GENEL

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE İSMAİLAĞA CEMAATİ!

İSMAİLAĞA CEMAATİ İSTEDİ ERDOĞAN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ TARTIŞMAYA AÇTI…

CEMAAT: ‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇIKILSIN!’

Murat Yetkin, son dönemde iktidar tarafından gündeme getirilen İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına değindi.

Erdoğan’ın “Halkımız isterse İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarız” demesinin üzerine İsmailağa Cemaati internet sitesinden yayınladığı bildiriyle sözleşmeden çıkılmasını talep etti.

Cemaatin internet sitesinde 6 Temmuz’da yayınlanan bildiriden bahseden Yetkin bu bildiride sözleşme hakkında “Kadına yaratılış amacının aksine misyonlar yüklediği” ve bu yönüyle “ahlâki yapımızı ve ecdadımızdan bize intikal eden aile medeniyetimizi yıkmayı hedeflediği” ifadelerine yer verildiğini belirtti.

Cemaatin bildirisinde sözleşmenin İslâmi değerlere “savaş açma hüviyeti taşıdığı”nın da öne sürüldüğünü söyleyen Yetkin, “Cemaat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı üzerinde etkisini varsayarak baskı kurmayı amaçlıyor. Aynı zamanda son haftalarda durduk yerde köpürtülen kadına karşı şiddetle mücadele sözleşmesinin feshedilmesi çıkışlarının İslâmi cemaatler kaynaklı olduğunu da akla getiriyor.” dedi.

İsmailağa Cemaati, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülüğünde imzalanan kadına karşı şiddetle mücadele için İstanbul Sözleşmesini İslâmi değerlerle savaş olduğu iddiasıyla geri alınmasını istiyor.

İsmailağa Cemaati baktı ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “halkımız isterse” çıkarız demesine halkımızdan, birkaç fanatik dışında ses çıkmıyor, devreye girip resmen istedi “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi” için İstanbul sözleşmesinden çıkılmasını resmen talep etti hükümetten. Cemaatin resmîn internet sitesinde 6 Temmuz günü yayınlanan bildiride, 2011’de -o zaman başbakan- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ilk imzayı atmış olduğu sözleşmenin İslâmi değerlere “savaş açma hüviyeti taşıdığı da öne sürüldü. Cübbeli Ahmet Hoca namıyla bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün de mensubu olduğu İsmailağa bildirisinde Sözleşme “kadına yaratılış amacının aksine misyonlar yüklediği” ve bu yönüyle “ahlâki yapımızı ve ecdadımızdan bize intikal eden aile medeniyetimizi yıkmayı hedeflediği iddia edildi.
Merkezi İstanbul’da Fatih’in Çarşamba semtindeki İsmailağa Camii olarak kabul edilen Cemaat, AKP üzerinde en etkili dini gruplardan birisi olarak biliniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son olarak 12 Ocak 2020’de İsmailağa Vakfını ziyaret ederek, Cemaatin Trabzon, Of doğumlu 91 yaşındaki lideri Mahmur Ustaosmanoğlu’nun “halefi” kabul edilen Hasan Kılıç ile görüştüğü medyaya yansımıştı. Cemaatin sözcülüğünü de üstlenen popüler ismi Cübbeli Ahmet Hoca, bu ziyaret sonrasında “Tayyip Bey çok vefalıdır” demişti; “Geçmişteki bağını hiç kopartmıyor”. Erdoğan, 14 Şubat 2016 tarihinde de İstanbul’daki Cumhurbaşkanlığı makamında “Cübbeli Ahmet Hoca”yı kabul etmişti. Cübbeli, bu görüşmede Cumhurbaşkanı ile “İslam coğrafyasında yaşananlar” üzerine görüş alışverişinde bulunduklarını söylemişti. Nakşibendiliğin Hâlidi kolundan olan İsmailağa Cemaati üyeleri, Türkiye’deki İslamcı gruplaşmalar arasında en katı yoruma sahip olanlardan biliniyor. Cemaat üyeleri, erkeklerin cübbe ve şalvarla gezip sarık sarmaları, kadınların ise kara çarşaf giymeleriyle diğer İslâmi cemaatlerden şeklen ayırt ediliyor.

