GENEL

İstanbul’un son 25 yılı… Akılda kalan Yolsuzluklar!

Erdoğan’ın 1994 zaferinin ardından İstanbul’da kurulmaya başlanan rant ağı,..

İşte İstanbul’un baştan aşağı yağmalandığı o 25 yılın kısa yolsuzluk hikayesi…

İstanbul, son 25 yılda Erdoğan ve onun partisi tarafından yönetiliyor.

ERDOĞAN’ın ÇIKIŞI

1994 yılında Refah Partisi listesinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Erdoğan, siyasetteki ilk ‘büyük’ çıkışını o tarihte yapacaktı.

RANT DÜZENİ KURULUYOR

Erdoğan’ın 1994 zaferinin ardından İstanbul’da kurulmaya başlanan rant ağı, AKP’ye evrilecek süreçteki en önemli halkalardan da biri olacaktı.

Bir yandan ‘büyük’ sermaye gruplarına ‘ılımlı’ mesajlar gönderen ve ‘aynı gemideyiz’ sinyalleri veren Erdoğan, diğer yandan da kendisine yakın grupların büyümesi için ilk ‘ihale’ ikramlarına başlayacaktı.

O gün yapılan ikramlar, bugün AKP’ye ‘bağlı’ sermaye grubunun ‘can suyu’ olacaktı.

Erdoğan’ın belediye başkanlığı yaptığı dönemde adrese teslim ihalelerinin ilk adresiyle başlayalım:

1-) Albayraklar Şirketler Grubu!

1990 yılında kurulan şirket, Mülkiye müfettişlerinin araştırmasına konu olacak, 1995’ten itibaren artan ihaleler tespit edilecekti..

Artan bu ihalelerin doğal adresi İstanbul Büyükşehir Belediyesi olurken, dönemin parasıyla 1 milyar sermayesi olan şirket, 1998’e gelindiğinde 1 trilyonluk sermayeye sahip olacaktı..

Erdoğan konuyla ilgili 2001 yılında yaptığı bir açıklamada:

”İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım dönemimde 2.4 milyar dolarlık ihale gerçekleşti. Bunlardan 100 milyon dolarlık bölümünü Albayraklar kazandı.” diyordu.

1 milyarla (1994 kuruyla yaklaşık 30 bin Amerikan doları) yola koyulan bir şirket için oldukça büyük bir “kısmet” vardı anlaşılan…

12 Aralık 1997 – Erdoğan Yargılanır

Siirt’te bir konuşma yapan Erdoğan, bu konuşması sonrası yargılanacak ve aldığı hapis cezası nedeniyle belediye başkanlığı koltuğuna veda edecekti:

Minareler süngü, kubbeler miğfer,

Camiler kışlamız, müminler asker,

Bu ilahî ordu dinimi bekler,

Dillerde tevhid Allahu Ekber…

Bu şiir nedeniyle 4 ay hapiste tutularak siyaset sahnesine çok daha güçlü şekilde dönmesi sağlanan Erdoğan, belediye başkanlığı koltuğunu partisinden Ali Müfit Gürtuna’ya devredecek, kendisi daha büyük hedefler için yol almaya başlayacaktı.

‘Temiz Şehir’ Operasyonu

Erdoğan hapse girse, sonrasında koltuğunu kaybetse de ihale çarkı kesintisiz işleyecekti. Ancak bu çark Erdoğan’ın görev yaptığı dönemden Gürtuna dönemine kadar geçen süreci kapsayan bir operasyona konu olacak,

“Temiz Şehir” operasyonu sonrası Yeni Şafak Gazetesi İcra Kurulu Başkanı ve Albayrak Yayın Holding A.Ş.’nin sahibi Mustafa Albayrak’ın da arasında bulunduğu 20 kişi gözaltına alınacaktı.

Suçlamalar 1994’ten bu yana grubun büyümesini sağlayan ‘usulsüz’ ihalelerdi.

Soruşturmada yer alan bazı başlıklar şöyleydi:

  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin servis ihalesini alan Albayraklar Şirketi’nin, 737 adet minibüs ile otobüsü sahte ruhsatla çalıştırdığı,
  • Recep Tayyip Erodoğan’ın başkanlığa seçilmesiyle birlikte, Albayrak Grubu’nun İstabul Büyükşehir Belediyesi’nden yoğun olarak ihale almaya başladığı,
  • Recep Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanlığını yapan Hüseyin Besli’nin belediye başkanlığı görevinin sona ermesinden sonra, bir süre Yeni Şafak Gazetesi’nde çalıştığı,
  • Recep Tayyip Erdoğan döneminde Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Spor AŞ’nin genel müdürü olan Mehmet Atalay’ın, daha sonra Yeni Şafak Gazetesi’ne genel müdür yardımcısı olduğu,
  • Halk Ekmek’in dağıtımını Albayrakların yaptığı. Albayrak’ın, Belediye’nin tesislerinde üretilen 2 milyon ekmeğin her birinden 5 bin lira komisyon aldığı, Albayrak’ın ayrıca, Halk Ekmek büfesi açmak isteyenlerden 150 milyon lira hava parası aldığı,
  • İstanbul Metrosu’nun elektro-mekanik alt yapı ihalesi, Yapı Merkezi ve ABB şirketleri dışarıda bırakılarak, yeterliliği olmayan Albayrak AŞ’ye verildiği,
  • İETT’ye alınacak 100 yeni otobüs ihalesine, sadece Albayrak A.Ş.’nin katıldığı,
  • İstanbul Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin araç kiralama işini Albayrakların yapması, şirketin bu işten, yılda 1 trilyon liranın üzerinde gelir elde etmesi,
  • Albayrakların Recep Tayyip Erdoğan döneminde olduğu gibi, Ali Müfit Gürtuna döneminde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinden ihale almaya devam etmesi, Albayrak’ın, sadece Büyükşehir Belediyesi’nden 300’e yakın ihale aldığı…

Erdoğan’a ilişkin o dönem gündeme gelen tek yolsuzluk iddiası bu değildi.

Öyle ki, gündeme gelen bir diğer yolsuzluk iddiasına göre, partinin harcı yolsuzluk paralarına dayanıyordu.

2-) Akbil yolsuzluğunda elde edilen paralar yeni partinin kuruluşunda da kullanılmıştı.

Dönemin Hürriyet gazetesi olayı şu şekilde haberleştirecekti:

Uzmanların yaptığı araştırmalar, Büyükşehir-Akbil-Albayrak üçgenindeki usulsüzlükleri tespit etmekle kalmadı. Akbil’de, 250 milyon dolarlık bir usulsüzlük yapıldığı ancak bunu tespit etmenin mümkün olmadığı ifade edildi. Bu paranın, Erdoğan öncülüğünde başlayan parti kurma çalışmalarında kullanıldığı ileri sürüldü.

3-) Binali Yıldırım Operasyonu

Erdoğan’ın yerine belediye başkanlığı görevini devralan Ali Müfit Gürtüna, Erdoğan’la bağı o dönemlerde başlayan Binali Yıldırım’ı “usulsüzlük” nedeniyle görevden alacaktı…

1999 yılında görevden alınan Binali Yıldırım, İDO’nun büfelerini dayısına emanet ettiği, çalışanların parasını İDO’ya ödettiği, evrakta sahtecilik yaptığı gerekçesiyle görevden alınacaktı.

Ulaşımın “yıldızı”  kime gittiği belirlenemeyen yüzbinlerce liralık harcamalarla anılacak, görevden ayrıldığında “yolsuzluk” etiketini yakasına yapıştıracaktı.

Kadir Topbaş dönemine giriş..

Gürtuna’nın 1998’de oturduğu ancak Erdoğan’la yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle kaybettiği koltuğuna 2004 yılında, Kadir Topbaş, oturacaktı.

Kadir Topbaş’ın 2004 yılında başlayan Başkanlık serüveni Erdoğan’ın talimatıyla istifa etmek zorunda kaldığı 22 Eylül 2017 yılına kadar sürecekti.

2004 yılında koltuğunu kaybeden Gürtuna, Erdoğan’ın kendisi yerine neden Kadir Topbaş’ı aday gösterdiğine ilişkin soruya şu yanıtı verecekti.

Ali Müfit Gürtuna:

”Temel yaklaşımlarımızda bir farklılık vardı. Çünkü ben İstanbul’u gözüm gibi korudum. Her tarafını hançerleyip, seviyoruz diyemezsiniz.

Türkiye’nin üçte ikisi depreme koşuyor. Elli milyon insan deprem tehdidi altında. Ne yapılıyor deprem için. O gün gelecek takdir-i ilahi diyecekler. Tabiki takdir-i ilahi ama Allah’ta diyor ki, ‘Ey akıl sahibi aklınızı kullanmaz mısınız?’ Aklını kullanan insandır.’

