GENEL

Şükran Günü’nün perde arkasında ne var?

‘Şükran günü, tüketim çılgınlığının ilk kutsal çanları çalar’

ABD Tarihinin Birleştirici Bayramı, ‘Şükran Günü’

Talepleri, Şükran Günü’nün ulusal bir gün ilan edilmesiydi.

1789’un Eylül ayında Amerika’nın ilk Kongresi’nin temsilcileri, ulusun ilk başkanı George Washington’la görüştü. Talepleri, Şükran Günü’nün ulusal bir gün ilan edilmesiydi.

Bu talep, Kongre’de Başkan’ın yetkileri ile Kongre’nin hakları üzerine ciddi bir tartışmaya neden oldu.

Tepki gösterenlerin iki çekincesi vardı.

Birincisi; Şükran Günü dini bir bayramdı, bu nedenle de başkanın yetki alanı dışındaydı.

İkincisi; Ulusal bir Şükran Günü yetkisi Başkan’a değil valilere ait.

Amerika, Büyük Britanya’ya karşı 13 koloniyle Bağımsızlık Savaşı’nı kazanmış ama koloniler arasında tam birlik sağlanmamıştı. Ulusal Şükran Günü’nün ilanı Amerikalıları bir araya getirmenin bir yolu olabilirdi.

George Washington, Amerikan tarihinin ilk başkanlık bildirgesine imza atıp ‘ulusal şükran ve dua günü”nü ilan etti.

Düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nden Melanie Kirkpatrick:

”Washington bu bildirgenin kopyalarını 13 eyaletin valisine gönderdi ve onlardan da belirlediği tarihi, Kasım ayının son perşembesini, ulusal Şükran Günü ilan etmesini istedi.”

Amerika’nın üçüncü başkanı Thomas Jefferson Şükran Günü bildirgelerine imza atmayı reddetti. Oysaki Thomas Jefferson Virginia Valisi olarak ilanlara katılmıştı.

İkinci ve dördüncü başkanlar John Adams ve James Madison, ‘oruç, dua ve şükran günleri’ adı altında bildirgeler yayınlamıştı.

Dördüncü başkan Madison’dan sonra 16’ncı Başkan Abraham Lincoln’a kadar yani 45 yıl boyunca hiçbir ABD Başkanı Şükran Günü ilanında bulunmadı.

16’ncı Başkan Abraham Lincoln’ın ilan nedeniyse 1863’te iç savaşın pençesindeki ülkede halka birlik ve beraberliği hatırlatmaktı.

Hudson Enstitüsü’nden Melanie Kirkpatrick:

”Temmuz ayında Gettysburg Muharebesi yaşanmıştı. İç Savaşı Birlik Kuvvetleri’nin kazanacağı artık kesin gibiydi. Amerika’daki her aile bu korkunç bir savaştan derin biçimde etkilenmişti. İşte tüm bunlar yaşanırken Lincoln, ülkenin nimetlerinden ve neler için şükretmemiz gerektiğinden bahsediyordu. Sonra halkı tek yürek, tek ses olarak beraber bir bayram kutlamaya çağırdı.. Sonra da her ABD başkanı ulusal Şükran Günü ilanını yineledi. ”

1939’da ABD’nin 32’nci Başkanı Franklin Delano Roosevelt, bayram gününde değişikliğe gidilmesini istedi.

Roosevelt, Abraham Lincoln’ın belirlediği ‘Kasım’ın son perşembesi’ tarihini Kasım’ın üçüncü perşembesine çekmek istiyordu. Başkan’ın bu isteğinin gerekçesi; Noel alıverişi sezonunu uzatarak, Büyük Buhran’dan çıkan ülkenin ekonomisini körüklemekti.

Melanie Kirkpatrick:

”Bu karardan ticari işletmeler hoşlanmadı..

Mesele takvim üreticileri, bir sonraki yılın baskılarında Şükran Günü’nü Lincoln’ın tarihiyle işaretlemişti.

