SIYASET

CHP KURULTAYI BİTTİ SONUÇLARI HALA TARTIŞILIYOR!

“CHP küresel güçlerin kontrolünde olan bir parti de değildir. Zaten BOP Eş Başkanı iktidarda iken buna ihtiyaç dahi duyulmaz.”

CHP’NİN BÖLÜNMESİ KİMİN İŞİNE YARAR

Nurzen Amuran sordu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu yanıtladı…

Nurzen Amuran:

Bu hafta CHP kurultayını konuşacağız. Çünkü Kurultay bitti sonuçları hala tartışılıyor. Biz de bugün Kurultayın bir değerlendirmesini yapacağız. Yapılan tartışmaları gündeme getireceğiz.

Kurultay nasıl geçti kısaca değinir misiniz?

Bülent Kuşoğlu: 

37. Olağan CHP Kurultay’ı tek kelime ile başarılıdır.

Kurultay öncesi yapılan eleştirilerin hiç biri gerçekleşmemiş, çok zor koşullara rağmen CHP Kurultay’dan başarı ile çıkmıştır.

Türkiye tarihinde belki de dünya tarihinde ilk büyük açık hava kongresi yapılması gündeme gelmiş oldu. Akla neden Temmuz’da yapma gereği hissettiniz sorusu gelebilir. Hem yapmamız doğrultusunda sorular ve baskılar nedeniyle hem de gelecek yıla kalması halinde 3 yıl dolduğunda birinin mahkemeye müracaatı halinde partinin başına kayyum atanması ihtimali söz konusu olabilirdi. Denilebilir ki YSK, büyük kongre yapma süresini uzatabilirdi, ek süre verebilirdi. Ben de soruyor ve hatırlatıyorum, olağanüstü bir dönemdeyiz, normal ve hukukun geçerli olduğu bir dönemde değiliz, küçük bir ihtimal olarak da olsa, ya vermez ise?

Diğer kurultaylardan farklı olan en çarpıcı özelliği ne oldu?

Bülent Kuşoğlu: 

Eskiden kurultaylar günlerce sürermiş. Özellikle ulaşım ve iletişim imkanlarının çok kısıtlı olduğu dönemlerde bu normaldi, çünkü belli konuları irdelemek, partililere iletmek, partililerin fikrini almak çok zordu, mutlaka bir araya gelmek gerekiyordu. Şimdi anında görüşler iletiliyor, mekan değişikliği olmadan görüşmeler yapılabiliyor, hızlı kararlar alınabiliyor. Dolayısıyla organizasyon başarısı yanı sıra önemli kararların alındığı tarihi bir kurultay oldu 37. Kurultay.

Kurultay Bildiri nasıl hazırlandı?

Bülent Kuşoğlu: 

Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nun çeşitli makaleleri, konuşmaları ve partililerle yaptığı iletişimlerde gündeme getirdiği, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerle yapılan toplantılarda, Genel Merkez yönetimi olarak kendi içimizde yaptığımız toplantılarda tartışma konusu ettiğimiz hususlar derli-toplu olarak Kurultay Bildirisi’ne alınmış oldu. Yani Bildiri sadece Kurultay gününün işi değil.

Bildiride hangi konulara yer vermiştiniz?

Bülent Kuşoğlu: 

“İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” adını verdik.

Bildiri, Türkiye sorunlarını 5 temel başlık altında, çözümleri ise 13 adımda özetlemiş oldu.

Önce maddeler halinde sorunları sıralayayım:

1- Demokrasi tehlikede,

2-Ekonomik Bağımsızlık tehlikede,

3-Dış Politika egemen güçlerin kontrolünde,

4-Eğitim politikaları sorunlu,

5-Toplumsal Barış tehlikede.

Peki Çözümler?

Bülent Kuşoğlu: 

Çözümler 13 maddede toplandı:

1-Yeni Anayasa ile parlamenter sistem

2-Toplumsal barış ve huzurun sağlanması

3-Liyakat sistemi

4-Seçim yasası

5-Siyasi ahlak yasası

6-Kamu ihale kanunu

7-Sayıştay ve mali reform

8-Stratejik planlama teşkilatı

9-Eğitim reformu

10-Eko sistem

11-Aile destekleri sigortası

12-Yeni merkez-yerel dengesi

13-Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı

Sonuç olarak 1959 Kurultayı’ndaki “İlk Hedefler Beyannamesi”nden etkilenmiş güzel bir Kurultay Bildirisi oldu.

 “İlk Hedefler Beyannamesi”ne nazire yapmamızın sebebi ise o dönemle bugünün koşullarının benzeşmesidir.

Parti Meclisi üye seçiminde aldığınız sonuçlar sizi tatmin etti mi?

