GENEL

MAVİ MARMARA “Erdoğan çevirmen aracılığıyla konuştu: Siyonizm hakkında söyledikleri bağlamından koparılmıştı ve İsrail’e karşı düşmanlık beslemiyordu”

İsrail’in eski ABD Büyükelçisi Oren anılarını yazdığı kitapta, Netanyahu’nun Erdoğan’dan nasıl özür dilediğini anlattı.

“TÜRKİYE, ERDOĞAN TARAFINDAN YÖNETİLDİĞİ SÜRECE, İSRAİL’LE İLİŞKİLERİN DÜZELME İHTİMALİ YOK.

“Marmara özrünün çok büyük bir hata olduğu bir kez daha ortaya çıktı…”

Tarih
05.02.2015

Erdoğan:

”Paralel yapı olarak nitelendirdiğimiz Gülen Cemaati, İsrail gizli servisi MOSSAD’la işbirliği yapıyor. Hâlâ bu işbirliğini görmeyenlere yazıklar olsun.”

 
Fethullah Gülen:

“Erdoğan’ın bu açıklaması mesnetsiz”

Yeni Şafak yazarı Cem Küçük:


“İsrail’in, cemaatle iş birliği yaptığı zaten belli. Bunu Oslo kayıtlarının medyaya sızdırılmasından, İsrail çalışanlarının kayıtları paralel yapının adamlarına vermesinden anlayabiliyoruz..

Üstelik paralel yapı ve İsrail’in, Mavi Marmara’dan tutun da ‘One Minute’ meselesine, 2012’de Hakan Fidan’ın tutuklanmasına kadar tüm söylemleri bire bir örtüşüyor..

Türkiye ancak, sınırları içerisindeki İsrailli diplomatların ve ajanların faaliyetlerini sonlandırabilir. Ortadoğu’da işbirliği yapmaz. Uluslararası kanallardan hesap sorabilir.
Ülkeler somut delil isteyecekler. Türkiye’de casusluk faaliyetleri ile ilgili süregelen mahkemeler sonuçlandıkça, bu faaliyetler ispatlandıkça ve uluslararası arenada ülkelerin önüne kondukça, onlar da gereğinin yapılmasını talep edeceklerdir..

Bu ancak hukuk ve demokrasi yoluyla olacak. Mesela Türkiye Cumhuriyeti Gülen’in pasaportunun iptal olduğunu söyledi ve bunu ABD’ye bildirdi. Bu ülkelerin artık bu konuda adım atması lazım. NATO kendi ülkesine karşı, hükümet karşıtı işbirliği yapan bir başka ülkeyi kınayacak ve eleştirecektir.”

Tarih
06.02.2015

Mevlüt Çavuşoğlu

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Münih Güvenlik Konferansı’nda sunum yapacağı oturuma İsrailli temsilcilerin de katılacağının ortaya çıkması üzerine konferans programını iptal etti…

Mevlüt Çavuşoğlu:

“Ben konferansa katılacaktım fakat Ortadoğu oturumunda İsrailli temsilcileri sonradan koydukları için katılmama kararı aldık. Fakat Almanya ile ilişkilerimiz sadece Münih Konferansıyla sınırlı değil. Konferans, esasen ikili ilişkilerimizi ilgilendiren bir konu değil, uluslararası bir konferans. O nedenle bu Almanya’ya yönelik bir tavır da değil.”

Tarih
 07.02.2015


Avigdor Lieberman

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman:

“Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Münih’teki güvenlik konferansından İsrail katıldığı için çekilmesine tepkiliyiz”

İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu’yu suçlayan Lieberman:


“Marmara özrünün çok büyük bir hata olduğu bir kez daha ortaya çıktı…
Türkiye, Erdoğan tarafından yönetildiği sürece, İsrail’le ilişkilerin düzelme ihtimali yok. Erdoğan’ın Türkiyesi, sadece saldırıp İsrail’i kışkırtmak istiyor. İsrail buna uygun davranmalı ve kendi çıkarlarını korumalı.”

