SIYASET

‘TÜRKİYE KAOS SÜRECİ İÇİNE GİREBİLİR’

İddiaya göre İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kullandığı mobil telefon hatlarının emniyetin bilgisayar takip sisteminde sorgulandığı birkaç ay önce ortaya çıktı.

“BİZ HER ŞEYE RAĞMEN BİLDİĞİMİZ YOLDAN KARARLILIKLA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ.”

“İktidar HDP’yi parçalama arayışında; ‘İmralı’yı ikna edebilir miyiz’ diye bilgiler geldi.”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu:

“Telefonlarımızın dinlendiğini, takip edildiğimi biliyorum; eşimin, çocuklarımın silah alıp beni koruyacak halleri yok!”

Kendisine yönelik suikast iddiaları ve organize suç örgütü liderliği suçlamasından hüküm giyen Alaattin Çakıcı’nın tehditleri ile ilgili…

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: 

“Benim, eşimin ve çocuklarımın telefonları dinleniyor..

Ailemin ellerine silah alıp beni koruyacak halleri yok. Sanıyorlar ki bir kişiyi ortadan kaldırdığınız zaman sorunlar çözülür. Tam tersine Türkiye kaos süreci içine girebilir.

Biz her şeye rağmen bildiğimiz yoldan kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz..

Herkesin huzur içinde yaşaması önemli ve herkes demokrasiye ihtiyaç duyuyor..

Yeni bir Kürt partisi kurmak istiyorlar. İktidar HDP’yi kendi yanına çekemeyince ikinci parti kurup HDP’yi parçalama arayışında. ‘İmralı ile görüşme yapabilir miyiz, ikna edebilir miyiz’ gibi bilgiler geldi.”

“ELEŞTİRİYE TAHAMMÜL EDEMEYEN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

“Hangi açıdan bakarsanız bakın giderek artan ve derinleşen sorunlar var. Bu sorunlardan nasıl kurtulabileceğimizi söyledik. Biz bunun çözümünü söyledik. Bunları yapmadılar. Bunları yapmayınca eleştirdik. Eleştiriye tahammül edemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. İstiyor ki, herkes her yaptığını ‘aman ne kadar güzel yaptınız, çok iyi yaptınız’ desin. Ama hayatın gerçeği var, mutfakta yangın varsa nasıl görmezden gelebiliriz. O zaman ne olur, biz görevimizi yapmamış oluruz. Eleştiri yaptığımız zaman tehditler geliyor, ‘dokunulmazlığınızı kaldıracağız’ diyorlar.

Kılıçdaroğlu’nun söylediği her şey yalan diyorlar. Hangisi yalan? Bana desinler ki  Kılıçdaroğlu’nun şu söylediği yalan. Bir siyasi iktidarın eleştiriye tahammülü kalmamışsa, bu pozisyona düşmüşse artık o ülkeyi yönetemez. Zaten şu anda Türkiye Cumhuriyeti devletinin yönetildiğini söyleyemeyiz. Bir kişi yönetiyor. Kabile devletlerinde bile ihtiyar meclisi olur, oturulur danışılır. Şimdi öyle bir şey yok kesinlikle. Ben yönetirim ben yaparım. İtiraz ediyorsa birisi, ‘onun sesini kesmek için elimizden geleni yaparız’ diyorlar. Ama bu bizi yıldırmaz.”

SUİKAST İDDİALARI VE TEHDİTLER

“Kaldığım ev, gezdiğim yer, konuştuğum kişiler belli. Benim, eşimin çocuklarımın telefonlarının dinlendiğini gayet iyi biliyorum. Takip edildiğimi de gayet iyi biliyorum. Korumalar var. Ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar. Ama benden rahatsız olan ciddi bir kesim var. İktidar kanadı da rahatsız. Ülkeyi yöneten birisi, eğer çıkarı ya da tehdidi yeraltı dünyasından sağlayarak ‘biz susturabiliriz’ gibi bir arayışa giriyorsa orada demokrasi, insan hakları bitmiştir.

Orada otoriter rejim daha da otoriter bir sürecin içine girmiştir. ‘Aksi bir şey söyleyeni susturacağız. Yeraltı dünyasını harekete geçireceğiz, susturacaklar’ bunu düşünüyorlar. Ama bu bizi korkutmaz. Onlar çok kısır ve dar düşünüyorlar. Sanıyorlar ki bir kişiyi ortadan kaldırdığınız zaman sorunlar çözülür. Sorunlar çözülmez, tam tersine Türkiye kaos süreci içine girebilir.”

