SIYASET

‘İNŞAAT SÖZ KONUSU OLUNCA RANT GÖZLÜKLERİNİ TAKIYORLAR’

“Daha önceki depremlerde müteahhitleri suçlayanları görmüştük ama hayatını kaybeden vatandaşları suçlayanları ilk defa görüyoruz gerçekten. “Keşke” diyerek bu ülkeyi yönetemezsiniz.”

BABACAN’DAN BAHÇELİ’YE: “İYİ BİR ŞEY VARSA KÂRA ORTAK, ZARAR VARSA KENARA ÇEKİLİP ‘KEŞKE’ DİYOR.”

Babacan, Devlet Bahçeli’nin İzmir depremine ilişkin açıklamalarını eleştirdi

Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı Ali Babacan:

“Daha önceki depremlerde müteahhitleri suçlayanları görmüştük ama hayatını kaybeden vatandaşları suçlayanları ilk defa görüyoruz gerçekten. ‘Keşke’ diyerek bu ülkeyi yönetemezsiniz. Hükümetin ortağı bunu hep yapıyor. İyi bir şey varsa kâra ortak, zarar varsa kenara çekilip ‘keşke’ diyor. Sorumluluktan kaçıyor ama kaçamazsınız.”

‘FACİANIN SEBEBİ HUKUK DEVLETİ OLMAMASIDIR’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan:

“Hukuk devletinde ruhsatsız bir yapının inşaatına izin verilmez. Kimse buna cüret edemez. Kural varsa o kural uygulanır. Hukuk devletinde depremle ilgili yönetmelik varsa, o kurallara uygun yapılan binalara insanlar taşınır. Bina o kurala uygun yapılmadıysa, o binada oturulmasına izin verilmez.”

‘İNŞAAT SÖZ KONUSU OLUNCA RANT GÖZLÜKLERİNİ TAKIYORLAR’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan:

“Özellikle inşaat sektörü söz konusu olunca devlet adına yetki kullanan, ister merkezi hükümet olsun ister belediyeler olsun, hemen rant gözlüklerini takıyor. ‘Dur bakalım burada ne rant var’ diye bakıyorlar. Hukuk unutuluyor, kural unutuluyor. Herkes ‘kendi şahsi çıkarım ne olacak’ diye bakıyor projelere. Yazık günah. 100’ün üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetti.”

‘KEŞKE’ DİYEREK BU ÜLKEYİ YÖNETEMEZSİNİZ’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan:

“Daha önceki depremlerde müteahhitleri suçlayanları görmüştük ama hayatını kaybeden vatandaşları suçlayanları ilk defa görüyoruz gerçekten. ‘Keşke’ diyerek bu ülkeyi yönetemezsiniz. Devlet görevini yapamıyorsa, vatandaşını dayanıklı konutta oturtacak şekilde kurallarını işletemiyorsa, depreme karşı önlem almıyorsa ‘keşke’ deme lüksü yoktur..

Hükümetin ortağı bunu hep yapıyor. İyi bir şey varsa kâra ortak, zarar varsa kenara çekilip ‘keşke’ diyor. Sorumluluktan kaçıyor ama kaçamazsınız. Biz sizin bu sorumluluklardan kaçmanıza izin vermeyeceğiz. Ne zaman sorumluluklardan kaçacak gibi yapsanız, sorumlu ve ortak olduğunuzu tekrar tekrar hatırlatacağız. İnsanların evi başına yıkılmışken, insanlar yakınlarının acısını yaşarken ‘keşke’ deme lüksünüz yok.”

‘İMAR BARIŞI HUKUKSUZLUĞU KALIN BİR YORGANLA KAPATMAKTIR’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan:

“Eğer illa ‘keşke’ diyeceksek; bu imar barışı büyük bir yanlıştır, büyük bir hatadır. Yıllarca birikmiş yapı stokuyla ilgili ne kadar problem ve hukuksuzluk varsa, tamamının üzerini kalın bir yorganla kapatıyorsunuz. İzmir bu konuda en yüksek oranda imar barışı başvurularının olduğu bir şehir maalesef.”

‘BUNLAR ATTAN DÜŞTÜ BECEREMEDİ’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan:

“Bugün döviz kurları rekor seviyede. Şu gün, şu saat itibariyle. Hükûmet ne diyor durmadan? ‘Biz zaten rekabetçi kur istiyorduk’ diyor. Hani bir fıkra vardır. Adam attan düşer, ondan sonra da ‘Ben zaten inecektim’ der. Bunlar attan düştü, beceremedi, ‘biz zaten yüksek kur istiyorduk’ diyorlar..

Rekabetçi kur ne demek? Açık açık söyleyemiyorlar, ben size tercüme edeyim: Kurun yükselmesi demek. Açıkça söylesenize biz kurun daha da artmasını istiyoruz diye.”

‘NESİLLER ARASI ADALETİ SAĞLAYACAĞIZ’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan:

“Kaz Dağları’na sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ranta ve doğa yıkımına dayalı projelere geçit vermeyeceğiz. Bu aynı zamanda nesiller arası adalet için de çok önemli. Çocuklarımıza yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğuyla hareket etmek zorundayız.”

BAHÇELİ: “FELAKETE BU DENLİ HAREKETSİZ KALMAK AKIL KARI DEĞİL”

MHP lideri Bahçeli İzmir’deki depremle ilgili olarak şöyle dedi:

“Geliyorum diyen felakete bu denli sessiz ve hareketsiz kalmak akıl karı değildir..

Ne yazık ki, depremin ağır faturasını mazlumlar ödemiş, suçu günahı olmayan insanlarımızın üzerini beton bloklar örtmüş ve kapatmıştır.”

Devlet Bahçeli’nin mesajları şöyle:

*Keşke, birkaç metrekare fazla pay alma uğruna riskli binalarda oturmak tercih edilmeseydi. Keşke zemin etüdü yapılsaydı, biraz daha fazla kazanmak uğruna; betondan, demirden, harçtan çalan insanlık müsveddelerine zamanında tepki gösterilseydi.

Keşke sağlam yapılmış binaların kolonlarını kesip alan genişleten basit ve ölümcül kurnazlıklara tevessül edilmeseydi. Keşke uyarılar, hazırlanmış raporlar dikkate alınıp çöken binaların depreme dayanıklı olup olmadığı ta yıllar önce kontrol edilseydi, anbean etkili bir denetim süreci işletilebilseydi.

*Ne yazık ki, depremin ağır faturasını mazlumlar ödemiş, suçu günahı olmayan insanlarımızın üzerini beton bloklar örtmüş ve kapatmıştır. Ölüm bu kadar ucuz olmamalıdır. Geliyorum diyen felakete bu denli sessiz ve hareketsiz kalmak akıl karı değildir.

*Türkiye birinci derece deprem kuşağında olup çok sayıda diri fay hattının üzerindedir. Coğrafyamızın değişmez, değiştirilemez gerçeği budur. Ancak kaderimiz kederimize de dönüşmemelidir.

*Önemli olan depreme karşı dayanıklı binaların yapılması, depremle mücadele şuurunun topyekûn kazanılmasıdır. Depremle yaşamasını öğrenmek, buna müzahir bir hayat ve gelecek planlaması yapmak artık ihmal edemeyeceğimiz bir mecburiyettir.  İller bazında hazırlanacak deprem master planlarının süratle icrası, kentsel dönüşüm çalışmalarının kararlılıkla devamı, çürük binalara zamanında müdahalelerin yapılması, yapı denetimlerinin eksiksiz ifası, hatta ihtiyaç duyulan Deprem Bilim Kurulu’nun teşkili akla gelen ilk tedbirlerden bazılarıdır.

*Biliyoruz ki hayatları söndüren deprem değil tedbirsizliktir. Kaçak binalar, kaygan zeminler, hırsız müteahhitler, denetim kusurları, tehlikeyi hafife alan düşüncesizlikler, bana bir şey olmaz pervasızlığı çözülmesi gereken öncelikli sorunlar arasındadır.

*Deprem dünyanın her yerinde görülen doğal bir felakettir. Bundan kaçış yoktur. Yerimizde sayarak, depremle mücadeleyi günlük siyasi polemiklere kurban ederek ulaşacağımız bir yer olamayacaktır. Muhtemel İstanbul depremi için acilen her türlü senaryo baz ve esas alınarak hazırlık yapılmalı, önlemler derinlemesine geliştirilmelidir.

*İzmir’deki depremi siyaset malzemesi yapanlar, sosyal medyadan nefret ve nifak yayanlar, özellikle ifade etmek isterim ki, bu milletin evladı olmayanlar, bu vatana sevgiyle bağlanmayanlardır.

*İzmir’imize gâvur benzetmesi yapanlar, depremle ilgili şerefsiz yorum getirenler bu vatana, bu millete, bu ülkeye kast etmiş hainlerdir. Depremin merkezi Gölcük olur, müptezeller işbaşı yapıp akla hayale gelmeyen iftiraları sıralarlar.

*Sosyal medya mahzenine saklandığını zanneden alçaklar her fırsatta kötülük saçarlar, zehir aşılarlar. Felaket başını Van’dan, Elâzığ’dan, Malatya’dan kaldırır, kardeşliğimize, milli birliğimize en ağır saldırılar, en kötü yakıştırmalar yapılır. Nedir bu insanlık artıklarından, din ve millet düşmanlarından çektiklerimiz? Şahit olduğumuz kara kampanya günah değil midir? Rezalet değil midir?

*Tedavisi imkansız bu hastalıklı ruhların tezviratlarına, ahlaksız tertiplerine tahammül imkansızdır. Yakalanan Türkiye düşmanları hakkında gerekli her türlü cezai işlem yapılmalı, bunlar demir parmaklıkların ardında çürümeye terk edilmelidir.

*Bunun yanında, CHP Genel Sekreteri’nin çadırlar üzerinden İzmir Belediyesi’ni övüp AFAD’ı kötülemesi, bir başka CHP’linin, “Kendi binalarının güvenliğini sağlayamayan devlet kendi vatandaşlarının canını nasıl koruyacak” sorusunu sorması hakikaten utanç vesikasıdır. İzmir’de 4 ayrı merkezde bin 40 çadır kurulmuşken, bin 430’nun kurulum çalışması devam ederken, üstelik hiç kimseye evinin hasarlı olup olmadığı sorulmazken, bu CHP’lilerin asılsız ve temelsiz sözlerinin maksadı nedir?

*Siyasi provokatörlerin, yalanları ve saptırmaları isabetle tekzip edilip gerçekler ortaya çıkınca anında araziye uymaları, sessizliğe gömülmeleri milletimizin gözünden de kaçmamıştır. Devleti suçlamakla, mücadeleyi sulandırmakla amaçlanan nedir? Mesnetsiz iddialar, melun ifadeler deprem mağduru olan vatandaşlarımıza haksızlık değil midir? Kirli niyet sahipleri hayasız değil midir? CHP yönetimine soruyorum, sizde hiç mi izan, hiç mi insaf, hiç mi vicdan kalmadı?

*Bir diğer asıl ve ana sorun ise elbette Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumudur. CHP Genel Başkanı’nın depremden bir gün sonra afet alanına gidip siyasi propagandaya heves etmesi, mücadelenin merkezine İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni yerleştirmesi bir defa gafillik, ahlaki çarpıklık ve siyaset ayıbıdır. “Depremle mücadeleye en büyük kurumsal katkının İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait” olduğunu ifade etmesi fırsat düşkünü bir siyaset simsarının hezeyanıdır. İzmir feryat ederken partizanlık yapmak Kılıçdaroğlu ne kazandırmıştır? Başı göğe mi ermiş, ayağı göle mi dönmüştür?

*Kahramanca mücadele eden AFAD, JAK, UMKE, AKUT, İnsani Yardım Vakfı ekiplerine, Soma’dan kalkıp gelen madencilere ne diyeceğiz? Bakanlıklarımızın fedakârca çalışmalarını nereye koyacağız? Görevlerini cansiperane yapan askerlerimizi, göz pınarlarından akan yaşlarla taş yığınlarını, moloz kalıntılarını bir umutla kaldıran kurtarma ekiplerimizi, hatta enkazı koklaya koklaya hayat kurtaran köpeklerimizi ne yapacağız?

*Sorarım sizlere haklarını nasıl ödeyeceğiz? İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yerine getirmesi gereken görevlerini yapması lütuf mudur? Bağış mıdır? Ödül müdür? CHP Genel Başkanı neyi ima ve ihsas etmenin arayışındadır? Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasına fitne sokmakla, ayrım varmış gibi sunmakla neyi amaçlamaktadır?

*Çorba dağıtmak tamam da ya arama kurtarma ekiplerinin çabalarını ne yapacağız, nasıl yorumlayacağız?  Kılıçdaroğlu ve yakın çevresi istismarın dibini boylamış, siyasetlerini maskaraya çevirmiştir. Deprem enkazı üzerinde siyaset yapayım derken hamaset ve hamakat çukuruna yuvarlanmışlardır. 

İLGİLİ HABER

Duvar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top