EĞİTİM

“TARİKATLAR DERSİM’İ VE KIZILBAŞ/ALEVİ TOPLUMUNU KUŞATMIŞLARDIR!”

“Munzur Üniversitesi ve tarikatlar son derece planlı ve sistemli biçimde Dersim’i ve Kızılbaş/Alevi toplumunu kuşatmışlardır.”

TARİKATLARIN KISKACINDAKİ KENT: ‘DERSİM’

Munzur Üniversitesi ve tarikatlar son derece planlı ve sistemli biçimde Dersim’i ve Kızılbaş/Alevi toplumunu kuşatmışlardır.

Amaçları bazı cemevlerini, ocakları ve dedeleri de kullanarak Dersimlileri Şiileştirmektir…

MUNZUR ÜNİVERSİTESİ VE REKTÖRÜ UBEYDE İPEK!

Uzun süredir medyanın ve toplumun gündeminden düşmeyen, Meclis’te soru önergelerine de konu olan Munzur Üniversitesi ve Rektörü Ubeyde İpek’in tarikatlarla olan ilişkileri ve kentte yaşanan kriminal olaylarla anılması, gündemdeki yerini koruyor.

Bir üniversite neden tarikatlarla birlikte bir kente ve topluma karşı konumlanır?

Bir devlet neden buna göz yumar veya bu tutumu destekler ve bunda rol oynayanları ihya eder?

Bu politikanın, tavrın bir anlamı ve amacı olmalı. Elbette var… Tek dil ve tek din esaslarına dayalı kurulmuş ve hâlâ tüm katılığıyla bu dinci ve ırkçı politikalarla varlığını sürdüren bir devletin, “İslam olmayan inanç topluluklarını İslamlaştırma” ve “Türk olmayan etnik toplulukları Türkleştirmek” amacıdır.

Dersim toplumu hem etnik, hem inanç kimliği nedeniyle devlet için “sorun” olmaya devam etmektedir. Dolayısıyla devletin gerek şiddet, gerekse de ideolojik aygıtları bu sorunu çözmek için vahşice işlemektedir…

Devletin bir ideolojik aygıtı olarak Munzur Üniversitesi de, Dersim’in tarihini, kültürünü, doğasını, inancını, dilini ve bütünlüklü olarak sosyal yapısını değiştirme, İslamlaştırma ve Türkleştirme politikalarında son derece karanlık ve kirli bir rol oynamaktadır.

Stratejik İslamist akıl, hedef olarak şunu belirlemiştir; “Dersim Kızılbaş / Alevilerini İslamlaştıramadık, bari Şiileştirelim.”

Bu amaca uygun olarak oluşturulan kurumların, işleyen aygıtların, kullanılan yerel aktörlerin hepsinin son derece koordineli çalıştığı açıkça görülebilir bir durumdur.

NEDEN DERSİM? 

Bu soruyu Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Başkanı Ercan Geçmez şöyle yanıtlıyor:

“Dersim, çok özel bir bölge. Doğasıyla, inanç yapısıyla, tarihiyle Aleviler açısından merkezi bir yerdir.”

Yer yer İslam dönemi inanç ritüelleri barındırsa da, esas olarak İslam öncesi inanç ritüellerinin hâlâ sürdürüldüğü son derece özgün ve otantik bir inanç coğrafyasıdır Dersim. Bu özgün ve otantik yapısı nedeniyle gerek Osmanlı, gerekse Cumhuriyet devletinin tekleştirici saldırılarının hedefi olmuş ve olmaya devam etmektedir.

Aslında bu özgün doğa, insan ve inanç coğrafyası insanlığın zengin kültürel ve doğal mirası olarak kabul edilmesi ve korunması gerekirken, İslamist ve Türkçü tekçiliğin vahşi saldırıları nedeniyle büyük yıkıma, değişime uğramış ve uğratılmaktadır…

Bu yıkım ve değişim, uzun zamandır üniversite, tarikatlar ve yerel işbirlikçileri aracılığıyla sürdürülmektedir.

Üniversite ve rektörünün bunda oynadığı rolü kısa bir süre önce başlıca Alevi Federasyonları ve Dersim kurumları, “Munzur Üniversitesi Rektörü Bir Asimilasyoncudur!” başlıklı ortak bir metinle deşifre ederek taleplerini kamuoyu ile paylaştılar.

TARİKATLAR, ÜNİVERSİTE VE ŞİİLEŞTİRME

Üniversitenin yıkıcı ve çürütücü faaliyetleriyle koordineli olarak sürdürülen tarikat faaliyetleri hakkında, Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) yaptığı alan araştırması ile çok önemli veriler paylaştı.

Yapılan araştırmada, “Tarikatlar Fethullah’ın bıraktığı yerden, örgütlenmelerine devam ediyorlar” denilerek dernek ve vakıf adı altında örgütlenen cemaat/tarikatların isimleri açıklandı.

