GENEL

İLAHİYATÇI CEMİL KILIÇ, ‘DİYANET BAŞKANI YALAN SÖYLÜYOR!’

İlahiyatçı Cemil Kılıç:
”Diyanet Başkanı yalan söylüyor… İslam uleması Kur’an’ın tercümesine Kur’an denilemez diye görüş birliği içinde değil. Açıkça gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyor. Yalanla iman bir arada olmaz.”

İBB’NİN ŞEB-İ ARUS TÖRENİ: “GARABET Mİ, HOŞGÖRÜ MÜ; ÇIKAN TARTIŞMADA KİM, NE DEDİ?”

“Yalanla iman bir arada olmaz”

İlahiyatçı Cemil Kılıç:

”Diyanet Başkanı yalan söylüyor… İslam uleması Kur’an’ın tercümesine Kur’an denilemez diye görüş birliği içinde değil. Açıkça gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyor. Yalanla iman bir arada olmaz.”

Törene garabet nitelemesi yapan Bardakçı, gelenekten kopulduğunu ifade ediyor.

Cumhurbaşkanlığı ve İBB’den de konuya ilişkin açıklamalar geldi

Fotoğraf: İBB / cafemedyam

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Mevlana’nın vefat yıl dönümünde, Şeb-i Arus töreni düzenledi.

Öldüğü güne ‘düğün gecesi’ anlamına gelen ‘Şeb-i Arus’ diyen Mevlana’nın Hakk’a yürüyüş gecesi için düzenlenen etkinlik, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapıldı.

İBB’nin Evrensel Mevlana Âşıkları Vakfı (EMAV) ile birlikte düzenlediği törende sema ayini kadın semazenlerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Habertürk yazarı Murat Bardakçı töreni, “sefalet” olarak niteleyerek, “Böyle bir garabet 747 seneden bu yana vârolmamıştı” diye yazdı.

Bardakçı eleştirilerini: “Mevlevî âyini ve ‘semâ’ gösteri yahut eğlence vasıtası değil, adı üzerinde, ibadet kimliği taşıyan bir ‘âyin’, yani bir ‘ritüel’dir; geçmişi asırlar öncesine uzanan, gayet sıkı kuralları olan bir zikir… Bunun böyle olduğunu kabul edersiniz yahut etmezsiniz, inanırsınız veya inanmazsınız ama asırlar öncesinden bugüne uzanan geleneğe edep gereği saygı göstermek mecburiyeti vardır” diye sürdürdü.

Mevlevî mukabelelerinin ney taksimi ile başladığını sonra Farsça bir ‘naat’ ve bunu güftesi Farsça olan bir âyinin takip ettiğini belirten Bardakçı: “Bu sırada semâ edilir, semâda sadece erkekler vardır; âyin tamamlanınca Kur’an, ardından da geleneksel ‘gülbang’ okunur ve mukabele bir dua ile sona erer” dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI DA DEVREYE GİRDİ:

“Bu saygısızlığa sessiz kalamayız!”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, törende Kur’an-ın Türkçe okunmasına tepki gösterdi.

Türkiye’nin yaşamış olduğu onca badireye, inanç hürriyetine getirilen onca engelleme ve kısıtlamaya rağmen, bu toprakların değerlerine inanmış kadrolar tarafından uzun yıllar süren meşakkatli mücadelenin ardından yeniden hoşgörü ve demokrasi diyarına dönüştürüldüğünü ifade eden Fahrettin Altun, şu görüşleri paylaştı:

“Hoşgörü denildiği zaman akla ilk gelen bu toprakların sönmeyen kandili Hazreti Mevlana’nın vuslat gecesinde, ne yazık ki bizlere geçmişin kötü hatıralarını yeniden hatırlatacak kahredici bir olay vuku bulmuş, Kur’an’ı Azim’e ve Hz. Mevlana’ya büyük bir saygısızlık yapılmıştır. İlahi kelamı nüzuluna aykırı bir biçimde, özünden koparırcasına, sözde sema gösterisi eşliğinde Türkçe okumak ‘hoşgörü’ kelimesiyle ifade edilecek bir olay değildir. Hoşgörü, her inancı özü ve şekli itibarıyla olduğu gibi kabul etmek ve saygı duymaktır. İslam, özü ve şekliyle bir bütündür. İslam’ın kaideleri ‘hoşgörü’ kelimesi altında içi boşaltılacak değerler değildir. Bu saygısızlığa sessiz kalamayız. Bu saygısızlığın hangi hesaplarla yapıldığını çok iyi biliyoruz. Despotik, baskıcı, yasakçı ve her türlü değerin silindiği karanlık geçmişlerini özleyenlere açıkça söylüyoruz, Türkiye ne pahasına olursa olsun özlemini çektiğiniz o karanlık günlere hiçbir zaman dönmeyecektir.”