Aileniz tehditleri nasıl karşılıyor?

Kemal Kılıçdaroğlu: 

“Onlar da endişe duyuyorlar, dikkat etmemi istiyorlar. Yapacakları pek bir şey yok, ne yapabilir ki. Bunların ellerine silah alıp beni koruyacak halleri yok. Biz her şeye rağmen bildiğimiz ve inandığımız yoldan devam edeceğiz. Eğer bir yerde, verdiğiniz mücadelede ülkenin çıkarı her şeyin önünde ise bizim hayatımız çok önemli değildir. Önemli olan bu ülkede herkesin huzur içinde yaşamasıdır. Bu herkes için geçerli olmalı.”

“RTÜK KURUM OLMAKTAN ÇIKMIŞ, TETİKÇİLİĞE DÖNMÜŞ”

“Gazeteciler korkudan yazı yazamıyor, televizyonlar program yapamıyorlar. Hangi kurumlar var. RTÜK ve Basın İlan Kurumu var. Bunların  işlevi ‘özgür medyayı nasıl susturabiliriz’ olmuş. Bu kurumların varlık nedeninin bu olduğunu düşünüyorsak, artık kurum olmaktan çıkmışlar, tetikçiliğe dönmüş bunlar.” 

“İRFAN FİDAN EN BÜYÜK İNTİHALCİLERDEN BİRİSİDİR”

“Karar alıyorsunuz, uygulamalar yapıyorsunuz ama hukuka aykırı. AİHM’e gidiyor AİHM ‘şöyle uygulayın’ diyor ama siz o karara uymuyorsunuz. Sizin saygınlığınız kalır mı? Yargıya güven duyulur mu? AYM kararını en alttaki mahkeme uygulamadı. Bu, ‘Ben gücümü Saray’dan alıyorum. Hukuktan almıyorum. İlerde beni terfi edecek, bir yerlere getirecek kişiden alıyorum. Gücümü talimatlardan alıyorum’ demek oluyor. Ne oluyor? Yargıtay üyesi oluyor.

Birisi AYM üyesi olacak. En büyük intihalcilerden birisidir. Siz bunu Yargıtay üyesi yaptınız. İntihal suç mu suç. Bunu Avrupa görüyor. AİHM kararına uymuyorsanız yaptırımı vardır. Kişileri içeri atıyorsunuz. Kişi yargılanabilir. Ama adil yargılarsınız. Yargılanıyor beraat ediyor. Tahliye kararı çıkıyor. O gece oturuluyor aynı dosyadan yeni suç yaratılıyor ve tekrar içeri alınıyor. Bırakılmamaları ile ilgili olarak siyasi otorite ve bekçisi yemin etmiş durumda.”

“HAKİMLERİN BÜYÜK KISMI RAHATSIZ, ‘YARGI BU KADAR ÇÜRÜTÜLMEZ ’ DİYORLAR”

“Üç buçuk yıldır bir insan içeride tutuluyor, iddianame hazırlanıyorsa da kanun ihlal edilmiyor mu, ediliyor. Biz ne diyoruz adalet istiyoruz, herkes için olması lazım. Alınan kararlar Türkiye’yi rencide eden kararlardır. Türkiye’nin saygınlığına gölge düşüren kararlar. Kararları eleştirebilirsiniz ama asıl eleştirmeniz gereken bu kararlara yol açanlar Türkiye’yi iyi yönetiyor mu? Hakimlerin büyük bir kısmı rahatsız. ‘Yargı bu kadar çürütülmez’ diyorlar. Son atamalardan büyük bir rahatsızlık var.”