İsmailağa Cemaatinin sözcüsü konumundaki “Cübbeli Hoca” Ahmet Mahmut Ünlü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Şubat 2016’daki kabulünde görülüyor. (Foto: Twitter)

Erdoğan’ın feshedeceğine “inanıyorlar”

İsmailağa cemiyeti tarafından yayınlanan bildiride şu sözlere yer veriliyor:


• “Bugünlerde gündemimizi bir hayli meşgul eden İstanbul Sözleşmesi ise İslâm’ın himaye etmeyi hedeflediği değerlerimize savaş açma hüviyetini taşımaktadır. Zira ilgili sözleşme içeriği bakımından Rabbimizin bize emir buyurduğu aileye yönelik düsturlar, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in aile yapımıza dair öğretileri ve İslâm tarihi boyunca Müslümanların kökleşmiş aile medeniyetini tarumar edecek bir keyfiyeti haizdir.


• “Bu sözleşme muhtevası açısından eşcinsellik gibi, Allah (Celle Celâluhû) ve Resûlü (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in lânetlediği işlerin önünü açması, kadına yaratılış amacının aksine misyonlar yüklemesi gibi yönleriyle ahlâkî yapımızı ve ecdadımızdan bize intikal eden aile medeniyetimizi yıkmayı hedeflemektedir.


• “Bu anlamda ilgili sözleşme evlâdu ahfâdımızın din, iman, takva, iffet, hayâ ve medeniyet gibi olmazsa olmaz değerlerimizi muhafaza ederek yaşayabilmesine potansiyel bir engeldir. Emr-i bi’l-Ma‘rûf ve nehy-i ani’l-Münkeri [Şeriata uygun olanı emredip, yasakladığından alıkoyma] esas edinmiş bir camia olarak böyle bir yanlıştan dönülmesini ve sözleşmenin feshedilmesini talep ediyoruz. Yetkili makamların bu minvalde gereken adımları atacağına inanıyoruz.”


Yani İsmailağa Cemaati yalnızca “yetkili makamların” -ki burada sözleşmeye önayak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın- “yanlıştan dönmesini” ve “sözleşmeyi feshetmesini talep etmekle ve bu yönde karar vereceğine “inanmakla” kalmıyor. Aynı zamanda Sözleşmeyi feshetmemesini “Şeriata uygun olmayacağına” da hükmediyor.
Bu sözlerle Cemaat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı üzerinde etkisini varsayarak baskı kurmayı amaçlıyor. Aynı zamanda son haftalarda durduk yerde köpürtülen kadına karşı şiddetle mücadele sözleşmesinin feshedilmesi çıkışlarının İslâmi cemaatler kaynaklı olduğunu da akla getiriyor.

Kadın düşmanlığının yeni boyutu

Tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi 2011’de İstanbul’da yapılan Konsey Bakanlar Komitesi toplantısında Türkiye tarafından imzaya açıldığı için bu adı almıştı. AKP iktidardaydı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu idi. Şimdiki Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Avrupa konseyi Parlamenterler Asamblesi, yani Konsey Parlamentosu Başkanı idi.


İslâmi tarikat ve cemaatlerin o zaman dikkate değer bir itirazı olmamıştı; AKP’nin en güçlü zamanlarıydı. Şimdi bu itirazları yükseltmelerinin nedeni, AKP ve MHP ittifakındaki oy potansiyeli kaybını görerek desteklerinin devamı karşılığında taviz alma niyetleri olabilir.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bu konuda tabandan talepler geldiğini duyurmuştu.

Tarikat ve cemaatler üç temel gerekçeyle Sözleşmenin feshini istiyor.

1- Toplumsal cinsiyet eşitliği -ki burada hukukî değil biyolojik eşitlik çarpıtmasıyla eşcinselliğin teşvik edildiği propagandası yapılıyor,

2- Çocuk yaşta (15-18 yaş) evliliklere karşı duruşu,

3- Kadın-erkek eşitliği

AKP bünyesinden itirazlar

Oysa AKP içinde Sözleşmenin iptaline karşı duranlar da var.