Mesela Üniversiteler, özellikle Amerikan futbolu koçları.Zira Şükran Günü futbol şampiyonası maçlarının tarihi belliydi ve bir gelenek haline gelmişti.

Kasım’ın son perşembesini resmi bayram ilan etti

Eyaletlerin yarısı yeni tarihi benimsedi, diğer yarısı eski tarihe bağlı kaldı. Roosevelt de sonunda kararından geri adım attı. Kongre de 1941’de bir yasa geçirerek Kasım’ın son perşembesini resmi bayram ilan etti ve yıllardır süre gelen ulusal bir tartışmaya son noktayı koydu.

Şükran Günü bugün hala milyonlarca Amerikalı’nın beraber kutladığı özel bir bayram.

Bayram sofrasının geleneksek yemeği ise doldurulmuş hindi, tatlı patates ve yaban mersini sosu.

Şükran Günü olarak kutlanan ilk bayramın üzerinden 398 yıl geçti.

George Washington, Şükran Günü’nün dini bir bayram olmaması ve tüm inançları bir araya getirmesini dilemişti. Bu dilek bugün hala ilk Şükran Günü’nü kutlayan göçmenler dahil Amerika’daki tüm evlerde yankı buluyor.

‘Savaş Barıştır; Özgürlük Kölelik; Cehalet Güçtür

KIZILDERİLİ

Kızılderililerin anayurdu, çalınan kıta ABD’nin koloni savaşlarına direnen yerliler, 1830 yılında, Başkan Johnson’un yasalaştırdığı tehcir yasası ile Mississippi’nin dışına sürülürler.

Simon Bolivar’ın hocası Rodriguez:

”1830 yılında olan bitenler..Amerikalı bilginler, birikim ve bilgilerini yerli halka ve siyah kölelere borçlu oldukları gerçeğini hiç kabullenmek istemediler. Bu bilginler, değersiz hayatları boyunca tarlaları sabanla sürmek, ekip biçmek, yedikleri, içtikleri, giydikleri kısaca kullandıkları herşeyi ama herşeyi üretmek ve hazırlamak zorunda kalsalardı, bu kadar çok şey bilemeyeceklerdi!”

Yıl 1854, ‘Kızılderili Tahsisat Yasası’ kongreye Kızılderili reservazyonları, yani tecrit kamp bölgesi kurma yetkisi verir.

Başkan Lincoln, Kızılderili direnişini ezmek için 1862’de Arazi & Demiryolu yasalarını imzalayınca “göç” başlar…

Altına hücum, Batı’ya, büyük umutların peşinde ilk büyük  göçtür.

Bedelsiz arazi bulmak isteyenlerin başlattığı yağmacılık ve Kızılderili katliamının başlangıcıdır.

1887’de, yokedici beyaz adamların kongresi, bu defa, ‘Kızılderili Bölüştürme Yasası’ ile katliamlardan arta kalan Kızılderili kabilelerin arazi haklarına öldürücü darbeyi vurur ve kabile arazileri parçalanarak yağmacılara satılır.

ABD’nin batısında kızılderili ve doğa katliamı sürerken, doğusunda başlayan Amerikan İç Savaşı (1861–1865) süresince işçi örgütlenmeleri ve eylemleri çoğunlukla köle ayaklanmalarının gölgesinde kalır.

Marx ve Engels’in: ‘Kızılderililerin damgalandığı bir yerde beyaz emekçiler kendini kurtaramaz!’ sloganı ‘Siyahlara Özgürlük’ ülke genelinde, ilk örgütlü eylemler ve siyasi örgütlenmenin önünü açar.  

Kızılderililere ‘Vatandaşlık Hakları’ yasası, yüzyıl sonra 1968’de, ‘Kızılderililerin Kendi Kaderini Tayin ve Eğitim Yardımı’ yasası 1975 yılında beyaz adamların oturduğu kongreden geçer!

Thanksgiving’, yani şükran bayramı, minnettarlığın bir ifadesidir.

İngiliz ve Hollanda kiliselerinin zulmünden kaçarak dini özgürlüklerini elde etmek İçin Yeni Dünya’ya gelen ilk göçmenlerin hazin hikayesi… 

6 Eylül 1620’de, ‘Mayflower’ adlı gemi ile okyanus ötesinden gelen 102 göçmen, soğuk ve uzun süren iki aylık yolculuktan sonra ‘Plymouth Rock’ denilen bölgeye gelip yerleşirler.

İlk kış çetin geçer, gelen ilk göçmenlerin yarısı telef olur ve ölür. Bölgeye gelen Kızılderililer’in ekin yardımı ve ısınan havalar ile durumları düzelen göçmenler, ileri yıllarda kızılderililere şükran günü düzenlerler.

400 yıl sonra, ulusal tarihinde kızılderili soykırımı, kölelik, resmi ırkçılık ve ilk atom bombalarını atan ABD, şükran gününe hazırlandığı bir dönemde göçmenlere ırkçı uygulamalar ve nefret kampanyaları ile öne çıkar.

Günümüz coğrafyasında, 7 kıtada ABD’nin ‘Özgürlük ve demokrasi’ bahanesiyle işgal edilmemiş, yağmalanmamış bir ülke var mıdır?

Avrupa’dan akın akın gelen göçmenlerin ilk durağı, doğudaki Manhattan limanında kargaşa hakimdir…

1860 yılında, nüfusu 800bin olan Manhattan ve çevresinde, her dört göçmenden biri İrlanda kökendir. Çoğu kalifiyesiz olan İrlandalı göçmenlerin çoğu loncasız, sendikasız liman depolarında, kaldırım, kömür ve taş işçiliği yaparlar.

Manhattan’daki işçi örgütlenmesi başlamadan 200 yıl önce, Evliya Çelebi, seyahatnamesinde, sadece İstanbul’da 400’e yakın örgütlenmiş lonca sistemi olduğunu anlatır.

NYC’de 1882’de toplanan Marangozlar Sendikası’nın önerisiyle Eylül ayının ilk haftası, günümüzde hala resmi tatil olan ‘Labor – Emek Günü’ olarak kutlanmaya başlanır. 1894’de ülke genelinde başlayan demiryolu işçileri Grevi’nde ülkenin dört bir yanından Washington’a yürüyen 150 bin işçi sendikaya üye olur.

‘Örgütsüzlerin örgütlenmesi’ hareketi, 1897 yılında yeni bir politik örgütlenme yaratır: Sosyal Demokrat Parti. 1919’da Manhattan’da bir toplantı düzenleyen Sosyalist Parti, 3. Enternasyonal’e katılır.

TAŞ dursun, SU aksın…

400 yıl sonra, ABD’nin gerçek sahipleri olan kızılderili toprak ve sularına tecavüz devam ediyor…

Tarihinde Kızılderili soykırımı, kölelik, resmi ırkçılık ve ilk atom bombalarını atan ABD; tüketim çılgınlığına ve yeşil dolara şükran gününü kutluyor BUGÜN.

Şükran günü, tüketim çılgınlığının ilk kutsal çanları çalar.

 ‘Salvation Army’ çığırtkanları, ellerinde ziller ile bağış dilenirken, Manhattan’ın 42. sokağında dev ekranlar ve neon ışıltılı reklam panoları indirim kampanyalarını geçer…

Manhattan adasının 34. sokağındaki, dokuz katlı tüketim mekkesi Macy’s mağazası, masal ve çizgifilm kahramanlarının devasa balonlarını gökdelenlerin arasında uçururken, Broadway şov dünyasının dansçıları gözlere ve kulaklara ziyafet çekerler. 

Hayal ile gerçeğin içiçe geçtiği adada, milyonlarca hindi, tatlı patates ve kabak bulamaçlı pasta ile sofralarda yerini alırken, mahşerin dört atlısını oynayan medya, Trump hükümetinin göçmenlere karşı şükran geleneğinden nefret kampanyasına dönüşen ırkçı uygulamalarını yazmaz.

ABD’deki tüm göçmen dostlarımın mübarek “şükran” bayramı kutlu olsun.

Odatv.comBuket Şahin – amerianınsesi

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top