GÜNDEM

SPORDA SKANDAL ÜSTÜNE SKANDAL!

KARŞILAŞMALARA, AKP BAYRAKLARI ALTINDA DOMBRA ŞARKISIYLA ÇIKIYORLAR!

AİLE BOYU WUSHU SKANDALI

Türkiye Wushu Federasyonu Başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün eşi Fatma Akyüz, hakem olarak görevlendirildiği Türkiye Tai Chi Şampiyonası’na veteran kadın kategorisinde katılan tek sporcu oldu ve şampiyon ilan edildi…

Türkiye Wushu Federasyonu’nun (TWF) usulsüzlüklerine bir yenisi eklendi.

TWF Başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün eşi ve aynı zamanda Ulusal Takım antrenörü olan Fatma Akyüz, 21-23 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Tai Chi Şampiyonası’na veteran kadın kategorisinde katılan tek sporcu oldu ve şampiyon ilan edildi.

Fatma Akyüz’ün, turnuvada hakem olarak görevlendirildiği de öğrenildi.

TALİMAT YASAKLIYOR

TWF’nin belirlediği talimatlar, Fatma Akyüz’ün turnuvalara sporcu olarak katılmasını yasaklıyor.

Federasyonun hakem talimatının yedinci maddesinin ‘e’ bendinde şu ifadeler yer alıyor:

“Kendi branşında spor kulüplerinde faal antrenör olmamak, Aktif sporculuk dönemini bitirmiş olmak, kesinlikle sporcu çalıştırıcı durumunda olamamak.”

Fatma Akyüz’ün aynı turnuvaya hem hakem hem de sporcu olarak katılmasının yanı sıra ulusal takım antrenörü olması, pek çok kuralı birden ihlal ettiğini gösteriyor.

Wushu’dan, yolsuzluklara garip savunma

”Siyonizm bize saldırıyor”

Adı mezhepçilikten, aile boyu yönetime kadar çeşitli skandallarla anılan Türkiye Wushu Federasyonu Başkanı Abdurrahman Akyüz, TWF’nin resmi sitesinden kendisini savunurken, açıklamada ağır ifadeler kullanıldı.

Wushu Federasyonu’nun sitesindeki bildiride:

“Sizin maksadınızı ve amacınızı biliyoruz. Derdiniz başörtüsü!”

Türkiye Wushu Federasyonu son günlerde medyada yer alan haberler üzerine bir açıklama yapma gereği duydu.

Federasyon, haberleri yalanlayamazken gündem dışında birçok ağır ifade kullanıldı. Wushunun bir ‘aile sporu’ olduğunu belirtilen açıklamada, “Wushu Kung Fu bir aile sporudur. Bir çok aile, Wushu Kung Fu sporunda, gerek sporcu, gerekse antrenör, hakem ve idareci olarak topyekûn aktif yer almaktadır. Wushu Kung Fu sporunda ülkemizi dünya şampiyonalarında ilk temsil eden en eski sporcu olan Abdurrahman Akyüz’ün ailesi olarak Akyüz ailesi bu ailelerden bir tanesidir. Fedakârlıklarıyla, cefakârlıklarıyla, üstün hizmetleri ve başarılarıyla Wushu Kung Fu sporunda, Türk ve Dünya sporunda Akyüz ailesi, dünya çapında öncü, örnek bir ailedir” denildi.

FEDERASYON AÇIKLAMASINDA HAKARETE VARAN İFADELER

Federasyonun açıklamasında konu dışında hakarete varan şu ifadeler kullanıldı:

“Türkiye’de ve dünyada belli bir güruhun, örgütlü olarak, kendilerine meslek edindikleri yalan, iftira, yapıştırma, karalama, yalanları birbirine yapıştırıp yalan kurguları ve senaryoları üretme son zamanların modası, alışkanlığı halini almış ve bir sektör olarak karşımızdadır. Bu pervasız örgütler bir menfaat yumağı olarak ta holdingleşmişlerdir. Gasp, şantaj, zimmet, dolandırıcılıktan sicili bulunan daha da vahimi aynı zamanda vatan satan, hain örgütün gönüllü militanı bu müptezeller, çeşitli farklı, siyasi, içtimai cenahların muzurlukta birleştikleri global bir çetedirler. Amaçları meşru seçilmiş iktidarları gayrimeşru yöntemlerle, darbelerle devirip, kendi menfaat imparatorluklarını Dünya Siyonizm’iyle işbirliği yaparak kurmaktır.

Federasyonumuz ve tarafımızca bu seviyesiz kişiler muhatap alınmayarak, çok arzuladıkları adam yerine konulup, meşruiyet kazanmalarına fırsat verilmemiştir. Federasyon başkanı olarak bu yazıyı kaleme almam, zihinleri bulandırılmaya çalışılan, konulara vakıf olmayan milletimizin değerli fertlerinin bilmedikleri gerçekleri kendilerine en doğrusuyla göstermek amaçlıdır.”

TÜRBAN ÇIKIŞI

Haberlerin hiçbirini yalanlayamayan federasyon açıklamanın sonunda Elif Akyüz’ün türbanlı olmasından dolayı bu haberlerin ‘kasıtlı’ olarak yapıldığını iddia ederek:

“Sizin maksadınızı ve amacınızı biliyoruz. Derdiniz başörtüsü! Biz başörtülü insanı dünya şampiyonu yaptık ve dünya karşımıza geçti. Bizi müsabakalarına almadılar. Fakat kızlarımız başörtüsündeki dik duruşu ve yaptığı spordaki üstünlüğü ile hepsinin ağzını açık bırakmıştır. Dünya şampiyonluğuna da Türkiye Şampiyonluğuna da yakışan, insanlığa yakışan kızlarımızdır. Ülkemizin ve milletimizin gururları dünya yıldızları sporcularımız, ayrıca, üstün vasıflı saygın Federasyon idarecilerimiz, Federasyon birimlerimiz ve Federasyon Faaliyetlerimize karşı, örgütlü bir şekilde yalanlarla, algılarla yapılan haksız, çirkin saldırılar yapanların yanına kar kalmayacaktır. Bu böyle biline, kamuoyuna duyururuz.” ifadeleri kullanıldı.

İLAHİYLE ANTRENMAN!

Kadın sporcuya erkek antrenör yasak!

Wushu’daki skandalların merkezindeki isim olan Türkiye Wushu Federasyonu Başkanvekili (TWF) Abdurrahman Akyüz’ün sporculara ve antrenörlere akıllara durgunluk veren cinsiyetçi bir kural getirdiği ortaya çıktı.

Akyüz’ün sporun sanda disiplinine getirdiği kurala göre:

**Erkek sporcuların köşesinde kadın, kadın sporcuların köşesinde ise erkek antrenör yer alamıyor.

İddiaya göre başkanvekilinin kuralı getirmesinin sebebi ise ‘nikah düşüyor’ olması. Son olarak TRT Spor 2’den de yayımlanan Türkiye Şampiyonası’nda görüldüğü üzere kural istisnasız bir şekilde uygulanıyor.

İLAHİLİ SEANS BAŞLANGICI

Bu kural nedeniyle erkek antrenörler 9-10 yaşlarındaki kız çocuklarını bile maça çıkartmak için kadın antrenör aramak zorunda kalıyor.

Antrenörler yaşadıkları maddi sıkıntılar nedeniyle sporcularını maçlara çıkaracak kadın antrenör bulamayınca antrenör olup olmadığını bilinmeyen kişiler, tanımadıkları sporcuların köşesinde maçlara çıkıyor.

Abdurrahman Akyüz’ün icraatları bununla da sınırlı değil.

**Akyüz’ün talimatları doğrultusunda turnuvalarda sabah seansları ilahiyle başlıyor.

Sporun içinde yer alan bir kişinin iddiasına göre Akyüz, “Bizim amacımız spor yapmak değil cihat” ifadelerini bile kullanıyor.

**2018 yılında kadın hakemlerin kıyafetleri uygun bulunmadığı için değiştiriliyor.

Kural değiştirilmeden önce kadın hakemlere giydikleri kıyafetlerin vücut hatlarını gösterdiği iddiasıyla hakaret ediliyor ve mobbing uygulanıyor.

**Akyüz döneminde erkek sporculara da diz altı tayt giymek zorunlu hale geldi.

Federasyon, Türkiye şampiyonalarını ise adeta bir AKP propagandasına dönüştürmüş durumda.