Sözcü’den Serpil Yılmaz, “eşitlik” yerine “adalet” kavramını öne çıkarsa da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın yönetiminde yer aldığı KADEM’in Sözleşmenin feshine karşı çıktığını yazdı, bir yalanlama da gelmedi. Açıktan itirazlar da var. Örneğin Profesör Doktor Aşkın Asan, Sözleşme uyarınca kurulan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Grubu’nda (GREVIO) Türkiye’yi temsil ediyor. Kadınlara karşı dijital şiddetle mücadele grubunun da başkanı. AK Parti milletvekilliği ve Bakan Yardımcılığı da yapmış olan Asan, “Sözleşmenin tek amacı var o da kadınları şiddetten korumak” diyor, “İptali, Türkiye’nin kat ettiği bütün mesafenin, başarının çöpe atılması demek olacak”.
Mesela kadın düşmanlığıdır. Kadının erkekle aynı haklara sahip olduğunu kabul edememektir. Kadının tek işlevinin çocuk doğurup annelik yapmak, erkeğin cinsel ihtiyaçlarını tatmin etmek ve eve bakmak olduğunu, erkeğin kadına şiddet kullanmaya da hakkı olduğunu var saymaktır. Siyasetten yargıya her alanda hâkim anlayış maalesef budur. Geçenlerde yanında çalışan kadın çalışanının kalçasını elleyen amire, “babacan tavır” diye cezasını vermeyen Yargıtay kararını alanlar buna dahildir. Bu tip yargı kararları da kadına karşı hukukî şiddet sayılır.
İsmailağa Cemaatinden bahsetmişken, kendi içindeki iktidar kavgalarında yaşanan şiddeti de hatırlatalım. Ustaosmanoğlu’nun damadı ve halefi sayılan Hızır Ali Muratoğlu 17 Mayıs 1998’de İsmailağa Camii önünde öldürülmüştü. 3 Eylül 2006’da İsmailağa Camii imamı Bayram Ali Öztürk, namaz sonrası sohbet sırasında Mustafa Erdal tarafından bıçakla öldürülmüş, Erdal orada cemaat tarafından linç edilmişti.
Yasayı değiştirdik, kafayı değiştiremediğimiz için yasayı geri alıyoruz. Hem de bu grupların baskısıyla. Olacak iş değil.

İSMAİLAĞA CEMAATİ, MAHMUT USTAOSMANOĞLU’NUN YOĞUN BAKIMDAN ÇIKMASI İÇİN 100 BÜYÜKBAŞ HAYVAN KESTİ!

Mahmut Ustaosmanoğlu’nun tedavisinin iyi yönde gitmesi için İsmailağa Cemaati içinden çıkan Fatih Medreseleri Vakfı 100 kurban kesti.

Türkiye’de 50 kurban, Afrika’da da 50 kurbanın kesildiği öğrenildi.

Türkiye’de bir kurban bedelinin ortalama 7 bin TL olduğu ileri sürülürken, Afrika’daki bir kurban bedelinin de 5 bin TL olduğu söylendi.

Kurbanların bedellerinin ise Fatih Medreseleri üyeleri ve aileleri tarafından karşılandığı ileri sürüldü.

Fatih Medreseleri Vakfı tarafından İsmailağa Cemaati mensuplarına gönderilen mesaj:

“Efendi Hazretlerimizin sıhhat ve afiyeti için bir insan bedeli olan 100 büyük baş hayvan kurban edilmesi kararlaştırılmıştır.”

AÇIKLAMA YAPTILAR

Fatih Medreseleri Vakfı:

“Allah’a adanmış bir hayat için 100 büyük baş kurban..

