GÜNDEM

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER: ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ İLE BİRLİKTELİK…

MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen ve yürürlüğe giren infaz düzenlemesi ile nisan ayında tahliye olmuştu…

ALAATTİN ÇAKICI, MEHMET AĞAR, ENGİN ALAN VE KORKUT EKEN BİRLİKTE FOTOĞRAF VERDİ

Fotoğrafı, Çakıcı’ya yakın isimlerden Üzeyir Çakmaktaş paylaştı

Organize suç örgütü liderliğinden hüküm giyen Alaattin Çakıcı, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Albay Korkut Eken Bodrum’da bir araya geldi.

Bodrum Yalıkavak Marina’da bir araya gelen dört ismin birlikte verdiği fotoğrafı, Çakıcı’ya yakın isimlerden Üzeyir Çakmaktaş Twitter hesabından paylaştı.

Çakmaktaş paylaşımında “Türk Devleti ilelebet varolsun diye her zorluk ve meşakkati gögüsleyen,zindan dahil bu uğurda en ağır bedelleri ödeyen kahramanlarımız:Alaattin Çakicı,Mehmet Ağar,Engin Alan,Korkut Eken” diye yazdı.

EVET… SOSYAL MEDYADA FOTOĞRAFI PAYLAŞAN, TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNE SOKAN İSİM ÜZEYİR ÇAKMAKTAŞ KİMDİR?

Bodrum’da bir fotoğraf çekildi… Her yönüyle ilginç, tartışma yaratacak bir fotoğraftı!..

Fotoğrafta dört isim vardı…

  • Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, 
  • Emekli Korgeneral Engin Alan, 
  • Emekli Albay Korkut Eken ve 
  • Bahçeli’nin af çağrısıyla nisan ayında cezaevinden çıkan organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı… 

Fotoğrafın ortaya çıktığı günden bu yana, sosyal medyada bu dört isimle ilgili yorumlar yapıldı… Yok yok ben o isimleri yazmayacağım… Asıl dikkat çekeceğim kişi, fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaşan isim!..

Evet… Sosyal medyada fotoğrafı paylaşan, Türkiye’nin gündemine sokan isim Üzeyir Çakmaktaş kimdir?

Haberlerde bu isim, “Alaattin Çakıcı’nın çok yakın arkadaşı olarak” geçiyordu.

Fotoğrafın altına, “Türk devleti ilelebet var olsun diye her zorluk ve meşakkati göğüsleyen, zindan dahil bu uğurda en ağır bedelleri ödeyen kahramanlarımız: Alaattin Çakıcı, Mehmet Ağar, Engin Alan, Korkut Eken. Yalıkavak Marina” notu düşmüştü…

Haydi biraz geçmişe dönelim… 12 Eylül’e… 40 yıl öncesine… Nurullah Tevfik Ağansoy’un “itiraflarına” ve “günlüğüne…”

Sahi!.. 

2020 yılında Çakıcı’nın fotoğrafını paylaşan bu isim, Çakıcı’nın eski adamı Ağansoy tarafından 12 Eylül’den sonra neyle suçlanmıştı?

Ağansoy, Çakıcı’nın adamı olarak biliniyordu… Ülkücüydü, 12 Eylül’den sonra cezaevinde itirafçı oldu. Artık Çakıcı’nın düşmanıydı, öldürüldü…

Ağansoy’un itiraflarında adı geçen önemli bir isimdi ülkücü Üzeyir Çakmaktaş!..

