DÜNYA

İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI: “İRAN’IN SURİYE’YE YERLEŞMESİNE KARŞI HAREKET ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ.”

Joe Biden’ın ABD seçimlerini kazanmasıyla Avrupa devletleri anlaşmayı kurtarmayı umuyordu ancak 27 Kasım’da İran’ın en önemli nükleer fizikçilerinden Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesiyle bu umutlar fazlasıyla zarar gördü.

“İRANLI FİZİKÇİYİ ÖLDÜRDÜĞÜMÜZ İÇİN DÜNYA BİZE TEŞEKKÜR ETMELİ”

ABD’de İran karşıtı Trump’ın seçimi kaybedip nükleer anlaşmaya dönmeyi vaat eden Biden’ın seçildiği bir dönemde İran’ın ‘nükleer programının mimarı’ diye nitelenen Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesine ilişkin tartışma sürüyor.

New York Times’a konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, suikastı kendilerinin düzenlediğini dolaylı olarak kabul etti.

Batı dünyasında ‘İran nükleer programının mimarı’ olarak nitelenen İran Savunma Bakanlığı Araştırma ve İnovasyon Kurumu Başkanı Muhsin Fahrizade’nin, ABD’de İran’la anlaşmaya karşı çıkan Donald Trump’ın seçimi kaybedip anlaşmaya geri dönmeyi planlayan Joe Biden’ın seçildiği bir dönemde suikastla öldürülmesinin yankıları sürüyor. Amerikan gazetesi New York Times’a konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, Fahrizade’yi kendilerinin öldürdüğünü dolaylı olarak kabul etti.

‘DÜNYA BİZE TEŞEKKÜR ETMELİ’

Uzun yıllardır Fahrizade’nin izini sürme faaliyetlerine katıldığı belirtilen İsrailli yetkili, ‘İsrail’in gerekli gördüğünde İran’ın nükleer programına karşı hareket etmeye devam edeceğini’ belirtti. İsmi açıklanmayan yetkili, ‘İran’ın Fahrizade’nin başını çektiği nükleer arzularının dünya için çok büyük bir tehdit yarattığını’ savunarak, ‘dünyanın İsrail’e teşekkür etmesi gerektiği’ ifadelerini kullandı.

ABD’Lİ YETKİLİLER DE ‘İSRAİL’ DEDİ

NYT’ye isim vermeden konuşan üç Amerikalı yetkili de, ‘saldırının arkasında İsrail’in bulunduğunu’ söyledi. Gazetenin haberinde, Trump yönetiminin suikasttan daha önce haberdar olup olmadığının bilinmediği belirtildi.

ESKİ CIA YETKİLİSİ: “İSRAİL’İN AZERBAYCAN’DA ÜSLERİ VAR”

NYT’nin haber için görüş aldığı eski CIA yetkilisi Bruce Riedel ise Tahran’ın kuzeyinde gerçekleştirilen suikast için ‘eşi benzeri görülmemiş operasyon’ nitelemesi yaptı. Riedel, İsrail’in İran’ın komşusu Azerbaycan’da operasyon üsleri kurduğunu da öne sürdü.

TAHRAN’DAN İNTİKAM ÇIKIŞI

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de suikasttan İsrail’i sorumlu tutmuştu. Ruhani devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, “Küresel küstahlığın şeytani eli bir kez daha, gaspçı Siyonist rejim tarafından kanla kirletildi” demişti. İranlı lider suikastın ‘ilerlemelerini yavaşlatmayacağını’ söylerken, ruhani lider Ayetullah Ali Hamaney’in askeri danışmanı Hüseyin Deghan da saldırının sorumlularının ‘şimşek hızıyla’ vurulacağını belirtti. 

İRAN NÜKLEER BOMBAYA NE KADAR YAKIN?

İran nükleer anlaşmayı ihlal etse de UAEK’le işbirliği yapmaya devam ediyor

ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, Çin ve Rusya 2015’te İran’la nükleer programı konusunda bir anlaşma imzalamıştı. Buna göre İran, ekonomik yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) denetimlerini kabul etmişti.

Anlaşmanın bir diğer önemi de İran’ın bomba yapmaya karar verdiği takdirde bunu gerçekleştirmesine yarayacak bölünebilen maddeyi üretme süresi iki ila üç ayken bunu bir yıla kadar uzatmasıydı.

Ancak anlaşma, zaman geçtikçe zarar görmeye devam ediyor. Zira ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018 Mayıs’ında çekilme kararıyla İran, şartları çiğnemeye başlamıştı.

Buna rağmen UAEK’in denetimlerine izin verilirken kurum, İran’ın söz konusu süreyi bir yıldan aşağı çekmeye başladığını ancak yine de fazla hızlı ilerlemediğini bildirmişti.

