GÜNDEM

“BİSİKLETLE GEZEBİLİYOR MUSUNUZ HADİ GEZ”

“TÜRK DEVLETİ BÖYLE BİR ÜSLUPLA YÖNETİLEMEZ!”

“BENDEN KORUMA İSTEME O ZAMAN KENDİ ARACINLA GİT, GEREKİRSE BİSİKLETLE GİT ” 

“TÜRK DEVLETİ BÖYLE BİR ÜSLUPLA YÖNETİLEMEZ!”

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu:

“İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı  ‘Benden koruma isteme o zaman kendi aracınla git, gerekirse bisikletle git’ şeklindeki sözleri..

Türk devleti böyle bir üslupla yönetilemez. Sokak çetelerinin kullandığı bir dil, böyle ifadelerle yönetilen devletin Türk Devleti olması bizi mahcup etmiştir..

Kamu düzenini sağlamakla görevli bir bakanın, yargının tepesindeki en üst düzey Anayasa Mahkemesi Başkanına bu dille konuşmasını makul görmek mümkün değildir..

Kamu düzenini sağlamak demek ülkenizi bisikletle gezilecek ülke haline getirmek demektir. Çeyrek asırdır iktidarda olup, son tahlilde Anayasa Mahkemesi Başkanına, ‘Bisikletle gezebiliyor musunuz hadi gez’ demek, ülkemizi güvensiz hale getirdik, berbat ettik, yönetemedik, güvenle gezilemez bir ülkenin İçişleri Bakanlığı görevini yapmaktayız demektir. Aslında bu biz vazifemizi yapamadık demektir, bunun peşinden istifa gelir..

Sayın Cumhurbaşkanı hatırı sayılır korumalarla geziyor, bizim ülkemizin en iftihar edilecek tarafı iktidara geldiklerinde taahhütleri buydu, memleketin her bir tarafına insanların huzurla gidebildikleri bir ülke vadetmişlerdi 20 yıl sonra bulduğumuza bakın. Geldiğimiz durumda devletin Bakanı, Anayasa Mahkemesi Başkanına ‘hadi bisikletle gez bendi gezerim’ diyor. Bisiklet savaşları başladı..

Bisikletle gezilebilir bir ülke vadediyoruz İYİ Parti olarak. Makam arabalarından kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Camilerde koruma ordusuyla namaz kılan protokolden kurtulmuş bir ülke vadediyoruz. Devletin bakanlarının bile Cumhurbaşkanıyla görüşme konusunda geniş bir koruma protokolünden kurtulmuş bir ülke vadediyoruz.. 

Sayın Soylu duysun, milletimizde duysun İYİ Parti’nin en mühim taahhütlerinden bir tanesi makam arabalarının elden çıktığı, koruma ordusundan hem trafiğin, hem gözümüzün kurtulduğu bir ülke vadediyoruz. Süleyman Soylu Bey’in bu en son ifadesi bundan daha kötüsü olmaz diyebileceğimiz bir ifadedir.”

“21 GÜN TAM KARANTİNA UYGULANABİLMİŞ OLSAYDI BUNLAR OLMAZDI”

Yavuz Ağıralioğlu:

“Pandeminin başında 21 gün tam karantina uygulanabilmiş olsaydı, onun sonuçlarına göre ters karantina uygulayarak virüsle mücadelede çok etkin, çok daha güvenli netice alınacak bir imkana sahip olunabilirdi..

Madem böyle sürü bağışıklığına fiili durum olarak geçecektik, bunu bir yönetim stratejisi haline dönüştürecektik o zaman bu kadar sağlık çalışanını virüsün üzerine salmaya ne gerek vardı. Madem sürü bağışıklığına dönülecekti devletin imkanları bu kadar neden heder edildi. Madem kaderciliğe teslim olacaktık bu kadar fedakarlık niye yapıldı. Bizim milletimiz halaya, horona, düğüne kurban verdi. Düğünlerde halaya kurban edildik..

Bu artık sağlık sisteminin bir yükü değil insanlığın yükü haline gelmiştir..

Sağlık çalışanlarımız kendi evlatlarından, analarından babalarından uzakta yaşıyorlar biz daha konforlu yaşayalım diye. Sağlık çalışanlarının emeklerini, doktorlarımızı yetiştirmek için onca imkanı seferber ederek elimize geçmiş sağlık kadrosunu bu kadar pervasızca kurban etmek ne devlete yakışır, ne milletin geçmişine yakışır..

