GENEL

“EYÜP SULTAN ” EFSANESİ EYÜP KURULUŞUNA YOL VEREN BİR UYDURMA!

Ebu Eyyup el Ensari’nin bugün Eyüp diye bilinen semtte bulunduğu iddiası tamamen uydurma bir vaka.

AKP EFSANELERİ BİLE RANTA ÇEVİRMEYİ BAŞARDI: EYÜP SULTAN’ın GERÇEĞİ BAŞKA

“Eyüp Sultan” efsanesi Eyüp kuruluşuna yol veren bir uydurma.

Başka efsaneler gibi halk tarafından kabul görünce bugüne kadar yaşama şansı buldu. Şimdi ise bu uydurma, yandaşların büyük kârlar elde etmesine vesile oluyor. Tabii ortalıkta dolaşan para halkın parası ve evliya hikayelerinden daha gerçek!

AKP’li Eyüp Belediyesinin, ‘Zaman Yolculuğu Projesi’ adı altında 2 milyon 115 bin TL harcadığı ortaya çıktı.

Projeyle, Eyüp Sultan olarak bilinen Ebu Eyyub el Ensari’nin ‘sanal gerçeklik’ ile canlandırılacağı belirtilirken projenin ihalesi de AKP’li Muhammed Talha Enis’e verildi. İhale şahane, bunun yanında olay da zaten sanal bir gerçeklik!

Ebu Eyyup el Ensari’nin bugün Eyüp diye bilinen semtte bulunduğu iddiası tamamen uydurma bir vaka çünkü.

“BENİ URLARIN DİBİNE GÖMÜN”

Eyüp Sultan diye bilinen kişi Peygamber Muhammed’in yakınlarından biri. Peygamberin ölümünden sonra, 40 sene daha yaşayarak, Miladi 672 senesinde vefat etmiş.

Söylentilere göre Eyüp Sultan, tam 90 yaşında iken İstanbul kuşatmasına katılmış, haliyle bu kuşatma sırasında ölmüş.

Ölümünden önce, “Beni urların dibine gömün” diye vasiyette bulunduğu iddia ediliyor. Bu söylentinin bir icabı olarak bugün Eyüp Camisinin bulunduğu yere gömüldüğü söyleniyor. 

Ancak, nerede gömülü olduğu, yani mezarının nerede olduğu gerçekte bilinmiyor.

Zaten bu savaşa katıldığı iddiası da söylentilere dayanıyor.

Fatih, İstanbul’u aldığında Eyyüb-el Ensari’nin İstanbul’da öldüğünü bildiği için, adamlarına araştırma emri vermiş, hocası Akşemsettin’e ilahi bir işaret gelmiş. Hayvanların arama yaptığı çayırda iki metrelik bir alandaki otlardan uzak durduğunu görünce, “İşte, burası Eyüb-el Ensari’nin mezarıdır” hükmünü ortaya atmış.

Yani Eyüp Sultan’ın mezarının keşfini ineklere ve koyunlara borçluyuz.

Bunun dışında Eyyüb-el Ensari’nin mezarının burası olduğuna dair başkaca inandırıcı hiçbir kayıt ve delil yok. Yani yaygın “sanal bir gerçeklik” ile karşı karşıyayız. 

BİR TÜRBE VE BİR CAMİ

Mezar bulunduktan sonra üstüne bir türbe ve yanına da bir Cami yapılıyor. Semtin adı da Eyyüb-el Ensari’nin adından ötürü, Eyüp semti oluyor.

Sözü edilen cami ve türbe, bugünkü cami ve türbe değil tabii. 1766 yılında meydana gelen büyük İstanbul depreminde cami büyük ölçüde hasar görüyor. Ardından türbe ve cami büyük ölçüde yeniden inşa ediliyor. 1956’da kapsamlı bir restorasyondan geçiriliyor. Böylece sanal bir gerçeklik bir gerçekliğe dönüşmüş oluyor.

Yani tipik bir “evliya” vakası ile karşı karşıyayız. 

