BİLİM & TEKNOLOJİ

DUYGUSAL ZEKA

DUYGUSAL ZEKA (EQ) NEDİR, NASIL ARTIRILIR, ÇOCUK GELİŞİMİNDE VE TOPLUMDAKİ YERİ NEDİR?

“GÜNÜMÜZDE DUYGUSAL ZEKA (EQ), IQ’dan DAHA ÖNEMLİ”

“Bireylerin başarılı ve uyumlu olmaları için duygusal zekan (EQ) olmazsa olmaz özelliklerden biri”

Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Bireylerin kendi duygularını yönetebilmesi kadar, başkalarının hislerini anlayıp empati kurabilmesi de önemli..

Bunu da duygusal zekasını geliştirerek yapabilir..

Duygusal zeka, başarılı ve uyumlu bir birey olmanın da gereklilikler arasında yer alır..

Bu nedenle özellikle son yıllarda, çocukluktan itibaren duygusal zekanın geliştirilmesinin önemi daha da öne çıktı.”

DUYGUSAL ZEKA (EQ) NEDİR, NASIL ARTIRILIR, ÇOCUK GELİŞİMİNDE VE TOPLUMDAKİ YERİ NEDİR?

Çocuk ve genç psikiyatristi Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Duygusal zeka, insanın toplum içerisinde uyumlu ve başarılı olması için olmazsa olmaz bir durumdur”

– DUYGUSAL ZEKA NEDİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Zeka dediğimiz kavram bireyin işlevselliği yani bir işi yapma becerisi, tepkisi ve uyum becerisidir. Bir bilişsel IQ, bir de sosyal boyutunu düşünerek bütün olarak ele alınır. Duygusal zeka ise özetle sosyal zekadır, kişinin kendisi veya başkalarının duygularının farkında olabilme, duruma göre bu duygularını ayarlama becerisidir. Bireyin motivasyon, duygularını frenleme, başkalarını anlama ve sosyal değişkenlere göre kendisini ayarlama kapasitesi olduğu için aslında sosyal bir canlı olan insanın toplum içerisinde uyumlu ve başarılı olması için olmazsa olmaz bir durumdur.”

“GÜNÜMÜZDE DUYGUSAL ZEKA (EQ), IQ’DAN DAHA ÖNEMLİ”

– IQ VE EQ’NUN FARKLARI NELERDİR?

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Intelligence quotient (IQ), entelektüel becerilerdir ve toplumda zeka denilince ilk anlaşılandır. Akademik başarı potansiyelini gösterebilir. Yine sol beyin becerisi veya sayısal zeka da denilir. Ancak aslında IQ testi içerisinde hem sayısal hem sözel hem de görsel alanları değerlendirilir. Daha çok beyinde düşünce süreçlerini içerir. Bilgiyi ölçer, problem çözme, planlama, bellek, sıralama, parça-bütün ilişkisi kurma gibi bilişsel becerileri gösterir. Bireyin becerisinin benzer yaş ve cinsiyetteki ortalama nüfusa göre oranlamasıdır..

Emotional quotient (EQ) ise emosyonel yani duygusal zekadır. Sosyal zekadır. Düşünce süreçlerine etki eden duyguları da hesaba katar. Bireyin empati yeteneğini, duygularını ayarlamasını, hangi uyarana nasıl tepki vereceğini veya vermeyeceğini belirleyen kapasitedir. Durumları bir bütün olarak algılama, motivasyon ve sosyal ilişkileri yürütebilme becerisidir. Duyguları algılama ve anlama, duygularla düşünceyi birleştirme, duyguları yönetebilme ve düzenlemeyi içerir. Buna bazen sözel zeka denilir ancak bu tam tanımlayıcı olmaz.”

