GÜNDEM

DEMİRTAŞ’IN ‘SİYASİ SAİKLERLE TUTUKLANDIĞI VE DERHAL SERBEST BIRAKILMASI’…

“Oysa kendisi 3 kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Sizin haksızlık saydığınız bir uygulamaya karşı yargı yeri sayarak başvurduğunuz bir yeri nasıl olur da bu kadar basit değerlendirebiliyorsunuz? Yetkiler elimize geçti, ben ne desem o olur demekle olmaz. Burası bir hukuk devleti. Hukuk ne derse o olur..”

AVRUPA PARLAMENTOSU’NDAN ORTAK KARAR TASARISI: “DEMİRTAŞ ACİLEN SERBEST BIRAKILSIN!”

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda “Selahattin Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların durumu” konulu oturum düzenlendi.

Oturumun ardından onaylanan ortak karar tasarısında, Demirtaş’ın acilen bırakılması istendi.

Oturumda, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile o sırada görüşmede olan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell adına AB Komisyonu’nun eşitlikten sorumlu üyesi Helena Dalli, milletvekillerinin ardından bir konuşma yaptı.

Dalli, AB’nin Türkiye’deki insan hakları konusunda endişelerini defalarca ilettiğini, eksikliklerin giderilmesine yönelik tavsiyelerin Komisyonun Türkiye hakkındaki yıllık raporunda yer aldığını söyledi.

“KARARLAR ENDİŞE VERİCİ”

Türkiye’de Anayasa Mahkemesi ve AİHM’nin Demirtaş’ın haklarının ihlal edildiği yönünde karar aldığını ifade eden DALLI, HDP’li belediye başkanları hakkında alınan kararların endişe verici olduğunu söyledi.

Dalli, Türkiye’nin terörle mücadelesinin meşru hak olduğunu ancak hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel haklara da uyma sorumluluğu bulunduğunu söyledi.

ORTAK KARAR TASARISI ONAYLANDI

Oturumun ardından AP’de “Türkiye’deki insan hakları, Demirtaş ve diğer siyasi tutukluların durumu” hakkında siyasi grupların ortak karar tasarısı oylandı.

Kabul edilen tasarıda, eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş’ın acilen salıverilmesi, Figen Yüksekdağ ve Demirtaş hakkındaki suçlamaların düşürülmesi istenerek, AİHM’nin Demirtaş davasıyla ilgili kararları hatırlatıldı.

Demirtaş’ın yanı sıra insan hakları savunucuları, avukatlar, gazeteciler, siyasetçiler ve akademisyenler hakkındaki davaların AB yetkilileri,  kurumları ve AB üyeleri tarafından Türk muhataplarıyla temaslarında gündemde tutulması talep edilen tasarıda, bu kişilere destek verilmesi istendi. 

NE OLMUŞTU?

“KARARIN UYGULANMAMASI DURUMUNDA TÜRKİYE İÇİN YAPTIRIMLAR KAPIDA”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ‘siyasi saiklerle tutuklandığı ve derhal serbest bırakılması’ yönünde karar vermesi iktidar tarafından tepkiyle karşılandı.

Avukat Turgut Kazan:

” Kararın uygulanmaması durumunda Türkiye için yaptırımlar kapıda.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 4 yılı aşkın süredir cezaevinde tutulan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için verdiği ihlal kararı Erdoğan tarafından tepkiyle karşılandı..

Erdoğan:

 “AİHM’nin Selahattin Demirtaş hakkındaki karara da değinmek istiyorum. Sadece burada verilen kararlar mahkemelerimiz tarafından değerlendirilir..

AİHM bu kararı iç hukuk yolları tüketilmeden alarak istisnai bir uygulama yapmıştır. Kaldı ki biz bireysel başvuru adımını attığımız zaman Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin tüm yolları tüketme unsuru olarak gördük. Ondan sonra AİHM devreye girebilir. Bu şekilde bu adım atıldı. Şimdi görüyoruz ki tüm yollar tüketilmeden AİHM bu kararı almıştır. Bu adımlar tamamıyla siyasidir. Bunun da  gerekçesini biliyoruz. Resmen çifte standarttır, hatta iki yüzlülüktür.”