Türk devleti virüsle mücadele ederken tabii ki ekonomik zorluklarını da yürütebilmeliydi..  

Bu disiplinsizliğin savrulmanın, bu kadirbilmezliğin karşısında sağlık çalışanları artık iyileştirme motivasyonunu kaybetti, devletin bu anlamdaki savurganlığının bedelini sadece kendilerinin ödüyor olmasından müzdarip oldular, istifaların eşiğine geldiler..

Yoğun bakımlarda yoğunluk oranları dolmuş artık çadırların kurulmasına mecburiyet oluşturuyor..

Pandemi ile ilgili istatistiklerin yanlış olduğuna dair bir hissiyat, devlete olan güvensizlik var. Sağlık Bakanlığı ilgili bütün kurumları biraraya getirerek, bu virüsün, bulaşı sürecinin bütün detaylarının, kime nasıl bulaşmışsa, kim hangi gerekçe ile vefat emişse, vücuttaki tahribatın detaylarının virüsle mücadelede bize yeni bir yol haritası oluşturacak şekilde verilmesi lazım..

İstatistiği hayatta olmayan bir toplum mümkün değil bu mücadeleyi kazanamaz..

Şimdi daha etkin bir mücadele ile karşı karşıyayız. Hastanelerin dolduğu bir süreçte sonbahara giriyoruz. Sonbaharın artan hasta sayılarıyla birlikte riskin daha büyük olduğunu söylüyorlar, biz daha etkin bir hazırlığa başlamazsak, yeniden tam karantinayı düşünemezsek, sahayı bu tam karantinada yönetme organizasyonu kurulamazsa birkaç ay sonra karşı karşıya olduğumuz yük bugünkünden çok daha fazla olacaktır. Devleti bu hassasiyete uygun bir ciddiyeti taşımaya davet ediyoruz.”

“PANDEMİ DOLAYISIYLA ARKASINA SIĞINDIKLARI HİÇBİR MAZERET EKONOMİNİN KÖTÜ YÖNETİLDİĞİ GERÇEĞİNİ GİZLEYEMEZ

Yavuz Ağıralioğlu:

“Ekonomi pandemiden önce bozuldu. 2019 verilerinde hatırı sayılır bir küçülme yaşandı, pandemi ise bunun tuzu biberi oldu..

Hükümet 2002’den 2020’ye kadar her günü bir öncekinden daha kötü olan hükümetin konjonktürel olarak kredilerle büyüttüğü ekonomiyi çok başarılıymış gibi takdim etmesini doğru bulmuyoruz..

Konjonktürel büyüme rakamlarından daha büyük kronik problemlerimiz olduğunu düşünüyoruz..

Bütün istatistikler, memleketin bütün verileri 2002 verilerine dönmüş durumda. Memleketi teslim aldıkları süreçlerden daha kötü süreçlere taşımışlarsa memleketi bunu dış güçler gibi takdimle kurtarmalarını doğru bulmuyoruz. Geniş tanımlı işsizlik yüzde 6’lara vardı. İşsizler ordusuyla karşı karşıyayız. 8 milyon 800 kişi hükümetten iş bekliyor. Memlekette işsizlik var, esnafımızın dertleri var, dar gelirli gruplarımız var ama hükümet ‘batmalarına seyirci kalamayız’ diye havaalanı inşaatında vermiş oldukları müteahhitlerin devlete ödeme taahhüdünde olduğu kiraları ötelemeyi konuşuyor. Batmalarına müsaade edemeyiz cümlelerinin içerisinde dar gelirliyi unutup zenginleri kurtarma ifadeleriyle devlet yönetmeye kalkıyorlar. Biz Hükümetin milletini de bu 5 müteahhit gibi saymalarını istiyoruz. Geçen dönem kredi vererek şimdi ilk taksidini ödemeyle karşı karşıya kalmış ödemelerini neden ertelemiyorsunuz. Çocuklarımız, onların KYK borçlarını niçin ötelemiyorsunuz da müteahhitlerin taahhüt ettikleri paraları niçin öteliyorsunuz. Pandemi dolayısıyla arkasına sığındıkları hiçbir mazeret ekonominin kötü yönetildiği gerçeğini gizleyemez..

Tüketilen onca rezerv ve ihtiyaç akçelerinden sonra şimdi de BES’te birikmiş olan 154 milyar liraya göz dikildi..

Bunların doymak bilmez para kazanma arzusunun kuralsız kazanmanın kurumsallaştı, verimsiz kamu yatırımlarının bütçeye yük haline geldiği bir dönemde en son bireysel emekliliğe göz dikmiş olmasının hükümetin yürünecek yollarının bittiğinin alameti..