Bülent Kuşoğlu: 

Muhakkak ki Parti Meclisi üyeliklerine seçilen kadrolar kendim dahil olmak üzere ifade ediyorum, mevcut CHP kadrolarının çıkarabileceği en iyi kadrolar değillerdir.

Kuşkusuz bilgi birikim olarak daha nitelikli partililerimiz var… Ancak seçilenler CHP delegelerince aday olanlar arasından mevcut hukuka göre seçilmişlerdir.

Ülkenin ve demokrasinin bu koşullarında desteklenmesi gereken alternatifsiz kadrolardır.

Zaten hiçbir partide ve hiçbir dönemde en iyi, en mükemmel kadroların yönetime seçilmesi gerçeği maalesef gerçekleşmiyor. Bu demokrasinin en büyük eksikliğidir ama dediğim gibi maalesef hakikat böyledir.

Ancak seçilen bu kadrolar başarmak ve Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak zorundadırlar. Ülkenin koşulları gereği başka şansları da yoktur.

Son zamanlarda CHP’nin temel kuruluş felsefesinden ayrılarak sağa doğru kaydığı, kendi ilkelerini terk edip Atatürk’ün Partisi olmaktan çıktığı iddiaları var. Yanıtınız?

Bülent Kuşoğlu: 

Bu iddialarda bulunanlar mevcut CHP politikaları ve söylemini kullanarak bu iddialarını desteklemekten ziyade daima bazı münferit isimleri örnek gösterdiler. 

“CHP bu kişileri milletvekili yaptı, CHP şu kişileri cumhurbaşkanı adayı yaptı, yapmak istedi” yolundan saptı dediler. Halbuki CHP bir ideoloji partisi değil, bir kitle partisidir.

CHP çağdaş uygarlığa ulaşma ve onu aşma hedefini ilke olarak benimsemiştir.

Toplumda sorunları olan tüm kesimler için en sağlıklı çözümleri üreten tek partidir.

Emeklilere 2 ikramiye, taşeron işçilere kadro, orman köylülerinin sorunlarını dile getirme, işsizler ve asgari ücretlilerin içinde bulundukları tabloyu en net dile getiren partidir.

Dolayısıyla CHP, yönetiminde münferit olarak yer alan kişiliklerle, kimliklerle tanımlanamaz.

Kökeni CHP’li olmayan kişilerin partiye alınmaları, aday yapılmaları stratejik değil taktik hamlelerdir.

CHP’nin şu anda mevcut siyasetteki konumu nedir?

Bülent Kuşoğlu: 

CHP sosyal devleti, sosyal demokrasiyi, demokratik parlamenter sistemi savunan, demokrasi üzerindeki vesayetlere karşı çıkan partidir.

Güçler ayrılığı ilkesini savunan, düşünce özgürlüğünü savunan, medya üzerindeki iktidar vesayetine karşı çıkan bir partidir. Kuruluşundaki felsefeye sadık olup, aynı felsefe içinde sürekli gelişen ve kendini yenileyen bir partidir.

CHP küresel güçlerin kontrolünde olan bir parti de değildir. Zaten BOP Eş Başkanı iktidarda iken buna ihtiyaç dahi duyulmaz.

Papaz Bronson, Trump Mektubu, Barış Pınarı Harekatı’nın bir haftada bitirilmesi, 27 Şubat’ta 36 askerimizin şehit edilişine sessiz kalmamız ve benzer örnekler küresel güçlere mahkum iktidarı işaret ederken, CHP net olarak bağımsızlığını koruyarak, egemen güçlerin küresel desteğini reddederek iktidar gelme çabası içerisindedir.

Bana göre Atatürk sonrası terk edilen bağımsızlık politikalarına, Atatürk’ün halkçı, yerli ve milli yaklaşımlarına Kılıçdaroğlu döneminde tekrar dönülmektedir.

Eğer, sosyal demokratlık ve Atatürkçülükten gerçekten çağdaş olmayı, demokrasi ve özgürlükleri benimsemeyi ve mücadelesini anlıyorsak CHP Türkiye seviyesinde en demokrat, sosyal, laik, Atatürkçü, özgürlükçü ve çağdaşlığı hedefleyenlerin partisi durumuna gelmiştir. Bu konularda CHP alternatifsizdir.

Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılacağı ve yeni bir parti kuracağı söylentisi yayıldı. Sayın İnce böyle bir karar verirse Türkiye’nin sol da bu süreçte yeni bir partiye ihtiyacı var mı?

Bülent Kuşoğlu: 

Herkesin parti kurma hakkı vardır ama ayrılmasına üzülürüm. Bu dönem özellikle yeni siyasi partilerin kurulması çok anlamlı değildir çünkü ülke ve demokrasi tehlikededir.