HÜDA PAR:

“Safsata!”

HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük törenle ilgili:

“Safsatanın kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Manevi değerleri usulünden arındırmak koca bir ayıptır.”

İBB SÖZCÜSÜ:

“İthamlarını muhattabına iade ediyoruz.”

İBB Sözcüsü Murat Ongun eleştiriliere Mevlana’nın sözüyle yanıt verdi ve ithamları muhattabına iade ettiğini belirtti.

“Kendine ‘Hoca’ dedirten biri İBB’nin Şeb-i Arus törenine dil uzattı” ifadesini kullanan Ongun,  “Mevlana der ki; İnsan gözdür görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır” dedi.

Türkiye’nin çok zor günlerden geçtiğini belirten Ongun:

“Milletimiz ekonomik kriz altında ezilirken, iş yerleri bir bir kapanırken bunu perdelemek adına gereksiz polemik yaratma çabası, çaresizliğin resmidir” dedi.

Ongun şunları kaydetti:

“Biz, milletin acil sorunlarını dert edinmeye, çözümler üretmeye devam edeceğiz. Despotik, baskıcı, yasakçı ithamlarını da muhattabına aynen iade ediyoruz. Özlemini çektiğimiz günler de bu ülkenin birlik ve beraberlik içinde geleceğe umutla baktığı güzel günlerdir. Bunu başaracağız.”

DİYANET’TEN TÜRKÇE İBADET VE EZANLA İLGİLİ AÇIKLAMA: “CAİZ DEĞİL”

Diyanet “ezanın başka bir dille okunmasının caiz olmadığını” ifade etti

Fotoğraf: AA / cafemedyam

Diyanet İşleri Başkanlığı, İBB’nin Şeb-i Arus töreninin ardından başlayan ezanın Türkçe okunması, Kur’an mealinin Kur’an gibi tilâvet edilmesi ve bu bağlamda Türkçe ibadet tartışmalarıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı.

Kuruma konuyla ilgili çok soru ulaştığını bildiren Diyanet, “Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, Arapça olarak indirilmiştir” diyerek şunları kaydetti:

“Kur’an-ı Kerim, hem lafzı hem manası ile Kur’an’dır. İndirildiği lafızların dışında, Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mana Cenab-ı Hakk’ın kelâmı değil, mütercimin ondan anladığı manadır. Bu itibarla bu lafızlardan anlaşılan ve başka lafızlarla ifade edilen mana Kur’an değildir. Kur’an lafzı ve manasıyla mucizedir. Kur’an’ın Arapça olduğunu ifade eden ayetlerden, sadece mananın değil, lafızlarının da Kur’an kavramının içeriğine dâhil olduğu açık ve kesin bir şekilde anlaşılmaktadır. Kur’an’ın tercümesine Kur’an denilemeyeceği ve tercümesinin Kur’an hükmünde olmadığı konusunda İslâm âlimleri görüş birliği içindedir. Yüce Rabbimizin öğütleri ve buyruklarını öğrenmek maksadıyla, Kur’an-ı Kerim’in meal ve tefsirlerini okumak gerekli olmakla birlikte okunan bu tercümelerin Kur’an olarak isimlendirilmesi caiz olmadığı gibi mealin Kur’an yerine okunması da doğru değildir. İbadet olarak okunduğunda Kur’an aslî lafızlarıyla okunmalıdır. Kur’an’ın meal, tercüme ve tefsirlerini okumanın hükmü başka, bu tercümeleri Kur’an yerine koymanın ve Kur’an hükmünde tutmanın hükmü ise bambaşkadır..

Namaz ibadetinde Kur’an’ın asli haliyle okunması ile kişinin kendi dilinde dua edebilmesi birbiriyle karıştırılmamalıdır..

