GENEL

TÜRKİYE’de ‘İNSAN HAKLARI’ KRİZİ DERİNLEŞTİ

Rapor: ‘Erdoğan hükümeti, PKK ile son genel seçimlerde toplam oyun yüzde 11,9’unu alan HDP arasında fark gözetmiyor..’

İnsan Hakları İzleme örgütü, 2019 yılına ait Dünya Raporu’nu yayınladı.

İnsan Hakları İzleme örgütü raporu Türkiye hakkında da geniş kapsamlı bir değerlendirme içeriyor.

Türkiye’de son dört yıldır hukukun üstünlüğü ve demokrasi alanlarında ciddi bir erozyon yaşandı.

Yürütmenin ve siyasetin Türk yargısı üzerindeki kontrol ve etkisinin artmasıyla, mahkemeler de sistematik olarak asılsız suçlamalar kabul ediliyor, ikna edici kanıtlar olmadan hükümetin siyasi muhalif olarak kabul ettiği gazeteci, muhalif siyasetçi, aktivist ve insan hakları savunucuları hakkında hüküm veriliyor.

Raporda;

”Adalet Bakanlığı verilerine göre 2019 yılı Temmuz ayı itibarıyla Gülen hareketiyle ilişkili oldukları gerekçesiyle haklarında dava açılanların sayısı 69 bin 259, kriminal soruşturma altında olanların sayısıysa 155 bin 560..

2018 yılı Temmuz ayında valilere güvenlik ve kamu düzenini gözetme gerekçesiyle daha fazla yetki tanınmasıyla birlikte toplanma hakkına ciddi kısıtlamalar getirildi..

Güneydoğu’daki Kürt nüfusu ve ülke genelindeki LGBT toplumu orantısız ölçüde hedef alındı..

Yargı reformu Ekim ayında TBMM tarafından kabul edildi ancak reform önerisindeki bazı muğlaklıklar Türk yargı sistemindeki derin noksanlıkları gidermek için somut önlemler almayı engelledi..

Türkiye’de 119 gazeteci ‘terör propagandası yaymak’ ve ‘terör örgütü üyesi olmak’ gibi suçlamalar nedeniyle hapis yatıyor, televizyon kanalları dahil medyanın büyük çoğunluğu Erdoğan’ın siyasi çizgisini izliyor..

Kürt medyasında faaliyet gösteren gazeteciler orantısız şekilde hedef alındı. Güneydoğu’dan yapılan habercilik ağır kısıtlama altında..

Ağustos ayında alınan kararla, internet yayıncılığının RTÜK denetimi altına girmesiyle birlikte YouTube üzerinden yapılan haber yayınlarının, Netflix gibi platformların, Periscope üzerinden yapılan sosyal medya yayıncılığının RTÜK yaptırımlarına maruz kalabileceği tehdidi ve internet yayıncılarına getirilen ruhsat zorunluluğu, online haber ve diğer içeriklerin daha fazla sansür altına girme riskini beraberinde getiriyor..

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na yönelik cumhurbaşkanına hakaret suçlamaları ve 2012-2017 yılları arasındaki sosyal medya paylaşımları nedeniyle dokuz yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırılması da muhalif siyasetçilerin maruz kaldığı uygulamalara örnek..

Osman Kavala, Gezi Parkı protestolarına mali destek sağladığı gerekçesiyle 2017 yılı Kasım ayından bu yana tutuklu..

Aralarında insan hakları avukatlarının da olduğu hukukçuların cezalandırılmaya devam edilmesini terör suçlamalarının suistimali olarak niteleyen rapor, Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı’nın silahlı bir örgüte üye olma suçlamasıyla 11 yıl hapis cezasına çarptırılması buna örnek gösteriyor.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin 28 Kasım 2015’te vurularak öldürülmesiyle ilgili etkili bir soruşturma yürütülmedi..

İstanbul’da LGBT toplumunun düzenlediği Gurur Yürüyüşü beşinci kez yasaklandı..

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın hakları savunucularına karşı göz yaşartıcı gazla müdahale edildi..

‘Gözaltına alınanlar ve hapishanelerdeki mahkumlar kötü muamele ve işkenceye maruz kalıyor’ iddiaları Türkiye’nin bu alanda kaydettiği kazanımları geri çevirdiğini gösteriyor.

Rapora göre bu tür muamelelere en çok maruz kalanlar “Kürtler, solcular ve Gülen hareketi üyesi olduğu iddia edilenler.”

Erdoğan hükümeti, PKK ile son genel seçimlerde toplam oyun yüzde 11,9’unu alan HDP arasında fark gözetmiyor..

İçişleri Bakanlığı, Ağustos’ta Diyarbakır, Van ve Mardin’in HDP’li belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine kayyım atadı… Uygulama bölgedeki diğer HDP’li belediyelerle devam ediyor. Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı halen hapiste..

Türkiye’nin eski HDP Eş-Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden çıkan salıverme kararına uymaması ise rapora göre kriminal soruşturma ve gözaltı uygulamasının siyasi amaçla kullanıldığının en net örneği.

Türkiye’nin dünyada en büyük mülteci nüfusa ev sahipliği yaptığına dikkat çeken rapor, Türkiye’de yaşayan Suriyeli mülteci sayısını 3 milyon 700 bin olarak veriyor, Türkiye’de Afganistan, Irak ve diğer ülkelerden de çok sayıda mülteci bulunduğunu kaydediyor.

Türk yetkililerin İstanbul ve diğer bazı kentlerdeki Suriyeli mültecileri sınır dışı ederek hukuksuz şekilde Suriye’ye gönderdiği, hatta bazı mültecilere karşı şiddet ve sözlü tehdit kullandığı iddiaları da raporun ayrıntıları arasında.

Rapor ayrıca Suriye sınırının yeni sığınmacılara kapalı olduğu hatırlatması yapıyor.

İLGİLİ HABER

amerikaninsesi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top