Dolayısıyla muhalefet hareketinin birlik ve beraberlik içerisinde olması gerekir kanaatindeyim.

Muharrem İnce, yeni sistem dolayısıyla yeni parti kurmak bölünme değildir, Cumhurbaşkanlığı için yüzde 51 oy gerekli, parti seçimi farklı diyor. Siz ne dersiniz?

Bülent Kuşoğlu: 

İzin verirseniz şu soruyu sormak isterim… CHP’nin bölünmesi kimin işine yarar?

Türkiye’nin bu kadar sorunu varken ve bu sorunu yaratan iktidar ortadayken, hem sorunlar hem de çözümler açık net ortaya konmuşken ayrışma neden?

CHP’nin sorunlara yönelik çözümleri yetersizse bunu söylersiniz. Eksiğimiz varsa tamamlarız. Bu konuda bir ön yargımız yok. Ama başka gerekçelerle ayrışırsanız haklılığınızı yitirirsiniz…

AKP ve Erdoğan’ın son bir yıldır yapılan kamuoyu yoklamalarına göre seçim yapılsa gerekli oyu alamayacakları anlaşılmıştır.

Sorun artık bir alternatifin oluşmasındadır. Türkiye tam da alternatif oluşması safhasındadır. Başka bir partinin veya adayın, yani CHP’nin ve adayının bu düşüş karşısında etkili olabilmesi için AKP ve adayının 1’inci parti ve en çok oy alabilecek aday konumundan çıkmaları, son psikolojik üstünlüğü de yitirmeleri gerekir. Bunun için CHP’nin bütünlüğünü koruması şarttır.

Muhalefetin bölünmesi özellikle muhalefetteki en güçlü partinin bölünmesi muhalefeti ve muhalefet cumhurbaşkanı adaylarını güçsüzleştirir, iktidarı alternatifsiz gösterir. Yani sistem nedeniyle CHP’den kopuş CHP’ye zarar vermez söylemi doğru değildir kanaatindeyim.

Bölünme görüntüleri nedeniyle zihninde alternatif oluşmayacağı kanaati oluşturulan seçmen, istemese de mecburen iktidara oy verme durumunda kalmamalıdır.

Ayasofya’da ibadette Diyanet İşleri Başkanı yüce Atatürk’e yönelik olarak dile getirdiği söylem kamuoyunun yüreğinde derin izler bıraktı. Bu açıdan konu önemli… Biraz daha ayrıntılı olarak yanıtınızı almak isteriz:

Bülent Kuşoğlu: 

Atatürk’le ilgili söylemini başkaları tevil etmeğe çalışsa da dediğiniz gibi kamuoyu affetmez. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanı, Diyanet Kurumunun kuruluş amacına aykırı olarak ve de devlet memuru olduğunu ihmal ederek siyasi bir konunun bayraktarlığını yapmıştır. Kurumunu siyasete alet etmiştir.

Bilindiği gibi Kurtuluş mücadelesine katılmamış, o süreçte Mustafa Kemal’e karşı olmuş, daha sonra Cumhuriyetin kuruluşunda Padişahlık, hilafet kalsın diye çabalamış, devrimlere ve çağdaşlaşmaya muhalefet etmiş bir zihniyet 18 yıldır iktidardadır.

Seçimle iktidara gelen bu zihniyetin temsilcileri 18 yıldır çok tahribat yaptılar, çok fazla zarar verdiler ancak Cumhuriyetin getirdiği sistem ve kurumların yerine yenisini koyamadılar.

CHP olarak biz bu zihniyetin yine seçim yoluyla gidişini sağlar isek Türkiye’ye çok büyük bir hizmet etmiş oluruz ve Türkiye demokrasi liginde bir üst kümeye çıkar. Demokrasi Ayasofya türü gereksiz tartışmaları geride bırakır, ekonomide görülmemiş bir kalkınma dönemi başlar.

Aksi durumda yani İktidarın İstanbul Seçiminde olduğu gibi seçimi saçma sebeplerle iptal ettirmesi veya demokrasi dışı çözümler Türkiye’yi karanlıklara götürür.

Biz CHP olarak bu bilinçle mücadele ediyoruz, bazen susuyor bazen yürüyoruz ama bilinsin ki kararlı mücadelemiz ülke mücadelesidir, demokrasi mücadelesidir.

Halkın gündemi ekonomi, siyaset değil. Halkın gündemi Gelecek kaygısı. Ekonominin geldiği yer neden tehlikeli?

Bülent Kuşoğlu: 

Türk Ekonomisinin geldiği yer bağımsızlığımızı tehdit eder boyutta olduğu için tehlikeli…

Sebepleri hep söyledik. Üretim ve ihracat hedefi olmayan, inovasyon yaratmayan, kamu ve özel sektörün borçlanmasına dayalı bir büyüme modeli mutlaka tıkanacaktır. Tıkandı da.