Doğumu yeryüzüne müjde ve şeref olan, çocukluğu ve gençliği de dahil bütün hayatını Allah için sarfeden ve hala sarfetmeye devam edeni milyonlarca insanın hafız olmasına, cennet lisanı Arapçayla beraber İslami ilimler öğrenmesine ve her şeyden önemlisi Allah ile tanışmasına vesile olan, Rasulullahsız nefes bile alıp vermeyecek derece sünneti seniyyeyi yaşayan ve yaşatan, binlerce ehli sünnet alim ve Allah dostu tarafından asrımızın Müceddidi seçilen, Sultanımız Mahmut Efendi Hazretlerimizin tam manasıyla sağlık, sıhhat ve afiyetine kavuşmasına bedel olması niyetiyle bütün ihvanımız ve sevenleri adına 100 büyük baş kurban kesiyoruz..

Rabbimizden niyetimizi ve kurbanlarımızı kabul buyurmasını, en kısa zamanda Mahmut Efendi Hazretlerimize tam manasıyla daimi şifalar ikram buyurmasını temenni ediyoruz.”

İsmailağa Cemaati, günümüzde Nakşibendi tarikatını temsil eden dini oluşumlardan…

Erdoğan, M. Emin Saraç’ı Fatih’teki evinde ziyaret etti.

Erdoğan, İsmailağa Vakfı’na geçerek İsmailağa Cemaatinin önde gelen isimlerinden Hasan Efendi ve İsmailağa Cemaatinin manevi lideri Mahmut Efendi’nin oğlu Ahmed Ustaosmanoğlu ile görüştü.

Erdoğan akşam saatlerinde öğrencilik yıllarından hocası olan M. Emin Saraç’ı İstanbul Fatih’teki evinde ziyaret etti.

Erdoğan daha sonra Fatih Çarşamba’daki İsmailağa Vakfı’na geçerek burada İsmailağa Cemaatinin önde gelen isimlerinden Hasan Efendi ve İsmailağa Cemaatinin manevi lideri Mahmut Efendi’nin oğlu Ahmed Ustaosmanoğlu ile görüşüp sohbet etti.

Erdoğan’ın İsmailağa ziyaretinin perde arkası

Bayram değil, seyran lakin Erdoğan sürpriz bir şekilde İsmailağa Cemaati’ni ‘öptü’, pardon dergahını ziyaret etti.

Ziyarette cemaatin veliahtı Hasan Kılıç Hoca ile Cemaatin halen hasta olan şeyhi Mahmut Hoca’nın oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu hazır bulundu.

Peki, bu sürpriz ziyaret niçin mi?

İslamcı cenahın önder ismiyle yaptığımız telefon sohbetinden bir kesit:

– “Sabahattin Bey sizin yazdığınız gibi Tayyip Bey galibe baskın bir seçime hazırlanıyor.”

– “Bilgileriniz, duyumlarınız mı var?”

-“Evet var… Mesela Sayın Erdoğan’ın İsmailağa Cemaatini ziyaret etmesi ve bunu kamuoyuna duyurması bunun içindir.”

– “Ayrıntı verebilir misiniz?”

– “Bu cemaatin içinde 3 siyasi eğilim var. En ağırlıklı olanı Ahmet Davutoğlu taraftarları. Şeyh Mahmut Hoca’nın yakın çevresi bu cenahta… İkinci kesim Saadet Partisi’ne sıcak bakanlar. AKP bu cemaat içinde üçüncü konumda yani en zayıf halka… Tayyip Bey de bunu gördü ve ilişki tazeleme atağında.”

– “Sonuç alabilir mi?”

– “Bu sorunun iki cephesi var. Birincisi cemaatler malum çıkarları ekseninde hareket eder. Cemaat yönetimleri iktidardan bir şey ister ve alır. Karşılığında seçimden iki gün önce ‘Rüya görüldü oylar Tayyip Bey’e’ denilir ve müritler buna yüzde yüz uyar. Cemaatlerde sorgulama yoktur.”

“İkinci boyut nedir?”

-“Sadece  İsmailağa’da değil, bütün İslamcı cemaatlerde Tayyip Erdoğan’ın siyaseten sona yaklaştığı  bakışı  egemen… Buradan hareketle cemaatler yarın, yani yakın gelecekte hesap vermeme adına çok dikkatli. Tayyip Erdoğan ile kader birliği içinde görünmek istemiyorlar. İlaveten…”

“Evet!”

– “Seçimde Sayın Davutoğlu veya Saadet Partisi ile ilişkide olmayı ve onları desteklemeyi yarınları  adına teminat olarak görüyorlar… Bütün cemaatlerin kurmayları, devran döndüğünde büyük bir hesaplaşmanın olacağının farkında ve ona göre pozisyon alma söz konusu.”

“Ahmet Davutoğlu’nun diğer İslamcı cemaat ve guruplarda etkisi nedir?”

– “Abartmıyorum Erdoğan’ın 10 katı bir etkiye sahip… Tayyip bey oralarda sadece iktidar imkanları ve devlet gücü ile var… Sayın Erdoğan’ı paniğe sokan biraz da budur. Özellikle Güneydoğulu Şeyh ve Meleler Davutoğlu ile yakın temasta.”

– “Menzilciler?”

-“O cemaat iktidarı karşısına alamaz zira, devlet ile iç içe durumdalar. FETÖ’nün boşalttığı pek çok alanda şimdi onlar var… Ancak seçime iki gün kala, güce-anketlere yani var olan iklime göre tavır değiştirebilir ve ‘Rüya görüldü AKP’ye oy yok’ diyebilirler.”

“Nurcu Guruplar?”

– “Çok büyük bölümü Davutoğlu’nu destekliyor… Nakşi gurupların içindeki Süleymancılar da ikiye bölündü ve büyük kesim AKP’nin karşısında.”

“Tayyip Bey’i kayıtsız destekleyen yok mu?”

– “Var… Hak-Yolcular, Ensarcılar, Işıkçılar, Erenköy Cemaati ve Uşakilerin bir bölümü. Ancak bu cemaatlerin oy tabanları çok küçük.”

“Hükmünüz!”

-“Ahmet Bey Tayyip Bey’in İslamcı tabanda var olan halısını çekiyor. Öyle bir görüntü var.”

Sohbetimizin yorumunu okurlarıma bırakıyorum…

Daha önce Binali Yıldırım’ın da ziyaret ettiği dini oluşum hakkında neler biliniyor?

Cumhur İttifakı’nın AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım Fatih’teki İsmailağa Cemaati’ni ziyaret etti.

1-) İsmailağa Cemaati, günümüzde Nakşibendi tarikatını temsil eden dini oluşumlardan…

2-) Cemaat, 1980’lerin başında halen 90 yaşındaki Mahmut Ustaosmanoğlu tarafından kuruldu.

3-) 1970’lerin sonuna kadar Fatih’te yine Nakşibendi ekolünden Mehmed Zahit Kotku ismiyle özdeş İskenderpaşa Cemaati bünyesinde bulunan Ustaosmanoğlu, Kotku’nun ölümünden sonra bağımsız bir oluşuma yöneldi.

4-) Cemaat adını, 56. Şeyhülislam İsmail Efendi tarafından İstanbul’un Fatih ilçesindeki Çarşamba semtinde yaptırılan camiden alıyor.5 Ustaosmanoğlu’nun yıllarca imam-hatip olarak görev yaptığı bu cami, cemaatin de merkezi. Caminin yanında ise İsmailağa İlim ve Hizmet Vakfı binası bulunuyor.

“Fatih-Başakşehir: Muhafazakâr Mahallede İktidar ve Dönüşen Habitus” kitabının yazarı olup çalışması sırasında bu cemaatle ilgili de araştırma yapmış olan İrfan Özet, İsmailağa’yı Türkiye’deki diğer cemaatlerden ayıran özelliklerden birinin ona yüklenen “özel bir misyon” olduğunu öne sürüyor. Bunun cemaatin bulunduğu mekanla ilgili olduğunu belirtiyor:

5-) İsmailağa’yı Türkiye’deki cemaat dünyasından farklılaştıran hususlardan biri, bölge sakinleri başta olmak üzere Sünni-İslam hassasiyetine sahip geniş çevrelerce sırtına yüklenilen teo-politik bir misyon…