DAM’ın hazırladığı raporda Dersim’de faaliyet sürdüren tarikatlar; 

  • Munzur Eğitim ve Kültüre Hizmet Derneği (Süleymancıların),
  • Ehlibeyt Sevenler Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği (Menzil Tarikatı),
  • Ensar Vakfı Tunceli Şubesi,
  • Birlik Vakfı Tunceli Şubesi,
  • İlim Yayma Cemiyeti Tunceli Şubesi,
  • TÜGVA Tunceli Temsilciliği ve
  • Milli Beka Hareketi Derneği gibi (sosyal medya üzerinden) çok sayıda dini cemaat farklı isim altında faaliyet sürdürüyor.
  • Ayrıca, Atatürk Mahallesi’nde bu tarikatlara paralel ticari işletmeler açılıyor ve bunlar günbegün çoğalmaktadırlar.

Ayrıca rapor, tarikatların en yoğun örgütlendiği alanın Munzur Üniversitesi olduğuna dikkat çekmekte ve ilişkiler hakkında şöyle yazmaktadır:

“Araştırmamız sonucunda gördük ki tarikatların çalışmaları esasen üniversite bünyesinde görevli akademisyenler eliyle yürütülmektedir. Dolayısıyla tarikatlar Dersim’e kendiliğinden gelmiyor. Devlet bürokrasisi işin içinde ve bir nevi onların eliyle örgütleniyorlar. Yani bilfiil devlet mekanizması yol vermekte ve bu asimilasyon çalışması aleni olarak desteklenmektedir.”

Devamında, bu tarikatların yoksul, işsiz Dersim gençlerine yardımcı olmak vaadiyle ilişki kurup tarikat öğretisi ve dini eğitimler üzerinden etkilemeye çalıştıkları ve bu ilişkiler içinde küçümsenmeyecek oranda “devlet memuru” olduğu, hatta “Dersim’de bir süredir taciz, tecavüz olaylarına adı karışan bazı güvenlik görevlileri bu tarikatlar zihniyetinden bağımsız ele alınmamalıdır” denilerek toplum duyarlılığa çağrılmaktadır.

Bu konuda önemli açıklamalarda bulunan araştırmacı-yazar Nesimi Aday ise:

‘’Munzur Üniversitesi’ndeki birçok kadronun, Dersim’in etnik kimliği ve inancı üzerinde toplum mühendisliği yapan kurumlara, kuramsal lojistik sağladığını düşünüyorum. Yine kayyımların Dersim Cemevi üzerinde oynadığı oyunlar unutulmadı. Yanına müftüyü de alıp Cemevi’ne çıkartma yapan kayyım vali Tuncay Sonel’in, gri pasaport taşıyan ve Alevi Ocakları tarafından düşkün ilan edilen dedeler tarafından Hızır olarak lanse edilmesi halkın belleğinde tazeliğini koruyor. Bu yönüyle Dersim Kızılbaşlığı büyük bir saldırı altındadır.’’ 

Dersim özgülünde üniversite mi tarikatları yönetiyor, yoksa tarikatlar mı üniversiteyi ele geçirmiş sorusuna net yanıt verebilmek kolay değil. Ancak net olarak görülen durum şudur; İslamlaştırma ve Şiileştirme amaçlı çalışmalar paralel yürütülmektedir.

Dersim’de tarikatların karanlık faaliyetlerine dair açıklamalarda bulunan HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez özellikle ocaklar ve tarikatlar ilişkisine dikkat çekmektedir.

Zaten hiçbir dış/yabancı güç yerli işbirlikçiler olmadan sizin ülkenize, evinize, dilinize, inancınıza hükmedemez ve onu elinizden alamaz. Ne yazık ki, Dersim’de küçümsenmeyecek oranda işbirlikçi ve çıkar çevrelerinin tarikatlarla ilişki içerisinde olduğu bilinmektedir. Ancak toplumdaki yorgunluk, parçalılık ve rekabetçilik durumundan kaynaklı oluşan boşluklar nedeniyle hem tarikatlar hem de işbirlikçileri pek çok alanda küçümsenmeyecek oranda mevziler elde etmişlerdir. Bu durum onlara büyük avantaj sağlamaktadır.

Önce devletin “gri pasaportlu Dedeler”inin aktifleştirilmesi, sonra tarikatların partner olarak seçtiği ve birlikte çeşitli faaliyetler yürüttüğü bazı “Alevi Ocakları”nın bu süreçte nasıl bir rol oynadıkları başlı başına araştırılması ve üzerinde önemle durulması gereken bir sorundur.