Ağansoy’un 12 Eylül öncesi Şişli’deki ülkücülerin eylemlerini anlattığı bölümlerde adı sıkça geçiyordu… Ağansoy, itiraflarında bu kişinin ülkücülerce kaçırılıp önce işkenceyle sorgulanıp sonra “komando düğümü” adlı bir yöntemle yavaş yavaş boğularak öldürülen ve ardından bir çuval içinde bir yerlere bırakılan solculara yönelik eylemlerin planlayıcısı olduğunu anlatıyordu… Bayrampaşa ve Okmeydanı’nda kahvehane taramaları…

“… 14 Kasım 1979 günü Okmeydanı’nda büfe ve kırtasiye dükkânının taranması olayı, olay sanığı arkadaşım Üzeyir Çakmaktaş’ın ağzından dinlediğimiz kadarıyla, kendisi, Osman Dönmez, Adnan Kaya, Veli Yorgancı, Süleyman Fevzi Kınay ve İsmet (Hoca) arasında gerçekleşmiştir.

… İstanbul Emniyet Müdürlüğü 1. Şubesi’nde Üzeyir Çakmaktaş ve Ramazan Çepni isimli kişi aynı zamanda kalmışlardır. Ramazan Çepni isimli kişinin Bayrampaşa’da 1979 yılında silahla taranarak 6 kişinin ölümüne yol açan kahvehane olayıyla ilgisinin olmadığını, çocuğun, 1. Şube’de Üzeyir Çakmaktaş’a, ‘Siz bu olayın kimler tarafından yapıldığını bilirsiniz, ne olur söyleyin de ben kurtulayım’ dediğ

ini, Üzeyir’in ise kendisine bilmiyorum dediğini bizzat kendisinin ağzından dinledim. Bayrampaşa’daki kahvehane tarama olayı Üzeyir Çakmaktaş, Müfit Sement ve ismini bilmediğim kişilerce yapılmış ve olayda bölgemizin silahı 9 mm’lik MP-40 model Alman yapısı tabanca kullanılmıştır. Bu olaydan evvel komünistlerce bizlere yönelik önemli bir eylem olmuştu, bunu şimdi hatırlayamıyorum, olay bunun misillemesi olduğu gibi, aynı zamanda da ŞİT (Şeriatçı İntikam Tugayı-Şişli İntikam Tugayı) imzası kullanılmıştır. Bu olaylarda birçok masum ölmüştür.

… Özellikle İstanbul-Şişli bölgesinde karşıt görüşlü kişilerden istihbarat çalışmaları sebebiyle yararlanmak maksadıyla 1980 yılı içerisinde de sokakta adam vurmaktan kaçınılmış ancak vurulacak kişileri kaçırarak emin bir yerde gerekli bütün bilgiler alındıktan sonra öldürmek yoluna gidilmiştir. İşkencelerle alınan bilgilere göre de yeni yeni insanlar kaçırılmış ve bu işlemler bu şekilde sürmüştür. İstanbul’un çeşitli semtlerinde özellikle ŞİT ve TİBKO (Türk İslam Birliği Komandoları) imzalı bildirilerle televizyon ambalaj kutuları içinde, çuvallarda ya da battaniye ve bezlere sarılı, ip kablo ya da tellerle boğulmuş vaziyette bulunan cesetler, bu kanlı çalışmaların birer sonuçlarıdır.

… Şeriatçı İntikam Tugayı (ŞİT): Şişli bölgesinde içindeki şeriat özlemiyle tanınan ve bugün de milliyet kavramını inkâr ederek şeriatçı olarak İran İslam Cumhuriyeti’ni kendilerine örnek alan bir grup eski ülkücülerin başı olmak durumunda olan Üzeyir Çakmaktaş isimli kişi tarafından ortaya atılmış. Ne var ki bugünlerde ceza ve tutukevimizde C/21 koğuşunda bulunan arkadaşlarıyla birlikte İran’a biat ederek kısaca, mezhepler 12’dir.

… 21.5.1980 günü Gültepe Ortabayır okul arkasında çuval içerisinde bulunan Cemal Kır (bu kişinin sorgulamasının Mecidiyeköy Ülkücü Gençlik Derneği’nde yapıldığı olayı gerçekleştiren sanıklardan Üzeyir Çakmaktaş ve suç ortaklarının ifadelerinden anlaşılmıştır.)

… 11.6.1980 günü Mecidiyeköy Fulya Mahallesi’nde boğularak öldürülmüş Necdet Demir ve Haluk Kaşıkçı isimli kişilerin cesetleri.”

Bir zamanlar Çakıcı’nın dostu olan Ağansoy, alıntıladığım bu olayları cezaevinde itiraf etmiş… Eşi Hülya Ağansoy kitabını yazmış…

O yüzden, 2020 yılının ekim ayında bir Bodrum anısı paylaşan Üzeyir Çakmaktaş’ın, fotoğrafın altına yazdığı ve yukarıda paylaştığım o notu, Ağansoy’un itiraflarıyla da birlikte okuyun!.. 

Arkadaşımız Seyhan Avşar, Bodrum’daki buluşmanın ardından çok sayıda isme o fotoğrafı sormuştu. O fotoğrafın altına düşülen dipnotu bir de Güldal Mumcu’nun, “Aslında birbirlerinden farklıymış gibi algılanan insanların ülke çıkarları adı altında ülkeye zarar veren bir yapılanma içerisinde olduklarını düşündürtüyor” cümlesinin ardından bir kez daha okuyun!..

” ÜLKÜ VE ÜLKE SEVDALISI “

Organize suç örgütü lideri olduğu iddiası ve farklı suçlardan dolayı hükümlü olan Çakıcı, kendisini  “Ülkü ve ülke sevdalısı” olarak nitelendiren MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen ve yürürlüğe giren infaz düzenlemesi ile nisan ayında tahliye olmuştu.

ÇAKICI, AĞAR, ALAN ve EKEN’İN BODRUM’DAKİ BULUŞMASI KAFALARDA SORU İŞARETİ YARATTI

Organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli korgeneral Engin Alan ve emekli albay Korkut Eken’in Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir araya gelmesi sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

Çok sayıda kişi bu fotoğraf karesinin, “Faili meçhul cinayetleri, kaçırılma olaylarında kullanılan beyaz torosları” hatırlattığını belirterek “Susurluk ruhunun yaşadığına” vurgu yaptı.

Katledilen Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu dört kritik ismin bir araya gelmesine ilişkin olarak:

“Ankara’da 1978 yılında 7 TİP’li gencin katili Haluk Kırcı’yı televizyona çıkaran kuvvet neyse bunları bir araya getiren kuvvet de odur” dedi. Bu fotoğraf karesinin derin devlet yapılanmasının içinde farklı farklı yapıların olduğunun göstergesi olduğunu vurgulayan Mumcu, “Aslında birbirlerinden farklıymış gibi algılanan insanların ülke çıkarları adı altında ülkeye zarar veren bir yapılanma içerisinde olduklarını düşündürtüyor” diye konuştu. 

HESAP SORULAMADI

Eski CHP milletvekili ve faili meçhul cinayetlerle yaşamdan koparılan aydınların davalarında avukatlık yapan hukukçu Şenal Sarıhan, Susurluk skandalının Türkiye Cumhuriyeti tarihi içerisinde en acı süreçlerden birini ifade ettiğini belirtti.

Sarıhan:

“Bu süreçte ismi geçen insanların bugün yeni baştan bir arada olmaları, umarım ki yeni acıların yaşanması konusunda yeni bir planlamanın, örgütlemenin başlangıcı olmasın. İçinde bulunduğumuz süreç ülkede insanların kamplaştırıldığı, hasım gibi gösterildiği bir süreçte bu insanların yeniden sahneye çıkmış olmaları hepimizin bu süreci özenle izlememiz ve buradan doğabilecek tehlikelere karşı hukuki önlemlerin alınması konusunda da talepkâr olmamız gerektiğini düşüyorum” dedi.

Fotoğraf karesini görünce rahatsızlık hissettiğini aktaran Sarıhan özetle şunları söyledi:

“Benim için o günlerin anıları çok canlı. O dönemde hukuki süreç bir yüzleşmeyle sonuçlanmadı. Çok ciddi acıları, yaşam ihlallerini ifade ediyor o süreç.”

