GENEL

ROBOSKİ

”Roboski’yi unutmayacağız ve unutturmayacağız. Devlete ve siyasal iktidara çağrıda bulunuyoruz…”

ROBOSKİ’DE NELER YAŞANDI?

İnsan Hakları Derneği ve MAZLUMDER’in ‘katliam’ olarak nitelendirdikleri olay

28 ARALIK 2011’de F-16 SAVAŞ UÇAKLARININ BOMBARDIMANI SONUCU 17’Sİ ÇOCUK 34 KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ. 

28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesinde bulunan Roboski (Ortasu) köyünden Irak’a geçen bir grup kaçakçı, PKK’lı zannedilerek, F-16 savaş uçakları tarafından vurulmuş, olayda 17’si çocuk 34 kişi yaşamını yitirmişti.

AKP MİLLETVEKİLİ’NİN PAYLAŞIMI

AKP Ardahan milletvekili Orhan Atalay:

 “Roboski Katliamı üzerinden koca 8 yıl geçmesine rağmen analar matem elbiselerini henüz çıkaramadılar. Çünkü katiller henüz meçhul..

Bilinmelidir ki, hukukun nüfuzuna ‘yasaklı bölge’ levhası asılı kaldıkça vicdan, zorbalığa galebe çalamayacaktır.” 

AKP’li vekil Orhan Atalay daha önce de, İstanbul Maltepe’deki Kars, Ardahan, Iğdır Tanıtım Günleri’nde konuşma yapmış ve Erdoğan’a “diktatör” imasında bulunmuştu. Atalay, FETÖ yargılamalarında tahliye olan AKP’nin güçlü isimlerinin damatları üzerinden de partisine eleştirilerde bulunmuştu.

İşte Orhan Atalay’ın o paylaşımı:

AKP’li vekil Orhan Atalay’ın geri adım atması dikkat çekti.

AKP’li Atalay, Uludere ile ilgili söz konusu paylaşımını sildi.

YARGI ÖNÜNE KİMSE ÇIKARTILMADI

İnsan Hakları Derneği (İHD) ile İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği’nin (MAZLUMDER) ortak heyetinin yaptıkları incelemeler sonrası “katliam” olarak nitelendirdikleri olayla ilgili olarak o tarihten bu yana çeşitli soruşturmalar açıldı ancak yargı önüne çıkartılan kimse olmadı.

Askeri savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Mağdur yakınları da iç hukuk yollarından sonuç alamamaları üzerine konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürdü.

Ancak gerek açılan soruşturmalar gerekse sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü incelemeler zaman içerisinde olayın nasıl gerçekleştiğine dair ayrıntıların ortaya çıkmasını sağladı.

28 ARALIK 2011’de NE OLDU?

Askeri savcılık yaptığı soruşturma sonucu hazırladığı rapora göre:

1- İnsansız hava aracı (İHA) ile yapılan keşif uçuşları sırasında saat 17:20 civarında Haftanin Deresi Vadisi’nde ‘ısı kaynakları’ tespit edildi.

2- Bundan yaklaşık yarım saat sonra dönemin 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük tarafından görüntülerin ‘terörist olarak değerlendirildiği’ ve bunun için topçu atışı yapmak istendiği bilgisi 2’nci Ordu Harekat Başkanlığı’na iletildi.

3- Değerlendirme sürecinde top atışına onay verildi ancak hareket halinde grubun hem üç koldan ilerlemesi hem de kafilede motorlu araçların bulunması nedeniyle top atışının yeterli olmayabileceği değerlendirmesi yapıldı.

4- Hava harekatının ‘uygun olacağına’ karar verilmesinin ardından dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı, günümüzün Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler onay için konuyu Genelkurmay İkinci Başkanı’nın makamına götürdü.

5- En sonunda akşam saat 20.00 sularında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, evinden telefonla hava operasyonuna onay verdi.

6- Sınır hattında bekleyen gruba ilk bomba saat 21:43’te, ikinci bomba da 22:02’de, üçüncü bomba 22:16’da ve son olarak da dördüncü bomba saat 22:24’te atıldı.

7- Olay sonucu 17’si çocuk 34 kişi yaşamını yitirdi. Hayatını kaybedenlerin 27’si Encü ailesine mensuptu.

SINIRDAKİ HAREKETLİLİĞE DAİR İSTİHBARAT?

8- Genelkurmay Başkanlığı’ndan olayın ertesi günü yapılan ilk açıklamada da Irak’tan Türkiye’ye doğru ‘bir grubun hareket halinde olduğu İnsansız Hava Aracı görüntüleri ile’ tespit edildiği belirtildi. Açıklamada, bu bölgenin PKK’lılar tarafından geçiş için sıkça kullanılan bir alan olduğu vurgulandı.

9- Ancak bu istihbaratın hangi İHA’lardan geldiği konusu ise uzun süren tartışmalara neden oldu. ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal, Mayıs 2012’de yayımladığı bir haberinde, söz konusu istihbaratın ABD yapımı İHA’lardan geldiğini öne sürdü.

Gazetenin ABD Savunma Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı haberinde, istihbaratın Türkiye ile ABD arasında 2007 yılında PKK’ya karşı kurulan istihbarat paylaşımı anlaşması çerçevesinde oluşturulan mekanizma kapsamında verildiği ancak hava operasyonu kararının tamamen Türk askeri yetkililere ait olduğu belirtildi.

WSJ’ye konuşan görgü tanığı Servet Encü de bombardımandan kısa bir süre önce İsrail yapımı Heron aracının sesini duyduklarını söyledi.

10- Ancak askeri savcılık tarafından Ocak 2014’te tamamlanan soruşturma kapsamında hazırlanan raporda, istihbaratın “Gözcü İHA’lar” tarafından alındığı belirtildi.

Gözcü, 2007’de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmiş ve bu yıldan itibaren operasyonel olarak kullanılmaya başlanmıştı.

11- O dönem yayın hayatını sürdüren Taraf gazetesi, olaydan birkaç gün sonra yayımladığı haberinde bombardımana neden olan bilginin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından verildiğini öne sürdü. Ancak MİT, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak bu iddiaları reddetti.

Dönemin başbakanı Erdoğan da, olaydan iki gün sonra yaptığı açıklamada da İHA’ların istihbarat örgütlerinin 10 gün kadar önce verdiği bilgi üzerine bölgede uçuş yaptığını söyledi.

OLAYDAN SONRA NE OLDU?

Erdoğan:

”Kaçakçılıklar en fazla 10 kişilik gruplarla yapılıyor ve 40 kişilik bir grubun tespit edilmesinin “daha önce Gediktepe ve Hantepe baskınlarında silahların katırlarla taşınmasını” hatırlattı..

O zaman da niye bunlara müdahale edilmemişti denmişti. Bunların hepsi birer ibretti. Bu sefer de güvenlik güçlerimizin böyle bir yanlışa düşmemesi isteniyordu ama Uludere’deki köylülerden 35 vatandaşımız ebediyete intikal etti. Üzüntümüz büyük. Gerekli idari ve adli incelemeler yapılıyor. Adli tıp yetkilileri gerekli incelemeleri yaptılar.”

Dönemin Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç:

”Olayda kasıt yok..

Olayla ilgili resmi özür dilenmesini beklemek yanlış olacak. Ancak hayatını kaybedenlerin yakınlarına tazminat ödenecek.”

AİLELER TAZMİNATI KABUL ETMEDİ

Şubat 2012’de ise Başbakanlık tarafından kişi başına 123 bin, toplamda da 4 milyon 180 bin TL tazminat ödendi. Ancak aileler bu tazminatı kabul etmedi.

Olayla ilgili ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir araştırma komisyonu kuruldu.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki Uludere Alt Komisyonu, yaklaşık 15 ay süren çalışmalarını Mart 2013’te tamamladı.

Komisyonun hazırladığı 84 sayfalık raporda, sadece İHA görüntülerine dayanarak kimlik tespiti yapmanın mümkün olmadığı ifade edildi.

Komisyon raporunda, “Olayın kasten yapıldığına yönelik herhangi bir delil elde edilememiştir” sonucuna vardı.

Ayrıca İçişleri Bakanlığı müfettişleri de konuyla ilgili inceleme yaparak, bir rapor hazırladı.

Konuyla ilgili soruşturma başlatan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da Haziran 2013’te “görevsizlik kararı” vererek, dosyayı askeri savcılığa sevk etti.

Askeri savcılık da Ocak 2014’te şüpheli olarak adı geçen 5 askerin “kanunun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görev gereklerini yerine getidikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı” belirtildi ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

AİLELER NE DİYOR?

ROBOSKI

Olayda hayatını kaybedenlerin yakınları:

”Yürütülen soruşturmalardan çıkan sonuçlardan dolayı memnun değiliz.”

1- Mağdur yakınları Temmuz 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu.

2- AYM ise Şubat 2016’da başvuruda bulunan 53 avukattan üçünün vekaletnamesinin dosyada yer almadığı gerekçesiyle reddetti ve eksik evrakların belirtilen 15 günlük süreden iki gün gecikmeli olarak teslim edildiği için davayı kabul etmedi.

3- Hayatını kaybeden 34 kişinin 281 yakını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu.

4- AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Mayıs 2018’de başvuruyu reddetti.

Roboski İçin Adalet, Yeryüzü İçin Barış Derneği (Roboski-Der) Başkanı Veli Encü, hukukun faillerin aklanması için işlediğini söyledi.

Veli Encü:

”Erdoğan ve AKP hükümetinin Roboski davasında baskı ve müdahalesi olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunları yaparken suçluluk psikolojisi içinde oldular.”

Encü, failler yerine, mağdur yakınlarına sayısız dava açıldığını da sözlerine ekledi.

