GÜNDEM

‘AKP sporun sahibi haline geldi’… Ali Koç’tan sert çıkış..

Türkiye’de siyaset-futbol ilişkisini yeniden gündeme taşıyan bu gelişmeler…

Ali Koç’tan sert çıkış… Futbol ve Siyaset ilişkisi

Propaganda aracı olarak kullanılan futbolun siyasetle ilişkisi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç:

”Trabzonspor başkanına vermiş olduğum cevap, Trabzonspor’un sırtını devlete dayaması hususuydu. Açıklamalarımın bu kısmıyla ilgili, sponsorlar, localar, devlet bankalarından alınan kredilerle ilgili söylediklerimin tümünün arkasındayım..

Erdoğan Türk sporunun gelişmesi için son derece duyarlı ve aktif bir tutum sergiliyor..

Bizim Antalya’da yaptığımız açıklamada, sırtını devlete dayama konusu bundan çok farklıdır. Bugüne kadar emsali görülmemiş bir durumdur. Bugün, elimizde olan bilgilerin, elimizde epey bilgi var, detaylarına burada girmenin yeri ve zamanı değil..

Ancak Sayın Ahmet Ağaoğlu’yla istediği her platformda bu konuları konuşmaya hazırım. Biz iyiye iyi, kötüye kötü, yanlışa yanlış demeyi ilke edindik..

Trabzonspor Kulübü, büyük kulüplerden çok daha az bütçeyle yarışmaktadır, büyük kulüplerden çok daha fazla genç oyuncu oynatmaktadır. Bunun da ne kadar önemli olduğunu, başarılı bulduğumu Ağaoğlu’na bizzat söyledim. Bunu söylerken de kendisine Türkiye’de en çok sahiplenen takım olduklarını, en çok destek gördüklerini de söyledim..

Büyük bir medya grubunca kendi medyalarıymış gibi sahiplenildiğini söyledim. Az bütçeyle kora kor mücadele ediyorlar ama madalyonun diğer tarafı da var. Bizim medyamız yok, haklı olduğumuz zaman haklı kalmamızı isteyen çoğunluk da yok. Bizim dolayısıyla tek çaremiz canlı platformlarda herkesin eş zamanlı izleyebileceği bir ortamda duygularımızı ifade etmek. Kulüp başkanlarıyla bir araya gelme çağrımı bir kez daha yineliyorum..

Açıklamalarım nedeniyle siyaseti spora soktuğum iddiaları var..

Bazı siyasiler, devletimizin gücünü ve imkanlarını kullanarak ilgili kulübe ne kadar maddi destek ve fayda sağladıklarını, muhtelif ortamlarda, gerek kendileri gerekse camianın ileri gelenleriyle, şehrin milletvekilleri, yerel yöneticileri yaptıklarından övünerek, hiç sakınmadan ifşa etmekten kaçınmadılar..

Bunlarla beraber bir kulüpten yana tavır alıyorlar. Şampiyon olmalarını istediklerini ifade ediyorlar. Bir şehrin milletvekili olarak normal olabilir, belediye başkanı olarak da ama ondan ötesi normal değil. Bu mevzuların sadece ufak bir kısmına değinmekle siyaseti futbola biz mi karıştırmış oluyoruz?..

Maçtan sonra açıklamalarda bulunan bir bakanımız, iki Türk takımının maçından sonra bir takımın galibiyetini kutluyor, şampiyonluk diliyor. Bu açıklamalar biz de şaşkınlığa neden olmuştur. Çocukken tutuyoruz ama belli mevkilere gelince bu kadar açıkça ifade etme lüksümüz olmuyor. Toplumu rahatsız etmemek, vicdanları huzursuz etmemek adına. Hakemler, federasyonda karar verenler, kurullar etkilenebilir. Sayın Cumhurbaşkanımızın titizlikle korumaya çalıştığı, büyük hassasiyet gösterdiği sporda eşitlik ve tarafsızlık ilkesinin, devlet kademelerinde doğru anlaşılması, ülke futbolu ve sporu açısından elzemdir..