TESADÜFLER POLİTİKASI MI?

Susurluk skandalının aydınlatılması için 1997 yılında TBMM’de kurulan Susurluk Komisyonu üyeliği yapan, eski CHP milletvekili Fikri Sağlar ise:

“Bu isimlerin bir araya gelmesine ilişkin bir şey söyleyemem. Eski anılarını paylaşıyor olabilirler. Ancak bu fotoğrafın paylaşıldığı gün Ankara Valiliği hakkımdaki koruma kararını kaldırdı. Bu bir tesadüf müdür bilemem ama Türkiye’de tesadüfler politikası vardır” diye konuştu. 

‘CEZASIZLIKLA ÖDÜLLENDİRİLDİLER’

Hasan Ocak, 21 Mart 1995’te gözaltına alındı. İşkenceyle öldürülmüş bedeni Beykoz ormanlarında bulunan kimsesizler mezarlığına gömülmüş olarak bulundu. 

Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, “Adalet taleplerimiz 25 yıldır karşılık bulmadı, gözaltında kaybetmelerde sorumluluğu olanlar cezasızlıkla ödüllendirildi. 12 Eylül kayıplarımızın dosyalarında ve 90’lı yıllarda ki kaybedilmelerde Mehmet Ağar’ın, Kürt iş insanlarının katledilmesi ve kaybedilmesinde Korkut Eken’in, Engin Alan’ın sorumluluğu mahkeme tutanaklarına geçti” dedi. 

Ocak, söz konusu fotoğrafa bakınca yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Dörtlü fotoğrafa bakınca Mehmet Ağar’ın mecliste milletvekili Ali Şeker’in abimle ilgili sorusuna, ‘Hasan Ocak’tan başka kayıp var mı?’ diye dalga geçişini, 2012 yılında Mehmet Ağar’ın kaldığı Yenipazar Cezaevi önünde yaptığımız basın açıklaması nedeniyle Korkut Eken’in kayıp yakınlarını tehdit edişini, Engin Alan’ın hazırladığı ölüm listelerini ve onların emriyle itirafçı Yıldırım Beğler’in anlatımlarıyla nasıl kaybedildiklerini öğrendiğimiz Halil Birlik ve Mehmet Bilgeç’i görüyorum. Bu fotoğraf beni öfkelendirmiyor, bu ilişkileri zaten biliyoruz.” 

‘GÖZDAĞI VERİYORLAR’

Abdülmecit Baskın 1994 yılında gözaltında işkence edilerek öldürüldü. 

Babasının faillerinin bulunması için adalet arayan Eren Baskın, o fotoğraf karesini gördüğünde kalbinin paramparça olduğunu söyleyerek:

“Birbirinden çirkin, karanlık isimlerin bir araya gelmesi insan hakları mücadelesi içinde olan insanların kalbini çok derinden kırabiliyor tıpkı biz kayıp çocuklarının kalbini paramparça ettiği gibi” dedi.

Bu fotoğraf karesiyle topluma gözdağı verilemek istendiğini belirten Baskın:

“Kendilerince hak hukuk tanımaz kimlikleri ile gözdağı veriyorlar. Biz buradayız bakın görün keyfimiz yerimizde diyorlar. Çocukları Yalıkavak’ın cennet koylarını talan eden ihalleleri alıyorlar ama unuttukları bir şey var! Her ne kadar korunup kollansalar da her ne kadar mahkemelerde beraat kararları ile ödüllendirseler de yetim bıraktıkları çocukların ve annelerin ahı ayakları her taşa değdiğinde akıllarına gelecek. Kendilerini aklanmış hissetselerde bizlerin kalbinde müebbet olarak mahkûmlar” diye konuştu.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe – Cumhuriyet / Seyhan Avşar / Aykut Kücukkaya

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top