Bunca kuralsız işin arasında tavsiyemiz şudur, ödediğiniz kamu zararları, faize ödediğiniz 496 milyar dolar para, SGK açıkları maharetli bir yönetimle harcamaz duruma gelseydiniz bugün pandemiyle karşı karşıya kaldığı durumda hiçbir vatandaşı mağdur etmemiş olurdunuz..

Biz memleketin kötü yönetildiğine inanıyoruz, kaynaklarının israf edildiğine inanıyoruz..

Hükümet; Doğu Türkistan’da yaşadıkları zulmü Türkün başkentinde dillendirmek için Ankara’ya yürüyen 18 kişiyi Ankara’ya sığdıramadı, aileleri orada olup buna dikkat çekmek isteyen insanların feryadına kulak tıkadı. 5 milyon Süriyeliyi ağırlayan Meclis, Doğu Türkistan’da ızdırap çeken insanların ağızlarını kapatır hale gelmiştir. 5 milyon Süriyeliyi ağırlamak bir mecburiyetçe, lütfen bizim memleketimizdeki Doğu Türkistanlıları da Suriyeli saysınlar..

Eziyet çekmiş insanlar buraya sığınıp başlarına gelenleri dünyaya duyurma imkanı bulamayacaksa biz nasıl kimsesizlerin kimi oluyoruz..

Sayın Cumhurbaşkanı’nı dünya 5’ten büyüktür derken bahsetmiş olduğu çerçeve içerisinde Çin’i de kınamaya, Çin’i de Türklere yapmış oldukları soykırımdan, Türklere yaptıkları eziyetten kurtulmaları için irade ve tavır koymaya davet ediyoruz. Doğu Türkistan konusunda hassasiyet göstermesi gereken ülkelerinde başında Türkiye gelmektedir.”

5 MİLYON CESUR OYUMUZU, 83 MİLYONUN UMUDU HALİNE GETİRME KURULTAYI OLACAK

Yavuz Ağıralioğlu:

“Bu hafta sonu kurultayımız var, bizim açımızdan şöyle önemli; memleketin kötü yönetildiğini, kaynaklarının israf edildiğini düşünüyoruz, memleketin ufkunun karardığını düşünüyoruz, demokrasinin yoğun bakıma girdiğini ifade özgürlüğünün kalitesinin bozulduğunu düşünüyoruz, kamu yönetiminde liyakatin değil sadakatin koyulduğunu düşünüyoruz, ülkenin gelir gider adaletsizliğinde fakirlik kapanının büyüdüğünü düşünüyoruz. En fakir kesimin ezildiği düşünüyoruz.

Memleketi yeniden kendi tabii mecrasına oturtmak için kurduğumuz partimizin kurultayı var..

Memleketin yükünü kaldırmaya, memleketi bir ve beraber etmeye irade koymuş bir kadronun coşkulu bir günüdür..

Partimizin kurultayı 5 milyon cesur oyumuzu, 83 milyonun umudu haline getirme kurultayı olacak. Siyasetin kızan, bağıran, çağıran çehresi yerine birleştiren, buluşturan, kaynaştıran, memleketi aile gibi sarıp sarmalayan yeni bir siyasal dile emanet edeceğiz. Siyasi rekabette kurban vermeyeceğimiz bir ahlakla siyaset yapıyoruz..

Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri söz konusu olduğunda Albayrağa sadık her Türk vatandaşın yapması gerekenleri yapan bir siyasal sorumluluğu taşıyacağız..

Hükümetin cevabını vermek zorunda olduğu şey şudur, bu kadar haklı tezlerimizle, bu kadar yalnızlığımız hangi diplomasi hatasının sonucudur. Ege’de hükümetin tezleri devletimizin tezleridir biz Ege’de Akdeniz’de bir adım geri atmamalıyız ama bu kadar tezlerimizin doğruluğuna rağmen bu kadar yalnız olmamızın cevabını hükümet vermelidir. En haklı olduğumuz, en güçlü olduğumuz bir konuda Türk devletinin bu kadar yalnız olması diplomasi hatasıdır.”

Seçim barajı çalışmaları ve online seçim sistemi öngörülüyor Ekim ayında Meclis’e gönderilecek bu konudaki görüşleriniz nedir? 

Yavuz Ağıralioğlu:

“Detaylarını bilmiyoruz ama genel olarak Hükümetin bu tür düzenlemelerde demokratikleştirmeden ziyade kendi avantajını koruma hassasiyeti var..