Joe Biden’ın ABD seçimlerini kazanmasıyla Avrupa devletleri anlaşmayı kurtarmayı umuyordu ancak 27 Kasım’da İran’ın en önemli nükleer fizikçilerinden Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesiyle bu umutlar fazlasıyla zarar gördü.

KISITLAMALAR NE VE İRAN NE YAPTI?

ABD’nin çekilmesiyle İran anlaşmanın kısıtlamalarının çoğunu çiğnese de UAEK’le işbirliği yapmaya devam ediyor ve bir ulusa uygulanan en müdahaleci nükleer doğrulama denetimlerine rağmen müfettişlere tesislerine erişim hakkı veriyor.

Zenginleştirilmiş uranyum: İran’ın anlaşmadan önce 8 tondan fazla zenginleştirilmiş uranyum stokuna sahip olduğu belirtilirken anlaşma, ülkenin bu stokunu 202,8 kilogramla sınırlandırmıştı. Ancak İran, sınırı geçen yıl aştı ve UAEK’in kasımdaki raporu 2,5 tona yaklaştığını gösterdi.

Zenginleştirme seviyesi: Anlaşma İran’ın, uranyumdan elde edeceği bölünebilen maddenin saflık oranını yüzde 3,67’de tutmuştu. Tahran yönetimi, bundan önce yüzde 20’ye kadar çıkarken şu an seviyeyi yüzde 4,5’te bıraktı. Nükleer silah için gereken seviyeyse yüzde 90.

Santrifüjler: İran’ın yer altında bulunan Natanz tesisininde 19 bin santrijüf varken kapasitesi 50 binden fazlasını mümkün kılıyor. Anlaşmayla birlikte İran’ın burada 5 bin birinci nesil IR-1 santrijüfüyle zenginleştirilmiş uranyum üretilmesine izin verilmişti.

UAEK 2019’da, İran’ın Natanz’daki bir yer üstü tesisinde gelişmiş santrifüjlerle uranyum zenginleştirmeye başladığını söylemişti. O zamandan beri İran, gelişmiş santrifüjlerinin üç kaskadını (birbirine bağlı kümeler) yeraltına taşıdı. Kasımdaysa UAEK, İran’ın, yeraltındaki kaskadların ilkine, uranyum hekzaflorür gazı vermeye başladığını duyurdu.

Fordo Nükleer Tesisi: Bir dağın içine gizlice inşa edilen bu tesis, 2009’da istihbarat servisleri tarafından ortaya çıkarılmıştı. Söz konusu anlaşmayla da buradaki nükleer faaliyetler yasaklanmıştı. İran’ın şu an burada bin 44 IR-1 santrifüjü bulunurken bunlar, kararlı izotoplar üretmek gibi amaçlarla kullanılıyor.

İRAN NÜKLEER BOMBAYA SAHİP OLMAYA NE KADAR YAKIN?

Bu konudaki tahminler epey değişiyor. Zira birçok diplomat ve nükleer uzmanı, İran’ın bir yıldan daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor. Ancak eski bir Birleşmiş Milletler silah müfettişi David Albright, İran’ın anlaşmayla ortadan kaldırdığı bin gelişmiş santrifüjü kullanarak 3,5 ay gibi bir sürede bomba için gereken malzemelere sahip olabileceğini düşünüyor.

İRAN’IN BOMBA İÇİN BAŞKA NE YAPMASI GEREKİYOR?

Eğer İran yeterli miktarda bölünebilen madde biriktirmiş olsaydı, balistik füzeleriyle taşınabilecek kadar küçük bir bomba yapması gerekecekti ancak bunun tam olarak ne kadar süreceği belli değil. Zira bölünebilir madde biriktirmek, nükleer silah yapmadaki en büyük engel olarak görülüyor.

İRAN’IN NÜKLEER PROGRAMINDA GÖREVLİ BİLİM İNSANI MUHSİN FAHRİZADE, TAHRAN’DA SALDIRIYA UĞRADI.

Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Tahran’ın Abserd ilçesinde silahlı teröristlerin İranlı nükleer fizikçi Fahrizade’nin bulunduğu araca saldırı düzenlediği belirtildi. 

İran devlet televizyonu, Fahrizade’nin saldırıda ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldığını, yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini duyurdu.

Savunma Bakanlığı açıklamasında Fahrizade’nin korumaları ile saldırganlar arasında çatışmanın çıktığı da kaydedildi. 

