GENEL

MESLEKİ İTİBAR SIRALAMASINDA İLK 10 MESLEK…

Üniversite adaylarında tercih dönemi başlarken, öğrenciler ve ebeveynlerinin aklındaki en önemli sorulardan bir tanesini de doğru meslek tercihi yapmak oluşturuyor.

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK İTİBAR GÖREN MESLEKLERİ BELLİ OLDU

Türkiye’de Çalışma Hayatı ve Meslekler Araştırması’na göre mesleki itibar sıralamasında ilk 10 meslek…

Sırasıyla:

  • Tıp doktorluğu,
  • Hakimlik,
  • Üniversite Profesörlüğü,
  • Pilotluk,
  • Büyükelçilik,
  • valilik,
  • diş hekimliği,
  • yüzbaşılık,
  • generallik ve
  • avukatlık şeklinde gerçekleşti.

TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA HAYATI VE MESLEKLER ARAŞTIRMASI TAMAMLANDI

Toplumsal Yapı Araştırma Programı’ndan yapılan açıklamaya göre, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lütfi Sunar’ın yürüttüğü Türkiye’de Çalışma Hayatı ve Meslekler Araştırması tamamlandı.

Toplumsal Yapı Araştırmaları Programı (TYAP) kapsamında yürütülen araştırma neticesinde yayımlanan rapor Türkiye’de çalışma hayatının dönüşümünü, insanların iş hayatından beklentilerini ve farklı mesleklere bakışını ele alıyor. 

ARAŞTIRMA 2 BİN 711 KİŞİYLE YAPILDI

26 ilde 2 bin 711 kişiyle yüz yüze görüşmelere dayanan araştırma, çalışma hayatındaki güncel dinamiklerin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Türkiye’de mesleki itibar hakkında yapılan ilk ve tek araştırma olan Türkiye’de Çalışma Hayatı ve Meslekler Araştırması beş yılda bir yapılıyor. İlki 2015 yılında gerçekleştirilen araştırma 2020 yılında yenilendi.

Araştırmayla birlikte mesleklerin toplumsal itibar sıralaması güncellendi ve toplumun çalışma hayatına bakışında yaşanan değişim incelendi. Tıp doktorluğundan dansözlüğe kadar farklı mesleklerin itibar sıralaması, üniversite tercih sonuçlarının yeni açıklandığı bugünlerde toplumun hangi meslekleri nasıl gördüğünü anlamak için anahtar niteliğinde bir bakış sunuyor.

ÜCRETLİ ÇALIŞMA ARTIYOR, MESLEK HAYATI KAYGANLAŞIYOR

Araştırma raporunda Türkiye’de çalışma hayatına dair üç temel değişim tespit ediliyor.

Bunlardan birincisi:

1980’lerden bu yana hizmet sektörünün yükselişi. 1980’de çalışan 100 kişiden 25’i hizmet sektöründeyken bugün bu sayı 56’ya çıkmış durumda. Çalışan nüfusun ekseni son kırk yılda tarımdan hizmetlere kaydı.

Çalışma hayatındaki ikinci temel değişim:

Ücretli çalışma oranının artması. Ücretli veya maaşlı çalışan oranı son yirmi yılda yüzde 48’den yüzde 70’e çıktı. Kendi iş yerine sahip olma oranı ise hızla azalıyor. Bu durum rekabet şartlarını ve iş güvencesini çalışan aleyhine zorlaştıran bir süreci gösteriyor.

Üçüncü değişim ise Meslek gruplarında yaşanıyor:

Son yirmi yılda, hiçbir eğitim gerektirmeyen ve bedensel işlerde çalışanların oranı yüzde 8’den yüzde 14’e yükseldi.

Vasıfsız hizmet ve satış elemanlarının oranı da yüzde 9’dan yüzde 20’ye çıktı.

