GÜNDEM

Almanya Büyükelçiliği için görev yapan bir Türk avukat tutuklandı

Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi (BAMF), gelişmeleri ve iddiaları doğruladı.

‘TÜRKLER TEHLİKEDE’!

Yeni bir ‘Deniz Yücel’ ya da ‘Papaz Brunson’ şantajını Türkiye kaldıramaz.

Almanya’daki Türkler ‘ihbar’ tehlikesi altında

Casusluk şüphesiyle Ankara’da tutuklanan Yılmaz S. adlı avukatın yüzlerce dosyasına el konuldu.

Koblenz’de yayınlanan Rhein Zeitung:

“Türkiye’nin bu adımı, muhalif vatandaşların Türk makamlarının etkisine karşı kendini güvenceye alma çabasında ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Ancak maalesef hükümet karşıtı Türkler Almanya’da da ihbar edilme tehlikesine karşı güvende değiller.

Türk makamları tüm dünyadaki rejim karşıtlarının ihbar edilebileceği özel bir uygulama geliştirdi. Alman hükümeti son gözdağından sonra sadece avukatının derhal serbest bırakılmasını talep etmekle kalmamalı, Almanya’daki Türklerin cep telefonlarındaki ihbar uygulamasının kapatılmasını da sağlamalıdır.”

Ankara’daki Almanya Büyükelçiliği için görev yapan bir Türk avukat “casusluk” şüphesiyle tutuklandı.

Ankara’da tutuklanan Yılmaz S. adlı avukatın yüzlerce dosyasına el konuldu. Dosyalarda:

”Türkiye’den Almanya’ya iltica başvurusu yapan PKK üyeleriyle FETÖ’cü olarak bilinen isimlere ilişkin ayrıntılı bilgilerin yer aldığı ve bu dosyaların Milli İstihbarat Teşkilatı’nın eline geçtiği” iddia ediliyor..

Söz konusu avukat Yılmaz S.’nin, 17 Eylül’de büyükelçiliğe giderken, yolda durdurularak gözaltına alındığı iddia edilirken; suçlama ve gözaltı gerekçesinin neden iki ay sonra açığa çıktığı konusu akıllarda soru olarak kaldı..

‘Hukuk danışmanımızla…’

Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Marin Erdmann:

”Hukuk danışmaları, Ankara Büyükelçiliğimiz için olduğu gibi tüm yurtdışı temsilciliklerimiz için bulunduğumuz ülkenin mevzuatına ilişkin konuları açıklığa kavuşturmak ve daha iyi değerlendirebilmek için önemli muhataplarımızdır..

Avukatlar ve diplomatik temsilcilikler arasındaki işbirliği tüm Avrupa’da, dış temsilciliklerin görevlerini Viyana Anlaşması’nın hükümlerine uyumlu şekilde yerine getirmelerini sağlayan, olağan bir uygulamadır..

Hukuk danışmanımız Büyükelçiliğimize, uluslararası düzeyde olağan ve kanaatimizce ‘yasak olmadığı’ tartışmasız olan bir destek sağlamıştır. Bu tür bir işbirliğinin engellenmeden mümkün olması gereklidir.

Bu tutuklama bizim için anlaşılabilir değil. Bu nedenle isnat edilen suçların açıklığa kavuşturulması için yoğun girişimde bulunuyoruz ve bu konuyu Türkiye’ye karşı müteaddit defalar dile getirdik.”

İlk gözaltı haberi…’

18 Eylül’de Türk basınında çıkan bazı haberler:

Yılmaz S. ile başka bir avukat; Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının kişisel verilerini derledikleri, bunları raporlayarak Avrupa Birliği’ne üye bazı ülkelerin büyükelçiliklerine verdikleri gerekçesiyle gözaltına alındı..

Alman basınında çıkan son haberler:

Tutuklanan Yılmaz S.’nin casuslukla suçlandığı, somut olarak da; 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Almanya’ya sığınan PKK’lı ve FETÖ’cü kişilerin iltica başvurularının karar verici konumundaki Alman makamı Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi tarafından kabul edilmesi için ilgili bilgilerde oynama yaptığı öne sürülüyor..

