SIYASET

BİNALİ’NİN ŞAİBELİ GEÇMİŞİ…

(…)  Bunun üzerine Binali Yıldırım, geçmiş tarihli bir sözleşme hazırlatır. ..

‘BİNALİ, İDO BÜFELERİNİ AKRABALARINA DAĞITTIĞI İÇİN GÖREVDEN ALINDI!’

Bu yazıyı okuyan istanbullu, Binali’ye, değil İstanbul’u emanet etmeyi, beş dakikalığına köpeğini emanet etmez…

REUTERS: “BİNALİ YILDIRIM İÇİN YENİ MAKAM Mİ KURULUYOR?”

Reuters AKP’den üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Binali Yıldırım’ın ekonomiden sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevine getirebileceğini öne sürdü.

“Kabine değişikliğinin yarı yarıya olabileceği…”

AKP’den üst düzey bir yetkili, istifanın ardından ekonomi yönetiminin yeniden yapılandırılacağı bir kabine değişikliğinin ele alınabileceğini belirterek:

“İstifa konusunda evet veya hayır demeden adım atılamaz. Kabine değişikliği yarı yarıya olabilir. Binali Yıldırım cumhurbaşkanı yardımcılığına getirilebilir. Albayrak’ın istifa şekli cumhurbaşkanına zarar verdi. Geçen hafta dolar bu kadar yükseldi. Bu niyeydi de bugün dolar %3.5-4 düştü bunu iyi görmek lazım” 

AKP’NİN ‘SİMİT SARAYI’ AŞKININ NEDENİ BELLİ OLDU

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda eski Başbakan Binali Yıldırım’ın Simit Sarayı’na ait özel uçağı kullandığını söyledi.

Özkan Binali Yıldırım’ın Simit Sarayı’nın özel uçağından inerken çekilmiş bir fotoğrafını yayınladı.

Özkan yaptığı paylaşıma şu notu düştü:

“Uçan saraydan Uçan Simit Sarayı’na… Hayırlı olsun… Çay simit hesabından Simit Sarayı’nın uçağına geldiniz. Parasını millete ödettiniz, yakışıyor mu?”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Adayı Binali Yıldırım…

1-) Yıl 1994, Binali ,İDO Genel Müdürü olarak göreve başlar…

2-) Yıl 1999, dönemin belediye başkanı Ali Müfit Gürtuna: akrabalarına İDO’nun büfelerini dağıttığı için Binali yıldırım’ı görevden alır…

3-) Yıl 2 Kasım 1999, Hürriyet gazetesinin haberi:
”İDO Genel Müdürü Binali Yıldırım, deniz otobüslerindeki büfeleri akrabalarının şirketi Çağrı Temizlik ve Gıda Hizmetleri’ne verdi. Bu kárlı iş, sözleşme uzatılarak devam etti. Yıldırım son sözleşmeyi imzalayacak genel müdür yardımcısı bile bulamadı..”

1994’e kadar İDO’ya bağlı gemilerdeki büfeler, işletici firmaya gemilerin temizliği, hizmeti ve iç bakımı karşılığında tahsis ediliyordu.

4-) 1994’te İDO Genel Müdürü olan Binali Yıldırım, gemi büfelerinin hem temizlik karşılığı hem de üzerine para isteyerek firmalara kiralanmasını istedi. İhale yapıldı. Kazanan firma, temizlik ve kira bedeli karşılığı büfeleri aldı ama altından kalkamadı, kirayı ödeyemedi.

Hürriyet’teki haberin devamı…

5-) İDO kiraları ödenmeyince işi kendi yapmaya başladı. Binali Yıldırım, işin başına dayısı Yılmaz Erence’yi geçirdi. Yılmaz Erence İDO’nun maaşlı elemanı olarak burayı işletmeye başlar…

6-) Sonrasın da, Yıldırım burayı bir firmanın işletmesi gerektiğini söyleyip, işi Kasım 1996’da Çağrı Temizlik ve Gıda Hizmetleri adlı bir şirketi temsilen Yılmaz Erence’nin gelini Behice Erence’ye verir…

7-) Behice Erence ile yapılan sözleşme gereği şirket gemi büfelerini 15.11.1996 ile 31.12.1997 arasında işletecekti.