**Maçlarda AKP bayrakları boy gösterirken sporcular karşılaşmalara dombrayla çıkıyor.

Sporu her düzeyinde siyasetin içine sokan TWF’nin kendine özgü kuralları bunlarla da sınırlı değil.

**Bir sporcu, Türkiye şampiyonasında birinci olmasına rağmen namaz kılmadığı gerekçesiyle kamp kadrosuna alınmıyor.

**Daha önce de ayyuka çıktığı üzere Rusya’da düzenlenen 2018 Avrupa Şampiyonası’nda kadın sanda takımında yer alan sporculara türban zorunluluğu getiriliyor.

Türbanı düzgün takamayan sporculara ulusal takım sporcusu olma hakkını bitirme ve Rusya’dan gönderilme tehdidinde bulunuluyor.

**Turnuvanın ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle maçlarını kaybeden oyunculara oruç tutması zorunlu hale getiriliyor.

Öte yandan turnuvaya 48 antrenör, 25 sporcuyla gidilmesi ise bir diğer dikkat çekici bir unsur.

SKANDAL ÜSTÜNE SKANDAL

Wushu Federasyonu Başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün kızı Elif Akyüz aynı turnuvaya hem hakem hem de sporcu olarak katılmış, Akyüz, annesinin ve kendisinin de dahil olduğu hakemlerin değerlendirmesiyle şampiyon olmuştu.

Spora yapılan gerici müdahaleler sonucunda, neredeyse tüm spor branşlarında kirlenmenin doruklarına ulaşıldığı da artık yeni bir gerçek.

Wushu, Çin kültüründe bir savunma sporu olarak öne çıkıyor. Saldırının da aslında içerisinde var olduğu, akrobasi ve balenin de kullanıldığı bir spor dalı olan Wushu, 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir gösteri sporu olarak da öne çıkmaya başlıyor.

Çok yaratıcı bir spor dalı olan Wushu’nun gelişiminde önemli uğrak noktaları var.

Yüzlerce stil, içerik ve tarz olarak değişim, federasyonun kurulması, olimpize olma ve son tahlilde dünya çapında yaygınlaşma aşamaları sadece Wushu’ya özgü şeyler değil. Bu, tüm spor branşlarında tarihsel gelişimin basamaklarını da oluşturan notlar arasında yer alıyor. Kimi noktalarda Doğunun milli kültürünü yansıtması, Çin’in geleneksel ve kültürel yapısını resmetmesi ve uygulamalı dövüş tekniklerinden niteliksel olarak ayrışması sporu farklı kılan özelliklerden.

Ancak burada, bir noktanın özellikle öne çıkarıldığı görülüyor. Wushu’nun ‘beden ve ruhun uyumunu’ sağlayan bir spor branşı olarak görülmesi anlaşılan o ki siyasi iktidarın da ilgisini çekiyor. Yeterince popüler olmaması, bir gizlilik de sağlıyor nasılsa…

Ruhunu çok bilmesek de Wushu beden faaliyetlerinin, sportif estetik ve egzersiz açısından bir karşılığı var.

Wushu’ya gösteri niteliği nedeniyle olumsuz yaklaşanlar olsa da asıl gösteri sporda değil; siyaset arenasında gerçekleşiyor.

Çin savunma sanatının genel adı olan Wushu’nun ‘beceri’ anlamındaki Kung-Fu ile olan organik ilişkisi de biliniyor. Ancak bizde bu beceri Wushu’da değil, Wushu’yu kılıfına uydurmakta vücut buluyor. Yoksa Wushu, öz itibariyle kültürel bir oyundur, nesiller boyunca dönüşerek bu zamana kadar gelmiştir ve bir kültürün mitini ortaya koyar. 

Wushu’nun aşikâr olan, ‘düz anlamında’ bunlar yer alıyor.

Wushu mu suçlu?

Hiçbir spor branşının tarihsel geçmişi, yalnızca o branşın dönüşmesi ve yıllar içinde biçimlenmesi olarak okunamaz. Çünkü spor dalını yalnızca ona ait kavramlardan ibaret görüp, onun içerisinde olduğu toplumsal ve siyasal koşulları ihmal ederseniz, onun gerçek içeriğini ve kime hizmet ettiğini anlamakta güçlükler yaşarsınız.

Türkiye’deki Wushu Federasyonu’nun skandallarını anlamak için buna mutlak bir gereksinim var.