Bu iki meslek grubu geçici işlere ve en düşük ücretlere karşılık geliyor. Özellikle eğitim hayatını tamamlayıp iş hayatına atılan yeni kuşaklar için bu, meslek hayatının kayganlaşması ve meslekten beklentilerin aşınması demek oluyor. 

OTORİTE SAHİBİ MESLEKLER ZİRVEDE YER ALIYOR

Açıklamaya göre, araştırmanın sonucunda Türkiye’ye özgü bir mesleki itibar sıralaması oluşturuldu.

Araştırmayla elde edilen veriler kullanılarak 133 mesleğin 1 ile 100 arasında itibar puanları belirlendi.

Araştırmaya göre:

  • Genel olarak iyi bir kazanç,
  • İyi bir eğitim gerektiren,
  • İş garantisi olan,
  • Mesleki otorite kazandıran,
  • Yasal ve kurumsal bir özerkliğe sahip ve
  • Zihin emeğiyle icra edilen mesleklerin daha yüksek itibara sahip olduğu açığa çıktı.

Mesleki itibar sıralamasında ilk 10 meslek sırasıyla tıp doktorluğu, hakimlik, üniversite profesörlüğü, pilotluk, büyükelçilik, valilik, diş hekimliği, yüzbaşılık, generallik ve avukatlık şeklinde gerçekleşti.

Sıralamadaki son 10 meslek ise sırasıyla ütücülük, ayakkabı boyacılığı, çöpçülük, seyyar satıcılık, apartman bakıcılığı, falcılık, gündelik temizlikçilik, hamallık, düzensiz işlerde işçilik ve dansözlük şeklinde oluştu.

Karar alma gücünün olduğu, masa başı ve temiz işlere yüksek itibar atfedilirken; bedensel emeğe dayalı ve kirlenme gerektiren işler düşük itibarlı çıktı.

Benzer şekilde, kamu otoritesini temsil eden ve devletle irtibatlı üniformalı meslekler daha yüksek itibara sahip.

Tarım ve sanayi sektörlerindeki işler genellikle düşük itibarlı sayılıyor.

SİYASET VE HUKUK MESLEKLERİ YÜKSELİYOR

Araştırmada incelenen meslekler 2015’te yapılan ilk araştırmanın bulgularıyla karşılaştırıldı.

Beş yıl önceye göre siyaset ve hukuk mesleklerinin yükseldiği görüldü.

  • Milletvekilliği sıralama bakımından 22’den 11’e,
  • Belediye başkanlığı 18’den 13’e,
  • Muhtarlık 67’den 42’ye çıktı.
  • Hakimlik ve avukatlık bu sefer ilk onda yer aldı.

Buna karşılık daha önce ilk onda yer alan generalliğin sıralamasında gerileme yaşandı.

Hizmet sektöründeki düşük ücretli işlerin yükselişi dikkat çekti.

  • Kasiyerlik 16,
  • büro elemanlığı 20,
  • sekreterlik 27,
  • resepsiyonistlik 14 ve
  • stüdyo fotoğrafçılığı 21 basamak yükselerek fark oluşturan meslekler oldu.

Özel sektördeki medya, sanat ve spor mesleklerinde yükselme trendi tespit edildi.

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ DÜŞÜYOR

Düşen mesleklerde ise öğretmenlik başta geliyor.

  • 5 yıl önceki araştırmada 4. sırada olan öğretmenlik 14. sıraya geriledi.

Benzer şekilde

  • Eczacılık da sıralamada 11’den 24’e indi.
  • Bu iki mesleğin yaşadığı düşüşün sebebinin iş piyasalarındaki değişen konumları olduğu görüldü.

En fazla sıra kaybı yaşayan mesleklerse

  • 51’den 97’ye inen maden işçiliği,
  • 53’ten 96’ya inen çiftçilik,
  • 28’den 65’e inen imamlık,
  • 55’ten 89’a inen mandıracılık ve
  • 52’den 83’e inen vinç operatörlüğü oldu.