Sözleşmeye, İDO’nun büfelerde çalışanların maaşlarını ödemesini öngören bir madde eklendi. Ayrıca yolcunun yoğun olduğu mevsimlerde firma işçi sayısını artırabilecekti. Buna göre firma büfeleri işletiyor, ancak çalıştırdığı işçilerin maaşlarını İDO’ya ödettiriyordu…

😎 İlk sözleşmenin süresi bittikten sonra şirketle 1.2.1998 ile 31.1.2000 arasını kapsayan ikinci bir sözleşme yapılır.

Buna göre, İDO firmaya çalıştırdığı işçi başına birinci yıl 105 milyon, ikinci yıl günün koşullarına göre belirlenecek bir personel maaş gideri verecek, yoğun mevsimlerde işçi alımı yapılabilecek, firma İDO’ya birinci yıl 1 milyar 250 milyon, ikinci yıl 2 milyar aylık kira ödeyecektir…

9-) 17.9.1998’te ek bir sözleşme daha yapıldı ve personel maaşlarının 130 milyona çıkarılması, temizlik malzemelerinin İDO tarafından alınması ve çalışanların yemek giderinin İDO tarafından karşılanmasına karar verilir…

Yani demirbaşlar İDO’ya ait, gemiler İDO’ya ait, orada çalışanların maaşları hatta yemek masrafları bile İDO’ya aitti; ama yapılan işten bir başkası nemalanıyordu, şirket sadece İDO’ya kira ödüyordu.

10-= Binali Yıldırım, 29.1.1999’da şirketle ikinci bir ek sözleşme yapar…

Buna göre 18 Nisan 1999 seçimlerinde Fazilet Partisi’nin Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetmesi ihtimaline karşı sözleşmenin bitim tarihi 31.2.2001’e uzatılır ve çalışanların maaş ödemeleri olarak İDO’nun firmaya 30 Haziran’a kadar kişi başına 205 milyon, 31.01.2000’e kadar da 247 milyon aktarmasına karar verilir…

11-) Ancak Binali Yıldırım, ikili imzayla yapması gereken bu sözleşmeyi imzalatacak bir genel müdür yardımcısı bulamaz…

3 genel müdür yardımcısından terminallerden sorumlu olan Adnan Çelik ve mali işlerden sorumlu olan Necmettin Erdil seçimlerde aday olmak için istifa etmişlerdi. Geriye sadece işletmeden sorumlu genel müdür yardımcısı olan Gökşin Türkmen kalmıştı; Türkmen ise İDO’nun yararına olmadığı gerekçesiyle sözleşmeyi imzalamayı reddetmiştir…

12-) Bunun üzerine Binali Yıldırım, geçmiş tarihli bir sözleşme hazırlatır.

15.1.1999 tarihinde yapılmış gibi gösterilen bu sözleşmede sürenin uzatılması dışında çalışanların ücret artışını gösteren diğer madde aynen konur. Altına da o tarihte halen görev başındaymış gibi Necmettin Erdil’in imzası eklenir…

13-) Ancak Binali Yıldırım bunu da eline yüzüne bulaştırır…

Çünkü Fazilet Partisi’nden belediye başkan adayı olan Erdil’in, seçime katılmak isteyen diğer bürokratlar gibi 11.1.1999’a kadar görevinden ayrılması gerekiyordur. Erdil aday olduğuna göre 15.1.1999’da da görevinin başında olamazdı.

14-) İDO, Çağrı Temizlik ve Gıda Hizmetleri’ne her ay üç kalem ödeme yapıyor: Personel maaşı, temizlik malzemesi parası ve çalışanların yemek masrafı…

Yıl 1999 eylül, İDO’nun firmanın çalıştırdığı 64 personele 247 milyondan yaptığı ödeme, 15 milyarın üzerinde. Bu çalışanların yemek masrafı olarak günde üç milyondan dağıtılan Sodexho fişleri de yine İDO’nun cebinden çıkıyor….

