SAĞLIK

Kömürlü termik santraller

Erdoğan veto etti AKP’liler sıraya dizildi

Erdoğan veto etti AKP’liler sıraya dizildi

Ömer Çelik: ‘Cumhurbaşkanımız termik santrallere filtre takılmasını erteleyen düzenlemeyi veto etmiştir.’

Ömer Çelik:

AKP Sözcüsü Ömer Çelik:

”15 termik santralin bacasına filtre takılmasını 2.5 yıl erteleyen düzenlemeyle ilgili olarak… Cumhurbaşkanımız termik santrallere filtre takılmasını erteleyen düzenlemeyi doğru bulmamış ve az önce veto etmiştir” 

AKP’LİLERDEN TEŞEKKÜR MESAJLARI

AKP’li vekiller, termik santralların filtresiz çalışmasına olanak sağlayan yasanın Erdoğan tarafından veto edilmesine teşekkür etti. Kamuoyunda büyük tepki çeken yasa tasarısı AKP ve MHP’nin oylarıyla kabul edilmişti.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal:

”Erdoğan’a minnetimi dile getiriyorum. Cumhurbaşkanımıza tüm Kahramanmaraşlılar adına şükranlarımızı sunuyorum”

Kahramanmaraş vekili Ahmet Özdemir:

“Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan, Milletvekillerimizin çabalarını ve vatandaşlarımızın beklentilerini göz ardı etmedi” 

Maraş vekillerinden Mehmet Cihat Sezal:

“Termik santrallerin çalışma süresinin uzatılması konusundaki maddeyi veto eden Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Erdogan ‘a Hemşehrilerimiz adına teşekkür ederiz”

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA

İletişim Başkanlığı:

“Bu kanunda, diğer düzenlemelerin yanında, Elektrik Üretim Anonim Şirketi veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretim şirketlerine ait üretim tesislerine, bunlardan özelleştirilenlere ve daha sonra özelleştirilecek olanlara, çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31 Aralık 2019 tarihine kadar tanınan sürenin nihayetinde 30 Haziran 2022 tarihine kadar uzatılması öngörülmektedir.”

‘7 YIL YETERLİ BİR SÜRE

Açıklamada şöyle denildi:

“Enerji ihtiyacının sürekli olduğu ve artarak devam ettiği, enerjinin ve dolayısıyla enerji sektörünün ülkemizin hedefleri ve gelişimi için hayati önem arz ettiği hususları göz önüne alındığında, elektrik üretim tesislerinin varlığının korunmasının ve desteklenmesinin devletin temel politikalarından biri olması gerektiği şüphesizdir.

Nitekim 6446 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2013 yılından 2019 yılı sonuna kadar çevre mevzuatının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyen şirketlere yaklaşık 7 yıl süre tanınması da bu yaklaşımın bir tezahürüdür. Verilen sürenin, yatırımcı şirketler bakımından hem finansal, hem teknik gereklilikleri karşılama konusunda yeterli olduğu açıktır. Bununla birlikte, insan sağlığı ve çevrenin korunması da devletin başta gelen Anayasal ödevi ve herkesin insani görevidir. Nitekim Anayasanın 56’ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hususu da hüküm altına alınmıştır. Devletin çevreyi koruma ödevi gerekli mevzuatın yürürlüğe konması ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi suretiyle yerine getirilir. Vatandaşlar ise bu mevzuatın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle sorumludur. Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir.”

‘ÇEVREYİ KORUMA ÖDEVİYLE BAĞDAŞMAZ

“Hal böyle iken, evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi, uyum için yeterli olmasına rağmen, incelenen kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılması devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacaktır. Devletin bu meseleye hem yatırımcıyı hem vatandaşını koruyacak bir anlayışla yaklaşması, düzenlemeleri buna göre gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu sebeple, incelenen Kanunun 50’nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görülmektedir. Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’, 50 nci maddesinin TBMM’ce bir kez daha görüşülmesi için, Anayasa’nın 89 ve 104’üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir” 
 

Baca filtresi takılacağını bilmiyor muydunuz

2 buçuk yıl daha ‘bacasız‘ faaliyet sürdürmek isteyen ancak Erdoğan’ın vetosuyla bunu başaramayan santrallerden ikisi ise Erdoğan’a yakın iş adamlarından Limak Holding yönetim kurulu başkanı Nihat Özdemir’e ait.