“ERDOĞAN’IN BANA AÇTIĞI DAVALAR İÇİN SEYYAR HAKİMLER VAR”

“Erdoğan’ın açtığı tazminat davalarının benim aleyhime sonuçlanması için seyyar hakimler var. O davaların hakimleri değişiyor daha önce aleyhimde karar veren hakimler atanıyor. Bu davaları ben kazanırım. En son AİHM’de aleyhime verilen davayı kazandım. Beni üzen nokta şu, niye Hazine bana 13 bin Euro ödemek zorunda kalıyor. Benim söylediğimin neresi yanlış, tank palet (fabrika) bedavaya verildi. Orduya kumpas kurdu mu, kurdu. Kozmik odayı kim açtı, sen talimat verdin. O zaman hangi tazminatı davasını açıyorsun. Kanun çıkardılar Yargıtay’a FETÖ’cüleri atadılar, ‘Yargıtay’a 160 militan atadınız’ dedim mi dedim, sen atadın, neresi yalan, yalan değil. Dava açmasının nedeni şu, doğru olduğunu o da biliyor ama acaba mahkum ettirirsem vatandaş ‘Kılıçdaroğlu doğruları söylemedi’ diyecek sanıyor. Ama vatandaş bunu görüyor. Böyle bir dünya yok, bitti. Söylediğim her şey doğru.”

“MİT’İN FETÖ İLE İLGİLİ RAPORLARI CİDDİYE ALINMADI”

“MİT, gözbebeğimiz gibi korumamız gereken kuruluş. Yanlışlar olabilir ama bunların sürdürülebilir olmaması önemli. MİT’in 79’lu yıllardan beri her MGK toplantısına FETÖ ile ilgili rapor verdiğini biliyoruz. Erdoğan da biliyordu ama temel amacı şuydu, orduya kumpas kurmak istiyordu. Kendisine biat eden ordu oluşturmak istiyordu. Bu kumpası kurdu. MİT raporunu verdi, başbakan da bakanlar da Genelkurmay Başkanı da biliyordu. Ve bunun siyasi riskini Erdoğan aldı üstüne. Bunu dönemin başbakanlık müsteşarı yazdığı kitapta söylüyor. 

İktidarın gayet haberi vardı. Albayları tasfiye etmek için özel kanun getirdiler. Orduya kumpas kurdular. Erdoğan’ın hâlâ Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığını yaptığına inanan birisiyim. Erdoğan sıradan biri değil.”

“TANK-PALET FABRİKASININ KATAR’A PEŞKEŞ ÇEKİLMESİ VATANA İHANETTİR”

“O konuşmada rahatsız edici cümle düzeltildi. (Ali Mahir Başarır‘ın Habertürk’teki sözleri) Oturumu yöneten moderatör de düzeltmesini istedi düzeltti. Olay bitti. Kastettiği tank palet fabrikasının bedavaya verilmesiydi. Tartışılması gereken konu tartışılmadı. Sorabilirlerdi; tank palet fabrikasını Katar’a niye veriyoruz. Ethem Sancak‘ın tank palet fabrikası ile ne ilgisi var. Tank palet fabrikasının Katar ordusuna peşkeş çekilmesini vatana ihanet görürüm. Çıkıp desinler ki ‘şu ülkede de tank fabrikası şu ortağa verilmiştir’ desinler. Dünyada örneği yok. Niye biz bu fabrikayı veriyoruz. Buna asıl karşı çıkması gereken o dönemin genelkurmay başkanıdır. Kimse korkudan konuşamıyor. Biz konuşuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları adına konuşuyoruz.

Bu ülkede ensesine vurup tank palet fabrikasını ellerinden alıp Katar ordusuna peşkeş çekiyorlar ve buna kimse ses çıkarmıyorsa ses çıkarmayanların tamamı ülkelerini sevmeyen insanlardır. İtiraz edeceksin.

“KATAR’TA TANKIN T’si YOK”

Bu bölge, bizim bulunduğumuz coğrafya, silahlı kuvvetlerimizin çok güçlü olması gereken bir bölge donanım olarak da moral olarak da. Ordumuzun güçlü olması lazım. Bu orduya kumpas kurup darmadağın ettiler mi ettiler, eden adam Saray’da oturuyor. Ellerindeki tank palet fabrikası alındı. Onu Katar’a veren Saray’da oturuyor. Sen yaptın orduya ihaneti. Genelkurmay başkanını aldılar hapse attılar. (İlker Başbuğ) Ben kendisini 30 Ağustos’ta ziyaret ettim. Korkularından ziyarete bile gidemiyorlardı. Bu iş sıradan bir iş değildir. Türkiye’nin güçlenmemesi için her şeyi yapıyorlar. Katar tank üretse, motor üretse deriz ki gelsin yapsın. Katar’da tankın T’si yok. Siz bunu nasıl kalkar verirseniz.” 