Çünkü namaz farz olan ve sahih olarak yerine getirdiğimizden emin olmamız gereken bir ibadettir. Bu nedenle namazın rüknü olan Kur’an kıraati ancak orijinal lafızlarıyla okunduğunda bu farz yerine getirilmiş olur. Namazda Kur’an kıraati icmâ ile farz olduğu ve meallerin hiç birine yine icmâen Kur’an denilemeyeceği için namazda Kur’an meali ile kıraatte bulunulması İslâm ümmetinin ittifakıyla meşru görülmemiştir. Nitekim 9 Ramazan 1324/23 Mart 1926 tarih ve 743 numaralı Müşavere Hey’eti ve Din İşleri Yüksek Kurulumuzun 04.12.1997 tarih ve 103 sayılı kararında da bu husus açıkça ifade edilmiştir.”

Açıklama şöyle devam etti:

“Sözleri bizzat Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünneti ile sabit olan ezan İslâm dininin şiarı ve Müslüman varlığının/kimliğinin bir göstergesidir. İslâm inancının temel esaslarını içeren ve İslâm toplumunun ortak değeri olan ezan, aynı zamanda, İslâm birliğinin ve tevhîdin sembolüdür. Mâna ve muhtevası bakımından ezan hem namaz hem de İslâm için bir çağrıdır. Yani ezan vasıtasıyla insanlar bir taraftan namaza çağrılırken diğer taraftan Allah’ın varlığı, birliği, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) O’nun elçisi olduğu ve asıl kurtuluşun (felâh) âhiret mutluluğunda bulunduğu gerçeğini dile getirmektedir. Ezanın aslî halinin dışında herhangi bir dil ile okunacak çağrının, İslâm âlimleri ve dünya Müslümanları nezdinde ezan olarak itibarının olmadığı muhakkaktır. Nitekim İslâm alimleri Arapça dışında okunacak bir çağrının ezan olarak nitelenemeyeceğini, örneğin Farsça olarak okunacak sözlerin ezan olarak sahih olmadığını belirtmişlerdir. (İbn Abidin, Reddü’l-muhtâr, I, 383.).. 

Ezanın özgün şekliyle okunması gerektiği konusunda 15 asırlık bir gelenek ve ittifak söz konusudur” denilen açıklamada, “Ezan, İslâm’ın şiarı ve namaza davet olduğundan değişik dilleri konuşan Müslümanların hepsine bu davetin ulaştırılması, ancak yine hepsinin ortak bilincine hitap etmekle olur ki, bu da ezanın bilinen asli lafızlarıyla yani Arapça olarak okunmasıyla gerçekleşir (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 383). Bu itibarla ezanın asli şekli dışında başka bir dille okunması caiz değildir.”

Diyanet İşleri Başkanlığı, ezanın asli halinin dışında herhangi bir dil ile okunacak çağrının, İslam alimleri ve dünya Müslümanları nezdinde ezan olarak itibarının olmadığı açıklamasına ilahiyatçı Cemil Kılıç’tan yanıt geldi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, ezanın asli halinin dışında herhangi bir dil ile okunacak çağrının, İslam alimleri ve dünya Müslümanları nezdinde ezan olarak itibarının olmadığının muhakkak olduğunu bildirdi.

Başkanlıktan yapılan açıklamada, son günlerde kamuoyunda ezanın Türkçe okunması, Kur’an-ı Kerim mealinin Kur’an-Kerim gibi tilavet edilmesi ve bu bağlamda Türkçe ibadet konularının tartışıldığı hatırlatıldı ve Kur’an-Kerim’in Arapça olarak indirildiğini, hem lafzı hem manası ile Kur’an-ı Kerim olduğunun vurgulandığı açıklamada, indirildiği lafızların dışında, Arapça bile olsa, başka sözlerle ifade edilen mananın Cenab-ı Hakk’ın kelamı değil, mütercimin ondan anladığı mana olduğuna değinildi.

“YALANLA İMAN BİR ARADA OLMAZ”

Bu açıklamanın ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan ilahiyatçı Cemil Kılıç:

”Diyanet Başkanı yalan söylüyor… İslam uleması Kur’an’ın tercümesine Kur’an denilemez diye görüş birliği içinde değil. Açıkça gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyor. Yalanla iman bir arada olmaz” dedi

İMAMOĞLU: BENCE DE YÜCE KUR’AN’IN ARAPÇA OKUNMASI GEREKİR!

İBB Başkanı İmamoğlu, AKP’nin ve yandaşların İBB’nin Mevlana etkinliğinde ‘Türkçe ezan’ okunduğu eleştirilerine ilişkin konuştu, ‘Bence de yüce Kuran’ın Arapça okunması gerekir’ dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ‘Türkçe ezan’ tartışmalarına ilişkin açıklamada bulundu.