Nihat Özdemir’in sahibi olduğu Limak, İbrahim Çeçen’in sahibi olduğu İÇTAŞ ile birlikte Muğla’da 2 termik santral işletiyor.

 ‘Cumhurbaşkanı’nın vetosundan sonra siz ne yapacaksınız

Nihat Özdemir:

“Biz zaten yatırıma başlamıştık. 5 üniteden biri Ocak ayında devreye girecek. İkincisi 6 ay sonra. Toplamda 1.5 yılda yeni çevre kriterlerine uyumlu filtrelerimizi devreye sokmuş olacağız. Bizim santrallarımızda zaten filtre var ancak yeni kriterler nedeniyle değişiklik yapıyoruz. General Elektrik (GE) ile tüm ünitelerde kazan yenileme, tribünler, baca filtreleme dahil olmak tamamının rehabilitasyonu için 240 milyon Euro’luk anlaşma yaptık. Tahminen 15 santralın sadece baca filtrelemesi için 2 milyar dolar civarı bir yatırım yeterli olur. Çünkü filtre dışında diğerleri için yatırım şartı yok; ama biz tribünler ve kazanı da filtrelerle birlikte yeniliyoruz.”

BU ŞARTLARI BİLMİYOR MUYDU

Limak ile İÇTAŞ’ın işlettiği 2 santral şunlar: Kemerköy Termik Santrali ve Yeniköy Termik Santrali

Zira, Nihat Özdemir, özelleştirme sonucunda ihaleyi alırken, bu şartları bilmiyor muydu, yoksa filtre takmadan faaliyet yürütmeyi mi düşünüyordu?

Peki, o halde, özelleştirmeden bu termik santralleri alan Özdemir, şimdi neden üstü kapalı da olsa bir şikayette bulunuyor?

NE OLMUŞTU?

Kömürlü termik santrallere filtresiz çalışma izni verildi

Kömürlü termik santrallere havayı kirletme izni veren yasal düzenleme AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi.

Kömürlü termik santrallere havayı kirletme izni veren yasal düzenleme yeniden Meclis gündemine geldi ve bir torba yasa içinde AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi.

Türkiye’nin farklı illerindeki toplamda en az 15 adet kömürlü termik santrale 4. kez baca filtresi takılmasını erteleme izni veren yasa, eski ve kirli santrallerinin 30 Haziran 2022 tarihine kadar havayı kirletme ve halk sağlığını tehdit etmesine yeşil ışık yakmış oldu.

Bu, Termik Santrallerin yakınlarında yaşayan vatandaşların sağlığını birinci dereceden etkileyecek.

Dört bir yanda varlar

Santraller, ağırlıklı olarak;

  • Çanakkale,
  • Kahramanmaraş,
  • Karabük,
  • Kütahya,
  • Manisa,
  • Zonguldak,
  • Sivas ve
  • Şırnak’ta yer alıyor.

Filtresi olmayan ve 2021 yılı sonuna kadar havaya kirletici salacak olan kamu ve özel sektöre ait santraller:

  • Çanakkale / Çan 18 Mart Termik Santrali,
  • Afşin-Elbistan A Termik Santrali,
  • Kütahya / Seyitömer Termik Santrali,
  • Kütahya / Tunçbilek Termik Santrali,
  • Sivas / Kangal Termik Santrali,
  • Manisa / Soma A ve Soma B Termik Santralleri,
  • Muğla / Kemerköy Termik Santrali,
  • Yeniköy Termik Santrali,
  • Zonguldak / Çatalağzı Termik Santrali,
  • Muğla / Yatağan Termik Santrali.

Altı yıldır havayı kirletmeyi sürdüren söz konusu şirketlerin altı ay içerisinde termin planı sunması bekleniyor.

Temiz Hava Hakkı Platformu

Temiz Hava Hakkı Platformu, 2015 yılında sağlık ve çevre alanında çalışan 17 meslek odası ve sivil toplum kuruluşu tarafından kuruldu..

Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı:

”Şubat ayında TBMM vatandaşlara temiz hava hakkını koruyacak bir söz vermişti. Dün ise imza vererek, telefonla arayarak ve sosyal medya üzerinden sesini vekillere ulaştıran yüz binlerce vatandaşa rağmen bu sözünü tutmadı.”

Buket Atlı:

”Anne karnında bile etkisi görülen hava kirliliğinin halk sağlığını tehdit etmeye devam etmesi Anayasa’nın 56. Maddesi’nde tanımlanan ‘sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı’ ile çelişiyor..

Bu yasa maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce olduğu gibi bir kez daha iptal edilmesini bekliyoruz..

Kömürlü santraller çalıştıkları sürece her gün hepimizin hayatından çalmaya devam edecek. Vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları olarak şimdi çok daha büyük önem kazanan bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

Hava kalitesi durumu

Türk Tabipleri Birliği’nin de bileşenlerinden biri olduğu Temiz Hava Hakkı Platformu Türkiye genelinde 2016 – 2018 yılları arasını kapsayan bir raporla hava kalitesi durumunu ve sağlığa etkilerini incelemiş ve Mayıs ayında raporunu yayımlamıştı.

Rapora göre:

2018 yılında Türkiye’de hava kalitesi en kötü olan il, Afşin – Elbistan ilçesinde 2 tane kömürlü termik santralin işletildiği ve yeni santral planları ile de gündeme gelen Kahramanmaraş olarak belirlenmişti.

Aynı rapora göre, geçtiğimiz yıl ulusal sınır değerlerine göre değerlendirildiğinde, 81 ilin yarısından fazlasında (%56) insanlar kirli hava soludu.

Elektrik İletişim A.Ş (TEİDAŞ) 2019 Eylül verilerine göre;

Türkiye’deki doğalgaz kaynaklı 329, kömür ve linyit yakıtlı 68 santralin yanı sıra, inşa halinde veya lisans alma ve planlama sürecinde de çok fazla termik santral kurulacak..

Söz konusu santraller ayrıca her ay kapasite mekanizması teşvik ödemesi de alıyorlar.

Çevre yatırımlarını tamamlamaları gerekiyordu

Termik santraller, ürettikleri elektriğin bir kısmıyla filtrelerini çalıştırarak zehirli gazların havaya yayılmasını önlemek zorunda.

TMMOB’nin son Hava Kirliliği Raporu’na göre:

Ülke çapında sadece altı ildeki havanın ‘daha az kirli’ olduğu gerçeğine bakıldığında bu santrallere filtre takılmaması neticesinde zehirli gazların havaya yayılması, öncelikli olarak çevre bölgelerde halk sağlığı açısından ciddi riskler doğurabilir. Zira santrallerin bulunduğu bölgelerde partikül maddeler de yüksek seviyelerde olup, bu partiküllerden bazıları akciğerlerden kana karışıyor, solunum yoluyla yutulabiliyor..

Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Dr. Nilüfer Aykaç:

”TBMM çatısı altında kabul edilen hükme göre, insan sağlığına ve çevreye zarar verdiği halde bugüne kadar gerekli yatırımları yapıp önlemleri almadığı için önümüzdeki yıl başında kapatılması gereken termik santrallere 2,5 yıl daha ek süre verilmiş oldu..

Söz konusu santraller 2013 yılından beri baca gazı kükürt giderim tesisi, filtre sistemleri veya kül barajı gibi çevre yatırımlarını gerçekleştirme taahhütlerini yerine getirmedi. Kendilerine daha önce verilen üç yıllık ek sürede de gerekli yatırımları yapmadılar..

Termik santrallere ‘kirletme izni’nin verildiği bölgelerin bu yıl hava kirliliği durumları incelendiğinde tamamında hava kirliliği sınır değerinin aşıldığı görülüyor.

‘Kirletme izni’ verilecek santrallerin üç tanesi zaten hava kirliliği açısından çok ciddi sorunlar yaşayan Bursa, Manisa ve Yatağan’da..”