6-) Bu misyon, özellikle Patrikhane ile Cumhuriyet tarihi boyunca gelişen endişeler etrafında biçimleniyor. Bölgedeki yaygın kanıya göre, Patrikhane’nin ekümeniklik projesi kapsamında ‘genişleme politikası’ mevcut…

7-) Nitekim bu kuşku bugün Fatih’teki birçok muhafazakârın, İsmailağa’nın bölgedeki varlığını ‘bir emniyet sübabı’ olarak görmesine yol açıyor. Çarşamba semti bu açıdan, Fener-Balat’a hâkim gayrımüslim ve seküler dokuya karşı; İslami kimliğin sınır hattını oluşturuyor…

😎 Cemaatin sitesindeki hakkımızda bölümünde, ‘İsmâilağa Câmiası olarak gayemiz: insanoğlunun her daim süregiden huzur arayışında İslâm’ın ışığını insanlığa Mahmud Efendi Hazretlerimizin rehberliğinde en parlak ve en canlı hâliyle sunabilmektir.’ ifadeleri yer alıyor…

Tasavvufi söylemi öne çıkaran cemaat içinde şeyhe bağlılığın önemli olduğu anlaşılıyor.

9-) Cemaat, Türkiye’deki birçok dini oluşumdan farklı olarak kendine has bir giyim kuşam tarzını benimsemiş durumda. Cemaat üyesi erkekler uzun sakallı, cübbeli, sarıklı ve şalvarlı bir görüntü sergilerken, kadınlar da siyah çarşaf giyiyor…

Cemaatin sadece İstanbul değil, Türkiye genelinde ağları bulunuyor. Cemaatin sitesindeki faaliyetlerimiz bölümünde şu ifadeler yer alıyor:

– İsmailağa cemaatinin faaliyetleri genel olarak ilmî-dinî ve sosyal hizmetler alanında yoğunlaşmaktadır. Aşevi hizmetleri, aynî ve nakdî yardım organizasyonları, tekâmül ve ihtisâs medreseleri, fıkıh kurulu ve dînî meseleleri danışma hattı, emri bil maruf ve ziyaret ekibi, halka açık medrese, kütüphane hizmetleri ve yaz Kur’ân kursları, başlıca faaliyet ve hizmet alanlarımızı oluşturmaktadır.

Günümüzde bu yapılanma bünyesinde bugün özel okullar, medreseler, Kur’an kursları ve medya organları gibi çeşitli kurumlar bulunuyor.

10-) Cemaat içinde eğitimin ‘Arapça ve Hafızlık Talebeleri’, ‘Tekamül Medreseleri’ ve ‘İhtisas Medreseleri’ olmak üzere üç aşamalı olarak gerçekleştiriliyor…

11-) Cemaatin farklı merkezlerinde halka açık çeşitli dini eğitimler veriliyor…

Bir fetva hattı çağrı merkezi ile de telefon üzerinden soruları yanıtlıyorlar.

12-) Cemaat, bir dönem, mensuplarına yönelik suikast olaylarıyla gündeme geldi. Mahmut Ustaosmanoğlu’nun damadı, cemaatin önde gelenlerinden Hızır Ali Muratoğlu 1998’de Çukurçeşme Camii’nde silahlı saldırı sonucu öldürüldü…

13-) 2006’da ise cemaatin önde gelen isimlerinden, emekli imam Bayram Ali Öztürk de, İsmailağa Camii’nde uğradığı bıçaklı saldırıda öldü. Saldırgan cami cemaati tarafından linç edildi…

Bu olaylarla ilgili istihbarat servislerinin saldırılarından, cemaat liderliğine dair iç çekişmelere kadar çok farklı görüşler ortaya atıldı.