Ekrem İmamoğlu:

“Adil, Yeşil ve Yaratıcı İstanbul Yolunda 18 Ay” başlığıyla düzenlediği etkinliğinin ardından, konuya ilişkin konuşurken “Bir kere Şeb-i Arus’da ezan yok. Türkçe ezan istismarı da var burada; çok acı. Bugünün gündemi üzerinden bunu yapan insanların makamları da önemli. Öyle ifadelerde bulunuyorlar ki; ‘Şeb-i Arus’da naatlar, beyitler de Arapça okunmalı’ vesaire gibi. Bir kere naatlar ve beyitler, Şeb-i Arus’da Farsça’dır. Bu tarzı ve yaklaşımı ortaya koyan, çok ayıp ediyor. Hem Mevlana’nın maneviyatına hem Şeb-i Arus sürecine çok ayıp ediyor” dedi.

“BENCE’DE ŞEB-İ ARUS TÖRENİNDE, YÜCE KUR’AN’IN ARAPÇA OKUNMASI GEREKİRDİ”

Ekrem İmamoğlu:

“Bir belediye başkanı, oturup da programları yazıp, çizmez, hazırlamaz. Böyle bir şey ne geçmişte ne bugün ne de bir başka belediyede olmamıştır. O bakımdan bu noktada bilgimin olmadığı bir detayla ilgili her türlü eleştiriye de saygıyla yaklaşmak durumunda olan bir belediye başkanıyım. Her durumda, her ortamda da bunu sağlamaya çalışıyorum. Hata olabilir, eksiklik olabilir; bakıyoruz, araştırıyoruz. Bu anlamda çok detaylı da araştırıyoruz. Şunu da net ifade edeyim: Bence de Şeb-i Arus töreninde, Yüce Kur’an’ın Arapça okunması gerekir. Bunu derken, unutmayalım ki, dilimiz bizim için önemli. Dilimizi yok sayarak, anlatırken Türkçe’mizi düşmanlaştırma çabalarıyla tanımlama yapmanın da büyük bir yanılgı olduğunun altını çizmek isterim.”

” TÜRKÇE EZAN İSTİSMARI VAR BURADA ”

Ekrem İmamoğlu:

“Burada bu konu açılmışken, hepinizin zihninde olan başka soruları da cevaplamak isterim. Bir kere dünden bugüne konuşmacılar, köşe yazarları bir ezan sürecini tarifleyerek, ‘Bu törende ezan şöyle okundu, böyle okundu’ dedi. Bir kere Şeb-i Arus’da ezan yok. Türkçe ezan istismarı da var burada; çok acı. Bugünün gündemi üzerinden bunu yapan insanların makamları da önemli. Bir cümle bile kurarken, çok dikkat etmesi gereken insanlar da var sürecin içerisinde. Hatta öyle ifadelerde bulunuyorlar ki; ‘Şeb-i Arus’da naatlar, beyitler de Arapça okunmalı’ vesaire gibi. Bir kere naatlar ve beyitler, Şeb-i Arus’da Farsça’dır. Ben, bu konu ilk gündeme geldiği andan itibaren bütün detaylarıyla süreci inceleyen bir belediye başkanıyım. Bu tarzı ve yaklaşımı ortaya koyan, çok ayıp ediyor. Hem Mevlana’nın maneviyatına hem Şeb-i Arus sürecine çok ayıp ediyor.”

“BİTMEYEN BİR RAHATSIZLIK VAR”

Ekrem İmamoğlu:

“Tekrar ifade edelim ki; Şeb-i Arus’da ezan yok. Türkçe ezan okunması da söz konusu değil zaten. Bir de bitmeyen bir rahatsızlık var. Bunu da ifade etmek isterim: ‘Vay efendim, Ekrem İmamoğlu niye Kur’an okudu?’ Ne büyük bir rahatsızlık yaratmış ya. Çok enteresan. Kur’an-ı Kerim’i okumak… Bunun üzerinden benim dışımda binlerce yorum yapıldı. Evet; ben Kur’an’ı Kerim’i okudum; okurum da. Neden sizi rahatsız ediyor? Derdi ne insanların: Ekrem İmamoğlu, Kur’an okumuş. Siyasi rant için; hele hele oy devşirmek için bunu kullananlar, günahın en büyüğü ile karşı karşıyadır; bunu söyleyeyim. Asla kullanılamaz. Bir şeyi unutmasınlar; bu sözleri taşımaya çalıştıkları ya da bu tarz davranışlarla, bu konuyla muhatap edip başka kavramlarla ilişkilendirmeye çalışanlara şunu hatırlatmak isterim: Karşılarındaki Ekrem İmamoğlu. Ben de kendimi biliyorum. Bunu söylemek istemezdim; ama ben de 
6’lı, 7’li yaşlardan itibaren dini eğitim almış birisiyim. 10’lu yaşlarda defalarca da köy camilerinde ezan okumuş birisiyim. O yüzden işlerine baksınlar. Bu işler üzerinden, siyasi fayda elde etmeye siyasi rant elde etmeye çalışmasınlar.”