DSÖ sınır değerlerinin çok üzerinde

Temiz Hava Hakkı Platformu’nun raporu:

7 santralın bulunduğu Zonguldak’ta geçtiğimiz yıl yapılan ölçümlerde partikül madde değerleri, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sınır değerlerinin 3 katı olduğu ortaya çıktı..

Akciğer kanseri, otizm, kalp krizleri, sinir sistemi hastalıkları, bebeklerde düşük doğum ağırlığı ve çocuklarda akciğer gelişim bozuklukları, astım hastalığı, alerjik hastalıklar öncelikli dikkat çekilen sağlık riskleri arasında.

CHP Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacak

CHP Kütahya Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Dr. Ali Fazıl Kasap:

”Geçtiğimiz günlerde Kütahya’da bir amatör futbol takımının maçından izlenimlerim..

Bölgedeki termik santralin faaliyetleri sonucunda hava o kadar kirlendi ki futbolcular artık maske takarak oynayabiliyorlar.

‘Zehirli hava solumak istemiyoruz’ diyen vatandaşlar da maske taktılar. Burada, Dünya Sağlık Örgütü kriterlerinin üç katı kadar partikül soluyoruz.”

Dr. Ali Fazıl Kasap:

”Bölgede solunum yolu hastalıkları ve ölüm yaşı çok aşağı seviyelere indi ve bunda termik santrallerin etkisi büyük..”

AKP Milletvekili ve Grup Başkanı Mehmet Muş Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Elbistan’da, Afşin’de yaşayanların içlerinin rahat olmasını söylemiş ve ‘O şirketlere tanıdığımız süre bu yıl sonu itibarıyla bitiyor, o süre zarfında buradaki standartlara uygun şekilde filtreleme yapılacaktır; uzatma süresi verilmemiştir, verilmeyecektir’ demişti.

Erdoğan, termik santrallere yönelik kesin talimat vermiş; baca gazı filtreleme sistemi olmayan termik santrallerden kaynaklı kirliliğe dair ‘kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Kimse milletin havasını kirletemez. Mutlaka filtreleme sistemi yapılmalı. Bu konuyu da bizzat takip edeceğim’ demişti.

CHP konuyu iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürmeye hazırlanıyor.

Türkiye’de kükürtdioksit emisyonları hava kalitesini tehdit ediyor

Rapor, NASA’nın Ozon Görüntüleme Aracı görselleri temelinde hazırlandı.

Greenpeace’in kükürtdioksit (S02) emisyonlarını inceleyen son raporu:

Türkiye’de ki sorun vahim!

Buna göre Türkiye, 2018 yılında hava kirliliği dolayısıyla asit yağmurları, hastalıklar ve erken yaşta ölümlerin sebebi olan, insan faaliyetleri kaynaklı SO2 emisyonları en yüksek olan (919 kt ile) ilk 10 ülke arasında yer aldı.

‘İlk 10’ arasına giren ülkeler:

  • Hindistan,
  • Rusya,
  • Çin,
  • Meksika,
  • İran,
  • Suudi Arabistan,
  • Güney Afrika,
  • Ukrayna,
  • Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve
  • Türkiye.

Türkiye’de kükürtdioksit emisyonlarının yüzde 90’ı kömür kaynaklı

Söz konusu emisyonlar en yoğun olarak Kemerköy, Yeniköy ve Yatağan Termik Santralleri ile Muğla’da görülüyor.

Kömür kaynaklı kükürtdioksit emisyonları oranında dünyada 6’ıncı sırada yer alan Türkiye’de bu kirliliğin önlenmesinde en büyük engel; enerji sektöründe kömür, petrol ve doğal gaza dayalı yapı, emisyon standartlarının düşük olması ve uygulamadaki eksiklikler..

SO2’nin parçacıklarının rüzgar yoluyla farklı bölgelere taşınması ve sadece termik santrallerin bulunduğu yerlerle sınırlı kalmamasıysa, sorunun daha geniş bir çerçeveyi etkilemesine yol açıyor.

Dolayısıyla, kömürle çalışan termik santraller ve fosil yakıt kullanan sanayi kolları için emisyon standartlarının yüksekliği ve fosil yakıtların yer almadığı bir modelin geliştirilmesi gereğine dikkat çekiliyor.

‘Kömüre hücum’

350.org Türkiye Kampanyalar Sorumlusu Efe Baysal:

”Hükümetin 2012 yılını Kömür Yılı ilan etmesinden beri linyit başta olmak üzere ‘kömüre hücum’ söz konusu..

Muğla’da ciddi linyit yatakları var ve özelleştirilen üç termik santral de ömrünü tamamlamış, eski teknolojiyle yapılanlar. Bu santrallerin 2014 yılı itibariyle kapatılması gerekiyordu ancak bu kırımlar özelleştirilerek yaşam döngüleri uzatıldı. Çevreyi, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyorlar..

Linyit yataklarının genişlemesiyle birlikte bölge köylülerin tarım alanları, zeytinlikleri adeta yutuldu. Bu yüzden sekiz köy boşaltıldı, 48 köy de bu genişleme devam ederse tehlike altında..

Muğla’yı cennet olarak biliriz, ancak aslında kükürtdioksit emisyonlarının da gösterdiği gibi kendi içinde bir cehennemi barındırıyor. Greenpeace raporu da bunu kanıtladı, zira dünya çapında altıncı en yoğun kükürtdioksit emisyonu buradan kaynaklanıyor.”

Turizmi de etkiler nitelikte

Uzmanlar:

”Süreç sadece iklim açısından değil, kamu sağlığı çerçevesinde kanser vakalarının ve solunum yolları rahatsızlıklarının artmasını etkileyebileceği gibi turizmi de etkileyebilir..

Termik santraller, yasal düzenlemelerle çevre koruma yatırımlarından muaf tutulmaya çalışılıyordu. Şimdilik bu muafiyete ilişkin yasa, kamuoyu baskısıyla geri çekilmiş durumda. Ancak başta kömür olmak üzere fosil yakıt lobilerinin bu konuda ciddi baskısı bulunuyor. Bugün iklim krizinden bahsederken yapılması gerekense fosil yakıtları yerin altında bırakmak ve yenilenebilir enerji politikaları üretmektir..”

Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı:

”Mayıs ayında hazırladığımız Kara Rapor’da görüldüğü gibi Avrupa Birliği ülkelerinin tersine Türkiye’nin kendi verilerine göre son 15 yılda elektrik üretimi ve dağıtımından kaynaklı olan kükürtdioksit üretimi giderek artıyor..

2017 verilerine göre enerji sektörü, toplam SO2 emisyonlarının yüzde 66’sından sorumlu iken, 1990’dan bu yana 2 kattan daha fazla arttı..

Türkiye’de enerji sektörüne bağlı hava kirliliği kaynaklarında kükürtdioksidin başta geldiğini ve ardından başka kirleticilere de dönüşerek sağlık sorunları ve asit yağmurlarına neden olduğunu biliyoruz..

Afşin – Elbistan’da 33 yıldır çalışmakta olan A Santrali ve 15 yıldır çalışan B Santrali parçacık madde ve azot dioksit kirliliği nedeniyle bugüne kadar 17 bin erken ölüme neden oldu. Yapılması planlanan 6 tane yeni kömürlü termik santral ömürlerini tamamladığında toplamda 32 bin erken ölüme neden olacakları tahmin ediliyor.”

Reçete belli

Temiz Hava Hakkı Platformu:

”Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından izlenen hava kirliliği değerlerinin limitler aşıldığı zaman uyarı sistemlerinin uygulanması, yasal limit değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün kabul ettiği değerlere indirilmesi ve fosil yakıtlar kullanılarak enerji üretiminden hemen vazgeçilerek düşük karbonlu sistemlere geçiş yapılması..

Türkiye’de sadece 2017 yılında hava kirliliği, trafik kazalarından yedi kat fazla ölüme yol açtı, 2016 ile 2018 yılları arasında 81 ilin yarısından fazlası kirli hava soludu. Aynı rapora göre; geçtiğimiz yıl hava kalitesi en kötü olan ilimiz, Afşin-Elbistan ilçesindeki iki adet kömürlü termik santraliyle gündemde bulunan Kahramanmaraş.”

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top