15-) En büyük yolsuzluk İDO’nun firmaya personel maaşı olarak vermeyi taahhüt ettiği kalemde yaşanır…

İDO ve firma arasında yapılan anlaşmalardan, İDO’nun personele 130 milyon vermeyi taahhüt ettiği 1.9.1998 ile 31.1.1999 tarihleri arasında; personele ödenen paranın sadece 94 milyon olduğu bordrolarla belgelenmiş durumda.

Arada kişi başına 36 milyon kalıyor ki, bu 64 kişiden 2 milyar 300 milyon TL’nin her ay başı boş ortada dolaştığı, kimin cebine girdiğinin belli olmadığı anlamına geliyor.

16-) Büfelerde çalışanların ifadelerine göre paralarını aldıklarını belirten bordrolar işçilere imzalatılırken, üst üste iki kağıt önlerine konuyor.

Üsttekinde kendilerinin aldığı miktarı gösteren sahte bordro duruyor, onun altında ise İDO’nun personel başına firmaya ödemeyi taahhüt ettiği miktarı gösteren ama meblağın gözükmediği gerçek bordro duruyor. İşçi ikisine de imza atıyor ve formalite yerine getirilmiş oluyor.

17-) Ayrıca ayda 750 milyon olarak dağıtılan bir temizlik malzemesi masrafı var ki, bir iddiaya göre, İDO malzemeleri zaten firmaya gönderiyor.

El altından gönderilen temizlik malzemeleri dışında firmaya temizlik malzemesi gideri olarak ayrıca bir para ödeniyor ki, bu paranın da nereye gittiği belli değil.

18-) Büfe yolsuzluğu sadece deniz otobüsleriyle kalmıyor, iskelelerdeki büfeleri de kapsıyor.

Binali Yıldırım,
-Kabataş İskelesi’ndeki büfeyi amcası Ali Rıza Yıldırım’a düşük fiyatla kiralar…. Büfenin içindeki bütün eşyalar İDO’ya ait olduğu halde, 1.4.1998 ile 31.3.2001 arasında, ilk yıl 250 milyon, ikinci ve üçüncü yıllarda İTO toptan eşya fiyatlarındaki artış oranına göre yapılacak zamla belirlenmek üzere düşük bir kira bedeli tespit edilir…

-Kartal İskelesi’ndeki büfeyi dayısının oğlunun karısı Behice Erence’ye kiralar… 1.3.1999’dan başlayan dört yıllık bir sözleşme yapar… Burada da her türlü demirbaş İDO’ya aittir. Kira ise mayıs ve yaz aylarında 200 milyon, diğer sekiz ayda 100 milyon olarak başlar… Her sene sonunda İTO’nun toptan eşya fiyat artışının üzerine yüzde on eklenecek şekilde kira artışı istenir…

-Bostancı İskelesi’ndeki büfeyi 1991’den beri akraba olmayan biri işletiyor. Ama onun sözleşmesi akrabalarınkinden çok farklı. Mustafa Şimşek adındaki bu büfeci, büfeyi bomboş kiralar… herşeyi kendi koyar… Ondan istenen kira, akrabalardan istenenin 6.5 katı: Kartal büfesi Eylül 99’da 100 milyon, Bostancı 650 milyon kira vermiş!

