GENEL

‘DOĞRULARI GÖLGELEMEYE DEVAM EDİYOR’!

‘Kozmik Oda’ya girildikten sonra 813 yurtsever görevlimizin tamamına yakını şehit edildi’.

‘İlker Başbuğ’un sözlerine itiraz da bulunuyorum…’

Balyoz kumpası mağduru emekli Kurmay Albay İkrami Özturan; ”İlker Başbuğ’un sözlerine itiraz da bulunuyorum…”

İkrami Özturan
  • Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ:

”Kozmik Oda’yı açmamam durumunda Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve Uğur Mumcu suikastları Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) “yıkılacaktı”. Gerekeni yaptığımızı düşünüyorum. Bugün olsa yine Kozmik Oda’yı açardım” 

  • Balyoz kumpası mağduru emekli Kurmay Albay İkrami Özturan:

”26’ncı Genelkurmay Başkanı Sayın İlker Başbuğ, hala kendi şahsi hatalarıyla, aklın ve tarihin ortaya koyduğu keskin doğruları gölgelemeye devam ediyor.

İlker Başbuğ, adeta bu ordunun Genelkurmay Başkanlığını yapmış biri değil de, benim gibi TSK’de zurnanın son deliği sayılabilecek bir makamda veya rütbede bunları yaşamış gibi olayları o kadar kısırca değerlendiriyor ki; anlamakta zorluk çektim.

Yıllar boyu TSK’de sorgusuz sualsiz tapındığımız, koşulsuz hürmet gösterdiğimiz koca koca komutanların bu ikircikli hallerine hayıflanmamak elde değil.”   

Zamanın TBMM Başkanına yönelik sözde bir suikast iddiası üzerine Ankara Cumhuriyet Savcılığının istediği arama üç kez reddedilmişti.

  • İlker Başbuğ o tarihte şunları demişti:

“…Kara Kuvvetleri Komutanı ile birlikte Başbakanlıktaki toplantıya katılındı. Durum anlatıldı. Eğer aramaya müsaade edilmesi istenilirse, bizim bu aramadan hiçbir şekilde endişe duymadığımız da belirtildi. Aramanın (Başbakan tarafından) yasalar gereği yapılmasının uygun olacağı bize bildirildi… Eğer aramaya müsaade edilmeseydi, bugün TSK, iddia edilen suikast ve belki de esas istenilen, bazı faili meçhul cinayetlerin delillerini karartmak veya ortadan kaldırmakla suçlanabilirdi…” 

İlker Başbuğ’un sözlerindeki bu yanılgıyı fark etmemek mümkün müdür?

İLKER BAŞBUĞ ACZİYET İÇİNDE!

  • Balyoz kumpası mağduru emekli Kurmay Albay İkrami Özturan:

”Konu sanki gerçekten bir yargı olayıymış ve aramayı yapacak olan FETÖ’cü savcı/hâkim de gerçekten suikast ile ilgili arama yapacakmış şeklinde kabulü ve acziyeti görmemek mümkün müdür?

Sanki en mahrem yerimiz olan kozmik büronun iğfal edilmesine müsaade edilince, koruduğunuz TSK’nın itibarına halel gelmedi mi?

O TSK’nın masum mensupları cani, katil, bombacı, meçhul cinayetlerin faili olarak suçlanmadı mı?

O dönem TSK aleyhine sahte deliller üretenler ortalıkta alenen cirit atarken, siz; ‘kozmik odayı açmadığım için delil karartmakla suçlanırım’ diye korktunuz.

Hadi, o zaman koşullar size böyle dikte etti ve açtınız diyelim. Bugün bunca yaşanmışlığın, sizi ve seleflerinizi sınıfta bırakan 15 Temmuz gerçeğinin ardından hala bunun doğru olduğunu nasıl savunabilirsiniz?”

“Çok abarttılar” diye suçladığınız basına ve kamuoyuna kozmik odayı daha açık anlatmak zorundasınız. Kozmik oda bir cümleyle geçiştirilemeyecek bir konu.

  • Balyoz kumpası mağduru emekli Kurmay Albay İkrami Özturan:

”Daha önce üç kez reddettiğiniz aramayı size nasıl kabul ettirdiklerini, Başbakan’ın bizzat izin verilmesi için size ısrarcı olduğu, hatta “Seni ben bile kurtaramam.” dediği iddiasına da açıklık getiriniz.

‘Uğur Mumcu’yu, Necip Hablemitoğlu’nu, Ahmet Taner Kışlalı’yı kimlerin öldürdüğünü ve mahrem yerinizi aramak isteyenlerin maksatlarını doğrulukla tahmin edemediyseniz, o makamlardaki varlığınızı hiç sorgulamadınız mı?

Sıkça tekrarladığınız “Tarihe not düşüyorum” güzellemelerinizin içeriğindeki samimiyetsizlik aslında TSK’nın itibarını yere düşüren mahiyette.

Hukuka saygı diyerek kozmik büronuzu teslim ettiğiniz hukukçu Savcı Mustafa Bilgili, aylar sonra FETÖ davasından firariyken yakalandığında ve tutuklandığında şunları söylemedi mi?

