konu, yorum yapmak zor… Ülkenin milli meselelerinde gerek sayın Bahçeli gerekse MHP’deki arkadaşlarımız sağlam bir duruş sergiliyorlar.”

Türkeş yazısında ne demişti?

“FİLİZLENEN BU AZGIN MİLLİYETÇİLİĞE KARŞIYIM”

“Azgın milliyetçiliğin hiçbir fikrî derinliği bulunmaz. Yarının Türkiye’siyle ilgili hiçbir fikri yoktur. Sözü de hareketi de salt kaba kuvvettir”

AKP Ankara Milletvekili ve Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı’nın (TÜDEV) yönetim kurulu başkanı TUĞRUL TÜRKEŞ:

“‘Azgın milliyetçilik’ olarak tanımladığım kavrama karşıyım..

Azgın milliyetçiliğin hiçbir fikrî derinliği bulunmaz. Yarının Türkiye’siyle ilgili hiçbir fikri yoktur. Sözü de hareketi de salt kaba kuvvettir.”

MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş’in oğlu olan Türkeş, TÜDEV’in resmi internet sitesinde “Azgın Milliyetçilik: 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde Dünya ve Türkiye’deki gelişmeler üzerine” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazısında hamaset eksenli milliyetçiliği “azgın milliyetçilik” olarak tanımlayan Türkeş, şunları söyledi:

“Etnik yahut kültürel bir “anti” tasavvur üzerinden kurgulanan hiçbir milliyetçiliğin varacağı nokta müspet olmaz, olamaz. Etnik köken-din-mezhep üçlüsü üzerinden bir “karşıtlık” zemininde yükselmek isteyen milliyetçilikler hüsrana uğramaya ve dahi hızlıca yere çakılmaya mahkûmdur. Tarih de akıl da sağduyu da böyle diyor..

Bu istikamette kısır popülizme, pratikte hiçbir karşılık üretemeyen kaba sloganlara ve salt hamasetten beslenmeye muhtaç bir milliyetçilik şablonunun dünya genelinde alan kazandığı aşikârdır..

Maalesef ki Türkiye’de de bu tip hamaset eksenli bir milliyetçiliğin – ki ben buna “azgın milliyetçilik” demeyi uygun görüyorum – sosyolojik tabanda kök salmaya yakın olabileceği tehlikesini görüyorum..

İçi tamamıyla boş, programsız ve dolayısıyla da “Tarihin Davetine” icabet edebilecek olgunluktan çok uzak bu formatın çağa yön vermek şöyle dursun çağı yakalaması bile mümkün değildir.”

“AZGIN MİLLİYETÇİLİĞE ISLAH”

 Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının geçmiş yüzyıllardaki bazı gelişmeler gibi tarihi tamamen değiştireceğini işaret eden TÜRKEŞ, şu ifadeleri kullandı:

“Dolayısıyla milliyetçilik, bilhassa da Türk milliyetçiliği, devrimlerin içinden süzülüp biçimlenecek yeni koşullardan mülhem meydana gelebilecek bilimsel, teknolojik, sosyo-ekonomik ve kültürel sorunlar çözülüp genel ilerlemenin hizmetine nasıl verilir bunun üzerinden düşünmeli ve davranmalıdır..

Ulus-devletlerin hâlâ canlı bir tarihsel kategori olduğu son salgınla birlikte mühürlenmiştir. Bu anlamda her milletin, kendi başına ürettiği bilim kadar, ürettiği teknoloji kadar, ürettiği sebze-meyve kadar, ürettiği egemenlik kadar özgür olabileceği anlaşıldı..

Söz konusu başlıklarda duraksamak ve planlama yapmak yerine, Türkiye’de Kürtler üzerinden ayrımcılık güden, Alevîler üzerinden mezhepçilik örgütleyen, Hristiyanlar ve diğer azınlıklar üzerinden dışlayıcılık geliştiren ve/veya Avrupa’daki popülist üstüncülüğün farklı bir varyantı üzerinden hesaplar yapan bir milliyetçilik, Türk milliyetçiliği olamaz. Olsa olsa, “azgın milliyetçilik” olur..

Toplum tabanında bu yönde birtakım düşünce kusurlarının, kimi reflekslerin olması, azgın milliyetçiliğe karşı yeni bir metot ve ıslah ihtiyacını ortaya çıkarmıştır..”

“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ARASINDA KÜRTLER, ARNAVUTLAR DA VAR ”

Türkeş:

“19 ve 20’nci yüzyıllarda Türk milliyetçiliğini ‘Türk milliyetçiliği’ yapanların arasında Kürtlerin, Arnavutların vb. farklı etnik köklerden insanlar olageldiği unutulmamalıdır..

Yine inançlı-inançsız, Sünnî-Alevi (veya Caferi) ve hatta bazı Hristiyan ve Musevîlerin de Türk milliyetçiliğinin fikrî omurgasının oluşumunda izi, emeği ve alın teri vardır,”

TÜRKEŞ, “azgın milliyetçiliğe” şu eleştirilerini dile getirdi:

“Azgın milliyetçilik bilime aykırıdır. Teknolojik dönüşümü kötüye kullanır. Her şeyin ötesinde bilginin, bilgi birikimin karşısında ve muhalifidir. Azgın milliyetçiliğin mahir olduğu tek şey şiddetli yıkımdır. Oysa Türk milliyetçiliği; “yapmak” üzerinedir; “inşa etmek”, “kurmak” ve “çözmek”tir. Yarını düşünmek ve onu hedeflemektir..

Dünya, Batı’sı ve Doğu’suyla yeniden uçurumların kenarında duruyor. Devrimleri kaldırabilecek olanlar var, kaldıramayacak olanlar var. Devrimleri hayra kullanacaklar var, şerre kullanacaklar var..

Türk milliyetçiliğine ve milliyetçilere düşen görev, tıpkı geçtiğimiz yüzyılın bu dönemlerindeki gibi, kendi özgün modelimizi örmek ve tarihin çarklarını geleceğe doğru döndürenlerden olmaktır.”

“SÖZÜ DE HAREKETİ DE SALT KABA KUVVETTİR ”

Yazısındaki görüşleri nedeniyle “filizlenen bu azgın milliyetçiliğe karşı olduğunu” vurgulayan TÜRKEŞ:

“Gerçek milliyetçiler olarak biliyoruz ki, azgın milliyetçiliğin gücü blöften ibarettir. Sözleri ve hareketleri palavradır. Azgın milliyetçiliğin hiçbir fikrî derinliği bulunmaz. Yarının Türkiye’siyle ilgili hiçbir fikri yoktur. Sözü de hareketi de salt kaba kuvvettir. Bu nedenle de milleti temsil edemez.” ifadelerini kullandı.

KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE EĞİLİMLERİ ARAŞTIRMASI

“Türk halkının büyük kısmı orta veya ileri düzeyde milliyetçi, muhafazakâr ve dindar!”

Araştırmaya göre toplumun büyük çoğunluğu kendisini milliyetçi ve dindar olarak tanımlıyor

En güvenilen kurum TSK

Araştırma sonuçlarına göre, Türk halkının en güvendiği kurumlar sıralamasında ilk üç sırada yine Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Jandarma ve Polis yer alırken bu yıl ilk kez ölçülen Türk Tabipleri Birliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği de üst sıralardan en güvenilen kurumlar listesine girdi. Listenin son basamaklarında RTÜK, TÜİK, ÖSYM yer alırken en az güvenilen kurum ise bu sene de değişmeyerek yüzde 31,9’luk oran ile medya kuruluşları oldu.

tsk.jpg
TSK en gücenilen kurumlar listesinde yine illk sırada / Grafik: khas.edu.tr / cafemedyam

Siyasi kutuplaşma artıyor

Araştırmaya göre Türkiye’de siyasal kutuplaşma olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 55,9 ile son dört yılın en yüksek rakamına ulaştı. Kutuplaşmanın ekseni olarak ise yüzde 42,9 oranı ile laik-dindar ve yüzde 28,6 ile sağ-sol ayrımı öne çıktı. Öte yandan, hükümet politikalarına bakış, ülkenin tercih edilen siyasi sistemi ve demokrasiye destek gibi konulardaki ayrımlar da siyasi kutuplaşmaya işaret etti.

kutuplasma.jpg
Toplumda kurtuplaşmanın arttığını düşünenlerin oanı artıyor / Grafik: khas.edu.tr / cafemedyam