” DAHA DİLİNE SAHİP OLAMAYANLAR TAVSİYE VERMEYE KALKMASINLAR !”

Ekrem İmamoğlu:

“Hata olabilir. Hataları tespit edebilir, eksiklikleri giderebilirsin. Bir daha yinelenmesine fırsat vermeyebilirsin. Bu şekilde süreç toparlanır. Edepli davranış bunu gerektirir. Edep, inancımızda çok önemli bir kavram. Edep denince, daha önce not aldığım iki üç cümleyi sizinle paylaşmak isterim özellikle Hz. Mevlana olunca: ‘Güzellik dilin altında gizlidir. Sükût, incelik, edep ve zerafet, insanı her gittiği yerde sultan yapar.’ Daha diline sahip olamayanlar, bunun ötesinde tavsiye vermeye kalkamasınlar. Gülerek izliyorum. Edep nedir biliyor musunuz? Bu da derin bir felsefedir: Her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.”

” DİYANET VE BAŞINDAKİ KİŞİYİ AYIRT ETMEK LAZIM “

Ekrem İmamoğlu:

“Diyanet İşleri birçok konuda açıklama yapıyor. Diyanet, Cumhuriyet’imizin döneminde kurulmuş, çok değerli bir kurumumuz. Bu kurumla başındaki kişiyi ayırt etmek lazım. O, ne yazık ki siyasi iktidarın temsilcisi halini gelmiş bir kişidir. Özellikle benim seçimimde yaşadığım olayların içerisinde bilfiil, siyasi sürecin ve mekanizmasının bir parçası haline gelmiş durumuyla da bunu ispat etmiş biridir. Dündün beri şaşkın bir biçimdi, yine bu sürecin içine ilginç bir dille katılmasını hayretle izliyorum. Neymiş efendim, ‘Başka bir dilde okunduğu zaman Kur’an olamaz.’ Yıllarca basın yazdı, çizdi okudu ve Türkiye’de hayranlıkla takip ettik: Cat Stevens. Biliyorsunuz Müslüman olmuştu ve Yusuf İslam adını almıştı. Cat Stevens, tahmin ettiğiniz gibi Arapça bilen biri değildi. İngilizce okuyarak Müslüman olmayı tercih etti. Yani, çok sığ bir akıl ve çok sığ bir tarif. Yani, Türkçe’mizi düşmanlaştırmaya çalışmak, başka bir boyuta taşımak çok ayıp.”

“GÖREVDEN ALMAYA MERAKLI OLANLAR SAĞINA SOLUNA BAKSIN! “

Ekrem İmamoğlu:

“Bir başka husus; yani seçim meydanlarında Kürtçe Kur’an anlatıldı ve tanıtıldı. Ki Kur’an’ın Kürtçe basılması kadar da doğal bir şey yok. Ama tabii bu siyasete alet etmek için miydi yoksa başka bir duyguda mı yapılmıştı? Onu da açıkçası hayretle izliyorum. Soruşturma yapıyoruz, süreci anlamaya çalışıyoruz. Eksikliklere bakıyoruz. Bize bazı kesimlerden baskılı bir tarifle ‘Görevden alın’ vesaire gibi yazanlar çizenler oldu. Bu konuda da şunu söyleyeyim: Biz bakarız ederiz içeriğine, davranış biçimine. Gayet iyi niyetle işini yapan insanlar vardır bizim aramızda. Eğitimli, liyakatli insanlardır. Eksiğine bakarız, gediğine bakarız. Düzeltmesi için fırsat veririz. Düzelteceklerinden de hiçbir şüphem yoktur. Şunu net belirteyim; görevden alma konusunda meraklı olan birileri varsa bence onlar kendi sağına soluna baksınlar. Bizim idari süreçlerimizle ilgilenmesinler. Nihayetinde basit bir konu değil, inancımızla ilgili bir konuyu konuşuyoruz hassas ve dikkatli bir şekilde.”

Independent Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top