BİLİM & TEKNOLOJİ

DEPREM UZMANI PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY, İZMİR’İ VURAN DEPREMİ DEĞERLENDİRDİ

Harita üzerinden artçıların şiddetlerini de yorumlayan Jeoloji Mühendisi Üşümezsoy, en yüksek ivmelere bakıldığında Bornova’nın göze çarptığını belirtti…

“BUNDAN SONRA ASIL RİSK, AYDIN, DENİZLİ VE KUŞADASI’NDA”

“Yakın zamanda İzmir’in merkezinde yıkıcı başka bir deprem görülmeyecek”

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy:

“Kentin kuzeyinde kordon boyunca devam eden fay 350 yıldan beri stres biriktirdi…”

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, İzmir’i vuran deprem sonrasında fay durumunu ve artçı sarsıntıları, haritalar eşliğinde değerlendirdi.

“BU DEPREMDEN ÇIKAN STRESİ ALAN KOMŞU FAYLARIN OLMAMASI, İZMİR AÇISINDAN RAHATLATICI”

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, fay hareketliliği incelendiğinde İzmir açısından yıkıcı başka bir depremin görülmeyeceğini ifade etti:

“İzmir bloğu içinde kuzey güney gidişli, yanal atımlı faylarda bir stres yüklenmesi yok. Bu da bu fayların aktif olmadığını veya bu depremle bağlantılı bir stres yüklenmediğini, bu depremden çıkan stresi alan komşu faylar olmadığını gösteriyor ki, bu da İzmir açısından rahatlatıcı bir olay. Kırılan fay, Samos Adası’nı çevreleyen faylar, sarıyla çevrili faylar. Kuzey-güney gidişli faylar, hem deniz içinde hem karada bulunuyor. Ama İzmir bloğu içinde artçı girişimi görmüyoruz. İzmir bloğunu kat eden kuzey gidişli yanal atımlı faylarda bir aktivite görülmemesi sevindirici.”

“SAMOS’TAN KUZEYE BAKAN FAY DÜZLEMİNİN ÜZERİNDEKİ KIRILMALARI GÖRÜYORUZ”

Şener Üşümezsoy:

“Kırılmalara ilişkin…Sarı-kırmızı paralel çizgiler ise İzmir bloğu (yarımadası) içindeki kuzey güney-gidişli yanal atımlı transfer fayları. Ama onlar için de artçıları görmüyoruz. Artçılar doğu-batı gidişli fay düzlemi içinde yerleşmiş, yani Samos’tan kuzeye bakan fay düzleminin üzerinde kırılmaları görüyoruz.”

Harita üzerinden artçıların şiddetlerini de yorumlayan Jeoloji Mühendisi Üşümezsoy, en yüksek ivmelere bakıldığında Bornova’nın göze çarptığını belirtti:

“İçerideki en yüksek şiddet 8, derece olarak düşerek 7,6,5’e doğru düşmekte ve şiddetin azalım eğrilerini görüyoruz, bu anlamda bölgede etkilerini anlamak için bu haritayı renklerle okumak gerekiyor. Kabaca turuncu 8, içeride koyu sarı 7, giderek sarı 6, yeşil 5, mavi de4-5 şiddetinde olduğunu gösteriyor. Geniş bölgedeki uzak etkileri, deprem alnı dışındaki alanda 4-3-2 gibi bir dağılım göstermekte. Buradan çıkan sonuca göre, merkezde küçük bir alan 8 şiddetinde, Körfez 7 şiddetinde, İzmir’e doğru 6 ve 5 şiddetine doğru düşüyor. Yıkımın olduğu zayıf kesimde şidddet bir bükülme yaratıyor, artan bir durum söz konusu. Uzak etkileri, Körfez dışındaki alanda 4-3-2 gibi bir dağılım göstermekte. Depremdeki peak (zirve) yer ivmeleri ve max intensity (en yoğun) etkileriyle en çok ivme ve hızın arttığı kesimler, yıkım yerini işaret etmektedir. Deprem şiddeti, yırtılma merkezinde 8-7-6 diye giderken, İzmir’de 6 ile 5 arasına inmiştir. Peak (zirve) ivmelere baktığımızda, yıkım Bornova ve Söke’de. Bu peak ivmelerin ve şiddetin maksimum arttığı kesimler, Söke’ye doğru giden Dibek yarımadasının vadisinde ve İzmir’in doğusundaki vadide yer almaktadır. Buradaki zeminler, dolgu zemindir.”