14-) Cemaatin önemli isimlerinden Ahmet Mahmut Ünlü’nün son yıllarda katıldığı TV programları ve sözlerinin yarattığı tartışmalar üzerinden kamuoyunda tanınan bir figüre dönüşmesi ise İsmailağa’nın muhafazakâr olmayan kitleler açısından da tanınmasını sağladı…

15-) Kamuoyunda ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Ünlü, 1999 yılında yaptığı 17 Ağustos depremiyle ilgili konuşmasından dolayı 13 ay hapis yattı. Ünlü, ‘Mevlam zina yuvalarını vurdu’ demiş daha sonra bu sözlerinden ötürü pişman olduğunu söylemişti…

Ünlü, Ekim 2011’de ise Karagümrük çetesi operasyonu kapsamında tutuklandı ve Aralık 2012’de tahliye edildi.

16-) Sosyal medyadaki videolarındaki yorumlarıyla dini ve siyasi konularda tartışma yaratmayı sürdüren Ünlü, cemaatin popüler kültür içinde en fazla tanınan yüzü…

17-) Cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu ise yaşı ve rahatsızlığı nedeniyle cemaat işleriyle aktif bir şekilde ilgilenmiyor…

Mahmut Ünlü’nün ise cemaatin gelecekteki lider adaylarından olduğu, ancak bu konum için başka isimlerin de adının geçtiği görülüyor.

18-) İsmailağa, yıllardır çeşitli sağ partiler ile ilişkisi olan bir cemaat.

İrfan Özet, bu ilişkiyi “meşruiyet alanı” kavramıyla tarif ediyor:

-Türkiye’de özellikle sağ-muhafazakâr siyaset paydasında buluşan aktörler ve partiler için İsmailağa, geçmişten günümüze önemli bir meşruiyet alanı. Nitekim cemaat habitusu içerisinde yetişen kuşakların siyasal alana dair okumaları ve eğilimleri, sağ-muhafazakâr siyaseti tatmin edecek hayli yüklü anlamlara sahip…

-Örneğin saha araştırmam süreci boyunca yaşanan seçimlerde, cemaat bağlılarının sürekli olarak 28 Şubat döneminde basılan Kur’an kursları ve kamu kurumlarında örtünerek eğitim almalarının önüne geçildiği ‘travmatik’ manzaraları sahne önüne koyduklarını görüyordum. Bu motivasyonlar ise, son tahlilde cemaat etkilerine açık kitlenin AKP siyaseti ekseninde buluşmasını sağlıyordu…

Erdoğan ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de geçmiş dönemde cemaati ziyaret ettiği biliniyor.

-Erdoğan’ın 2014’te, Gül’ün ise 2015’te cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nu ziyaretinden görüntüler kamuoyuna yansımıştı…

-Cemaatin son yıllarda iktidar partisine destek açıklamalarında bulunduğu görülüyor…

-Son dönemde cemaat içinde çeşitli gerilimler yaşandığı görülüyor…

-Bugün, çalışmalarında İsmailağa adını kullanan bazı farklı gruplar ortaya çıkmış durumda…

-Ana grubu temsil eden İsmailağa İlim ve Hizmet Vakfı ise bu ismi kullananlara karşı hukuki yollara başvuruyor…

İrfan Özet, cemaat içinde halef olmakla ilgili ciddi bir rekabet yaşandığını söylüyor:

-Cemaatin lideri olan ve bağlılarınca ‘Efendi Hazretleri’ olarak anılan Mahmut Ustaosmanoğlu’nun ilerlemiş yaşından hareketle ‘halefi’ olma etrafında yoğun bir rekabet göze çarpıyor. Bu konuda rekabetin sertleşen tonları, özellikle Marifet Derneği ve İsmailağa İlim ve Hizmet Vakfı etrafında gelişiyor…

-Gördüğüm kadarıyla cemaatin ana akım bağlı halkası, İlim ve Hizmet Vakfı etrafında temerküz ediyor. Bunda da en önemli sebeplerden biri, Marifet Vakfı’nın Beykoz merkezli yapılanmasının, ‘Patrikhane’nin Fatih’teki genişleme politikası’ karşısında cemaat ve bölgedeki muhafazakârları zayıflatacağı düşüncesi…

yetkinreport – Murat Yetkin

Sabahattin Önkibar
Odatv


http://www.cumhuriyet.com.tr Mahmut Hamsici
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top