Kararın uygulanmaması durumunda Türkiye için hukuki yaptırımlara neden olacağını belirten hukukçular Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Peki karar uygulanmazsa ne olur?

KONSEY ÜYELİĞİ ASKIYA ALINABİLİR

İstanbul Barosu’nun eski başkanlarından TURGUT KAZAN, kararın acil bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizerken şunları söyledi:

“Bizim dilimize çevirirsek bu karar büyük kurul kararıdır. Burada daire kararından farklı bir durum söz konusu. Daire kararına ilgili devletin itiraz hakkı vardır, o yüzden daire kararını uygulamak ayrı bir değerlendirmeyi gerektirir. İlgili ülke daire kararına itiraz edecekse kararı uygulamak zorunda değildir. İtirazın sürecini beklemek gerekir. Eğer hukuka bağlı bir devlet olsa, daire kararına itiraz etse bile söz konusu kişiyi bırakır sonra itirazını yapar. Tabii Türkiye gibi bir ülkeden bunu beklemek mümkün değildir..

Büyük kurul kararı ise kesindir, mutlak uygulanması gerekir. Türkiye öyle bir süreç yaşıyor ki hukukun zerresi kalmamıştır. Hal böyle olunca hukukçuların durumu daha da zorlaşıyor. Çünkü hukukçu, hukuksal bir değerlendirme yapacak. Hukuksal değerlendirmenin adı mutlak uygulama olacak. Hukukun zerresinin kalmadığı bir ülkede hukuk mutlak uygulanacaktır demenin ne anlamı var?..

Bugün de sayın cumhurbaşkanı konuyla ilgili görüşünü açıkladı. Oysa kendisi 3 kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Sizin haksızlık saydığınız bir uygulamaya karşı yargı yeri sayarak başvurduğunuz bir yeri nasıl olur da bu kadar basit değerlendirebiliyorsunuz? Yetkiler elimize geçti, ben ne desem o olur demekle olmaz. Burası bir hukuk devleti. Hukuk ne derse o olur..

Sonrası Türkiye için çok zor bir soru..

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi büyük kurulu karar verdiği için artık mahkemenin yapacağı bir şey kalmamıştır. Çünkü mahkeme yapacağını yapmıştır. Bundan sonrası Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yetki alanına girer..

Bakanlar komitesi mahkeme gibi hareket edemez. Türkiye bunu uygulasın diye biraz bekleyecektir. Kurallara göre Türkiye’nin önce Avrupa Konseyi üyeliği askıya alınır. Sonra da ihraçla karşı karşıya kalır. Bunun süreci ne kadar olur belli değil fakat Türkiye için hoş olmayan bir süreç başlar. Ben bir hukukçu olarak büyük bir mahcubiyet duyuyorum. Sayın cumhurbaşkanın Avrupa ile ilişkileri sıcak tutma yolunda açıklamalar yaparken Avrupa Konseyi’nden dışlanmakla karşı karşıya kalınması da ciddi bir sorundur. Bunu daha önce Azerbaycan yaşamıştır. Türkiye’nin bunu yaşaması Azerbaycan’ın yaşamasından çok farklı olacak.”

AZERBAYCAN ÖRNEĞİ…

Kazan’ın verdiği Azerbaycan örneği ise şöyle:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2019’da tarihi bir karara imza atarak, kendisi tarafından alınan kararı uygulamayan Azerbaycan’ı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal ettiğine hükmetti.. 

Azerbaycan’da rejime muhalif yazılarıyla tanınan Ilgar Mammadov Şubat 2013’te gözaltına alınmış ve “kamu düzenine aykırı davrandığı” gerekçesiyle Mart 2014’te 7 yıl kapalı hapis cezasına mahkum edilmişti..

Mammadov hakkındaki yargı süreci 2013’te AİHM gündemine taşındı. AİHM, 22 Mayıs 2014’te açıkladığı kararında, Mammadov’un özgürlük, emniyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna vardı. Ancak daha da önemlisi Mammadov’a yönelik yargı sürecinin “siyasi nedenlerden kaynaklandığına” hükmetti. Mahekeme, “Mammadov’un susturulmak için veya hükümeti eleştirdiği için cezalandırıldığını” söyledi.