“ROBOTLARA EQ EKLEMEK HENÜZ BAŞARILMIŞ DEĞİL”

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“En temelinde beyinde IQ ve EQ alanları bile farklıdır. IQ kişinin uyumunu ve sosyal becerilerini ve ilişkisini belirleyemez. Bir bilgiyi ne kadar öğrenebilir ve depolayabilir, bunu IQ gösterirken; yeri geldiğinde bu bilgiyi nasıl kullanır, bunu duygusal süzgeçten nasıl geçirir, ortama göre nasıl ayarlar bunları EQ belirler. Bu nedenler EQ da IQ kadar önemlidir, hatta günümüzde EQ daha da önemlidir. Çünkü beynin bilgiye dair makine düşünmesi ve tepkisini akıllı tasarımlarla sağlayabiliyoruz ama robotlara EQ eklemek henüz başarılmış değil. Ancak duyguların fiziksel belirtileri, örneğin heyecanlanınca kalp atışının artması veya gülümseyen kişinin yüzündeki kasların ve gözlerin konumunu analiz ederek belki duyguları da anlayabilirler ama empati, şefkat veya dürtülerin denetimi gibi sosyal durumlar robotlara aktarılmış değil. “

IQ ve EQ zeka duygusal zeka Pixabay.jpg
Fotoğraf: Pixabay / cafemedyam

“ŞAKADAN ANLAMAK DA BİR DUYGUSAL ZEKA BECERİSİDİR”

– DUYGUSAL ZEKAYI ARTIRMANIN YOLLARI NELERDİR?

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Pek çok şey yapılır ve her yerde bulunur ama ben önce mizah duygusunun geliştirilmesini öneriyorum. Çünkü şakadan anlamak da bir duygusal zeka becerisidir. Zorunda olduğu için değil, istediği için bir şeyler yapmalıdır, motivasyon da duygusal zekanın bir bileşenidir. Yine tepkilerini ayarlayabilmelidir. Durum mu can sıkıcı yoksa benim mi bugün keyfim yok? Benim kaygım mı var yoksa olay gerçekten endişe verici ve ne kadarı benim kontrolümde diye düşünmelidir. Diğer insanlar için çeşitli sosyal sorumluluk projeleri düzenleyebilirler.”

– DUYGUSAL ZEKA YÖNÜNDEN GELİŞMİŞ ÇOCUKLAR NASIL YETİŞTİRİLİR? EBEVEYNLERE ÖNERİLERİNİZ NELERDİR? 

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Duygusal zeka ile ilgili bazı süreçler doğuştan gelmektedir. Çünkü bazı psikiyatrik durumlarda beynin yapısından kaynaklanan kendisi veya başkalarının duygularını anlama ve kavrama becerileri tam gelişmemiş olabilir. Ancak duygusal zekayı değiştirmek veya geliştirmek ise bebeklikten başlayan bir süreçtir. Aynalama diye bir önemli kavram var ki beynimizde “ayna nöronlar” var yani karşımızdakinin bir hareketini görünce sanki biz de o hareketi yapmışız gibi aktif olan bölüm, çok ilginç. Aynalama ise, bu bakım verenin -ki genelde anne oluyor- anne-bebek ilişkisinde annenin öncelikle duyguları bilmesi, uygun tepkiler göstermesi ve bebeğin zamanla bunları taklit etmesi ile başlayan bir süreçtir. Basit bir örnek verirsek; depresif bir anne, hep üzüntülüyse, bebeğini emzirirken kederliyse bebek de kendisini mutsuz veya annesini rahatsız eden biri gibi algılar ve bu şekilde bir yetersiz, değersizlik temel algısı oluşturabilir. Bu nedenle öncelikle ebeveynler kendi duygularını bilmeli, çocuklarınınki de tanımalı ve duygularını yönetebilmeyi ve bu becerileri çocuğuna önce “rol modeli” olarak göstermelidirler. Yine bir örnek verirsek; işten eve çok yorgun ve kızgın geldiğimizde, biraz yaramazlık yapan çocuğumuza çok fazla öfkeleniyorsak bu durumun aslında çocuğumuzla değil kendimizle ilgili olduğunun farkına varmalıyız..

Dürtü kontrolü de duygusal zeka için önemli. Bu da isteklerin ertelenmesi veya reddedilince olumsuz tepkiler vermemeyi içerir. Yani çocukları “şımartmak” dediğimiz kavram, “ağlatmamak” çocuklarımıza dürtü kontrolünü öğretmez.. 

Başka canlıları anlatmak, onlar için uğraşı göstermesini sağlamak, çok geleneksel ama büyüklere saygı-küçüklere sevgi temelinde empati kazandırmak da sağlanabilir.”

çocuk çocuklar yardım duygusal zeka Pixabay.jpg
Fotoğraf: Pixabay / cafemedyam

“ÇOKTAN SEÇMELİ BİR TEST SORUN OLABİLİYOR”

– Okulda testler, sınavlar, IQ testleri… Bazı aileler, çocuklarını sürekli sınavlara, testlere sokuyor ve onlardan üstün başarılı olmalarını bekliyor. Türkiye’de çocukları gereğinden fazla zorlayan bir eğitim sistemi mi mevcut? Çocuklar ve ergenleri farkında olmadan bunaltıyor muyuz?

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Öncelikle etik olarak her çocuğa IQ testi yapılması uygun değil. Bazı okullar IQ testi ile öğrenci seçiyorlar veya aile gidip test isteyince yapan bu konuda deneyimli olmayan psikologlar var. Aslında uygulama da bir bireyden bu testin yapılmasını gerekli gören koşullar olmalıdır. Okullar ise şimdiki uzaktan eğitim sisteminde de gördük ki çocukların sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını öngörmeden sadece akademik becerilerini arttırmayı hedefleyen bir programa sahip. İlkokul kademesindeki bir çocuk; sabahtan öğleden sonraya kadar bir ekran başında, kıpırdamadan, derdini anlatmak istediği zaman mikrofonu açılmazsa konuşamayan sadece mesaj kutusu ile arkadaşı ve öğretmenleri ile iletişim kuruyor. Ergenler derste dizi izliyor, ekrana oyun indirmiş oyun oynuyorlar, çoğu öğretmen farkında ama onlar da akademik müfredatı bitirmeye çalışıyorlar. Dersten sonra arkadaşları ile uzaktan yine yazışıp canlı sohbet yapıyor çocuk ve gençler, yoğun bir teknoloji ve internet bağımlılığı oluştu. Bir veli ve bu alanda bir hekim olarak benim görüşüm sokak kısıtlamalarının ve okulların açılmasıdır..

Sınav sistemine gelirsek de bu kadar kalabalık bir genç nüfusu olan ülke olduğumuz ve kaynaklarımız da yetersiz olduğu için bir eleme yönteminin olması gerekli, zaten hiçbir ülkede herkes elini kolunu sallayarak bir yüksekokula girmiyor. İyi bir ortalama, akademik beceriler dışında sosyal beceriler, sanatta veya sporda bir yetenek, ayrıca sosyal sorumluluk projelerinde görev almış olmak, iyi bir niyet mektubu gibi pek çok kriterle seçiliyorlar. Bizdeki sorun ise sadece çoktan seçmeli bir testin olması. Örneğin, çocuk çok becerikli ama biraz okumada yavaşsa bu sınavı geçemiyor..

Bir diğer sorun da eğitimin herkese eşit kalitede ve oranda ücretsiz sunulması gereklidir. Bu sağlanamadığı için de liselere giriş sınavı var. Aslında zamanlama olarak liselere giriş sınavı tam da ergenliğin ortasına denk düştüğü için, gençler daha büyümenin şokundayken bir de sınav stresi yaşıyorlar. Bir de buna eklenen sürekli sınavın değişmesi, adı, biçimi ve tarihi gibi belirsizliği artıran durumlar ise sınav kaygısını ve ergenlik dönemi stresini daha da artırıyor.”

“DAHA FAZLA ‘AYRIMCILIK’ VE ‘ÖTEKİLEŞTİRME’ YAPILDIĞI İÇİN EMPATİ DÜZEYİMİZ AZALIYOR”

– TOPLUM OLARAK EMPATİ DUYGUMUZ EKSİK Mİ? BİREYLER HANGİ YÖNLERİNİ GELİŞTİRMELİLER?

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Bizde empati ile sempati karıştırılıyor. Sadece merhamet veya acıma temelli bir yaklaşım değil, daha empatik yani karşılıklı olumlu ve olumsuz tüm duyguların anlaşılmasını ve paylaşılmasını içeren bir durum olmalı. Tüm toplum için genelleme yapmak doğru olmayabilir ama daha fazla “ayrımcılık” ve “ötekileştirme” yapıldığı için empati düzeyimizin azaldığını ve sadece maddi yardım kısmı ile sempati düzeyimizi koruduğumuzu söyleyebiliriz. Ama burada empati azalması bir tercih mi, yani kişinin karşısındakinin duygusunu anlamaması, ilişkiden kaçması ve başkaları için sorumluluk almaması bir tercih mi, yapısal mı yoksa öğrenilmiş mi bunun da incelenmesi gereklidir.”

