GENEL

‘KOLONLARI KESİLEN BİNALAR VAR!’

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, yıkılan binaların içinde zemin katta market ve spor salonu yapmak için kolonlar kesilen binalar olduğunu söyledi.

TUNÇ SOYER, KOLON KESİLMESİ İDDİASINI DOĞRULADI

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, yıkılan binaların içinde zemin katta market ve spor salonu yapmak için kolonlar kesilen binalar olduğunu söyledi.

TUNÇ SOYER’İN BAŞLATTIĞI ‘BİR KİRA BİR YUVA’ KAMPANYASINDA TOPLANAN MİKTAR BELLİ OLDU

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in depremde evi yıkılan, ağır hasar gören vatandaşlar için başlattığı ‘Bir Kira Bir Yuva’ kampanyasına 24 saat içerisinde 10 milyon 180 bin TL destek geldi.

Soyer, İzmir Ulaşım Merkezi’nde (İZUM) düzenlediği basın toplantısında, Bayraklı ilçesinde büyük hasara neden olan deprem sonrası çalışmalarını anlattı.

Tunç Soyer:

*Depremzedelere 8 bin 500’den fazla personel ile hizmet veriyoruz

*Bugün itibarıyla 253 seyyar tuvalet, 120 duş kabini ile 3 çamaşırhane hizmete girdi.

*Büyükşehir ve ilçe belediyeleri 27 bin 475 kişilik yemek servis etti.

*4 noktada psikososyal destek veriyoruz.

*Eşrefpaşa Hastanesinden görevliler de çadırlardaki vatandaşların sağlık kontrollerini yapıyor.

“ENKAZ ALANLARINDAKİ ÇADIRLARI GEZDİM”

Tunç Soyer:

“Olağanüstü büyük bir hizmet var ortada. Vatandaşlarımızın tüm ihtiyaçlarını giderecek her türlü hazırlık yapılmış. Neredeyse festival alanına dönmüş vaziyette. Açık büfe kahvaltılar, meyve, börek, çörek, her şey vatandaşlarımızın hizmetinde. Halkın Bakkalı uygulaması üzerinden yardımseverlerce satın alınan erzak tutarı 13 milyona yaklaştı..

Sadece 81 ilden değil, dünyadaki 340 ayrı noktadan destekler alıyoruz. Dün açıkladığımız Bir Kira Bir Yuva kampanyamıza destek, 24 saat dolmadan 10 milyon 180 bin liraya ulaşmış durumda. Ulaştığımız rakam 1100 hanenin başını sokacak bir yuva bulunduğu anlamına geliyor..

Yıkılan, ağır hasarlı, yıkılacak 3 bin 680 hane var. 3 bin 680 ailemizin evi yok. En çok etkilenen 4 mahalle var. Hasar tespiti yüzde 95-97 civarında tamamlandı. Yani 3 bin 680 olsa olsa 4 bine ulaşır. Kısacası 4 bin aile hedefimiz.”

“Bir Kira Bir Yuva ile 1100 haneye ulaştıklarını, 662 aileye de Belediye olanaklarıyla bir yuva sunduk.”

“Hilton’da 380 oda, Uzundere’de 224 konutu ve Gaziemir’de 58 konutu Büyükşehir olarak depremzedeler için hizmete alacağız”

Tunç Soyer:

“(Bir süre önce boşaltılan) Hilton binasında Büyükşehir Belediyesinin hissesi vardı, 380 odanın tamamını en az 3 ay vatandaşlarımızın kullanımına açıyoruz. Yarından itibaren bu odalar kullanılabilir. Uzundere’de 4 blokumuz var, her birinde 56 daire var. Bunlardan 56 daireyi açabilecek durumdayız. 3 ayrı blokta elektik bağlanması gibi eksiklerin giderilmesi birkaç gün alacak. Gaziemir’de eski semt terminali alanındaki 58 yaşam alanını kullanacağız. 1762 depremzedemizin ismini verirlerse bu isimleri bu kaynaklarımızla buluşturacağız.”

“ZEMİN KATTA KOLONU MARKET YAPMAK İÇİN, SPOR SALONU YAPMAK İÇİN KESMİŞLER.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer:

“Depremde yıkılan binaların tamamı 99 yılından önce ruhsat almış yapılar. Yapılan gözlemlerde binaların yapımında deniz kumu kullanıldığı ve demir donatı alanlarının zayıflıklarıyla ilgili tespitlerinin olduğunu aktarabilirim..

