BİLİM & TEKNOLOJİ

“UZAYLILAR KENDİLERİNİ GÖSTERMEK İSTEMİYOR ÇÜNKÜ İNSANLIK BUNA HAZIR DEĞİL”

87 yaşındaki Eshed, lisans öğrenimini elektronik mühendisliği alanında yapmıştı. 1969’da İsrail Savunma Kuvvetleri Askeri İstihbaratı tarafından ABD’ye gönderilen Eshed burada hava mühendisliği alanında doktora çalışması yürütmüştü.

“UZAYLILAR BİZE GÖRÜNMEK İSTEMİYOR, GALAKTİK FEDERASYON ABD’YLE ANLAŞTI, GEZEGENİMİZDE DENEYLER YAPIYOR!”

1981’den 2010’a kadar İsrail’in uzay programının başında bulunan ve gizli teknolojik buluşlarıyla iki kez İsrail Güvenlik Ödülü’nü alan Prof. Haim Eshed, akıl sağlığının sorgulanmasına neden olan iddialarda bulundu.

İsrail uzay programının eski başkanı Eshed:

“Aslında Trump bunu açıklamak üzereydi. Ancak Galaktik Federasyon’daki uzaylılar, ‘Bekleyin, önce insanlar sakinleşsin’ dediler”

Eshed, İsrail’in en büyük gazetelerinden Yediot Aharonot’a verdiği röportajda: Uzaylıların Mars’ta üs kurduğunu, uzaylıların ABD Başkanı Donald Trump’la sessizlik anlaşması yaptığını savunup çarpıcı açıklamalarda bulundu…

“Aslında Trump bunu açıklamak üzereydi. Ancak Galaktik Federasyon’daki uzaylılar, ‘Bekleyin, önce insanlar sakinleşsin’ dediler. Kitlesel bir histeri başlatmak istemiyorlar. Önce anlayışlı olmamızı ve aklımızın başımıza gelmesini istiyorlar..

ABD yönetimi ve uzaylılar arasında anlaşma yapıldı. Burada deneyler yapmak için bizimle bir sözleşme imzaladılar. Onlar da araştırıyorlar ve evrenin bütün dokusunu anlamaya çalışıyor, bize yardımcı olarak istiyorlar..

Mars’ın derinliklerinde bir yer altı üsleri var. Orada temsilcileri bulunuyor. Bizim de ABD’li astronotlarımız var orada.”

Jwishpress’in aktardığına göre profesör, akıl sağlığıyla ilgili iddiaları da şöyle değerlendirdi:

“Bunları çıkıp 5 yıl önce söyleseydim, beni hastaneye yatırırlardı. Akademide nereye gidersem gideyim, ‘Bu adam aklını kaçırmış’ derlerdi..

Ama bugün kaybedecek hiçbir şeyim yok. Unvanlarımı ve ödüllerimi aldım, eğilimin değiştiği yurt dışındaki üniversitelerde saygı görüyorum.”

87 yaşındaki Eshed, lisans öğrenimini elektronik mühendisliği alanında yapmıştı. 1969’da İsrail Savunma Kuvvetleri Askeri İstihbaratı tarafından ABD’ye gönderilen Eshed burada hava mühendisliği alanında doktora çalışması yürütmüştü.

Ülkesinde sürdürdüğü kariyeri boyunca 20 İsrail uydusunun fırlatma işlemini yöneten bilim insanı, 2011’de Savunma Bakanlığı’ndan emekli olmuştu.

“UZAYLILAR, MARS’IN YÜZEYİNDE DEĞİL ALTINDA YAŞADI”

Bilim insanları, yaklaşık 4 milyar yıl önce Mars’ta, jeotermal ısıtmayla yeryüzündeki kalın buzların erimesi sonucunda kilometrelerce derinliklerde sıvı su birikmiş olabileceğini ve bu durumun Kızıl Gezegen’in yüzeyinin altında tek hücreli organizmaların yaşamasını mümkün kılabileceğini söyledi.

ABD’deki Rutgers Üniversitesi’nden bilim insanları, Kızıl Gezegen’deki yaşam olasılıklarını ve ilk nerede ortaya çıkabileceğini hesaplamak için bilgisayar simülasyonlarından yararlandı.

Araştırmanın baş yazarı Dr. Lujendra Ojha, sonuçların, Mars’ın erken dönemdeki atmosferine karbondioksit ve su buharı eklense bile yaşamı sürdürebilecek sıcaklıkta ve nemde uzun vadeli bir yüzey elde edilemeyeceğini ortaya koyduğunu belirtti.

Öte yandan bulgular, söz konusu dönemde gezegenin derinliklerinde, yüzeydeki kalın buz tabakalarını eritip yer altında yaşamın gelişmesine izin verebilecek jeotermal faaliyetler bulunduğunu gösterdi.

Dr. Ojha “Yani yeraltı, Mars’taki en uzun ömürlü yaşanabilir ortamı sunabilir” dedi.

Araştırmayı yürüten ekip, bunun, uzun süredir tartışılan “Soluk Genç Güneş Paradoksu”nu da çözebileceğini de ekledi.