Tarih
 02.06.2015

“Özgürlük Filosu” olarak adlandırılan gemi konvoyu Haziran sonunda Gazze kıyılarına hareket ederek “İsrail’in Filistin topraklarına uyguladığı ambargoyu kırmaya çalışacak.”


Gemide bulunan atılımcılar, 2010’da yaşanan Mavi Marmara olaylarının tekrarlanmasından endişe etmiyor mu?  Aynı trajedinin yaşanmaması için tedbirler alındı mı?

Mavi Marmara katılımcısı, İHH-İnsani Yardım Vakfı Genel Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesi Av. Gülden Sönmez:

“2010 yılında İsrail askerleri Gazze Özgürlük Filosu’na karşı bir saldırıda bulunmuştu. Biri ABD, dokuzu Türkiye vatandaşı 10 insani yardım gönüllüsü hayatlarını kaybetmiş, onlarca kişi de ağır yaralanmıştı. Bütün dünya buna dair tepkiler gösterdi. Şu anda da bunun sorumluluğundan dolayı İsrail askerleri ve komutanları çeşitli mahkemelerde hesap veriyor ve yargılanıyor. Ama bütün bunlara rağmen ablukanın kalkması çabasının devam etmesi gerekiyor. Filo olarak üçüncü seferimiz düzenleniyor. Daha önce de ayrıca teknelerle sekiz kez sefer düzenlenmişti.”

İsrail tekrar saldırabilir mi?

İsrail dedi ki: ”Müsaade etmeyeceğim, geçişine izin vermeyeceğim”

Sönmez:

”İsrail bunu hukuku çiğneyerek söylüyor. Biz de diyoruz ki, ‘Abluka hukuksuz. Ablukayı kaldırın! Bu gemilerin geçişine izin verin!’ İsrail bunu yapmadığı sürece bu çabalarımızı sürdüreceğiz. ”

İsrail, Mavi Marmara gemisine yaptığı gibi bir katliam gerçekleştirir mi?

Sönmez:

Ben buna çok ihtimal vermiyorum. Çünkü çok ciddi bir pişmanlık duyuyor ve hala oradaki suçların cezasını ve hesabını verme sürecini yaşıyor. Ama elbette ki, gemiyi durdurabilir, insanları alıkoyabilir. İnsanlık vicdanı, buna tepki göstererek hiç olmazsa uluslararası hukuka uygun olmasını bekliyor.”

Tarih
22.06.2015

Feridun Sinirlioğlu – Dore Gold

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Ha’aretz:

”İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Direktörü Dore Gold ile Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, İtalya’nın başkenti Roma’da gizli bir görüşme yaptı. Görüşme: 7 Haziran seçimlerinden sonra gerçekleşti.”

Gazete:

”Görüşmeden İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Yossi Cohen ve Başbakanlık Ofisi Türkiye Özel Temsilcisi Joseph Ciechanover’ın haberdar değil.”

Not:


2013’te İsrail Başbakanı Netanyahu, Erdoğan’ı arayarak Mavi Marmara krizi konusunda uzlaşma çağrısı yapmıştı. Aralık 2013’te bir İsrail heyeti İstanbul’a gelmiş, bundan birkaç hafta sonra da bir Türk heyeti Kudüs’e gitmişti…
İsrail, 20 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmişti. Ha’aretz bu görüşmelerde tazminatın doğrudan ailelere değil, bir vakfa verilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını ve Şubat 2014’te bu konuları içeren bir anlaşma taslağı hazırlandığını belirtti.

Tarih
 24.06.2015

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu:

”Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun Roma’da İsrail Dışişleri Direktörü Dore Gold ile görüştüğü doğrudur. Hiç görüşmeden nasıl bir uzlaşma sağlanabilir ki? Geçmişten beri uzmanlar düzeyinde iki ülke bir araya geliyor.”

Tarih
25.06.2015

Gazze’ye uygulanan ablukayı delerek, bölgeye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan 3. Özgürlük Filosu’nun yarın Yunanistan’dan hareket etmesi bekleniyor. 

Yardım yüklü 3. Özgürlük Filosu’nun Yunanistan’da adı gizli tutulan bir limandan yarın hareket edebileceği belirtiliyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahson:

”Filonun Gazze’ye ulaşmasına izin vermeyeceğiz. Eğer Gazze halkına yardım ulaştırmak isterlerse bunu İsrail üzerinden yapabilirler. Filoda bulunanlar geldikleri ülkelere geri gönderilecekler.”

İsrailli Arap milletvekili Basel Ghattas:

“Filoya bende katılacağım. Amacımız, Gazze’de yaklaşık 1.8 milyon kişinin acı çekmesine neden olan acımasız ve akıl dışı İsrail ablukasının kaldırılmasını sağlamak. İsrail, mağduru oynama konusunda çok usta, oysa işgalci olan, Filistin’e karşı savaş başlatan ve savaş suçu işleyen taraf kendisi. İsrail, kurban olduğunu söylese de büyük bir hapishaneye çevirdiği Gazze’de yaklaşık 1.8 milyon kişiyi asıl kendisi kurban ediyor.”

Kudüs İbrani Üniversitesi’nden Filistin uzmanı Prof. Dr. Hillel Frisch:

‘Filolar, İsrail’e karşı yürütülen siyasi savaşın bir parçası. İsrail Gazze’ye abluka uygulamadı..

Öncelikle Gazze’de abluka yok. Her gün 700 kamyon, İsrail’den Gazze’ye mal götürüyor. Gazze, İsrail ürünleri için önemli bir market. Gazze sınırındaki İsrail yerleşimleri, diğer bölgelere göre fakir olduğu için İsrail hükümeti, bu noktalardan Gazze’ye ürün akışı sağlanmasını memnuniyetle destekliyor. Ayrıca Gazze’ye İsrail limanları üzerinden ulaştırılmak istenen tüm insani yardımlara izin veriliyor..

Doğrudan Gazze’ye ulaşmak isteyen filolar ise siyasi savaşın bir parçası. Hamas bize karşı bazen misilleri, bazen intihar bombacılarını kullanıyor, bazen de filo örneğinde de gördüğümüz gibi diğer insanları İsrail’e baskı uygulamak için mobilize ediyor..

Benim tahminime göre filonun önü kesilip Gazze’ye ulaşması engellenecek. Muhtemelen İsrail limanlarından birine yanaştırılacak. Milletvekili Basel Ghattas da karaya inip kısa bir konuşma yapıp evine dönecektir.”

2010 yılında 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan Mavi Marmara baskınından sonra Ankara-Tel Aviv ilişkilerinin kopma noktasına gelmesi…

Kudüs İbrani Üniversitesi’nden Filistin uzmanı Prof. Dr. Hillel Frisch:


“Bence Erdoğan antisemitist, bir Yahudi karşıtı. Bizden, İsrail’den ve Yahudilerden hiç hoşlanmıyor. Ama bence bu politikası gerçekçi değil. Çünkü İsrail refah içinde bir ülke olarak Türkiye için çok iyi bir market. Türkiye, bu tutum yüzünden İsrailli turistleri kaybetti. Daha önce yılda yaklaşık 500 bin İsrailli turist tatil için Türkiye’ye gidiyordu. Şimdi ise sadece İsrail’den değil dünyanın dört bir yanından Yahudiler, aktarmalı uçuş için bile İstanbul’u tercih etmiyor. Çünkü korkuyorlar. Bana göre İsrail ile işbirliğini bozmak iyi bir karar değil, özellikle de Türkiye ile iyi ilişkiler kurulmasından yana iken..

