SIYASET

UYUŞTURUCU BARONU ZİNDAŞTİ VE AKP’li BURHAN KUZU

''BEN MASUMUM''

BURHAN KUZU BU BATAKLIĞA NASIL DÜŞTÜ? AKP İÇİNDE KİMLER BURHAN KUZU İLE BERABER?

BURHAN KUZU’DAN ‘MASUMUM’ AÇIKLAMASI GELDİ

BURHAN KUZU:

”Yargılama süreci sonlandığında suçsuz olduğum ortaya çıkacak. Şahsıma karşı tamamen yargısız infaz yapılıyor..

Cumhuriyet Gazetesi, bu yaptığı alçaklığın bedelini yargı önünde ödeyecek. HTS kayıtlarını açıklamak suç, ifade vermediğim ise külliyen yalan..

6 Mart Cuma günü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek ifade verdim.Yargılamanın devam ettiği bir süreçte, HTS kayıtlarının açıklanması suçtur. Yalan ve iftiranın adresi olan Cumhuriyet Gazetesi hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Yargıyı rahat bırakın. Cellatlık yapmayın..

Sayın Kılıçdaroğlu, 6 Mart tarihinde ifade vermeye gittim. Grup toplantısında kurduğunuz cümleler doğru değil. Hukuki süreç devam etmektedir. Konuşmalarınızla yargıyı etkilemek istiyorsunuz. Bu sözler bir genel başkana yakışmıyor. Yargı bağımsızlığına olan saygınız bu mu?..

Cumhuriyet Gazetesi, bu yaptığı alçaklığın bedelini yargı önünde ödeyecek. HTS kayıtlarını açıklamak suç, ifade vermediğim ise külliyen yalan. Yargının vereceği karara hepimiz saygı duyalım. Ama bu kararı beklemeyen Cumhuriyet, her reytingi düştüğünde Burhan Kuzu’ya saldırıyor..

Şunu da net olarak ifade etmek istiyorum, yargılama süreci sonlandığında suçsuz olduğum ortaya çıkacak. Şahsıma karşı tamamen yargısız infaz yapılıyor. Hayatımın hiçbir döneminde yargıyı etkilemek için baskı kurmadım. Cumhuriyet Gazetesi de utanacak; o yüz yok ya onlarda!”

HTS KAYITLARINA GÖRE, BURHAN KUZU VE ZİNDAŞTİ DEFALARCA GÖRÜŞMÜŞ!

İranlı uyuşturucu kaçakçısı Zindaşti’yi tahliye ettirmek için hakimlere baskı yapmakla suçlanan Burhan Kuzu iddiaları reddederken “Zindaşti ile telefonla bir kez konuştum” demişti.

Polis soruşturmasına giren HTS kayıtlarına göre Burhan Kuzu hem Zindaşti’yle hem de Zindaşti’nin yakın çevresiyle pek çok kez konuşup mesajlaşmış.

Yine HTS kayıtlarına göre Zindaşti, Burhan Kuzu ile yemek yerken çektirdiği fotoğrafını ‘Fardin’ isimli bir arkadaşına gönderdi. Fardin’den yanıt olarak “Kuzu kuzu oturmuş garibim” diye yanıt geldi. Zindaşti iddialar üzerine “Ben yamyam değilim ki herkes ile görüşme hakkım var” dedi.

Zindaşti (solda) ile Burhan Kuzu’nun 2015’te yemek yediği ortaya çıkmıştı.

Hakkında ‘uyuşturucu ticareti, adam öldürmek, cinayete azmettirmek ve FETÖ üyeliği’ suçlamaları bulunan  İranlı Naci Şerifi Zindaşti ve adamları yakalandıktan 6 ay sonra 11 Eylül 2018’de tahliye edilmişti.

Zindaşti’yi tahliye eden hakim ile aynı dönem adliyede görev yapan 3 hakim ve bir savcı, ifadelerinde Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun kendilerini arayarak Zindaşti’yi serbest bırakmaları için telkinde bulunduğunu ileri sürmüştü.

Hakimlerin ifadeleri üzerine Burhan Kuzu hakkında soruşturma başlatılmıştı. Zindaşti’yi hiç tanımadığını söyledikten sonra Zindaşti’yle yemek yerken fotoğrafı çıkan Burhan Kuzu ise iddiaları yalanlamıştı.

Burhan Kuzu, “Zindaşti ile 2011 veya 2014 yılında sadece bir kez görüştüm” demişti.

Açılan soruşturma dosyasına giren HTS kayıtlarında Kuzu’nun hem Zindaşti ile hem de Zindaşti’nin yanındaki isimlerle defalarca görüştüğü ve mesajlaştığı ortaya çıktı.  Kayıtlara göre Kuzu kendisini Zindaşti ile tanıştıran A.U. isimli kadınla da sürekli irtibat halindeydi.

HTS kayıtlarında, Zindaşti’nin “Kendisiyle 2011 veya 2014 bir kere görüştüm” diyen Kuzu’ya 1 Kasım 2015’te “5557” numaraları ile biten telefonundan “Hocam” yazarak bir video gönderdiği, buna karşılık Kuzu’nun “0290” numaraları ile biten telefonundan “Allah utandırmasın inşallah” yazdığı yer aldı. Zindaşti’nin Kuzu ile 9 Ekim 2015 tarihinde telefon konuşması yaptığı, Zindaşti için çalışan Ekrem Öztunç’a ait görünen “9999” numaraları ile biten telefonundan ise Kuzu ile 2016 yılı mart ayında dokuz kere görüştüğü, 29 Mart 2016’da ise yine mesajlaştığı ortaya çıktı.

Ayrıca Zindaşti’nin şoförü olan Ali Koçak’ın Burhan Kuzu ile 22 Eylül 2015 tarihinde telefon ile konuştuğuna ilişkin kayıtlar da yer aldı.

Zindaşti’nin Kuzu ile kendisini tanıştırdığını iddia ettiği eski AKP Beşiktaş İlçe Teşkilatı üyesi A.U’nun Kuzu ile 2016 Mart ayında hemen hemen her gün görüştüğüne ilişkin kayıt da tespit edildi.

Burhan Kuzu’nun telefonunun, Zindaşti’nin rehberinde “Burhan Kuzu Hocam” diye kayıtlı olduğu da görüldü.

‘KUZU KUZU OTURMUŞ GARİBİM’…’YA BİZİM HOCA’

Kuzu’nun Zindaşti’yle yemek yerken çekilmiş fotoğraflarının Eylül 2015 tarihinde çekildiği belirlendi. Fezlekede Zindaşti’nin telefonundan “Fardin Yeni” ismiyle kayıtlı kişiye Kuzu ile çekilmiş fotoğrafları attığı ve yazıştıkları yansıdı. “Fardin Yeni”nin yanıt olarak “Kuzu kuzu oturmuş garibim” dediği, Zindaşti’nin ise buna karşılık “Ya bizim hoca” dediği kayıtlarda görüldü.

AVM’DE İKEN BURHAN KUZU ARADI

‘TOPBAŞ’IN DAMADINI DA TAHLİYE ETTİRDİĞİM İÇİN İFTİRA ATILDI

Hakim Cevdet Özcan tahliye etmişti!

Hakkında ‘uyuşturucu ticareti, adam öldürmek, cinayete azmettirmek ve FETÖ üyeliği’ suçlamaları bulunan  İranlı Naci Şerifi Zindaşti ve adamları yakalandıktan 6 ay sonra 11 Eylül 2018’de dönemin İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimi Cevdet Özcan’ın gece yarısı verdiği bir kararla tahliye edildi.

Savcı Ercan Devrim, karara hemen itiraz etti. Ancak Zindaşti ve 5 adamından bir daha haber alınamadı.

Yargı camiasında da tartışılan karar nedeniyle HSK inceleme başlattı. Konuyla ilgili hakim ve savcıların ifadeleri alındı.

Tahliye kararının arkasında eski AKP milletvekili Burhan Kuzu’nun olduğu ileri sürüldü.

Burhan Kuzu’nun Zindaşti’yi tanımadığını açıkladıktan bir süre sonra Zindaşti ile yemek yerkenki bir fotoğrafı ortaya çıktı. Ancak Kuzu, Zindaşti’yi Türk vatandaşlığı almaya çalışan bir iş insanı olarak tanıdığını ileri sürerek suçlamaları reddetti.

Tahliye kararını veren ve sürece tanık olan hakim ve savcılar ise Burhan Kuzu’nun kendilerini sürekli aradığını anlatarak kendisini yalanladı.

Zindaşti dosyasıyla ilgili ifadesi hakim ve savcıların ifadesi

Hakim ve savcılar Zindaşti’nin tahliye edilmesi için Burhan Kuzu’nun kendilerini defalarca aradığını, Burhan Kuzu’nun avukatının kendilerini adliyede bizzat ziyaret ederek baskı yaptığını anlattı. 

ZİNDAŞTİ’NİN TAHLİYESİNE İTİRAZ EDEN SAVCI ERCAN DEVRİM

”Tahliye kararı veren hakim Cevdet Bey en az 3-4 kez farklı zamanlarda beni ziyarete etmişti. Bu ziyaretlerde söz konusu soruşturma dosyasının akıbetini ve ne zaman iddianame düzenleneceğini sormuştu..

Bu ısrar ve genel itibarı ile kullandığı çekingen ve mahcup dil bende merak ve şüphe uyandırdı..

Tehdit edildiğini veya kendisine şantaj yapıldığını düşündüm ve böyle bir şey olup olmadığını son gelişinde kendisine sordum..

Bana, ‘Üzerimde çok baskı var. Çok baskı yapıyorlar’ dedi. Nereden olduğunu sorduğumda ‘Ankara’dan Burhan Kuzu sürekli arıyor’ şeklinde yanıtladı. Ben kendisine soruşturmanın yakın zamanda sonuçlanmayacağını söylediğimde benden tutukluluğun gözden geçirilmesi kararının kendi nöbetine denk getirilmemesini, kendisine düşürülmemesini rica etti..

Yanlış hatırlamıyorsam Cevdet Bey, dosyanın önüne gelmesi halinde mazeret izni kullanacağını ya da rapor alacağını söylemişti..

Cevdet Özcan’ın verdiği tahliye kararına şaşırdım. Cevdet Bey bu dosyada tahliye ve tutukluluğa itiraz kararları vesilesiyle dosyayı görmüştü. Tutukluluğun devamına ilişkin karar vermişti. Dosyayı önceden biliyordu ve bu nedenle karara şaşırdım ve şüphe duydum.”

İstanbul’da 6 Nisan 2018 günü düzenlenen operasyonla yakalanan Zindaşti ile birlikte 5 kişi hakkında tutuklama kararı veren dönemin İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimi ERSİN Ö.

”Dosyadaki şüpheliler tutuklanmak üzere benim hakimliğime sevk edilmişti. Zindaşti’nin üzerine atılı eylemler kan gütmesi saikiyle adam öldürmeye azmettirme ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarıydı..

Dosyadaki mevcut delil durumu itibarıyla şüphelilerin atılı suçları işlediklerine yönelik kuvvetli şüphe bulunduğu kanattan vararak şüphelilerin tutuklanmasına karar vermiştim. Tahliye olduklarını medya aracılığı ile duydum..

Tahliye kararı verildikten sonra henüz itiraz merciine yani 6. Sulh Ceza Hakimliğince dosya ele alınmadan önce Burhan Kuzu’nun avukatı en az 3-4 kez benimle görüşmek istemişti..

Hatırladığım kadarıyla avukat ismi M. İ. idi. Kendisiyle görüşmek istemediğimi ancak en sonunda çat kapı odama girmesi sebebiyle görüşmek zorunda kaldım..

Bu kişi söz konusu itirazı değerlendirecek 6. Sulh Ceza Hakimi’nin hangi kanattan olduğunu sordu. Ben kendisine bir yanıt vermedim. Ve geçiştirmeye çalıştım. Yalnızca adaletli bir insan olduğunu ve dosya ne ise vicdanına göre karar vereceğini söyledim..

Yanımda emrivaki şeklinde telefonunu çıkararak Burhan Kuzu’yu aradı ve beni görüştürmek istedi. Telefona yanıt verilmemesi nedeniyle herhangi bir görüşme gerçekleşmedi.”

Ersin Ö. ile Savcı Ercan Devrim’in itirazı üzerine Zindaşti ve 5 adamı hakkında tekrar tutuklama kararı veren Hakim Özkan G. ile arasında geçen bir konuşma

Ersin Ö.:

”Hakim Özkan G., Burhan Kuzu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı  sıfatıyla beni aradı ve dosya hakkında bilgi almaya çalıştı.”

İKİNCİ TUTUKLAMA KARARINI VEREN 6. SULH CEZA MAHKEMESİ HAKİMİ ÖZCAN G:

”Komisyon başkanımız Ayhan Ayan, beni aradı ve önemli bir dosyada tahliye kararı verildiği için itirazın benim önüme geleceğini iletti..

Medyatik ve önemli bir dosya olması vesilesiyle dikkatlice incelememi istedi. Ben dosyadan böyle haberdar oldum..

Ben mi kendisini aradım yoksa o mu beni aradı hatırlamamakla birlikte 5. Sulh Ceza Hakimi Cevdet Özcan, ile bu dosya üzerinde konuştum. Dosyayı kendisi bilmekteydi. Bana Naci Şerifi Zindaşti ve Ekrem Öztunç bakımından Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabul edilebileceğini, diğer şüphelilerin yattıkları sürenin alacakları cezayı karşılayabileceği için itirazın reddedilebileceğini dile getirdi..

Bunun dışında bir şey konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Naci Şerifi Zindaşti ve Ekrem Öztunç (tahliye edilen diğer sanık) bakımından atılı suçların ve delil durumu itibariyle tahliye kararının yanlış olduğu kanaatine vardım. Bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını kısmen kabul ettim. Bu kişiler hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar verdim..

Eşimle birlikte bir alış veriş merkezindeyken telefonum çaldı. Açtım. Kendisini Burhan Kuzu olarak tanıttı. Söz konusu dosyayla ilgili konuşmaya başladı. dosyadaki adam öldürme suçlarına ilişkin ölenlerin yabancı ve suç yerinin yabancı memleket olduğunu, Türk kanunlarının uygulanmayacağını, Zindaşti’nin tutuksuz yargılanmasını, İran ile ilişkileri bakımından daha faydalı olduğunu hatırladığım kadarıyla iletti..

Ben kendisine dosyada kararımı verdiğimi artık benlik bir şey olmadığını izah etmeye çalışsam da bulunduğum ortamın da gürültü olması sebebiyle beni anlamadığını düşünüyorum. Telefonu kapattıktan sonra o gün yeniden kendisiyle görüşmedim..

Ertesi gün iş yerimde cep telefonum sabit bir hattan aranmıştı. Açan kişi Külliye’den aradığını, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Burhan Kuzu’nun görüşmek istediğini iletti ve bağladı. Burhan Bey bana yine dosyayı kastederek dosya numarasını vereyim mi diye sordu ve dosyayı hatırlattı..

Ben kendisine ben zaten kararı verdim. Gerek yok diyerek geçiştirdim. Numara gerekirse zaten buluruz dedim. Konuşma sonlandı. Bu durumdan yine rahatsız olmuştum..

İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimi Ersin Bey ile konuştum. Dosyayı o da biliyordu. Huzursuz olduğum için dosya hakkındaki fikrini sordum. O da delil durumundan bana bahsetti. Ben ona Burhan Kuzu’nun beni aradığını ve aramızda geçen konuşmayı aktardım. O da ‘Doğrusunu yapmışsın rahat ol’ içerikli beni rahatlatmak maksatlı sözler söyledi..

Aynı gün Cevdet Bey (tahliye kararını veren hakim) odama geldi. Bu konu üzerine sohbet etmeye başladık. Bana Zindaşti’den bahsetti. Emniyet içerisinde bir kesimin onu haber elemanı olarak kullanmaya çalıştığını, diğer kesimin ise onu yakalamaya çalıştığını söyledi..

Burhan Kuzu’dan konu açıldı. Bana kendisini de adli tatilden önce Burhan Kuzu’nun aradığını ve bu dosya ile ilgili görüştüğünü, ısrar ettiğini söyledi. Kendisinin de ‘Hocamız bir şey diyemiyoruz’ dediğini aktardı. Sonrasında bu aramaları kastederek ‘Sonuçta böyle oldu’ dedi ve tahliye kararını kastetti..

Böyle bir konuda arandığım için endişeliydim. Komisyon başkanımızla telefonla görüştüm. Rahatsızlığımı dile getirdim. O da adı geçen şahısla görüştüğünü bir daha aramaması gerektiğini ilettiğini, tekrar araması halinde görüşmemesi, başsavcının da bu konudan haberdar olduğunu, adı geçen şahsın tekrar araması halinde suç duyurusunda bulunacaklarını bana söyledi.”

https://www.cafemedyam.com/2020/02/09/burhan-kuzu-detayi-aliye/

TAHLİYE KARARINI VEREN HAKİM CEVDET ÖZCAN  

”Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun beni telefon ile araması üzerine kendisinin dosyaya vakıf olduğunu fark ettim. Çok detaylı bir şekilde kendisi dosyayı anlattı. Ben de kendisine anlattıklarını bildiğimi dosyadaki süreci ve mevcut delil durumunu bildiğimi ancak daha önce sağlık sebeplerinden ötürü tahliye kararı verdiğim Ömer Faruk Kavurmacı (eski İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın FETÖ’cülükle suçlanan damadını kastediyor) isimli şahsın tahliyesinden dolayı tarafıma birçok iftira atıldığını, bu yönden kamuoyunda hakkımızda algı yaratacak olaylara sebebiyet verebileceğini söyledim..

Bunun üzerine kendisi kesinlikle benimle ilgili hiçbir şüphe olmadığını, kendisinin ve benim ismimden dolayı asla bir isnatta bulunulmayacağını söyledi. Ben de derhal dosyanın soruşturma savcısı olan (ki Ömer Faruk kavurmacı isimli şahsın dosyasında da aynı savcı görev yaptığından) Ercan Devrim’e gittim. Telefon görüşmesini anlattım. Kendisi de beni doğruladı. Burhan Kuzu’nun dosyaya vakıf olduğunu, esasen dosyada yeterli somut delil olmadığını, iddianame düzenleyecek durumda olmadığını, bir şekilde iddianame düzenlense bile mahkumiyet kararı çıkamayacağını ifade etti..

Ben de mevcut delil durum çerçevesinde kendisi ile aynı görüşte olduğumu ifade ettim. Ancak Ömer Faruk Kavurmacı dosyasından sonra şahsımla ilgili çok yıpratıcı iftira içerir yayınlar yapıldığını söyleyerek benim nöbetime denk getirmemesini rica ettim. Kendisi de bana hak verdi..

Bilindiği üzere tutuklu dosyaların tamamı soruşturma aşamasında en geç CMK’nın 108. Maddesi uyarınca 30’ar günlük süreler ile tutukluluk halinin devam edip etmeyeceği hususunda değerlendirme yapılır..

Bu değerlendirme yapılırken, mevcut delil durumu, tutukluluk kararından sonra yeni delil elde edilip edilmediği, tutukluluk halinin devamının gerektirip gerektirmediği, iddianame düzenlenecek şekilde somut maddi delillerin bulunup bulunmadığı, iddianame düzenlenmesi halinde isnat edilen suçların işlenip işlenmediğini, mahkumiyet hükmü kurmaya yeterli delil olup olmadığı gibi hususlar birlikte değerlendirilir, mevcut deliller çerçevesinden tutuklama tedbiri dışında koruma tedbirleri uygulamak suretiyle umulan faydanın sağlanıp sağlanmayacağı ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir..

Somut olay bakımından hakimliğimizce 11 Ekim 2018 tarihinde verilen karardan görüleceği üzere çok açıklayıcı gerekçeli karar verilmiş, deliller tümüyle değerlendirilmiş, dosyada mevcut deliller çerçevesinde tutukluluk devamına gerektirecek ölçüde yeterli somut maddi deliller olmadığından tutuklama tedbirinin uygulanmasının devamına gerek görülmediğinden ‘Yurt dışı çıkış yasağı’ ve ‘belirli sürelerde kolluk birimine imza vermek suretiyle’ adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek tutuklu 6 şüphelinin tahliyesine karar verilmiştir..

Hakimliğimizce verilen kararı tekrar etmek gerekirse şüphelinin ‘öldürmeye azmettirme’ ve ‘çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi olma’ suçlarından tutuklandığı, hakimliğimizce itiraz ve tutukluluk incelemesinin de bu minvalde yapıldığı kararda da ayrıntılı gerekçe yazıldığı, bu gerekçeden de anlaşılacağı üzere isnat edilen öldürtmeye azmettirme suçundan ‘aslı maddi fail’ bulunmadığı, bu yönden herhangi bir ismin de tespit edilemediği, şüphelinin öldürmeye azmettirme olarak değerlendirilebilecek anlamda yeterli somut ve maddi deliller olmadığı kanaatine ulaşıldığında anılan şekilde karar verilmiştir..

(Zindaşti’nin tahliyesinden sonra rüşvet olarak Kapalıçarşı’da bir kuyumcuda yüklü miktar para aldığı iddialarıyla ilgili olarak) Hayatımda Kapalıçarşı’da herhangi bir kuyumcuya gitmedim. O kadar saçma ve uydurma bir iddia ki bu iddiaların tamamen gerçek dışı olduğu çok rahat bir şekilde çürütülebilir. 15 yıldır aynı telefonu kullanıyorum. İstanbul’un her yerinde kameralar var. Araştırılsın..

ZİNDAŞTİ’YE YÖNELTİLEN SUÇLAMALAR

Zindaşti ve adamları Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde şu suçlamalarla yargılanıyordu.

  • ‘Kan gütmesi saikiyle adam öldürmeye azmettirme’,
  • ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’,
  • ‘resmi evrakta sahtecilik’,
  • ‘FETÖ terör örgütü üyesi olmak’

ZİNDAŞTİ’NİN SUÇLANDIĞI CİNAYETLER

Yunanistan’da 2 ton 100 kilo uyuşturucunun yakalanmasından sonra 14 Haziran 2014’de İstanbul’a gelerek en son Zindaşti ile görüşen İran asıllı Esfandiyar Ridi kayıplara karıştı. Öldürüldüğü düşünülüyor.

Polis tarafından kırmızı bültenle aranan Çetin Koç, 4 Mayıs 2016 günü Dubai’de 2 tetikçi tarafından öldürüldü. Zindaşti tarafından öldürüldüğü iddia ediliyor.

30 Nisan 2017’de Maslak’ta İranlı asıllı İngiliz vatandaşı işadamı Saeel Karimian silahı saldırıya uğradı. Düzenlenen saldırıda işadamı Karimian ile yanında bulunan Kuveytli iş ortağı Muhammed El Muhtari, öldürüldü. Yapılan çalışmalarda cinayette 3 kişi yer almıştı. İkisi tetikçi biri ise şofördü. Aracı kullanan kişi Zindaşti’nin adamlarından Ali K. çıktı. Tetikçilerin yurt dışına kaçtığı olayda Ali K. halen yakalanamadı.

Zindaşti tahliye edildikten sonra kayıplara karıştı. Yurt dışına kaçtığı ileri sürülen Zindaşti’nin tahliyesinden sonra da İstanbul’da işlenen cinayetlerde rol aldığı belirtiliyor. Bu iddialara göre Zindaşti İstanbul’da iki ayrı cinayetin de emrini verdi?

Kadıköy Bağdat Caddesi 7 Nisan 2019’ da Zindaşti’nin kızı ve şoförünün öldürülmesi dosyasında azmettirici olarak aranan İlhan Ünğan silahlı saldırıya uğradı. Ünğan, hayatını kaybetti. Bu cinayetle ilgili Zindaşti’nin avukatı İlker Dağlı ve olay sırasında Ünğan’ın yanında olan Tolga Hakan Ceyhan aranıyor.

NE OLMUŞTU?

Escobar’ı kıskandıracak uyuşturucu baronu Zindaşti

Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir cinayet davasında yargılanan dokuz sanığın beraatlerine karar verildi. Karar medyada ‘Zindaşti davasında beraat’ başlığı ile yer aldı.

Yargılananlar beş yıl önce anlaşmazlığa düştükleri bir uyuşturucu kaçakçısının yerine yanlışlıkla kızını ve şoförünü öldürmekle suçlanıyorlardı. Ancak önceki gün sonuçlanan bu dava on yıl önce Ergenekon soruşturmaları ile başlayan, uyuşturucu kaçakçılığından, sınırları aşan cinayetlere uzanan büyük bir hesaplaşmanın son perdesiydi.

Yaşananların özeti bile Kolombiyalı ünlü uyuşturucu kaçakcısı Escobar’ı kıskandıracak kadar çarpıcıydı.

UYUŞTURUCU HESAPLAŞMASINDA KIZI ÖLDÜRÜLDÜ

Naci Şerifi Zindaşti’ye ait lüks cip Büyükçekmece’de trafik ışıklarında durduğu sırada aracın yanına yaklaşan iki kişi tarafından tarandı.

Taranan araçta Zindaşti’nin bulunduğunu sanan tetikçiler onun yerine kızı Arzu Şerifi Zindaşti ve aracı kullanan Devrim Öztunç’u öldürmüşlerdi.

Sonrasında yaşananlardan Naci Şerifi Zindaşti’nin bu olayla ilgili olarak şüphelendiği herkesi öldürmeye karar verdiği anlaşılacaktı.

Zindaşti kızının öldürülmesinden önce de uyuşturucu dünyasını takip eden gazetecilerin tanıdığı bir isimdi.

2007 yılında yine Büyükçekmece’de jandarma tarafından 75 kilo eroin nedeniyle Zindaşti’yi gözaltına almıştı. Zindaşti savunmasında sahibi olmakla suçlandığı uyuşturucuyu kendisinin ihbar ettiğini ileri sürmüştü. Fakat jandarma hazırladığı raporda ihbarın uyuşturucunun yakalanmasından sonra geldiğini belirterek Zindaşti’nin kurtulmak için bu ihbarı yaptığını belirtti.

Açılan davada beklenmeyen bir gelişme oldu: Zindaşti bugün firari olan Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından tahliye edilmişti. Üstelik Ergenekon soruşturmalarında ‘Terazi’ kod adıyla gizli tanıklık da yapmıştı.

ERGENEKON DAVASININ GİZLİ TANIĞIYDI

Daha sonra hakkında hazırlanan bir savcılık iddianamesinde cezaevinden yeni bir kimlikle tahliye edildiği ve faaliyetlerine yeniden başladığı yer alıyordu. Sonraki gelişmeler Zindaşti’nin devlet içinde kurduğu ilişkilerin kopmadığını gösteriyor.

İncelenen telefon kayıtları Zekeriya Öz’den, halen cezaevinde bulunan ABD konsolosluk çalışanı Metin Topuz’a kadar uzanan bir ilişkiler zincirini gösteriyordu.

2014 Haziran ayında Yunanistan’da uluslararası bir operasyonla 2 tonun üzerinde eroin yakalanmıştı.

Uyuşturucu Yunanistan’da yakalanmıştı ama iddiaya göre sahipleri Türkiye’de bulunan Orhan Ünğan, kardeşi İlhan Ünğan ve aslen İranlı olan Çetin Koç’tu. Bu kişiler ise operasyondan sorumlu olarak Zindaşti’yi suçlamışlardı.

Aynı yılın Eylül ayında Zindaşti’nin kızının öldürülmesinin nedeni de bu husumetti. Cinayetin tetikçileri ise Hacı Osman Sezen ve Turgay Akar’dı.

KIZININ KATİLLERİNİ POLİSTEN ÖĞRENDİ

Zindaşti kızını vuran katillerin isimlerine ve adres bilgilerine kısa sürede ulaştı.

Polis içinde bağlantılarının güçlü olduğu ortaya çıkacaktı.

Daha sonra kendisine yardım edenlerden başkomiser Fatih Yılmaz ve polis memuru Ergül Kapukaya bu nedenle tutuklanacaktı.

Başkomiser Fatih Yılmaz cinayet büroda Zindaşti’nin kızının cinayetini soruşturan ekibin başındaydı.

Ergül Kapukaya tetikçilerden Hacı Osman Sezen’in kimlik bilgilerini ve fotoğraflarını göndermiş, ‘Hasmını tanımıyorsun abi, adam 5 ay kovalamış seni ekip halinde’ diye ona mesaj atmıştı.

Tetikçi Hacı Osman Sezen ve Turgay Akar bu mesajdan on sekiz gün sonra 22 Aralık 2014’de Küçükçekmece’de öldürüldüler.

DUBAİ’DE KOLOMBİYALI TETİKÇİ CİNAYET İŞLEDİ

Yine bu olaylarla bağlantılı olduğu ileri sürülen Ali Ekber Akgün de İstinye’de aracında öldürüldü. Zindaşti’nin kızının ölüm emrini verenlerden Çetin Koç’un Dubai’ye kaçtığı tespit edilmişti. Ancak Dubai’ye kaçmak onun kurtulmasına yetmedi. Dubai’de yüksek güvenlikli bir sitede yaşayan Çetin Koç dairesinde dokuz kurşunla vurulmuş olarak bulundu.

Dubai polisi olayı araştırınca son derece ince planlanmış bir cinayet senaryosu ile karşılaştı. Koç’u öldürenler aynı sitede daire tutmuş ve uzun süre onu izlemişlerdi. Dubai polisi cinayeti Kanada vatandaşı olan Kolombiyalı Garcia Arevelo ve Hindistanlı Harpreet Majhu’nun işlediğini ortaya çıkarmıştı.

Tetikçiler bir gün önce Dubai’ye gelmiş, cinayeti işledikten sonra Kanada’ya kaçmışlardı. Dubai polisinin Kanada’dan bu kişileri istemesinin bir yararı olmadı. Majhu kayıplara karışmış Kolombiyalı tetikçi ise öldürülmüştü.

HOLLANDA’DA YAKALANDI

Kırmızı bültenle aranan ve cinayetin azmettiricisi olduğu iddia edilen Orhan Ünğan, Hollanda’da yakalanmış ve iadesinin ardından tutuklanarak cezaevine konmuştu. Kardeşi İlhan Ünğan ise polis tarafından aranıyordu.

İlhan Ünğan bu arama sürerken avukatı aracılığı ile 11 Nisan 2017’de İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na şaşırtıcı bir şikayet dilekçesi verdi: ‘Naci Şerifi Zindaşti isimli şahıs, 100 bin Euro peşin 100 bin Euro ölümünden sonra verilmesi şartı ile Hollanda’da yaşayan Bosna Hersekli iki Türk tetikçiyi Türkiye’ye getirmiştir. Bu kişiler Pendik ilçesinde tarafımızca bilinmeyen bir otelde kalmış ve Zindaşti ile N.A. tarafından bu şahıslara müvekkilimizin öldürülmesi için talimat verildiği bilgisine ulaşılmıştır.’

Avukatı ayrıca bu girişimin içinde bazı bürokratların ve polisin de yer aldığını iddia ediyordu.

AVUKAT: ‘SONRAKİ DURUŞMAYA KADAR ÖLDÜRÜLEBİLİRİM

Ancak iddialar bununla bitmedi. Mahkeme sürerken Orhan Ünğan’ın avukatı Kudbettin Kaya bir duruşmada şunları söyledi: “Ben bir sonraki oturumda bulunmayabilirim, zira benim öldürülme riskim vardır veya ben nefsi müdafaa kapsamında birilerini öldürmek zorunda kalabilirim.”

Bu konuşmayı yapmasından on gün sonra Kudbettin Kaya 31 Ekim 2017’de Yeşilköy’de bir restoranda yemek yerken öldürüldü.

Cinayetler sürerken İstanbul polisi bu suç zincirinin arkasında olduğunu düşündüğü Zindaşti’nin peşine düşmüştü. Zindaşti ve altı adamı 6 Nisan 2018’de yapılan bir operasyonla yakalandı. Telefon kayıtları ve izlemelerin ardından bağlantıda olduğu başkomiser ve bir polis memuru da gözaltına alındı.

YAKALANDI VE SERBEST KALDI

Hakkında cinayet uyuşturucu ticareti yapmak ve suç örgütü kurmak suçlamaları vardı. Ama bu kadar ağır suçlamalara rağmen Zindaşti altı ay sonra şaşırtıcı bir şekilde serbest bırakıldı.

Zindaşti’nin avukatı 19 Ekim 2018’de “tutukluluk incelemesi” gerekçesi ile İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak müvekkilinin tahliye edilmesini istedi. Başvuru değerlendiren 5. Sulh Ceza Hakimi, Zindaşti ve üç kişi hakkında tahliye kararı verdi. Tutukluların serbest bırakılmasının ardından soruşturma savcısının itirazı üzerine yeniden tutuklanmalarına karar verildi. Fakat aradan geçen üç saatlik sürede Zindaşti ve üç adamı kayıplara karışmıştı. Zindaşti o günden beri aranıyor.

SON CİNAYET BAĞDAT CADDESİ’NDE

Zindaşti kaçmayı başarmıştı. Cinayetler ise durmuyordu. Kadıköy Bağdat Caddesi’nde 7 Nisan 2019’da bir kafenin çıkışında işlenen bir cinayet sonrasında öldürülen kişinin İlhan Ünğan olduğu anlaşıldı. Kırmızı bültenle aranan İlhan Ünğan’ın ailesi ile birlikte Kadıköy’de yaşadığının ortaya çıkması şaşırtıcıydı. Evinden çıktıktan sonra eşi ve oğlu ile Bağdat Caddesi’nde bir kafede oturan İlhan Ünğan aracına yaklaştığı sırada bir tetikçi tarafından ailesinin gözü önünde öldürmüştü. Polisin bulamadığı İlhan Ünğan’ı tetikçiler bulmuştu!

İşte pazartesi günü sona eren dava, aslında beş yıldır süren bu savaşın son perdesiydi. Zindaşti’nin kızının öldürülmesi ile başlayan savaşta bilinen cinayetler bunlar. Fakat İstanbul’da ve başka ülkelerde işlenen bazı cinayetlerin de bu olayla bağlantısı olduğu düşünülüyor. Yurt dışında bir başka ülkede yaşadığı düşünülen Zindaşti ise hâlâ yakalanamadı.

İLGİLİ HABER

gazeteduvar – Sadık Güleç

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top