Bu trendler, geçen beş yılda toplumun kol emeğine ve zanaatkârlığa daha düşük; zihin emeğine ve beyaz yakalı işlere daha yüksek itibar atfettiği yönünde yorumlandı.

ERKEKLER TIP DOKTORU, KADINLAR ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYOR

Araştırmada kadınlarla erkeklerin mesleklere verdiği puanların anlamlı derecede farklı olduğu tespit edildi.

Kadınlar psikologluk, milletvekilliği, aktristlik, müzisyenlik, astsubaylık, avukatlık gibi bilişsel emeğe dayanan mesleklere erkeklerden daha yüksek puan verirken erkekler ayakkabı boyacılığı, hamallık gibi yoğun bedensel işlere ve vinç operatörlüğü gibi nitelik gerektiren sanayi ve inşaat işlerine kadınlardan daha yüksek puan verdi. İmamlık ve futbolculuk da erkeklerin daha yüksek puanladıkları meslekler arasında yer aldı.

En çok yapılmak istenen meslekler listesinde erkekler tıp doktorluğunu, kadınlar öğretmenliği birinci sıraya yerleştirdi. Kadınların en çok yapmak istediği meslekler arasında savcılık ve polisliğin yer alması dikkati çekti. Yüksek bir eğitim seviyesi, özerklik ve yaratıcılık içeren mesleklerin kadınlar tarafından daha çok istendiği görüldü.

ÇALIŞMA HAYATI NASIL ALGILANIYOR?

Araştırmada, vatandaşın şu an yaptığı işi nasıl gördüğü de ölçüldü. Sonuçlara göre Türkiye’de insanlar yüzde 71 oranında yaptıkları işin değerlerine uygun olduğunu düşünüyor. Benzer şekilde yüzde 70 oranında çalışmanın iş yerinde takdir gördüğüne inanıyor.

Ancak iki kişiden biri yaptığı işin sağlığını olumsuz etkilediğini, ayrıca mevcut işinden yeni beceriler edinmediğini dile getiriyor. Bu durum mesleki adanma ve gelişim noktasında kaygı uyandırıyor. Toplumun yüzde 61’i de mevcut işini sadece para kazanmak için yaptığını söylüyor.

Araştırmada dikkat çekici bir diğer bulgu ise kazancım bana yetmiyor diyenlerin oranının yüzde 64 olması. Araştırmaya katılanların iyi bir işte en fazla aradıkları ilk üç özellik; iş garantisi, iyi bir ücret ve işin kaza veya ölüm riski içermemesi. Bununla birlikte işin başarı hissi vermesi, kararlarda söz sahibi olmak ve yeni beceriler kazanmak, beş yıl önceki araştırmaya göre daha fazla puanlanan beklentiler olarak dikkat çekti.

Beş yılda bir güncellenen Türkiye Çalışma Hayatı ve Meslekler araştırması önemli göstergeleri bünyesinde barındırıyor. Araştırma yürütücüsü Doç. Dr. Lütfi Sunar, araştırmanın kamuda, sivil toplumda ve özel sektördeki ilgili kurum ve kuruluşlara mesleklerin gidişatı ve çalışma hayatının dönüşümünü izlemek için rehberlik edeceğini belirtti.

GELECEĞİN MESLEKLERİNDE YAZILIM VE YAPAY ZEKA ÖN PLANDA

Üniversite adaylarında tercih dönemi başlarken, öğrenciler ve ebeveynlerinin aklındaki en önemli sorulardan bir tanesini de doğru meslek tercihi yapmak oluşturuyor.

Teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler sonucu gelecekte bazı mesleklerin robotik ve yapay zeka sistemleri ile yapılacağı belirtilirken, öğrenciler ve ebeveynler için de tercih edilecek mesleğin gelecekte devam edip etmeyeceği ya da iş bulma şansının yüksek olup olmadığı her zamankinden daha önemli hale başladı.

