GENEL

İBB’NİN SATIN ALDIĞI TABLODA FATİH’İN KARŞISINDAKİ GENÇ ADAM KİM?

”Babinger’in aktardığına göre, daha önceden el yazısıyla kağıt üzerine bu kişinin Fatih’in oğlu olduğuna dair İtalyanca bir yazı panonun arkasına yapıştırılmış durumdaydı…”

RESSAMIN FATİH’İN KARŞISINDA RESMETTİĞİ BU GENÇ KİM?

Bellini Atölyesi’nin ne demek olduğunu anlamaya çalışalım…

Fatih Sultan Mehmet’in yanında genç bir soyluyla betimlendiği ve İBB’ye Christie’s tarafından satılan resimle ilgili, 2015’te Sotheby’s kataloğunda yer alan bilgilere detaylı bakalım ve Bellini Atölyesi’nin ne demek olduğunu anlamaya çalışalım: Ressamın Fatih’in karşısında resmettiği bu genç kim?

Sotheby’s kataloğundaki ilk cümle şöyle:

“Bu ahşap pano, büyük Fatih Sultan Mehmed’i betimleyen ve bugüne ulaşmayı başaran üç yağlıboya eserden biridir ve özel koleksiyonlarda kalan son eserdir.”

Bu cümlede, bu resmin kamu kurumu vasfındaki müzelerde olmadığı yani piyasada alınıp satılabilir tek eser olduğu belirtiliyor. Satışı yapan kişinin ismi gizli tutuluyor ancak bu cümle bu eseri bir kamu kurumunun satmadığını, bir koleksiyonerin sattığını açıkça ifade ediyor.

“19’uncu yüzyılın başında bir ailenin satın aldığı resim, bu ailenin özel koleksiyonunda uzun süre kaldıktan sonra, tarihte ilk kez piyasaya çıkıyor.”

Bu cümleden 2015 yılından önce bu eserin satılmaya çalışılmadığını anlıyoruz. Metinde Fatih’in, Cenovalı tüccarların rakibi olan Venedikli tüccarların desteklenmesine özel bir önem verdiği belirtiliyor.

Yazıyı kısa tutmak için resmin tüm ismini kullanmak yerine “ikili portre” diyerek ilerleyeceğim.

.

“Fatih’in bu (ikili) portresi, 1480’de Bellini tarafından yapılan ve bugün Londra National Gallery’deki ünlü orijinal (tekli) portresi ile yakından bağlantılı. Tekli portre, Bellini’nin 1479 ile 1481’in başı arasında Osmanlı Sarayı’nı ziyaret ettiği dönemde ürettiği ve günümüze ulaşan tek resmidir.”

Venedik ile 16 yıldır devam eden savaşın Ocak 1479’da barış anlaşmasıyla bitmesinden sonra, 1 Ağustos’ta Venedik senatosuna Fatih’ten bir talep gelir. Vakanüvis Marin Sanudo’nun aktardığına göre, Fatih sarayına iyi bir ressam, bir heykeltıraş ve bir bronz dökümcü istemektedir.

Katalog metninde Gentile Bellini’nin İtalyanca lakabı belirtilmiş çünkü o dönemde Bellini soyadını taşıyan iki kardeş ressam bulunuyor. Kardeşinin adı Giovanni (İng. John), sonraki kuşaktan Giorgione ve Tiziano’nun hocası. Ağabeyi Gentile’nin ismi ise ‘nazik’ (İng.gentle) anlamına geliyor. Soyadları Bellini ise ‘bello’, güzel kelimesinden türemiş bir kelime.

Gentile Bellini, 1474’te Venedik düklerinin saray ressamı konumunda. İstanbul işi için de Venedik senatosu onu seçiyor, yani o dönemde Venedik devletinin en iyi ressamını yolluyorlar, isminin anlamı ‘nazik güzel’ anlamına gelen seçkin bir ressam.

Gentile, 3 Eylül 1479’da yanında iki asistanıyla İstanbul’a doğru yola çıkıyor. Görevi sadece ressamlık değil, aynı zamanda Venedik’in kültür elçisi olma misyonu da var.

Bellini’ye ait olan müzedeki resimde, sağ alt köşede 25 Kasım 1480 tarihi bulunuyor. Müzedeki orijinal resimde, Fatih’in yüzü 2/3 profilden verilmiş ve figür resimsel bir kemerin içinde olacak şekilde kompozisyona yerleştirilmiş.

En üstteki üç tacın, Fatih’in Yunanistan, Trabzon ve Asya’yı fethetmesini simgelediği sanılıyor.