Tarikat yapılanmalarının “ocaklar” adı altından yürütüldüğünü, Dersim’deki bazı ocakların ismiyle büyük şehirlerde dernek ve vakıfların kurulduğunu anlatan Ercan Geçmez, özellikle İstanbul’daki kimi ocaklar adına kurulan derneklerin bunda çok önemli bir rol oynadığına ve tarikatlara zemin hazırladığına dikkat çekmektedir..

Geçmez, devamında ise, tarikatlar ve işbirlikçi ocaklar üzerinden Şiileştirme çalışmalarına dair şunları anlatmaktadır:

 “Aleviliği Şiirleştirme çabası Dersim’de çok yaygın bir durum. Bazı kurumlar eliyle bu tarikatlar orada uluslararası destek alıyor. Bazı Alevi siyasetçi ve Alevi önderler Şiiliğe de hizmet ediyorlar. (…) Devlet tarafından beslenip ekonomik olarak sürekli güçlenen kişiler var. O isimler yumuşak geçişin bizzat sebebi olan kişilerdir. Bu projenin öncüsü bizzat Ahmet Davutoğlu oldu. Davutoğlu’nun başbakanlığı sürecinde bütün Alevi örgütleri olarak kendisiyle yaptığımız bir toplantıda, orada bulunan bir Alevi Dedesi Davutoğlu’nun en has adamlarından biriydi. O isim, çok açık konuştu ve dedi ki; ‘Alevi örgütleri misyonunu tamamlamıştır. Bu işi Alevi dergâhları, yani kurduğumuz ocakların dernekleri ile yürütmek lazım.’ Sanırım o proje şu anda yürüyor.”

Davutoğlu ile bağlantılı olan bu anlayışta, Alevilerin demokratik örgütlenmeleri olan dernek ve federasyonların “misyonunu tamamlamıştır” tespiti ya da söyleminin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu aslında, buraların ‘devlet tarafından kontrol edilemediği ve yönlendirilemediği’ anlamına gelmektedir. Öte yandan Alevi çalışmalarını “Alevi dergahları, (…) Ocakların dernekleri ile yürütmek” gerektiği söylemi ise, bu ocak ve dergahların denetlenebilir, dönüştürülebilir olduğuna işaret eden stratejik bir aklın devrede olduğunu göstermektedir.

Munzur Üniversitesi ve tarikatlar son derece planlı ve sistemli biçimde Dersim’i ve Kızılbaş/Alevi toplumunu kuşatmışlardır. Amaçları bazı cemevlerini, ocakları ve dedeleri de kullanarak Dersimlileri Şiileştirmektir…

BİTİRİRKEN İKİ NOKTAYA VURGU:

Birincisi; kimi Dersimli kurumların ve Alevi Federasyonları’nın bu tabloya kayıtsız kalmaları veya biçimsel tepkilerle durumu geçiştirmeleri anlaşılır ve kabul edilir değildir.

İkincisi; bazı çevrelerin, Dersim’i, ‘tarikatların örgütlenemediği tek şehir’ olarak göstermeye çalışmalarının düşündürücü ve gerçeği yansıtmayan bir tespit, söylem olduğunu belirtmeliyim.

DAM: DERSİM’DE TARİKAT ÖRGÜTLENMESİ TAHMİN EDİLENDEN DE ÖTE

Dersim’de yaptıkları araştırmaler neticesinde tarikat ve cemaat örgütlenmelerinin “tahmin edilenden öte” olduğuna dikkat çeken Dersim Araştırmalar Merkezi, “Dertleri Dersim Kızılbaş inancını bütünüyle tasfiye etmektir” açıklamasında bulundu.

Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersim’de tarikatların örgütlenmesine dair saha çalışması yaptı.

Sözkonusu çalışmaya ilişkin açıklama yapan DAM, tahminlerinin ötesinde bir tarikat örgütlenmesiyle karşılaştıklarını duyurdu.

Açıklamada:

“Tarikatlar Fethullah’ın bıraktığı yerden örgütlenmelerine devam ediyorlar. Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) olarak bir süredir kentimizde devam eden tarikatların örgütlenmesini izliyor ve gözlüyoruz. Yaptığımız saha çalışması neticesinde tahminlerimizin ötesinde bir örgütlenme boyutuyla karşılaştık” denildi.

Kentte örgütlenme çalışması yürüten cemaatlerin isimlerine de yer verilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“Munzur Eğitim ve Kültüre Hizmet Derneği (Süleymancıların), Ehlibeyt Sevenler Eğitim Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği(Menzil tarikatı), Ensar Vakfı Tunceli Şubesi, Birlik Vakfı Tunceli şubesi, İlim Yayma Cemiyeti Tunceli Şubesi, Tügva Tunceli Temsilciliği ve Milli Beka Hareketi Derneği gibi (sosyal medya üzerinden faaliyet sürdürüyor) çok sayıda dini cemaat farklı isim altında faaliyet sürdürüyor. Ayrıca, Atatürk Mahallesi’nde bu tarikatlara paralel ticari işletmeler açılıyor ve bunlar günbegün çoğalmaktadırlar..