18 sene sonra siyasi partiler kanununa dokunmaya karar vermişse bu demokratikleşmeden daha çok iktidarda kalma avantajını yönetme teşebbüsüdür..

Hükümetin bu konularda klasiği şöyle, maçın içinde kural değiştirmek iktidarda kalma avantajını kendi gücüyle planlamak gibi bir stratejiye kendi gücüyle demokrasi mücadelesi vermeyi seviyoruz diyorlar. Hükümetin bu tür meseleleri konuşurken iktidarda kalma avantajını yönettiğini düşünüyoruz. İktidarda kalmak matematik işi değildir, iktidarda kalmak gönül işidir, ahlak işidir, savunduğunuz ve millete mal ettiğiniz ilkeleri, sözleri tutma işidir.”

Bahçeli, açıklanan rakamları yalanlayanlar ne biliyorlarsa açıklamalılar dedi. Rakamlar güvenilir dedi rakamlar güvenilir mi bu açıklamayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yavuz Ağıralioğlu:

“Biz inşallah hükümete bir gün bu istatistikler açıklandığı zaman inşallah hükümetin hissesine kendi milletinden gerçekleri saklamak gibi bir utanç kalmaz..

Biz belediyelerin defin kağıtlarından, hastanelerdeki yığılmalardan, çıkan cenazelerden ambülanslarla Anadolu’ya gönderilenlerden takip ediyoruz. Bu rakamlarla sürekli bize sürekli açıklanan rakamlar birbirini tutmuyor. Şimdi bütün memleket kıpkırmızı ama ne hikmetse rakamlar aynı vefat rakamları da hasta rakamları da aynı..

İnşallah hükümetin üzerine rakamları gizlemek gibi bir mahcubiyet düşmez. Dünyanın her yerinde bu rakamlar artabilir, bizim ihtiyacımız olan şey doğru bilgiler, istatistik bu mücadeleyi nasıl yapacağımızla ilgili bir program yapabilme imkanı sunar.”

Yeni yayınlanan NAVTEX’le ilgili uzmanların bazı görüşleri var siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yavuz Ağıralioğlu:

“Yunanistan fiili durum oluşturuyorsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti de fiili durum oluşturacak. Adaları silahsızlandırma taahhüdüyle kendilerine devredilmiş adaları silahlandırarak hukuku çiğniyorlarsa Türkiye’nin da bu fiili duruma mukavele etme hakkı vardır. Hükümetin maharetle yönetmesi gereken bu diplomasi alanını kötü yönettiğini düşünüyoruz.”

NE OLMUŞTU?

Süleyman Soylu’nun hedefinde bu kez kim var… “Ben varım sen var mısın”

SÜLEYMAN SOYLU BAŞKANINA TEPKİ GÖSTERDİ: “KENDİ ARABAMLA TEK BAŞINA GİTMEYE BEN VARIM SEN VAR MISIN”

Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararları eleştiren Soylu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) şehirlerarası yollarda gösteri yürüyüşünü yasaklayan kanunu iptal etmesine tepki göstererek AYM Başkanı Zühtü Arslan’a şöyle seslendi.

Süleyman Soylu:

“Geçtiğimiz günlerde basında Anayasa Mahkemesi’nin toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunundaki şehirlerarası ‘karayollarında toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenlenemez’ hükmünü iptal ettiği şeklinde bir haber yapıldı. Yazım aşamasında olan bu kararın uygulamada ne gibi sorunlara yol açacağını en iyi burası bilir.

Enteresan bir işle karşı karşıyayız. Sosyal medyada bir terörizm olduğunu herkes kabul ediyor. Hemen Anayasa Mahkemesi bir düzenleme yapıyor, ‘bunu siz kolluk kuvveti olarak belirleme hakkına sahip değilsiniz’ diyor. Başımızın üstüne. Sonra vatandaşımız şikayet ediyor. ‘Biz bu kadar hakaretle karşı karşıyayız’ diyor. Cumhurbaşkanımızdan başlayarak tüm devlet büyükleri karşı karşıya kalıyor.

Sonra güvenlik tatbikatları var, iptal ettiler. Nesini iptal ettiniz? FETÖ, Türkiye’yi ele geçirmeye çalıştı. Nerede ele geçirmeye çalıştı? Yargıda, Emniyette, TSK’da. Bunlar kim, kamu görevlisi. Kamu görevlileri kamuya nasıl giriyorlar. Ben anlamıyorum. Şartlar, şekiller. Şu özgürlüktür, şu değildir. Burada bir şey yapılmak isteniyor. Sadece terör örgütüne mensupsa kamuya girmesin. Kim girerse girsin. Atıyoruz zaten. Bu özgürlükleri engeller. Peki. Ben gördüklerimi söyleyeyim, sonra ne söylerse söylesinler.. 

Sevgili AYM Başkanı, size söylüyorum. Şehit cenazelerindeki 1 yaşındaki çocukların gözyaşlarını ben yaşıyorum. Anne ve babalarla biz konuşuyoruz. Canı yanan biziz. Onun için sözlerime alınabilirsiniz, alınmayabilirsiniz ama bunu söylemezsem bu dünyaya karşı da öbür dünyaya karşı da kendimi mesul hissediyorum..

Anayasa Mahkemesi Başkanı’na buradan söylüyorum. Madem özgür bir ülkeyiz, ana caddelerde, sokaklarda özgürce yürüyüş hakkının ortadan kaldırılmasını onayladınız. Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım. Hadi git gel, özgürüz ya. Tamamen her şey güvenlik altında ya, hadi git, niye polis koruma alıyorsun, niye eskortlarla geziyorsun o zaman? Anayasa Mahkemesi Başkanı’na söylüyorum kendi arabamla tek başına gitmeye ben varım sen var mısın?” 

“ŞU HDP’DE AKLI BAŞINDA OLAN BİR TEK KİŞİ YOK MU YAHU, TEK BİR KİŞİ?”

Süleyman Soylu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Virüs salgını bize gösterdi ki, standartlarına kavuşmak istediğimiz Avrupa ve ABD’nin sağlık sistemi, bizden kesinlikle daha iyi değil..

Bu yıl sadece 35 kişi dağa çıktı. Terör örgütünün bütün psikolojisini çökerttik..

Bir bilanço vereyim: 2014-2019 döneminde uzaklaştırılan belediye başkanlarından 94 kişiden 63’ü hakkında ilk derece mahkemelerinin verdiği ceza, toplam 628 yıl 908 ay 323 gün… Bunların bir üst derece mahkemelerde kesinleşen cezaları ise toplam 126 yıl, 230 ay ve 62 gündür..

Şu HDP’de aklı başında olan bir tek kişi yok mu yahu, tek bir kişi?.

2018 yılında 771’i kanuna aykırı olmak üzere toplam 46 bin 389, 2019’da 846’si kanuna aykırı olmak üzere 51 bin 525; 2020’de 9 Eylül itibariyle 368’i kanuna aykırı olan 21 bin 841 toplumsal eylem ve etkinlik gerçekleştirilmiştir.”

“İSTİFAYA DAVET EDİYOR

Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu tepki gösterdi.

Mustafa Yeneroğlu:

“Anayasa’ya göre; ‘Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.’

Ciddiye almıyor olsa da buna İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da dahildir.

4 yıldır iç işlerinden sorumlu Bakan, Anayasa Mahkemesi Başkanına araba ile kendi ülkesinde tek başına yolculuk

yapabilmenin, bisikletle işe gelip gidebilmenin ne kadar tehlikeli olduğunu bizzat itiraf ediyor.

Birisi ona bundan kendisinin sorumlu olduğunu hatırlatabilir mi acaba?

İşkence ve kötü muameleye onay veren, AYM Başkanı’nı hedef alan, görev alanı olan cadde ve sokaklardaysa güvenlik zaafiyeti olduğu ikrarında bulunan İçişleri Bakanı demokratik hukuk devletinin bütün unsurlarıyla tezat içerisindedir.

İçişleri Bakanı’nı istifaya davet ediyoruz.”

SÜLEYMAN SOYLU’YA AYM ÜYESİNDEN ÇARPICI YANIT

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ı hedef alan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya bir Yüksek Mahkeme üyesinden yanıt geldi.

AYM Üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım, Anayasa’nın bir maddesini yazıp bisikletli fotoğraflarını paylaştı.

AYM üyelerinden Prof. Dr. Engin Yıldırım:

Anayasa’nın 138. maddesi:

“Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Yıldırım daha sonra  “Bisiklet maceram 2020-1992” yazarak bisikletli fotoğraflarını paylaştı. 

Prof. Dr. Engin Yıldırım, 19.10.2015-25.10.2019 tarihleri arasında Anayasa Mahkemesi Başkanvekilliği görevini de yürütmüştü.

İLGİLİ HABER

odatv

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top