SAĞLIK

ZONA ‘GECE YANIĞI’

Deniz, havuz, sauna gibi ortak kullanılan alanlar enfeksiyon riski taşıdığından tedavi süresince bu tarz yerlere gidilmemesi tavsiye edilir.

“ZONA HASTALIĞI” HERKESTE GÖRÜLEBİLİR

Halk arasında “gece yanığı” olarak da bilenen zona hastalığı, çok küçük yaşlardan ileri yaşlara kadar herkeste görülebilir.

Dr. Öğr. Üyesi Pınar Yönter:

“Zona hastalığı adlı bir virüsün deri ve sinir uçlarını tutması sonucu, deride kızarıklık ve içi su dolu kabarcıkların oluşumu ve yanma-batma ve ağrı ile karakterize olmaktadır.”

ZONA NEDİR?

Suçiçeğine neden olan “varicella zoster” virüsünün sinir sistemine yerleşmesi sonucu zona hastalığı görülebilir..

Daha öncesinde suçiçeği geçirmiş bireylerde görülebilen zona hastalığının genellikle 50 yaş üstü kişilerde ortaya çıktığı söylenebilir..

Aynı zamanda, suçiçeği geçirmiş çocuk ve ergenlerde varicella zoster virüsü çeşitli sebeplere bağlı olarak bağışıklık sisteminin zayıflaması durumunda ilerleyen dönemlerde tekrar kendini göstererek zona hastalığına sebebiyet verebilir.

Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Pınar Yönter:

“Zona aslında suçiçeği virüsünün, vücutta sinir uçlarında sessiz beklemekte iken, herhangi bir uyaran ile tekrar aktive olması halidir. Bu aktivasyon genellikle bağışıklık sistemi üzerinde düşürücü etki yapan bir durumla (stres, ağır başka hastalık geçirmek gibi) ortaya çıkar. Tekrarlayan bu durum artık yaygın suçiçeği döküntüsü olarak değil, bölgesel tutulumu zona döküntüsü olarak görünür. Suçiçeği bazen belli belirsiz geçirildiğinden kişi suçiçeği geçirdiğini bilmeyebilir ya da hatırlamayabilir. Ancak tipik zona belirtileri gösteriyor ise o kişi suçiçeği geçirmiş olarak kabul edilebilir.” 

ZONA NEDEN OLUŞUR?

Bağışıklık sisteminin zayıflaması halinde veya çok yoğun stres ve depresyona bağlı olarak sinir köklerine yerleşen varicella zoster virüsü aktive olarak zona hastalığına sebep olabilir.

ZONANIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Vücudun üst yüzeyinde döküntü, kızarıklık, kaşıntı vb. karakteristik özelliklerle kendini gösterebilen zona hastalığında suçiçeğinden farklı olarak bu belirtiler sıklıkla gövdede görülmektedir. Hastalık, genellikle vücudun tek bir tarafında bant şeklinde lezyonlar şeklinde kendini gösterir. İçi su dolan kırmızı döküntüler iltihaplanabilir ve zamanla kuruyarak kabuklanabilir. Bu döküntü ve kızarıklıklar çok ağır yaralara dönüşmedikleri sürece vücutta herhangi bir iz bırakmaz.

Zona hastalığının diğer belirtileri ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Yorgunluk, halsizlik
  • Kas güçsüzlüğü
  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Karın ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Ateş
  • Işığa hassasiyet
  • Yanma, uyuşma, karıncalanma
  • Vücutta ortaya çıkan ağrılı, içi su dolu ve kızarık kabarcıklar

Zona hastalığı tedavisinde zamanında müdahale büyük önem taşımaktadır. Hastalığa erken müdahale edilmemesi durumunda özellikle yüz ve yüze yakın yerleşim gösteren zona olgularında yüz felci, işitme ve görme bozuklukları veya enfeksiyon gibi ciddi belirtiler görülebilir.

Zona hastalığına sebep olan virüs bulaşıcı olabilmekte ve enfekte olan kişiler daha önce suçiçeği geçirmemiş ise bu virüsün suçiçeği olarak bulaşma riski de bulunmaktadır.

Zona hastalığı semptomlarının uzun sürmesi durumunda, hastalık belirtilerine sürekli ve şiddetli post-herpatik nevralji ağrılar da eşlik edebilir.

Ayrıca, HIV, AIDS, kanser, zatürre vb. sebeplerden dolayı bağışıklık sistemi çok düşük olan kişilerde hastalığın semptomlarının daha şiddetli seyrettiği söylenebilir.