“BUNDAN SONRA ASIL RİSK AYDIN, DENİZLİ VE KUŞADASI’NDA”

Üşümezsoy:

“İzmir’in hemen kuzeyinde kordon boyunca devam eden Narlıdere ve Urla’ya kadar devam eden fay, 350 yıldır stres biriktiriyor. Bundan sonra en riski yerler Aydın, Denizli ve Kuşadası..

Bundan sonra asıl risk, Aydın, Denizli ve Menderes Vadisi boyunca yer alan faylarda. 1550’li yıllardan beri bu faylar kırılmadı. Ege kıyılarında en kuzeydeki açılma merkezi Foça’yla Midilli araındaki foça Koyu, 3 yıl evvel 6,3’lük deprem oldu. Bodrum’daki fay, 6,7’lik depremle (kuzeyde Bodrum, Kos, güneyde ise Marmaris ile Datça arasındaki kol açıldı. Bundan dolayı da ben, sürekli Aydın’dan başlayarak Kuşadası’na ve Kuşadası’ndan Samos’a doğru giden Kuşadası körfezinde deprem olacağını düşünüyorum.”

NEDEN BAYRAKLI’DA YIKIM BÜYÜK?

Üşümezsoy:

“Neden İzmir’de Bayraklı gibi belli yerlerde yıkım var?..

Bir zamanlar deniz kıyısında bataklık ya da tatlı su, tuzlu su geçişi yarı deniz olan bir bölge üzerinde kurutarak şehir kuruyorlar! Benzeri inşallah yapılmaz, Gediz Deltası’nda Kuş Cenneti’nin olduğu alanda, yavaş yavaş kuruyan kesime üniversite, konut yapma eğilimi var! İvmelerin yükselme nedeni de işte bu zemin koşulu. Zemin, hareketin dalgaları ve hızını yükselterek yıkıma sebep oluyor. Sağlam zeminde deprem dalgaları hızlıca oradan geçerek ivme büyütmesi yapmıyor, o yüzden de oralarda yıkım olmuyor.”

BAYRAKLI’DAKİ BİNALARIN YÜZDE 57’Sİ RİSKLİYDİ, KENTSEL DÖNÜŞÜMDEN ÖNCE DEPREM GELDİ

Belediyenin Deprem Etüt Merkezi’nin analiz ettiği binaların sadece yüzde 5’i risksiz çıkmıştı.

Acil önlem alınması gereken ilçede yıllar önce ilk adımı atılan kentsel dönüşüm bir türlü başlayamadı

Ege’yi vuran depremin en çok etkilediği yerlerden biri İzmir’in Bayraklı ilçesi. 

Yıkılan binaların ve enkazların altında insanların olduğu Bayraklı’da uzun süredir “kentsel dönüşüm” tartışmaları yaşanıyordu.

Bayraklı Belediyesi’ne bağlı Deprem Etüt Merkezi’nin analizini yaptığı binaların yüzde 57’si “çok riskli” gruptaydı.

SADECE YÜZDE 5’İ ”RİSKSİZ’ ÇIKTI”

Bu merkez, 20 binden fazla konutu testten geçirmişti. Çalışmalara göre ilçedeki yapıların sadece yüzde 5’i “risksiz” sınıftaydı.

Üstelik kaçak olarak yapılan ama daha sonraki düzenlemelerle yapı kayıt belgesi almaya hak kazanan yapılarla birlikte ilçedeki binaların çoğu bu testte tabi tutulmamıştı.

310 binden fazla nüfusa sahip Bayraklı’da adım adım yaklaşan tehlikeye çözüm arayan yetkililer kentsel dönüşümde karar kılmıştı. Ama bu karar belediye meclisinde grubu bulunan siyasi partilerin kavgaları ve halkın bir türlü ikna edilememesinin gölgesinde kaldı.

HALK İKNA EDİLEMEDİ”

Bayraklı’daki ilk kentsel dönüşüm ihalesi 2012’nin mart ayında, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldı.

Bundan bir ay sonra ilçede yaşayanlara yönelik anket çalışması başlatıldı.

1/5000 ve 1/1000 Ölçekli İmar Planları, Vaziyet Planı, Kentsel Tasarım ve Mimari Projeler de hazırlandı.

Kahvehanelerde sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla bir araya gelindi.

Ama proje sahası içindeki Bayraklıların sadece yüzde 10’u ikna edilebilmişti.

Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, geçen ocak ayında Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e gitti ve kentsel dönüşüm yetkisini Bayraklı Belediyesi’ne aldı.