Türkiye toplumu muhafazakâr, milliyetçi ve dindar

Milliyetçilik, dindarlık ve sağ-sol cetveli üzerinden yapılan değerlendirmelerde, Türk halkının büyük kısmının kendisini orta veya ileri düzeyde milliyetçi, muhafazakâr ve dindar olarak tanımladığı görülüyor. Buna karşılık araştırmada 18-20 yaş grubunda olanlar için tüm bu düzlemlerde diğer yaş gruplarına göre daha düşük düzeylerde ölçümler tespit edildi.

yelpaze.jpg
Toplumun büyük kesimi kendini miliyetçi, muhafazakâr ya da dindar olarak tanımlıyor / Grafik: khas.edu.tr / cafemedyam

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NDEN ARAŞTIRMA

“Muhafazakâr seçmen daha kararsız”

Prof. Dr. Süphan Nâsır:

“Partiler arasında beklenmedik oy kaymalarının yaşanabileceğini ifade etmeliyim. ”

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Pazarlama Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süphan Nâsır başkanlığında Dr. Onur Şahin ve Doktorant Erdeniz Erdem tarafından yürütülen seçmen tutum ve davranışları ile ilgili araştırmanın sonuçları ortaya çıktı.

Araştırmanın sonuçlarına göre:

  • CHP’li seçmenlerin yüzde 21’i kendilerini merkezde yüzde 15’i ise sağda tanımlarken yüzde 64’ü ise solda tanımlıyor.
  • AKP seçmenlerinin yüzde 32’si kendini merkezde tanımlıyor.
  • İYİ Parti seçmenlerinin ise yüzde 57’si kendini merkezde tanımlıyor.

Gelecek seçimler ile ilgili, merkez ve sağa yakın yeni partilerin de etkisiyle muhafazakâr seçmenlerin daha kararsız olduğunu belirten Prof. Dr. Süphan Nâsır, partiler arasında beklenmedik oy kaymalarının yaşanabileceğini ifade etti.

https://www.cafemedyam.com/2021/01/16/siyasete-kan-bulasti/

“ALTERNATİF PARTİ” YOKLUĞU

Sürmekte olan araştırmaya göre:

Türk seçmenlerin oy verdikleri siyasi partiye yönelik duygusal bağları sanıldığı kadar güçlü değil, araştırma sonuçlarında seçmenlerin karşıt görüşte oldukları siyasi partilerin güçlenmesine engel olabilmek gibi nedenlerle stratejik oy kullandıkları ifade edildi.

Prof. Dr. Süphan Nâsır, seçmenlerin oy verdikleri siyasi partiye duygusal bağlılıklarının zayıf olmasının bir nedeninin de oy vermeye değer iyi bir alternatif siyasi parti bulunmaması olarak yorumlanabileceğini belirtti. 

Seçmenlerin alternatif parti olmamasının sıkıntısını yaşadıklarını ortaya koyan araştırmada, “Sosyal demokrat seçmenler kadar muhafazakâr seçmenlerin de alternatifsizlik sorunu yaşadığı anlaşılmaktadır” denildi.

OPERASYONLARA DESTEK

Araştırmada öne çıkan bir diğer sonuç ise çoğu seçmenin taleplerini, önerilerini ya da karşılaştıkları sorunları iletmek için politikacılar, hükümet veya yerel yetkililer ile iletişim kurmaya istekli olmamaları.

Araştırmaya göre seçmenler hak ve özgürlüklerin korunması ve bireysel inanç özgürlüklerine saygılı olunması konusunda ortak görüş içindeler. Ayrıca terör olaylarına karşı Türkiye’nin her türlü harekat ve operasyonuna destek vermekte olduklarını ifade ettiler.

Prof. Dr. Süphan Nâsır her partinin farklı siyasi görüşte seçmene sahip olması, stratejik oy verme eğiliminin seçmenler arasında yaygın olması ve oy verilen partiye duyulan duygusal bağların zayıf olması gibi araştırmanın ön bulgularının göz önüne alındığında partiler arasında beklenmedik oy kaymalarının yaşanabileceğini belirtti.

Nâsır ayrıca 2018 genel seçimlerinde alternatifsizlik vurgusu yapan seçmenlerin, merkez ve sağa yakın yeni partilerin kurulması sonrası kararsızlık yaşamasının ve solda yeni parti kurma çalışmalarının yarattığı belirsizliğin de bu oy kaymalarında önemli bir etkiye sahip olacağına dikkat çekti.

Bin 500’e yakın katılımcının yanıt verdiği araştırmaya akademikcalisma.neocities.org linkinden katılabilirsiniz.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top