Dr. Pınar Yönter:

“Genellikle tek taraflı deride duyarlılık ve ağrı hissi, ilk ortaya çıkan belirtidir. Ağrı yanma, zonklama, batma, süreğen sızlama şeklinde olabilir.  Bazen ateş ve halsizlik de bu duruma eşlik edebilir. Bu belirtiyi birkaç gün içinde o tarafta deri döküntüsü takip eder. Deri döküntüsü en sık olarak tutulan taraf deri alanında kızarık, sivilce benzeri, içi sulu, gruplaşmış küçük kabarcıklar şeklinde görülür. Lezyon (döküntü) sayısı az ya da çok olabilir. Çok olduğunda belli bir hat boyunca ya da kuşak şeklinde yayılma eğilimindedir. Sulu kabarcıklar bazen iltihaplanabilir. Günler geçtikçe de sulu ya da iltihaplı olan döküntü kabuklanmaya dönecektir. Tutulan bölgenin yakınındaki lenf bezleri şişebilir ve hassasiyet yapabilir” 

Dermatoloji Uzmanı Öğr. Gör. Dr. Pınar Yönter sözlerine şöyle devam etti:

“Özellikle çocuk ve gençlerde şiddetli döküntüye rağmen ağrı hissedilmeden geçirme eğilimi varken, ileri yaşlarda deri döküntüsü az ya da belirsiz olmasına rağmen şiddetli ağrılar daha sık görülebilir. Ayrıca nadir bazı durumlarda sadece iç organların tutulup deride herhangi bir belirti gözlenmediği zaman sindirim sistemi bozukluğu ya da beyin tutulumu belirtileri gibi beklenmedik belirtiler görülebilir. Zona hastalığında ağrı ve hassasiyet B vitamini, bazı mineral ve Omega 3 eksikliklerinde ya da bağ dokusunun toksik yüklü ve asidik olduğu durumlarda daha fazla oluyor. Zona hastalığı en çok baş ve gövdede görülür ama vücudun başka her yerinde de olabilir. Ağız içi, genital bölge, göz ya da kulak bölgesinde çıkabilir. Kulak çınlaması, görme hasarı, yüz felci ve duyma kaybı belirtileri gösterebilir. Bu bölgelerde zona hastalığından şüphelenildiğinde en kısa zamanda doktora başvurulmalı ve gereken tedavi en kısa zamanda başlanmalıdır.”

ZONA HASTALIĞI TEDAVİSİ İÇİN HANGİ DOKTORA GİDİLMELİDİR?

Zona, cilt üzerinde çeşitli belirtilerle kendini gösteren bir hastalık olduğundan, zona tedavisinde bir dermatoloji polikliniğine başvurulması önerilir.

ZONA HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Zonanın tedavi sürecinde erken müdahale ağrıların kontrol altına alınabilmesi için oldukça önemlidir. Döküntülerin başlangıcını takip eden ilk 96 saatte yapılan müdahale, semptomların zamanında hafiflemesine yardımcı olur. Virüs kaynaklı zona hastalığının tedavisinde antiviral ilaçlar kullanılır. Ağrı ve yanmalar ise ağrı kesici ve krem losyonlar ile kontrol altına alınabilir. Yavaş yavaş patlayan kabarcıklar zamanla kuruyarak kabuklanmaya başlar.

Zona hastalığının tedavisinde multivitamin gibi takviyelerle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi büyük bir önem taşır. Stresten mümkün olduğunca uzak, sağlıklı ve dengeli bir hayat sürdürmek de zona hastalığının etkilerini azaltmaya büyük ölçüde yardımcı olur. Ağrıların şiddetli şekilde devam etmesi durumunda antidepresan, antikonvülzan, akupunktur gibi farklı tedavi yöntemlerinden de faydalanılabilir.

Hastalığın iyileşme süreci hastanın yaşına göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, bir dermatolog kontrolünde bireysel bir tedavi planının çizilmesi en doğrusu olacaktır. Aynı zamanda, istirahat ve sağlıklı bir hayat zona hastalığının iyileşmesine büyük fayda sağlayacaktır.

Her türlü viral hastalıkta olduğu gibi, zona hastalığında da erken tedavi kalıcı hasar ya da kalıcı ağrıları önlemek için elzem olduğunun altını çizen Dr. Yönter:

“Tanı tipik ağrı ve döküntünün uzman hekim tarafından görülmesi ile kolaylıkla konulur. Arada kalınan durumlarda uygun merkezlerde lezyondan alınan örneklerde Tzanck yayma mikroskobi testi bakılabilir. Bunun dışında pratikte kan tetkiki ya da görüntüleme yöntemleri ile bir testi yoktur. Ancak dermatolog (cilt doktoru) hekimler genellikle Tzanck testine de gerek kalmaksızın zona kliniğini tanımakta ve erken tedaviyi başlatabilmektedirler. Tutulan bölgeye göre göz, kulak burun boğaz ya da nöroloji doktoru da tedavi takip sürecine iştirak etmektedir”

ZONA HASTALIĞININ İYİLEŞMESİ NE KADAR SÜRER?

Erken teşhis tedavi sürecinde çok önemlidir ve ağrılar bu şekilde 3 ila 5 hafta içinde azalmaya başlar. Bu süre, gençlerde 2-3 hafta arasındayken, daha ileri yaşlarda iyileşme sürecinin 6-8 hafta arasında sürebileceği söylenebilir. İltihaplı alanın tamamen ortadan kalkması ise 3 ayı bulabilir.

Dr. Yönter hastalığın erken teşhis edilerek bir an önce tedavi sürecine başlanmasının önemini hatırlatarak:

“Zona genellikle 2-4 haftalık süreçte iyileşir. 24-48 saat gibi bir dönemde başlanan tedavi, yoğun ve kalıcı ağrıları ve nadiren de göz gibi önemli bir organda oluşabilecek hasarları önler. Hangi hastaya ne yoğunlukta bir tedavi gerektiğine dermatoloji hekiminiz karar verecektir. Kanser hastalığı ya da bağışıklık sistemini baskılayan başka hastalık ya da ilacı olan kişilerde zona daha ağır, yaygın ve hasarlı seyrettiğinden bu kişilerde farklı tedavi protokolleri uygulanır ve hastanede yatış ile izlem de gerekebilir. Zona hastalığı geçirmekte olan kişinin, daha önce suçiçeği geçirmediği bilinen kişilerle yakın temasta olmaması gerekir. Bu kişilere zona, ‘suçiçeği’ olarak bulaşabilir. Gebelikte bu özellikle önemlidir çünkü anne karnındaki bebekte, annenin gebe iken geçirdiği suçiçeği hasar yapabilir. Suçiçeği geçirmemiş gebelerin zona hastalığı olan kişi ile teması oldu ise en kısa zamanda jinekoloğu ile görüşmelidir” 

ZONA HASTALARI İÇİN ÖNERİLER

Ağrıların kontrol altına alınması için uzman hekim tarafından yazılan ilaçların düzenli olarak kullanılması büyük bir önem taşır. Zona hastalığı tedavisi sürecinde kullanılan anestezi kremleri ağrıların dindirilmesinde büyük rol oynar. Ancak, bu kremlerin doktor gözetiminde kullanılması gerekir.

Tedavi süresince vücuttaki kızarıklık, kaşıntı ve döküntülerin temiz ve enfeksiyon riskinden uzak tutulması gerekeceğinden, bol giysiler tercih edilmelidir.

Eller sık sık yıkanmalı ve hijyene dikkat edilmelidir.

Hastaların, sağlıklı ve dengeli, stresten uzak bir hayat sürmesi tavsiye edilir. Özel bir beslenme programı takip edilmesine gerek yoktur, ancak, besleyici gıdalar tüketilmeli ve yağlı yemeklerden uzak durulmalıdır. Tedavi süresince bol sıvı tüketilmesi oldukça önemlidir. Ayrıca, fazla kafeinli veya asitli içeceklerden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

Hamilelik döneminde zona, aynı virüsün bebekte su çiçeğine sebep olabilmesi nedeniyle çeşitli komplikasyonlara (sakat doğma dahil) yol açabilir. Bu nedenle, hamilelikte zonanın tanı ve tedavi süreci önem taşımaktadır.

Deniz, havuz, sauna gibi ortak kullanılan alanlar enfeksiyon riski taşıdığından tedavi süresince bu tarz yerlere gidilmemesi tavsiye edilir.

STRESE VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ZAYIFLAMASI NA BAĞLI… ”

 Dermatoloji bölümünden Uzman Dr. Nilsu Salih:

“Zona daha önce geçirdiğiniz suçiçeği virüsünün tekrarlamasıyla oluşan bir viral enfeksiyon. Daha önce geçirdiğiniz bir suçiçeği enfeksiyonu, ömür boyu bağışıklıkta bir uykuya yatıyor. Daha sonra bağışıklığınız baskılandığında, yeniden tekrarlayabiliyor. Deriyle siniri tuttuğu için genellikle vücudun tek bir bölgesinde oluyor. Deri yüzeyinde su kabarcıkları oluşuyor. Siniri tuttuğu için de ağrılı seyrediyor” 

Zonanın her yaşta görülebildiğini ve ilk şikayetlerin ağrı olduğunu belirten Nilsu Salih:

“Zonanın belirtilerinde, çok nadir sadece ağrı ile seyredebiliyor. Onun dışında genellikle hastalarda bir hafta öncesinde ağrı sonrasında başlayan baloncuk şeklinde, küçük su kabarcıkları olduğunu görüyoruz. Hastanın ilk şikayetleri genel olarak ağrı olduğu için, farklı yönlendirilebiliyor. Eğer ağrı göğüs veya vücudun diğer bölgelerindeyse, kalbe muayene yapılabiliyor. Sonrasında ise tedavi için sinir tutulumu önemli. Genellikle zonayı 50 yaş üstünde görüyoruz ama sıkıntı, stres tetiklediği zaman her yaşta görülebiliyor.”

“NÖROLOJİK TEDAVİ DE GEREKİYOR”

Zonada sinir tutulumu ile cilt tutulumunun aynı seyretmediğinin altını çizen Salih:

“Zonanın tedavisinde ilk 72 saat içinde verilen antivirallerin etkisi yüksek. Onun dışında sinir tutulumu ile cilt tutulumu aynı seyretmiyor. Eğer hastanın yaşı ileriyse, yaşa bağlı olan bir sinir harabiyeti olduğu için çok daha fazla ağrı hissediyor. Doğal olarak nörolojik tedavi de gerekiyor. Hastanın ağrısı devam etse bile, 3 hafta sonrasında tamamen normale dönse de 1 yıla kadar uzayabiliyor.”

“NÖROLOJİK TEDAVİ GEREKLİ OLABİLİR”

Uzman Dr. Nilsu Salih:

“Virüs, bağışıklık sisteminde ömür boyu uykuya yattığı için bağışıklık her düştüğünde, çok sık olmasa da tekrarlayabiliyor. Bunun en büyük tetikleyicisi sıkıntı, stres. Onun dışında, bağışıklık düşüren hastalıklar. Hasta kanser olabilir, kemoterapi görüyor ya da ameliyat geçirmiş olabilir. Bunlar, zonanın tekrarlamasını tetikleyebiliyor.”

“STRES, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DÜŞÜRDÜĞÜ İÇİN ZONAYI TETİKLER”

Zonayı tetikleyen psikolojik etkenlerin olduğunu söyleyen Medicana Çamlıca Hastanesi Uzman Klinik Psikolog KÜBRA BOZKURT:

“Psikolojik bir etkene dayalı gelişen bir zona hastalığı varsa kişinin hayatında, onu ciddi anlamda zorlayan kronik stres faktörleri var demektir. Çok zorlayıcı bir iş hayatı, işsiz kalmış olması, ekonomik sıkıntılar, daima bakıma muhtaç veya engelli biriyle ilgilenmesi, ciddi bir hastalıkla mücadele ediyor olması gibi artık kişinin hayatında kronik hale gelmiş ve bununla nasıl baş edebileceğini bilemediği stres faktörleri bağışıklık sistemini düşürdüğü için zonayı tetikler.”

Pandemide psikolojik faktörlere bağlı zona şikayetinin olmadığına dikkat çeken BOZKURT:

“Psikolojik şikayetlerin yanı sıra bağışıklık sistemi de zayıfladığı için hastaların fiziksel şikayetlerinin arttığını görüyoruz. Zona da bağışıklık sistemine bağlı bir hastalık olduğundan fiziksel şikayetler arasında sayılabilir” diye konuştu.

“KRONİK STRESLE BAŞ ETMEYİ ÖĞRENMEK GEREKİR”

Zonanın aslında dermatolojik bir hastalık ve dermatolojik bir tedavi ile sonlanabildiğini dile getiren BOZKURT:

“Strese dayalı bir zona hastalığı geliştiyse, kişinin bağışıklık sistemini zayıflatan başka bir hastalık yok ama stresle tetiklenen bir zona mevcutsa, önce stresle nasıl baş edebileceğini öğrenmesi gerekir. Aksi takdirde, tedavisi sonlandıktan sonra zona tekrarlayabilir. Bu durumda da hastanın hayatındaki stres faktörlerini belirlemek ve problemleriyle baş etmeyi öğretmek gerekiyor.”

“HASTALARIN, BİR PSİKOLOGDAN DESTEK ALMALARININ TEDAVİ SÜRECİNDE YARDIMI OLACAK.”

Pandemi döneminde psikolojimizin olumsuz yönde etkilendiğini ve sosyal destek almanın önemli olduğunu vurgulayan BOZKURT, şu tavsiyelerde bulundu:

“Toplum olarak daimi bir stres, zorlu bir hastalıkla mücadele ediyoruz. Bu hastalıkla hayatımızı nasıl devam ettirebileceğimizi ve yeni koşullara nasıl adapte olabileceğimizi belirlemek gerekiyor. Koronavirüs, hayatımızın bir parçası haline gelecek. Yaşantımıza onunla devam edeceğiz. Burada önemli olan, zorlandığımız anda destek almak. Sosyal destek almak, zorlandığımız anlarda birileriyle iletişim halinde olmak ya da dinlenebilmek. Yorulduğumuz anda bırakıp dinlenelim. Kısıtlamalar var. Kısıtlamalar çerçevesinde, toplum olarak, dinlenmek adına neler yapabileceksek bunların listesini oluşturalım ve yapalım.”

İLGİLİ HABER

cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top