Zemin katta kolonu market yapmak için, spor salonu yapmak için kesmişler.”

Soyer, katıldığı canlı yayında yıkılan bütün binalarla yaptıkları tespitleri paylaştı.

Soyer, tamamı 92 ile 99 yılları arasında ruhsatlandırılmış yapıların ticarethaneye çevrilmiş zemin katlarında kolon kesmek gibi deformasyonların tespit edildiğini söyledi.

Yıkılan binaların 99 yılında çıkarılan yapı ruhsat yönetmeliğinden önce yapıldığını belirten Soyer:

“Yıkılan bütün binalarla ilgili bir tespit yaptırdım. Tamamı 92-99 arasında ruhsatlandırılan binalar. 1975’teki yönetmeliğe göre yapılmış. Yani tamamı 1999 Marmara depremi öncesi inşa edilmiş. Yapılan ilk gözlemlerde deniz kumunun kullanıldığına dair veriler var elimizde. Demir donatı alanlarının zayıflığıyla ilgili bilgiler var. Hatta yapı deformasyonuyla ilgili zemin katta örneğin kolonu market yapmak için, spor salonu yapmak için kesmiş.”

“99 YILINDA YAPILMIŞ OLAN RUHSAT ALMIŞ YAPILARLA İLGİLİ MUTLAKA YENİ BİR DÜZENLEMEYE, YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR ”

Soyer, şu ifadeleri kullandı;

“Biz ihbar gelmeden 99 yılından önce ruhsat almış yapılarla ilgili yapı deformasyonu olup olmadığına dair bir tespit yapma yetkisine sahip değiliz. Böyle bir yetki yok. Halbuki bu mutlaka olmak zorunda..

O nedenle ilk işimiz şu telaş bittikten sonra 99 yılından önce ruhsat almış bütün yapıların zemin katlarıyla ilgili tespit yaptıracağım. Bu tespitler sonucunda yıkılması gereken, oturulamaz durumda olan ve tehdit arz eden binalarla ilgili de yıkım kararı almak için bir yasal düzenleme yapılması için talepte bulunacağız..

Biz bunu yapacağız. Bu tespitleri bütün İzmir’deki binalar için yapacağız. Bu yapı deformasyonlarının birçok binada olduğundan eminim. Yıkılan binalarda da bu maalesef var. O nedenle burada bir tedbir almamız lazım.”

“TİCARETHANEYE DÖNMÜŞ YAPILARI TEK TEK TARAYACAĞIZ”

“Bir bakış açısıyla ilgili önemi bir ders çıkartıyoruz” diyen Soyer, bunu şöyle açıkladı:

“Bugüne kadar kentsel dönüşüm için ruhsatlı binaların olduğu alanları hiç düşünmedik. Hep ruhsatsız olan binaların bulunduğu alanlarla ilgili kentsel dönüşüm gerektiğini düşündük..

Oysa yaşadığımız depremdeki tahribat ruhsatlı yapıların, imar planlarının olduğu yerlerde. Demek ki ezberimizi bozmamız lazım. Demek ki ruhsatlı alanlarla ilgili de imar planlarında yenileşmeye, yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var..

Kısacası biz bir yandan bu kentsel dönüşümle ilgili çalışmaları yeni bir perspektifle yapmaya başlayacağız. İkincisi de derhal 99 yılından önce ruhsat almış ve içinde oturulmakta olan zemin katları ticarethaneye dönmüş bütün yapıları tek tek tarayacağız.”

“GEREKİRSE MECLİS’E TAŞIYACAĞIM”

“Yapı deformasyonunda bize ihbar gelmediğinde böyle bir denetim yapma yetkimiz yok” diye sürdüren Soyer:

“Sadece incelemesini yapabiliyoruz. Yıkım yetkisini almak için gerekiyorsa yasal düzenlemeyi Meclis’e taşıyacağım. Bunu mutlaka yapacağım. Bu endişeyle, bu kaygıyla yaşanmaz. Bu deprem sadece bir uyarı. Daha İzmir faylarıyla ilgili bir kırık söz konusu değil. Denizde bilinmeyen bir fayın kırılması sonucu ortaya çıkan bir felaket.”

“RIZA BEY APARTMANI’NIN KOLONLARI KESİLMİŞTİ”

Seferihisar depreminin ardından Bornova’da yıkılan Rıza Bey Apartmanı yakınında yaşayanlar, binanın zeminindeki kolonların yer açmak için kesildiğini ve altına spor salonu yapıldığını anlattı.

Seferihisar ilçesi açıklarında gerçekleşen depremin ardından Manavkuyu’da yıkılan Ali Rıza Bey Apartmanı’nda arama kurtarma çalışmaları hız kazandı. Ekipler son olarak bir kadın ve bir çocuğun cenazesine ulaştı. Bölgedeki yurttaşlar bekleyişini sürdürüyor. Bu gece de çadırlarda kalan birçok yurttaş deprem korkusu nedeniyle evlerine dönmekten korkuyor.

rıza bey
Rıza Bey Apartmanı depremde yerle bir oldu.

Peki ya yıkımın arka sokağında neler yaşanıyor? Yurttaşlar depremin ardından yaşadıklarını anlattı.

SURİYELİ MÜLTECİ EVİNİ TAŞIMAK ZORUNDA KALDI

Depremde en kötü şekilde yıkılan binalardan biri olan Ali Rıza Bey Apartmanı’nın karşı sokağına girildiğinde burada da bir çok evin hasar gördüğü görülüyor.

ahmetseyhi
Ahmet Şeyhi

278 Sokak’ta bulunan Manavkuyu Camii’nin minaresinde çatlaklar bulunurken, sokağın sakinlerinden Ahmet Şeyhi ise evini taşıyor.

8 yıl önce Suriye’den Türkiye’ye göç eden Şeyhi, iki çocuk babası. Depremin ardından evine çocukları ile evine giremeyen Şeyhi, çareyi başka bir bölgede daha sağlam olduğunu düşündüğü bir binaya taşımakta bulmuş.

Işıkkent’te ayakkabıcılık yaparak geçimini sağlayan Şeyhi, evini de işine yakın bir alana taşıyor. Uzun süre elektrik ve su kesintisi yaşandığını söyleyen Şeyhi, o süreçte de evde kalmaya çalıştıklarını ve bir hayli zorluk çektiklerini belirtti. Yaşadığı iki katlı gecekondu tipi ev için herhangi bir hasar tespit çalışması yapmak üzere kimsenin gelmediğini aktaran Şeyhi, kendisine ulaşan herhangi bir yardım olmadığını da söyledi.

‘BİNALAR SAĞA SOLA YATIP KALKTI’

Ahmet Dokunmaz da 54 yıldır aynı sokakta yaşayan yurttaşlardan biri.

ahmet dokunmaz
Ahmet Dokunmaz

Deprem olduğu anda evininin bulunduğu bu sokakta olduğunu ve ayakta duramadığını söyleyen Dokunmaz:

“Yolda yakalandım. Ne ileri gidebildim ne de geri. Önümdeki binalar resmen sağa sola yatıp kalktı. Buradaki binaların çoğu 60 yıllıktır. Evim hasar almadı ancak birçok ev hasar gördü. Ben Afyon depremini de yaşadım ancak ömrümde böyle bir şey yaşamadım. Ailem öleli 2 sene oldu siren sesi duyamazdım. Çıktım her yer siren sesiydi. Oturdum çocuk gibi ağladım” dedi.

Ahmet Dokunmaz, yıkılan Rıza Bey Apartmanı için ise şu iddiada bulundu:

“Sen de sallansan yıkılmazsın. Ama ayaklarını kesersem yıkılırsın ama. Aynen öyle oldu. Altındaki direkleri, kolonları yer açılsın diye kestiler.”

‘YIKILAN BİNANIN ALTINA SPOR SALONU YAPTILAR’

Dokunmaz ile aynı iddiaları paylaşan birçok kişi bulunurken, bunlardan biri de Akif Karataş.

ahmet karatas
Ahmet Karataş

Karataş’ın aynı sokakta bulunan kıraathanesi de binanın aldığı hasar nedeniyle tahliye edilerek kapatıldı.

Karataş, kolonların kesildiğine dair iddiaları şu sözlerle dile getirdi;

“Yıkılan binanın altına spor salonu yaptılar. Spor salonu yaparken altında kolonları kestiler. Hepimiz biliyoruz kolonların kesildiğini. Ben 55 yıldır burada yaşıyorum. Ben burada esnafım. Denetledilerse bizim gibi gecekondu evleri denetlediler. Başka hiçbir şeyi denetlenmediler. Burada bu binaları yapanların yüzde 80’i, hepsi bir partide siyaset yapıyor. Çünkü önce zengin oldular sonra siyasette bir yerlere geldiler. Şu anda onlara kimse birşey yapamıyor. Şu parti bu parti söylemiyorum. Hepsi bir partide il başkanı, ilçe başkanı, belediye meclis üyesi, milletvekili şu bu oldu. Bir an önce zengin oldular sonra da siyasete girdiler. Meclis’te kaç tane milletvekili varsa hepsi işadamı. Ama gel gör ki benim kahvemi kapatıyorlar.”