Sol alt taraftaki biraz hasar görmüş yazıda ise “Victor Orbis” (dünyayı fetheden) yazılı. Fatih bu (tekli) portreyi çok beğenince Bellini, ‘sarayın dostu’ unvanını kazanıyor ve ona altın şövalye anlamında bir nişan verilmiş.

.

Bellini, üzerinde Fatih’in portresi bulunan bir madalyon tasarımı da yapmış ama bunu Venedik’e geri döndüğünde yaptığı sanılıyor.

Madalyonun arka yüzünde, ‘Gentile Bellini – Venedikli – Sarayın dostu altın şövalye bunu yapmıştır’ yazıyor.

Madalyonun bir örneği bugün Victoria&Albert Müzesi’nde. Bu madalyonun nerede üretildiği bilinmiyor ama Bellini’nin bunun çizimini kalıp çıkarması için metal dökümcüye teslim etmiş olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla Bellini’nin 1480’de yaptığı portrenin prototipi, bu madalyon sayesinde Venedikli diğer sanatçıların da bildiği bir görüntü haline gelmiş.

İkili portreye baktığımızda, Fatih’in 2/3 profilden betimlenmesinin Bellini’nin orijinal eserine çok benzediği hemen görülüyor. Sotheby’s kataloğunda da bu madalyon sebebiyle, ikili portreyi yapan kişinin Bellini’nin tarzını bilen biri olması gerektiği belirtiliyor. İkili portreyi yapan kişi, Gentile’nin atölyesinde yetişmiş olabilir. Rönesans dönemi atölyesi dediğimizde, bir ustanın yanında çalışan pek çok çıraktan bahsetmiş oluruz. Katalogda, ikili portrenin madalyona daha çok benzediği vurgulanıyor. Bunun yanında Gentile’nin etkilediği tek taraf Venedikli ressamlar değil. Topkapı Sarayı’nda bulunan ve Fatih’in çiçek koklarken betimlendiği bir minyatür de Osmanlı sarayının sanatçılarının da Gentile’den etkilendiğini gösterir.

Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki Fatih portresi minyatürü, 15.yüzyıl.

Normalde Topkapı Sarayı’na gelen bir yabancı elçi, sadece birinci avluya alınır ve diğer avlulardaki binalara geçemez. Ancak Gentile, sultanın takdirini kazanıp ‘sarayın dostu’ unvanını aldığı için sarayda çalışan minyatür sanatçılarıyla tanışmış olması, muhtemelen sarayın içinde onlarla aynı yerde resim yapmış olması bile mümkündür. Topkapı Sarayı koleksiyonundaki minyatür, Sotheby’s katalog metninde dikkat çekildiği üzere, saray sanatçılarının zaten Gentile’nin üslubundan haberdar olduğunu açıkça kanıtlar.

İkili portrede, gizemli olan şey Fatih’in karşısındaki genç adamdır. Babinger’in aktardığına göre, daha önceden el yazısıyla kağıt üzerine bu kişinin Fatih’in oğlu olduğuna dair İtalyanca bir yazı panonun arkasına yapıştırılmış durumdaydı ancak bu yazı muhtemelen sonradan panonun arkasına eklenmişti. Saray adabı açısından bakıldığında, ne Avrupa’da ne de Osmanlı’da, üst bir yöneticinin karşısında, unvanı onunla aynı seviyede olmayan birinin portresi konmaz. Rönesans’ta bu adap şöyledir: Bir çarmıha geriliş sahnesinde, resmi yaptıran kişiler portrelerinin yer almasını istedilerse onlar resmin en altında, oransal olarak daha küçük yer alırlar çünkü kompozisyondaki ana figür, kutsal ve tanrısal olan figür İsa olmalıdır. Bu açıdan bakılınca Fatih’in tam karşısında, büyüklük olarak aynı oranda olacak şekilde ve onunla yüz yüze bakacak şekilde, zıt profilden betimlenmiş bir erkeğin olması, bu kişinin Fatih’in oğlu olabileceğini akla getirir. Ancak Sotheby’s’in uzmanları bu düşüncede değildir çünkü 1480’de orijinal resim yapıldığında büyük oğlu Bayezıd, 32 yaşındaydı, resimdeki figür ise 20’li yaşlarında gibidir. Fatih’in üçüncü oğlu Mustafa ise 1474’te ölmüştü. Geriye tek bir ihtimal kalır: Bayezıd’ın baba tarafından kardeşi olan ama annesi farklı olan kardeşi Cem Sultan. 1459’da doğan Cem, Gentile geldiğinde yirmili yaşlarındadır. 1480’de, yönetim deneyimi kazanması için Bursa’ya gönderilmiş olan Cem’i Gentile İstanbul’da görmüş olamaz.

Cristofano dell’Altissimo, Zizzimo (Cem Sultan), Uffizi Müzesi

Cem Sultan’ın, Fatih’in koyduğu ‘kardeş katli vaciptir’ kuralı yüzünden, ağabeyi Bayezıd’dan kaçtığını, Avrupa’da sürgünde yaşadığını ve İtalya’da Papa’nın Cem Sultan’ı kullanarak haçlı seferi toplamak istediğini hepimiz biliriz.

Floransa’daki Uffizi Müzesi’nde 1580 civarında Cosimo de’Medici siparişiyle yaptırılan ve tarihteki ünlüleri içeren bir dizi portrede bulunan Cem’in portresi, bu ikili portredekine benzer ama o resimde daha yaşlı görünen Cem sakallı ve burnu babasınınki gibi belirgin şekilde kavislidir.

Portredeki ikinci kişi Beyazıd veya Cem değilse, başka kim olabileceği konusunda herhangi bir teori yoktur.

Fatih’in kendisiyle aynı seviyede betimlenecek şekilde karşısında ikinci bir kişinin yer aldığı bir portre istemesi, saray adabına aykırı olduğu için, ikili portrenin İstanbul’da değil, Venedik’te yapıldığı ve Gentile’nin İstanbul ziyaretinden çok sonra yapılmış olması gerektiği kabul edilir.

Sotheby’s kataloğunda özellikle belirtildiği üzere, ikili portredeki genç adamın kim olduğu gibi, panoyu yapan ressamın ismi de bilinmemektedir.

Resmin çam ağacından bir pano üzerine yapılmış olması, bunu yapan kişinin Bellini’nin madalyon çizimi gibi, Venedik’teki atölyesindeki eskizlerini bilen biri olduğunu düşündürür.

İkili portre orijinal Bellini eseri olmadığı gibi, pastiş (pastiche) olma ihtimali de vardır ve resmin 15’inci yüzyıl sonu, 16’ncı yüzyıl başında yapılmış olma ihtimali de söz konusudur. 1480’de ikili portre yapmak çok nadir görülür ama 16’ncı yüzyıla doğru yaygınlık kazanmıştır. İkili portrelerin en erken örnekleri arasında Giovanni Bellini’nin bir eseri yer alır. Kısacası, “Bellini atölyesi” dediğimizde, hem Gentile’nin, hem de kardeşi Giovanni’nin usta olduğu ve Tiziano gibi önemli isimleri çırak olarak yetiştirdikleri, uzun süre devam eden bir okuldan söz etmiş oluruz. Bu okuldan yetişen her çırak, Giorgione ve Tiziano gibi isim yapabilmiş değildir.

Bellini’nin Londra’daki müzedeki eseri ve bu ikili portre haricindeki üçüncü resim, 21 x 16 cm ölçüsünde, yani çok küçük bir örnektir ve kanvas bezine yapılmıştır.

Ekim 2007’de Sotheby’s tarafından satışa çıkarılan üçüncü portre (lot 267), Doha İslam Sanatları Müzesi tarafından satın alınmıştır. Bu küçük resim, Fatih’in pozu belirgin olmasına rağmen daha natüralist üslupta olduğu için Giorginone ve Tiziano dönemine, 1510-1520 arasına tarihlendirilir.

Fatih’in aksine II.Bayezıd, hiçbir ressamı davet edip resmini yaptırmamıştır. Katalogda belirtilen başka bir bilgi daha var: “1474-1481 arasında Fatih’in hizmetinde çalışan Venedikli tarihçi Giovanni Maria Angiolello’ya göre (y. 1451–1525), Bellini’nin portresi ve Fatih’in diğer resimleri sultanın beğenisini kazanmamıştı ve sultan ‘Bunların hepsi Çarşı’da satılsın, tüccarlarımız bunların çoğunu satın alıyor’ demişti.”

Özetle, dönemin Venedikli vakanüvisi Fatih’in yapılan portrelerini beğenmediğini ve bunları “Çarşı’da satılsın” diyerek sarayın dışına gönderdiğini belirtmektedir.

Gentile’nin İstanbul’u ziyaretinden kısa bir süre sonra, 1481’de Fatih’in ölmüş olması sebebiyle, ikili portrede yer alan kişinin Fatih’in oğlu ve ‘gerçek varisi’ anlamında Cem Sultan’ı betimlediğini düşünmek akla yatkındır. Cem Sultan’ın Avrupa siyasetindeki rolü konusunda The Borgias dizisini izleyebilirsiniz.