En1nja9WMAEftYN.jpg
Fotoğraf: Twitter / @politicturk 


“İSRAİL’İN ROLÜ VAR”

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıda İsrail’in rolü olduğuna dair ciddi belirtiler bulunduğunu söyledi.

İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU KOMUTANI’NDAN İSRAİL’E TEHDİT

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Hüseyin Selami, Fahrizade’nin ölümünden İsrail’i sorumlu tutarak, “Geçmişte sahada hiçbir adımı karşılıksız bırakmayacağımızı gösterdik” ifadelerini kullandı. 

Fahrizade’nin öldürülmesinin İsrail’in, İran’ın modern bilime ulaşmasını engellemek için attığı en açık adım olduğunu savunan Selami, İsrail’e yönelik tehdit içerikli şu ifadeleri kullandı:

“Siyonistler nükleer bilimcimizi öldürdü ancak bu adımın karşılığını nerede verdiğimizi kendileri bilir. Biz açıklamıyoruz fakat onlar biliyor. Geçmişte sahada hiçbir adımı karşılıksız bırakmayacağımızı gösterdik.”

Ülkenin nükleer programının mimarı olarak tanınan Muhsin Fahrizade’nin adı İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Mayıs 2018’de İran nükleer programı hakkında yaptığı sunumda özellikle belirtilmişti.

İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI: “İRAN’IN SURİYE’YE YERLEŞMESİNE KARŞI HAREKET ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ.”

Kochavi, İran güçlerinin Suriye’ye yerleşmesine karşı gereken adımları atmaya devam edeceklerini belirtti

İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade suikastının ardından bölgede tansiyon artarken, İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, Suriye sınırını ziyaret ederek askeri yetkililerle durum değerlendirmesinde bulundu.

Kochavi, İran güçlerinin Suriye’ye yerleşmesine karşı gereken adımları atmaya devam edeceklerini söyledi. 

Kochavi:

“Mesajımız açık; İran’ın Suriye’ye yerleşmesine karşı hareket etmeye ve bize yönelik her türlü saldırganlık gösterisine karşı hazırlıklı olmaya devam edeceğiz” dedi.

İsrail’in bölgedeki İran güçlerini gerekçe göstererek son yıllarda başta Şam olmak üzere Suriye’nin farklı bölgelerine birçok hava saldırısı düzenlediği belirtiliyor.

Tel Aviv yönetimi bu saldırıların birçoğunu üstlenmese de Suriye ve Rusya, hava saldırılarının arkasında İsrail’in olduğunu belirtiyor.

İSRAİLLİ BAKAN: “FAHRİZADE SUİKASTİNİ KİMİN YAPTIĞINA DAİR FİKRİM YOK”

Fahrizade suikastına ilişkin konuşan İsrailli Bakan Hanegbi:

“Sorumlu olduğum için dudaklarım mühürlenmiş değil, gerçekten hiçbir fikrim yok” ifadesini kullandı

Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yakınlığı ile bilinen İsrail Yerleşim Birimleri Bakanı Tzachi Hanegbi, katıldığı bir televizyon programında İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade’nin öldürüldüğü saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saldırının arkasında İsrail’in olduğu yönündeki haberlere ilişkin Hanegbi, “Kimin yaptığına dair hiçbir fikrim yok. Sorumlu olduğum için dudaklarım mühürlenmiş değil, gerçekten hiçbir fikrim yok” ifadesini kullandı. 

İranlı yetkililer, Fahrizade suikastının ardında İsrail’in olduğuna yönelik açıklamalar yaparken Başbakan Netanyahu bu konuda yorum yapmayı reddetmişti.

Netanyahu, Nisan 2018’de yaptığı bir açıklamada İranlı nükleer bilimci Fahrizade’ye işaret etmiş ve “Bu ismi unutmayın” demişti.

FAHRİZADE SUİKASTİ

İran nükleer programının kilit isimlerinden Muhsin Fahrizade, dün Tahran eyaletine bağlı Absederd ilçesinde aracına düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti. 

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırıda İsrail’in rolü olduğuna dair ciddi belirtiler bulunduğunu söyledi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Hüseyin Selami, Fahrizade’nin ölümünden İsrail’i sorumlu tutarak, “Geçmişte sahada hiçbir adımı karşılıksız bırakmayacağımızı gösterdik” ifadelerini kullandı. 

İRAN’IN ASKERİ NÜKLEER PROGRAMININ BABASI MUHSİN FAHRİZADE KİMDİR?

Kimliği belirsiz saldırganlar, 27 Kasım’da, başkent Tahran’ın doğusunda yer alan Demavend İlçesi’ndeki Abserd Kasabası’nda, İran’ın en büyük nükleer bilimcisi Muhsin Fahrizade’yi hedef aldı.

Suikastın gerçekleştiği caddede ilk önce kereste yüklü bir Nissan marka kamyonet bombayla infilak ettirildi, yaklaşık 500 metrelik bir alan patlayan araç ve kereste parçalarıyla dolduğu için trafiğin durmasıyla birlikte Fahrizade’nin içinde bulunduğu araç silahla tarandı.

Bir Amerikalı yetkili de dâhil olmak üzere üç isimsiz istihbarat yetkilisinin The New York Times‘a verdiği bilgiye göre, İsrailli yetkililer yorum yapmayı reddetse de Fahrizade saldırısının arkasındaki ülke İsrail.

Suikast haberi kısa sürede dünya gündemine oturan Fahrizade kimdir?


NETANYAHU: “MUHSİN FAHRİZADE, BU İSMİ UNUTMAYIN”

İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu 2018 yılında yapmış olduğu basın toplantısında İran’ın nükleer çalışmalarına dair gizli bilgileri ve arşivleri belgelerini ele geçirdiklerini açıklamıştı.

Netanyahu, bu haberi duyururken bir kişinin isminden bahsetti:

“Muhsin Fahrizadeh, bu ismi unutmayın.”


Yine aynı yıl Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, bir televizyon röportajında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Muhsin Fahrizade’yi kendisinden daha iyi tanıyoruz. Avcumuzun içinde ve savunmasız.”


İsmi 2018 yılında İsrailli siyasetçiler tarafından sıkça gündeme getirilen Fahrizade, 1957 yılında İran’ın Kum kentinde dünyaya geldi.

8 yıl süren İran-Irak Savaşı’nda Devrim Muhafızları Ordusu’nda görev aldı.


İRAN’IN NÜKLEER PROGRAMININ GİZEMLİ ADAMI

Batı medyası onu “ilk nükleer bombanın babası” olarak anılan fizikçi Robert Oppenheimer’e benzetiyordu.

2010 yılında Alman Der Spiegel dergisi, İran’ın gizli nükleer silah programını destekleyen gizli belgelere atıfta bulunarak, Muhsin Fahrizade’nin İran’daki nükleer alanında en önemli iki isimden biri olduğunu söylemişti.

Wall Street Journal, 2012’de, Muhsin Fahrizade’yi İran’ın nükleer programının gizemli adamı olarak yazdı.

Foreign Policy dergisi, 2013’te onu dünyadaki en güçlü 500 kişi listesine dâhil etti.


ULUSLARARASI ATOM ENERJİSİ AJANSI BAŞKANI’NIN GÖRÜŞME TALEBİ REDDEDİLDİ

2015’te nükleer anlaşma imzalandıktan kısa bir süre sonra, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Yukio Amano, İran’ı ziyaret etti.

İran’da karşılaştığı ilk engel Muhsin Fahrizade ile görüşme talebinin Tahran hükümeti tarafından ısrarla reddedilmesiydi.

İranlı kaynaklar kritik görevi sebebiyle medyada Fahrizade’ye karartma uygulandığını duyurdu.

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yediot Ahronot‘un istihbarat muhabiri Ronen Bergman’ın Mossad suikastlarının tarihi üzerine kaleme aldığı 2018 tarihli kitabında, Fahrizade ile ilgili şu ifadeler yer almakta:

“İranlılar bilim adamlarının öldürüldüğünü fark etti ve onları korumaya başladı. Özellikle projenin beyni olan Muhsin Fahrizade’yi.”


FÜZE PROGRAMINA YÖN VEREN DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU ÜYESİ

Fahrizade, İran’ın nükleer programına katılmadan önce, savunma sanayisinde füze programına yön veren Devrim Muhafızları güçlerinden biriydi.

Devrim Muhafızlarına yakın bazı kaynaklara göre, kendisi aynı zamanda Kuzey Kore ve Libya ile işbirliği içinde İran’da bir füze programı başlatan Devrim Muhafızları Ordusu ekibinde yer alıyordu, birçok kez bu misyonla Kuzey Kore’ye ziyaret gerçekleştirdi.


“İRAN’IN ABDÜLKADİR HAN’I”

1989 yılında İran’da nükleer bomba geliştirmek için kurulan gizli program “Amad” projesini yöneten Fahrizade, 24 Mart 2007’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından yaptırım listesine alınan İranlı yetkililerden biriydi.

Pakistanlı nükleer fizikçiye benzetildiği için “İran’ın Abdülkadir Han’ı” olarak anılıyordu.

Suikast haberinin duyulmasının ardından savunma ve güvenlik alanındaki İranlı gazeteciler, Fahrizade’yi “Savunma sanayisinin Süleymani’siydi” şeklinde niteledi.


SUİKAST SONRASI İRANLI YETKİLİLERİN TEPKİLERİ

Suikasttan bir gün sonra sosyal medya hesabından açıklamada bulunan İran lideri Ayetullah Hamaney, saldırı emrini verenlerin cezalandırılması ve Fahrizade’nin bilimsel çalışmalarının devam ettirilmesi gerektiğini belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran ulusunun İsrail’in tuzağına düşmeyecek kadar akıllı olduğunu ve Fahrizade suikastına uygun bir zamanda yanıt verileceğini duyurdu.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Bâkıri ve Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami ise “sert bir intikam” alacakları mesajlarını verdi. 


İRAN MEDYASINDAKİ TEPKİLER

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na yakınlığıyla bilinen Vatan-ı Emruz gazetesi, Fahrizade suikastını manşetten şu şekilde duyurdu:

Vurmasak vuracaklar!
 


Kayhan gazetesi “Göze göz” manşetiyle İsrail’e “misilleme” yapılacağını duyururken, 

Himayet gazetesi “Halk intikam istiyor” manşetine yer verdi.

ABD’nin bir sonraki Başkanı Joe Biden (Reuters)

FAHRİZADE SUİKASTİ BİDEN’IN İRAN İLE İLGİLİ DİPLOMATİK PLANLARINI NASIL ETKİLER?

Pompeo:

“Umarım Trump yönetimin sağlamak için çok çalıştığı bu baskı araçları, İranlıları bir kez daha normal bir devlet gibi davranmaya zorlamak için kullanılır” dedi.

Analistlere göre Tahran’ın İranlı nükleer bilimci Muhsin Fahrizade suikastinde İsrail’i suçlaması bölgedeki gerginliği artırma riski taşırken, bu olay aynı zamanda ABD’nin bir sonraki Başkanı Joe Biden’ın İran ile diyaloğu sürdürme planlarını da karmaşıklaştırıyor.

İran, İsrail’i Fahrizade’ye (59) suikast düzenleyerek bölgede kaos yaratmakla suçlayarak, İsrail’in bu operasyonu yürütmek için ABD’den yeşil ışık aldığını ima etti.

Washington, Fahrizade’nin Tahran eyaletine bağlı Abserd ilçesinde uğradığı suikast sonucu öldürülmesine ilişkin resmi olarak yorum yapmadı.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabından Fahrizade’nin suikast sonucu öldürülmesine ve Mossad tarafından yıllardır arandığına ilişkin paylaşımları Retweet etti.

Bu arada, geçtiğimiz günlerde İsrail’i ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran’ın balistik füze programını desteklemekle suçlanan bazı Çin ve Rusya merkezli şirketlere yeni ekonomik yaptırımlar getirildiğini bildirdi.

Pompeo:

“Umarım Trump yönetimin sağlamak için çok çalıştığı bu baskı araçları, İranlıları bir kez daha normal bir devlet gibi davranmaya zorlamak için kullanılır” dedi.

Ancak bazı ABD’li analistlere göre Fahrizade’nin öldürülmesi, ABD’nin nükleer anlaşmaya yeniden katılmasına yönelik olarak Biden’ın İranlılara ‘demokrasiye dönüş için güvenilir bir yol’ sunma arzusunu baltalayan tehlikeli bir adım oldu.

Eski CIA Direktörü John Brennan, Fahrizade’nin öldürülmesinin ‘umarsızca işlenmiş ağır bir suç’ olduğuna işaret ederek, bunun bölgede misillemeler ve yeni gerginliklere neden olabileceğini vurguladı.

Eski Başkan Barrack Obama döneminde CIA Direktörü olan Brennan:

 “İran yönetimi, sorumluluk sahibi ABD liderliğinin küresel ölçekte dönüşünü bekleyecek kadar erdemli olmalı ve potansiyel faillere karşı harekete geçme tavsiyelerine direnmelidir” dedi.

George Washington Üniversitesi’nden savunma uzmanı Ben Friedman ise:

“Cinayet, ABD diplomasisi ve çıkarlarına karşı bir sabotaj eylemiydi ve muhtemelen nükleer silah arayan İranlı militanlara yardım edecek” şeklinde bir yorumda bulundu.

Obama’nın eski danışmanı Ben Rhodes de, Fahrizade suikastinin bir sonraki ABD yönetimi ile İran arasındaki diplomasiyi zayıflatma amacı taşıdığını söyleyerek:

“Bu sürekli tırmanışı durdurmanın zamanı geldi” şeklinde konuştu.

