SIYASET

AKP SEÇMENİ PARTİSİNİ NEDEN TERK ETMİYOR?

”PARTİNİN BECERİKSİZLİĞİNİN VE YOLSUZLUĞA BATIK OLDUĞUNUN YILLAR İÇİNDE TESCİLLENMESİ…”

CHP SEÇMENİ YERİNDE DURUYOR, AKP SEÇMENİ DEĞİŞİYOR

Seçim günü, AKP seçmeni ya sandığa gitmeyecek ya da gidip yine AKP’ye veya MHP’ye oy verecek. Bunun dışında çok fazla seçenek yok gibi görünüyor!

İstanbul Ekonomi Araştırma Firması vatandaşa sormuş. Sonuçlar oldukça ilginç…


-AKP seçmeninin yüzde 35.2’si, ekonominin “çok kötü” durumda olduğu görüşünde.


-CHP seçmeninin yüzde 73.9’u, ekonominin “çok kötü” durumda olduğu görüşünde.

AMA ZATEN İLGİNÇ OLAN, ORAN DEĞİL, ORANDAKİ DEĞİŞİM DE

2018 Ağustos ayında;
Ekonominin çok kötü durumda olduğunu düşünen AKP’lilerin oranı yüzde 11.6’ymış, (geçen zamanda 35.2’ye yükselmiş.)

CHP seçmeninde değişen bir şey yok. Ekonominin “çok kötü” durumda olduğunu düşünenler dün de şimdi de aynı oranda.

Kısaca; CHP seçmeni yerinde duruyor, AKP seçmeni değişiyor.

2018 AĞUSTOS AYINDA Kİ DURUM!


AKP seçmeni “Ekonomik durumunuz bir yıl öncesine göre nasıl?” sorusuna; AKP’lilerin sadece yüzde 4.4’ü, ekonomik durumlarının bir yıl önceye göre “çok daha kötü” durumda olduğunu söylüyormuş. (Bu oran geçen zaman da yüzde 30.1’e çıkmış.)

Kısaca; AKP seçmeninin üçte biri, ekonomik durumunun bir yıl önceye göre “çok daha kötü” olduğu düşüncesinde.

AKP seçmeni, ekonomik durumundaki bozulmanın verdiği kızgınlıkla (2001 krizinin hemen sonrasında yapılan 2002 seçimindeki gibi) seçim gecesi bir sürprize imza atar mı?

Ekonomik krizin, AKP’nin oyunu nasıl etkiler?

Prof. Ali Akarca: ”Büyük oy kaymaları için 3 koşuldan birinin oluşması gerekiyor.”

1- SEÇMENLERİ / TARAFTARLARI DEĞİŞTİĞİ HALDE PARTİNİN DEĞİŞMEMESİ

”1950’ler, 60’lar ve 70’ler boyunca köylü seçmenin oylarıyla iktidara gelen Adalet Partisi – Doğru Yol Partisi çizgisinin başına gelen buydu. Doğru Yol, 1980’ler ve 90’larda yaşanan büyük kentleşmeye ayak uyduramayıp ağırlıklı olarak köylüleri ilgilendiren politikalara odaklanmaya devam edince büyük şehirlerin varoşlarındaki milyonlara bir şey söyleyemez hale geldi…”

2- PARTİNİN DEĞİŞMESİ, SEÇMENİN / TARAFTARLARIN DEĞİŞMEMESİ

”Sol bir partinin neo-liberal partiye dönüşmesi (Avrupa’da sosyal demokrat partilerin başına gelen durum) veya tam tersi devletçilikten uzak duran bir partinin devletçi politikalar savunmaya başlaması bu koşula örnek olarak gösterilebilir.”

Türkiye’de bir zamanlar sivil siyasetin temsilcisi olarak görülen Süleyman Demirel’in 28 Şubat’ta askerlerle iş birliği yapması da bunun bir örneğiydi.

3- PARTİNİN BECERİKSİZLİĞİNİN VE YOLSUZLUĞA BATIK OLDUĞUNUN YILLAR İÇİNDE TESCİLLENMESİ…

”2002 seçimi öncesindeki 14 yılın 7’si ekonomik krizlerle geçmişti. Bu arada Susurluk ve Örtülü Ödenek gibi skandallar patlamıştı. Bunların sonucunda merkez sağın Türkiye’nin sorunlarını çözemeyeceği konusunda halkta ortak bir kanaat oluştu…”

Bu üç şarttan herhangi biri bugün AKP için mevcut mu?

AP Seçmeni değişti mi peki?

AKP seçmeninin değiştiğini söylemek mümkün değil. Kente göç yavaşladı ama durmadı. AKP’nin oy deposu olan varoşların – Sultanbeyli, Esenler vb. – gelir ve eğitim seviyesinde çok büyük bir sıçrama da olmadı.

AKP değiştiği mi peki?

”Evet değişti. AKP, ilk döneminde ‘milli iradenin’ üstünlüğünü savunan, demokrasiden yana bir partiydi. -Bunun takiyye olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu.- Zaman içinde otoriter, devletçi politikaları savunan, uygulayan bir parti haline geldi. Değişim sadece siyasette değil, ekonomide de yaşandı. Bugün kamu bankaları aracılığıyla düşük faiz vererek ekonomiyi canlandırmaya çalışan – ama hangi sektörlerin destekleneceğini halka sormayan – Türk Telekom, Turkcell gibi şirketleri kamu kuruluşu gibi yöneten devletçi bir parti var karşımızda…”

AKP’nin beceriksizliğinin / başarısızlığının yıllar içinde tescillenip tescillenmediğine bir bakalım.

”Seçmenin bu konuda bir karar vermesi için henüz erken. Krizin daha başındayız. Akıllı politikalar izleyerek Türkiye’yi düze çıkarmak için AKP’nin hâlâ bir şansı var.”

Toparlarsak; Büyük oy kaymaları için gereken üç koşuldan ikisi yok, biri var gibi.

1950 ve 2002 seçimlerinin 2019 Mart seçiminden farkı, Türkiye’yi daha iyi yöneteceği konusunda halkı ikna etmeyi başaran bir alternatifin var olmasıydı. 1950’deki alternatif Demokrat Parti, 2002’deki alternatif AKP olmuştu.

Prof. Akarca’ya göre;
Bir partinin, diğer partilerin çözemediği ekonomik sorunları çözebileceğine vatandaşı inandırması kolay değil. Bu ancak yıllar içinde uzun soluklu bir mücadeleyle mümkün…

1990’lı yıllarda AKP bunu belediyelerde sergilediği performansla başarmıştı. Bugün belediyelerdeki performansıyla AKP’ye alternatif oluşturan bir partiden söz edebilir miyiz?

1950’den önce CHP’nin içinden çıkan Demokrat Parti gibi AKP’nin içinden çıkan bir alternatif de bugün ortada yok. AKP içinde bir muhalefetin varlığından söz edebiliriz ama Demokrat Parti kurucularının aksine, hangi politikaları önerdikleri bilinmiyor.

Sonuç. Seçim günü geldiğinde AKP seçmeni için sandığa gitmemek ya da gidip yine AKP’ye veya bilemedin MHP’ye vermek dışında çok fazla seçenek yok gibi görünüyor. Kriz, AKP oylarını elbette düşürecek ama bu düşüş, 2002’de yaşanan türden büyük bir kırılma şeklinde olmayacak…

Kaynak Barış Soydan

t24.com.tr
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top