Yılmaz S.’nin gözaltına alınmasından sonra, Ankara’da çalıştığı büronun arandığı ve en az 280 dosyaya el konulduğu da aktarılıyor.

Ankara’daki Alman Büyükelçisi Martin Erdmann’ın Türk Dışişleri ile bağlantı kurarak, söz konusu avukatın Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi’ne ilettiği bilgilerin ‘rutin’ olduğunu söyleyerek, avukatın serbest bırakılmasını istediği öne sürülüyor..

Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi (BAMF), gelişmeleri ve iddiaları doğruladı.

BAMF sözcüsü:

”Avukatın dosyaları, kişisel ve gizli bilgileri içeriyor. Bu yüzden iltica işlemleri tamamlanmış veya süren kişiler, durumdan haberdar edildi.”

Bir Alman Dışişleri yetkilisi:

”Suçlamaların doğru olmadığını ispatlamaya ve avukatın serbest bırakılmasına çabalıyoruz. Avukat alışılmış uluslararası kurallar ve hukuki sınırlar kapsamında bilgi transferine katkıda bulundu. Bu açıdan tutuklanması kabul edilemez bir durum.”

Ankara’dan herhangi açıklama yok

Türk Dışişleri Bakanlığı konuya ilişkin henüz açıklama yapmadı.

Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan:

”Henüz teyit ettiğimiz bir gelişme söz konusu değil.”

CHP’nin hukukçu vekili Sezgin Tanrıkulu:

”Ankara’daki bir meslektaşımız ile ilgili Eylül ayında böyle bir gelişme yaşandığ. Ancak konuya ilişkin detaylı bilgi sahibi değilim. Almanya Elçiliği için görev yapan avukat halen tutuklu.”

MİT o dosyaların mı peşinde

CHP’li eski vekil Aygün, tutuklanan Almanya Ankara Başkonsolosluğu avukatı ile yaptığı görüşmeyi anlattı..

CHP eski milletvekili avukat Hüseyin Aygün ve avukat Ertuğrul Cem Cihan, ‘casusluk’ iddiası ile tutuklanan Almanya Ankara Başkonsolosluğu avukatı Yılmaz S. ile Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde görüştü.

‘BU TAVIR APAÇIK YASADIŞI

Hüseyin Aygün:

”Tutuklu avukat Yılmaz S.’yi 30 yıldır tanırım..Hükümete yakın Yeni Şafak ve Akşam gazeteleri, Yılmaz S.’nin kişilik haklarına ağır bir şekilde saldırdı..

Cumhuriyet Savcılığındaki ‘gizli dosya’nın, bu gazetelere nasıl ‘servis’ edildiğini, kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Ancak bunun ‘soruşturmanın gizliliğini ihlal suçu’ olduğunu, sızdıranlara hatırlatmak isteriz..

Yılmaz S., yaklaşık bir aydır tek kişilik hücrede. Hükümlülere bile en fazla 20 gün ‘ceza’ niteliğinde uygulanabilen bu tavır apaçık yasadışı.”

‘ONU GÖZALTINA ALANLARIN ASIL AMACI BU DOSYALARDI

Hüseyin Aygün:

”Yılmaz S., 22 yıldır Almanya’nın Ankara Başkonsolosluğu’nun resmi avukatı olarak görev yapıyor. O son 2 yıldır Hollanda, İsveç ve Norveç’in de avukatıdır. Görevi bu ülkelere ‘iltica talebi’nde bulunan Türk yurttaşlarının hukuki durumlarını araştırmak ve bu ülkelere doğru bilgi vermektir..

Yılmaz S., 17 Eylül’de Ankara’da gözaltına alındı. Onu takip edenler, gözaltı ve sorguyu da gölgede yönetenler MİT mensuplarıydı. Yanındaki dosyaya el koydular. Daha sonra İstanbul’daki ofisi basıldı ve buradaki dosyalara da el koyuldu. Elindeki dosyasında 43 kişinin ‘iltica başvuruları’ vardı..

Yılmaz S.’nin sorgusu MİT tarafından yapıldı. Onu gözaltına alanların asıl amacı bu dosyalardı. Kimlerin Avrupa’ya iltica başvurusu yaptığını öğrenmek istiyorlardı. Bu dosyalar içerisinde ağırlıkla FETÖ başvurusu yapanların yanı sıra, eski HDP milletvekili Leyla Birlik’in başvurusu da vardı.”

Önce Yılmaz’ın tutuklaması, iç ve uluslararası hukuku ağır şekilde ihlal etti!

Hüseyin Aygün:

”Yılmaz S., 23 Eylül’de Sincan L Tipi cezaevinde bir koğuşa konuldu, burada koğuş arkadaşlarıyla kaldı ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu. Ancak cezaevi idaresi onu birdenbire koğuşundan çıkardı ve 30 Ekim günü F-1 diye bilinen ‘yüksek güvenlikli’ diye bilinen departmana götürdü. Burada ise ‘tek kişilik oda’ya koydular. Hukukçular buraya hücre derler..

Yılmaz yaklaşık bir aydır, tek başına kalıyor. Sabah 08’den akşam 16.00’ya kadar tek başına gezdiği küçük bir avluya çıkarılıyor. 24 saat boyunca hiç kimseyle görüşmesine izin verilmiyor. Bu en ağır tecrit hali ve 5275 sayılı yasaya göre tutuklu hiç kimseye uygulanamaz. Hükümlülere bile en fazla 20 gün ‘ceza’ niteliğinde uygulanabilen bu tavır apaçık yasadışı. Bu sebeple derhal bu uygulamaya son verilmesi, gerek kaldığı odada, gerekse ‘havalandırma’ olarak adlandırılan yerde başka tutuklularla temasına izin verilmesi gerekiyor..

Yılmaz S., Türkiye’de yaptığı faaliyetlerden ötürü tam 22 yıldır ‘serbest meslek gelir makbuzu’ kesmekte ve Vergi Dairesi’ne ödeme yapıyor. Yandaş basında ‘casus’ diye lanse edilen Yılmaz, 22 yıldan bu yana yaptığı işten devlete vergi kazandırmakta ve bu durumu başta Maliye bilmektedir! Durumun ne derece traji-komik olduğunu herhalde başta buradan anlayabiliriz..

Yılmaz S., 17 Eylül’de Ankara’da gözaltına alındı. Yanındaki dosyaya el koydular. Elindeki dosyasında 43 kişinin ‘iltica başvuruları’ vardı..

Yılmaz’ı alanlar, onun Almanya Ankara Başkonsolosluğu’na girerken çekilmiş fotoğraflarını sorgu sırasında Yılmaz’a gösterdiler. Oysa, 18 Nisan 1961 tarihinde Türkiye’nin imzaladığı Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’un (Resmî Gazete’de 12 Eylül 1984 günü yayınlandı) 22. maddesine göre ‘diplomatik misyon binalarının dokunulmazlığı’ var. Onu takip edenler, bu kuralı da hiçe saymışlar..

Onu gözaltına alanların asıl amacı bu dosyalardı. Kimlerin Avrupa’ya iltica başvurusu yaptığını öğrenmek istiyorlardı. Bu dosyalar içerisinde ağırlıkla FETÖ başvurusu yapanların yanı sıra, eski HDP milletvekili Leyla Birlik’in başvurusu da vardı..

