SIYASET

NEDİR BU MENZİL TARİKATI?

ŞEYHLERİN, TARİKAT VE CEMAAT LİDERLERİNİN ORTAK YÖNLERİ

HOCA EFENDİ HAZRETLERİ’NDEN GAVS HAZRETLERİ’NE!

Son günlerde Menzil Tarikatı’nın Şeyhinin İstanbul Pendik’te yaptırdığı özel hastaneyi gezme videosu medya kaynaklarında dönüyor.

Hastanenin adı ‘Emsey’…’Emret Seyda’ anlamına geliyor..

‘GAVS’

‘EMRET SEYDA’

Hastanenin adı ‘Emsey’…’Emret Seyda’ anlamına geliyor..

‘Seyda’ kelimesi Menzil şeyhlerine yönelik kullanılan bir hitap şekliymiş.

Menzil Tarikatı’nın başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere birçok devlet kurumuna yoğun olarak AKP döneminde girdiği biliniyor.

Menzil cemaatinin lideri “Gavsı” Abdulbaki El-Hüseyni’nin hastane odasında çekilen bir fotoğrafı geçen gün gündeme oturmuştu.

Bir hastane odasında çay içerken görülen Menzil liderinin bulunduğu odanın şatafatlı görüntüsü “pes” dedirtmişti.

Tartışmalara neden olan hastane odasında varaklı süslemeler, lüks halı ve duvar kağıdının olması dikkat çekmişti.

Şeyhe eşlik eden ve ‘doktor’ oldukları belirtilen kişilerin el pençe divan durdukları ve şeyhe “Gavs’ım” diye hitap ettikleri görülüyor bu görüntülerde.

YENİ BİR GÖRÜNTÜ ÇIKTI

Menzil liderinin görüntüleri konuşulmaya devam ederken, sosyal medyada daha beter bir başka görüntü yeniden gündeme geldi.

ETEK ÖPÜP, İLAHİLER SÖYLÜYORLAR

Söz konusu görüntülerde, Menzil müritlerinin yerlere kadar eğilerek Menzil lideri Abdulbaki El-Hüseyni’nin entarisini öptüğü görülürken, küçük çocukların ise şeyhi öven ilahiler söylediği duyuluyor.

Görüntülerde, Menzil liderinin entarisini öpmek için yarışılması dikkat çekerken, eski görüntüler sosyal medyanın gündemine yeniden girerek, tartışma yarattı.

NEDİR BU MENZİL TARİKATI?

1-) Menzil tarikatı, Türkiye’de Nakşibendiye’ye bağlı en fazla mensubu olan cemaatler arasında sayılıyor.

2-) Muhammed Raşit Erol tarafından 1930 yılında kurulmuş ve bugün liderleri Gavsi Sani Şeyh Seyid Abdulbaki Erol olarak anılıyor.

3-) Adıyaman merkezli bu cemaat Ankara ve İstanbul’da da örgütlü.

4-) Ekonomik olarak oldukça güçlüler, parasal gücü müritlerinin katkılarından ve mensuplarının işlettiği firmalardan kaynaklanıyormuş.

5-) Menzil tarikatına bağlı kurumlar gazetelere ilan vererek seçimler öncesinde (tam da beklenildiği gibi) AKP’yi ve Erdoğan’ı desteklediklerini açıklıyorlar.

6-) Kasım 2015 genel seçimleri öncesinde Başbakan Ahmet Davutoğlu da Şeyh Abdulbaki Erol’u ziyaret ederek seçimlerde Menzil tarikatının desteğini ve duasını talep etmişti.

7-) Menzil Tarikatı’nın zengin müritleri, oğulları ve torunları GVS (gavs) plaka araçlar kullanıyorlar.

😎 Sağlık Bakanlığı da Menzilcilerin yuvası olduğu için, Bakanlığa ait ambulans uçaklarının motorları üzerinde kocaman ‘TC-GVS AMBULANS’ yazısı bulunuyor.

Bu iddiaları doğrulayan fotoğraflara Google’dan kolayca ulaşılabiliyor.

9-)Menzil Şeyhi’nin 3 milyon TL’lik lüks aracına laf edenlere ‘Yok Mercedes’e binmiş, cipe binmiş… Şerefsizler! Adam nereye bindi, indi sana ne!’ diyen Cübbeli Ahmet de Menzil’in büyüme hızını görüp ittifak kuran cemaat liderlerinden.

‘Hoca efendi hazretleri’

Bir zamanların en güçlü dini cemaat liderini ‘Hoca efendi hazretleri’ diye anmayanların ağızlarına biber sürülürdü. İktidar ile girdiği mücadeleyi kaybettiği için gözden düşen Fethullah Gülen travması toplumda henüz çok taze. 15 Temmuz’un hemen sonrasında tüm TV oturumlarında Fetö liderine insanüstü vasıflar atfedilmesine ilişkin ibretlik anıları ‘yok canım daha neler!’ kıvamında dinlemedik mi, ‘bunca okumuş yazmışlar, üst düzey yöneticiler ilkokulu dışarıdan bitirmiş sümüklü bir müezzinin arkasından nasıl gider ya?’ diye sormadık mı hepimiz?

Peki Menzil şeyhi ‘Gavsi Sani Şeyh Seyid Abdulbaki Erol hazretleri’ denen sürmeli zat Fetö’den çok daha mı eğitimli ve donanımlı, ‘Cambridge university”yi bitirmiş de biz mi duymamışız?

Bu enteresan şahsiyetin önünde eğilen, el etek öpen siyasiler, devlet yöneticileri ve okumuş insanların bu halleri ve hürmetleri, önceki yaşanan travmatik deneyimlerden çok mu farklı sanki?

ŞEYHLERİN, TARİKAT VE CEMAAT LİDERLERİNİN ORTAK YÖNLERİ

Geçmiş ve günümüz ışığında baktığımızda bu şeyhlerin, tarikat ve cemaat liderlerinin hepsinin ortak yönlerinin bir hayli fazla olduğunu görüyoruz, bunlara biraz göz gezdirelim;

1-) Bir kere bunların hepsi istisnasız çok zengin. Dua ve zikirle asla yetinmiyorlar, ‘dünyalıklara’ ve lüks yaşama aşırı düşkünler. Anlaşılan o ki; müritlerine tavsiye ettikleri şükür ve kanaatkarlık, ‘bir lokma bir hırka’ felsefesi tarikat ve cemaat liderlerini kapsamıyor.

2-) Bu muhterem zatlara Tanrı’nın diğer insanlara vermediği çok özel vasıfları bahşettiği zannediliyor, onlar da bu ‘zan”lardan oldukça memnun. Bunların elini değdirdiği hastaların iyileşeceğine, eteklerini öpmenin ve sakallarına dokunmanın sevap olacağına inanılıyor. (Cübbeli Ahmet’in sakalını okşamak için yarışanların görüntüleri bolca var.)

3-) Bunların yedikleri ve içtiklerinden arta kalanları yediklerinde ve hatta burunlarını sildikleri mendile sahip olduklarında (kâğıt ise yutuluyor) sevap kazanacakları düşünülüyor. Fetö’nün ardından şimdilerde de cübbeli Ahmet’in dişlediği hurmanın kapışıldığı videoları da görüyoruz.

4-) Bunların hepsi mevcut iktidarları ve tek adamı çok seviyorlar, ters düşmekten kaçınıyorlar. Aksi halde şu andaki ekonomik güçlerine ve etkin statülerine sahip olamayacaklarını bilecek kadar akıllılar. (Zaten ‘ne iş yaparsan yap, gayrı meşru da dâhil, iktidarı destekle, rahat et’ kuralına herkes harfiyen uyuyor.)

5-) İktidara biat etmeyen tarikat ve cemaatlerin yaşama şansının olmadığına Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı başkanı Alparslan Kuytuliyi bir örnek .Cemaat lideri ve yöneticileri ‘FETÖ/PDY, PKK/KCK, El Kaide, IŞİD silahlı terör örgütlerine bilerek ve isteyerek yardım etme, suç örgütü kurmak ve yönetmek’ iddiasıyla bir yıla yakındır tutuklular.Polis operasyonunda kasalarından 350 bin TL’ye yakın nakit para çıkmıştı. O paraların ve daha fazlasının elde edilmesine göz yumulması için iktidara destek olunması kuralına aykırı davranılamayacağını ağır şekilde öğrettiler kendilerine!

6-) İktidarlar, kanunlara göre suç oluşturan bu oluşumlara (muhaliflik yapmadıkları sürece) sempati ile bakıyor ve hatta destekliyor. Toplumu inançları üzerinden yönetmenin kolaylığını tecrübe etmiş olan iktidar, halkın bu tarikatlara ve cemaatlere tesliminde bir beis görmüyor. Vatandaşın (seçmenin) hakkı-hukuku, temel hak ve özgürlüklerini talep ederek muhalif pozisyona geçmesindense, tarikat ve cemaatlere biat ederek ‘itaatkar, kanaatkar ve teslimiyetçi’ olmalarını tercih ediyor iktidar.

SADECE DARBE NİYETİNDEKİ CEMAATLER Mİ TEHLİKELİ?

Bu cemaat ve tarikat yapılanmalarının tehlikelerini ve ülkeye zararlarını anlamak için, illa askeri darbe yapacak güce erişmeleri mi gerekir?

Bugünkü cemaat yapılanmalarının belki de hiç böyle bir niyet ve çabaları yok ve (tezgahlarını tam kurmuşken) buna gerek de duymazlar zaten.

Ancak dini orta çağ zihniyeti ile yorumlayan, laik cumhuriyetin kazanımlarına ve özgürlüklere, seküler yaşam tarzına, bilime ve akla doğrudan karşılar. Bilimin tüm nimetlerinden, tıptan ve teknolojiden sonuna kadar faydalanırlar, ancak bu bilimin oluşum ve gelişiminin yegâne kaynağı olan aklın özgürlüğünü toptan reddederler.

Öne sürdükleri öğretiler ile toplumun refahına ve ülkenin gelişmesine katkı sağlamadıkları gibi, aydınlanma önünde direk engel oluşturan yapılar bunlar.

Bu tarikat ve cemaatlerin halkın refahı ve ülkenin gelişmesine zerre katkılarının olmadığını bizi yönetenler de biliyor tabi ki. Zaten iktidardakilerin öncelikleri kendi ömürlerini olabildiğince uzun tutmak olduğundan, bu amaca hizmet etme potansiyeli gördükleri her türlü oluşuma (ülke menfaatlerine aykırı da olsa) yol veriyor ve hatta destek oluyor. Ta ki, ‘Allah affetsin, kandırıldık’ denilene kadar.

Yurt Gazetesi Yusuf Fidan

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top