DÜNYA

BÖLGE DEVLETLERİNİN AZERBAYCAN – ERMENİSTAN ÇATIŞMASINA İLİŞKİN TUTUMLARI

İsrail ve Azerbaycan, uzun yıllardır yakın ilişkilere sahip. İsrail’in en yetenekli diplomatlarından biri olan George Deek, İsrail’in Azerbaycan’daki yeni büyükelçisi olarak görev yapıyor.

AZERBAYCAN-ERMENİSTAN ÇATIŞMASI BÖLGEDEKİ KUVVETLER İÇİN NE İFADE EDİYOR?

Bölge devletlerinin Azerbaycan – Ermenistan çatışmasına ilişkin tutumları ve çatışmaların İsrail ve Ortadoğu’ya yönelik olası etkileri

Jerusalem Post’ta, Seth J. Frantzman imzasıyla yayınlanan iki makale:

ABD’nin bölgedeki hegamonik gücünü yitirmesiyle birlikte Rusya, Türkiye, İran ve İsrail gibi ülkeler krizlerde daha etkin rol üstlenmeye başladı..

Frantzman’e göre, Azerbaycan-Ermenistan çatışması; Türkiye ve İran’ın bölgedeki stratejik hedefleri dolayısıyla İsrail tarafından, ‘endişe verici bir gelişme’ olarak kabul ediliyor.

Frantzman, Rusya’nın henüz çatışmaya dahil olmadığını, ancak ‘Ermenistan’a bir adım daha yakın duran’ bir arabulucu görüntüsü verdiğini, Türkiye’nin ise aksine, aktif bir biçimde Azerbaycan’ın yanında yer aldığını belirtiyor.

İşte, makalelerden satırbaşları:

TÜRKİYE VE RUSYA

Ankara oyuna fiili olarak dahil olursa, Rusya (arzu ettiği arabulucu rolü gereği) Türkiye ile anlaşmanın yollarını arayabilir. Astana, Soçi ve Libya’daki diplomatik yaklaşımlarına bakarsak bunun bir tür Rus modeli olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye ile hem anlaşmazlık içindeler, hem de müzakere masasında oturuyorlar. Öncelikli hedefleri ise Batılı güçleri bölgeden çıkarmak…

İRAN, TÜRKİYE VE AZERBAYCAN

İran da, Kafkasya coğrafyasını dikkatle takip eden oyunculardan biri. Bir süredir Azerbaycan’la yeni bir demiryolu projesi yürütüyor. İran’ın temel hedefi de Rusya ile örtüşüyor: Çok kutuplu bir dünya yaratma arzusunda, Çin ve Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmak…

Bu amaç, bir yönüyle Türkiye’nin de ilgisini çekiyor, zira İran ve Türkiye görece sıcak ilişkilere sahip. Üstelik İran, (Güney Azerbaycan’da yaşayan) ciddi bir Azerbaycan Türkü nufusuna sahip ve vatandaşlarının oluşabilecek muhtemel bir istikrarsızlığa nasıl tepki vereceğini kestiremiyor.

ABD VE AB

ABD artık 1990’larda olduğu gibi savaşları durdurmayı umursamıyor gibi görünüyor, bu da Moskova, Tahran, Ankara ve diğer ülkelerin Kafkasya’daki çatışmalarda büyük rol oynayacağı anlamına geliyor.

Avrupa Birliği artık anlamlı bir rol oynamıyor ve bölgedeki çoğu ülke, Avrupa ülkelerinin genellikle kuru demeçler verip bildiriler yayınladıklarını, bunun dışında da pek bir şey yapmadıklarını düşünüyor. AB’ye yönelik bu kanı Suriye, Libya, Doğu Akdeniz krizleri ve son olarak Belarus olaylarında kuvvetlendi.

TÜRKİYE, İSRAİL, AZERBAYCAN

İsrail ve Azerbaycan, uzun yıllardır yakın ilişkilere sahip. İsrail’in en yetenekli diplomatlarından biri olan George Deek, İsrail’in Azerbaycan’daki yeni büyükelçisi olarak görev yapıyor. Telaviv ayrıca Bakü ile savunma ticareti yürütüyor. Azerbaycan Müslüman bir ülke ve İsrail’e en açık ülkelerden biri, ancak bu ilişkiler oldukça karmaşık bir boyutta. İsrail’in Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmalarda tarihsel bir çıkarı yok. İsrail için sorun, bölgede kendi çıkarlarına yönelik en büyük tehlike olarak gördüğü ülke olan Türkiye.

Ankara-Bakü ilişkileri giderek daha güçlü hale geliyor ve bu durum, İsrail’in bölgedeki pozisyonuna zarar verme potansiyeli taşıyor. Örneğin, geçmişte İsrail, Azerbaycan’a silahlı insansız hava araçları satarken, bugün bu görevi Türkiye üstlenmiş durumda.

TÜRK SİHA’LARI

Rusya, Türkiye ve diğer devletler, sahip oldukları hava savunma ve askeri sistemleri test etmek istiyor.

Azerbaycan’ın Türk SİHA’larına yaptığı büyük yatırımın, çatışmaları kazanmasına yardım edip etmeyeceğini herkes merak ediyor. SİHA’lar zayiatı azaltmaya yardımcı olacaktır, ancak hiçbir zaman büyük bir savaşı kazanmak için taktiksel olarak başarılı bir şekilde kullanılmadığını not etmekte de fayda var.

Türkiye, SİHA endüstrisinde yeni bir fenomen, oysa İsrail tarihsel olarak bu alandaki lider ülkelerden biri. Türkiye bir zamanlar, İsrail tarafından üretilen Heron marka SİHA’ların en büyük müşterilerinden biriydi, bugün durum değişti…

AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ’DEKİ FAALİYETLERİNE DESTEK

Azerbaycan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini açık şekilde desteklediklerini söyledi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri, Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Meseleleri Daire Başkanı Hikmet Hacıyev:

“Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini açık şekilde destekliyoruz. Türkiye bölgede uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını korumaktadır..

Ermenistan’ın bölgede barış ve istikrarı engelleyen saldırı politikasından vazgeçmek yerine ‘saçma açıklamalar’ yapıyor. Erivan yönetimi işgalci politikalarını saklamak için diğer ülkelere karşı yalan ve sahte ithamlarda bulunuyor..

Azerbaycan topraklarını yaklaşık 30 yıldır işgal altında tutan ve devlet armasında halen Ağrı Dağı’nın resmini bulunduran Ermenistan’ın bu açıklamasını hem gülünç hem de kendilerini ilgilendirmeyen konulara müdahale etme girişimi şeklinde değerlendiriyoruz..

Herkesin yerini bilmesi ve sınırı aşmaması gerektiğini düşünüyorum. Diplomasi ciddi bir alandır ve sorumsuz beyanlara yer yoktur. Böyle bir açıklama ile Ermenistan her şeyden önce kendini küçük düşürüyor. Eminim Ermenistan’ın Doğu Akdeniz’deki olaylardan haberi yoktur ve açıklamalarının tek sebebi konunun Türkiye’yi ilgilendirmesidir..

Ermenistan’ın Sevr Antlaşması hakkındaki açıklamasına ilişkin… Bu ülkenin geçmişin esiri olmaktan kurtulmak, nefreti bir kenara bırakmak ve komşularıyla barış içinde yaşamayı öğrenmekten aciz olduğunu vurgulamaliyim..

Türkiye ve Azerbaycan’ın iyi günde de kötü günde de birbirini desteklediğini ifade etmeliyim. Azerbaycan, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini açık şekilde desteklemektedir. Türkiye bölgede, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını korumaktadır.”

AZERBAYCAN-ERMENİSTAN GERİLİMİ SERTLİKLE ÇÖZÜLECEK”

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi, Rusya-Avrasya ve güvenlik politikaları üzerine çalışan Prof. Dr. Mitat Çelikpala:

“Taraflar, zaman zaman birbirinin savunma ve saldırı hazırlığını kontrol ediyor. Yoklamaların ardından Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek açıkça görüldü. Ermenistan, bunu farklı bir tehdit olarak da algılıyor..

Ermenistan-Azerbaycan arasındaki gerilime ilişkin…Her iki taraf da belirli aralıklarla birbirlerinin savunma sistemlerini yokluyor. Uzun yıllardır çözüm için bölgede olan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), soruna çözüm sunmuyor. Bu iş masada değil, daha farklı sertlikle çözülecekmiş gibi gözüküyor..

Ermenistan, Rusya’nın Kafkasya’daki üssü gibi. Bütün savunma düzenini bunun üzerinden yürütüyor. Karşılığında birtakım tavizler vermek zorunda kalıyor. Karabağ ekibi de bu tavizleri etkin biçimde yürüten taraf.

Ermenistan içindeki Karabağ ekibi, saldırıdan bir hafta önce ulusal güvenlik stratejisi hazırladı ve metnin ‘Türk düşmanlığı’ içerdiğini belirtmeliyim…

Karabağ ekibinin Rusya ile organik bir bağı var. Tovuz’a saldırı, Karabağ ekibinin stratejisinin bir parçası olabilir..

AGİT, uzun yıllardır iki ülke arasındaki sorunlara çözüm sunamadı ve güven kaybetti. Azerbaycan tarafı çok hızlı tepki verdi. Karşılığında, 90’ların başından beri ilk defa Azerbaycan’da bir tümgenerali öldürdüler. Çok üst düzeyde bir ölüm bu. Bunun bedelleri ödenir. Çok sessizce kabullenilecek bir şey değil.”

‘KARABAĞ EKİBİ’

Prof. Dr. Mitat Çelikpala:

“Saldırıdan birkaç gün önce, 10 Temmuz’da Ermeni tarafı yeni ulusal güvenlik stratejisi yayımladı. Bir önceki strateji, 2007’nin şubat ayında yayımlandı. 2007’deki strateji Karabağ odaklıydı. Güvenlik algılaması ve savunması bunun üzerinden yürüyordu. Nikol Paşinyan yönetiminin 10 Temmuz’da yayımladığı belge ise Ermenistan içinde de eleştirildi. Çünkü çok genel ve muğlak olarak görüldü. Belgede sertlik söylemi, kiliseye dayanma, diasporayla işbirliği kurma, pan-Ermeni hareketi yaratma etkisi gibi söylemler var. Belgede, en büyük tehdit olarak Türkiye ve politikalarının görülmesi dikkat çekti. Düşünün ki bir ülkenin güvenlik strateji belgesinde başka bir ülkeyle ilgili değerlendirme yapılıyor. Açık bir Türk düşmanlığı mevcut, Türkiye problematik bir ülke olarak görülüyor. Türkiye, son dönemdeki tarzı ve tavrıyla Ermenistan için iyi komşuluk niyeti olmayan bir ülke olarak nitelendiriliyor. Türkiye’nin ‘kışkırtmasıyla’da Azerbaycan’ın düzenleyeceği bir saldırının bölgeyi darmadağın edeceği öngörülüyor. Dağlık Karabağ’ı da yine bu anlayışın merkezinde tutuyorlar. Ermenistan içindeki dengeler de oldukça karmaşık. 2007 stratejisini hazırlayan grup, ‘Karabağ ekibi’ denen ekipti. Bu ekibin asker ve güvenlik bürokrasisi, istihbarat, ordu içindeki ağırlığı hâlâ devam ediyor. Bu ekip, Paşınyan’ın çıkarttığı belgeyi eleştiriyor.”

RUSYA’DAN BİR İLK…

Prof. Dr. Mitat Çelikpala:

“Karabağ ekibinin Rusya ile organik bağı olduğunu belirtmeliyim.. Ermenistan, Rusya’nın Kafkasya’daki üssü gibi. Bütün savunma düzenini bunun üzerinden yürütüyor. Bunun karşılığında da Ermeni tarafına birtakım tavizler vermek zorunda kalıyor. Karabağ ekibi de bu tavizleri etkin biçimde yürüten taraf..

Tovuz’a saldırıda, Karabağ ekibinin payı olabileceğine dikkat çekmek isterim..

90’lı yıllarda da bunun örneklerini gördük. Moskova-Çeçen meselesinde, masada çözüm gibi öneriler geliştirilmişti. Ama merkezde alınan siyasi kararlar, sahadaki askeri yapılar tarafından ciddiye alınıp uygulanmadı. Hatta zaman zaman tam tersi yapıldı. Moskova anlaşma imzaladı ama ordu, bu işi tamamen değiştirdi. Tek başına bağımsız bir Ermenistan ordusundan söz etmek mümkün değil. Rusya her yerde. Ufak tefek denemelerle yoklamalar çekiliyor olabilir. Saldırının arkasında ne kadar Ermenistan muhalefeti, ne kadar merkezdeki Paşinyan’dan bağımsız bir hareket tarzı var, görmek lazım. Saldırı, Paşinyan hükümetinin sıkıştırılmasıyla ilgili olabilir. Tovuz olayında kimin ne taraftan, ne kadar sorumlu olduğu hâlâ havada. Ama ilk kez Rusya tarafında Ermenistan’a destek veren bir söylem yükselmedi.”

BAĞIMLILIK AZALDI

Türk ve Azerbaycan ordusunun, bölgede yaptığı ortak tatbikatın etkilerini de değerlendiren Çelikpala, şu ifadeleri kullandı:

“Tatbikat, Azerbaycan’a çok açık bir destek. Tatbikatlar planlı olduğu için yapılacağını Ruslar da Ermeniler de biliyor. Ölçeği büyütülmüş ve görünürlüğü artırılmış vaziyette. Çünkü Nahçıvan bizim için önemli. Bu, Ermenistan’a da ‘herkes ayağını denk alsın’ mesajı. Son dönemde Türkiye ile Rusya ilişkilerine bakıldığında, iki tarafın da birbirinden huzursuz oldukları konu başlıkları olsa da bölgedeki dengeleri görüyorlar. Türkiye’nin, Rusya’nın Pantsir’lerini Suriye’de ve Libya’da yok etmesi unutulmamalı. Rusya artık bunları kimseye satamaz. Ayrıca Türkiye, Suriye’de, belli bir alan hâkimiyeti sağlamış vaziyette. Bunlar, Türkiye’nin, Rusya bağımlısı bir ülke olduğu imajının ortadan kalkmasını sağlıyor. Doğalgaz ve petrol ticaretindeki rakamlar da düşüyor. Türkiye’nin Rusya’ya bağımlığında iki yıl öncesine göre ciddi bir azalma var. Bu da Türkiye’yi daha bağımsız bir aktör haline getiriyor. Rusya, bundan rahatsız olabilir. Türkiye’nin yeniden çok boyutlu ilişkilerine dönmesi gerekiyor.”

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet- Sena Yaşar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top