EĞİTİM

GENÇLER ÜNİVERSİTE TERCİHLERİNDE NELERE DİKKAT ETMELİ?

Hayatlarının akışını değiştirecek bu kararda, aslında nasıl tercih yapmaları; nelere dikkat etmeleri gerektiğini büyük başarılara imza atmış isimler anlattı.

DÜNYA ÇAPINDA BAŞARILI BİLİMSEL ÇALIŞMALARA İMZA ATAN BİLİM İNSANLARI CEVAPLADI

Başarılı bilimsel çalışma ve projelere imza atan bilim insanları ve uzmanlar, gençlere üniversite tercihleri hakkında tavsiyelerde bulundu

Sınav sonuçları açıklandı, gençler üniversite ve bölüm tercihlerinde neyi seçecekleri konusunda karar veremiyor.

Kendileri için en doğru seçimin ne olduğu konusunda da birçok kişiden fikir alıyor. 

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) belirlediği takvime göre Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuçlarının açıklanmasıyla tercih bildirim sürecine girecek öğrenciler, 6-14 Ağustos tarihleri arasında da tercihlerini yapacak.

Dünya çapında başarılı bilimsel çalışma ve projelere imza atan bilim insanları ve uzmanlardan, gençler için üniversite tercihleri hakkında öneriler aldık.

Hayatlarının akışını değiştirecek bu kararda, aslında nasıl tercih yapmaları; nelere dikkat etmeleri gerektiğini büyük başarılara imza atmış isimler anlattı. 
 


” DOĞRU ÜNİVERSİTE SEÇİLİRSE, GEREKTİĞİNDE BOLUM DEĞİŞTİRME SEÇENEĞİ HER ZAMAN BULUNUYOR”

Johns Hopkins Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nde medikal robotik alanında doktorasını tamamladıktan sonra Silikon Vadisi’nde çalışmalarını sürdüren Dr. Tutkun Şen:

Bölüm tercihi konusunda kendi eğitim sürecinden örnek vererek söze başladı.

Üniversite eğitimine 2004 yılında ODTÜ Makina Mühendisliği bölümünde başlayıp, eğitimimin ikinci yılında Elektrik-Elektronik Mühendisliği ile çift anadal programına katılmaya hak kazanan Dr. Şen, “3. sınıf yaz stajında TÜBİTAK Uzay’da robotik ile tanıştım ve ODTÜ’de mekatronik yandalı derslerini hobi olarak almaya başladım. 2009 yılında Makina Mühendisliğinden ve 2010 yılında da Elektrik-Elektronik Mühendisliğinden yüksek onur dereceleriyle mezun oldum. 2010 yılı güz döneminde Johns Hopkins Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde dünyanın en büyük medikal robotik laboratuvarında bu alanın en ünlü ismi Russell Taylor’un danışmanlığında doktora programına burslu olarak kabul aldım” dedi. 
 


“Neden bilgisayar, elektrik elektronik ve makina mühendisliği seçilmeli” sorusunu ise Dr. Şen, şöyle yanıtladı:

Günümüzde teknoloji üreten insanlarda aranan en önemli özellik farklı disiplinlerde altyapılarının olmasıdır. Dijitalleşen dünyada programlama bilmeyen bir elektronik mühendisinin, sinyal işleme bilmeyen bir makina mühendisinin teknoloji üreten rollerde yer alması çok nadir görülüyor. Üniversiteler de buna bağlı olarak disiplinler arası yandal ya da çift anadal programlarını bünyelerinde barındırıyorlar.


Şen, “Bence öğrenciler tüm dikkatlerini bölüm seçmeye harcamayıp, üniversite seçme konusunda da aynı önemi göstermeliler. Örneğin, yabancı dil eğitimi veren bir üniversite seçildiğinde, globalleşen dünyamızda bu eğitimi alan öğrenciler kendilerine çok daha kolay yer edineceklerdir. Doğru üniversiteler seçilirse, gerektiğinde bölüm değiştirme seçeneği her zaman bulunuyor” tavsiyesinde bulundu.


“SADECE NE HAKKINDA TUTKULU OLDUĞUNUZU BELİRLEMEYE ÇALIŞMALISINIZ”

“Bilim, teknoloji ve uygulamalı çalışma sevgisi olan insanlar için mühendis olmanın nedenleri açık” diye söze başladı bilim insanı Tuğçe Taşçı.

Mühendis olmak isteyen gençlere seslenen Taşçı, “Sadece ne hakkında tutkulu olduğunuzu belirlemeye çalışmalısınız. Sizi ne heyecanlandırıyor ve boş vaktinizi neye harcıyorsunuz? Tüm mühendislik türleri bir tür problem çözmeyi içerir, genelde hayatı kolaylaştırmaya odaklı, ancak hangi mühendislikle ilgili çözüm size en büyük heyecanı veriyor? Doğal olarak ilgilendiğiniz bir konuyu seçerseniz, okul boyunca motive olmanız ve bir mühendislik kariyeri” önerisinde bulundu.

Facebook AR/VR departmanında araştırmacı bilim insanı Tuğçe Taşçı, ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra, doktora çalışmaları için Stanford Üniversitesi Elektrik mühendisliğine başladı.
 


“İlk başlarda telekomünikasyon ve signal ve image processing gibi konularla uğraşırken, daha sonra alan değiştirerek mühendislik eğitimimi sinir bilimi ve insan beyini anlama çalışmalarında kullanmaya karar verdim ve alanlar arası çalışmaya başladım”  diyen Taşçı, farklı alanlardan konseptleri bir araya getirerek yeni bakış açıları kazanmanın her zaman oldukça zevkli olduğunu da sözlerine ekledi.


“MÜHENDİSLİK EĞİTİMİNİN BENCE ÖNEMLİ BİR ÖZELLİĞİ DE DÜŞÜNME SÜRECİNİZİ DEĞİŞTİRMESİ”

Doktorasını tamamladıktan sonra da endüstride hem mühendislik hem araştırma yapabileceği Facebook AR/VR departmanında kariyerime devam eden Taşçı:

“Mühendisliğin birçok çeşidi var tabii ki, fakat hepsinin ortak amacı bilim ve teknoloji kullanarak sürdürülebilir ve daha iyi bir dünya inşa etmek. Aslında neden zevk alıyorsanız ve hangi alana hizmet etmek istiyorsanız, yeni köprüler inşa etmekten mülteci kampları için elektrik prizleri geliştirmeye; gişe rekorları kıran filmler için özel efektler üzerinde çalışmaktan uzaya giden roketleri test etmeye kadar o alanda bir mühendislik pozisyonu bulup kariyer memnuniyetinizi karşılayabilmeniz mümkün” diye konuştu.

Mühendislik eğitiminin önemli bir özelliğini, düşünme sürecini değiştirmesi olarak yorumlayan Taşçı, şunları söyledi:

Bir mühendis gibi düşünmeyi öğreniyorsun. Mantıksal düşünme ve eleştirel analiz becerileri kazanıp, karar verme becerileriniz gelişiyor. İş söz konusu olduğunda daha nesnel ve daha az duygusal hale geliyorsunuz. Tüm bu beceriler profesyonel dünyada, herhangi bir alanda büyük ölçüde gerekli. Bu nedenle, mühendisler hangi sektörü seçtiklerine bakılmaksızın hep daha iyisini yapma eğilimindedir, yöneticilik de dahil. Hatta mühendislik, Fortune 500 CEO’ları arasında da en yaygın lisans derecesi olmasının ana nedenlerinden biri de meydan okumadır. Her türlü sorunla başa çıkma becerisini ve güvenini kazanmış oluyorsunuz.


Çoğu endüstride mühendislerin, bilim, teknoloji, matematik, yaratıcılık, mantık ve problem çözme becerilerini günlük olarak kullanmaları gerektiğine dikkat çeken Taşçı, “Karmaşık sorunlara basit çözümler bulmanız ve önemli sistemleri sürdürmeniz, iyileştirmeniz ve oluşturmanız lazım. O yüzden hangi mühendislik yolunu izlemeyi seçerseniz seçin, pek sıkıcı zamanlar göremezsiniz. Ve gerçekten yoktan fiziksel bir şeyler üretip, topluma bir şey kattığınızda hissedilen duygu paha biçilemez” ifadelerini kullandı.
 


“SEÇMENİZ GEREKEN ÜNİVERSİTE YA DA BÖLÜM, SİZİ GENİŞ BİR SKALADA FARKLI ALANLARA ADAPTE OLABİLME KAPASİTESİ VERMELİ”

Uzun yıllar CERN’de çalıştıktan sonra yakın zaman önce Boğaziçi Üniversitesi’yle ortak projeler yapmak için Türkiye’ye dönen Dr. Bora Akgün, fizik bölümünü seçmesindeki nedenleri şöyle anlattı:

Ben fizik okumayı tercih ettim; çünkü anlama, öğrenme ve yorumlama isteğimi bu şekilde gerçekleştirebileceğimi düşündüm. Bu istek beni Boğaziçi Üniversitesi üzerinden önce Amerika’ya oradan da CERN’e götürdü. Bu süreç içinde öğrenip doğru yorumladığım olguları daha derinlemesine araştırıp, insanlığın bilgi birikimine katkı yapma olanağım ve bu bilgi birikimini öğrencilerime aktarma fırsatım oldu.


“YAPMAKTAN MUTLU OLDUĞUNUZ KONUDA ÇOK DA BAŞARISIZ OLAMAZSINIZ!” 

“Fizik, Evren’in, insanlığın bugüne kadar ortaya koyduğu tasarımların işleyişini öğrenmek ve sonra da öğrendiğinin üzerine koymak isteyenlerin seçeceği bir yoldur” diyen Akgün, bu yolda yürürken seçilecek hedeflerin ise bir sonraki adım için alternatifleri artıracak şekilde belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
 


Akgün, “Ne yapmak istediğinizden yüzde yüz emin değilseniz, seçmeniz gereken üniversite ya da bölüm sizi geniş bir skalada farklı alanlara adapte olabilme kapasitesi vermeli. Bugün kimse üniversitede okuduğu konuyu üniversitede okuduğu kadar bilgiyle yaptığı işlerde çalışmıyor. Kişinin öğrenmesi ve gelişmesi hiç bitmiyor. Önemli olan sizin neye ilginiz var, hangi konuda aralıksız ve dinlemeye ihtiyaç duymadan çalışabilirsiniz? Neyi öğrenmek ya da araştırmak sizi mutlu ediyor? Yapmaktan mutlu olduğunuz konuda çok da başarısız olamazsınız!” şeklince görüşlerini paylaştı.


BAŞARININ GERÇEK ANAHTARI, HAYATIN BÜTÜN ACIMASIZLIĞINA RAĞMEN İYİ BİR İNSAN OLMAK İÇİN ÇABALAMAK”

ABD’de Cold Spring Harbor Laboratuvarı’ndan kurduğu laboratuvarda beslenme, bağışıklık sistemi ve kanser üzerine araştırmalar yapan Dr. Semir Beyaz, öğrencilere şu önerilerde bulundu:

Lisans eğitimime İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (IYTE) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde başladım. Önceki yenilgilerimden çıkardığım derslerden biliyordum artık: koşulların oluşmasını beklemek yerine koşul yaratacak işler yapmaktı önemli olan. Bu farkındalıkla, birinci sınıftan itibaren TÜBİTAK’ın lisans öğrencilerine yönelik araştırma projesi destek programına başvurdum ve laboratuvarda bağışıklık sistemi (immünoloji) alanında bilimsel araştırmalar yapma sürecine girdim. Laboratuvarda geçen uykusuz gecelerde bilimsel soru sorabilmeyi, literatürdeki bulguları kavramayı ve bir başarısız deneyden diğerine başarma azmini kaybetmeden giderek bilimsel bir buluş yapabilmeyi öğrenmeye başladım.
 


Çalışmaları ile Uluslararası Kök Hücre Araştırmaları Derneği Üstün Başarı Ödülü ve Amerikan İmmünoloji Derneği Genç Araştırmacı Ödülü gibi prestijli ödüllere layık görülen Dr. Beyaz, “Nitelikli bir bilim insanı olmak için önce iyi bir insan olmak gerektiğine inanıyorum. Sonrasında akılcı ve gerçekçi bir şekilde hayatı ve doğayı anlamaya adanmış bir merak duygusuna sahip diğer bilim insanlarıyla birlikte çalışarak insanlığa ve dünyaya ‘gerçekten’ faydalı olabilecek bilimsel keşifler yapmak istiyorum. Hayatta başarının gerçek anahtarı, nereye giderseniz gidin, ne yaparsanız yapın, hayatın bütün acımasızlığına rağmen iyi bir insan olmak için çabalamaktır” diye konuştu.


“BİLGİSAYAR MÜHENDİSİ OLACAK KİŞİ ÖĞRENCİLİĞİ, ÖĞRENMEYİ VE DE ÖĞRETMEYİ SEVMELİ”

Dünyanın en büyük şirketlerinde çalışan Silikon Vadisi’nden Selim Önal, kendi eğitim öyküsünü şu sözlerle anlattı:

Liseyi Koç Lisesi’nde okuduktan sonra 2004 yılında üniversite eğitimime Sabancı Üniversitesi’nde başladım. Üniversiteye başlarken okulda bulunan 7 mühendislik bölümü arasında son tercihim bilgisayar mühendisliğiydi ama, ikinci sınıfta fikrim değişti ve bilgisayar mühendisliği okudum. 4. sınıfta akademik kariyer yapmak istediğim için doktora programlarına başvurdum ve 2008’de Brown Üniversitesi’nde doktora eğitimine başladım. Doktoranın ikinci yılının sonuna doğru, akademinin bana göre olmadığını anlayıp, master programına geçiş yaptım ve master derecesi ile Brown’dan ayrıldım. Aynı ay Oracle’da Yazılım Mühendisi olarak işe başladım. 1 yıl Oracle’da çalıştıktan sonra dört buçuk yıl Google’da arama motoru takımında, bir buçuk yıl da Palantir’de çalıştım. 2017 yazından beri Salesforce’un sahip olduğu Quip isimli bir firmada çalışıyorum. Aynı zamanda 2016 yazından beri kurucusu da olduğum Kesişen Yollar isimli bir derneğin başkanlığını yapıyorum.  


Mühendislik tercih edecek kişilere öncelikli neyi sevip neyi sevmediklerini iyi değerlendirmelerini tavsiye eden Önal, lisede matematik ve fen derslerini seven, ama sadece işin bilim kısmını değil, teorik bilginin uygulamaları konusunda da heyecan duyan öğrencilere mühendisliği öneriyor.

Bilgisayar mühendisliği özelinde ise Önal: “Matematiği seven, problemler çözmekten hoşlanan, ama daha da önemlisi çözümü kolay olmayan problemlerle uğraşmaktan da en az çözmek kadar keyif alan kişiler için uygun bir meslek” ifadelerini kullandı.

Önal: “Tecrübe düzeyiniz ne olursa olsun, her yeni işte veya projede birçok yeni şey öğreniyorsunuz, kullandığımız teknolojiler, sistemler sürekli değişiyor. O yüzden bilgisayar mühendisi olacak kişi öğrenciliği, öğrenmeyi ve de öğretmeyi sevmeli” dedi.
 


Önal, üniveriste tercihlerini yapacak öğrencilere tavsiyelerini şöyle sıraladı:

Benim ne yazık ki Türkiye’deki sektör hakkında çok fazla bilgim yok, ama Silikon Vadisi’nde kariyer hedefleyen öğrenciler için bir programlama dilini çok iyi bilmelerini, veri yapıları, algoritmalar ve kesikli matematik derslerini çok iyi öğrenmelerini öneririm. Daha sonra 2. veya 3. sınıf yazında hedefledikleri şirkette staj yapmaları mezuniyet sonrası için iş şansları artırır. Staj için de mülakata stajdan bir yıl önceden hazırlanmaya başlamalarını, staj yapmak istedikleri yazdan önceki Eylül ya da Ekim gibi staja başvurmalarını öneririm. Bu sırada hedefledikleri şirketlerden mühendislerle iletişime geçmeleri ve onların hikayelerinden ders çıkarmaları da çok işlerine yarar.
 


“KİŞİ POPÜLER OLAN BÖLÜMLERİ DEĞİL, BİR ÖMÜR BOYU YAPMAKTAN HOŞLANACAĞI BİR ALANI SEÇMELİ”

Airbus’ın Silikon Vadisi’ndeki yenilik merkezi olan Acubed’te yapay zeka ve robotik araştırma mühendisi olarak çalışan Dr. Oktay Arslan:

“Tavsiyem üniversite popüler kanının aksine kapağı atıp hayatın kurtulduğu yer değil, kişinin kendi eksikliklerini, yeteneklerini belirleyip ona göre kendi çalışma programını yaptığı ve rekabetin daha yeni başladığı bir yer” dedi. 

Lisedeyken sayısal derslerinin iyi olduğunu; sözel derslerden de yüksek not almasına rağmen, matematik ve fiziğe özel olarak ilgi duyduğunu anlatan Arslan, eğitim süreci ile ilgili şunları söyledi:

2000’lerin başında bilgisayar ve elektronik ile ilgili dergileri alıp programlamayı öğrenmeye çalışırdım. 2002’deki üniversite sınavında epey yüksek bir derece aldım, sayısal sıralama 2180 ve yakın çevremin tıpı tercih etmem için yaptığı pasif baskıları dinlemeyip İstanbul’daki mühendislik bölümlerini yazdım. İTÜ Kontrol Mühendisliği’ne bu şekilde yerleştim. Bana göre kişi popüler olan bölümleri değil bir ömür boyu yapmaktan hoşlanacağı bir alanı seçmeli.
 


“ÜNİVERSİTENİN İMKANLARINI DEĞERLENDİRİP KENDİNİZİ YETİŞTİRMEK BİRAZ ÖĞRENCİYE DÜŞÜYOR”

Arslan:

“İTÜ’de ilk fark ettiğim şey devlet okullarında eğitim verilmez, alınırdı. Yani İTÜ’deki hiçbir akademisyen sizin bir şey öğrenmeniz için gayret göstermez. Üniversitenin imkanlarını değerlendirip kendinizi yetiştirmek biraz öğrenciye düşüyor. Kontrol Mühendisliği bölümü robotik, otomatik kontrol alanında benim için güzel bir eğitim veriyordu, fakat yazılım ile ilgili bölüm dersleri sınırlı sayıdaydı. Yazılım ile ilgili becerilerimi geliştirmek için Bilgisayar Mühendisliği ile çift anadal yapmayı ilk dönem sonunda hedef olarak belirledim. 2. dönem sonunda 4,0 ortalama yapıp bölüm birincisi oldum ve sene sonundaki Bilgisayar Mühendisliği bölümü ile çift anadal yapma hakkını asil olarak kazandım. 2. sınıftan itibaren her iki bölümden de fazla dersler alarak 2006’da Kontrol Mühendisliği bölüm birincisi olarak, 2007’de Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum” diye konuştu.

ABD’ye 2009’da doktora çalışmaları için geldiğini anlatan Arslan:

 “Derken 2015’te doktora derecemi aldım ve NASA JPL’de işe başlama, sonrasında Silikon Vadisi’ne taşınıp Tesla’da Elon Musk’ın yönettiği toplantılara katılma gibi bir macera yaşadım. Şimdi ise Airbus’ta uçak taksiler, otonom yolcu uçakları ile ilgili projelerde çalışıyorum” ifadelerini kullandı.


KİMYA MÜHENDİSLİĞİ, DİĞER TÜM MÜHENDİSLİKLERE GÖRE, TEMEL BİLİMLERİN HER ALANINA AYNÎ ANDA DOKUNUYOR OLMASI”

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Canan Atılgan, lisans ve doktora derecelerini, Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden aldı.

Hemen ardından gittiği Florida Eyalet Üniversitesi bünyesinde bulunan Süperbilgisayar Hesaplamaları Araştırma Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmalar yaptı.

O zamandan bu yana Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesiyim; 2018-2020 arasında fakültemnin dekanlığı ve üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü görevlerini üstlendi.

Boğaziçi Üniversitesi Doktora Tez, TÜBİTAK Teşvik, Türkiye Bilimler Akademisi Genç Bilim İnsanı (TÜBA-GEBİP), L’Oréal Türkiye Bilim Kadınları İçin Ödülleri var. 
 

Bilim Akademisi’nin seçilmiş üyesi olan Prof. Atılgan’ın uzmanlığı karmaşık moleküler sistemlerin hesaplamalı ve teorik yöntemlerle çalışılması konularında. Yumuşak malzeme sistemlerinde özgün davranıma yol açtığı deneylerle gözlemlenen ancak anlamlandırılamayan dinamik özelliklerin açıklanması, araştırmalarının ana odağını oluşturuyor.

Mühendis tanımını “insanlığın refahı için yeni teknolojileri temel bilim ve matematik bilgilerini kullanarak geliştiren kişi” olarak yapan Prof. Atılgan, “Dört ana ve sayısız alt ve interdisipliner mühendislik alanı bulunmakta. Kimya Mühendisliği bu dört ana mühendislikten birisi; süreç mühendisliği, malzeme mühendisliği ve biyomoleküler mühendisliği gibi alanlar ise kimya mühendisliğinin alt disiplinleri olarak geçiyor” şeklinde konuştu.


“”ENDÜSTRİLER KİMYA SEKTÖRÜ ETRAFINDA ŞEKİLLENDİĞİNDEN, İŞ İMKANLARI KÜRESELİN YANI SIRA YERELDE DE GELİŞİYOR”

Kimya mühendisliğinin ayırt edici özelliği, diğer tüm mühendisliklere göre, temel bilimlerin her alanına aynı anda dokunuyor olması” diyen Prof. Atılgan, kimya mühendisliği seçecek olanlar için şu önerilerde bulundu:

Kimya mühendisliğini meslek olarak seçecek bir öğrencinin kimyanın yanı sıra ve belki de daha fazla fizik ve biyolojiden de hoşlanması, matematikle arasının çok iyi olması ve ürün çıkarmaya karşı bir merak taşıması gerekir. Öğrenciliği çok keyifli bir daldır; günlük hayatta karşınıza çıkan birçok sorunun ve sorunun çözümünü bilim odaklı anlamanıza yardımcı olan bir düşünme biçimi kazandırır. Kimya mühendisliği ve alt disiplinlerinin mezunları çok geniş bir yelpazede iş imkanlarına kavuşurlar. Üstelik Türkiye’de en gelişmiş ve çeşitlilik gösteren endüstriler kimya sektörü etrafında şekillendiğinden, iş imkanları küreselin yanı sıra yerelde de gelişiyor; başlangıç maaşları tatmin olur.


“Maddi kaygılardan çok, yaptıklarından keyif alıp almadıklarını kendilerine sormalılar; keyifle yapılan her iş maddi tatmini getiriyor”

Öğrencilere, meslek seçiminde anlık kararlarla hareket etmemeleri tavsiyesinde bulunan Prof. Atılgan:

 “Bunu söylerken, sağlık ve biyoloji bilimlerindeki gelişmeleri de göz önüne aldığımızda, gençlerimizin yaşam beklentisinin rahatlıkla 100 yaş olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla mesleklerini belki 50 yıl belki de daha uzun süre icra edeceklerinin farkında olarak seçmeliler. Maddi kaygılardan çok, yaptıklarından keyif alıp almadıklarını kendilerine sormalılar; çünkü keyifle yapılan her iş beraberinde maddi tatmini zaten getiriyor; oysa tersi illa geçerli değil. Dolayısıyla bilinçli tercih hayal değil” dedi.

“Lise sıralarında yapılan mesleki gölge çalışmaları ve kısa stajlarla iş ortamının hayal ettikleriyle uyuşup uyuşmadığını görmeleri de mümkün” diyen Atılgan, son olarak şunları söyledi:

Seçim yaptıktan sonra da geri dönülmez yola girmiyor öğrenciler; farklı yan dal ya da çift ana dal seçenekleriyle, meslek imkanlarını meraklarıyla buluşturacak geniş havuzdan seçmeli ders imkanları artık tüm iyi üniversitelerimizde mevcut. Tabii hedefler yine de değişebiliyor; mesela beni akademik hayata üniversite öğrencisiyken yaptığım stajlar hazırladı, öğrenci gözüyle çok hoşlanacağımı var saydığım fabrika ortamlarında bulunduğumda, buralarda mutlu olamayacağımı fark edip, mezuniyet sonrasında biraz daha okulda kalayım, öğrenci olayım dedim. 30 yıldır da üniversiteden çıkamadım!


“Öğrencilerin de tercihlerinde vizyonlarını genişletecek, farklılıklara açık, her ses ve renge fırsat veren üniversitelere yönelmelerini tavsiye ediyorum”

Massachussets Institute of Technology’de Center for Transportation and Logistics biriminde araştırmacı olarak çalışan Doç. Dr. Tuğba Fırdolaş Efendigil, Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra lisans, yüksek lisans ve doktorayı Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı.

Ardından Belçika Katholieke Universiteit Leuven’de doktora sonrası araştırmacı olarak bulunan Efendigil, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent ve Doçentlik unvanlarını aldı.

2017 yılından itibaren Massachussets Institute of Technology’de Center for Transportation and Logistics biriminde araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürüyor.
 


Araştırmalarını tedarik zinciri yönetiminde makina öğrenmesi uygulamaları alanında yoğunlaştıran Efendigil, “Tedarik zinciri yönetimi, endüstri mühendisliğinin temel alanlarından biri. Özellikle koronavirüs sebebiyle evlerde geçirdiğimiz şu zamanlarda başta gıda olmak üzere çeşitli ürünlerin tedariğinin hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleşmesi, talebin en az hatayla tahmin edilebilmesi ve bunların minimum şekilde maliyetlendirilmesi önem kazandı” dedi.

Değişen iş yapış şeklinin, şirketleri dijital dönüşüm alanında zorladığına dikkat çeken Efendigil, sözlerini şöyle sürdürdü:

Tüm bu akış içerisinde oluşan verinin kurumların birçok sürecini optimize etmede etkin bir biçimde kullanılabilmesi araştırmalarımın odağını oluşturuyor. Mühendislik eğitimi kişiye; analitik düşünme, sorgulama ve hep daha iyiyi nasıl üretebilirim sorusuna cevap arama konusunda bir yaklaşım geliştirmesinde büyük rol oynuyor. Gündelik hayatı etkileyen ve kolaylaştıran birçok operasyonel kararın ardında mühendislik düşünce yapısının olduğunu düşünüyorum. Bu tip bir eğitimi vizyon sahibi üniversitelerin sunacağına inanıyorum. Öğrencilerin de tercihlerinde vizyonlarını genişletecek, farklılıklara açık, her ses ve renge fırsat veren üniversitelere yönelmelerini tavsiye ediyorum.


Üniversite hayatının kişiye birçok seçenek sunduğunu ve bunu değerlendirmenin ise kişiye kaldığını vurgıulayan Efendigil, “Yan dal seçenekleri, staj etkinlikleri, mentorluk aktiviteleri ve öğrenci kulüpleri, öğrencilerin hangi alanda tutku ile çalışabileceklerini belirlemede yardımcı olabilecek araçlar. Şunu da unutmamak lazım; hiçbir yol dönülmez değil. Günümüzde online eğitim platformları, her kuruma ve kişiye ulaşılabilecek sosyal medya alanları, öğrencilerin ilgi duydukları konulara yönelmelerine fayda sağlıyor. Ayrıca mesleki alanlarda dünyadaki gelişmeleri takip edebilmek için yabancı dil konusuna da özenle eğilmelerini tavsiye ediyorum. Özetle seçeceğiniz meslekte tutku, sürekli öğrenme isteği ve azimle çalışmak her yolu açacak” dedi.


“Öncelikle biyomühendislik ve biyomedikal mühendislik gibi alanlara yönelmeleri”

Columbia Üniversitesi Dermatoloji bölümünde Assistant Professor olarak çalışmalarına devam eden biyomühendis Dr. Erbil Abacı, araştırma grubum ile birlikte insan deri ve damar dokusu mühendisliği üzerine çalışıyor.

Lisans ve yüksek lisans eğitimimi İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde tamamlayan Abacı, sonrasında, 23 yaşında biyomühendislik alanında doktora çalışmaları yapmak üzere Amerika’da bulunan Johns Hopkins Üniversitesi’ne gitti.

Johns Hopkins Üniversitesi’nde damar doku mühendisliği konusunda doktoramı tamamladıktan sonra, Cornell Üniversitesi ve ardından Columbia Üniversitesi’nde birkaç yıl, “İnsan Çipi”‘ de denilen, mikroakışkan ilaç testi platformları ve deri dokusu mühendisliği üzerine çalıştı.
 


Üç sene kadar önce, Columbia Üniversitesi’nde kendi laboratuvarını kurma fırsatı bulan Abacı, şu anda ise, kök hücreleri de kullanarak deri ve kılcal damar dokusunu laboratuvar şartlarında insan dokusuna en yakın şekilde üretme çalışmaları yapıyor.

30 sene önce başlayan doku mühendisliğinin bugünkü amacı doku nakillerini ve ilaç geliştirme çalışmalarını hastaya özel bir hale getirmek” olduğunu belirten Abacı, şunları söyledi:

Bir doku mühendisi, kısaca insan hücrelerini hastadan alır, laboratuvarda çoğaltır ve tekrar fonksiyonel bir doku ya da organ elde etmek için o hücreleri doğru şekilde bir araya getirir. Mühendislikle ilgilenen ve biyomedikal uygulamalara heves duyan insanlar, doku mühendisliği alanına yönelmeyi düşünebilirler. Doku mühendisliği, yakın zamanda hayatımıza giren ve hala gelişme aşamasında olan 3 boyutlu yazıcılar, gen editleme ve indüklenmiş kök hücreler gibi teknolojilerden besleniyor ve hızla ilerleme gösteriyor. Önümüzdeki 10 yılda, birçok yeni organ, fonksiyonel ve hastaya özel şekilde üretilebilecek. 20 yıl içerisinde ise bu organların hastalara başarıyla nakledildiğini göreceğimizi tahmin ediyorum.


Abacı, “Geleceği çok parlak ve açık olan bu heyecan verici araştırma alanını hedefleyenlere önerim, öncelikle biyomühendislik ve biyomedikal mühendislik gibi alanlara yönelmeleri. Ancak, doku mühendisliği konusu çok interdisipliner bir alan olduğu için, biyologlar, tıp doktorları, eczacılık, kimya ve makine mühendisliği gibi temel mühendislik alanlarından araştırmacılar da bu konuda çalışabiliyor. Tabii ki her şeyden önemlisi, doku mühendisliği konusu ve bu konunun insanlığa hizmet eden genel amaçları için yoğun bir merak ve heyecan hissetmek” tavsiyesinde bulundu.


“Doktor olmak isteyen adayların mutlaka sabırlı, azimli ve empati kuran bireyler olmaları gerekiyor”

Amerikan Diyabet Derneği (ADA) Diyabet Teknolojileri Çalışma Grubu İletişim Direktörü Dr. H. Kaan Aktürk, eğitim serüvenni anlatmaya “Erzincan Anadolu Lisesi’ni birincilikle bitirdiğimde ailemizde diyabet hastalığı olduğu için insan vücuduna ve diyabete olan ilgim nedeniyle tıp fakültesini tercih ettim.İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım” sözleriyle başladı.

Tıp fakültesini bitirince mecburi hizmete gittiğini ve  o sıra Tıpta Uzmanlık Sınavı’na hazırlandım, iç hastalıkları bölümünü kazandığını anlatan Aktrük: “İnsanların hayatına dokunacak ve unutulmaz izler ve anılar bırakacak olacağınızı unutmadan, insan sevgisi ile hizmet etmek gerekiyor. Ben tıbbı seçerken diyabet hastalarının hayatını değiştirmeyi hedefledim” diye konuştu. 
 


Aktürk, “Tıbbi araştırmaların bir parçası olmak için Amerika’da eğitimime devam etmeye karar verdiğimde de İngilizce yazılı, sözlü ve uygulamaların olduğu USMLE sınavlarını dereceyle kazandım, Creighton Üniversitesi İç Hastalıkları Bölümü’nden uzmanlığımı aldım. Mayo Clinic endokrinoloji, diyabet ve metabolizma hastalıkları bölümünde üst ihtisasımı yaptım. Mayo Clinic’de eğitim almak bana çok şey kattı, kitaplarını tıp fakültesinde okuduğum doktorlar ile bire bir çalışmak ve onların deneyimlerinden faydalanmak heyecan vericiydi. Şimdi Amerika’da en çok yapay pankreas kullanan hastaların takip edildiği Barbara Davis Diyabet Merkezi’nde Colorado Üniversitesi öğretim üyesi olarak tip 1 diyabet ve ileri diyabet teknolojileri üzerine çalışıyorum ve bu yıl itibari ile de Amerikan Diyabet Derneği, Diyabet Teknolojileri Liderlik Takımına seçildim” dedi.

Dr. Aktürk, tıp tercih edecek öğrenciler için şu önerilerde bulundu:

Doktor olmak isteyen adayların mutlaka sabırlı, azimli ve empati kuran bireyler olmaları gerekiyor. Bazen hastalara ömür boyu sürecek bir hastalıklarının olduğunu ya da sevdikleri birini kaybettiklerini söylemeniz gerekiyor. Bu gerçekten de hiç kolay değil; ancak profesyonel olmanın bir gereği bunu da yapmak zorunda kalacaksınız ve empati yeteneğinizi asla kaybetmemeniz gerek. Stres altında doğru karar verebilme yeteneğiniz olması çok önemli, bir hayat kurtarmak için zamanla yarışacağınız anlar olacağını unutmayın.


“K​​​​​​endini zeki bulan değil, çalışkan ve disiplinli bulan bireylerin tıbbı tercih etmesi gerekiyor”

Sürekli literatürü takip etmek ve kendini yenilemenin mesleğin olmazsa olması olduğunu vurgulayan Dr. Aktürk: “O yüzden kendini zeki bulan değil, çalışkan ve disiplinli bulan bireylerin tıbbı tercih etmesi gerekiyor. Bazen sorunlara farklı bir bakış açısı ile bakmanız gerek. Doktorluk mesleğiniz sırasında karşılaşacağınız güçlüklere kendi yorumunuzu da katabilmek çok önemli. Tıpta literatürü takip edebilmek için İngilizce bilmenizde çok önemli. Ne kadar çok okursanız ve konuya hakim olursanız, kendi yorumunuzu da katacağınız bir an olacaktır” tavsiyesinde bulundu.

Dr. Aktürk, son olarak: “Tıp okumak ömür boyu sürecek sınavlar ve derslerden oluşan bir yaşam tarzı benimsemeyi gerektirir; ama günün sonunda insanların hayatına dokunabilmek ve bir şeyleri değiştirebilmenin gururu ve mutluluğu buna sonuna kadar değer” ifadelerini kullandı.


“İnsanın kendini bilip hangi alanlarda öğrenme yeteneğini keşfetmesi başarının anahtarı”

Ryerson Üniversitesi Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü bölüm başkanı olan Doç. Dr. Tuna Başköy, öğrencilere şu önerilerde bulundu:

Bölüm ve üniversite seçimi insanın hayatında önemli kararlardan birisi. Böyle önemli bir kararı verirken başlangıç noktası insanın öğrenmek istediği konuyu bilmesidir. Fakat bunu da hemen bilmek bazen mümkün bazen de zamanla fark edilen bir şey. Sabit bir fikir yerine esnek olup kendimizi keşfetmek ve bize öğrenirken heyecan verecek bir konuda üniversite eğitimi almak başarının anahtarı.


İnsan sevdiği konuda eğitim alınca ilerisi hep açık oluyor” diyen Başköy, kendi eğitim öyküsünü paylaştı.

Ordu Lisesi’ni bitirdikten sonra ODTU Sosyoloji Bölümü’ne girdiğini anlatan Başköy:

“Bölümü seçme sebebim ise, küçükken hep bir duvar üstüne oturup sokağı ve sokaktan geçenleri seyretmekti, hala yaparım o işi. Bolümde aldığım politik sosyoloji dersi ile devletin nasıl işlediğine ve kamu politikalarının nasıl yapıldığına olan ilgimi anladım” dedi.

Başköy, lisans döneminde seçmeli derslerinin çoğunu siyaset bilimi ve kamu yönetiminde aldıktan sonra Bilkent Üniversitesi’nde Siyaset Bölümü ve Kamu Yönetimi bölümünde yüksek lisansımı tamamladı.
 


Tez konusu olarak siyasi partilerin seçimi tek başına kazanamayınca öteki partilerle ortak ya da koalisyon hükûmeti kurarken kamu politikalarının ve kamusal çıkarların önemini araştırmak olarak seçtiğini belirten Başköy, daha sonra Kanada’nın Toronto şehrindeki York Üniversitesi’nin Siyaset Bilimi Bölümü’nden burs alınca doktora tezimi Avrupa Birliği’nin rekabet kanunlarının telekomünikasyon alanında uygulanması üzerine yazmaya karar verdi.

Başköy, “Yani siyasi partilerin politik görüşlerini nasıl kamusal politikalara dönüştürdüğünü anlamaktı amacım. Doktora programını bitirdikten sonra aynı şehirde olan Ryerson Üniversitesi’nin Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde yardımcı doçent doktor olarak başladım” dedi.

Araştırma konularının yine pazar ekonomisini düzenlemek için kamu politikalarının yapımı, uygulanması, enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerinin devlet yönetiminde kullanılması olduğunu aktaran Başköy, “İnsanlar topluluk halinde yaşadıkları için ortak hayatlarını örgütlenerek idare ederler. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümleri belli başlı siyaset kuramlarını, devletlerin örgütlenmesini, kamu politikalarının yapımını ve uygulamasını öğretirler” ifadelerini kullandı.

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bolümünden mezun olanlar devlette, özel sektörde ya da sivil toplum örgütlerinde iş bulduklarını söyleyen Başköy, “Yüksek lisans ve doktora yapanlar da üniversite ders verip araştırmalarına devam ederler. Kısacası, insanın kendini bilip hangi alanlarda öğrenme yeteneğini keşfetmesi başarının anahtarı. Bunun içinde azimle çalışıp sabırlı ve esnek olmak gerekli. Bir işi severek yapmak insanın yaratıcılık yönünü ortaya çıkarıyor. Önceden belirlenen hedefe ulaşmak için yaratıcılık ve istikrarlı bir şekilde azimle çalışmak başarılı ve mutlu bir meslek hayatının sırrıdır bence” şekinde konuştu.

©The Independentturkish – Esra Öz

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top