Bu paradoksa göre, 4 milyar yıl önce Güneş’in, bugünkünden yüzde yaklaşık 25 oranında daha sönük olması normal şartlarda Dünya’yı dondurmalıydı. Ancak yapılan keşifler, o dönemde  Dünya’nın daha sıcak olduğunu ve suyun sıvı halde bulunduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, buna benzer bir durumun Mars’ta da yaşanmış olabileceğini söyledi. Zira Mars’ın yüzeyinde keşfedilen minareller, kimyasallar ve eski nehir yatakları gezegenin 4,1 milyar ila 3,7 milyar yıl önce adeta bir su dünyası olduğunu ortaya koydu.

Bunun sebebi Dünya ve Mars gibi kayalık gezegenlerde, uranyum, toryum ve potasyum gibi elementlerin radyoaktif bozunmayla ısı üretmesi olabilir. Çünkü bu durumda, Güneş şimdi olduğundan daha zayıf olsa bile kalın buz tabakaları eriyerek derinlerde sıvı su oluşturabilir.

Jeotermal ısıtmanın Dünya’daki örnekleri arasındaysa Batı Antarktika’daki buz tabakasının, Grönland’ın ve Kanada Arktik Adaları’in altındaki buzulaltı göller bulunuyor.

Araştırma 2 Aralık’ta hakemli bilim dergisi Science Advances’te yayımlandı.

OBAMA UZAYLILARLA İLGİLİ NE BİLDİĞİ SORUSUNU GÜLEREK YANITLADI: “SÖYLEYEMEM”

Obama, başkan olduğu dönemde Dünya dışındaki canlılarla ilgili gizli bilgileri öğrenmeye çalıştığını kabul etti

Eski ABD Başkanı Barack Obama, katıldığı programda UFO’larla ilgili ısrarlı sorular karşısında sessizliğini korudu.

CBS kanalında Late Show programına katılan Obama, başkan olduğu dönemde Dünya dışındaki canlılarla ilgili gizli bilgileri öğrenmeye çalıştığını kabul etti.

Programın sunucusu Stephen Colbert’in konuyu gündeme getirmesi üzerine Obama, bu konuda bilgi aldığını belirterek “Kesinlikle bunu sordum” dedi. Colbert’in “Peki ne öğrendiniz?” sorusunuysa gülümseyerek “Size söyleyemem, üzgünüm” diye yanıtladı.

Colbert “Pekala, o zaman bunu evet olarak kabul ediyorum. Çünkü eğer Dünya dışı canlı olmasaydı yok derdiniz” deyince Obama da “Böyle düşünmekte özgürsünüz” sözleriyle net bir şey söylemekten kaçındı.

Bir zamanlar gündemde olan ABD yönetiminin uzaylıların varlığını gizlemeye çalıştığı söylentilerine ve New Mexico’daki Roswell kasabasına 1947’de UFO düştüğü iddiasına da değinen Obama, “UFO’lar ve Roswell eskiden en büyük komplo teorisiydi. Artık hükümetin bir uzay gemisine sahip olabileceği fikri sıkıcı bir konu” diye konuştu.

YÜZLERCE YILDIZI İNCELEYEN BİLİM İNSANLARI UZAYLILARI BULMAK İÇİN YENİ BİR YÖNTEM GELİŞTİRDİ

Araştırmacılara göre yaşanabilir gezegenleri bulmak isteyen çoğu bilim insanı, gezegenin sıvı halde su bulundurma olanağına odaklanırken, yıldız faaliyetlerini gözden kaçırıyor

Bilim insanları, ötegezegenglerin atmosferlerinin maruz kaldığı erozyon oranlarını hesaplayarak, yaşam barındırma ihtimali bulunan gezegenleri belirlemek için yeni bir yöntem ortaya koydu.

Abu Dabi New York Üniversitesi’nden araştırmacılar, bazı yıldız patlamalarının (Güneş Sistemi’nde bunlara Güneş patlaması deniyor) üst atmosferde değişimlere yol açabileceği ve gezehenin yaşanabilirliğini azaltabileceğini keşfetti.

Yaklaşık 500 yıldızı inceleyen araştırmacılar, ara sıra yüksek enerjili patlamalara maruz kalan gezegenlerin, sabit bir radyasyon akışına ve sıklıkla düşük enerjili patlamalara maruz kalanlardan daha yaşanabilir olduğunu saptadı.

Araştırmaya liderlik eden Dimitra Atri, potansiyel olarak yaşanabilir gezegenleri tanımlamak isteyen çoğu bilim insanının gezegenin sıvı halde su bulundurma olanağına odaklandığını, bu nedenle yörüngesinde bulunduğu yıldızın faaliyetlerini gözden kaçırdığını ifade etti.

Ancak bu faaliyetlerin gezegenin yaşanabilirliğini belirleyen ana faktörler olduğunu söyleyen araştırmacılar, yıldızların parlaklığının ve yüzeyindeki patlamaların yaşanabilir bölgelerde bulunan gezegenlerde atmosfer kaybına yol açabileceğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, bu hipotezi kanıtlamak için NASA’nın TESS (Geçiş Halindeki Öte Gezegen Araştırma Uydusu) isimli uydusu tarafından gözlemlenen yüzlerce yıldızdan gelen verileri kullandı. Atri ekibin bir sonraki hedefinin, yıldız faaliyetleirnin uzun vadeli etkilerini görmek ve veri setini genişletmek olduğunu söyledi.

Independent Türkçe, Phys.org, Somag News


Independent Türkçe, New York Post

Independent Türkçe, Jewishpress

Independent Türkçe, Daily Mail, CNN / Derleyen: Uğurcan Yıldız

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top