Ama bence Erdoğan, son parlamento seçimlerinden sonra İsrail konusunda daha gerçekçi bir tutum benimseyecek. İlişkilerimizi güçlendirmeli, ticaretimizi artırmalıyız. İsrail’den Türkiye’ye turist akışı da artırılmalı. Bu iki ülkenin de çıkarına…”

Not:
2010 yılında Gazze’ye insani yardım götürmek isteyen Mavi Marmara gemisine İsrail askerlerinin yaptığı baskında 9 kişinin ölmesi üzerine Türkiye-İsrail ilişkileri kopma noktasına gelmişti. Türkiye, İsrail’le ilişkilerin ikinci katip seviyesine indirmiş, askeri anlaşmaların askıya alındığını açıklamıştı…

Tarih
26.06.2015

İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı delerek, bölgeye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan 3. Özgürlük Filosu’nun yola çıkmaya hazır olduğu açıklandı.

Filodaki tekneler, 20 ülkeden 50’ye yakın aktivist, gazeteci ve siyasetçiyi Gazze’ye götürecek.

Girişimi örgütleyen Özgürlük Filosu Koalisyonu’nun medya merkezinden yapılan açıklamaya göre filoyu oluşturan tekneler 20 ülkeden aktivist, gazeteci ve siyasetçilerden oluşan yaklaşık 50 kişiyi Gazze’ye götürecek.

İsrail hükümetinin bu girişimi “İsrail karasularına izinsiz teknelerin yasa dışı girişi” olarak yorumladığına işaret edilen açıklamada, “İzinsiz tekne söz konusu değil, söz konusu olan gayriinsani ve gayrimeşru bir abluka” ifadesine yer verildi.

Gazze için “dünyanın en büyük açık hapishanesi” tanımı yapılan açıklamada, 3. Özgürlük Filosu’nun, “Gazze’de yaşayan 1,8 milyon insanın haklarına yapılan tecavüze dikkat çekmek” amacıyla oluşturulduğu kaydedildi.

Birleşmiş Milletler’in de Gazze ablukasının sona erdirilmesi için çağrı yaptığı hatırlatılan açıklamada, “Özgürlük Filosu seferiyle bu ablukaya meydan okuyor, yoksa İsrail’in karasularına girmeyi ne istiyor, ne de buna ihtiyacı var” değerlendirmesinde bulunuldu.

3. Özgürlük Filosu’nun Gazze’de yakın geçmişteki İsrail saldırılarında ağır yaralanmış, evsiz ve işsiz insanlar için çalışan çeşitli örgütler aracılığıyla Filistinliler tarafından davet edildiği belirtilen açıklamada, filonun yolcuları arasında İsrail parlamentosu Knesset’in üyesi Dr. Basel Ghattas’ın da yer aldığı bildirildi.

Açıklamada, Ghattas’ın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya yazdığı açık mektupla filonun Gazze’ye ulaşmasına izin verilmesini istediği de hatırlatıldı.

‘İSRAİL’E DEĞİL, İŞGALE KARŞI

Filonun İsrail’e değil, işgale karşı olduğu belirtilen açıklamada:

“Dünya çapında hükümetler, Avrupa Birliği gibi yapılar ve Birleşmiş Milletler İsrail hükümetinin işlediği savaş suçları ve Gazze Şeridi’ndeki 1,8 milyona uyguladığı toplu cezalandırma konusunda hesap vermesini temin etseydi, bizim eylemlerimize gerek olmayacaktı” denildi.

Açıklamada: Uluslararası toplumun Gazze’ye uygulanan ablukayı görmezden gelmeyi bırakması gerektiği vurgulanarak, “Filistin’i dünyanın geri kalanına bağlayan tek liman olan Gazze limanının açılmasını temin edecek adımlar acilen atılmalı” görüşüne yer verildi.

Bu arada, filonun hangi limandan, ne zaman hareket edeceği konularına bilgi verilmedi. Filoda, Tunus’un eski cumhurbaşkanı Muhammed Munsif el-Marzuki’nin de yer alması bekleniyor.

Gazze ablukasını kırmak için 2009 yılı içerisinde 3 ayrı konvoy karadan Gazze’ye ulaşmış, 2010’da ise “Viva Palestina” yardım organizasyonu bölgeye girmişti.  Yine 2010 yılında Free Gaza Movement (Özgür Gazze Hareketi) adlı sivil toplum kuruluşu ile İnsan Hak ve Hürriyetleri  (İHH) İnsani Yardım Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Gazze’ye Özgürlük Filosu” İsrail’in askeri saldırısına uğramıştı.

İsrail ordusunun, filodaki 500’den fazla kişiyi taşıyan Mavi Marmara gemisine, uluslararası karasularda 31 Mayıs 2010’da düzenlediği saldırıda 9 kişi yaşamını yitirmiş, 56 kişi yaralanmıştı. Saldırıda ağır yaralanan Süleyman Uğur Söylemez ise Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 2014 yılında hayatını kaybetmişti.

NETANYAHU ERDOĞAN’DAN ÖZÜR DİLEYİP OBAMA’YLA ‘ÇAK’ YAPMIŞ

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun İtalya’da Mavi Marmara basknı sonrası ilişkilerin koptuğu İsrail’in Dışişleri Direktörü Dore Gold ile görüştüğü bilgisi doğrulanırken, İsrail’in eski ABD Büyükelçisi Oren anılarını yazdığı kitapta, Netanyahu’nun Erdoğan’dan nasıl özür dilediğini anlattı.

İsrail’in eski ABD Büyükelçisi Michael Oren’in bu hafta başında çıkan ‘Ally’ (Müttefik) adlı kitabındaki, ABD Başkanı Barack Obama’nın İsrail ilişkilerini ele alış biçimi ve Mavi Marmara baskınına ilişkin anekdotlar tartışma yarattı.  Kitabın en dikkat çeken kısmı ise İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun baskın için Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan nasıl özür dilediğinin anlatıldığı bölüm oldu. 

‘HILLARY CLINTON OBAMA ADINA BASKI YAPTI’

Daily Sabah’ın haberine göre:

Kitapta dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın mavi Marmara baskının ardından Netanyahu’ya Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesi için baskı yaptığı ve kişisel özrün Obama için kişisel önem arz ettiğini söylediği yazıyor. Obama’nın İsrail’in özür dilemesi için yaptığı baskıların Mart 2013 Tel Aviv gezisine kadar devam ettiğini söyleyen Oren, 23 Mart 2013’teki özür anının detaylarını ise şöyle anlatıyor:

OBAMA: DOSTUM RECEP

“Obama ve Netanyahu aralarında küçük bir masa ve telefon olduğu halde karşılıklı oturdular. Obama, Erdoğan’a ‘Dostum Recep’ dedi. Netanyahu ise hepimizde birer kopyası olan metni okuyordu. İsrail ordusunun yapmış olabileceği hatalar için özür, tazminat teklifi, diplomatik ilişkilerin restore edilmesi, savaş suçu suçlamalarının kaldırılması… Erdoğan çevirmen aracılığıyla konuştu: Siyonizm hakkında söyledikleri bağlamından koparılmıştı ve İsrail’e karşı düşmanlık beslemiyordu. Özür kabul edilmişti. Obama ve Netanyahu telefonu kapadı. Herkes ayaklarını uzatıp sevinmeye başladı. Beşlik çakmalar, sarılmalar vardı.”

‘NETANYAHU AYNI AKŞAM PİŞMAN OLDU’

Diğer taraftan Oren, Netanyahu’nun özürden dolayı aynı akşam pişman olduğunun da altını çizdi.

Erdoğan ve Netanyahu’nun söz konusu telefon konuşması yarım saat sürmüş, hatta bir ara Obama’nın telefonu alarak Erdoğan’la bizzat konuştuğu ortaya çıkmıştı. Netanyahu, İbranice ‘özür dilemek’ anlamına gelen ‘İtznatlut’ ifadesini kullanmıştı.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top