“EMPATİ KURMAK, ANDA KALMAK, SOSYAL MEDYADAN BİRAZ UZAK DURMAK KORUYUCU BİR ÖNLEM”

–  Özellikle salgının etkilerinin sürdüğü şu dönemde duygusal zeka ile ilgili hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Sevcan Karakoç Demirkaya:

“Zaten salgında şunu gördük ki durumlarla baş edebilme becerisi kişinin sosyoekonomik konumundan veya okul başarısından bağımsızmış. Hayal kırıklıkları, özgürlüklerin kısıtlanması gibi zorluklarla mücadelede ve sosyal mesafelerin olduğu bu dönemde bizim baş etme becerimiz tamamen duygusal zekamız ile orantılıymış. Öncelikle kendi duygularımızı bilmek ama bunu salt bencillik değil, kendi duygularımızdan yola çıkarak karşımızdakinin duygularını bilmek, tanımak ve empati kurmak gerekli. Gelecek belirsiz olduğu için kaygıyı yönetebilmek için “anda kalmak”, sosyal ilişkilerimizi canlı tutmak duygusal zekamız için gerekli. Kişilerin kendilik algısını zedeleyen sosyal medyadan ise biraz uzak durmak da koruyucu bir önlem.”

ÜNLÜ HARVARDLI PSİKOLOĞA GÖRE DUYGUSAL ZEKASI KUVVETLİ İNSANLARIN 12 ÖZELLİĞİ

Dr. Daniel Goleman, özfarkındalığın, özyönetimin, toplumsal farkındalığın ve ilişki yönetiminin önemli olduğunu söyledi

Dunder Mifflin adındaki kâğıt şirketinin Scranton şubesinin ofisinde yaşananları anlatan The Office dizisi, şube müdürü Michael Scott’ın farklı durumlara nasıl tepki verdiğini de konu alır (Chris Haston/NBC)

İş hayatında bazılarının daha başarılı olmasının nedeni ne?

Bilgi sahibi olmak mı? Zeki ve vizyon sahibi olmak mı? Bunlar akla ilk gelen özellikler olsa da Harvardlı ünlü psikolog Daniel Goleman, dünyanın en başarılı liderlerini diğerlerinden ayıran özelliğin duygusal zeka ya da başka bir ifadeyle duyguları tanımlama ve gözlemleme yeteneği olduğu düşünüyor.

Günümüzde pek çok şirketin duygusal zeka merceğinden bakarak çalışanlarını işe aldığı veya terfi ettirdiği iş dünyasında yaygın düşüncelerden biri. Geniş zaman dilimlerinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar da duygusal zekası yüksek kişilerin daha iyi performans ortaya koyduğuna işaret ediyor.

Dr. Daniel Goleman, 25 yıldır yürüttüğü çalışmaların ardından duygusal zekanın 4 alandan oluştuğunu saptadığını söylüyor ve bu alanlarda 12 temel yeteneğin bulunduğunu söylüyor.

cnbc.jpg
Duygusal zeka alanları ve temel özellikler (CNBC) / cafemedyam

Belirtilen 4 temel alan arasında özfarkındalık, özyönetim, toplumsal farkındalık ve ilişki yönetimi yer alıyor. 

 Dr. Goleman’ın sınıflandırması ve önerileri şu şekilde:

ÖZ FARKINDALIK

Özfarkındalık kendi duygularına karşı duyarlı olma kapasitesi anlamına geliyor. Bu size ne hissettiğinizi, neden bu şekilde hissettiğinizi ve bunun size zarar verip vermeyeceğini anlamanıza olanak sağlar. 

  • Duygusal özfarkındalık: Güçlü ve sınırlı olduğunuz özelliklerinizi anlarsınız ve buna göre hareket edersiniz. Ekipteki birine ne zaman güveneceğinizi bilirsiniz. Değerlerinize ve amacınıza dair de netsinizdir, bu da görev anında daha kararlı olmanızı sağlar. Özfarkındalığı geliştirmenin en büyük anahtarı zayıflıklarınızın farkında olmaktır. Başarılı olmak istiyorsanız üzerinde çalışmanız gereken beceriler konusunda dürüst olun. Hayatınızdaki durumların ve olayların farkında olun. Hayal kırıklığı durumlarında, bu duygunun kaynağına inin. Bu duyguya eşlik eden diğer işaretleri düşünün.

ÖZYÖNETİM

Özyönetim, zararlı duygu ve dürtüleri kontrol altında tutma yeteneğiyle ilişkili. Özellikle kriz anlarında bu liderler için güçlü bir yetenek. 

  • Duygusal kontrol: Baskı altında sakin kalırsınız ve üzüldüğünüzde çabuk toparlarsınız. Kendiniz ve diğerleri için duygularınızı nasıl kontrol edeceğinizi bilirsiniz.
  • Uyum yeteneği: Bu, değişen durumlara ve belirsizliğe nasıl tepki verdiğinizle ilişkili. Hızla değişen zorluklarla başa çıkmanın yeni yollarını bulabilir ve aynı anda birden fazla talebi dengeleyebilirsiniz.
  • Başarı yönelimi: Belli bir başarı standardını yakalamaya ya da onu aşmaya çalışırsınız. Performansınıza dair geri bildirimleri takdir edip, sürekli daha iyi şeyler yapmanın yollarını ararsınız. 
  • Hayata olumlu bakış: Kişilerin, durumların ve olayların iyi yönlerini görürsünüz. Bu psikolojik açıdan önemli bir dirençlilik sağlar. Stres ve panik anında derin bir nefes alıp duygularınızı kontrol altına alırsınız. 

TOPLUMSAL FARKINDALIK

Toplumsal farkındalık, başkalarının duygularının dilsel olmayan ipuçları üzerinden yorumlayabilmeye işaret eder. Sosyal farkındalığı kuvvetli kişiler, çok farklı özelliklere sahip kişilerle bağ kurabilir, iyi bir dinleyicidir ve etkili biçimde iletişim kurar. 

  • Empati: Diğer insanlara dikkatinizi verirsiniz, ne dediklerine ve nasıl hissettiklerine zaman ayırırsınız. Kendisini sürekli diğerlerinin yerine koyarak değerlendirme yaparsınız.
  • Organizasyonel farkındalık: Grup içindeki eğilimleri ve dinamikleri kolayca okursunuz. Bazen, diğerlerinin belli durumlarda nasıl hareket edeceğini tahmin edersiniz. Bu da olaylara stratejik açıdan yaklaşmanıza olanak sağlar.

İLİŞKİ YÖNETİMİ

İlişki yönetimi, kişinin önemli ilişkileri sürdürürken motive edici, ilham veren ve başkalarıyla uyum içinde hareket etmesini sağlayan kişiler arası beceri setidir. 

  • Etkilemek: Görevleri yerine getirmeye hazır bir grup oluşturma konusunda kolaylıkla başkalarından destek alır. 
  • Rehberlik: Geri dönüşler yaparak ve destek vererek uzun vadeli öğrenmeyi desteklersiniz. Öncelikleri açık ve ikna edici biçimde ortaya koyarsınız böylece ekipteki diğer kişilerde motive olur ve beklentiler konusunda soru işareti oluşmaz.
  • Çatışma yönetimi: Farklı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıkları yönetme konusunda rahatsınızdır ve her iki taraf için de en iyi yolu bulursunuz.
  • Ekip çalışması: Ekibinizdekilerle iyi anlaşırsınız, başarıları ve hataları aktif biçime paylaşırsınız. Ekibin kapasitesine katkı yaparsınız. 
  • İlham verici liderlik: Ekibinize ilham verip onları bir vizyon doğrultusunda yönlendirirsiniz. Bu şekilde ekibinizden alabileceğiniz en iyi performansı elde edersiniz. Eğer sürekli olumsuz düşüncelere sahip biriyseniz, uzun vadeli ilişkileri yönetme konusunda epey problem yaşarsınız. Olayların kötü tarafına yoğunlaşmaktansa, olumlu değişiklikler yapmaya çalışın.

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish / Lale Elmacıoğlu 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top