Dersim’de dernek ve vakıf adı altında kurumlaşan bu tarikatlar, Fethullah Gülen’in başvurduğu taktikler üzerinden örgütlenmeye çalışıyorlar. Fethullah: özel okul, dershane ve yardımlar üzerinden faaliyet yürütmüştü. Şimdi aynı taktikleri sözü edilen bu tarikatlar yapmaktadır.”

TARİKATLAR İÇİN DERSİM NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Ne demişti Fethullah Gülen: ‘Onlar (Dersimlileri kastederek) Müslümanlıktan uzak sapık bir inanç sahibidirler. Dersim Kızılbaşları tarih boyu devletimize sorun çıkarmıştır. Onun için de onları mutlak dönüştürüp İslam’la buluşturmalıyız.’

Şimdi gelen tarikatlarda bu maksatla ve bakış açısıyla geliyorlar. Bırakalım Dersim Alevi inancına saygı duymalarını, yıllardır nasıl ıslah ederiz mantığı üzerinden türlü çalışmalar yürüttükleri herkesçe bilinmektedir.

En yoğun yuvalandıkları kurum ise Munzur Üniversitesi’dir. Araştırmamız sonucunda gördük ki tarikatların çalışmaları esasen üniversite bünyesinde görevli akademisyenler eliyle yürütülmektedir. Dolayısıyla tarikatlar Dersim’e kendiliğinden gelmiyor. Devlet bürokrasisi işin içinde ve bir nevi onların eliyle örgütleniyorlar. Yani bir fiil devlet mekanizması yol vermekte ve bu asimilasyon çalışması aleni olarak desteklenmektedir. Munzur Üniversitesi’nde birkaç Alevi ve Dersimli öğretim üyesinin bulundurulması bu gerçeği değiştirmiyor, aksine perdeliyor.

Tespitlerimize göre bu tarikatların birincil hedefleri gençlik ve kamuda çalışan memurlardır. Yardımcı olmak maksadıyla bilgilerine ulaştıkları gençleri tarikat öğretisi ve dini eğitimler üzerinden kazanmayı hedefliyorlar. Bu maksatla yerel ayakları ticari ilişki ve yoksulluk üzerinden oluşturmak, öncelikli görevler arasında. Bölge insanına görünürdeki dostane yaklaşımları amaçladıkları hedefe ulaşmak içindir. Dersim’de bir süredir taciz, tecavüz olaylarına adı karışan bazı güvenlik görevlileri bu tarikatlar zihniyetinden bağımsız ele alınmamalıdır.”

Halka ve gençlere çağrıda bulunan DAM, “tarikatların Dersim’e çıkarma yapmalarının ciddiye alınması” gerektiğine dikkat çekti.

Açıklamda şunlar keydedildi:

“Direnci kırılan bir toplum her şeyi ile teslim alınır. Asimilasyon bir toplumun tüm değerlerini kapsar ve onu bütünüyle içine alır. Fethullah Gülen 1996 yılında Dersim Belediyesi’ne 400 koyunu Kurban Bayramında kesip yoksullara dağıtmak amacıyla göndermişti. O günlerde bu olay hayır’a yorumlanmıştı. Sonradan görüldü ki, Fethullah Gülen bu hayır üzerinden Dersim’e ilk adımı atmıştı. Fethullah’ın amacını o yıllarda İstanbul’da çıkan Dersim dergisi deşifre etmiş ve bir karşı duruşu örgütlemişti. Sonrasında Dersim halkı protesto ile karşılık verdi ve FETÖ örgütlenemedi.

Şimdi yeniden ve daha kapsamlı bir tehlike ile karşı karşıyayız. Tarikatların bu topraklara geliş nedeni bellidir. Dertleri Dersim Kızılbaş inancını bütünüyle tasfiye etmektir. Onun için cemevleri denetim altına alınıyor ve cemevlerinde hocalar görevlendiriliyor. Dolayısıyla tarikatların Dersim çıkarması ciddiye alınmalı ve sıradan bir gelişme olarak görülmemelidir. Tez elden kurumlarımız halkı uyarmalı ve tarikatlara karşı bilgilendirme çalışmaları yapmalıdırlar. Dersim Alevi Kızılbaş inancının yeni bir tarife ihtiyacı yoktur. Dahası iktidar ve tarikatlar eliyle tarif edilecek bir Alevilik de bizim Aleviliğimiz değildir ve olmamalıdır.”

İLGİLİ HABER

Duvar/ Kazım Gündoğan / Rudaw

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top