  • Savcı Mustafa Bilgili:

 ”Genelkurmaydan 2013 yılı başında ‘bölge seferberlikleri kapatılıyor’ şeklinde gelen yazı üzerine harekete geçtiklerini, hard diske el konulmasını istediğini” belirtiyordu. “Peki, devlet sırrı belgelerini neden ayırmadınız?” sorusuna karşılık şöyle önemli bir itirafta bulunmadı mı? “Devlet sırlarını ayıklamak iki-üç ay sürerdi. Kendim kopyaladım. Bilirkişiye öyle teslim ettim.”’

  • İkrami Özturan:

”Röportajda yer alan “Odada bakılan her şeyin bir adet fotokopisinin Genelkurmay Destek Kıtalarının kasasına koyulduğunu” söylemeniz neyi kurtardı?

2010 yılında bunların dışarı çıkılmasına izin vermeseydiniz, Mart 2013’de hayati önemdeki bu bilgilere bu kadar kolaylıkla erişilebilir miydi?

Şimdi suçladığınız Genelkurmay Savcısını oralara kimler getirdi,  “Belki benim de günahım var” diye bir düşünce aklınızın bir köşesinden geçmedi?

Hard diskteki gizli belgelerin ayıklanması ve sonra inceleme için TÜBİTAK’a verilmesi bir yasa gereğiydi. Bunu sağlayamayacaksanız neden TSK’nin mahremini ellerinizle verdiniz?

Biliniz ki tüm bunlar sizlerin pasif tutumunuzun, korkunuzun ve FETÖ’cü hukuka olan saygınızın (!) bir sonucuydu.” 

İlker Başbuğ’un NMR (Türkiye Daimi Temsilciliği) personeli ile Silver Spoon isimli kafeteryada yaptığı sohbet gizlice dinlenmiş ve internette servis edilmişti.

İlker Başbuğ orada ne demişti?: “İzin vermeseydim nah girerlerdi o odaya?”  

  • İkrami Özturan:

”Hani Başbakan’a, aramaya müsaade edilmesi istenilirse, kendisinin bu aramadan hiçbir şekilde endişe duymadığını söylemişti? O zaman bu “nah!” kime? Bu hava niye?

Ergenekon eski savcısı, FETÖ/PDY’den hakkında yakalama kararı çıkarılan firari Zekeriya Öz’ün terfi ettikten sonraki veda konuşması:

“Bu işleri tek başımıza yapmadık. Bu işin arkasında emniyet güçlerinin de emekleri var, askeri makamların da Merkez Komutanlığının da. Bu kadar iş yapılıyor, askerler de kanunlara saygı duyarak bu işlerin yapılmasına müsaade ettiler…” 

  • İkrami Özturan:

”İlker Başbuğ, 15 Temmuz sonrası “Aslında ne olduklarını biliyorduk…” dedikleri FETÖ’cü Hukukçulara ve onların sahte hukukuna güvenmeyi tercih etmiş(veya etmek zorunda bırakılmış) ve harim-i ismetini elleriyle teslim etmiştir.”

Gazeteci/Yazar Sabahattin Önkibar günlük yazısında çok önemli bir konuya yer vermiştir: 

  • Sabahattin Önkibar:

“Önceki Genelkurmay Başkanlarımızdan Orgeneral İlker Başbuğ’un bu ifşası duymazdan gelindi: ‘Kozmik Oda’ya girildikten sonra devletimizin yurtdışındaki yabancı istihbarat servisleri ile terör örgütlerine yerleştirdiği (sızdırdığı) 813 yurtsever görevlimizin tamamına yakını şehit edildi’. Evet, Türkiye kamuoyu bu dehşet ifade ve hakikati birileri şahsen zarar görmesin diye gündem bile yapamadı…”

ÖZELEŞTİRİYİ YAPACAK İLK KİŞİ İLKER BAŞBUĞ OLMALIDIR

Son röportajında, İlker Başbuğ 15 Temmuzla ilgili olarak: “Bu süreçte sorumluluğu olan kurumlar –ki bu kurumlardan birisi de TSK- şapkalarını önüne koyup bir özeleştiri yapması lazım.” buyurmuş.

  • İkrami Özturan:

TSK dediğiniz siz ve sizden sonrakiler değil midir? Sizden sonraki demezler mi, ‘Siz yaptınız mı ki, biz yapalım?’ 

Kumpas davaların kotarıldığı 2008-2016 döneminin başlangıcı olan 2008-2010 yıllarında, TSK’nın baraj kapakları İlker Başbuğ döneminde açılmış ve ordu iftiraya boğulmuştur.

Önerim de âcizane şöyle: Madem kozmik oda konusunda günahınızı kabul etmiyor, “bugün de olsa açarım” diyorsunuz. Gelin siz de üniformalı zamanınızdaki gibi gürleyerek, delikanlı gibi bir özeleştiri yapınız.’

”Ben size samimiyetle başka bir konu öneriyorum. Yeni kitabınızı tümüyle özeleştiriye ayırınız. Belki bu sayede sizleri o makamlara getiren, yücelten aziz Türk Milletine ve bizler gibi uğrunda vatan için can vermeye namus andı içmiş masum TSK mensuplarına vefa borcunuzu ödemiş ve tarihe boyunuzdan daha heybetli bir not düşmüş olursunuz. Ne dersiniz komutanım?”

İkrami Özturan

Odatv.com


Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top