DÜNYA

KRALLARI DA SÜRERLER

“O sırada, Türkiye ise 30 yıllık çok partili yaşamdan 12 Eylül faşist cuntasına doğru doludizgin gitmekteydi.”

OLAY, ÜLKEMİZDE FAZLA İLGİ UYANDIRMADI, KÜÇÜK BİR HABERLE GEÇİŞTİRİLDİ.

Oysa Juan Carlos, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren, dersler çıkarılabilecek bir olayın, İspanya’nın 35 yıllık Franco diktasından sonra demokrasiye geçişinin göbeğinde yer alıp çok olumlu katkılarda bulunmuş önemli tarihi bir figürdü.

İspanya’nın bir yıl önce tahtından oğlu lehine feragat eden kralı Juan Carlos, ayyuka çıkan ve İsviçre savcılarından sonra, İspanya Yüksek Mahkemesi’nin de soruşturmaya başladığı yolsuzluk iddiaları üzerine, gecen hafta oğlu Felipe’ye bıraktığı bir mektup ile ülkeden ayrılacağını belirtip kayıplara karışmıştır. 

1938’de İspanya İç Savaşı sırasında doğan Juan Carlos, iç savaş sonrasında, İspanya’nın tek egemeni General Franco tarafından babası XIII. Alphonso’nun yerine tahtın varisi ilan edilmişti.

Franco dönemi sırasında pek etliye sütlüye karışmayan genç Juan Carlos, Caudillo’nun 1975 yılında ölümünden sonra tahta geçtiğinde, babasının da geçmişte düşündüğü “parlamenter monarşi”yi yaşama geçirmek için kolları sıvamıştır.

Genç Kral ilk iş olarak, Franco hareketinden gelmekle birlikte, son derecede pragmatik ve esnek bir adam olan Adolpho Suarez’i başbakanlığa atamıştır.

Suarez, bir yandan siyasi af çıkarmak, komünistleri, Bask  ve Katalan hareketin temsilcilsi partileri serbest bırakmayı içeren girişimlerde bulunurken, bütün bu gelişmeleri kademe kademe demokratik sisteme doğru yönelten bir siyasi programı da oluşturmaya koyulmuştur.

Juan Carlos’un desteğini alan Suarez, kâh Francocularla, kâh ordunun ılımlı kesimiyle, kâh sosyalistlerle, kâh komünistlerle temasları geliştirerek adım adım ilerlemiş ve nihayet 1977 sonunda İspanyol Sosyalist Partisi’nin de desteğinin yanı sıra  Kralın da yüreklendirmesiyle programını parlamentoda yüzde 94’le kabul ettirmişti.

Bu hareketi 1978 yılında yeni anayasanın kabulü izlemiştir. Bu arada Suarez, İspanya’nın en örgütlü, en güçlü siyasi kuruluşu İspanyol Komünist Partisi’nin (PCE) efsanevi lideri Santiago Carillo ile anlaşarak, komünistlerin yasallaşmasının önündeki engelleri kaldırmıştır.  

Ama Franco hareketinin radikal kanadı ile ordunun şahinleri, bir yandan komünistlerin yasallaştırılması, öte yandan Bask ve Katalan ayrılıkçıların eylemlerinden son derecede rahatsızdılar.

Bunlardan biri olan Yarbay Antonio Tejerro’nun 1981’de Cortes’i silahla basma girişiminin engellenmesinde yine Kral’ın desteğinin de büyük katkısı olmuştur.

Bütün bunlar olurken İspanya’da özellikle ETA’nın başını çektiği etnik terör doruğa çıkmış, ETA’nın eylemleri, bir önceki döneme oranla on kat artmıştı. Buna rağmen demokratikleşme süreci devam etmiştir.

1982 yılında yapılan seçimleri ise Demokratik Merkez Birliği kaybetmiş ve Franco hareketinin muhalifi İspanyol Sosyalist Partisi tek başına iktidar olmuştu.

Böylelikle 4 yıl gibi kısa bir süre içinde 35 yıllık faşist Franco İspanyası’nın demokrasiye geçiş süreci tamamlanmıştır.

O sırada, Türkiye ise 30 yıllık çok partili yaşamdan 12 Eylül faşist cuntasına doğru doludizgin gitmekteydi.

Bu gelişme üzerine Türk aydınları şu soruyu ne kadar ciddiyetle sordular bilemem:

– Nasıl olmuştu da Türkiye 30 yıl çok partili rejimden fasılalarla şimdilik 40 yıl süren bir diktaya yönelirken, İspanya, 35 yıllık Franco diktasından bu kadar kısa zamanda, çağdaş demokrasiye geçebilmişti?

Sanırım sorunun yanıtı, İspanya’da sağda olsun, solda olsun, siyasi yelpaze içinde yer alan bütün partilerin, Kral’dan işçi- işveren sendikalarına kadar bütün güçlerin içtenlikle demokrasiyi istemeleri ve bu konuda işbirliği yapmalarının yanı sıra AB üyeliği perspektifinin bu olumlu konjonktürü destekleyici etkisi olacaktır.