Silivri’den Tuzla’ya kadar adım atacak yer kalmadı. Bunun sonu yok. Boğaz Köprüsü girişi zaten tıkanıyor. Yağmur da yağsa bir uçtan bir uca 6 saatte geçiliyor. Şimdi böyle kritik bir yere, karayolları arazisine bir milyon mertekareye yakın inşaat yapılıyor. Tam da köprünün tepesine. Onun karşısında da bitmemiş yapılar var. Mecdiyeköy’de Ali Samiyen Stadyumu yıkıldı yerine dev bir yapı dikilecek. Likör fabrikası oradan kaldırıldı, ağaçlar, yeşillik alanlar vardı.

Anlamıyorum niye rahatsız ediyor yeşil alanlar bunları. Her tarafa bina yapıyorlar. Kuştepe’de çocukların oynadığı bir yer vardı. Büyük bir tower yerine dikildi. Bunlar İstanbul’un kalbine saplanmış hançerlerdir.

Hem bunları alkışlayacaksınız hem de ulaşım problemi çıktı diye milyonlaca doları harcayacaksınız. Bu paralar İstanbul halkından çıkacak O rantı yiyenler vermeyecek. Kimse unutmasın bunu.”

KADİR TOPBAŞLI YILLAR

Erdoğan’ın her fırsatta en büyük değeri verdiğini söylediği yer olan İstanbul, tam 13 yıl boyunca çok güvendiği Topbaş’a emanetti.

4-) Belediyenin yandaş vakıflara aktardığı milyonlar…

Gülen Cemaati’ne verdiği büyük destek, İstanbul’un dev ihaleler üzerinden bir şantiyeye çevrildiği, patronların semirdikçe semirdiği bir 13 yıl yaşanacaktı…

Topbaş döneminde yaşanan usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları bu haberin kapsamını ve sınırlarını aşacak düzeyde.

Topbaşlı yıllarda yaşanan yolsuzluklardan sadece kısa bir döküm ise şöyle:

  • Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İETT Genel Müdürlüğü’nde inceleme yapan mülkiye müfettişleri, 100 milyon avroluk usulsüz işlem ortaya çıkarttı. Müfettişler, iki buçuk yıldır İETT Genel Müdürlüğü koltuğunda vekil olarak oturan Mehmet Öztürk başta olmak üzere, kurum üst yönetimi hakkında adli soruşturma başlatılmasını istedi. İhalesiz reklam alanları vermek ve ihale yapmadan metrobüs alımı suçlamalar arasında yer alıyor…
  • Etiler’deki polis okulu arazisini ihalesiz olarak bir inşaat firmasına vererek devleti 1 milyar dolar zarara uğrattığı iddialarına ilişkin konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Bir takım iddialar bizi engelleyemez. Bir kuruş zayi edilmeden çalışıyoruz” dedi.
  • İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve ailesinin, belediyenin çeşitli ayrıcalıklar tanıdığı gerekçesiyle tartışma yaratan damadının konut projesinden aynı gün 5 daire birden satın aldığı ortaya çıktı. Topbaş’ın 5 daire aldığı projede ev fiyatlarının 1,5 ile 5 milyon lira arasında değiştiği ortaya çıktı.
  • Topbaş’ın FETÖ’den tutuklu damadı Ömer Faruk Kavurmacı ile daha önce ortak işlere imza atan Metal Yapı Konut tarafından 2012 yılında otel ve konut yapılmak üzere 33 milyon 391 bin 659 liraya satın alınmasının ardından 2016 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne 368 milyon TL bedelle satıldı.
  • İspark’taki otopark fişleri silinerek büyük yolsuzluk yapıldı. En az 48 ayrı terminalde milyonlarca liralık yolsuzluk yapıldığı tespit edildi. Yolsuzluğun 90 milyon liraya ulaştığı öğrenildi.
  • İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nca 12 Şubat 2010 tarihinde hazırlanan iddianamede, Otogar-Bağcılar raylı taşıma sistemi inşaat sistemi ihalesinin 30 Temmuz 2003 tarihinde gerçekleştiği belirtildi. İddianamede, 30 Aralık 2004 tarihinde encümen kararı ile Otogar-Bağcılar raylı toplu taşıma sistemi inşaat ve elektro mekanik işlerinin yapımı ve araç temin ihalesinin Gülermak Ağır Sanayi Ticaret A.Ş. firmasına ihale edildiği anlatıldı… İhale açılmadan 21 Mart 2006 tarihinde idari encümen kararı ile inşaata devam eden bir önceki ihaleyi alan firmaya rekabet koşullarını ve yarışma koşullarını yok edici şekilde davranılarak verildiği iddia edildi. Kamunun zarara uğratıldığı kaydedilen iddianamede, Kadir Topbaş ve İETT çalışanı 14 şüphelinin görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi isteniyordu. Topbaş, bu davadan mahkeme kararıyla beraat etti.
  • Topbaşlar’ın ortağı olduğu Rumeli Hisarı’nın altındaki Lokma adlı restoranda Belediye’nin izniyle imara aykırı olarak yenileme ve kaçak kat yapıldı.
  • İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna Kadir Topbaş’ın yerine oturan Mevlüt Uysal, 2 Ocak 2018 günü Kadir Topbaş döneminde onaylanan 76,9 kilometrelik 6 metro hattının toplam 12 milyar 859 milyon liralık ihalesini iptal etti. İptalin gerekçesi, hattın çok daha düşük bir maliyetle yapılabilecek olması oldu. Yapılan bu hamle, daha önceki usulsüzlüklerin boyutları konusunda kafa karıştırdı. 
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) CHP’li meclis üyeleri Taner Kazanoğlu ve Tarık Balyalı, iptal edilen metro ihaleleriyle en az 1 milyar liralık kamu zararı oluştuğunu belirterek, Mevlüt Uysal ve Kadir Topbaş hakkında suç duyurusunda bulundu.

SAYIŞTAY VE TOPBAŞ…

AKP iktidarında içi boşaltılan, hazırladığı “göstermelik” dosyalar nedeniyle bile iktidar tarafından eleştiri konusu yapılan;

Sayıştay’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki usulsüzlük dosyalarından bir bölüm şöyle:

2012

  • İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmediği tespit edilmiştir.
  • Kuruma ait kira süresi biten taşınmazların, yeni bir ihale yapılmadan sözleşmelerinin uzatılmak suretiyle kiralanmasına devam edildiği görülmüştür… Bu durumun, belediyenin muhtemel gelirleri üzerinde önemli kayıplara yol açacağı hususu şüphesizdir.
  • Beşiktaş Belediye Başkanlığına “Açık Park ve Gezi Alanı” olarak değerlendirilmek üzere intifa hakkı verilen Beşiktaş İlçesi Rumeli Hisarı Mahallesi 13 pafta, 6 ada, 4 parseldeki taşınmazın; taraflar arasında akdedilen protokole aykırı olarak tahsis amacı dışında kullanıldığı tespit edilmesine rağmen intifa hakkının iptal edilmediği görülmüştür.
  • Beşiktaş Belediye Başkanlığına “Açık Spor Turizm ve Eğlence Merkezi” olarak değerlendirilmek üzere intifa hakkı verilen Beşiktaş İlçesi Rumeli Hisarı Mahallesi, 32 pafta, 981 ada, 31 parseldeki taşınmaz üzerinde, imar planına aykırı bir şekilde BJK Koleji binasının inşa edildiği görülmüştür.

2013

  • İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, mülkiyetinde olmayan Göktürk Göleti Çevresi B Tipi 56 Hektar Mesire Alanı Tabiat Parkını, Esenler Belediyesi’ne tahsis etmesinin, anılan mevzuat hükümlerine uygun olmamasından dolayı mevzuta yönelik gerekli iĢlemlerin yapılmasını sağlamak amacıyla, konunun takip eden denetim dönemlerinde izlenmesine devam edilecektir.
  • Hizmet alımı ihalesinde mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin idari Şartname hükmünün, Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğine aykırı olarak düzenlenmesi 14.11.2011 tarihinde 1.495.000,00 TL bedel ile İstanbul Ulaşım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne ihale edilen “Ulaşım Türleri Arası Entegrasyonun Sağlanarak Toplu Ulaşım Sistemlerinin Rehabilitasyonu işi” hizmeti alımına ilişkin mesleki ve teknik yeterlik kriterinin, Yönetmelik hükmüne aykırı olarak belirlendiği görülmüştür.

2014

  • Kültür A.Ş’ nin 18.10.2010 tarihinden itibaren bir vakfın kullanımında olan Brüksel Ofisi’nin kira bedellerinin (919.200 Avro: 2.647.296,00 TL), şirket bütçesi üzerinden ödenmesi kurumun mali tablolarını olumsuz yönde etkilediği ve şirketin kârını azalttığını ve halen bu mali riskin gelecek yıllar için de söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır. (Yunus Emre Vakfı)
  • stanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ihaleye çıkarılan “Dijital Platform Kurulması ve 10 Yıl Süreyle İşletilmesi” işi için İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri Tic. A.Ş.( Kültür A.Ş. ) ve İstime Medya Bilgi İletişim Basım Yayın Reklam Hizmetleri Sanayi ve Tic. A.Ş. aralarında iş ortaklığı kurmuşlardır. İş Ortaklığı Sözleşmesinin 7 nci maddesinin c bendi ile sözleşme damga vergisinin daha sonra Kültür A.Ş.’ye iade edilmek suretiyle Kültür A.Ş. tarafından karşılanacağı hususu kararlaştırılmıştır. Ancak sözleşmenin imzalanmasından sonra işin fiilen yürütülmesi aşamasında mevcut şartlar dahilinde işin yürütülmesini imkânsız kılacak bazı eksiklik ve olumsuzluklar tespit edilmiş ve konu ile ilgili idareye başvuruda bulunulmuş ve sözleşme iş başlamadan idare tarafından feshedilmiştir. Fesih nedeniyle “Dijital Platform Kurulması ve 10 Yıl Süreyle İşletilmesi” işine ait damga vergilerinin (sözleşmesine damga vergisi, kararlar damga vergisi) tamamı olan 2.320.646,92 TL, Kültür A.Ş. tarafından ödenmiştir. Bu ödenen masraflar sonucu ve ihale gerçekleşmemesinden dolayı 2.320.646,92 TL tutarında şirketin mali tablolarında eksilmeye neden olunmuştur.
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Milli Savunma Bakanlığı Arasında İmzalanan Protokol Hükümlerinin Yerine Getirilmemesi… İBB tarafından protokole konusu yapım, bakım ve onarımlar için toplam 209.295.988,57 TL ödemede bulunulduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu ödeme karşılığında ise, İBB’ ye herhangi bir taşınmaz devrinde bulunulmadığı ve dolayısı ile İBB’ nin 2014 mali yılı tablolarının bu tutar kadar olumsuz yönde etkilendiği sonucuna varılmıştır.
  • 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu’na Aykırı Olarak 51/g Pazarlık Usulü ile İhale Yapılması… Mülkiyeti Belediyeye ait olan “Bakırköy İlçesi Florya Mevkii 81 Pafta 201 Ada 3 Parselde Akvaryum, Otopark, Aquapark (Su temalı eğlence ve eğitim parkı), Yunus Gösteri Merkezi, Bilim Merkezi, Alışveriş Merkezi, Imax Sinema Yapılması ve İşletilmesi İşi” nin, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine aykırı olarak Belediye Encümeninin 06.11.2007 tarihinde(Karar S.2161-942) gerçekleştirmiş olduğu pazarlık ihalesi neticesinde; 80.000.000,00 TL yatırım tutarı ile birlikte yıllık 4.510.000,00 TL +KDV işletme bedeli ile İstanbul Akvaryum Tur.Tic.Ltd.Şti.’ne ihale edildiği görülmüştür. Ancak; bahse konu ihalenin, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 51/g maddesine istinaden pazarlıkla yapılması mümkün değildir.
  • Beykoz Belediyesi’nin Orman Bölge Müdürlüğü’nden Kiralamış Olduğu Taşınmazın, Sözleşmeye Aykırı Olarak Beykoz Belediyesi’nden Kiralanmış Olması… Beykoz Belediyesi ile İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan “Ömerli Orman İşletme Şefliği Amenajman Planı 8 ve 9 Numaralı Bölmeler Mevkiinde, 6831 sayılı Orman Kanunu’na Tabi Alan Üzerinde Bulunan Yapı ve Tesislerin Kiralanması” konusunda 15.07.2009 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Kiralama bedeli olarak İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’ne yıllık 253.000 TL ödenecektir… Eğer isteniyorsa sözleşmenin kısmen veya tamamen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devrinin mümkün olduğu ifade edilmiştir. Ancak, buna rağmen 10.05.2013 tarihinde Beykoz Belediyesi ile yapılan kira sözleşmesi uyarınca söz konusu taşınmaz, yıllık 2.500.000 TL bedel üzerinden kiralanmıştır.

2015

  • (Beltur) Şirket Yönetim Kurulu Üyesinin şirketle ilgisi Olmayan Yurtdışı Görevi için Ödeme Yapılması
  • Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Müdür ve Yardımcıları ve Koordinatör, Müdür, şef Olarak Çalışan Personel ile Bunların Aile Efradına Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Yaptırılması
  • Temizlik ihalesinde Engelli Temizlik Personeli Çalıştırılması Öngörülmüş Olmasına Rağmen Hakediş Ödemelerinde Bu Durumun Dikkate Alınmaması
  • Kiralama Suretiyle Yemek Hizmeti Sunulan Yer Ġçin Maliyet Hesabı Yapılmaması ve Zarar Edilmesi 
  • 2014 yılı içinde 1.385.460,00 TL lik (KV hariç) satış ve gelir gerçekleştirilmiş olup, yine aynı dönemde kira ve diğer giderler dahil şirketin katlandığı maliyet ise 1.749.745,00 TL (KDV hariç) olarak gerçekleşmiştir. Sonuçta ortaya 2014 yılı için 364.285,00 TL (KDV hariç) zarar gerçekleşmiştir. 2015 yılı içinde ise; 2.042.980,00 TL lik (KV hariç) satış gerçekleştirilmiş olup, yine aynı dönemde kira ve diğer giderler dahil şirketin katlandığı maliyet ise 2.744.901,00 TL (KDV hariç) olarak gerçekleşmiştir. Sonuçta ortaya 2015 yılı için 701.920,00 TL (KDV hariç) zarar gerçekleşmiştir.
  • Kiralanan Yerle ilgili Mevzuata ve Ticari Hayatın Gereklerine Aykırı Olarak Ciro Paylaşımının Benimsenmesi… 
  • Kamu Hastanelerine Ait Yerlerin Kiralanmasıyla ilgili Sözleşmelerde Mevzuata Aykırı Hükümlere Yer Verilmesi
  • (Halk Ekmek) Şirket İki Avukat Çalıştırmasına Rağmen, şirket Lehine ve Aleyhine Açılmış Davaların Bunlardan Sadece Birisi Tarafından Takip Edilmesi… Yurtdışına Görevli Giden Personelin şahsi Harcamalarının şirket Bütçesinden Ödenmesi

TARTIŞMA KONUSU OLAN RAPORLARDA NELER VARDI?

Belediyede yaşanan usulsüzlüklerin oldukça küçük bir bölümünü içeren bu bilgiler yıllardır ülkede “gündem” olmazken, 23 Haziran seçimlerinin öncesinde yaşanan tartışmalar sırasında raporlar birden önem kazandı.

Peki, tartışma konusu olan 2017 raporunda neler vardı?

Sayıştay’ın hazırladığı İSKİ’nin 2017 yılı denetim raporunda;

Kurumun kamu yararına çalışıp çalışmadığı belli olmayan derneklere indirimli veya ücretsiz su sağladığı ve bundan dolayı 18 milyon lira zarar ettiği belirlendi.

Yine Sayıştay raporuna göre,

  • İBB’ye ait 2378 adet taşınmaz kanuna aykırı olarak başka kurumlara tahsis edildi ve bu işgaller dolayısıyla kira da alınmadı.
  • 2017 yılında yaklaşık 208 milyon TL’lik alacağın sadece 44 milyon TL’si tahsil edildi. 
  • İspark tarafından işletilen 225 otoparkın sadece 52 tanesinin ruhsatlı olduğu, İspark dışında kalan 719 adet otoparkın ise ruhsatsız olduğu tespit edildi.
  • Bayrampaşa Otogarı’nda 868 iş yerinden sadece 300 tanesinin ruhsatlı olduğu belirlendi.
  • KİPTAŞ’ın 2016 yılı faaliyeti nedeniyle İBB’ye aktarması gereken 219 milyon TL’lik net kar payı 2017 yılı sonuna gelindiğinde aktarılmamış, önceki yılların karıyla birlikte yaklaşık 266,5 milyon TL’nin hala tahsil edilemediği belirlendi.
  • İBB, İSKİ ve İETT’nin çok sayıdaki taşınmazı özel şirket olan elektrik dağıtım şirketlerine bedelsiz tahsil edildi. İETT mülkiyetinde bulunan ve kayıtlı değeri 157 milyon TL olan taşınmazın söz konusu şirketlerin fiili kullanımında olduğu, İETT’ye herhangi bir bedel ödenmediği kaydedildi.

CHP tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusunda eski İBB Başkanı Kadir Topbaş, eski İBB Başkanı Mevlüt Uysal, İSKİ Genel Müdürü Fatih Turan, İETT Genel Müdür Ahmet Bağış ve Arif Emecan ile ilgili birim yöneticileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlarından dava açılması talep edildi.

AKP’nin İstanbul’daki yolsuzluk ve usulsüzlük hikayeleri

5-) İstanbul’a ihanete devam: Üç gökdelen daha geliyor…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan Kiptaş, Etiler Polis Okulu arazisi üzerine üç gökdelen yaptırıyor.

Erdoğan yakın geçmişte; ‘İstanbul’a ihanet ettik’ itirafından bulunmuştu. Kiptaş’ın projesi ‘ihanete devam’ yorumlarına yol açtı.

Erdoğan:

”Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, ihanet ettik, hâlâ da ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum.”

Erdoğan’ın yatay mimari uyarısına rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan Kiptaş, Etiler Polis Okulu arazisine üç gökdelen yaptırıyor.

İstanbul’un en değerli arazilerinden biri olan Beşiktaş’taki Etiler Polis Meslek Yüksekokulu’nun 31 bin 885 metrekarelik arsasına inşa edilecek proje belli oldu. KİPTAŞ arazide yapılacak inşa için Astaş ile Yapı & Yapı şirketleriyle anlaştı. Üç gökdelenin yükseleceği projede büyük bir alışveriş merkezi de yer alacak.

Etiler Meslek Yüksekokulu için Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) arasında yapılan protokol sonucu arazi İBB’ye devredilmişti. İBB, Etiler’deki toplam 31 bin 885 metrekare büyüklüğündeki Polis Meslek Yüksekokulu arazisi için 4 Nisan 2018’de ihale düzenledi. Tahmini bedeli 1 milyar 356 milyon 600 bin lira olarak belirlenen ihaleye Kiptaş, Gür Yapı-Cengiz İş Ortaklığı, YDA İnşaat ve Kalyon İnşaat olmak üzere 4 firma katıldı. İBB’nin şirketlerinden Kiptaş”, idare payı geliri 1 milyar 388 milyon 520 bin lira olmak üzere toplam 2 milyar 666 milyon liralık teklif sunarak ihaleyi kazandı.

Kiptaş, daha sonradan arazi üzerinde hayata geçirilecek projenin yapım işini Vedat Aşçı’nın sahibi olduğu Astaş ile Zafer Yıldırım’ın sahibi olduğu Yapı & Yapı ortaklığına verdi. İhalenin yapım ihalesinin ne zaman ve hangi şartlarda gerçekleştirildiği belirsizliğini korurken, yetkililer süreçle ilgili bilgi vermedi.

40 METRE OLMASI BEKLENİYOR

Edinilen bilgiye göre, yükseliği 35 ile 40 kat arasında değişen 3 gökdelenden oluşan projenin iki blokunda 251 rezidans yer alacak. Dünyanın en lüks şehirlerinde otel ve rezidans işletmeciliği yapan Mandarin Oriental Hotel Group ise bir kuleyi 156 oda, 16 süitten ve üç restoran oluşan bir otel olarak işletecek. 2022 yılında tamamlanması beklenen dev projenin altında ise ticari ünitelerin yer alacağı üç katlı bir alışveriş merkezi yer alacak. Etiler projesi, Astaş’ın Bodrum’daki lüks projesiyle ve İstanbul Kuruçeşme’de Boğaz’a nazır inşa edilen otelinden sonra Mandarin’in Türkiye’deki üçüncü girişimi olacak.

İMAR PLANI DEĞİŞMİŞ, YÜKSEKLİK SERBEST BIRAKILMIŞTI

Etiler Polis Meslek Yüksek Okulu, Beşiktaş Rumelihisarı Mahallesi’nde 13 bin 199 metrekarelik 2011 ada 29 parsel ile 18 bin 686 metrekarelik 271 parsel üzerinde bulunuyor. Toplam 31 bin 885 metrekarelik alana sahip olan arazide bulunan polis okulu, riskli alan ilan edilmesinin ardından 2014 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Okulun üzerinde bulunduğu arazi, İçişleri Bakanlığı’yla yapılan protokolle İBB’ye devredildi. Bedeli yaklaşık 430 milyon TL olarak belirlenen arazinin imar planı değiştirilerek ticaret ve hizmet alanı ilan edildi. Verilen 2.5’lik emsal ile arazi üzerinde 100 bin metrekarelik inşaat hakkı sağlandı. Yapılacak inşaatların yüksekliği de serbest bırakıldı. Plan değişikliği ile okul arazisine AVM, rezidans, restoran, mağaza, otel yapımına izin verilmiş oldu. Etiler Polis Meslek Yüksekokulu, takipsizlikle sonuçlanan 17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu sürecinde internete sızan kayıtlarda da gündeme gelmişti.

Son yıllarda hem seçimler öncesinde hem de şehircilik ile ilgili organizasyonlarda yaptığı konuşmalarda yatay mimari vurgusu yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “İstanbul’a ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz” demişti

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ? 

3 Şubat 2019

”Bütün belediye başkan adaylarına şunu söylüyorum. Biz şunu bileceğiz. İnsanoğlu topraktan uzak olmamalı. Toprağa yakın olmalı. Öyle 50 kat, 60 kat, 70 kat bir mimari, aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun bir mimari değildir. Dikey mimari insan ilişkilerini de ortadan kaldırıyor, bu yapılarda oturanlar birbirini tanımıyor.”

8 Kasım 2018

Diyoruz ki dikey mimari yok, yatay mimari. AK Parti’nin çevrecilik, şehircilik anlayışı bu, bunu göstermemiz lazım.

7 Kasım 2017

Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton, beton, beton. Orada ruh yok, huzur yok. Bu huzuru yeniden bulmak için biz yöneticiler başta olmak üzere tüm belediyelere çok ciddi işler düşüyor.

21 Ekim 2017

40 kat, 100 kat binalar yapmak sizi medeni yapmıyor ama biz de bu tuzağın içine düştük. İstanbul gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum.

1 Temmuz 2016

İstanbul’a çok yanlışlar yaptık. Onu da söyleyeyim. Ucube inşaatlar yaptık. Bu ucube inşaatlarla maalesef İstanbul’umuzun o güzelliğine bizler yanlışlık yaptık.

6-) Etiler Meslek Yüksekokulu arazisi satıldı: AVM ve rezidans yapılacak

İstanbul’un en değerli arazilerinden olan Beşiktaş’taki Etiler Polis Meslek Yüksekokulu’nun 31 bin 885 metrekarelik arazisi, 1 milyar 388 milyon 520 bin TL’ye Kiptaş’ın oldu. Kiptaş’ın teklifinde toplam satış geliri 2 milyar 660 milyon olarak belirlendi. Araziye, rezidans, AVM ve otel yapılacak. Etiler Polis Meslek Yüksekokulu, 17-25 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu sürecinde internete sızan kayıtlarda da gündeme gelmişti.

İstanbul’daki Etiler Polis Meslek Yüksekokulu’nun 31 bin 885 metrekarelik arazisi bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından hasılat paylaşımı yöntemi ile ihaleye çıkarıldı. Tahmini bedeli 1 milyar 356 milyon 600 bin lira olarak belirlenen ihaleye Kiptaş, Gür Yapı-Cengiz İş Ortaklığı, YDA İnşaat ve Kalyon İnşaat olmak üzere dört firma katıldı. Kalyon İnşaat’ın teklifi ön yeterlilik alamadığı için elendi. İhalede ön yeterliliği geçen üç firmanın teklif zarfları açıldı. İBB’nin şirketlerinden Kiptaş, idare payı geliri 1 milyar 377 milyon 880 bin lira olmak üzere toplam 2 milyar 660 milyon liralık teklif sundu. 

İhaleye, Kiptaş ile Gür Yapı-Cengiz İş Ortaklığı arasında açık arttırma ile devam edildi. Gür Yapı-Cengiz İş Ortaklığı açık arttırmaya katılmayarak ihaleden çekildi. Kiptaş, açık arttırma bölümünde idare payını 1 milyar 377 milyon 880 bin TL’den 1 milyar 383 milyon 200 bin TL’ye çıkardı. İhale Komisyonu’na başkanlık eden İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, İBB’nin gelirini arttırmak için KİPTAŞ’tan teklifini arttırmasını talep etti. KİPTAŞ da İBB’nin alacağı payı 1 milyar 388 milyon 520 bin liraya çıkarak ihaleyi kazandı.

SATIŞIN GEÇMİŞİ

Etiler Polis Meslek Yüksek Okulu, Beşiktaş Rumelihisarı Mahallesi’nde 13 bin 199 metrekarelik 2011 ada 29 parsel ile 18 bin 686 metrekarelik 271 parsel üzerinde bulunuyor. Toplam 31 bin 885 metrekarelik alana sahip olan arazide bulunan polis okulu, riskli alan ilan edilmesinin ardından 2014 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Okulun üzerinde bulunduğu arazi, İçişleri Bakanlığı’yla yapılan protokolle İBB’ye devredildi. Bedeli yaklaşık 430 milyon TL olarak belirlenen arazinin imar planı değiştirilerek ticaret ve hizmet alanı ilan edildi. Verilen 2.5’lik emsal ile arazi üzerinde 100 bin metrekarelik inşaat hakkı sağlandı. Yapılacak inşaatların yüksekliği de serbest bırakıldı. Plan değişikliği ile okul arazisine AVM, rezidans, restoran, mağaza, otel yapımına izin verilmiş oldu.

Etiler Polis Meslek Yüksekokulu, 17-25 Aralık büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu sürecinde internete sızan kayıtlarda da gündeme gelmişti.

7-) İSPARK’taki yolsuzluk iddialarına ilişkin yeni gelişme

İSPARK’taki yargıya taşınıyor..

CHP’liler İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Kadir Topbaş ve İSPARK yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunacak

Saraçhane’deki belediye binası önünde bir araya gelen CHP’li meclis üyeleri adına basın açıklaması okuyan İBB CHP Grubu Basın Sözcüsü ve İBB CHP’li meclis üyesi Tarık Balyalı, Sayıştay ve Maliye Bakanlığı’na da başvuracaklarını açıkladı. 

Tarık Balyalı açıklamasında:

“İSPARK, o gurur duyulan noktalardan uzaklaşmış, bazı çalışma alanlarında İBB’nin iktidar partisinin kontrolünden çıkmış, hatta kendi içinde bazı yerlerde ‘çeteleşmiş’ grupların olduğu rant odaklı iç çekişmelerin ayyuka çıktığı bir şirket halini almıştır. İSPARK içerisindeki çeteleşmede o noktaya varılmıştır ki mübarek Kadir Gecesi’nde İSPARK, bazı karanlık odaklar tarafından kurşun yağmuruna tutulmuştur.

Bizim elimizdeki bilgi ve belgelere göre yolsuzluk, ortaya çıkarılanların kat ve kat üzerinde. İSPARK’ta yolsuzluk, kurumun her noktasına sirayet etmiş durumda.”

Açıklamaya CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel de destek verdi.

😎 Bakan’ın kardeşine büyük kıyak: Tam 1,5 milyonluk ihale!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın 29 yaşındaki kardeşi Sümeyye Sayan, aldığı ihalelerle servetine servet katıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Fatih Belediyesi’nin AKP’li Meclis Üyesi olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın 29 yaşındaki kardeşi Nazmiye Sümeyye Sayan, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin düzenlediği ihalelerin abonesi olmuş durumda. Sayan, yasalara aykırı şekilde ihalelere giriyor ve zenginleşmeye devam ediyor.

2015-2016 yılları arasında Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin açtığı 3 ayrı “psikolojik destek hizmeti” ihalesinden toplam 1 milyon 30 bin TL’lik iş alan Nazmiye Sümeyye Sayan’a ait DİGİMED Eğitim Danışmanlık Şirketi, 2017 yılında da aynı ihaleyi aldı.

Muhalefet şerhini yazan CHP Gaziosmanpaşa Meclis Üyesi Cengiz Aydoğdu:

”5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 28. maddesine göre belediye meclis üyelerinin görevleri süresince ve görevleri sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle belediye ve bağlı kuruluşlara karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz.. Bu ihaleler etik ve yasal değil..

Kamu İhale Kanunu açısından, bir İBB Meclis üyesinin İSKİ’den AĞAÇ A.Ş.’den BELTUR’dan ihale alması ne ise bir ilçe belediyesinden de ihale alması aynı şeydir. İBB meclis üyeleri ilçe belediyelerinin bütçelerini onaylarlar. Onların iş ve işlemleri ile ilgili komisyonlarda görev, mecliste karar alırlar. Bu nedenle ilçe belediyelerinden ihale almaları yasalara aykırı.”

9-) AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sarraf’ın kaçak villasını yıktırmadı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın Rıza Sarraf’ın Kandilli’deki kaçak villasının yıkımına engel olduğu belirtildi.

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının kilit ismi Rıza Sarraf’ın Kandilli’deki kaçak yapılarını yıkmak için köşküne giren İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin duvarı yıkmasının ardından Boğaziçi İmar Müdürlüğü, kepçeyi köşkten çıkarıp çalışmaları durdurdu. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi CHP’li Hüseyin Sağ:

”Köşkteki kaçak yapılaşmayla ilgili olarak hem Sarraf hem de Boğaziçi İmar Müdürlüğü yetkilileri hakkında geçtiğimiz yıl suç duyurusunda buludum , yıkım işlemlerinin durdurulması, Kadir Topbaş’ın talimatıyla gerçekleşti.

Amerika’yı dolandırmak, bankacılık sahtekarlığı ve kara para aklama suçlamasıyla ABD’de tutuklu bulunan işadamı Rıza Sarraf’ın Türkiye’deki dokunulmazlığı devam ediyor.

Boğaziçi İmar Kanunu’nun 13. maddesinde yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümlerinin hemen yıkılması gerektiği belirtiliyor. Kanunla verilmiş görevi Kadir Topbaş ve ona bağlı bulunan Boğaziçi İmar Müdürlüğü yerine getirmiyor. Bu göstermelik yıkımla suç işliyorlar. Yapılması gereken belli, onaylı projeye aykırı kısımları yıkıp, kesilen ağaçların yerine yenilerini dikip, parasını Sarraf’tan almalılar. Niyetleri imar plan değişikliği yapıp kaçak yapıları yasal hale getirmekse açıklasınlar.”

10-) İBB’den Bilal Erdoğan’ın arkadaşına adrese teslim ihaleler

Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın arkadaşına İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından adrese teslim ihaleler verildiği ortaya çıktı.

‘Kültür A.Ş. ve adrese teslim ihaleler’

Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip’ten okul arkadaşı M. Raif İnan’ın şirketine adrese teslim ihaleler verildi ve toplamda 308 milyon lirayı buluyor..

Bilal Erdoğan’ın arkadaşı İnan’a yapılan kıyakların anlatıldığı yazı şu şekilde:

”İBB kaynaklarının dağıtımını gördükçe ”Gerçekten biz büyük bir ülkeymişiz” diyorum. O kadar büyük paralar sırf iktidara yakın diye dağıtılmış ki yazdıkça şaşırıyorum, şaşırdıkça yazmaya hevesleniyorum. İhaleleri ‘adrese teslim’ yapabilmek için her yol denenmiş.. 

Mesela daha önce size bir isimden bahsetmiştim. M. Raif İnan. Kendisi Erdoğan’ın oğlu Necmeddin Bilal Erdoğan ile birlikte okudu. Kartal İmam hatip mezunu. Yine Bilal Erdoğan’ın kurduğu şu anda da Mütevelli Heyetinde bulunduğu Kartal Eğitim Vakfı Mütelvelli heyetinde de yer alıyor. Vakfın Yönetim Kurulu başkanlığını ise yine Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip okulundan arkadaşı TRT Genel Müdürü İbrahim Eren yapıyor..

Ne var bunda diyebilirsiniz..

Açıklayayım hemen. M. Raif İnan’ın sahibi olduğu A23 Medya ve Yapım Hizm. A.Ş. Bu ismi nereden tanıyoruz? Hani TRT de yayınlanan Vuslat dizisi var. Hah işte onun yapımcısı..

Tabii ki bu kadar değil. M. Raif İnan mutlaka başarılı bir iş adamıdır. Ancak bu şekilde bağlantıları olan kişilerin devlet kurumlarından aldıkları ihaleleri araştırınca hiç şaşmıyor. Hepsi illaki birçok ihaleyi almış oluyor. Daha önce M. Raif İnan’ın almış olduğu bir ihaleyi yazmıştım hatırlayalım..

İBB Destek Hizmetleri Şube Müdürlüğü (2018/562797 ihale kayıt numarası ile) “İstanbul Geneli Muhtelif Organizasyonlar ile tanıtım duyuru çalışmaları ve baskılı işlerin hizmet alım işi”ni (13.12.2018 tarihinde) ihale etti.İşin içeriği; tanıtım ve promosyon hizmetleri ile sergi, fuar ve kongre organizasyon hizmetleri…

Bedeli tam 181 Milyon TL.Belediyenin ihalelerini Belediye iştirakleri alıyor ve alt taşeron firmalara dağıtıyor. Bizler iş alan o firma isimlerini görmek için resmen dedektif gibi çalışmak zorunda kalıyoruz. Çünkü yetkililer bu konuda bilgi vermiyorlar. İhale detaylarında da bu bilgiler yok.. 

Hani yazımın başında sizlere yandaşlara ihale vermek için her yolu denediklerini söylemiştim ya. Bakın size bir örnek vereyim..