Ressam Olgu Ülkenciler: Siyasi hesaplar tablonun değerini azaltmaz

İtalyan ressam Bellini tarafından 1480 yılında yapılan ve Fatih Sultan Mehmet’in başka bir kişi ile resmedilen portresi, İngiltere’nin başkenti Londra’daki dünyaca ünlü müzayede evi Christie’s tarafından açık artırma ile satışa sunulmuştu.

Türkiye tablonun satın alındığını İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun dün Twitter hesabından yaptığı “Londra’da açık artırma ile satılan, Fatih Sultan Mehmet Han’ın günümüze kadar gelebilmiş üç orijinal portresinden biri olan, İtalyan ressam Gentile Bellini’nin atölyesinden 15. yüzyılda çıktığı tahmin edilen yağlıboya tabloyu İBB olarak satın aldık.” açıklamasıyla öğrendi.

Tablo, özel bir koleksiyonda bulunuyordu. Müzayedede İBB’yi Dış İlişkiler Daire Başkanı Mehmet Alkanalka temsil etti.

‘Tablodaki diğer kişi Medici Ailesi’nden olabilir’

Tarihçi İlber Ortaylı resimdeki diğer kişinin yüksek ihtimalle Fatih’in oğlu Cem Sultan olduğunu söyledi. Tabloda Fatih’le “aynı seviyede” resmedilmiş olması Fatih’in karşısında duran ismin herhangi biri olamayacağı iddialarını güçlendirdi.

Piyasayı takip eden bir sanat simsarının soL’a yaptığı yorum ise Fatih’in karşısında duran kişinin rönesansın önemli ailelerinden Medici’lerden birisi olabileceği yönünde. Resmin Bellini’nin İstanbul’dan döndükten sonra sipariş üzerine yapıldığını belirten sanat simsarı, Lorenzo de Medici’nin Fatih ile yazışmaları olduğunu, Fatih’i imparator, kendisini de eski Yunanistan (bugünkü İtalya) Eyalet Valisi olarak gördüğünü belirtiyor.

‘Geçen yıl 3 milyon sterlin olacağı konuşuluyordu’

Bu resmin geçen yıl Masterpiece Sergisi’nde ortaya çıktığını belirten sanat simsarının anlattığına göre o dönem bu tablo için piyasada dolaşan rakam 3 milyon sterlin civarındaymış, ancak “resim piyasası” salgının da etkisiyle bu rakama ulaşamayınca İBB 770 bin sterline alabilmiş.

Uzmanlar Bellini’nin tablosunun benzersiz önemde olduğunu kabul ediyorlar.

‘Siyasi hesaplar tablonun değerini azaltmaz, getirilmesi sevindirici’ 

İBB’nin Bellini’nin Fatih tablosunu almasıyla ilgili sorularımızı yanıtlayan ressam Olgu Ülkenciler soL’a yaptığı açıklamada tablonun sanat tarihi açısından çok önemli olduğunu, Türkiye’ye getirilmesinin sevindirici olduğunu söyledi ve iktidar ile muhalefet arasında tablo üzerinden başlayan “Osmanlı mirasına sahip çıkma” kavgasının tablonun değerini azaltmadığını belirtti. Ülkenciler şöyle konuştu:

“Elbette siyasetçiler siyasi hesaplar olmadan bu tür adımları atmazlar. İBB’nin de bu yönde bir beklentisi olması şaşırtıcı olmaz. Ayrıca bu kadar konuşulan bir tablonun söyle ‘sessiz sedasız’ bir şekilde alınabilmiş olması zaten bu sürecin düşünülerek, planlı bir şekilde yürütülmüş olduğunu gösteriyor. Bu tür müzayede evlerinde ciddi bağlantılarınız olmadan böyle operasyonları yürütmeniz mümkün değil. Buralarla bağlantısı olan birilerinin İBB’ye aracılık etmiş olabileceğini tahmin edebiliriz. Ama dediğim gibi, bunlar ayrı, tablonun tarihi-sanatsal değeri ayrı. Böyle insanlık mirası sayılacak eserlerin, bu tür siyasi hesapların parçası olmasını engellemek de zaten bizim görevimiz olmalı.”

İLGİLİ HABER

gazeteduvar – Melishan Devrim

Kaynak: http://www.sothebys.com/en/auctions/ecatalogue/2015/old-master-british-paintings-evening-sale-l15033/lot.26.html

*Sanat Tarihçisi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top