Sağlam olmayan yapılarda oluşan hasar yüzünden kendisinin mağdur olduğunu ifade eden Karataş:

“Gidip o binayı yapan müteaahitten hesap sorsunlar. Şu an o adam 1.5 milyonluk araba ile geziyor ben ekmek parasına muhtaç kalıyorum. Gitsin önce o Rıza Bey Apartmanı’nın karşısında bulunan binayı yapandan hesap sorsunlar. Benim mekanım onun yüzünden kapandı. O binaları yaptılar 1-2 milyona dükkan büro sattılar. Hepsi köşelerine çekildi daha sağlıklı sağlam evlerde oturdular millete de böyle iş çıkardılar. Bunların hepsi milyonlarla oynuyorlar biz de burada bir çay satacağız diye çırpınıyoruz. Yazıklar olsun. Rıza Bey’deki kolonların kesilmesi eğer yalan ise toplanıp gelsinler, benden hesap sorsunlar” diye tepki gösterdi.

ENKAZDAN SAĞ KURTULAN AVUKAT SKANDALI ANLATTI, YARGIYA İŞARET ETTİ

Enkazdan cenin pozisyonunda sağ kurtulabilen avukat Sercan Turgut yaşadıklarını anlattı.

Turgut:

“Bunlar resmen canımızı hiçe saydılar. Güzellik salonunun sırf alan kazanabilmek için taşıyıcı kolonu kestiğini duydum. Akıl tutulması. 10 saniyede benim binam çöktü. Herkes benim gibi şanslı olmadı. İki tane meslektaşımı yitirdim ben orada.”

Enkazdan sağ kurtulan avukat skandalı anlattı, yargıya işaret etti

 Binayı bu kadar dayanıksız yapanlar ve çürük raporu verilmesine rağmen kendilerini uyarmayanların yargı önünde hesap vermesini isteyen Sercan Turgut:

“Bunlar resmen canımızı hiçe saydılar. Güzellik salonunun sırf alan kazanabilmek için taşıyıcı kolonu kestiğini duydum. Akıl tutulması. 10 saniyede benim binam çöktü. Herkes benim gibi şanslı olmadı. İki tane meslektaşımı yitirdim ben orada. Bir Süheyla ablamız vardı. Emekli mühendis. Onun orada kendi evi vardı. Bu insanların ölümüne sebep verenlerin yatacak yeri yok. Benim kafamdaki betonda deniz kumu vardı.”

İzmir depreminin simge binası Rıza Bey Apartmanı enkazından sağ kurtulabilen avukat Sercan Turgut, yaşadıklarını ANKA’ya anlattı.

İzmir’deki depremin simge binası Rıza Bey Apartmanı oldu. En çok can kaybı bu apartmanda yaşandı. Avukat Sercan Turgut da o gün enkaz altında kalmıştı. 4,5 saat sonra enkaz altından çıkarılan Turgut’u hem depreme karşı bilgisi hem de şansı kurtardı. 

HER ŞEY BİRKAÇ SANİYEDE OLDU

Rıza Bey Apartmanı’nın yedinci katında bürosu bulunan avukat Sercan, depremin yaşandığı 30 Ekim’de günlük işlerini yapıyordu. Ablası saat 14.30’da adliyeye geçmek için bürodan ayrıldı. Müvekkil görüşmelerini bitirdikten sonra evden getirdiği yemeği ısıtmak için mutfağa geçerek, ocağın tutuşturan Sercan Turgut, yemeğin ısınmasın beklerken elindeki telefonda sosyal medyayı incelediği sırada birden sarsıntı oldu.

Turgut, ilk anlarda deprem olduğunu fark edemese de odalardan ses gelmeye başladı ve duvarda asılı çerçeve içindeki avukatlık ruhsatı yere düştü, vazolar kırıldı.

Turgut, pencere camının birden patlaması üzerine geçen birkaç saniyede durumunu ciddiyetini anladı.

MASANIN ÖNÜNDE CENİN POZİSYONUNA GEÇTİ

Deprem olduğunu anlayan Sercan, hemen ocağın altını kapatarak masanın önünde kendisine yaşam alanı oluşturarak cenin pozisyonuna geçti. Masanın önündeki koltuğa kafasını siper etti. Telefonu elindeydi, şans eseri panikle bir yere bırakmamış ve düşürmemişti. İlerleyen dakikalarda bu telefon Sercan’ın dışarıyla tek bağlantısı oldu.

“‘ZEMİNLE BERABER ÇÖKMEYE BAŞLADIM

Sercan:

“Zeminle beraber yedinci kattan çökmeye başladım. Çöktüm. Bir taraftan yandan bir beton. Sonra çökmede gürültüler, bağrışmalar. Kulaktaki sesin tarifi mümkün değil. Bir süre sonra film koptu. Kısa süre bayılmışım sanırım. Sol tarafıma yattım ama yukarıdan beton da beni yere preslemiş. Sol elim ve sağ elim çok az oynuyordu. Ben saatlerce bir yerde sıkıştım.”

Göçüğün altından ses gelmeye başladı. Sercan Turgut sesi fark etti. Elindeki telefonu önüne düşmüştü. Şanstı bu. Sıkışan sağ elini sadece aramalara yanıt verecek kadar oynatabiliyordu. Eğer telefonuna tuş kilidi koymuş olsaydı, o kilidi açamayabilirdi.

Sercan:

“Normalde telefonu ben ya şarja takarım ya cebimde durur. Telefonu kullanıyor vaziyette depreme yakalanmam benim için mucize ve bulunmamı sağlayan sebep oldu” diyen Turgut, çalan telefonu açtı. Depremden dakikalar önce ofisten çıkan ablasıyla görüştü. Aralarında şu diyalog yaşandı:

ABLA: Sercan iyi misin?

SERCAN: Bilmiyorum nerede olduğumu. Kayıp oldum. Kurtar beni. Ölüyorum.

Sercan enkaz altındayken her yerin yıkıldığını düşünüyordu. Ablasının onu araması umut oldu. ‘Onun için mücadele edebilecek insanlar dışarıdaydı’ ve bu kurtuluş umuduydu.

Sercan’a “Kimse var mı?” diye bağırdılar. Hemen arkasında bir ışık oluştu ve hava içeriye girmeye başladı. Sercan “İmdat, kurtarın beni” diyerek yardım istedi. Kaburgaları kasılmıştı. Nefesi daralmaya başladı. Bir anda bir el ensesine dokundu. Sercan’a dokunulması ona yaşadığını hissettirdi.

“2 AY ÖNCE DEPREM TATBİKATI YAPMIŞIM”

2 ay önce de İzmir’de deprem olmuştu. Sercan bu depreme yine ofiste yakalanmıştı ve o an “Deprem olursa ne yaparım?” diye düşünmüştü.

Sercan :

“Aslında ben o an depremin tatbikatını yaptım” diyor.

30 Ekim 2020 tarihinin kendisi için dönüm noktası olduğunu belirten Sercan:

“Yeniden doğdum artık. Her boş alana bir bina gözüyle bakmamak lazım. Depremden sonra bütün insanların bir arada bulunabileceği bir toplanma alanı bile yoktu. İnsanların çadırları bölük bölük” diye konuştu.

KAFAMDAKİ BETONDA DENİZ KUMU VARDI

Enkazdan kurtarıldıktan sonra Rıza Bey Apartmanı hakkında çıkan haberleri yakından takip eden Sercan, binayı dayanıksız yapanlar ve çürük raporu verilmesine rağmen kendilerini uyarmayanların yargı önünde hesap vermesini istiyor.

Sercan, şunları söyledi:

“Bunlar resmen canımızı hiçe saydılar. Güzellik salonunun sırf alan kazanabilmek için taşıyıcı kolonu kestiğini duydum. Akıl tutulması. 10 saniyede benim binam çöktü. Herkes benim gibi şanslı olmadı. İki tane meslektaşımı yitirdim ben orada. Bir Süheyla ablamız vardı. Emekli mühendis. Onun orada kedi evi vardı. Kedilere verdiği mücadeleyi her gün işe gidip, gelirken gözlerimle gördüm. Bu insanların ölümüne sebep verenlerin yatacak yeri yok. Benim kafamdaki betonda deniz kumu vardı.”

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: