SAĞLIK

NİŞASTA BAZLI ŞEKERİN YARATTIĞI TAHRİBAT

OBEZİTE VE İLİŞKİLİ HASTALIKLAR

AKP’nin Sağlık Bakanlığı, ‘Nişasta Bazlı Şekerlerin (NBŞ) Sağlığa Etkileri’ hakkında, ‘bilim kurulu raporu’ yayımladı.

Son zamanlarda artan obezite ve kronik hastalıkların nedenlerini araştıran bilimsel çalışmalar

Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan rapora göre;

”Son zamanlarda artan obezite ve kronik hastalıkların nedenlerini araştıran bilimsel çalışmalarda şeker metabolizması, özellikle de sofra şekeri ve nişasta bazlı şekerin yapısında bulunan fruktoz metabolizması üzerinde yoğunlaştığı gözlemlenmektedir. Sakkaroz ve nişasta bazlı şeker içeren besinlerin fazla tüketimi metabolik hastalıkların yanı sıra obezite ile ilişkili çeşitli kanser türlerinin (kolon kanseri, pankreas, karaciğer ve meme kanseri gibi) gelişimine de zemin hazırlamaktadır.”

Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan raporda ‘nişasta bazlı şekerin insan vücudunda yarattığı tahribat’ şöyle açıklandı…

1-) Metabolizmada glikoz uyarısı ile salgılanan insülin, tokluk hormonu olan leptini uyarır, açlık hormonu grelini baskılar. Bunun sonucunda tokluk merkezi uyarılarak yeme davranışı sonlanır. Fruktoz ise insülini çok az uyarmaktadır. Bu durumun fazla şeker tüketimini, insülin salgılanamamasını, tokluk hissi gelişmemesini ve yeme davranışı devam ettiği için obeziteyi tetiklediği ileri sürülmektedir.

2-) Fruktozun karaciğer içindeki metabolizması glukozdan farklıdır. Fruktozun yıkımı glikozdan daha hızlıdır ve hızla yağ asitlerine dönüşmektedir. Bu durumun sonucunda KC yağlanması, fibrosis ve siroz gelişebildiği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

3-) Fruktoz glikoza göre daha tatlıdır ve beyinde iştah artırıcı hedonik yolakları uyaran etkisi olduğu yönünde de çalışmalar bulunmaktadır. Fruktozlu ürünlerin tüketimi özellikle bebeklik ve çocukluk yaşlarında damak tadının şekerli ürünler doğrultusunda gelişmesini kolaylaştırmaktadır.

4-) Fruktozun barsak florası ve mikrobiyatası değişikliğine neden olduğu yönünde de çalışmalar bulunmaktadır. Fruktoz, glikozdan farklı olarak kanda ürik asit artışına da neden olmakta, gut hastalığını tetikleyebilmekte ya da var olanları şiddetlendirmektedir.

5-) Şekerli yani sakkaroz ve NBŞ’li besinlerin aşırı tüketilmesi,
(yüksek fruktoz içeren mısır şurupları daha tatlı oldukları için daha fazla tüketilebilmektedir), sonucunda gereğinden çok yeme davranışı, insülin direnci gelişmesi ve obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları ve eşlik eden hastalıklara yol açtığı yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

6-) Sakkaroz ve NBŞ içeren besinlerin fazla tüketimi metabolik hastalıkların yanı sıra obezite ile ilişkili çeşitli kanser türleri, kolon kanseri, pankreas, karaciğer ve meme kanseri gibi, gelişimine de zemin hazırlamaktadır.

7-) Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), yüksek şeker alımının ve yüksek şeker içeren gıdaların kullanımının vücut ağırlığının artışına etki edebileceğini vurgulamıştır. Avrupa Birliği tarafından sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi ve özellikle endüstrinin şeker azaltma yolunda reformülasyon yapması önerilmektedir.

OBEZİTE VE İLİŞKİLİ HASTALIKLAR

Obezite ve ilişkili hastalıklar tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemiz için de giderek artan bir problemdir.

Ülkemizde, 15 yaş üzeri yetişkinlerde; – Obezite sıklığı yüzde 32, – Fazla kilolu birey sıklığı yüzde 34,8, – Diyabet prevalansı yüzde 12,1 bulunmuştur.

Ülkemizde, çocukluk çağında; – Obezite oranı 7-8 yaş grubunda yüzde 9,9, – Fazla kilolu çocuk oranı aynı yaş grubunda yüzde 14,6,

Ülkemizde, Ortaokul çocuklarında; – Obezite sıklığı yüzde 12,4’e, – Fazla kilolu çocuk sıklığı yüzde 21’e yükselmektedir.

Türkiye Beslenme Rehberi’nde ve DSÖ ile diğer uluslararası önerilerde; tüm serbest şekerlerden alınan enerjinin, günlük enerji (kalori) miktarının yüzde 10’unu geçmemesi ve bazı ülkelerde ise daha da azaltılması önerilmektedir.

Gıda Mühendisleri Odası İzmir şube yönetim kurulu başkanı İbrahim Uğur Toprak:

”Nişasta bazlı şeker, insan sağlığını tahrip ediyor. kolon ve meme kanserleri başta olmak üzere çeşitli kanser risklerini artırıyor. Nişasta bazlı şeker sadece sağlığımızı tehlikeye atmayıp aynı zamanda ekonomimize de çok ağır zararlar vermektedir..

Nişasta bazlı şeker tüketimi AB’de ve dünyada düşerken Türkiye’de yükseldi. Türkiye’de kişi başına nişasta bazlı şeker tüketimi 6 kilo iken, AB’de bu miktar 1 kilo civarında. 2013 yılındaki yasa tasarısı ile Türkiye’deki nişasta bazlı şeker kotası yüzde 10’dan yüzde 15’e çıkarıldı. AB ülkelerinde kota oranı yüzde 4 civarındadır..

ABD’li şeker tekeli Cargill, kotalı nişasta bazlı şeker üretiminin yüzde 90’ını elinde bulunduruyor. Cargill’in kotası son yıllarda aşırı bir şekilde artırıldı. Bu kota artışından dolayı devletin elindeki şeker fabrikaları büyük zarar görürken, ülke ekonomisine de büyük zarar vermiştir..

Nişasta bazlı şeker, mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor ve genellikle sıvı olarak üretiliyor. Nişasta parçalanarak glukoza, ardından glukoz da fruktoza dönüştürülüyor. Yani mısırdan elde edilen nişasta bazlı şekerde yüksek oranda fruktoz yani meyve şekeri bulunuyor. Mısır şurubunun fiyatı, şeker pancarı şekerine göre ton başına 250-300 dolar daha ucuz ve sıvı olarak pazarlanabilmekte. Bu nedenlerle şekerlemeler, unlu mamuller, reçel, alkollü ve alkolsüz içecekler gibi gıda sanayinde yaygın olarak kullanılıyor.”

Şeker Kurulu tarafından kullanılan yetkilerin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na geçmesi ile nişasta bazlı şeker lobisinin özellikle kota tahsisleri ve kota artırımı konusunda etkisi artacaktır. Nişasta bazlı şeker lobisi temsilcilerinin sevinçlerini gizleyemedikleri açıklamaları, bu konudaki endişeleri doğrular niteliktedir.

Şeker Kurumunun yetkilerinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na geçmesiyle sektöre müdahaleler artacak, kotalarının tahsisi, izlenmesi ve denetimi, sorunlu hale gelecek, bunun sonucunda alınacak siyasi kararlar sektörde karmaşaya yol açacaktır. Denetimi yetersiz kota sistemi ise art niyetli ve kâr hırsıyla hareket eden firmalara haksız kazanç sağlama imkanları yaratacaktır.

Ülkemizin ve halkımızın menfaatleri yerine, baskı gruplarının talepleri ön plana çıkabilecektir. Pancar şekeri sektöründe üreticisi, çalışanı, yan ve alt sektörleriyle birlikte 10 milyon insanımız geçimini sağlamakta, ekonomiye ve istihdama ciddi katkılar verilmektedir. Sektörde otorite konumundaki Şeker Kurumu’nun kapatılması, sektörde yer alan üreticilerin karar mekanizmalarındaki temsilinin sona ermesine yol açtığı gibi muhtemel şeker kanunu değişiklikleri sektörü, iç ve dış müdahalelere açık konuma getirecek, baskılara maruz bırakacaktır. İnsan sağlığına ilişkin zararları bilinen nişasta bazlı şeker sektöründe sağlıklı denetim yapılamamasına bağlı olarak, bu grubun üretimi kısa sürede artacak ve pancar şekeri üretimi azalacak, çok sayıda çiftçimiz ve tarım alanlarımız üretim süreçlerinin dışında kalacaktır.

Türkiye 3 milyon ton şeker üretiminden vazgeçerken, yaklaşık 100 bin tarım işçisi de işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar, diğer taraftan önemli bir yem hammaddesi olan pancar küspesi ve melas üretimindeki kayıp nedeniyle hayvancılık ağır bir darbe daha alacaktır.

Sonuç olarak; hem sağlığımız hem de ekonomimizi tehdit eden NBŞ kotasının AB sınırlarına çekilmesi ve şeker fabrikalarının satışından vazgeçilmesi gerekmektedir.

İLGİLİ HABER

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top