BİLİM & TEKNOLOJİ

İLAÇ DEVİ PFİZER’İN SKANDALLARLA DOLU GEÇMİŞİ

BioNtech’in Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci tarafından kurulması nedeniyle aşı adayı, ülkemizde de övgüyle karşılandı…

YÜZDE 90 ETKİLİ KORONAVİRÜS AŞISIYLA SES GETİREN İLAÇ DEVİNİN SKANDALLARLA DOLU GEÇMİŞİ

Firmanın geçmişinde, gizli anlaşmalarla milyonlarca dolar ödediği tüyler ürperten skandallar var.

Bunlar arasında yasadışı deneylerle ölüme neden olma ve ruhsatsız ilaçların satışı gibi suçlamalar yer alıyor

ABD’li ilaç devi Pfizer ve Alman biyoteknoloji firması BioNTech ortaklığıyla geliştirilen koronavirüs aşısının yüzde 90 etkili olduğunun açıklanması, dünya genelinde büyük heyecan yarattı.

BioNtech’in Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci tarafından kurulması nedeniyle aşı adayı, ülkemizde de övgüyle karşılandı.

80 kadar bilim insanının kanser, HIV ve tüberkülozla ilgili araştırmalar yaptığı BioNtech’in ve kurucularının başarısı, koronavirüs aşısına yönelik umutları da tazeliyor.

Öte yandan ortaklığın diğer tarafındaki ilaç devi Pfizer’ın sabıkası kabarık.

Dünyanın en büyük ilaç firmalarından, yıllık kârı 50 milyar dolar civarındaki Pfizer, Xanax ve Viagra gibi popüler ilaçlarının yanında karıştığı skandallarla da ünlü.

1849’da kurulan ve Türkiye dahil 175 ülkeye yatırım yapan şirketle ilgili çok sayıda dava mevcut. Bunlar arasında patent ve rüşvet davaları ağırlıkta. Öyle ki ilaç devi hakkında 8 ülkede rüşvet iddiaları bulunuyor. Pfizer’ın doktorlara ve yetkililere rüşvet vermekle suçlandığı ülkeler arasında İtalya ve Avrasya ülkeleri yer alıyor.

ABD Adalet Bakanlığı’nın yetkili isimlerinden Mythili Raman:

“Pfizer; Bulgaristan, Hırvatistan, Kazakistan ve Rusya’daki hükümet yetkililerine milyonlarca dolarlık rüşvet vererek, Avrasya’daki işlerini kısa yoldan halletmeye çalıştı.”

Öte yandan ilaç devinin kabarık sicili, rüşvet suçlamalarından ibaret değil. Zira firmanın geçmişinde, gizli anlaşmalarla milyonlarca dolar ödediği tüyler ürperten skandallar da var. Bunlar arasında yasadışı deneylerle ölüme neden olma ve ruhsatsız ilaçların satışı gibi suçlamalar yer alıyor.

1996 NİJERYA SKANDALI

Pfizer’ın Nijerya’da karıştığı skandal, 2007’de Nijerya hükümetinin açtığı davayla dünya gündemine oturdu. Hükümet, ilaç devinin 1996’da Trovan isimli deneysel bir menenjit ilacını yasadışı yollarla çocuklar üzerinde denediğini, birçok çocuğun ölümüne ve sakat kalmasına yol açtığını iddia etti.

İlaç devinden 7 milyar dolar tazminat talep eden Nijeryalı yetkililer, yerel makamların onayı olmadan 200 çocuğun Trovan deneyine katıldığını, bunun sonucunda 11 çocuğun öldüğünü ve diğerlerinin de beyin hasarı ve felç gibi rahatsızlıklar geçirdiğini savundu.

İddiaya göre Pfizer doktorları, çocukların yarısına Trovan, yarısına da o dönemde ABD’deki en iyi menenjit ilacı olan Ceftriaxone verdi. Trovan’ın denendiği çocuklardan 5’i, diğer ilacın denendiği çocuklardan 6’sı hayatını kaybetti. İşte bunun üzerine hem Kano eyaleti hem de federal hükümet şirkete dava açtı.

Deneysel ilaç Trovan, 1997’de ABD’de sadece yetişkinlerin kullanması için onay aldı. Bundan iki yıl sonra da ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), ilacın karaciğer hasarına neden olabileceğine dair uyardı ve ilacın üretimi durduruldu.

kids-500x300_c.jpg
Deneysel ilaç Trovan’ın verildiği çocuklardan Enes Mustafa (AP)

Çocukların ilaçtan değil, menenjitten öldüğünde ısrar eden Pfizer, 2009’da Nijerya’nın Kano eyaletiyle dostane çözüme vardı ve 75 milyon dolar karşılığında dava geri çekildi. Nijeryalı avukatlar, ilaç devinin yasal ücretler için 10 milyon dolar, Kano eyaletine 30 milyon dolar ve deneye katılan çocukların ailelerine 35 milyon dolar ödeyeceğini bildirdi.

2011’de de Pfizer, Trovan denemeleri sırasında çocuklarını kaybeden 4 ailenin her birine 175 bin dolar ödeme yaptığını duyurdu. Ölenlerin kendi çocukları olduğunu kanıtlamak için DNA örnekleri sunduğu belirtilen aileler, paralarını firmanın oluşturduğu 35 milyon dolarlık tazminat fonundan çekti.

WİKİLEAKS BELGELERİ: PFİZER NİJERYA’DAKİ DAVAYI NASIL DÜŞÜRDÜ?

İlaç devinin ismi, WikiLeaks’in 2010’da yayımladığı belgelerde de geçiyordu. Guardian’ın haberleştirdiği bir belgede 1996’daki ilaç denemesi nedeniyle açılan davanın “hileli” yollarla düşürüldüğü öne sürüldü.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait gizli bir yazışmanın yer aldığı belge, Pfizer’ın, davayı geri çekmesi için Nijerya Başsavcısı üzerinde baskı kurmaya çalıştığına işaret etti. Türkiye basınında da yer bulan iddiaya göre şirket, davayı geri çekmesini sağlamak için başsavcı aleyhinde bilgi toplayacak kişiler tuttu. Ve bu kişilerin sağladığı, başsavcının yolsuzluk yaptığına dair bilgiler yerel basına sızdırıldı.

Başsavcının baskıya boyun eğdiğine dair bir işaret bulunmuyor ama Nijerya ve Pfizer arasında gizlilik anlaşması imzalandığı için davanın geri çekilme nedeni de bilinmiyor.

2009 SKANDALI: “ABD TARİHİNİN EN BÜYÜK PARA CEZASI ”

Pfizer, Nijerya eyaletiyle anlaşmaya vardığı 2009’da başka bir suçlama yüzünden 2,3 milyar dolar ödemeyi kabul etti. İlaç devi için zor bir yıldı ve üstelik bu miktar, dünya basınına “ABD tarihindeki en büyük para cezası” diye yansıdı.

Aktarılana göre Pfizer, bazı ilaçlarını FDA’nın onayladığı amaçların dışında pazarladı. Örneğin satış temsilcilerine, ağrı kesici Bextra’yı ameliyat öncesi ve sonrası için de tavsiye etmelerini söyledi. Ancak söz konusu ilacın ameliyat öncesi ve sonrasında kullanımı için gerekli testlerden geçmediği ortaya çıktı. İlaç yalnızca romatoid artrit, osteoartrit ve menstrüel ağrı tedavisi için onaylanmıştı.

Öte yandan, suçlamaya konu olan tek ilaç Bextra değildi. Bextra’nın yanı sıra antipsikotik Geodon, antibiyotik Zyvox ve anti-epileptik Lyrica’nın da skandalla bağlantılı olduğu bildirildi.

Durumu yetkililere bildiren satış temsilcilerinden John Kopchinski, “Ben kendim ameliyata giriyor olsaydım, bu alanda test edilmemiş bir ilacı kullanmak istemezdim” dedi. Kopchinski ayrıca, Bextra’nın günde 10 mg kullanılmasını tavsiye etmeleri gerekirken, 20, 40 hatta 80 mg yazılmasını önermeleri için büyük baskı gördüklerini söyledi.

Pfizer’ın yan kuruluşu Pharmacia & Upjohn da, bu olaydan kısa süre önce, ilaçları reçete etmeleri için doktorlara rüşvet vermekle suçlanmıştı. Şirket ABD Adalet Bakanlığı’yla yaptığı anlaşmada 1,3 milyar dolar ödemişti.

2004 NEUROTİN SKANDALI

Ünlü firma, 2004’te de benzer bir suçlama yüzünden yüklü miktarda para ödemeyi kabul etmişti. Epilepsi ilacı Neurontin’i, onaylanmadığı halde başka rahatsızlıklardan mustarip hastalara reçete etmesi için doktorlara rüşvet verdiği söylenen firmanın, hakkındaki hukuki soruşturmadan kurtulmak için 430 milyon dolar ödeyeceği açıklanmıştı.

Firmanın, doktorları bipolar bozukluğu hastalarda Neurontin kullanmaya teşvik ettiği ama ilacın bu hastalığın tedavisi için onay almadığı belirtilmişti. Şirketin Neurontin’i yasadışı olarak teşvik ettiği diğer rahatsızlıklar arasında dikkat bozukluğu, huzursuz bacak sendromu ve yoksunluk nöbetleri de yer almıştı.

Firma ayrıca, 2014’te aynı suçlamalardan dolayı 325 milyon dolar daha ödemek zorunda kalmıştı.

MEME KANSERİ DAVALARI

İlaç devinin isminin karıştığı bir diğer skandal da menopoz belirtilerinin giderilmesi ve kemik erimesinin önlenmesi için kullanılan Prempro tedavisiyle ilgili.

Tedaviyi deneyen kadınlar, Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin 2002’de yaptığı bir araştırmanın ardından, Prempro’nun yan etkilerinin kadınların meme kanserine yakalanmasına neden olduğu gerekçesiyle dava açmaya başladı.

2012’ye gelindiğinde aynı gerekçeyle firmaya dava açan kadınların sayısı 10 bini buldu. İlaç devi o yıl yaklaşık 6 bin kişinin şikayetini çözmek için 896 milyon dolar ödedi, kalan 4 bin için de 330 milyon dolar ayırdı.

Genellikle Hormon Replasman Tedavisi (HRT) diye anılan Prempro, menopozdaki ve menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda hormon seviyelerini yapay olarak artıran Provera ve Premarin ilaçlarının bileşiminden oluşuyor.

Söz konusu tedavi, ilk olarak Wyeth isimli ilaç firması tarafından piyasaya sürüldü. Bu nedenle ilk yıllarda davalar, Prempro’yu geliştiren Wyeth’e karşıydı ve şirket bu davalarda kötü performans göstermişti. Ancak 2009’da Pfizer tarafından satın alınmasıyla söz konusu davalar da yeni firmaya devroldu.

HAZİRAN 2020, ABD EYALETLERİ 26 İLAÇ ŞİRKETİNE DAVA AÇTI

Daha yakın bir tarihe gelirsek, ABD eyalet savcılarının haziranda çok sayıda ilaç şirketine açtığı davada da Pfizer’ın isminin yer aldığı görülebilir.

46 eyaletin başsavcısının 9 Haziran’da açtığı davada 26 ilaç şirketi, rekabeti azaltmak ve jenerik ilaç fiyatlarını artırmak için komplo kurmakla suçlanıyor. Savcılar, söz konusu şirketlerin kamu yararının önüne geçtiğini ve milyonlarca kişinin ihtiyaç duyduğu ilacı düşük fiyattan almasına engel olduğunu söylüyor.

Dava edilen şirketler arasında Dava, Sandoz, Actavis, Mylan ve Pfizer yer alıyor. Bu firmaların 2009 ve 2016 arasında 80’den fazla ilacın fiyatını şişirmek için gizlice anlaştığı ifade ediliyor.

indir.jpg
(Reuters) / cafemedyam

Ancak Pfizer ve ilaçları aleyhindeki davalar bu kadarla da sınırlı değil. ABD’deki popüler ilaç şirketlerinin davalarını ve ilaçlarının güvenilirliğini izleyen Drug Watch, Pfizer ürünleriyle ilgili diğer şikayetleri şöyle sıralıyor:

– Protonix: Mide asidinin bastırılmasında kullanılan ilaç hakkında davalar bulunuyor. Davacılar, ilacın böbrek problemleri riskini artırdığını söylüyor. 2013’te Pfizer, cezai suçlamaları düşürmek için 55 milyon dolar ödemeyi kabul etti.

– Chantix: Sigara bağımlılığı tedavisinde kullanılan ve  Avrupa’yla Türkiye’de Champix ismiyle satılan ilaca yaklaşık 3 bin kişi dava açtı. Davacılar, Chantix’in intihar düşüncelerine ve psikolojik bozukluklara neden olduğunu iddia etti. 2013’te şirket bu suçlamaları çözmek için yaklaşık 288 milyon dolar ayırdı.

– Depo-Testosterone: Mayıs 2018’de testosteron tedavisine yönelik 6 bin dava hala çözülmeyi bekliyordu. Davalar, söz konusu ürünlerin felç, kan pıhtılaşması ve kalp krizine neden olduğunu öne sürüyor.

İLGİLİHABER

© The Independentturkish / Çağla Üren

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top