GENELKURMAY BAŞKANI GÜLER’İN SÖZLERİ

“Her hafta milletvekili arkadaşlarımıza haftalık değerlendirme göndeririz. Orada bir kuralımız vardır; ‘Diyanet ve Genelkurmay Başkanlığı ile ilgili politik söylemde bulunmayın’ diye. Bu kurumların siyasetin dışında kalmasına önem gösteririz. Bu Mustafa Kemal‘in geleneğidir. Bu süreçte Hulusi Akar konuştu, konuşabilir, Genelkurmay Başkanı’nın ise bu konuda konuşması doğru değildir. Birilerinin baskısıyla onu söylediyse çok daha büyük ayıptır. Kaldı ki tashih edilmiş. TOBB Başkanı’na talimat verilmiştir oraya gitmiştir, kendi iradesi yoktur ki. Sırtını Saray’a dayayıp istikbal bekleyen kimse olmamalı. Sırtını Saray’a dayayanları, kendi kurumlarına ihanet edenleri tarih affetmeyecektir. Herkes kendi camiasının çıkarlarını savunmalı, o çıkarların üzerinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin çıkarları vardır. Siz kendi çıkarınızı Türkiye’nin çıkarını korumuyor, Sarayın çıkarını koruyorsunuz. Bu olmaz.” 

ERKEN SEÇİM VE İTTİFAKLAR

“Millet İttifakı seçimler döneminde oluşturuldu. Ana söylemi de demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü ve bağımsız yargıydı. Bir protokolümüz vardı.

Öncelikle Saray’a ‘Acaba ben kendi iktidarımı sürdürmek için nasıl yasal düzenleme yapabilirim’ arayışı içinde. Bu arayışı hayata geçirmek için MHP’yi ikna etmek zorunda. Bu arayış devam ediyor. 

O arayışa göre yeni tablo çıkarsa siyaset de yeni tabloya göre kendini konumlandırır. Pozisyon böyle devam ederse demokrasi isteyenler bir araya gelecektir. Önümüzdeki seçimleri parti seçimi olarak görmüyorum. Önümüzdeki seçimler demokrasiden yana olanlarla otoriteden yana olanların seçimi. Demokrasi isteyenlerin ortak söylemi güçlendirilmiş parlamenter rejim. Neden güçlendirilmiş? Parlamenter rejim deyince eskiye dönmek değil, bir daha bu ülkeden iktidar krizi başka krizler çıkmasın diye yeni bir anayasa ile parlamentosu güçlendirilmiş bir rejim. Davutoğlu ve ekibi güzel bir çalışma yapmışlar. Benzer çalışmayı biz de yapıyoruz. İyi Parti, Saadet Partisi tarafından dillendirildi, Babacan da güçlendirilmiş parlamenter rejimi savunuyor.

Önümüzdeki süreç için bugünden bir araya gelmek için çok erken. Söylemde bir ortaklaşma var güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerine. Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin aydınlığa çıkabileceği demokrasiden yana siyasi partilerin bir araya gelip demokrasiyi getirmek için çaba harcayacaklarına inanıyorum.”

ÜMİT ÖZDAĞ’IN ANAYASA ÇALIŞMASI İDDİALARI

“Millet İttifakı olduktan sonra anayasa çalışması hiç olmadı. Dört parti zaman zaman bir araya geliyorduk. Anayasa değişikliği ile ilgili TÜSES’in çalışması oldu. Bizden de Kaboğlu katıldı. TÜSES saygın bir sivil toplum örgütü. Bir bardak suda fırtına bile yok çünkü yalan rüzgarı üzerine söylemler. Olmayan bir şey tartışılıyor. Hayretle izliyorum.”