Ancak bazı analistler, Fahrizade suikastinin bir sonraki ABD yönetimine Tahran ile herhangi bir olası müzakerede kullanılabileceği bir baskı kartı sağladığını gördü.

ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı Direktörü Mark Dubowitz, Joe Biden’ın göreve gelmesine yaklaşık iki ay kaldığına dikkat çekerek, “ABD ve İsrail’in İran rejimine ciddi şekilde zarar vermek ve Biden yönetimi için baskı konuları sağlamak için daha çok zamanı var” dedi.

ZARİF: “NÜKLEER ANLAŞMA KONUSUNDA HİÇBİR KOŞULDA YENİDEN MÜZAKERE OLMAYACAK”

Zarif, ABD menşeli CBS kanalına yaptığı ve İran kanallarının yayınlanmamış kısımlarını eklediği açıklamalarında, İran’ın ABD başkanlık seçimlerinde herhangi bir adayı diğerine tercih etmediğini söyledi

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Donald Trump’ın çekildiği anlaşmaya ABD’nin geri dönme niyetinde olduğunu açıklayan ABD seçimlerinin demokrat başkan adayı Joe Biden’a yönelik mesajında, Tahran’ın “hiçbir koşulda nükleer anlaşmayı yeniden müzakere etmeyi düşünmeyeceğini” vurguladı.

Zarif, ABD menşeli CBS kanalına yaptığı ve İran kanallarının yayınlanmamış kısımlarını eklediği açıklamalarında, İran’ın ABD başkanlık seçimlerinde herhangi bir adayı diğerine tercih etmediğini söyledi. Bununla birlikte, “Biden kanadının açıklamalarının daha umut verici olduğuna, ama gerçek sonuçları bekleyip görmek gerektiğine” işaret etti.

Zarif, “Bizim için önemli olan, seçimlerden sonra Beyaz Saray’ın nasıl davranacağıdır. Orada verilen sözler ve atılan sloganlar değildir. Asıl önemli olan ABD’nin davranış biçimidir. Eğer ABD İran’a karşı yıkıcı davranışlarını durdurmaya karar verirse, Beyaz Saray’a kim gelirse gelsin sorun farklı olacaktır.” ifadelerine yer verdi.

Tahran’ın nükleer anlaşmayı yeniden müzakere etmeyi reddettiğini vurgulayan Zarif, “Eğer bunu yapmak isteseydik, dört yıl önce Trump ile birlikte yapardık. Hiçbir koşulda anlaşmadaki şartları yeniden müzakere etmeyi düşünmeyeceğiz” dedi. Öte yandan Zarif, “Açıkçası, yeniden bağlantı kurmanın bir yolunu bulabiliriz, ancak bu tekrar müzakerelere döneceğimiz anlamına gelmiyor. Biden’ın bunun olmayacağını fark ettiğini ve farklı bir yöntem izleyebileceğini biliyorum” şeklinde ilavede bulundu.

Trump yönetiminin İran’a karşı yürüttüğü “maksimum baskı” politikasının “bize zarar verdiğine inanıyor. Ancak ister mevcut ABD yönetimini özel bir kesiminin istediği rejim değişikliği olsun, isterse de Trump’ın istediği, yani İran’a diz çöktürme ve müzakere koşullarını dayatmak olsun, ABD’nin istediği siyasi değişim meydana gelmedi.

Zarif, İran’ın ABD’deki başkanlık seçimlerine müdahalede bulunduğu yönündeki suçlamaları şiddetle yalanladı. Bununla ilgili olarak, “Trump, yaptıklarıyla ABD’deki seçim sistemine en önemli ve en büyük hakareti yapan tek kişidir. ABD demokrasisinin altını oymakla ilgilenen herkes, Trump’tan yalnızca posta yoluyla oy pusulalarında ve diğer şeylerde sahtekarlık ve tutarsızlık hakkında konuşmaya devam etmesini isteyecektir” ifadelerine yer verdi. Zarif son olarak, Tahran’ın Washington’dan ABD seçimleriyle ilgili herhangi bir faaliyette bulunmamasını isteyen bir mesaj aldığını da sözlerine ekledi.

Muhsin Fahrizade (EPA)

İRAN’IN FAHRİZADE SUİKASTINA TEPKİSİ, ÖNEMLİ BİR BÖLGESEL ANI BEKLEMEYE MAHKUM

Fahrizade suikastı, yaklaşık bir yıl önce Kasım Süleymani’ye düzenlenen suikasttan daha karmaşık çağrışımlar barındırıyor

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DM) yurtdışı kolu Kudüs Gücü Komutanı ve İran’ın bölgesel projesinin lideri General Kasım Süleymani’nin 3 Ocak 2020 tarihinde sabaha karşı Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında öldürülmesinin birinci yıldönümüne 36 gün kala, İran rejiminin güvenlik sistemine, çok önemli bir anda, yeni bir darbe daha indi. İran’ın ilk nükleer bilimcisi ve İran Savunma Bakanlığı’na bağlı Savunma Araştırma ve Geliştirme Teşkilatı’nın (SPND) başı Muhsin Fahrizade’ye Tahran yakınlarındaki Demavend şehrinin Abserd ilçesinde (bazı İranlı güvenlik hesaplarına göre saldırı intihar bombacısı tarafından gerçekleştirildi)  suikast düzenlendi. Fahrizade’nin aracına önce bombalı saldırı düzenlendi, ardından 5-6 kişilik silahlı bir çatışma meydana geldi. Fahrizade, içerisinde bulunduğu aracın yanlarından ateş edilerek hedef alındı.

GÜVENLİK ZAFİYETİ

Fakat bu suikast, Süleymani’nin Irak topraklarında, yani İran dışında öldürüldüğü suikastı gerçekleştiren ve üstlenen tarafla, yani suikastın sorumluluğunu üstlenmekten çekinmeyen ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle güvenlik, askeri ve siyasi çatışmaya sahne olan bölgede yarattığı etkiden daha karmaşık çağrışımlar barındırıyor.

Fahrizade suikastı hiç şüphesiz, İran Atom Enerjisi Kurumu’nun nükleer tesislerini ve çalışanlarını korumakla görevli güvenlik birimi olan İstihbarat Bakanlığı İç Güvenlik Direktörlüğü nezdinde hükümet ile devrimi ve devrim liderlerini korumakla görevli DMO’nun güvenlik zafiyetini ortaya koydu. Aynı zamanda İran’ın nükleer programı için büyük önem arz eden Natanz’daki uranyum zenginleştirme tesisine 2 Temmuz 2020’de düzenlenen sabotaj olayından ve özellikle İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ve tesisi korumakla görevli güvenlik biriminin olayda ihmal olduğunu açıkça kabul etmesinden sonra alınan önemlerin faydasız olduğunu da gösterdi.

Öte yandan bu suikasta bir takım gelişmeler eşlik etti. Bunlardan biri, İran’da İsrail adına casusluk yaptığı suçlamasıyla 10 yıl hapse mahkum edilen ve 800 gün boyunca hapiste tutulan Avustralya-İngiltere çifte vatandaşlığı bulunan akademisyen Kylie Moore-Gilbert’in, yurtdışında gözaltında olan 3 İranlı karşılığında serbest bırakılmasıydı. Takas edilen İranlılar ise İsrailli diplomatlara suikast girişiminde bulunmakla suçlanan Said Muradi, Muhammed Hazai ve Mesud Sadakatzade’ydi. Muradi’nin söz konusu saldırıda iki bacağını kaybettiği biliniyor.

Bununla birlikte ABD’nin nükleer anlaşmaya geri dönme yaklaşımına eşlik edecek zorlukların yanı sıra bu gelişmeyle nasıl başa çıkılacağı ve ABD’nin taleplerinin büyüklüğü ile ilgili içeride yaşanan tartışmalara, bir taraftan fırsattan yaralanılması çağrısı, diğer taraftan ise Tahran ve rejimin, önceki anlaşmayı değiştirmekten ziyade füze programında ve bölgesel nüfuzunda bir dizi taviz vermek zorunda kalacağına dair korkusunu dile getirmekten çekinmeyişi eşlik ediyor. Zira İran’ın füze programı ve bölgesel nüfuzu, ABD Başkanı seçilen Joe Biden liderliğindeki yeni Beyaz Saray ekibinin dile getirmekten çekinmediği konular olarak biliniyor

İran rejimi, haftalardır tüm siyasi, güvenlik ve askeri kurumlarıyla birlikte, Başkan Trump’ın geçiş döneminde İran’daki bazı hayati tesislerini hedef alan bir askeri operasyon düzenleme niyetinde olduğuna dair ABD basınında yer alan haberlerin ardından alarm durumuna geçti. Buna karşın ABD’li komutanlar, bölgede İranlıları veya İran’ın müttefiki olan isimleri hedef alan güvenlik çalışmalarının yoğunluğundaki düşüşe rağmen, Amerikalılara veya İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yönelik herhangi bir saldırıya ‘sert’ bir karşılık vermeye hazır olduklarını teyit etme fırsatını kaçırmadılar.