2 binli yılların başında 100 liralık şahıs harcaması 6 lira borç içermekte iken şimdiler de yarı yarıya borç içermektedir.

AKP, Cumhuriyet tarihinde hiçbir hükümetin yapmadığı, hatta hepsinin toplamının yapmadığı kadar borç almış ve bu borcu getirisi olmayan işlerde kullanmıştır. Teşbihte hata olmaz; adeta aldığı kredileri mobilya, lüks otomobil, bina yapımı gibi işlerde tüketip, fabrikasını yenilemeyen ve borç ödeme zamanı fabrikasını kaybetme riski ile karşı karşıya kalan sanayici çocuğu gibiyiz.

Bizim gibi çift para kullanan ekonomiler de en büyük sorun yöneticilerin yabancı parayı yönetememeleridir. Acemi şirket yöneticilerinin nakit yönetimini becerememeleri gibi…

İktidar sonuçta dolarize ettiği ekonomiyi normale çevirememektedir. Bu nedenle, hukuksuzluklar gittikçe artmaktadır. Türkiye yatırımcılar açısından hiç güven duyulmayan bir ülkedir.

Yerli yatırımcılar bile son 5 yılda Türkiye’ye yaptıkları yatırımdan fazlasını yabancı ülkelere yapmışlardır. Çünkü, kendi ülke yöneticilerinden korkmakta, yönetimlerine ve hukuk sistemine güven duymamaktadırlar.

Son 5 yılda en fazla para çıkışı yani döviz çıkışı olan ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Türklerin yurt dışında en azından 200 milyar doları olduğu tahmin edilmektedir.

Servetini yurt dışına kaçıranların başında AKP döneminde zengin olanların olması oksimoron bir trajedidir.

Böyle bir ortamda en büyük sorun işsizlik doğal olarak.

Bülent Kuşoğlu: 

İşsizlik tarihi rekor düzeyinde.

İktidar çok tehlikeli bir oyun oynuyor. Merkez Bankası döviz rezervlerini tüketti, kamu bankalarında ki dövizi tüketti şimdi özel sektörün ve vatandaşın bankalardaki dövizlerini çeşitli şekillerde kullanıyor. Geçmişte hükumetler olay bu safhaya varmadan krizi ilan ederler önlemler alırlardı. Bu iktidar iktidarda kalabilmek için çözümü yani acı reçeteyi çok ileri safhalara taşımayı seçti. Bunun sonuçları çok çok tehlikelidir. Anlatmak istemediğim kadar çok tehlikelidir.

Dış politikamızda ne gibi gelişmeler var?

Bülent Kuşoğlu: 

Dış politikada durumu anlayan anlıyor. Şu an dünyadaki pozisyonumuz ağlanarak izlenecek durumda. Oyunun başlangıcında “Ben BOP’un eş başkanıyım” diyen milletvekili dahi olamayan bir zat varken, şimdi Cumhurbaşkanımız konumunda.

Ben Erdoğan’ın yabancıların gönüllü adamı olduğuna asla inanmam fakat başlangıçta yetersizlikleri varken şimdi mecburiyetleri oluştu ve küresel egemen güçlerin oyuncağı durumundayız.

Uzun uzun dış politikayı anlatmak istemiyorum, ama dış politikada tam bir teslimiyetçilik var. Örneğin Papaz Bronson’un durumu… Ne demişti Erdoğan “Bu fani bu koltukta oturdukça…” söylemi sonrası bir gün önce gelen özel uçakla götürülmesi, tam bir rezalet ve utanç kaynağımız olan Trump Mektubu, Türkiye’nin geleceği için hayati önemde olduğunu kabul ettiğimiz Barış Pınarı Harekatı’nın bir haftada durdurulması, dünyaya kendimizi şimdilik bıyık altından güldürdüğümüz S-400 alımımız, 27 Şubat’ta 36 askerimizin şehit edilmesine karşılık yaptığımız rezillikler… Bunlar devlette liyakatin yok edilmesiyle başladı. Dışişleri Bakanlığı tümüyle devre dışı bırakıldı…

Kurultay Bildirisi’nde de açıkladığımız üzere egemen küresel güçlerin boyun eğdirdikleri ve oyun alanı durumuna getirdikleri bir ülke olduk. Avrupa’dan ve çağdaşlıktan hızla uzaklaşıyoruz. Hızla bir Ortadoğu ülkesi haline geliyoruz…

İLGİLİ HABER

Nurzen Amuran – Odat

facebook sharing button
twitter sharing button
messenger sharing button
whatsapp sharing button
linkedin sharing button
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top
%d blogcu bunu beğendi: