EKONOMİ

DÜNYADA EN YÜKSEK ENFLASYON SIRALAMASINDA TÜRKİYE’NİN YERİ…

ENFLASYON NEDEN YÜKSELİYOR?

EN YÜKSEK ENFLASYONA SAHİP ÜLKELER SIRALAMASINDA KAÇINCIYIZ.

Haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 12.62’ye çıktı.

Bu sonuç, dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler sıralamasında Türkiye’yi 14’üncülüğe yükseltti. CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak tarafından hazırlanan raporda enflasyon analizi yapıldı ve halen yüzde 12 civarındaki yıllık enflasyonun yüzde 15’e tırmanacağı savunuldu.

Haziranda yüzde 12.62’ye çıkan yıllık tüketici fiyatları endeksi (TÜFE), Türkiye’yi dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler sıralamasında 14’üncülüğe yükseltti.

Dünyada en yüksek enflasyon sıralaması:

  • Yüzde 10 bin enflasyon Venezuela
  • Yüzde 480 enflasyon Zimbabwe

Yüzde 100’ün altında ancak Türkiye’den yüksek çift haneli enflasyona sahip ülkeler

  • Güney Sudan,
  • Sudan,
  • Arjantin,
  • Liberya,
  • İran,
  • Haiti,
  • Etiyopya,
  • Özbekistan,
  • Angola,
  • Zambiya ve
  • Sierra Leone olarak sıralanıyor. Sierra Leone’den sonra da
  • Türkiye geliyor.

”ENFLASYON YÜZDE 15’E TIRMANACAK”

CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak tarafından hazırlanan raporda enflasyon analizi yapıldı ve halen yüzde 12 civarındaki yıllık enflasyonun yüzde 15’e tırmanacağı savunuldu.

TEK HANE HAYAL

Erdoğan Toprak:

“Haziran ayında TÜFE’deki artış yüzde 1.13 ile beklentilerin üzerinde çıkarken yıllık enflasyon da yüzde 12.62 oldu. Dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler sıralamasında Türkiye’yi 14’üncülüğe taşıyan bu artış iktidarın yazın tek haneli enflasyon vaadini ve Merkez Bankası’nın yıl sonu için yüzde 7.4’lük revize enflasyon hedefini de çökertti..

Dünya enflasyon liginde Türkiye, Sierra Leone’den sonra 14’üncü sırada  bulunuyor. Bu listede, Arjantin dışında Türkiye ile benzer kategoride başka ülke yok..

Tüm ekonomisini 3 ay boyunca kapatan Fransa’da Türkiye İstatistik Kurumu ile aynı gün 3 Temmuz’da açıklanan yıllık enflasyon yüzde 0.1 oldu. Bu da Türkiye’deki yıllık enflasyonun 126’da 1’ine karşılık geliyor.”

BİRKAÇ AY İÇİNDE YÜZDE 15’E ULAŞACAK

Raporda, geçen ay enflasyon sepetini oluşturan endekste kapsanan 418 maddeden 71 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 57 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadığı vurgulanarak, 290 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleştiği belirtildi.

Sağlık harcamaları yüzde 13.5 ile en yüksek yıllık enflasyon artışının gerçekleştiği gruplardan birisi olurken, okullar kapalı olmasına karşın eğitimde yıllık enflasyon yüzde 11.6 düzeyinde arttı.

Raporda, kamu bankalarınca başlatılan konut, otomotiv, beyaz eşya, mobilya, tatil ve tüketici kredileri kampanyaları ve şimdiden yıl sonu hedefine ulaşan bütçe açıklarıyla birlikte enflasyondaki yükselişin daha da hızlanacağı belirtilerek, birkaç ay sonra yüzde 15’ler düzeyine ulaşacağının öngörüldüğüne de dikkat çekildi.

ENFLASYON NEDEN YÜKSELİYOR?

Açıklanan Haziran ayı enflasyonu, beklentilerin yaklaşık iki kat üzerinde gelerek senelik enflasyonu yüzde 12,6’ya çıkardı.

Peki ne oldu da talebin böylesine düştüğü bir krizin ortasında enflasyon rakamı bu kadar yüksek geldi?

Enflasyon neden yükseldi sorusuna en kolay cevap; düşük faiz ve bol kredi ile coşan talebin fiyatları yükseltmesi olurdu.

Düşük faizin talebi canlandırması ve enflasyonist baskıları tetiklemesi uzun vadede elbette beklenir.

Ancak böyle bir talep açıklaması için henüz erken olduğunu düşünüyorum.

TÜFE ana harcama gruplarına göre aylık fiyat değişimleri. (%).  .

Haziran ayı enflasyonunun alt kalemlerini incelediğimizde, aylık bazda en fazla artış gösteren üç kalemin sırasıyla;

  • ulaştırma,
  • lokanta ve oteller, ve
  • eğlence ve kültür olduğunu gözlemliyoruz.

Her üç kalemin de servis sektörüne ait olması, fiyat artışlarının yüksek talebin sonucu olduğu açıklamasını zayıflatıyor.

Çünkü COVID-19 salgınında talebin en çok daraldığı kalemlerin yakın temas gerektiren servis sektörüne ait olduğunu biliyoruz.

Koç Üniversitesi’nden Cem Çakmaklı, Sevcan Yeşiltaş, Muhammed Ali Yıldırım ve Maryland Üniversitesi’nden Şebnem Kalemli-Özcan ile yaptığımız çalışma, COVID-19 krizinin sektörel bazda maliyetlerini hesaplıyor.

Uzaktan çalışılabilecek sektörlerin evden çalıştığı ve diğer tüm sektörlerin açık olduğu bir senaryo düşünelim.

Bu senaryoda, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) üzerindeki maliyeti alt sektörlerine ayırdığımızda, en büyük payın lokanta ve oteller, eğlence ve kültür, ve emlak sektöründen geldiğini ve negatif talep etkisinin yoğun olduğunu görüyoruz.

Kısmi karantina altında ekonomik maliyetler. Ekonomik maliyet (%).  .

TALEP DÜŞÜKKEN FİYAT ARTAR MI?

Talep düşerken arz da düşerse enflasyon artabilir. Arzdaki düşüşün görece büyüklüğü de enflasyonist süreci uzatır.

Enflasyon

Salgın endişesi ile tüketimini azaltan ve kolay kolay da salgın öncesi seviyelerine getirmeyecek kitleleri bir kenara bırakalım.

Bu gruptan ayrı olarak, Haziran ayında sosyal izolasyon tedbirlerinin gevşemesi ile tüketime dahil olan küçük bir grup, fiyata çok hassasiyet göstermeyecek, güçlü ve inelastik bir talebi temsil ediyor olabilir.

Bu durum arz kaynaklı fiyat artışları için daha uygun bir zemin oluşturabilir.

ARZ HANGİ ŞARTLARDA AZALIR?

COVID-19 nedeni ile arz zincirinde aksamalar olması, özellikle ithal ara malına bağımlılığı daha yüksek olan sektörlerde talepten daha büyük bir arz daralmasını beraberinde getirebilir. Gerçekten de Haziran ayı enflasyonunun en yüksek olduğu ulaştırma sektörü ithal ara malı bağımlılığı yüksek olan bir sektör olarak karşımıza çıkıyor.

Tedarik zincirindeki aksamalara ilave olarak dış borcu yüksek olan sektörlerin de COVID-19’dan daha fazla etkilenmeleri söz konusu. Bu noktada lokanta ve oteller, emlak, inşaat ve ulaştırma sektörleri dış borcu yüksek ve dolayısı ile kurdaki dalgalanmalara hassas sektörler olarak gözümüze çarpıyor. Yaptığımız analiz, GSYH cinsi maliyetin yüksek olduğu sektörlerin döviz cinsi borcu görece yüksek olan sektörler olduğunu gösteriyor.

Sene başından bu zamana geçen altı aylık dönemde kurda yüzde 15 civarında bir değer kaybı oldu. Normal şartlar altında kur geçişkenliğinin enflasyonu iki puan kadar artırması beklenirdi. Ancak bu etkinin talebin bu kadar zayıf olduğu bir ortamda etkili olabilmesi oldukça zor. Analistleri şaşırtan da büyük ölçüde bu oldu. Cevdet Akçay bu durumun beklenti etkisiyle gelen kısmi bir fiyatlama davranışına işaret ettiğini vurguluyor. Kurdaki mevcut seviyelerin rezerv kullanarak kontrol edildiği bir ortamın sürdürülebilir olmaması durumunda, bu inancın ileriye yönelik beklentileri artırarak fiyatlama davranışlarını etkileyebileceğine işaret ediyor.

Arzdaki azalmanın bir diğer sebebi de yılların getirdiği enflasyon yapışkanlığınının QE ile daha da güçlü bir hal alması. Enflasyonun düşeceğine dair bir inanç oluşmadıkça ve tahvil alımları ile piyasaya sürülen ciddi para arzının bir noktada geri çekileceğine dair inandırıcı bir iletişim sinyali gelmedikçe beklentiler ve dolayısı ile maliyetler düşük talebe rağmen azalmıyor.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top