İran, son suikastın ardından Netanyahu’nun Mossad’ın İran’dan çaldığı nükleer arşivi ortaya çıkardığı ve Fahrizade’nin adının, İran askeri nükleer projesinin başı ve buradaki en tehlikeli şahsiyet olarak açıkladığı 2018’de düzenlenen basın toplantısını hatırlatarak, doğrudan İsrail tarafını ve Netanyahu’yu suçladı. Ancak Fahrizade suikastı rejim için her ne kadar bir ‘felaket’ olsa da en ağır darbe Süleymani suikastıydı. Veriler, Savunma Bakanlığı’na yakın makamların, intikam ve misilleme çemberinde olacak uluslararası ve bölgesel hedeflerin belirleneceğine dair göstergelere sahip olmalarına rağmen Tahran’ın, misillemeye başvurmayabileceğine veya doğrudan hedefleri etkileyen hızlı bir operasyon gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.

İRAN MİSİLLEMESİYLE İLGİLİ VERİLER

İran’ın hemen karşılık vermemesi ve misilleme girişiminde bulunmaması ihtimali, ABD yönetimindeki değişim çerçevesinde bölgenin içinden geçtiği hassas süreç ve bu sefer doğrudan yapılabilecek olan nükleer anlaşma ve İran-ABD müzakereleri olasılığıyla ilgili üst düzey açıklamalarla daha da pekişiyor. Tahran ayrıca, Netanyahu’nun Trump’tan yeşil ışık aldıktan sonra suikasta başvurmasının nedeninin bir sonraki aşamada beklenen siyasi ilerlemeyi baltalamak olduğuna inanıyor. Zira İran ile ABD arasındaki herhangi bir diyalog veya müzakere, İran’ın mevcut nükleer anlaşmadaki değişiklikleri kabul etmesine ve Washington ile füze programının yanı sıra bölgesel rolü ve nüfuzu konusunda bir anlaşmanın temellerini atmasına yol açsa bile bu, Netanyahu’nun çıkarına olmayacaktır. Çünkü böyle bir durum Tel Aviv’in Tahran’ı -bu kez Washington ile yapılan uzlaşılarla- yasal ve siyasi boşluk olmadan bölgesel müttefiklik çemberine almak zorunda bırakacaktır. ABD’nin İran’la yapılacağı bir uzlaşı, jeopolitik güçlerinin ve onunla birlikte bölgedeki Avrupa Troyka’sının, Tel Aviv ile sınırlı olmayıp Türkiye ve Arap ülkelerini de kapsayabilecek diğer tarafların payı pahasına yeniden düzenlenmesine katkıda bulunacaktır.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, suikast ile ilgili açıklamasında, Avrupa Birliği  (AB) ülkelerini, Tel Aviv’e yönelik çifte standart politikasından vazgeçmeye, terörist devlet olarak ilan etmeye ve doğrudan kınamaya çağırdı. Zarif’in açıklaması, diğer İranlı liderlerin tehdit ve intikam içeren açıklamalarından farklıydı. Öyle ki bu suikastın, özellikle Biden yönetiminin önüne çıkarabilecek siyasi zorlukların boyutunu ve İran’ın nükleer anlaşmaya geri dönme niyetini yansıtıyordu.

Suikast, İsrail’in Tahran’a ajanlarının yurtiçinde veya dışında istedikleri hedeflere ulaşabildiği mesajını taşıyor olsa da, aynı zamanda yeni ABD Başkanı’na da İsrail’in ve müttefiklerinin çıkarlarını dikkate almadan İran’la anlaşmanın zor olduğuna dair daha büyük bir mesaj da veriyor. Yani Biden ve yönetiminin, Tahran’a yönelik her adımda söz konusu taraflarla mutabakat sağlaması gerekiyor. Çünkü İsrail, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC), kararlarını etkileyerek İran’ın dünya petrol piyasalarına dönüş yolunu kapatarak ve yeni ABD yönetimi tarafından kuşatılma ihtimalini hissetmeye başlayan Rusya’ya kur yaparak herhangi bir uzlaşının etkilerini engelleyebilir. Buna Kafkasya ve Orta Asya’ya ulaşmaya başlayan Türkiye’nin hırslarından duyduğu kaygı da ekleniyor.

Bu faktörler ve veriler, İran rejiminin, suikasta hemen yanıt vermeyeceğine, aksine Süleymani suikastını ele alışına benzer bir tutum sergileyeceğine inanmaya itiyor. Hatırlanacağı üzere İran, Süleymani suikastı sonrası ABD’nin Irak’taki askeri üssü Ayn el-Esed’i hedef alırken, uygun zamanda gelecek misilleme konuşmalarını sürdürmüştü.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe, Reuters / Şarku’l Avsat / Adem Yılmaz

Independent Türkçe için çeviren: Ebru Karalar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top