Ancak Azerbaycan, AİHM’in bu kararını uygulamadı..

AİHM kararlarının uygulanışını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Mammadov dosyasını Aralık 2014’ten itibaren incelemeye aldı. Karara uyması için Bakü’ye defalarca çağrıda bulundu, ara kararlar verdi. AİHM kararı gereği Mammadov’un koşulsuz serbest bırakılmasını istedi. Bakü yönetiminin bu çağrı ve kararlara kayıtsız kalması üzerine Ekim 2017’de bir ilke imza attı ve Mammadov kararındaki hükümleri yerine getirmediği için Azerbaycan’ı AİHM’e şikayet etti.

Böylece Bakanlar Komitesi, AİHS’de 2010 yılında yapılan değişiklik ile AİHM kararlarını yerine getirmemekte ısrar eden bir devleti ilk kez AİHM’ye şikayet etti..

Bakanlar Komitesi’nin bu baskısı üzerine Mammadov Ağustos 2018’de şartlı salıverilmiş, Azerbaycan Yüksek Mahkemesi de Mart 2019’da Mammadov’un cezasında indirim yaparak tamamen serbest kalmasını sağlamıştı. AİHM ise Mammadov’un AİHM kararının kesinleşmesinin ardından 4 yıl boyunca hapiste kaldığına işaret edip, Azerbaycan’ın AİHM kararının sonuçları ve ruhuyla uyumlu biçimde ve iyi niyetli davranmadığı tespitini yapmıştı. AİHM, Bakü’nün, AİHS’nin “Kararların Bağlayıcılığı ve İnfazı” başlıklı maddesinin birinci bendine aykırı davrandığına hükmetti.

Böylece Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin aldığı karar sonrası Azerbaycan’ın konseydeki varlığı tartışma konusu oldu. İzlemeye alınan Azerbaycan her ne kadar muhalif kişilere ve Mammadov’a serbest bırakarak tazminat ödese de kararı geç aldığı için Azerbayca’ın Avrupa’daki sicili sekteye uğradı..

Hukukçular de Demirtaş kararının uygulanmaması durumunda Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinin bozulabileceğini, Avrupa Konseyi’nden çıkarılabileceğinin altını çiziyor.

https://www.cafemedyam.com/2020/12/23/aihmden-hak-ihlali-karari/

AİHM’nin DEMİRTAŞ KARARI…

– AİHM’nin “Selahattin Demirtaş tahliye edilmeli” kararı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tahliye istemeleri ikiyüzlülük. AİHM bizim iç mahkemelerimiz yerine karar veremez” dedi. AİHM’de yıllarca görev yaptınız, AİHM kararları bizim için ne kadar bağlayıcı?

Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen:

“Bizim iç mahkemelerimiz yerine karar veremez” deniyor ama AİHM böyle bir şey yapmıyor zaten. Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesine karar verecek olan tabii ki Türk mahkemesi. AİHM şunu yapıyor: Ortada Türkiye’nin taraf olduğu bir sözleşme var. Bu sözleşmenin ihlal edilip edilmediğine bakıyor ve “İhlal edilmiştir” diyor. O zaman Türkiye’nin yükümlülüğü, bu ihlali ortadan kaldıracak tedbirler almak. AİHM, kararında, bunun nasıl yapılacağını da söylüyor…”

– Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakarak…

Rıza Türmen:

“Evet. Yapılması gereken budur diyor. Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olduğu için bir yükümlülüğü var. Bir taahhüt altına girmiş. Bununla da yetinmemiş, anayasasının 90’ıncı maddesine bir paragraf eklemiş. Burada da demiş ki, “AİHM kararlarıyla Türkiye’deki yasalar çelişirse AİHM kararlarına öncelik verilir…” Yani AİHM Türk hukukunun bir parçası. Yabancı bir mahkeme değil… Sözleşmenin 46. maddesi çok açık: “Taraflar, bu sözleşme gereğince AİHM kararlarına uymakla ve bu kararları uygulamakla yükümlüdür.” Şimdi başka bir şey var.

– Dün İçişleri Bakanı Soylu “AİHM’nin aldığı kararın hiçbir anlamı yoktur” dedi…

Rıza Türmen:

“Bu söz, Türkiye’nin sözleşmeye attığı imzanın hiçbir anlamı yoktur gibi bir kapıya çıkar. Attığı imzaya değer vermeyen, kendi imzanızı küçülten bir söylem bu.”

– Biz “AİHM kararına uymayacağız” deme hakkı var mı?

Rıza Türmen:

“Hayır, yok… Çünkü sözleşmenin hükmü çok açıktır.”

– Derse ne olur?

Rıza Türmen:

“AİHM’nin emrinde kararları uygulatacak bir polis gücü yok. Onun yerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi var. AİHM, kararlarında ihlali tespit eder ve orada bırakır. Kararın nasıl uygulanacağı Bakanlar Komitesi’ne aittir. Bazı çok önemli kararlarda AİHM kararı uygulamada ne yapılacağını da söyler ki bu kararda bunu yapmış, ‘serbest bırakılmalı’ demiş. Bunu söylemesi önemli, çünkü Bakanlar Komitesi siyasi bir organ. Oradaki siyasi tartışmaları keser.”

– Ne yapar?

Rıza Türmen:

“Kararı kabul eder, arkasından gerekirse AİHM’ye üçte iki çoğunlukla yeniden gönderir. Bakanlar Komitesi yılda dört kez toplanıyor. Bu dört kez de dosyayı açık tutar, her seferinde büyükelçiye ‘Ne yaptınız’ diye sorar. Türkiye bu kararı nasıl uygulayacağını gösteren bir plan vermek zorundadır. Yapılacak bir tek şey derhal serbest bırakılması…”

– İktidarın açıklamalarını nasıl okuyorsunuz?

Rıza Türmen:

“Hukuk devletiyle ilgili bir sorun var olarak okuyorum. Eğer hukuku rafa kaldırdıysanız mahkeme kararlarını da uygulamazsınız.”

REFORMU HATIRLATMASI

– Cumhurbaşkanı “Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı düşünüyoruz” demişti. AİHM kararlarının uygulanması Avrupa ile ilişkilerde ne kadar önemli bir yer tutar?

Rıza Türmen:

“Avrupa bir değerler bütünüdür. Bu değerler bütününün içinde hukuk devleti de var. AİHM , Avrupa’da çok önemli bir organ. Avrupa Birliği tarafından da çok saygıdeğer. AİHM kararını uygulamayan bir Türkiye’de hukuk reformundan söz ediliyor. Hiç inandırıcı olmuyor.”

– Erdoğan’ın şu sözleri önemli: “Demirtaş ile ilgili hüküm, aynı mahkemenin mesela İspanya’daki Batasuna Partisi kararındaki gerekçelerle açıkça çelişmektedir. Mahkeme, Batasuna davası kararında, bırakınız şiddet eylemlerini açıkça kınamamanın dahi cezaya konu suç sayılabileceğine hükmetmiştir. Terör örgütünün şiddet eylemini kınamamayı teröre destek olarak kabul eden bir mahkemenin, 6-8 Ekim 2014’te 39 vatandaşımızın hunharca katledilmesiyle sonuçlanan bir eylemin baş sorumlusunun tahliyesini istemiş olması, ikiyüzlülüktür.”

Rıza Türmen:

“Batasuna’yla bu davayı karıştırmamak lazım. Batasuna, bir parti kapatma davası. Buradaysa bir siyasetçinin tutuklanması söz konusu. Tamamen farklı konular. Batasuna davasında bir dizi olaya bakarak partinin kapatılmasına karar veriliyor. Çünkü o bir dizi olay gösteriyor ki, Batasuna şiddeti teşvik eden, şiddet kullanan bir partidir ve demokrasiyle bağdaşmamaktadır. Burada Türkiye’nin ikinci büyük muhalefet partisinin genel başkanından söz ediyoruz. O nedenle Meclis’te daha fazla korunmaya ihtiyacı var deniyor kararda.”

İLGİLİ HABER

Duvar / Hacı Bişkin

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top