Türkiye’de hikayelere dayanarak ilgisiz mezarları türbeye dönüştürme, evliya etme geleneği yaygın. Bu İstanbul’da Fetih öncesinde de yaygındı ve İstanbul’un her tarafında “aziz”lerin adına kiliseler inşa edilmişti. 

Hıristiyan Bizans’ta, İslam dünyasında olduğu gibi önemli kişilerin lahitlerinin üzerlerinin bir kumaşla örtüldüğü bilinmektedir. Evliya türbeleri içindeki mezarların üzeri yeşil bir örtüyle örtülür. Hıristiyan azizlerinin en ünlülerinden Anadolulu Aziz Georgios (George-Yorgi), İngiltere’nin koruyucu azizi kabul edilmiştir. Beyaz atı üzerinde darda kalanların imdadına yetişen bu aziz Fetihten sonra HıdırEllez-Hızır Elias olarak varlığını devam ettirdi. Beyaz üzerine kırmızı haçlı İngiliz bayrağı Aziz Georgios’un simgesiydi. Aynı zamanda İspanya, Gürcistan, Litvanya, Portekiz, Almanya, Yunanistan ve Rusya’nın en saygı duyulan azizidir.

Müslümanlar Bizans imparatorunun mezarını bile evliya mezarı kabul ederek ziyaret etmişlerdir.

Bunun bir örneğini Trabzon’da görüyoruz. Trabzon İmparatoru IV. Aleksios Komnenos (1416-1429) Akkoyunlu Beyinin kızıyla evliydi. Oğlu IV. İoannes Komnenos tarafından taht kavgasında öldürüldü. Mezarı Hıristiyanlar tarafından kutsal sayıldı ve IV. Aleksios Müslümanlara da “Hoşoğlan” isimli evliya olarak geçti. Trabzon’da Hisar Camii’nin yanındaki türbede Trabzon’un Türklerce fethinde etkinliği olan ermişlerden Hoşoğlan’ın gömülü olduğuna inanılır.

 TARTIŞMALAR

Avusturyalı tarihçi Joseph von Hammer’e göre (1774-1856), Hz. Eyyub’un mezarının İstanbul’un fethi sırasında mucizevi olarak bulunması psikolojik ihtiyaçtan kaynaklandı.

Alman tarihçi Franz Babinger de (1891-1867) “Fatih Sultan Mehmet ve Zamanı” adlı eserinde Hz. Eyyub’un mezarının İstanbul’un fethi sırasında bulunmasından, “Dini hisleri kamçılayan bu aldatmaca hiçbir çağdaş kaynakta yer almaz” diye bahsediyor.

Babinger’e göre Fatih, İslam dünyasına gönderdiği fetihnamelerin hiçbirinde Hz. Eyyub hakkında bir tek söz sarf etmemişti.

Prof. Dr. Halil İnalcık ise olayın kökenini şöyle anlatıyor:

“İstanbul’un fethi sırasında 4 düşman gemisi Haliç’e gelerek yardım getirdi. İstanbul’da halk, surlara çıkarak Türklere karşı gösteriler yaptı. Bizim asker arasında ümitsizlik doğdu, hatta bir kaynağımıza göre Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın da kışkırtmasıyla bazı askerî gruplar, ‘Bu işin sonu yok’ diye kuşatmayı bırakıp gitmeye başladılar. Çok nazik bir durum vardı.

O zaman Akşemseddin, Fatih’in şeyhidir.

Hacı Bayram tarikatındandır. Eyüp El Ensari’nin mezarını bulmak için kolları sıvadı. Moralin düştüğü bir anda, Peygamber’in sahabesinden olan Eyüp’ün mezarını bularak askere moral vermek amacıyla padişahtan müsaade istedi. Bugünkü Eyüp mevkiinde kazı yaptırdı, orada eskiden manastırlar vardı, toprak altında yazılı mermer parçalar buldular. ‘İşte mezar burası’ diye orduya ilan ettiler. Askere savaş için yeni bir şevk ve heyecan geldi.”

Ölümünden 750 yıl sonra, 1453’te Hz. Eyyub’un mezarı Bizans azizlerinin mezarlarının bulunduğu “Kozmodion” adı verilen bölgede, Akşemseddin’in istiareye yatmasıyla mucizevi şekilde böyle bulundu. 

EYÜP, HIRİSTİYAN AZİZLERİN SEMTİ

Fetihten sonraki yerleşmelerle sur dışında teşekkül etmiş ilk kasaba olan Eyüp, bu iskânı yönlendiren Eyüp Sultan Külliyesi’nin inşasıyla birlikte Osmanlı hanedanı ve halk arasında halen devam eden büyük bir dinî-manevi önem kazanmıştı.

Bizans döneminde Eyüp, sur dışında bulunan nekropol (mezarlık) bölgesinde önemsiz bir yerleşme merkezi durumundaydı. Bazı kaynaklarda, Ayvansaray’dan Eyüp’e kadar uzanan alanın tamamına bu çağda Kosmidion denildiği kaydedilmekteyse de bugün Kosmidion’un Eyüp’ün güneyinde küçük bir manastırlar semti olduğu biliniyor. Kosmidion semti Hagios Panteleimon, Hagios Mamas, Hagios Theodoros, Hagios Thalaelos ve Hagios Kosmas-Damianos kilise ve manastırlarının yer aldığı dinî bir merkezdi. 

Eyüp son kuşatma sırasında Osmanlı ordularının karargâh kurduğu yerler arasındaydı. Haliç’teki filo da buranın kıyılarında surlara yönelik faaliyet göstermişti. Ayrıca II. Mehmed şehrin fethi sırasında Kosmidion’da ikamet ediyordu. Bizans başkentinin Osmanlılar tarafından fethinden sonra yeni adını Hz. Peygamber’in sancaktarı Ebû Eyyûb el-Ensârî’den alan bu semt, bütün İslâm âlemi için önemli bir nekropol olarak gelişme gösterdi. Emevîler’in 669 yılındaki Konstantinopolis kuşatmasına katılan ve bu sırada hastalanarak vefat eden Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin, vasiyeti uyarınca İslâm ordusunun ulaşabildiği en ileri noktada defnedildiği ve sahâbîlerden birkaçının mezarının da yine o civarda olduğu kabul ediliyordu. Emevî ordusu çekildikten sonra Bizanslılar’ın kabrin korunmasına özen gösterdikleri, üzerine dört sütunla taşınan bir kubbe yaptıkları ve geceleri burada kandil yaktıkları da rivayet edilmekteydi. Yine rivayetlere göre bu türbe kısa sürede kıtlık ve darlık zamanlarında medet umulan bir ziyaretgâh haline gelmişti ve halen türbede bulunan kuyu ile bağlantılı olduğu sanılan bir pınarın hastaları iyileştirdiğine inanılıyordu. Bu civarda yer aldığı bilinen Hagios Kosmas-Damianos Külliyesi’nin de şifa verici azizlere adanmış olması, burada yüzyıllardır devam eden bir geleneğin varlığını göstermektedir. 

Eyüp daha sonra bir kasaba şeklinde gelişmeye başladı. Fâtih Sultan Mehmed İstanbul’un imar ve iskânı için çalışırken Bursa bölgesinden getirttiği bir kısım halkı buraya yerleştirdi. Böylece vakıflar yoluyla iskân teşvik edilerek sur dışında yeni bir kasabanın teşekkülü tamamlandı.

 “Eyüp Sultan” efsanesi Eyüp kuruluşuna yol veren bir uydurma.

Başka efsaneler gibi halk tarafından kabul görünce bugüne kadar yaşama şansı buldu. Şimdi ise bu uydurma, yandaşların büyük kârlar elde etmesine vesile oluyor. Tabii ortalıkta dolaşan para halkın parası ve evliya hikayelerinden daha gerçek!

soL

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top