YENİ BİR KÜRT PARTİSİ İDDİALARI

“Gelen bilgi şöyle: İktidar HDP’yi yanına çekemeyince ikinci bir parti kurup HDP’yi parçalayabilir miyiz arayışı içinde. ‘Bunu İmralı üzerinden yapabilir miyiz, ikna edebilir miyiz’ yönünde bilgiler geldi.  Sonuç almak mümkün mü bilmiyoruz. Selahattin Bey’in içeride tutulma gerekçelerinden birinin de bu olduğu ifade ediliyor. Selahattin Bey cumhurbaşkanı adayı olabiliyor  ama dışarı çıkarmıyor, siz de buna demokrasi diyorsunuz. Aklın alamayacağı bir şey. Cumhurbaşkanı adayı olabiliyorsunuz üstelik kararı veren de hakimler. Ama ‘içeride kalacaksın’ diyorlar” 

Yeni partiler kurulurken Millet İttifakı’nın parçalanmasını sağlamak saray ittifakının temel hedeflerinden birisi. Uğraşıp didindiler olmadı. İkinci olarak da ‘çok parti kurdurarak buradan seçmenleri kaydırabilir miyiz?’ diye düşünüyorlar, bu tuzağa demokrasiyi savunan kimsenin düşmemesi lazım. Buna herkesin dikkat etmesi lazım.”

Çin aşısını olacak mı?

“Doktorlara danışacağız. ‘Olmanız gerekir’ derlerse oluruz. Önyargım yok. Hatta başarı yüzde 60-70-80 olsa bile aşıyı mutlaka yaptırmalıyız.

Şu gerçek; COVID sürecini asla yönetemediler. Orada bile önyargılı davrandılar. Bizim belediye başkanlarının elini kolunu bağlamak istediler, yardım için kampanya paralarına el koydular. Aşevi için gelen paralara bile el koydular. Biz şunu dedik belediye başkanlarımıza; asla şikayet etmeyeceksiniz, önünüze konan her engeli hukuk içinde aşacaksınız. Hepsi aşıldı.

Adana’da sedye üzerinde bile yer yok diyorlar. Zeydan Karalar sahra hastanesi yapmak istedi kapısına mühür vurdular. CHP’li belediye olduğu için.”

Anketleri nasıl yorumluyor

“Bugün için çok fazla bir şey vermez anketler bize. Vatandaş can derdinde şu anda. Seçimlere yakın süreçte asıl net pozisyonun ortaya çıkacağına inanıyorum. CHP’nin oyu yüzde 15’e düştü diye anketler de olacak önümüzdeki günlerde. Bunları söyletecekler. Üye sayımız hiç düşmedi, tam tersine gençlerden çok talep var. Bizim oyumuzun düştüğü, üye sayımızın düştüğü haberleri olacak. Bu haberlerin nasıl servis edildiğini biliyoruz. 

Bize oy vermeyen mesafeli olan kesimlerle bire bir uzun uzun konuşmak lazım. Kayseri’de muhtarlarla toplantı yaptım. Toplantıya gelmesinler diye devletin içinde olan bir sürü kişi muhtarlara baskı yaptı, tam tersine baskı olunca muhtarlar geldiler. Demek ki onlar da demokrasi istiyor.

Bütün esnaflar, hizmet sektörü felaket. Bir lira esnafa verilmedi borç verildi sadece. Başka ülkelere gidin, bizi kıskanan ülkelere bakın bakalım. Spor karşılaşmalarını yayınlamak için Katar firmasına (beİN Sports) 500 milyon dolarlık ihaleyle kazanmıştı. Ödemeyeceğim dedi. 90 milyon dolar indirdiler. Esnafa dağıtsaydı ne olurdu 90 milyon doları

“CİDDİ BİR TEHDİT VAR!”

Kemal Kılıçdaroğlu: 

“Sonuçta, gittiğim yerler belli. Kaldığım ev belli. Gezdiğim yerler belli. Konuştuğum kişiler belli. Zaten benim, eşimin, çocuklarımın telefonlarının dinlendiğini gayet iyi biliyorum. Takip edildiğimi de gayet iyi biliyorum. Korumalarım gelinden gelen çabayı gösteriyorlar. Ciddi bir tehdit var tabii.” demişti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu sözler üzerine Kılıçdaroğlu’nu yalanlamış ve ifadeleri iftira olarak nitelendirmişti.