BAŞKAN, ”UZUN SOLUKLU ÇALIŞMA GEREKİYOR’ DEDİ, DEPREM O KADAR BEKLEMEDİ”

Ağustos ayında Bayraklı Belediye Meclisi’nde yapılan bir görüşmede kentsel dönüşümle ilgili konuşan başkan Sandal şunları söyleyecekti:

“Uzun soluklu bir çalışma gerekiyor. Bütün iş adamlarıyla görüştük. Daha tecrübeli arkadaşlarımıza da gittik. Bir arkadaş grubumuzu İstanbul ve Ankara’da birer belediyelere göndereceğiz. Bizim kensel dönüşüm anlayışımız ‘yaptık, ettik’ anlayışının tersi. Biz garibandan yana tavır koyuyoruz. İlk olarak onları sevindirmek istiyoruz. “

O toplantıda Serdar Sandal, meclisteki AKP’li üyeler ile sert bir tartışmaya girişmişti.

2 gün sonra yapılan bir toplantıda daha net ifadeler kullanılmıştı.

Başkan Sandal:

”Vatandaşın ne talep ettiğini doğru duymalıyız. Yani 3 katlı binası olan bir insanın evini alıp, 1 kat deniz manzaralı ev verip; cebinde evine ekmek götürecek parası yokken 100 bin lira da para istemek doğru değil. Biz vatandaşın formülünü bulacağız ve ‘evet’ dediğini yapacağız” 

Ağustos ayında ”Bugünden itibaren kentsel dönüşümde startı daha somut verilerle veriyoruz” diyen Sandal, mahallelerimizde yeniden kentsel dönüşüm toplantıları başlatacağını söylemişti.

Ama Bayraklı’yı o toplantılardan ve kentsel dönüşüm projesinden önce deprem vurdu.

“İZMİR’DEKİ YAPI STOKU İVEDİLİKLE YENİLENMEZSE ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ‘FACİA’ KAPIDA”

6,6 büyüklüğündeki depremin ardından artçı sarsıntıların bir süre daha devam edeceğini ancak yeni bir tsunami tehlikesinin beklenmediğini belirten jeoloji mühendisleri, dünkü depremde binaların yıkılmasının normal bir durum olmadığı görüşünde

Yan yana bulunan binalardan bazıları yerle bir olurken bazılarına hiç bir şey olmaması dikkatleri İzmir’deki yapı stokuna çevirdi. 

Jeoloji Mühendisleri Prof. Dr. Hasan Sözbilir ile Aysun Aykan, İzmir’i vuran depremi ve olası tehlikeleri, kentteki yapı stokunun durumunu değerlendirdi.

“İZMİR’DEKİ BİNA STOKU DEPREME UYGUN DEĞİL, BİNALARIN YIKILMAMASI GEREKİRDİ”

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Sözbilir, yıkım olan yerlere bakıldığında İzmir’deki bina stokunun depreme uygun olmadığının ortaya çıktığını söyledi. 

Prof. Dr. Hasan Sözbilir:

“Bazı binalar depreme dayanıklı değil..

Bornova’yı düşündüğümüzde depremin merkezinden 70 kilometre uzaklıkta, oradaki binaların yıkılmaması gerekirdi. Yıkılmaları, binaların depreme uygun olmadığı anlamına geliyor. İzmir’de çok sayıda böyle bina var, depreme dayanıklı değiller.”

“YAŞANAN ÇOK KÜÇÜK ÖLÇEKLİ TSUNAMİ, DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ 7’Yİ AŞSAYDI KAYIP BÜYÜK OLURDU”

Özellikle bazı yabancı istasyonların depremin büyüklüğünü 7 olarak verdiğini belirten Sözbilir, bunun tam sınır olduğunu, zira depremin 7’yi aşması halinde tsunaminin de büyük can ve mal kaybına neden olabileceğini ifade etti.

“KARADAKİ FAY KIRILMIŞ OLSAYDI, ÇOK CAN KAYBI OLURDU”

Prof. Dr. Sözbilir, depremin merkezinin kara değil deniz olmasının lehte bir durum olduğuna da değindi:

“Tsunami, 7 sınırındaki ana şoktan sonra gerçekleşen bir durum. Çok küçük ölçekli yaşandı. 7’yi aşsaydı, can ve mal kaybı çok yüksek olurdu. Depremin merkezinin karadan uzaklıkta, denizde olması şansımıza. Fay denizde kırıldığından yerleşim olmadığından, biz sarsıntısından etkilendik. Fayın kendisi uzaktaydı ama etkisi bize yansıdı. Karadaki fay kırılmış olsaydı, çok can kaybı olurdu.”