İşte geçen hafta, İspanya’dan göç etmek zorunda kalan Kral Juan Carlos bu gelişmenin en önemli mimarlarından biriydi.

Hakkında yolsuzluk soruşturmaları sürerken ülke dışına taşınma kararı ile ülkesi İspanya’yı şoke eden eski Kral Juan Carlos’un Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) olduğu bildirildi.

İspanyol medya grubu NIUS tarafından yayınlanan fotoğrafta, eski Kral, Abu Dabi havalimanında görüldü. Juan Carlos, geçen pazartesi günü ülkesinden ayrılık kararını açıklamıştı. İspanyol medyası, Carlos’un Dominik Cumhuriyeti’ne ya da Portekiz’e gitmiş olabileceğini yazıyordu.

İspanya’da halk, hakkında çıkan “yolsuzluk” iddialarının ardından aniden ülkeyi terk ederek sırra kadem basan eski Kral Juan Carlos’u arıyor.

Hayal kırıklığına uğrayan vatandaşlar, eski kralın nerede olduğunu bilmek istiyor.

Yetkililerden 82 yaşındaki kralın nerede olduğuna dair herhangi bir açıklama gelmezken pazartesi günü duyurulan ayrılışın ardından, uluslararası kamuoyu adeta bir tahmin yarışına girdi.

Madrid’de öğrenci olan 18 yaşındaki Jorge Llubero:

“Temize çıkmalılar, nerede olduğunu söylemeliler. Çok fazla gizem olmamalı.” diyor.

İspanya Kraliyet Ailesince yapılan açıklamada, 82 yaşındaki Carlos’un ülkeden ayrılma kararı aldığı ve bu isteğine ilişkin mektubu oğlu Kral 6. Felipe’ye sunduğu belirtilmişti.

İspanyol basını ise tahtını 2014’te oğlu 6. Felipe’ye bırakan 82 yaşındaki Kral Carlos’un pazar günü ülkeden ayrılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Kimileri Dominik Cumhuriyeti’nde olduğunu belirtirken kimileri de kralın gençliğini geçirdiği komşu ülke Portekiz’e yerleştiğini iddia ediyor.

Ancak her iki ülkeden yetkililer de eski kral ile ilgili herhangi bir bilgileri olmadığını belirtiyor.

Madrid’de tur rehberliği yapan Gabriel Alonso:

“Durumundan daha fazla haberdar olmalıyız, bence gidişat oldukça ciddi.” ifadesini kullanıyor.

Juan Carlos, oğlunun saltanatının kendi kişisel işlerinden dolayı sıkıntıya girmemesi için İspanya’dan ayrılacağını söylemişti.

Carlos hakkında, İsviçreli savcılar tarafından açılan birden fazla yolsuzluk soruşturması bulunuyor.

Eski kral, 2012’de İspanyol konsorsiyumu tarafından kazanılan Mekke-Medine hızlı tren ihalesinden 100 milyon euro komisyon almakla suçlanıyor.

Aldığı komisyonun 65 milyon eurosunu arkadaşı Corinna zu-Sayn-Wittgenstein’a bağışladığı ve bunu Panamalı vakıf aracılığıyla İsviçre bankalarındaki bir hesaba göndererek yaptığı iddia edilen Carlos hakkında İsviçre’nin ardından İspanyol mahkemesinde de soruşturma başlatılmıştı.

Ancak eski hükümdar resmi olarak soruşturma altında bulunmuyor ve daha önce kendisine yöneltilen iddialarla ilgili avukatı aracılığıyla defalarca yorum yapmayı reddetmişti.

Bu arada gelinen süreçte ne avukatı ne Kraliyet Sarayı ve ne de hükümet yetkilileri Carlos’un nerede olduğuna dair bilgi vermiyor.

Başkent Madrid’deki Carlos III Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Ignacio Jurado ise yetkililerin sessizliğine atıfla, “Durumu sakinleştirme amacına hizmet etmiyor.” sözleriyle tepki gösterdi.

Ayrıca Jurado, “Belki de Kral Felipe, meseleyi farklı şekilde çözmek isterdi ama babasına saygısından ötürü son sözü ona bıraktı.” diyerek gizliliğin sebebinin muhtemelen saray içi dinamiklerin bir sonucu olduğunu iddia etti.

İspanya’da 39 yıl (1975-2014) boyunca devlet başkanı olan ve diktatör Franco’nun ardından demokrasiye geçişin önünü açan biri olarak bilinen 82 yaşındaki eski Kral Juan Carlos, 18 Haziran 2014’te tahtını oğlu Felipe’ye bırakmış ve ardından 2 Haziran 2019’da kraliyet ailesi içindeki tüm resmi sorumluluklarının sona erdirdiğini duyurmuştu.

Cumhuriyet-Ali Sirmen

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top