Bu medya grubu, televizyonu, gazetesi ve yorumcularıyla topyekun bir Fenerbahçe karşıtlığı üslendi. Bizi devletimizle karşı karşıya getirmek isteyenler bu mecradakilerdir. İlk hedefi bir takımı şampiyon yapmak diğeri ise şahsımı ve kulübümüzü başarısız kılıp itibarsızlaştırmaktır. Bu ülke tarihi boyunca ilk defa sistematik şekilde bir takıma sahip çıkarken, bir başka takıma da yine sistematik şekilde olumsuz propaganda yaklaşımında bulunan bir medyaya şahit oluyor..

Ali Koç’un isim vermeden eleştirdiği medya grubu Sabah ve ATV gibi yayın organlarını bünyesinde barındıran Turkuvaz Medya.

“ŞAMPİYON OLACAĞIMIZA GÖNÜLDEN İNANIYORUZ”

Ali Koç:

“Şampiyonluk yürüyüşümüzü büyük kararlıkla sürdürüyoruz. Ersun hocanın önderliğinde takımımız sorumluluklarının farkında, taşıdıklar formanın ağırlığının bilincinde, her maçı final görerek çalışıyorlar. Ligin en iyi futbolunu oynayan, en iyi istatistiğine kavuşan ve şampiyonluğun en büyük adayı konumundayız. Özellikle takımımızdaki arkadaşlık ve uyum, sahadaki mücadele azmi hep birlikte hedefe odaklanmış şekilde ilerlememiz için bizleri çok mutlu ediyor. Taraftarımızın da muhteşem desteğiyle ligin en iyi performansını ortaya koyarak şampiyon olacağımıza gönülden inanıyoruz. Taraftarlarımızdan ricam tek vücut ve inançla 29. şampiyonluk yolunda takımımızı desteklemeleridir. Yolun sonunda şampiyon olmak için her şeyi yapacağımızdan emin olmanızı istiyoruz..

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz’in sarı-lacivertli kulüple ilgili olan sözleri için gülüyoruz. Mustafa Cengiz’in ne dediğini çoğu zaman anlamıyoruz..

Yaşına hürmetten de camiaya saygımdan da bunları söylemek istemiyorum ama insanı mecbur bırakıyorlar..

Mustafa Bey bizim puanımızın silinmesini kafasına takmış. Öyle bir şey zaten yok da… Merak etmeyin Mustafa Bey, öyle bir şey olsa federasyon size bırakmaz çoktan silerdi. Mustafa Cengiz’in ne dediğini çoğu zaman anlamıyoruz. Deşifreye muhtaç. Bazen kendisi de şaka yaptım, yanlış anlaşıldım diyor. Teklifim geçerli TV’ye çıkalım hep birlikte. Hem kulüplerimiz biraz da olsa para kazanır.

‘Oyun oynanırken kurallar değişmez’ diyor. Başkan sırf sizin için geçen sene kural değişti. Hak mahrumiyeti cezası alan kişiler müsabakalara iştirak edemez. Sayın Cengiz 150 gün ceza alıyor. Federasyondan mektupla yardım istiyorlar ve bu madde değişiyor. Mustafa Cengiz, ‘Fenerbahçe’den 6 yedik ama o sene şampiyon olduk’ diyor ama o sene Beşiktaş şampiyon oldu. Şimdi hangi birine cevap verelim şaşırdık..

Şeffaflık… Yok efendim biz şöyle vergi ödemişiz, oyuncularımızın ücretlerini şöyle açıklamışız. Sayın Cengiz, biz de sizin gibi SPK’ya üye bir kulübüz. Biz diyor muyuz siz geçen 10 bin Euro menajerlik ücreti ödediniz.”

‘İnşallah bu yıl şampiyon Trabzonspor olacak.’

Bu sözlerin sahibi, etik olarak tüm spor kulüplerine aynı mesafede durması beklenen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turan.

Bakan Turan’ın yaptığı bu açıklama, Türkiye’deki çok eski bir tartışmayı, siyaset ve futbol dünyası arasındaki gizli ilişkileri tekrar gündeme taşıdı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 2016’da yaptığı bir konuşma:

“Trabzonsporlu 5 bakanımız var… Bizi bilenler biliyor. Perdenin arkasında Trabzon ve Trabzonspor için ne kadar uğraştığımız biliniyor.”

Fenerbahçe camiası, başında Berat Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak’ın bulunduğu Turkuvaz Medya Grubu’na ait A Haber ve A Spor kanallarının yanlı yayın yaptığı iddiasıyla maçlarda “A Spor dışarı!” sloganları atmaya başladı.

Türkiye’de siyaset-futbol ilişkisini yeniden gündeme taşıyan bu gelişmeler, ne anlama geliyor?

‘Tüm isimler hükümete yakın isimlerden’        

Hükümete yakın bir medya kuruluşunda futbol yorumculuğu yapan ve adının kullanılmasını istemeyen bir isim:

”AKP döneminde iktidarın büyük bir güç sahibi olması sporu da siyasetin neredeyse sahibi haline getirdi..

Tüm federasyonlar, başkanları ve kurulları iktidar partisinin süzgecinden geçerek kendilerine yakın kişilerden oluşturuluyor..

Topluma adeta ‘Cumhurbaşkanı olmazsa spor olmaz’ düşüncesi aşılanıyor..

Siyasetin futbolla ilişkisinin bir diğer ayağı ise batma noktasına gelen kulüplerin son çare olarak ‘devlet yardımı’na koşmaları..

Normalde bağımsız sivil toplum kuruluşu olması gereken kulüpler, paraları çarçur etmeleri nedeniyle batma noktasına gelerek bağımsızlıklarını kaybetmiş ve siyasete muhtaç hale gelmişlerdir..

Türkiye’de iktidar futbolu propaganda aracı yapmakla suçlanıyor

‘İttihat Terakki’den beri sürüyor

Türkiye’de siyaset ve futbol dünyasındaki ilişkilerin tarihi 100 yıl öncesine kadar uzanıyor. Kimi uzmanlar ilk spor kulüplerinin kurulduğu İttihat Terakki döneminden bu yana siyaset ve futbolun iç içe olduğu görüşünde.

Ajansspor Haber Müdürü ve futbol yorumcusu Kenan Başaran:

”Atatürk döneminde himaye edilen Güneşspor örneği bugün İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü’nün Erdoğan tarafından himaye edilmesi ile benzerlikler taşıyor..

Tek parti döneminin başbakanı Şükrü Saraçoğlu Fenerbahçe Kulübü başkanı oldu, Demokrat Parti vekilleri de üç büyük kulüpte başkanlık yaptı. Yalnızca siyasiler değil asker de futbol dünyası ile sürekli içli dışlı.”

Siyaset-futbol ilişkisine örnekler

Kenan Başaran:

“12 Mart darbesinin önde gelen komutanlarından Muhsin Batur, Fenerbahçeli Cemil Turan’ın lisansının yetişmesi için askeri uçak kaldırmıştır Ankara’dan Urfa’ya.

12 Eylül yönetiminin Ankaragücü’nü lig kupasını aldı diye Süper Lig’e yükselttiği de malum.

Turgut Özal da tesisleşmeye destek vererek futbol üzerinde Recep Tayyip Erdoğan gibi bir ‘minnettarlık’ oluşturdu.

Mehmet Ağar da emniyet müdürü olarak 90’larda futbolla en yakın teması kuran devlet mensuplarındandı”

‘AKP kulüpleri propaganda aracı olarak kullanıyor

Kenan Başaran:

”AKP döneminde futbol-siyaset ilişkisi çok daha görünür ve inkâr edilmez bir hal aldı..

İktidar tesisten nakite kadar kulüplere büyük kaynak akıtıyor. Kulüp yönetimleri de her cümlelerine bunun karşılığında ‘Sayın Cumhurbaşkanımız…’ diyerek başlıyor. Bu ilişki milli takım düzeyinde soyunma odasına kadar yansıyor..

Kulüp yönetimleri yaptıkları hataları iktidardan ekonomik ayrıcalıklar elde ederek kapatmaya çalışıyor. Siyaset de bu desteği karşılığında onları propaganda aracı olarak kullanıyor.”

‘Trabzonspor’

Kenan Başaran:

”Türkiye siyasetinde Trabzonlu siyasetçilerin etkinliğinin artması ile birlikte, bu futbolda da etkisini göstermeye başladı..

Özellikle iktidar partisine mensup belediye başkanları, milletvekilleri ve bakanlar şampiyonluk yarışında çok açık şekilde Trabzonspor’dan yana tavır alıyor, onun şampiyon olmasını istediklerini söylüyorlar. Hatta maddi desteklerini de ifşa etmekten kaçınmıyorlar..

Trabzonsporlular, kendilerini ‘Cumhurbaşkanı da Fenerbahçe üyesi. Divan kuruluna giderek 25. yıl üyelik beratını aldı’ diyerek, savunuyorlar.”

‘Yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değil

Peki, siyaset ve futbol dünyası arasındaki bu ilişki ağı, uluslararası spor kurallarına ne kadar uygun?

Fotomaç Gazetesi yazarı Hüseyin Özkök:

”Siyaset ve futbol arasındaki bu iç içe geçmiş ilişkiler sadece Türkiye’de olmuyor..

Dünyanın en medeni ülkelerinden biri olarak bilinen İsviçre’de bile durum böyle..

FIFA, UEFA, IOC gibi merkezleri İsviçre’de olan ve ülkenin yasalarına tabi dev kurumlarda yapılan yolsuzluklar nerdeyse örtbas ediliyor..

Diğer yandan totaliter rejimlerle yönetilen ülkelerde de futbol en önemli propaganda aracı olmaya devam ediyor. Katar örneğin…Katar’ın, ikliminin elverişsiz olmasına rağmen başta 2022 FIFA Dünya Kupası olmak üzere çok sayıda spor organizasyonunu almasının altında imaj düzeltme, propaganda düşüncesi yatıyor.”

‘AİHM, TFF bağımsız karar alamıyor dedi

Kenan Başaran:

”Türkiye’de kurumların özerkliği fiilen ortadan kalktığı için siyaset-futbol gerilimi daha fazla yaşanıyor..

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu başta olmak üzere diğer kurulların bağımsız karar alamadıklarına hükmetti..

TFF özerk ama yıllardır siyasetin gölgesi altında. Haluk Ulusoy döneminden sonra çok adaylı bir yarış hiç olmadı. Siyasetin işaret ettiği isim ve yöneticilerden oluştu yönetimler..

Artık bu durum normal karşılanır hale geldi. UEFA, TFF’nin oluşum biçimini takibe alsa üyeliğini bile askıya alabilir.”

Türkiye’de siyaset-futbol ilişkisi nasıl normalleşir?

Kenan Başaran:

“Siyasetin ve futbolun kendi alanlarına çekilmesi lazım..

Trabzonspor örneğinde olduğu gibi, iktidar ve futbol takımları arasındaki ilişkilerin gerilmesi, toplumsal alanda da huzursuzluklar yaratıyor..

Siyaset, desteklerini altyapıya yöneltmeli ve tüm kulüplere de bu topraklardaki diğer kurumlar gibi bakıp, mesafeyi korumalı.”

AİHM’den Türk futboluyla ilgili emsal karar

AİHM, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun ‘bağımsız ve tarafsız bir organ olmadığı’ ve ‘yapısının değiştirilmesi gerektiği’ yönünde emsal teşkil eden bir karar aldı. 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde alınan (AİHM)karar, Trabzonspor’un eski oyuncularından Ömer Kerim Ali Rıza tarafından açılan davada verildi. 

Aynı zamanda İngiliz vatandaşı olan Ömer Rıza, maaşlarını ve primlerini ödemeyen Trabzonspor ile sözleşmesi devam etmesine rağmen, İngiltere’ye dönmüş ve iki taraf arasındaki uyuşmazlık önce TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK), ardından da TFF Tahkim Kurulu gündemine taşınmıştı. 

UÇK futbolcunun sözleşmesini haksız feshettiğine karar vermiş ve bu nedenle Trabzonspor’a tazminat ödemesine hükmedip dört ay süreli sportif ceza vermişti. Ömer Kerim Ali Rıza, UÇK kararına karşı Tahkim Kuruluna başvurmuş, Tahkim Kurulu futbolcunun ödeyeceği tazminat miktarını azaltmış ve sportif cezayı kaldırmıştı.   

Ali Rıza bunun üzerine ihtilafı FIFA Uyuşmazlık Çözüm Dairesi ve Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) götürmüş, fakat bu organlar “yetkin” olmadıkları sonucuna varmıştı. 

Son çare olarak AİHM

Ömer Rıza, bunun üzerine son çare olarak 2010 yılında AİHM’ye başvurdu. Tahkim Kurulu üyelerini TFF Yönetim Kurulu’nun atadığını, TFF’nin de ağırlıklı olarak profesyonel futbol kulüplerinin temsilcilerinden oluştuğunu belirtip bu durumda “bağımsız ve tarafsız bir yargıdan söz edilemeyeceğini” savundu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanmayı güvence altına alan maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdü.

Ömer Rıza’nın bu tezleri AİHM tarafından geçerli bulundu. Mahkemenin bugün açıklanan gerekçeli kararında, Tahkim Kurulu’nun profesyonel futbol kulübü yöneticilerinden oluşan TFF tarafından, görev süreleri önceden belirlenmeksizin ve tarafsızlıklıkları konusunda and içmeksizin tayin edilmeleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6’ncı maddesine aykırı bulundu. 

Kararda, Tahkim Kurulu bünyesinde hiçbir deontolojik kural bulunmaması ve TFF kararlarının yargı denetimine kapalı olmasına da işaret edildi.   

AİHM, bu durumda, Ömer Rıza’nın Tahkim Kurulu’nun tarafsızlık ve bağımsızlığını sorgulamasının “meşru” olduğu sonucuna vardı. 

Türk futbolunda “sistemik sorun”

Mahkeme, Türk futbolunda uyuşmazlıkların çözümüyle ilgili “sistemik bir sorun” olduğunu da belirtti. Devletin, Tahkim Kurulu’nun TFF yönetimine karşı bağımsızlığını sağlayacak ve kurumsal yapısını kapsayacak bir reform gerçekleştirmesi gerektiğine de hükmetti. 

Karar gereği Ankara, Ömer Kerim Ali Rıza’ya 12 bin 500 Euro manevi tazminat, 6 bin 975 Euro da mahkeme masrafı ödeyecek.

Karar, sporda uyuşmazlıkların çözümü ve tahkim mekanizması hakkında bir ilk olması bakımından hem Türkiye hem de Avrupa hukuku için örnek teşkil ediyor. 

AİHM gündeminde benzer çok sayıda dava bulunuyor. 

https://www.cafemedyam.com/2020/02/02/cemaatin-futbol-agi/

İLGİLİ HABER

© Deutsche Welle Türkçe – Aram Ekin Duran – Kayhan Karaca

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top