Depremin İzmir açıklarındaki Sisam Adası’nın 5 kilometre kuzeyinde, doğu-batı uzanımlı, Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) dışında çalışan bir fayda meydana geldiğini belirten Hasan Sözbilir, böyle bir fay deprem ürettiğinde, fay üzerindeki bloğun aniden aşağı düştüğünü söyledi.

Prof. Dr. Hasan Sözbilir:

“Seferihisar, Menderes, Gaziemir, Kuşadası, Buca, Urla, bu fayın düşen bloğunda yer aldığından, buralarda daha büyük hasar gerçekleşti. Fayın eğimi kuzeye doğru olduğundan güney kıyıları etkilenmiş oldu. Fayın bir de karadaki uzantıları var Kuşadası, Efes tarafında..

Tehlike geçmiş değil..

7 büyüklüğündeki depremin artçıları 6 büyüklüğüne ulaşabileceği uyarısı yapmalıyım.?

Kuşadası, Bornova, Buca, Seferihisar, Gümüldür, Selçuk, Gülbahçe ve Urla’da gerilim olabilir, binalara girilmemesinde fayda var.”

İzmir deprem AA.jpg
Ege Denizi’nde Seferihisar-Doğanbey açıklarında dün saat 14.51’de meydana gelen depremin ardından bir binanın durumu / Fotoğraf: AA 

“10 YILDIR SÖYLÜYORUZ, DEPREM MASTER PLANI ŞART”

“Deprem bizden hızlı ilerliyor” sözleriyle çalışmaların ağırdan alındığını savunan Sözbilir, İl ölçeğinde deprem master planlarının yapılması gerektiğini vurguladı.

Bu yöndeki uyarılarını 10 yıldır yaptığını dile getiren Sözbilir, tek çıkış yolunun hangi binaların zarar görebileceğinin tespit edilip, o binaları iyileştirerek, depreme önceden hazırlıklı olmak olduğunu da sözlerine ekledi.

“TÜRKİYE’DEKİ YAPI STOKU ACİLEN YENİLENMELİ”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Aykan da İzmir’deki yapı stokunun yetersizliği konusunda Prof. Dr. Hasan Sözbilir’le hemfikir.

Depremin merkez üssüne yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki binaların bile yıkıldığına dikkati çeken Aykan, bu durumun nedenlerini ise şöyle sıraladı:

“Zemin yapısının çok kötü olduğunu ve böyle zayıf bir zeminde bina inşa edilmeden önce mutlaka zemin iyileştirme çalışmalarının yapılarak ya da gerekli temel tipi seçilerek zemine göre bina yapılması gerekiyordu. Kısaca, zeminin, yapı tasarımının ve malzeme kalitesinin kötü olduğunu, Zeminin Jeolojik durumuna göre binanın tasarlanmadığını söyleyebiliriz. Ülkemizde yapı stoku açısından baktığımızda, depremlerin büyüklüğü 6‘yı geçtiğinde can ve mal kayıpları oluyor, fakat normal şartlarda bu büyüklükte binalarda hasar olmaması gerekiyor!”

“ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ BİR DEPREMDE BU YIKIM NORMAL DEĞİL”

5 ile 7 büyüklüğü arasındaki depremlerin “orta büyüklükte deprem” olarak adlandırıldığını belirterek, böylesi bir yıkımın normal olmadığını vurgulayan Aysun Aykan:

“Yıkılan bir bina var ama bakıyorsunuz çevresindeki yapılara hiçbir şey olmamış. Niye yanındaki binalar yıkılmamış da o yerle bir olmuş? Çünkü depreme uygun yapılmamış.”

“RİSKLİ BİNALAR BİRAN ÖNCE KENTSEL DÖNÜŞÜME TABİ TUTULMALI”

Türkiye’deki yapı stokunun iyi olmadığının bir kez daha görüldüğünü vurgulayan Jeoloji mühendisi Aykan:

“Ülkedeki yapı stoku hızlı bir şekilde gözden geçirilmeli ve riskli binalar biran önce kentsel dönüşüme tâbi tutulmalı.”

“BİNALARIN MÜHENDİSLİK HİZMETİ ALMASI ŞART”

Binaların mühendislik hizmeti almasının şart olduğunu vurgulayan Aykan, zeminin jeolojik durumuna göre tasarım yapılması gerektiğini kaydetti.

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish / Lale Elmacıoğlu – Cihat Arpacık

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top