Bu skandallar Wushu’ya özgü değil, ama Wushu ile yeni bir içerik kazanmış durumda. İşte, Wushu sporunun Türkiye içerisindeki yeniden üretimine ve içerisinde olduğu toplumsal koşullara baktığınızda gördüğünüz ile iktidara baktığınızda ortaya çıkan tablonun aynı olması, Wushu’nun kendine has problemi değil. Bu, başlı başına bizim sorunumuz ve içinde sıkıştığımız piyasacı ve gerici koşulların başlıca sonucu olmayı sürdürüyor. 

Son durumları artık bir skandal olarak adlandırmak mı gerekir bilinmez ama TWF başkanvekilinin kızının hem sporcu hem de hakem olarak; Wushu turnuvasında annesinin ve kendisinin içerisinde yer aldığı hakem heyetinin oylarıyla birinci seçilmesi, spordaki siyasi tahakkümün sınırlarına ulaştığını gösteriyor.

Normalde, hakemlik ile sporculuğun bir tercih konusu olduğu ve ikisinden birisinin yapılabileceği etik olarak bilinirken ve Wushu kurallarına göre, bir sporcu hakemlik görevi yaptıktan sonra bir yıl içinde herhangi bir turnuvaya katılamıyorken, kuralsızlaştırmanın bu denli açık seçik yapılması, siyasi rant mekanizmasının adeta spor branşı ya da federasyon satın almaya kadar gidebileceğini de gösteriyor.

‘Hakem ya da maç satın almak’ mefhumunun bile ruhuna Fatiha okunuyor!

Bedeni anladık da ruhunuzda ne var? 

Wushu ya da başka bir spor dalının kişiler nezdinde önemsiz ya da bilinmez oluşunun bir anlamı yok. Wushu’daki tablo, gerici siyasetin kendisine ‘spor alanları’ yarattığını ve oradan nemalandığını gösterirken, bırakılan boşlukların nasıl da gericiler eliyle doldurulduğunu tekrar tekrar göstermiş oluyor.

Gerçekleşen olaya daha derinlemesine girildiğinde ise bir siyasi girdap ile karşılaşılıyor.

Wushu Federasyon başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün kızının siparişle şampiyon ilan edilmesi, aile bireylerinin hakem kadrolarına bile göz dikmesi bize ne anlam ifade etmeli? Dahası da var. Yerel seçimler döneminde AKP’ye doğrudan destek sunan, insanları fişleyip, alevi sporcuları dışlamak la suçlanan, zamanında da Necmettin Erbakan’ın koruması olan Abdurrahman Akyüz’ün kişisel Wushu tarihi burada düğümleniyor. Bizdeki Wushu, bir savunma sanatından ziyade agresif ve siyasi yapısıyla dikkat çekiyor. 

Aynı sitelerinin girişindeki ‘Üstat’ Necip Fazıl’ın sözünü vermeleri gibidir tarihleri: “Bekleyin görecektir duranlar yürüyeni, Bekleyin doğacaktır solmaz pörsümez yeni”…

İşte bedenle ruhun uyumu tam da burada yakalanıyor. 

Wushu, şu anda bir spor branşı olmaktan ziyade bir ‘parti teşkilatı’ olarak işlev görüyor ve spor üzerinden kara propaganda yaygınlaştırılıyor.

Ancak bu ne Wushu ile alakalı, ne de bir spor dalı buna hizmet için sıraya giriyor. O yüzden, spor dalları ciddi bir ‘ele geçirilme’ halinde ve  teker teker kaybediliyor.

Siyaset, boşluklara doğar. Spor da siyasetin kurumlarından birisidir ve üzerine bina edilir. Manzara, ortadadır. Dikkatler futbola çekilirken, Etnospor ile Osmanlıcı hülyalar parlatılırken, yolsuzluklar işlemekte; turnuvalar öncesi şampiyonlar ilan edilmekte ve kimileri kendi maçına hakem olarak atanmaktadır.

Suçlu, Wushu ya diğer spor branşları değildir.

Sporun ‘yeni normali’ budur; eskisidir, aynıdır ve anormaldir.

Ama bizim geleceğimizde buna yer yoktur ve bununla mücadele edilmelidir.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet – soL İSMAİL SARP AYKUT

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top