Bir istihdam platformunun Genel Müdürü olan Fatih Uysal, konu ile ilgili yaptığı açıklamada:

“Hangi bölümden mezun olursam daha kolay iş bulurum” sorusu ile sık sık karşılaştıklarını ifade etti.

Bu soruya Kariyer.net’in büyük verisinden hareketle cevap verebilmek ve üniversite tercihi yapacak gençlere ve ailelerine yol göstermek amacıyla alanında uzman danışma kurulunun desteği ile “İşveren İlgi Endeksi” adlı bir çalışma hazırladıklarını aktaran Uysal:

“İşveren İlgi Endeksi’ni oluştururken, Kariyer.net’te son 10 yılda yeni çalışanlarını arayan 486 bin işveren kullanıcısının 200 milyon hareketini inceledik. Daha sonra bu hareketleri adayların öz geçmişlerindeki bilgiler ile eşleştirerek anlamlandırmaya çalıştık. Mezunların, üniversite mezuniyetini takip eden ilk 2 yıl içerisinde işe girme hızlarını, işverenlerin hangi üniversite ya da bölüm mezunlarına daha sık ilgi gösterdiklerini belirledik” şeklinde konuştu.

“DİJİTAL DÖNÜŞÜM İLE İHTİYAÇ DUYULAN YETENEK PROFİLİ DEĞİŞİYOR”

Fatih Uysal, endeks verilerinde her devirde gözde meslek olan mühendisliğin yine ilk sırada yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Yaygın olan bilgisayar mühendisliği, endüstri mühendisliği bölümlerinin yanı sıra kontrol ve otomasyon, endüstri sistemleri, yazılım mühendisliği gibi bölümlerin işverenlerin ilgisini çektiğini, oldukça az üniversitede bulunan işletme mühendisliği ve matematik mühendisliği bölümlerinin endeksin ilk 10’u arasına girdiğini görüyoruz. Bu sıralama bize, hızlanan dijital dönüşüm sonrasında işverenlerin ihtiyaç duydukları yetenek profilinin de değiştiğini gösteriyor. Tüm bunların yanı sıra işletme, ekonomi gibi yönetim bilimleri ile iletişim bölümlerinden mezun olan yeteneklere de işverenlerin ilgisinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Son olarak, yetişmiş yeteneğin az olduğu ve artan ticaret hacminin bulunduğu alanlarda mezun veren Almanca işletme, Çince/Rusça mütercim tercümanlık gibi bölümlere de işverenlerin ilgisinin yüksek olduğunu söylememiz mümkün.”

Uysal, öğrencilerin bölüm seçerken dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin bazı tavsiyelerde bulundu.

Pandemi döneminde Kariyer.net olarak Türkiye’nin en büyük şirketlerinde İK fonksiyonlarını yöneten iş insanları ile “İK Liderleri Buluşmaları”nda bir araya geldiklerini aktaran Uysal, şöyle devam etti:

“Birçoğu önümüzdeki dönemde hem davranışsal hem de fonksiyonel becerilerin gelişmesinin önemli olacağının altını çizdi. Dijital dönüşümün hızlandığı bu dönem, beyaz yaka çalışanların teknik yetkinliklerini artırması ve geliştirmesi ihtiyacını da beraberinde getirdi. Diğer yandan dayanıklılık, esneklik, çeviklik, çoklu düşünme yeteneği, stresle başa çıkma, belirsizliğe hızlı uyum sağlama, problem çözme, yeniliğe adapte olma gibi davranışsal becerilerin de gelişmesi gerekecek. Farklı görevlere hızlıca adapte olabilen yetenekler, önümüzdeki dönemde çalışma hayatında tercih nedeni olacak.” 

“ÖNEMLİ OLAN, ÜNİVERSİTE SONRASI KENDİNİZİ NASIL GELİŞTİRDİĞİNİZ”

Kariyer.net Genel Müdürü Uysal, öğrencilerin üniversite eğitimleri boyunca staj ve part-time iş olanakları ile hem fonksiyonel hem de davranışsal becerilerini geliştirmeye odaklanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. 

Uysal, devamla şunları kaydetti:

“Ne yazık ki üniversite öğrencilerinin sadece yüzde 16’sının okurken kendi istekleri ile staj yaptığını, bir çoğunun zorunlu stajlar ile sınırlı kaldığını görüyoruz. Öğrencilerin, üniversitelerin kendilerine sağladığı staj imkanlarının ötesinde fırsatları yakalamaya çalışmalarının çok önemli olduğunun tekrar altını çizmemiz gerekli. Üniversiteyi kazanmak sadece bir adım. Önemli olan, sonrasında kendinizi nasıl geliştirdiğiniz. Bu durum hangi bölümde ve şehirde okuduklarından bağımsız olarak öğrencilerin üzerine eğilmeleri gereken bir durum.

İşveren İlgi Endeksi sonuçları bize gösteriyor ki, öğrencilerin seçtikleri bölüm ve okudukları kampüsün iş/ekonomi/sanayi merkezlerine yakın olması, ileride işverenlerin ilgisini daha kolay çekmelerine yardımcı oluyor. Eğer bu anlamda avantajlı bir bölüm tercih etmeleri mümkün olmazsa kendilerini uzaktan eğitimler ve üniversite-sanayi iş birliği ile yapılacak uzaktan projeler ile geliştirmelerini öneririm. Son olarak, bugün ‘dijital doğanlar’ diye tanımladığımız genç kuşağın üstesinden gelmesi gereken en büyük durum, ‘sürekli öğrenmeyi öğrenebilmek.’ Hangi üniversitede, hangi bölümde okuyor olurlarsa olsunlar 4 yıllık eğitimlerinin ardından kendilerini hep güncel tutmaları gerekecek.”

İşverenlerin bulmakta en çok zorlandığı yetenek grubunun; dijital ile bağlantılı işlerde kilit rol oynayan, dijital ekosistemdeki araçların birden fazlasını kullanabilen kişiler olduğunu vurgulayan Uysal:

“Onları ‘dijital yetenekler’ olarak adlandırıyoruz. Hem dünyada hem de ülkemizde büyük bir ‘dijital yetenek açığı’ var. İşe alım uzmanlarının yüzde 83’ü bu alanlardaki pozisyonları doldurmakta zorluk yaşadıklarını belirtiyor. Bu grubun içerisinde en çok arananlar; yazılım uzmanları/mühendisleri, Ar-Ge mühendisleri, mobil uygulama geliştiricileri, ürün geliştirme yöneticileri, kullanıcı deneyimi uzmanları, kullanıcı arayüz tasarımı uzmanları, sistem mühendisleri, veri analitiği uzmanları, yapay zeka uzmanlarıdır” diye konuştu.

“Geleceğin mesleklerinde ilk sırada yazılım, ikinci sırada yapay zeka var”

Fatih Uysal, Kariyer.net üyesi 1.878 yeni mezun ve 223 işverenin katılımı ile gerçekleştirdikleri Türkiye’de Gençlerin Kariyer Tercihleri Araştırması’nın sonuçlarının da benzer bir resim ortaya koyduğunu ifade ederek, yeni mezunlar ve işverenlere “geleceğin mesleği ne olacak” diye sorduklarında, her iki grubun da ilk sırada yazılıma, ikinci sırada ise yapay zeka ve robot teknolojilerine yer verdiğini gördüklerini söyledi.

Türkiye’deki bilgi teknolojileri alanında çalışan yeteneklerin yüzde 73’ünün teknolojik değişimlerden çok etkileneceklerini belirtirken, yüzde 86’sının eğitime hatırı sayılır bir zaman ayırdığından söz ettiğini aktaran Uysal, “Kariyerini dijital alanlardan birinde inşa edecek öğrencilere önerim de benzer bir doğrultuda olacak; sürekli öğrenmeye açık olmalılar ve kendilerini devamlı geliştirmeye odaklanmalılar” dedi.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: