SAĞLIK

KORONAVİRÜS VARYANTLARI

Bilim insanları yeni bir virüs varyantının etkisini değerlendirirken en az üç etkeni göz önünde bulunduruyor: Hastalığın şiddeti, nasıl korunulacağı ve bulaşabilirliği.

YENİ KORONAVİRÜS VARYANTLARINA DAİR BİLDİĞİMİZ VE BİLMEDİĞİMİZ HER ŞEY

Sağlık muhabiri Andrew Joseph, bu varyantlara dair neler bilindiğini, neden bu kadar dikkat çektiklerini ve pandeminin gidişatı için ne anlama geldiklerini aktarıyor

Uzmanlar, pandeminin başından beri tavsiye ettikleri, sosyal mesafe, maske ve hijyen uygulamalarının yeni varyantlara karşı da sürdürülmesini istiyor (Unsplash)

KORONAVİRÜS VARYANTLARI TEK KELİMEYLE KAFA KARIŞTIRICI.

Şimdiye kadar önce Birleşik Krallık’ta, Güney Afrika’da, Brezilya’da ve belki şu sıralar Kaliforniya’daki farklı varyantları muhtemelen duymuş olmalısınız.

Bu durumu daha da karmaşıklaştıransa varyantların isimlerinin zor olması ve her biri tek başına yine tuhaf isimlere sahip mutasyonlar içeriyor.

Nihayetinde herkes şu kodlar arasındaki farkları anlamaya çabalıyor: B.1.1.7, 501Y.V2, E484K…

Sorun şu ki, bunların takipi zaten zorken yeni varyantların açığa çıkmasıyla durum daha da çetrefilli hale gelecek..

Utah Üniversitesi’nden koronavirüsler üzerine çalışan virolog Stephen Goldstein:

“Bu artık bir oyuna dönüştü: Haftanın mutasyonu oyunu” yorumunu yapıyor.

Sağlık haberleri sitesi STAT’tan Andrew Joseph, bu varyantlara diar neler bilindiğini, neden bu kadar dikkat çektiklerini ve pandeminin gidişatı için ne anlama geldiklerini anlatıyor:

VARYANTLAR NEDEN MANTAR GİBİ BİTMEYE BAŞLADI?

Aslında Kovid-19’a yol açan SARS-CoV-2 virüsü, tüm virüsler gibi, hep mutasyona uğruyordu. Bu mutasyonların çoğu virüste kayda değer değişikliklere yol açmıyor ve hatta bazıları varyantın ortadan kalkma ihtimalini arttırarak virüs için zararlı da olabiliyor.

Ancak ara sıra bir mutasyon ya da mutasyonların bir araya gelmesi, yeni bir formunu ortaya çıkararak virüsün daha kolay bulaşmasını veya daha hızlı yayılmasını sağlayabiliyor. Bu yeni varyant virüsün önceki biçimlerini geride bırakarak baskın form haline gelebilir.

Örneğin, pandeminin başlarında D614G ismiyle bilinen bir mutasyon virüsün bulaşıcılığını arttırmış gibi görünüyor. Bu mutasyona sahip varyantlar dünya genelinde en yaygın görülenler haline geldi.

Virüs sürekli değişiyor ama bu tarz varyantların ortaya çıkmasının başka nedenleri de var. İnsanların Kovid-19’a karşı daha savunmasız olduğu pandeminin ilk günlerinde, herhangi bir bulaşıcı varyantın yayılması epey kolaydı. Ancak belirli coğrafyalardaki insanların hastalığı atlatma (ya da aşılanma) yoluyla daha dirençli hale gelmesi, virüs üzerindeki seçilimsel baskıyı arttırdı. Bu durumda virüsün yeni konaklar (bu durumda bizler) bulması mümkün olmayabiliyor. Fakat yayılmasını sağlayan mutasyonları taşıyan varyantlar buna rağmen bulaşabiliyor ve harekete edebiliyor.

Imperial College London’da enfeksiyon hastalıkları kürsüsü başkanı Wendy Barclay şunları söylüyor:

“Bir yılda, dünyanın bazı bölgelerinde varyantların ortaya çıkma ve yayılması mümkün kılan uyum başarısını yakalamasına yetecek doğal bağışıklık yoğunluğuna ulaştık.”

SARS-CoV-2 virüsü 2019’un sonunda saptandığında, son 20 yılda acil sağlık durumu yaratan diğer koronavirüslerle (SARS ve MERS) kıyaslandığında bile insanlara bulaşma kabiliyeti açısından epey donanımlı durumdaydı.

Scripps Araştırma Enstitüsü’nden enfeksiyon hastalıkları uzmanı Kristian Andersen:

“SARS ve MERS’le kıyaslandığında halihazırda epey kabiliyetliydi ancak bu daha kabiliyetli olamayacağı anlamına gelmiyor. Ve şu anda gözlemlediğimiz şey de bu.”

Birleşik Krallık’ta ortaya çıkan B.1.1.7 isimli varyantın bağışıklığı bozulmuş ve nadir kronik bir vakaya sahip bir kişiden geldiği düşünülüyor. Çünkü bu durum virüsün söz konusu kişinin vücudunda haftalarca, belki aylarca çoğalarak mutasyonlar biriktirmesi için bir kuluçka ortamı sağlıyor. Bu hipoteze göre virüs o kişiden başkalarına yayılıyor.

VİRÜS HER ZAMAN DEĞİŞİYORSA BU VARYANTLAR NEDEN TEHLİKELİ?

Şimdilik Birleşik Krallık’ta, sonra Güney Afrika’da ve Brezilya’da (Brezilya’da bilim insanlarının yakından takip ettiği en az iki varyant bulunuyor) ortaya çıkan varyantlara odaklanılıyor.

Zira bunların hepsi bulaşma kabiliyetini artırabilecek ya da sorunlara yol açabilecek bazı özellikler barındırıyor. Dahası birbirlerinden bağımsız olmalarına rağmen bazı ortak mutasyonlara sahipler. Bilim insanlarına göre, bu bahsedilen mutasyonların bazı evrimsel avantajlar sağlayabileceğine işaret ediyor.

Bilim insanları yeni bir virüs varyantının etkisini değerlendirirken en az üç etkeni göz önünde bulunduruyor: Hastalığın şiddeti, nasıl korunulacağı ve bulaşabilirliği.

Şimdilik bu varyantlardan hiçbiri hastalarda Kovid19’un ilerleyişini, yani şiddetini etkiliyor gibi durmuyor. İnsanların var olan SARS-CoV-2 bağışıklıklarının korunup korunmayacağı ve aşıların işe yaramaya devam edip etmeyeceği ise biraz karmaşık.

Araştırmacılar aşıları mutasyonlara ve varyantlara karşı test ediyor. Bu sonuçlar gelecek haftalarda gelecek. Uzmanların çoğu aşıya dair son derece olumlu bir yaklaşım sergiliyor.  Çünkü aşılar virüsün farklı kısımlarını tanıyacak ve hedefleyecek çok yönlü bağışıklıkları tetikliyor. Bu nedenle tek mutasyonun yol açtığı değişikliklerin, virüsü, aşılamanın ürettiği koruyucu antikorların hepsine karşı görünmez kılması ihtimali düşük. Bir mutasyon aşıların etkililiğini bir miktar düşürse bile aşılar epey güçlü. Tesirleri biraz azalsa bile gayet işe yarayabilirler.

Bilim insanları virüsün eninde sonunda virüsün aşıların güncellenmesini gerektirecek mutasyonları biriktireceğini düşünüyor ancak bu aşı üreticileri için o kadar da zor bir süreç değil. Ancak görünen o ki, pek çok araştırma yürütülmesine ve bazılarının diğerlerine göre daha kaygı verici olmasına karşın henüz bu noktada gelmedik.

İnsanların yeni varyantlarla yeniden hastalanabileceğine, daha doğrusu yeniden hastalanmaya daha yatkın hale gelebileceğine dair kaygılar bulunuyor. Laboratuvar deneylerinde, Güney Afrika ve Brezilya’da saptanan varyantlarda var olan E484K isimli bir mutasyonun hastalığı geçirmiş bazı kişilerde üretilen antikorları aşabileceğine dair çalışmalar var.

Güney Afrika’daki bilim insanları, ülkedeki ilk dalga sırasında hastalığa yakalanan bazı kişilerdeki antikorların şu anda yayılan son varyantı tanımadığını bildiriyor. Ancak varyantın aşıyla sağlanan bağışıklığa karşı koyup koymadığına dair bilgi yok.

Diğer taraftan Brezilya’da virüsün zaten çok ağır etkilediği bir bölgedeki artan sayıda vaka, mevcut korumayı aşıp insanları yeniden enfekte edebilen P.1 isimli farklı bir varyant nedeniyle kaygı yaratıyor.

Bulaşma kabiliyeti söz konusu olduğunda ise, ortaya atılan tahminler epey geniş bir yelpazade. Ancak genel olarak bu varyantların daha kolay yayıldığı düşünülüyor.

DAHA BULAŞICI BİR VİRÜSÜN SONUÇLARI NE OLUR?

Daha bulaşıcı bir varyant, daha fazla kişiye daha hızlı bulaşabildiği için önleme çalışmaları başlayana kadar toplamda daha fazla vakaya yol açabilir. Kişilerin bireysel anlamda daha ağır hastalanması söz konusu olmasa bile sonuç, daha fazla hastaneye yatış ve ölüm oluyor.

Daha hızlı yayılan virüsler aynı zamanda toplumun sürü bağışıklığıyla korunması için daha bağışık nüfusun da daha kalabalık olmasını gerektiriyor. Yani aşı çalışmalarının daha fazla kişiye ulaşması gerekecek.

Bu aynı zamanda, bu bulaşıcı varyantların, sürü bağışıklığına ulaşmamış olsa bile SARS-2’nin dolaşımını azaltmaya yetecek kadar bağışık kişinin bulunduğu topluluklarda yayılabileceği anlamına geliyor.

BİLİM İNSANLARI BU VARYANTLARA DAİR NE YAPIYOR?

Araştırmacılar genetik dizileme verilerini tarayarak sorun çıkarabilecek olası diğer varyantları da arıyor. Ancak bazı uzmanlar yeni varyantların yeterince bilgi elde edilmeden duyurulmasının yarar sağlamadığını düşünüyor. Çünkü çok sayıda mutasyon keşfedilmeye devam edecek ama bunların her birinin anlamını çözmek vakit alabilir.

Örneğin Kaliforniya’da yetkililer pazar günü L452R varyantını masaya yatırmak üzere bir basın toplantısı düzenledi. Bu varyant aralık ayının ilk yarısında eyalette dizilenen numunelerin yüzde 3,8’ine denk gelirken ocak ayıyla birlikte oran artarak yüzde 25,2’ye ulaştı.

Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco’dan (UCSF) virolog Charles Chiu şöyle dedi: 

“Daha bulaşıcı olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Ancak daha bulaşıcı olma olasılığı taşıması kaygı verici.”

Diğer uzmanlarsa böyle bir iddianın doğrulanması için daha fazla kanıt gerektiğini söylemekte gecikmedi. Varyant Kaliforniya’da ilk kez mayıs ayında görüşmüştü ve eyaletteki vaka sayıları genel olarak düşük seviyelerdeyken varyantın oranı da düşük kalmıştı. Ardından eyaletin daha büyük salgınlar yaşamasıyla birlikte bu oran da arttı.

Bu da söz konusu artışa varyantın neden olduğu yanılgısını doğurabilir. Goldstein’a göre, yeterli veri olmadan bunu söylemek mümkün değil.

HALK BU KONUDA NE YAPABİLİR?

Uzmanlar aylardır tavsiye edilen, aynı önlemlere bağlı kalınmasını istiyor. Belki kumaş bir ağız örtüsü yerine daha iyi bir maske alınabilir ve imkan bulan kişiler aşı olabilir.

Halk sağlığı uzmanları yeni varyantların dünya genelindeki salgın artışlarından tek başına sorumlu olmadığının altını çiziyor. Vakalarda kısa süre önce yaşanan artış aslında kuralların uygulanmamasından veya önlem alınmamasından kaynaklandı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün acil durumlar programı direktörü Mike Ryan şunları ifade etti: 

“Bunu virüs yaptı demek ve suçu sadece yeni varyantların üzerine atmak çok kolay. Ne yazık ki onun yaptığı değil, bizim yapmadıklarımız söz konusu. Virüste tanımlanan varyantlar bu işi zorlaştırsa da bireysel anlamda kendimize düşen payı kabul etmek zorundayız, aynı zamanda toplumlar ve yönetimler olarak virüsün kontrolden çıkmasındaki sorumluluğumuzu fark etmeliyiz.”

KOVİD-19 GEÇİRENLER VE AŞI OLANLAR DA YENİ VARYANTLARA YAKALANABİLİR Mİ?

Güney Afrika varyantını araştıran Doç. Dr. Penny Moore:

“Sanırım alarma geçme vakti geldi” diye konuştu

Güney Afrika ve Brezilya varyantlarına yönelik araştırmalar, yeniden enfeksiyon ihtimalini akla getirdi (Unsplash)

Yeni araştırmalar, Güney Afrika’da ve Brezilya’da bulunan iki yeni koronavirüs varyantının, daha önce Kovid-19 geçirmiş veya aşılanmış kişilerde oluşan korumadan kısmen kaçabileceğini gösterdi ve yeniden enfeksiyon şüphesi yarattı.

Araştırmalardan biri Güney Afrika’daki Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nden Doç. Dr. Penny Moore liderliğinde, diğeri ise Imperial College London ve Oxford Üniversitesi’nde çalışan virolog Nuno Faria liderliğinde yürütüldü.

Güney Afrika’da yürütülen çalışma laboratuvar ortamında gerçekleştirildi ve Güney Afrika varyantının, enfeksiyonu daha önce geçirmiş kişilerin vücudundaki antikorlardan kaçabileceğini gösterdi.

Brezilya varyantıyla ilgili araştırmanınsa henüz ön bulguları yayımlandı. Bulgular, Brezilya’da koronavirüs vaka sayısının son dönemde yeniden artmasının ardında yeni varyantın olabileceğini düşündürdü.

“ALARMA GEÇME VAKTİ”

Güney Afrika varyantı:

501Y.V2 isimli ilk varyant, ekim ayında Güney Afrika’da bulunmuştu. Bu nedenle “Güney Afrika varyantı” diye bilinen tür, şimdi 10’dan fazla ülkede bulunuyor.

Güney Afrika’daki Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nden Doç. Dr. Penny Moore, “Sanırım alarma geçme vakti geldi” diye konuştu.

Duke Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Virolog David Montefiori ise “Penny’nin verilerine dayanarak, aşının etkisinin bir şekilde azalabileceğini söyleyebiliriz ama ne kadar azalacağını bilmiyoruz” dedi.

Montefiori, yeni araştırmanın, önceden enfeksiyon geçirmenin veya aşın olmanın, yeni bir varyanta karşı koruyup korumayacağına dair ciddi şüphe uyandıran ilk çalışma olduğunu ekledi.

Montefiori:

“Bağışıklık tepkisinden kısmen kaçabilen, aşıdan kısmen kaçabilen bir varyanta dair ilk kez endişe duyuyorum.”

Öte yandan iki uzman da insanların her şeye rağmen aşı olması gerektiğini vurguladı. Uzmanlara göre aşılar, virüsün diğer varyantlarına karşı son derece etkili ve muhtemelen yeni varyanta karşı da bir miktar koruma sağlayacak.

Bunun yanında araştırma, henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi ve bir tıp dergisinde yayımlanmadı; hakem onayı bekleyen makalelerin yayımlandığı Birorxiv isimli internet sitesinde erişime açıldı.

Diğer yandan, dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarlar yeni varyantları incelemeye devam ediyor ve bulguları önümüzdeki birkaç hafta içinde açıklamaya hazırlanıyor.

“GÜNEY AFRİKA VARYANTI İKİ KOLDAN KAÇIYOR”

Yeni çalışmada Moore ve meslektaşları, Kovid-19 geçiren 44 kişiden kan örnekleri aldı. Bu kişilerin neredeyse hepsi eylül ayından önce, yani varyantın Güney Afrika’da görülmesinden önce virüsü kapmıştı.

Bu nedenle araştırmacılar, katılımcılarda bulunan antikorların yeni varyantla savaşıp savaşamayacağını görmek istedi. Ve 44 kişinin yaklaşık yarısındaki antikorların yeni varyanta karşı güçsüz kaldığı görüldü.

Diğer yarısında ise antikor tepkisi zayıftı ama tamamen ortadan kalkmamıştı. Analizler, en güçlü antikor yanıtının Kovid’i daha şiddetli geçirenlerde görüldüğünü ortaya koydu.

Araştırmacılara göre anikorların zayıflamasının sorumlusu, koronavirüsün insan hücrelerine girmek için kullandığı sivri uçların iki farklı kısmında meydana gelen mutasyonlardı.

“Bu, bağışıklık sisteminden iki kollu bir kaçış” diyen Moore, bunların laboratuvarda elde edilen bulgular olduğunu ve Kovid’i atlatan kişilerin yeni varyantla yeniden enfekte olup olmayacağını tam olarak belirlemek için daha fazla araştırma gerektiğini vurguladı.

Zira söz konusu antikor tahlilleri, Kovid’i atlatan veya aşı yaptıran kişilerde görülen diğer bağışıklık tepkilerini içermiyor. Bağışıklık sisteminin koronavirüsle savaşma yöntemi de antikorlardan ibaret değil. Çünkü T-hücreleri ismi verilen başka bağışıklık tepkileri de var.

GÜNEY AFRİKA’DAKİ BULGULAR AŞILAR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Moore ve ekibi şimdi aşıların etkinliğini daha iyi anlamak için aşılanmış kişilerden de kan örnekleri topluyor.

Moore, “Enfeksiyonu zaten geçirmiş kişilerden elde edilen verilerin, aşılar içinde tehlike işareti olduğunu düşünüyorum. Bunu öğrenmek için de test yapmalıyız” ifadelerini kullandı.

Virolog Montefiori de aynı fikirde olduğunu belirtti:

“Aşılanan kişilerden gelecek bulguların, daha önce enfeksiyon geçirmiş kişilerden farklı olacağını düşünmek için nedenim yok.”

“ABD’DEKİ AŞILAR GÜÇLÜ OLDUĞU İÇİN BÜYÜK DARBE ALMAYACAK”

Montefiori, aşıların da büyük olasılıkla darbe alacağını ama bunun çok da büyük bir darbe olmayacağını aktardı. 

ABD’de kullanım izini verilen iki aşının epey güçlü olduğunu söyleyen uzmana göre, yeni varyantın aşı etkinliğinde neden olduğu azalma, bu yüzden muhtemelen yıkıcı olmayacak.

Montefiori:

“Pfizer ve Moderna aşılarının yüzde 95 etkili olduğunu unutmamalıyız. Bu olağanüstü bir etkinlik düzeyi. Etkinlik oranı yüzde 90, 80 veya 70’e düşse bile, bu oranlar hala çok iyi. Salgın üzerinde büyük ölçüde etkili olacaktır.”

Uzmanlar yeni varyantın Güney Afrika’da baskın varyant haline geldiğini ifade ediyor. Ancak Montefiori, diğer 13 ülkede az sayıda vakada bulunduğuna işaret ediyor.

Birleşik Krallık’ya yeni varyantla enfekte olmuş 45 kişi bulundu. Bu sayı Botsvana’da 6, Japonya’da 5, Almanya’da 4; Fransa, Avustralya, İsviçre ve Finlandiya’da 2; İsveç, Güney Kore, Norveç, İrlanda ve Hollanda’da ise 1 olarak belirlendi.

BREZİLYA VARYANTINDA DA BENZER ŞÜPHELER OLUŞTU

Aralık 2020’de Brezilya’nın Manaus kentinde Kovid-19 vakalarının yeniden artması bilim insanlarını şaşırtmıştı. Imperial College London ve Oxford Üniversitesi’nde çalışan virolog Nuno Faria da o bilim insanlarından biriydi.

Virolog, önceki çalışmalarından birinde, şehir sakinlerinin 4’te üçünün zaten Kovid geçirdiğini ortaya koymuştu. Uzmana göre bu oran, sürü bağışıklığı için fazlasıyla yeterliydi.

Faria, kent hastaneleri yeniden dolmaya başlayınca uygun bir açıklama bulmak için örnek toplamaya başladı. İncelemelerin ön sonuçları 12 Ocak’ta virological.org isimli internet sitesinde yayımlandı.

Bulgulara göre, Manaus’ta aralık ayının ortalarında toplanan 31 örnekten 13’ünde, P1 adı verilen yeni bir varyantın bulunduğu tespit edildi.

Uzmanlar, bu bulguları iki şekilde değerlendiriyor. İlk ihtimal P1’in, 2020’nin başında yayılan baskın koronavirüsün yarattığı bağışıklık tepkisinden kaçtığı.

İkinci ihtimale göreyse yeni varyant o kadar bulaşıcı ki yüzde 75 oranında korunan nüfuslarda bile yayılabiliyor.

Uzmanlar, 20 mutasyon barındıran P1 varyantının, Brezilya’dan Japonya’ya seyahat eden kişilerde de tespit edildiğini belirtiyor.

İLGİLİ HABER

STAT – Sağlık muhabiri Andrew Joseph

Independent Türkçe için çeviren: Umut Can Yıldız

Independent Türkçe, CNN, ScienceMag, STAT Derleyen: Çağla Üren

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top