İSTANBUL DENİZ OTOBÜSLERİ (İDO)

İDO 1987’de B. Dalan tarafından kurulur. O sırada 10 deniz otobüsü vardı. Sözen döneminde çivi bile çakılmaz… RP 1994 seçimlerini kazandıktan sonra, Binali Yıldırım genel müdür olur ve 14 deniz otobüsü alınır ve birçok yeni iskele inşa edilir… Binali Yıldırım Avustralya’dan, Türkiye’deki Norveç yapımı araçlara uymayan değişik model deniz otobüsleri alır…Tek tip deniz otobüsü, bakım-onarım ve yedek parça açısından İDO’yu büyük bir mali yükten kurtarırken, değişik tip deniz otobüsleri giderlerin artmasına neden oldu. Şirket aldığı deniz otobüslerinin ancak faizini kendi ödeyebiliyor…

KADROLU AKRABALARI

Binali Yıldırım’ın İDO’da çalışan tespit edilebilen akrabalarından bazıları şunlar:

Eniştesi Belgüzar Aksu, yakıt ikmal elemanı

Yeğeni Bekir Aksu, teknisyen

Baldızı Tülin Yıldırım, sekreter

Eniştesi Eftal Şahin, şoför

Eftal Şahin dışında hepsinin İDO’da işe başlama tarihi, Binali Yıldırım’ın genel müdür olduğu tarihten sonrasına rastlıyor.

İşte gerçekler: Binali Yıldırım neden görevden alınmıştı?

Dursun ve Bahar çiftinin yedi çocuğunun ikincisi olarak Aralık 1955 tarihinde Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Kayı köyünde dünyaya geldi.
İlköğretimi köyünde okuyan Binali’yi babası İstanbul Kasımpaşa’da yaşayan dedesinin yanına okuması için yolladı…
1970’te Piri Reis Ortaokulu’nu, 1973 yılında Kasımpaşa Lisesi’ni bitirdi.
Ailesi Yıldırım’ın doktor olmasını istiyordu,
Olmadı…
İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu ve aynı bölümde yüksek lisans yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nde asistan ve araştırma görevlisi olarak çalıştı.
1978 – 1993 yılları arasında Türkiye Gemi Sanayi Genel Müdürlüğü ve Camialtı Tersanesi’nde çeşitli kademelerde çalıştı.

Sonra…

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Erdoğan Binali’yi İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmeleri’nde (İDO) Genel Müdürlüğü görevine getirdi.

Yıldırım’ın 1994’ten başlayıp 2000 yıllarına kadar süren İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmeleri’nde (İDO) Genel Müdürlüğündeki saltanatı, Erdoğan’ın hapse girmesi ve yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ali Müfit Gürtuna’nın gelmesiyle bitti.

Ali Müfit Gürtuna, İDO Genel müdürü olan Binali Yıldırım’ı o dönemde deniz otobüslerindeki büfeleri akraba şirketlerine verdiği ve Yıldırım hakkında evrakta sahtecilik, işçilerin maaşlarının ödenmemesi gibi basına da yansıyan iddiaları da gerekçe göstererek görevden almıştı.

Daha sonra 3 Kasım 2002 seçimlerinde AKP’den İstanbul 1. Bölge Milletvekili olarak parlamentoya girdi. Abdullah Gül’ün kurduğu 58. Hükümet’te Ulaştırma Bakanı olarak görev aldı. 

Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkmasıyla birlikte başbakanlık koltuğuna oturmasının ardından da bu görevine 17 Aralık 2013’de yaşanan kamuoyunda ’17-25 Aralık yolsuzluk olayları’ olarak anılan süreçte adının geçmesinden sonra Erdoğan’ın isteği üzerine Bakanlık görevinden istifa etti.

‘BEN ÇOK RAHATIM’

Uzmanların Bakan Binali ve yetkilileri defalarca ‘Hızlandırılmış tren ulaşıma hazır değil, ulaşıma açılması felaket olur’ uyarılarına rağmen AKP’nin oy uğruna büyük tanıtım ve reklam kampanyalarıyla hizmete soktuğu hızlandırılmış tren, 22 Temmuz 2004’te uzmanların dediği gibi 231 yolcusuyla Ankara-İstanbul seferini yaparken Sakarya’nın Pamukova ilçesinde raydan çıktı. 41 yurttaşımız tren yolculuğu sırasında hayatını kaybederken 74 yurttaşımız da çeşitli şekillerde yaralandı.

Yurttaşların hafızalarında ‘Pamukova Katliamı’olarak kalan hızlandırılmış tren faciasının asıl sorumlusu olan dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ülkede uzun bir süre tartışmalara ve eleştirilere neden olan ve milletin vicdanını sızlatan şu talihsiz açıklamayı yapıyor: 

“Ben çok rahatım. O direksiyonu ben kullanmıyorum ki kardeşim…”

KILIÇDAROĞLU ‘MİLYON ALİ’ DEMİŞTİ

Yıldırım uzun süren bakanlığı boyunca sürekli yolsuzluk iddialarıyla ülke gündemindeydi…

“17 ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları” kapsamında adı devletten ihale almak isteyen kişilerden para toplandığı ve bu paraların bir havuzda biriktirildiği öne sürüldü. Yıldırım’ın ‘havuzu idare eden isim’ olduğu da iddialar arasındaydı.

BİTMEDİ…

Yıldırım’ın adı, bacanağı Cemalettin Haberdar’ın İzmir’de yapılan yolsuzluk operasyonundaki şüpheliler arasında da yer alarak ülke gündemine gelmişti. Haberdar, TCDD İzmir Liman İşletmesi’nde yapılan ihalelere fesat karıştırıldığı, yolsuzluk yapıldığı ve rüşvet aldığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. 

Binali Yıldırım’ın İDO Genel Müdürlüğü görevine geldikten sonraki ve devamında Bakanlığı döneminde aile fertlerinin ekonomik yükselişi de dikkat çekici. Yıldırım ailesinin kontrol ettiği 17 şirketi, 28 gemisi ve iki süperyatı olduğu iddia ediliyor. Hatta Yıldırım Ailesi’nin 30 gemisi olduğu iddiası TBMM gündemine şöyle yansımıştı:

“Bu kadar serveti nasıl elde etti?” 

SON BAŞBAKAN

Yıldırım, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olduğu süre içerisinde, kendi Başbakanlığının lav edilmesi için 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştirilen halk oylamasında olağan üstü bir çalışma yaparak dünyada eşi benzeri olmayan bir performans gösterdi. Bütün dünya başta olmak üzere millet şaştı. “Bu nasıl bir kafa kendi başbakanlığını vermek için milletten oy istedi…” diye.

24 Haziran 2018 genel seçimlerinde AKP İzmir milletvekili seçildi. Seçimlerin ardından hayata geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Başbakanlığın yürürlükten kaldırılmasıyla Binali Yıldırım, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Son Başbakanı” olarak tarihe geçti.

12 Temmuz 2018 – 18 Şubat 2019 tarihleri arasında 28. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ilk Meclis Başkanı olarak göreve başlamıştı. Ardından 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmak için 18 Şubat tarihinde TBMM’deki görevinden istifa etti.

31 Mart akşamı Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da hezimete uğrayan AKP İstanbul seçimlerini kaybettiğini bir türlü kabullenemedi. Ve seçim gecesi daha oyların YSK Başkanı Sadi Güven’in de söylediği gibi oy kullanılan sandıkların henüz İstanbul’da yüzde 70’i açılmadan Binali’nin ekran karşısına çıkıp 3 bin oy farkıyla ben kazandım demesi ise yurttaşlar tarafından alay konusu oldu.

Sonra uzun bir süre ortalıktan kaybolan Binali, YSK’nın İstanbul Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının elinden alınmasından sonra tekrar ortaya çıkarak mağdur olduğunu söylemesi ise AKP’li yurttaşların bile espri konusu oldu.

Aslında Binali Yıldırım hakkında daha o kadar çok yazılacak, anlatılacak konular var ki buradan daha fazla sizleri sıkmak istemiyorum. Bu yazıyı neden yazdığıma gelince 23 Haziran’da sandığa oy vermeye gittiğinizde İDO’ya genel müdür olduktan sonra eş dost aile fertlerinin servetlerindeki yükselişi ve eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna’nın Binali’yi neden görevden aldığını İstanbullular bilsin istedim.

Kaynak


http://www.yurtgazetesi.com.tr Ali Avcu
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top