SIYASET

28 Şubat Gerçeği!

28 ŞUBAT AKP’Yİ YARATTI ve BÜYÜTTÜ!

Fikir Sahibi Olmak İçin; Bilgi Sahibi Olmalıyız…

12 bölümden oluşan belgeselde her bölüm 1 yılda yaşananları kapsıyor…

32. Gün Arşivi; ”Son Darbe: 28 Şubat” belgeseli Türk demokrasisinin en önemli yol kazalarından biri olan 28 Şubat sürecini anlatıyor. Turgut Özal’ın ölümünden AK Parti’nin iktidara gelişine kadar olan dönemi inceleyen ve 12 bölümden oluşan belgeselde her bölüm 1 yılda yaşananları kapsıyor… ”

AKP’nin iktidara geldiği günden beri ; ‘zulüm’ olarak nitelendirdiği ve ‘mağdurum da mağdurum’ diye tepindiği soyut bir 28 Şubat retoriği  ve gerçekler…

32. Gün Arşivi; ”Son Darbe: 28 Şubat” belgeseli Türk demokrasisinin en önemli yol kazalarından biri olan 28 Şubat sürecini anlatıyor. Turgut Özal’ın ölümünden AK Parti’nin iktidara gelişine kadar olan dönemi inceleyen ve 12 bölümden oluşan belgeselde her bölüm 1 yılda yaşananları kapsıyor… ”

28 Şubat-32.Gün Arşivi 1. Bölüm

MGK, dokuz saatlik bir toplantı yaptı ve 18 maddelik kararı açıkladı.

1-) Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan rejim aleyhtarı faaliyetler karşısında ödün verilmemelidir… -Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan Devrim Kanunları’nın ödün verilmeden uygulanması esastır… -Hükümet, icraatında Devrim Yasaları’na uygunluğu sağlamakla görevlidir…

AKP’nin iktidara geldiği günden beri “zulüm” olarak nitelendirdiği ve “mağdurum da mağdurum” diye tepindiği soyut bir 28 Şubat retoriği var… Bir de gerçekler var… Biz gerçekleri hatırlatmak istedik… 

28 Şubat- 32. Gün Arşivi 2.bölüm

2-) Savcılar, Devrim Yasaları’nın ihlalini oluşturan davranışlar karşısında harekete geçmelidirler… -Yasaları ihlal eden dergahlar kapatılmalıdır…

28 Şubat – 32. Gün 3.Bölüm

3-) Sarık ve cüppeli giyim şeklinin özendirildiği görülmektedir. Kılık ve kıyafetleri bu yasaya ters düşen kişilerin onurlandırılmamaları gerekir…

Siyasi islamcı-gerici çevreler, “28 Şubat mağduru” olduklarını savunuyorlar. Çünkü kurmak istedikleri rejimin gerekçesini oluşturmak ve bir güçlü başlangıç hikayesine gereksinimleri vardı.

28 Şubat – 32. Gün Arşivi 4. Bölüm

4-) Anayasa’nın 163. maddesinin kaldırılmasının yarattığı hukuki boşluklar, irticai akımların ve laikliğe aykırı tutumların güçlenmesine yol açmıştır. Bu boşlukları telafi edecek yasal düzenlemeler getirilmelidir…

Türkiye’de düzenin restorasyona ihtiyacı vardı. Siyaset acilen yeniden yapılandırılmalıydı. Sermaye destek verdi, Genelkurmay devreye girdi ve düğmeye basıldı. 

28 Şubat – 32. Gün arşivinden 5. Bölüm

5-) Eğitim politikalarında yeniden Tevhidi Tedrisat Kanunu ruhuna uygun bir çizgiye gelinmelidir…

Bugün 28 Şubat: Milli Güvenlik Kurulu’nun 28 Şubat 1997’de aldığı kararların 22’nci yıldönümü.

28. Şubat – 32. Gün Arşivi 6. Bölüm

6- Temel eğitim 8 yıla çıkarılmalıdır…

28 Şubat’tan sonraki sürece bakarsak daha iyi bir analiz yapabiliriz.

28 Şubat – 32. Gün Arşivi 7. Bölüm

7-) İmam-hatip okulları toplumdaki bir ihtiyacı karşılamak üzere kurulmuşlardır. Bu ihtiyacın fazlası olan imam hatip okulları, meslek okullarına dönüştürülmelidir… -Ayrıca kökten dinci grupların kontrolünde olan Kuran kursları kapatılarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda düzenlenmelidir…

28 Şubat – 32. Gün Arşivi 8. Bölüm

😎 Devlet dairelerinde ve belediyelerde kökten dinci bir kadrolaşma hareketi sürdürülmektedir. Hükümet, bu kadrolaşmanın önüne geçmelidir…

28 Şubat – 32. Gün 9. Bölüm

9-) Cami yapımı gibi dini konuları siyasi amaçlar için istismar etmeye dönük olan her türlü davranışlara son verilmelidir…

28 Şubat – 32. Gün 10. Bölüm

10-) Pompalı tüfekler kontrol altına alınmalı ve gerekirse pompalı tüfek satışları yasaklanmalıdır…

28 Şubat- 32. Gün 11. Bölüm

11-) İran’ın Türkiye’deki rejimi istikrarsızlığa itmeyi amaçlayan çabaları yakın takibe alınmalıdır. İran’ın Türkiye’nin içişlerine karışmasını önleyici politikalar uygulanmalıdır…

28 Şubat – 32. Gün 12. Bölüm

12-) Yargı mekanizmasının daha etkin çalışmasını sağlayacak ve yargı bağımsızlığını güvence altına alacak, hükümetin tasarruflarından koruyacak düzenlemeler bir an önce getirilmelidir…

13-) Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını hedef alan tahriklerde büyük artış gözlenmektedir. Bu sataşmalar TSK içinde rahatsızlığa yol açmaktadır…

14-) İrticai faaliyetlere karıştıkları için TSK’daki görevlerine son verilen subay ve astsubayların belediyelerde istihdam edilmelerinin önüne geçilmelidir…

15-) Partilerin belediye başkanları ve il, ilçe yöneticilerinin konuşma ve davranışları da Siyasi Partiler Yasası’nın sorumluluk alanına sokulmalıdır…

16-) Tarikatların denetimindeki finans kuruluşları ve vakıflar aracılığıyla ekonomik güç haline gelmeleri dikkatle izlenmelidir…

17-) Laiklik aleyhtarı yayın çizgisi olan TV kanalları ve özellikle radyo kanallarının verdikleri mesajlar dikkatle izlenmeli ve bu yayınların Anayasa’ya uygunluğu sağlanmalıdır…

18-) Milli Görüş Vakfı’nın bazı belediyelere yaptığı usulsüz para transferleri durdurulmalıdır…

SONUÇLARI!

-Dönemin başbakanı Necmettin Erbakan bu kararların tamamını değil sadece 4 maddesini imzaladı…

-Necmettin Erbakan beş ay sonra istifa etti…

-Erbakan’ın istifasından sonra; Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Hüsamettin Cindorukların hükümeti kuruldu…

-Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı…

– 8 yıllık kesintisiz ve zorunlu ilköğretim düzenlemesi hayata geçirildi…

-Sermaye düzeninin kendisine istikrar arayışı, “28 Şubat” restorasyon hamlesiyle gerçekleştirmiş, bu süreçte Refah Partisi parçalanmış ve parti içinde kendilerine “yenilikçi” diyen kesimin önü açılmış, bu “yeni” ekip ABD ve Batı’yla anlaşarak iktidara yürütülmüştür… 

28 ŞUBAT AKP’Yİ YARATTI ve BÜYÜTTÜ!

AKP, “mağduriyet” ağıdı yakıyor; Oysa 28 Şubat’ın has çocuğudur AKP… 

Nasıl mı? 

1- Türkiye’de sermaye, patron sınıfı hedefine doğru tam yol ilerlerken “uyumlu İslam” ile makas değiştirdi…

2- Ecevit hükümetinin düşürülmesi, parçalanan Refah Partisi’nden ayrılarak kurulan AKP’nin 3 Kasım 2002 adlı sandık darbesiyle iktidara getirilmesi…

3- Fethullah Gülen’in 28 Şubat’a destek vermesi…

4- Krizdeki düzenin, düzeni yeniden hale yola koyma kararını “uyumlu islam”la gerçekleştirmesi…

5- AKP iktidarının ilk yıllarındaki AB atakları…

6- Hızlanan ve yoğunlaşan özelleştirmeler…

7- Kemal Derviş’in dikte ettirdiği ekonomik kararların AKP eliyle hızla hayata geçirilmesi…

8- Piyasacılığın daha da vahşileşerek tırnaklarını bu topraklara geçirmesi… 28 Şubat boşuna değildi… 

KISACA; ‘Laisist’ kaygılardan yararlanarak ordu eliyle 28 Şubat tarihinde ‘balans ayarı’ yapıldı… Türkiye ilericiliğine karşı siyasallaştırılan gericilerin iktidarına zemin hazırlandı…

AKP’nin varlığı, düzenin ihtiyaçlarına cevap verebilir niteliğe bürünmesine olanak sağlayan, bu kapıyı aralayan 28 Şubat’a borçlu kılındı…

‘MAĞDURİYET’ YALANI

28 Şubat mağduriyeti üzerinden, tabanını konsolide etmeyi başaran AKP’nin, 28 Şubat’la hesaplaşması da bir palavradan ibaret. “AKP darbecilerle hesaplaşıyor” adı altında estirilen rüzgardan geriye ne kaldı? Hatırlayanınız var mı? 

28 Şubat davasında tutuklu tek bir sanık bile kalmadı… AKP, varlığını borçlu olduğu 28 Şubat’la neden hesaplaşsın ki?

28 Şubat’ın mağduru Milli Görüş mü?

Bu yıl -AKP, 28 Şubat süreci konusunu; ‘askeri vesayet’ ve ‘askeri müdahaleler’ ile sınırlandırılmış bir çerçevede ele alınması için çaba harcıyor. E doğaldır, ‘ordu darbelerle, muhtıralarla bizim önümüzü açtı’ demeyecekler elbette.

Milli Görüş geleneğinden Saadetçiler ve Hasparticiler: ”28 Şubat 1997’de “İslami harekete” uluslararası bir müdahale yapıldı, dış güçler kontrol edemedikleri unsurları etkisizleştirip Erdoğan ve arkadaşlarında somutlanan “işbirlikçi” ekibe iktidarın yolunu açtılar.”

Evet, AKP 28 Şubat’ı da içine alan ve bizim “restorasyon” dediğimiz sürece çok şey filan değil, düpe düz varlığını borçludur. Bu durumda kazanan AKP, kaybeden geleneksel Milli Görüş’çüler midir?

Meral Akşener: ”Türkiye’ye küresel bir müdahale yapıldı ve AKP bu müdahalenin ürünü.”

Gazeteci Akşener’e ısrarla müdahele eder: “Ama unutmayın, siz ve Erbakan direnemediniz, oysa bugünkü siyasi iktidar askere çatır çatır direndi, bunu hiç düşününüz mü” dedi. Ama Akşener, “küresel bir komplo” tezinden hiç ödün vermedi. Meral Akşener’e göre; Refahyol hükümetine müdahale eden güçler ‘bağımsızlıkçı İslamcıları’ eleyip, küresel sermayenin hizmetinde bir İslamcı parti yaratmışlardı.

ABD ama daha çok Almanya’nın himayesinde Türkiye ilericiliğine karşı bir güvence olarak siyasallaştırılan ana akım İslam, yeni bir rol tarifinden nasıl kaçacaktı ki?

28 Şubat’çıların bir bölümü sermaye ve emperyalist merkezlerle organik bağların verdiği bilinçle, ihtiyaçlara daha uygun, “uyumlu İslam” tarifi içine giren bir siyasal akımın önünü açmak için Erdoğan’a yatırım yaptı. Erdoğan, 2002 seçimlerinden önce Türkiye’nin kemalist olarak nitelenen kadrolarının ısrarla araladığı kapıdan geçerek ağırlığını artırdı.

Milli Görüş, AKP’nin egemen sınıf ve güçler açısından güvenilir bir aktör olmasına yardımcı olmuştur. Türkiye, ‘Milli Görüş’cülerin istediği doğrultuda gericileşmiş durumda…

Saadet Partisi ve ötekiler, iktidara yerleşen bir hareketin ödediği diyettir, başka bir şey değil!

28 Şubat’ınız hayırlı olsun!

28 Şubat… Amerikan projesiydi, kendi içinde çelişkiliydi, elitistti, şuydu, buydu, ama “laiklik tartışılamaz” iddiasını tartışıyordu.

Bugünkü kurulu düzenin sahipleri, laikliğe tahammül etmiyor. Bu nedenle 28 Şubat’ı gayrımeşru ilan etmek, onunla sonuna kadar hesaplaşmak, onun aktörlerini cezalandırmak çok önemli.

Ergenekon ve diğer operasyonlar güncel bir kavganın ürünüydü. 28 Şubat operasyonu ise tarihsel!

28 Şubat operasyonları, Türkiye’de sermaye egemenliğinde gerçekleşen yapısal değişikliğin ürünüdür.

Hukuken, 28 Şubat, burjuva devletin kendi kurallarına uygun bir müdahaleydi. Buradan yobazlıkla mücadele adına bir şey çıkmayacağını zamanında söylemiştik, çıkmadı da, tersine bu umutsuz müdahale gericiliğin önünü açıverdi.

Nasıl açıverdi?

Gericiliğe “kendine çeki düzen ver ver ki bu düzende belirleyici bir rol üstlenesin” dendi. Mesaj alındı…

28 Şubatçılar, Türkiye’de mevcut sistemin sabitlerinden birinin “laiklik” olduğunu sanarak, bir işe kalkıştılar. Mevcut sistemin envanterinde laiklik olmadığını herkes kafasına soksun.

Benim sözüm, aydınlanmacılığı burjuvaziye ve paşalara emanet edenlere bir, aydınlanmacılığı burjuvaziye ve paşalara terk edenlere iki…

Akıllı olun biraz!

Kaynak – Kemal Okuyan

haber.sol.org.tr
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top