Soylu, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının gündem değiştirme çabası olduğunu öne sürmüş ve “bu hayal ürünü açıklamalarını kınıyor, kendisini gerçek dışı iddiaları ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunmaya davet ediyoruz.” demişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Telefonlarım dinleniyor” iddiasına tepki gösteren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, iddiayı köşesine taşıyan Habertürk yazarı Kübra Par’a “Batının kurgusuna teslim olmuşsunuz. Üzüldüm sizin adınıza” diye yazdı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu:

“Kübra Hanım, yazık, üzüldüm adınıza. Hukukun izin vermediği kimse dinlenemez, ağır suçtur… Batının aparatlarının devletimizi itibarsızlaştırmak için, halkın endişe ve korkusundan faydalanma kurgusuna teslim olmuşsunuz…

Batıya hayranlık duyup kendi devletine kem bakmak… Ben kendimi ortaya koyuyorum. Ya iftira sahipleri?! Anamuhalefet başkanının dinlenmesi de devlet sapıklığıdır, bunun iddiası da korkunç bir iftiradır!”

‘SOYLU DA DİKKAT EDİYORDUR KONUŞTUKLARINA’

https://twitter.com/kubrapc/status/1335500761166385157?s=20

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da telefonlarının dinlendiğini söyledi.

Karamollaoğlu:

“Bu konuda benim de bir inancım var. Telefonlarımızın ve bulunduğumuz mekanların dinlendiğini düşünüyorum. Ancak bizim gizleyecek bir durumumuz olmadığı için bundan rahatsız da değiliz. İstedikleri gibi dinleyebilirler, bu bizim için problem teşkil etmiyor.”

Bakan Soylu:

“Sayın Kılıçdaroğlu’nun, tamamen gündemi değiştirme çabasıyla yaptığı ve gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan açıklaması, devletimize ve güvenlik güçlerimizle ortaya konulan tüm mücadeleye iftiradır, bühtandır. Aynı zamanda devletimizi zafiyete uğratmaya da matuftur. Sistemimizin önemli kurumlarından birisi olan Ana Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanlığı sorumluluğu ile de asla bağdaşmamaktadır. İstihbarat birimlerimiz yılda 4 ayrı birim tarafından en az 4 kez denetlenmektedir. 

Sayın Kılıçdaroğlu’nun, kendisinin ve ailesinin dinlendiği ya da takip edildiği yönünde bir şüphesi var ise, adresi basın yayın organları değil Cumhuriyet Başsavcılıkları olmalıdır. Savcılara yapılacak suç duyurusu karşısında atılacak tüm adımlara hazırız. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, devletin, güvenlik güçlerimizin ve özellikle başarılı operasyonlara imza atan istihbarat birimlerimizin güvenini zedelemeye ve itibarını sarsmaya yönelik bu hayal ürünü açıklamalarını kınıyor, kendisini gerçek dışı iddiaları ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunmaya davet ediyoruz.”

https://twitter.com/suleymansoylu/status/1335191014043226112?s=20

CHP Sözcüsü Faik Öztrak:

“Kendinin dinlendiğinden haberi olmayan bir İçişleri Bakanı ne demek istiyor anlamak mümkün değil..

Bu atanmış İçişleri Bakanı’nın 2018’in Nisan ayında polislerin sehven dinlediği ortaya çıkmıştı.  Kendinin dinlendiğinden haberi olmayan bir İçişleri Bakanı ne demek istiyor anlamak mümkün değil. Sorduğu zaman polislere, savcılara ‘Evet dinliyoruz’ mu diyecekler. Lütfen bu ucuz sözleri bıraksınlar.”

NE OLMUŞTU?

Polis, Soylu’nun telefonlarını dinledi iddiası

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile bazı üst düzey AKP yöneticilerinin telefonlarının polis tarafından dinlendiği öne sürüldü. Olayın ortaya çıkması üzerine biri müdür 7 polisin görev yeri değiştirildi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kullandığı mobil telefonların, emrindeki polisler tarafından dinlendiği öne sürüldü. 

Müfettişlere ‘sehven yaptık’ dediği belirtilen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan Yardımcılarından biri ile 6 polisin yeri değiştirildi. İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri, usulsüz dinlemeye ilişkin bir soruşturma olmadığını söyleyip, yapılan işlemlerin yasal prosedüre uygun olup olmadığının incelendiğini söyledi. Ankara kulislerinde ise Soylu ile birlikte üst düzey bazı AKP yöneticilerinin telefonlarının da dinlendiği iddiası konuşuluyor.