‘ROBOSKİ’DE BASKI VE ŞİDDET BİTMEDİ ’

Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabipler Odası, Hak İnisiyatifi Derneği Diyarbakır Şubesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), DİSK Diyarbakır Bölge Temsilciliği, KESK Diyarbakır Şubeleri, TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyonu, Diyarbakır Diş Hekimleri Odası, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Diyarbakır Şubesi, Mezopotamya Psikologlar İnisiyatifi Roboski katliamının 8’inci yılında ortak açıklama yaptı.

Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Cihan Aydın:

“28 Aralık 2011 tarihinde sat 21:39 ile 22:24 sularında Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı savaş uçakları tarafından Irak sınırından Türkiye’ye geçmekte olan sivillerin üzerine bombalar yağdırıldı. Yaşanan bu katliamda 17’si çocuk olmak üzere toplam 34 sivil insan yaşamını yitirdi..

Katliam tarihinden bugüne kadar Roboskililer üzerindeki baskı ve şiddet kesintisiz bir şekilde sürdü ve adalete erişim talepleri her seferinde zulümle karşılık buldu.”

‘YARGI ADALETE SIRT DÖNDÜ’

Cihan Aydın:

”34 sivilin katledilmesi üzerinden tam 8 yıl geçti. Bu süre içerisinde katliamla ilgili bir dizi hukuki ve siyasi süreç yaşandı. Katliamla ilgili soruşturma başlatıldı, soruşturma dosyası askeri savcılığa gönderildi, müfettişler görevlendirildi, komisyonlar kuruldu ve ne yazık ki bu tür dosyalarda her zaman şahit olduğumuz üzere gerçeğin üstü kalın bir sır perdesi ile örtüldü ve ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verildi.  Bunun üzerine Roboskili aileler, 18 Temmuz 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuru yaptı. Anayasa mahkemesine giden başvuru usuli eksiklikten dolayı reddedildi. İç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra katliamda yaşamının yitirenlerin yakınları, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdı. Mahkeme de benzer gerekçelerle başvuruyu reddetti. Ulusal ve uluslararası yargı mekanizmalarının hukuka ve adalete sırt dönen bu kararları mağdur yakınlarının acısına acı kattı”

‘BÜYÜK FELAKETLER VE ACILAR YAŞANDI’

Cihan Aydın:

”Yaratılan suni sınırlar, savaş ve çözümsüzlük politikalarındaki ısrar, hukukun üstünlüğü ve demokratik ilkelerden uzaklaşma yüzleşmekten bile kaçındığımız büyük felaketlerin ve acıların yaşanmasına sebep oldu..

Dersim, Zilan, 33 Kurşun ve daha niceleri. Roboski de maalesef bütün bu katliamlarla aynı kaderi paylaşmış, bu katliamlar silsilesinin tamamında gerçeklerin ve faillerin önüne kalın bir cezasızlık duvarı örülmüştür..

Diğer yandan 90’lı yıllarda bölgemizde yaşanan ağır çatışma ortamında devlet güçlerinin desteklediği ya da görmezlikten geldiği paramiliter güçler tarafından sayısız insan gözaltında zorla kaybedildi, faili meçhul cinayetler sonucunda öldürüldü..

Bizler tanıklık ettiğimiz bu acıların ve katliamların, barış fikrinden uzaklaşan militarist politikaların sonucu olduğunun altını çizmek isteriz..

Türkiye’nin bu ücra köşesinde sağlık, eğitim, çalışma hakkı gibi temel haklardan mahrum olan Roboski sakinlerine yaşam hakkı da çok görülmüştür..

İçinde insan olmayan İHA’lar hedef göstermiş ve nihayet içinde insan olan savaş uçakları ise katliamı gerçekleştirmiştir. İleri teknoloji ürünü bu savaş makineleri tarafından kendi yurttaşlarını bombalamak, biz insan hakları savunucuları nazarında yargısız infazın bir başka halidir.”

KARARTILMIŞ GEÇMİŞ

Cihan Aydın:

”İnsan hakları savunucuları olarak, 1915’ten günümüze değin devam eden karartılmış geçmiş ile yüzleşmenin kaçınılmaz olduğuna ve hakikatin sağaltıcı rolüne bir kez daha dikkat çekmek istiyoruz..

Hakikat sadece mağdurları değil, toplumu da iyileştirir ve demokratikleştirir. Güvenli bir geleceğin inşasına önemli katkı sunar.”

SİYASAL İKTİDARA ÇAĞRI

Cihan Aydın:

”Roboski’yi unutmayacağız ve unutturmayacağız. Devlete ve siyasal iktidara çağrıda bulunuyoruz:

1- Roboski katliamında hakikati ortaya çıkarmaya, faillerin tespit edilerek yargı önüne çıkarılmasını, bu ve benzer suçlarda cezasızlık politikasından vazgeçmesini talep ediyoruz.

2- Kürt Meselesinde bu ve benzeri katliamlara sebep olan salt güvenlikçi politikalardan vazgeçilmeli, barışa bir kez daha şans tanınmalıdır. Bizler belleğimizde derin bir iz bırakan bu katliam için emri veren ve gerçekleştiren tüm sorumlular tespit edilene kadar mücadeleye devam edeceğiz.

İLGİLİ HABER

cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top