Yılmaz’ın dosyalarına el koyulması hem 1136 sayılı Avukatlık Yasası’na, hem de temsil ettiği Almanya, Hollanda, Norveç ve İsveç ülkelerinin ‘diplomatik misyon yetkileri’ne aykırı. Zira Yılmaz ‘mültecilerle ilgili’ mesleki bir faaliyet icra ediyor, yani çalışma alanı temel insan haklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu yüzden, uluslararası anlamda Cenevre Sözleşmesi, Viyana Sözleşmesi ve Türkiye’deki 6458 sayılı yasalar, başta sığınmacılara ve onların hukuki durumlarını -başvuru yaptıkları ülkelerin diplomatik misyonlarına bağlı olarak çalışan- Yılmaz’a bazı yetkiler tanıyor. Ama Ankara’daki savcı ve Sulh Ceza hakimi, sorguda Yılmaz’ı dinlememiş bile. Yılmaz’a göre ‘yukarıdan gelen bir emirle’ tutuklanması söz konusu.

Yılmaz’a yönelik başta ‘terör örgütü üyeliği’ pişirilmek istenmiş. Örgüt ‘bulunamayınca’ iş, TCK m. 335’deki ‘casusluk’a çevrilmiş. Yılmaz’dan ‘terör örgütü’ çıkarılamaz. Çünkü o sosyalist bir yurtseverdir. Ve onu tutuklama emri verenlerden daha çok ülkesine bağlıdır..

1990’ların karanlığında Malatya DGM’de başladığı avukatlık mesleğinde, savunduğu yüzlerce insana, hatta DGM savcılarına, mesela Malatya DGM’nin ünlü başkanlarından Şahin Kurt’a onu isterseniz sorabilirsiniz..

‘Casusluk’a gelince. ‘Yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken belgeleri siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin etmek’ yasada suç olarak düzenlenmiş. Yılmaz, Türkiye’de hakkında yakalama, tutuklama, mahkumiyet söz konusu olan kişilerin gerçek durumunu savcılıklara sormak suretiyle reporte ediyor. Yani ‘gizli kalması gereken’ bir bilgiye sahip olmuyor. Yılmaz’ın topladığı bilgiler zaten savcılık ve mahkemelerden alınan türde. Dolayısıyla ‘gizli kalması gereken’ şeyler değil. Mesela dava açıldığında, bu bilgilere gazeteciler, hatta kamuoyu bile ulaşabiliyor. Ayrıca bu bilgiler, zaten savcılıklardan avukat olan herkes tarafından alınabiliyor. Bu nedenle, suçlama traji-komik..

Der Spiegel’in haberinde Alman yetkililerin ‘sığınmacıların bilgileri Türkiye’nin eline geçti’ endişesi taşıdığı yer aldı. Bu bilgilerin başta ayrıldıkları ülkelerin eline geçmesi, sığınmacı için risk oluşturmaktadır. Sığınmacının iadesi durumunda, vatandaşı olduğu ülke bu bilgileri kullanarak o kişiye baskı yapabilir. Bu nedenle uluslararası hukuk, sığınmacının kimliğini açıklama konusunda katı yasaklar öngörüyor. Avrupa Birliği’nin (AB) Geri Dönüş Yönetmeliği’ne göre, bireyin sığınma başvuruları ile ilgili bilgiler toplanırken, ilgili kişiye zulmettikleri iddia edilenlere konuyla ilgili bilgi ifşa edilmemesi güvence altındadır (m. 30). Dolayısıyla avukat Yılmaz’ın faaliyetleri güvence altında bulunuyor.

Özetle, tam 22 yıldır sığınmacılar için çalışan ve uluslararası hukukun koruması altında olan avukat Yılmaz S. kendini bir anda hapishanede buldu. Yeni bir ‘Deniz Yücel’ ya da ‘Papaz Brunson’ şantajını Türkiye kaldıramaz. Avukat Yılmaz S. Bu ülkenin yurttaşıdır. Serbest kaldığında Almanya ya da Amerika’ya değil, İstanbul’daki eşi ve kızının yanına dönecektir.

İLGİLİ HABER

amerikaninsesi – Cem Dalaman – Odatv.com – Avukat Hüseyin AYGÜN – Avukat ERTUĞRUL CEM CİHAN

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top