Soylu geçen aylarda veda gibi bir konuşma yapmış ve görevinden alınacağı öne sürülmüştü. Kabinede Enerji Bakanı Beral Albayrak ile Süleyman Soylu arasında gerginlik olduğu da dillendirilen konular arasında…

Cumhuriyet’ten Ahmet Şık‘ın haberine göre, konunun ortaya çıkması üzerine müfettişler tarafından Ankara ve İstanbul’da iki ayrı inceleme başlatıldı. Bakan Soylu’nun telefonlarının dinlenmesinin emrinin kim tarafından verildiğinin ise belirlenemediği ileri sürüldü.

İddiaya göre İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kullandığı mobil telefon hatlarının emniyetin bilgisayar takip sisteminde sorgulandığı birkaç ay önce ortaya çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerince yapıldığı ifade edilen yasa dışı takip üzerine İçişleri Bakanlığı müfettişleri görevlendirilerek Ankara ve İstanbul’da iki ayrı inceleme başlatıldı.

‘BELEDİYE BAŞKANLARININ İSTİFASIYLA İLGİLİ’ 

Konuyla ilgileri olduğu belirlenen polisler müfettişlere verdikleri ifadelerde suçlamaları reddederek, yasa dışı takibin sehven yapıldığını söylediler. İfadeleri alınan polis memurları, yanlışlığın AK Parti’nin bazı büyükşehir belediye başkanları ile il ve ilçe başkanlarının istifa etmeleri sürecinde yerlerine seçilecek isimlerin FETÖ iltisaklarının olup olmadığı yönündeki araştırmalar sırasında doğduğunu belirttiler. Bu araştırmalar sırasında görevlendirilmeleri yapılacak olanların tüm telefon kayıtları ve görüştüğü kişilerin FETÖ ile ilişkisinin olup olmadığı bilgisayar takip sisteminde anlık ve geriye dönük olarak incelemeye alındı. Polislerin iddiasına göre hakkında araştırma yapılanlardan birisinin irtibatları arasında Soylu’nun da telefonları bulunuyordu. Polisler de, sehven Soylu’nun da telefonlarını incelediklerini iddia ettiler.

UYARI SİSTEMİ DEVREYE GİRİYOR

Telefon bilgisayar takip sistemini kullanarak sorgulama ve takip yapabilmek için araştırmayı yapacak il istihbarat şube müdürlüklerinin, sistemin merkezi olan Ankara’daki İstihbarat Daire  Başkanlığı ana veri tabanına bağlanması gerekiyor. İDB’nin veri tabanında kim hakkında ne araştırıldığını neye bakıldığını, hangi kentte kim tarafından yapıldığını sistem otomatik olarak kaydediyor. Uygulamanın kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla Cumhurbaşkanı, Başbakan, kabine üyeleri, Genelkurmay Başkanı gibi önemli kişiler ve kullandıkları telefon numaraları da önceden sisteme kayıt edilerek herhangi bir usulsüz takip, sorgulama ya da dinleme yapılması halinde uyarı sistemi devreye giriyor. Müfettişlerin usulsüz telefon takibiyle ilgili incelemeleri sürerken, Ankara’da İstihbarat Daire Başkan Yardımcılarından birinin de aralarında bulunduğu 5 ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli 2 polisin görev yerleri değiştirildi. İnceleme sonunda polisler hakkında soruşturma açılıp açılmayacağına karar verilecek.

BAKANLIK: İNCELEME RUTİN

İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Türkay Öksüz, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, Soylu’nun telefonlarının usulsüz dinleme ya da takip edildiğine yönelik herhangi bir inceleme ya da soruşturma olmadığını söyledi. Müfettişlerin, İDB’nin merkez ve taşra birimlerinin yaptığı işlemlerin yasal prosedüre uygun olup olmadığına dair rutin bir inceleme yaptığını belirten Öksüz, “Yapılan işlemlerin yasal prosedüre, usül ve esaslara uyulup uyulmadığı kontrol ediliyor. Herhangi bir usulsüzlük var mı ona da bakılıyor. Bakanın dinlendiğine ya da telefonlarının takip edildiğine yönelik bir tespit, veri ve işlem yoktur. Kanuni denetim çerçevesinde yapılan bir uygulamadır. Herhangi bir usulsüzlük çıkması halinde gerekli soruşturma açılacaktır” dedi.

Duvar – T24 Murat Sabuncu merhaba

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top