İhaleyi düzenleyen kurum Kültür Sanat A.Ş. İhale kayıt no 2019/29152. İhalenin içeriği; ‘Org. kapsamında Teknik hizmetler.’ İhale bedeli 81.7 milyon TL. EKAP’ta veya ihale sitelerinde yer alan bütün bilgi bu. Neden biliyor musunuz? İhale 4734 sayılı ihale kanunun 3-g maddesine göre yapılmış. Yani acil olan işlerde davetiye usulü yapılıyor. Kurumun davet ettiği kişi kim ise sadece o katılabiliyor ihaleye. Hani haberiniz oldu ben de teklif vermek istiyorum falan, kurum ‘yok kardeşim katılamazsın’ diyor.

Çoğumuzun hayatında bile göremeyeceği büyüklükteki 81 milyon TL bedelli ihale işte adrese teslim bu şekilde verilmiş. Acaba işin muhteviyatı nedir ki “acil” kodlu çıkarılmış diye merak ettim. Baktım ki sadece organizasyon işi. Nasıl bir organizasyon ki sel, deprem, yangın acil afet durumlarında kullanılan ihale usulü ile verilmiş?

Sadece bu ihale mi?

Hayır tabii ki. Mesela…İhale Kayıt No 2016/504674. ve ihale Kayıt No 2018/576721 “Kadın ve Adalet Zirvesi Org.” işi. İhalesi yapılmış. İhaleyi yine pazarlık usulü almış firma. Aslında organizasyonu KADEM yapıyor. İhaleyi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yapıyor..

KADEM?

Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı Kadın ve Demokrasi Derneği..

Sonuç olarak…

PlanB’nin sahibi M. Raif İnan, Erdoğan’ın oğlu ile aynı İmam Hatipten mezun, aynı vakıfta çalışıyorlar ve işlerin tamamı da İBB’den alınıyor..

Ne güzel düzen değil mi?

Devam edelim.2019/7716 Org. Kapsamında Sanatsal Etkinlikler 4734/3-G kapsamında2019/7900 Org. Kapsamında Ulaşım Konaklama Ağırlama ve Tanıtım Hizm. 4734/3-G kapsamında.2019/30715 Org. Kapsamında Müzik ve Sahne Etkinlikleri 4734/3-G kapsamında.2019/30741 Muhtelif Broşür ve El İlanı Baskısı 4734/3-G kapsamında.Bütün ihaleler 4734 sayılı ihale kanunun istisna maddesi olan 3-G maddesine göre adrese teslim olarak verilmiş. Sadece yukarıda yazdıklarımızdan ibaret sanmayın..

PlanB organizasyon, -alt taşeron olarak aldığı ihaleler hariç- yüzde 98’i Kültür A.Ş. olmak üzere toplamda 63 ihale almış ve tamamının toplamı 308 milyon TL!

Çok merak ediyorum.Bu ihaleler kişiye özel değil de herkese açık olsaydı ve yaklaşık maliyetin çok altında bedeller çıkmaz mıydı?”

11-) İBB şirketi ihale açtı, yine İBB şirketi kazandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), özel güvenlik görevlilerine verilecek protokol kuralları ve öfke kontrolü eğitimi için 1 milyon 180 bin liralık ihale düzenledi.

İBB şirketi olan İSTGÜVEN’in açtığı ihaleyi, tek başına ihaleye giren İBB şirketi UGETAM kazandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kendi şirketlerine ihale vermeye devam ediyor. 

İBB ve birimlerindeki özel güvenlik görevlilerinin bağlı olduğu İSTGÜVEN-İstanbul Güvenlik A.Ş, 19 Mart 2019 tarihinde özel güvenlik görevlilerine verilecek öfke kontrolü eğitimi için ihaleye çıktı. İhaleyi tek teklifin sahibi olan başka bir İBB şirketi İstanbul Uygulamalı Gaz ve Enerji Teknolojileri A.Ş (UGETAM) kazandı. Toplam 1 milyon 180 bin 600 TL bedeli olan ihale sonucunda şirketler arasında 9 Nisan 2019 ile 8 Nisan 2020 tarihleri arası geçerli olan sözleşme imzalandı.

12-) İBB danışmanların belgesiz harcamalarını bütçeden karşılamış

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, raylı sistemler için hizmet aldığı danışmanların ne gibi bir hizmetin karşılığı olduğu bilinmeyen harcamalarını, belge olmaksızın bütçeden karşıladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin raylı sistem inşaatları için hizmet alımı yaptığı danışmanlara mevzuata aykırı ödemeler yaptığı ortaya çıktı.

Sayıştay denetçilerinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2017 yılı faaliyetlerine ilişkin denetimlerinde raylı sistem inşaatları ve bu hatlarda kullanılacak araçların temini işleri için alınan danışmanlık hizmeti karşılığı yapılan ödemelerde usulsüzlükler tespit edildi.

Sayıştay, özel sektörden alınan danışmanlık hizmetlerine karşılık fazla ve belgesiz ödeme yapıldığını tespit etti.

Sayıştay raporunda, kontrollük, danışmanlık ve mühendislik hizmetlerini açık ihale usulüne uymadan belli istekliler arasından seçerek ihale eden İBB’nin, danışmanların bütün genel masraflarına karşılık olmak üzere “Geri Ödenecek Masraflar” adı altında bir iş kalemi tanımlandığı belirtildi. Şartnamede yer alan bu ifadeden yararlanılarak idari personel masrafları, ofis masrafları, seyahat masrafları gibi masraflar da belediye tarafından üstlenildi. Rapora göre, bu kalemden her hakedişte danışman tarafından gerçekten harcama yapılıp yapılmadığına ilişkin belge de aranmaksızın ödeme yapıldı.

13-) AKP iş başında: Önce imarı değiştirdiler, şimdi satıyorlar!

İstanbul Bakırköy’deki Şükrü Balcı Polis Eğitim Merkezi’nin değerli arazisi satılıyor…

AKP geçen yıl söz konusu arazinin imarını “ticaret ve konut alanı” olarak değiştirmişti. Şimdi de satılıyor. İhale tarihi belli oldu.

İstanbul Bakırköy’deki Şükrü Balcı Polis Eğitim Merkezi arazisi için gerçekleştirilecek ihalenin tarihi de belli oldu.

Emlak Konut 17 Nisan’da söz konusu arsa için ihalenin ilk oturumunu düzenleyecek. İlk oturumda ihaleye teklif verenler belli olurken, kazanan daha sonra yapılacak ikinci oturumda belli olacak.

ÖNCE İMARI DEĞİŞTİ, SONRA SATIŞA ÇIKARILDI

Geçtiğimiz günlerde kapatılan Etiler’deki Polis Meslek Yüksek Okulu arazisinin de ihaleye çıkacağı açıklanmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Etiler’deki toplam 31 bin 885 metrekare büyüklüğündeki Polis Meslek Yüksekokulu arazisi için hasılat paylaşım ihalesi düzenleyecek. Toplam 31 bin 885 metrekare alana sahip arazi için muhammen bedel 1 milyar 356 milyon 600 bin + KDV olarak belirlendi.

14-) Bilal’e yeni hediye: İBB 7,3 milyon TL’ye okçuluk müzesi yaptırıyor

Beyoğlu Okçuluk Müzesi yapımı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinden 7,3 milyon lira çıkacağı belirtildi. İBB’nin Bilal Erdoğan’ın Okçular Vakfı’na destek için yaptığı 16.6 milyon TL’lik harcama da geçtiğimiz haftalarda kamuoyunda tartışma yaratmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Yapı İşleri Müdürlüğü’nün Beyoğlu Okçuluk Müzesi yaptırmak için 3 Aralık 2018 tarihinde açtığı ihale sonuçlandı ve çalışmalar başladı.

İBB’nin yaklaşık maliyetini 8 milyon 394 bin lira olarak belirlediği müze inşaatı ihalesini, 7 milyon 373 bin 332 TL’lik teklifin sahibi Anka Mimarlık kazandı. Firmayla imzalanan sözleşmeye göre müze inşaatının 30 Temmuz 2019 tarihinde bitirilmesi gerekiyor.

Müzede dünya okçuluğu içinde Türk okçuluğunun yeri; tarih öncesi, antik dönem, uzak doğu, batı ve Orta Asya Türklerinden örnekler verilerek anlatılacak. Müzede ok yapımı bölümü de olacak. Müzede savaşlarda okçular, ok atma müsabakaları canlandırmalarla anlatılacak.

Müzenin ‘Okçuluğun dini ve kültürel önemi’ bölümü de yer alacak.

Bu bölümde hadisler ve divan edebiyatından örnekler verilecek. Okmeydanı ve okçular Tekkesi bölümü de bulunacak. Müze için 2017 yılında açılan ihale ile 75 bin TL’ye fikir projesi hazırlatılmıştı. 2018 yılında da uygulama projesi için 430 bin liralık ihale düzenlenmişti.

İBB’den Ensar’dan sonra en çok yardım alan vakfın 16.6 milyon TL ile mütevelli heyetinde Bilal Erdoğan’ın bulunduğu Okçular Vakfı olduğunu belirtilmişti.

İBB’nin 2018 için hazırladığı ama yayımlamadığı STK (Sivil Toplum Kuruluşu)-Okul-Yurt Faaliyeti Raporu’na göre İBB, Okçular Vakfı’na bakım, onarım, tamirat, gezi ve proje desteği olarak 16.6 milyon TL’lik yardımda bulunmuştu.

15-) İBB’den milyonluk ihale almıştı: Binali Yıldırım Cübbeli Ahmet’le buluştu

AKP’nin İBB adayı Binali Yıldırım’ın İsmailağa tarikatını ziyareti sırasında kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’yle de bir araya geldiği ortaya çıktı.

Yıldırım ziyaretle ilgili paylaşımda bulunmazken, tarikatın sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarda da ikilinin yer aldığı karelere yer verilmedi. Ünlü’nün damadının şirketi İBB’den milyonluk ihale almıştı.

AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım’ın İsmailağa tarikatını ziyaretiyle ilgili tarikattan paylaşılan görüntülerde yer verilmeyen bir detay ortaya çıktı.

Binali Yıldırım’ın bu ziyarette kamuoyunda Cübbeli Ahmet diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ile de bir araya geldiği anlaşıldı.

Cübbeli Ahmet, son olarak İBB’de damadına verilen milyonluk ihaleyle gündeme gelmişti. İstanbul Yarı Maratonu organizasyonu için İBB şirketlerinden Spor İstanbul tarafından düzenlenen 1,8 milyon liralık ihale, Ahmet Mahmut Ünlü’nün damadının şirketine verilmişti.

Ziyaret sonrası tarikatın hesabından yapılan paylaşımda Yıldırım’ın Ünlü ile aynı karede yer aldığı fotoğrafların yayımlanmamasının nedeninin bu ihale olduğu yorumları yapıldı.

Resmi Twitter'da görüntüle
Resmi Twitter'da görüntüle
Resmi Twitter'da görüntüle

Ziyarette Yıldırım’a eski Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı da eşlik etmişti.

Yıldırım’ın ziyareti sırasında Cübbeli Ahmet’le çekilen fotoğrafı:

16-) İBB 6,3 milyonluk ağaç sulama işini AKP’li yöneticinin şirketine verdi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 6.3 milyon liralık ağaç sulama ihalesi, AKP’nin Kağıthane yöneticisine ait şirkete verildi. Daha önceki yıllarda İBB’nin aynı iş için açtığı milyonlarca liralık ihaleyi de AKP’li ilçe yöneticisi Eyüp Delibaş’ın büyük ortağı olduğu aile şirketi Hüseyinoğlu Peyzaj Şirketi almıştı.

İBB şirketlerinden İSTAÇ, ağaçların ve çalıların sulanması işi için 28 Mart günü ihale düzenledi.

İhaleyi 6 milyon 399 bin 999 liraya Hüseyinoğlu Peyzaj Dekorasyon İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi kazandı. Şirket ile 11 Nisan 2019 tarihinde sözleşme imzalandı.

Sözleşmeye göre; İstanbul’da 15 Mayıs’tan 15 Ekim’e kadar ağaç ve çalıların sulama işi bu şirket tarafından yapılacak.

DİKKAT ÇEKEN AYRINTILAR

İBB şirketinden yıllardır milyonlarca liralık ihaleler alan bu şirketin büyük ortağı İTO kayıtlarına göre Eyüp Delibaş.

Şirketin sermayesi 500 bin TL. Delibaş ailesine ait olan şirketin büyük ortağı Eyüp Delibaş, AKP Kağıthane İlçe Yönetim Kurulu Üyesi. AKP ilçe örgütünde sivil toplum ve halkla ilişkilerden sorumlu yürütme kurulu üyesi olan Eyüp Delibaş, Hüseyinoğlu Peyzaj Şirketi’nin aynı zamanda genel müdürü. 1995 yılında Nurdan İnşaat Oto Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adıyla kurulan aile şirketi, 2010 yılından beri Hüseyinoğlu Peyzaj Dekorasyon İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adıyla faaliyetlerine devam ediyor.

SON İKİ İHALEYİ DE AYNI FİRMA ALDI

Söz konusu şirket, daha önce İBB şirketi tarafından ağaç ve çalıların sulanması işi için açılan ihaleleri de kazanmıştı.

2018 yılında açılan ihaleyi 5 milyon 654 bin 284 lira teklif veren Hüseyinoğlu Peyzaj almış ve yine mayıs-ekim arası için sözleşme imzalanmıştı. 2016 yılında da fidan temini, dikimi, fidanların ve yeşil alanların sulanması, sulama tesisatının bakımı işlerini yaptırmak için ihale açılmıştı.

Bu ihaleyi de Hüseyinoğlu Peyzaj, 7 milyon 350 bin liraya almıştı. Sözleşme de 1 Temmuz 2016-31 Aralık 2017 tarihleri arasını kapsıyordu.

17-) Üsküdar’ın en değerli arazisi 550 milyon liraya satıldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Üsküdar Bulgurlu’da bulunan arazisini 550 milyon liraya İGDAŞ aldı.

İstanbul’un Üsküdar ilçesi Bulgurlu Mahallesi’nde İGDAŞ İkmal Müdürlüğü’nün bulunduğu ve pazar alanı olarak da kullanılan İBB mülkiyetindeki 29 bin 664 metrekarelik arazi için, ihale yapıldı.

Büyükşehir Belediyesi’nde basına kapalı olarak yapılan ihaleye sadece İGDAŞ katıldı.

İGDAŞ, 550 milyon lira bedelle arazinin yeni sahibi oldu.

18-) Bilal istiyor, Büyükşehir veriyor: İstediği arazi 2 yıl sonra yurt alanı oldu!

Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜRGEV’in, üstü örtülen 17- 25 Aralık Soruşturması’ndan önce istediği arazi 2 yıl sonra yurt alanı ilan edildi. Üsküdar Ünalan Mahallesi’ndeki hazineye ait alana ilişkin kararı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi aldı.

Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetim kurulunda yer aldığı TÜRGEV’in, üstü örtülen 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması’ndan önce istediği arazi 2 yıl sonra yurt alanı ilan edildi.

Üsküdar Ünalan Manallesi’ndeki hazineye ait söz konusu alana ilişkin kararı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi aldı.

Ünalan Mahallesi Muhtarı Mezengül Şimşek arazinin yeşil alan yapılması için imza topladığını belirterek ‘Orası mahallemizin tek nefes alma noktasıydı’ dedi.

Üsküdar Ünalan Mahallesi’nde yer alan toplamda 55 dönümlük alan 2001 yılında Şampiyon Spor Tesisleri’ne 49 yıllığına kiralanarak üzeri- ne spor tesisi yapıldı. Arazi üzerine 3 halı saha, 2 tenis kortu, yüzme havuzu, hamam, sauna, fitness merkezi, otistik engelliler için rehabilitasyon merkezi, düğün salonu ve helikopter pisti inşa edildi. Mahalle sakinlerinin de kullanabildiği alanda, onlarca ağaç bulunuyor.

Ancak 12 Kasım 2013 tarihinde Maliye Bakanlığı’na başvuran TÜRGEV, yurt inşa etmek için alanın kullanım hakkının kendisine verilmesini istedi. Yaklaşık 30 kişinin çalıştığı tesislerin sözleşme süresi dolmadan mahkeme kararı çıkartıldı. Özel sosyal ve kültürel tesis alanı ilan edildiği iddia edilen arazi geçen yıl zorla boşaltıldı. Bilal Erdoğan’ın da 2014 yılının mart ayında bölgeye gelerek keşif yaptığı öne sürüldü.

YURT YAPILACAK

Tesisin zorla boşaltılmasından 1 yıl sonra İBB Meclisi şubat ayı oturumlarına alanı ilişkin tartışma yaratacak bir teklif geldi. Teklifte söz konusu alanın “Özel Sosyal Kültürel Tesis Alanı” çıkartılarak yurt ve zeminaltı otopark yapılması istendi. Teklifte alan içerisinde Anadolu imam hatip lisesinin de bulunduğu belirtilerek kamu yararı gerekçesiyle yurt yapılmasının uygun olduğu belirtildi. İBB Meclisi’nde tartışmalara neden olan teklif CHP’li Meclis üyelerinin “ret” oyuna karşın AKP’li Meclis üyelerinin oylarıyla kabul edildi.

MUHTAR: ‘BİZİM YEŞİL ALANA İHTİYACIMIZ VAR

Ünalan muhtarı Mezengül Şimşek 1 aydır arazinin yeşil alan kalması için imza topladığını belirterek şöyle konuştu: ”Egzoz dumanı içindeyiz. Burası bizim nefes alabildiğimiz, spor yapabildiğimiz tek alandı. Mahalle sakinleri yürüyüş yapmak için Ataşehir Örnek Mahallesi’ne gidiyor. Buranın yeşil alan yapılması için belediyelere de başvurdum. Park olsun altına gene otopark yapılsın. Burada zaten 7 tane yurt var. Bizim yeşil alana ihtiyacımız var.”

19-) AKP’nin ‘şampiyonu’ Rıza Sarraf tarihi binalarda yasadışı kat çıkıp istediği gibi restore ediyor

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonun kilit ismi Rıza Sarraf’ın Kanlıca’daki yalısına kaçak kat çıkması ve asansör eklemesinin ardından, “yıkılamaz” kaydı olduğu ileri sürülen Kandilli’deki tarihi köşkü yıkarak bir kat fazla ve aslına uygun olmayan şekilde yeniden inşaa ettiği ileri sürüldü.

AKP’nin ihracat “şampiyonu” olarak ödül verdiği ve 17 Aralık yolsuzluk operasyonunun kiliti ismi Rıza Sarraf’ın Boğaz’daki yalısına kaçak kat çıkması ve asansör eklemesinden sonra, Kandilli’de satın aldığı köşkü de yıkarak aslına uygun olmadan yeniden inşa ettiği ileri sürüldü.

Kanlıca’daki yalıya kaçak kat çıkılmasının ardından, tadilat projesine onay veren Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, denetimden sorumlu Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nden projenin dışına çıkılıp çıkılmadığı konusunda bilgi istedi. Kurul, ayrıca Sarraf’ın Kandilli sırtlarındaki tarihi köşkündeki yenileme çalışmalarının da denetlenmesini istedi. Boğaziçi İmar Müdürlüğü ekipleri önce Rıza Sarraf-Ebru Gündeş çiftinin yaşadığı Kanlıca’daki Mehmet Arif Bey Yalıları’na gitti. Kaçak yapılaşma ve yasaya aykırı restorasyon işlemleriyle ilgili tespitlerini yaptı ve rapor haline getirdi. Ardından, Sarraf’ın Cem Kozlu’dan 25 milyon dolara satın aldığı Kandilli’deki tarihi köşk ve arazisindeki çalışmaları denetlemeye giden ekipler 1986 yılında korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenen köşkü yıkıp yenisini inşa etmeye başlayan Rıza Sarraf’ın fazladan bir kat inşa ettiği ve köşkü aslına uygun yapmadığını tespit etti. Ayrıca, bahçedeki ağaçların kesilip yerine üç katlı betonarme bir yapı inşa edildiğini gören Boğaziçi İmar Müdürlüğü ekipleri inşaat çalışmalarını durdurdu.

500 BİN LİRA CEZA

Rıza Sarraf’a ait hem Kanlıca’daki iki yalı hem de Kandilli’deki tarihi köşk için hazırlanan denetim raporu 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nın önümüzdeki ay yapılacak toplantısında ele alınacağı ifade edildi. Kurul’un yasaya ve mevzuata aykırı yapılaşma nedeniyle inşaat sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunması bekleniyor. 2960 sayılı Boğaziçi İmar Kanunu’nda tarihi ve doğal güzelliklerin yoğunlaştığı kıyı, sahil şeridi ve öngörünüm bölgesinde doğal yapıyı tahrip eden veya niteliğini bozanların iki aydan bir yıla kadar hapis ve 200 bin liradan 500 bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacağı belirtiliyor.  Kanuna göre, Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün, masrafların iki katı bedeli mal sahibinden tahsil ederek tarihi yapıları aslına uygun hale getirmesi gerekiyor. TCK’nın 186’ncı Maddesi ise, imar kirliliğine neden olanların 5 yıla kadar hapisle yargılanması gerektiğini söylüyor.

BOĞAZDAN HAFRİYAT ÇIKARILDI

Rıza Sarraf’ın yalı ve köşkte yaptığı işlemler ise şu şekilde sıralandı: “Korunması gereken tescilli tarihi eser tamamen yıkıldı. Boğaz öngörünümde yer alan tarihi eserin orijinal çatısı bozularak, çelik konstrüksiyondan kaçak çatı katı yapıldı. Genişlik ve yüksekliği yasalara aykırı şekilde değiştirildi. Kot seviyesini alanın tamamında 6 metre düşürerek, kottan dolayı yeni katlar kazanıldı. Arazinin kot seviyesi düşürülürken çivi çakmanın yasak olduğu Boğaz’da, iş makineleri ve kamyonlarla hafriyat çıkarıldı. Sit alanında topografya bozularak suç işlendi. Arazinin bahçesindeki ağaçlar kesilerek, sit alanına üç katlı yeni beton yapılar yapıldı.” İBB Meclisi üyesi Hüseyin Sağ’ın da hem Sarraf hem de Boğaziçi İmar Müdürlüğü yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduğu ifade edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yapan Sağ, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet edildiği, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde yer alan görevi kötüye kullanma ve aynı kanunun 184. maddesinde bulunan ‘imar kirliliğine neden olma’ suçunun işlendiğine dikkat çekti. Talebi değerlendiren başsavcılık, dosyayı örgütlü ekonomik suçları soruşturma bürosuna gönderdi.

SORU ÖNERGESİ

17 Aralık yolsuzluk soruşturmasına adı karışan Rıza Sarraf’ın, eşi Ebru Gündeşadına 2011 yılında aldığı ve yasa gereği çivi bile çakılması yasak olan Kanlıca’daki tarihi ikiz yalı, İBB Meclisi’nin seçim sonrası ilk oturumunda CHP’li meclis üyeleri tarafından soru önergesi olarak gündeme taşındı. Kanlıca’da, Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen ve 1970 yılında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Envanterine ‘2. Derece Tarihi Eser’ olarak işlenen tarihi Kanlıca Mehmet Arif Bey Yalısı ile ilgili verilen yazılı önergede, “Tarihi yalıya kaçak kat çıkıldığı, zemin katı dış cephesi yıkılarak tamamen camla kapladığı, yalılardaki  ahşap korkulukların sökülerek yerine cam takıldığı, Boğaz’a açılan bahçelerin ise tamamen yıkılarak birleştirildiği,  deniz araçları için iskele yapıldığı, aydınlatma için özel ışıklandırma için 3 ton renkli taş döküldüğü, çatıdaki kiremitlerin kaldırılarak modern çatı yapıldığı, tescilli ağaçların kesildiği, iki yalıyı birbirine bağlayan tüp geçit yapıldığı”, buna ilişkin de, tarihi yalıların eski ve yeni fotoğraflarına bakıldığında net olarak görülen kaçak yapılaşmanın, kamu kurumu görevlilerince görülmediği” iddialarına yer verildi.

YASAL İŞLEM YAPILDI MI

CHP Grubu, Başkanlık Makamı’na havale edilen önergede şu soruları sorup, yanıtlarını ve yapılan işlemlerin belgelerini istedi: “Yalılar ile ilgili sorumlu kamu görevlileri ve kamu kurulu tarafından kaçak yapılaşmayla ilgili yasal işlem yapılmış mıdır? Yapıldıysa gerekleri yerine getirilmiş midir? Belediyemiz ilgili birimlerine Kurul tarafından işlem yapılması için yazı yazılmış mıdır? Yine Tarihi Yalıda yapılan inşaat faaliyetleri ile ilgili ruhsat alınmış mıdır? Ruhsat hangi kamu kurumu tarafından verilmiştir? Anılan yalılarda yapılan inşaat faaliyetleri ile ilgili kontroller yapılmış mıdır? Tescilli Tarihi eser olan yalıda yapılan kaçak yapıları görmeyen kamu görevlileri ve mülk sahibi ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmayı düşünüyor musunuz?”

TOPBAŞ’A HABER VERİYORUZ

CHP’li Hakkı Sağlam, Sait Coşkunoğlu, Coşkun Tanış, Hüseyin Sağ, İsmail Söylemez, Taner Kazanoğlu, Deniz Erzincan, Nadir Ataman ve Aydın Düzgün imzalı soru önergesinde özetle şöyle denildi: “Boğaz’dan kuş uçurtmayan Boğaziçi İmar Müdürü nerede? Niye kendisine emanet edilen tarihi eserleri korumuyor. İşlem yapmayıp, görmezden geliyor. Bir vatandaş çatısında kiremit oynatsa elli tane zabıta gidiyor. Eğer adamına göre muamele yapılıyorsa ki öyle gözüküyor; bu kamu vicdanını yaralar her şey Rıza Sarraf’a serbest gözüküyor. Sayın Topbaş’a bir şey sorulunca ‘Benim haberim yok’ diyor. Olabilir, biz Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi grubu olarak kendisini haberdar ediyoruz.”

20-) Kadıköy’deki Deniz Yıldızı kafe Bilal Erdoğan’a devredildi

Kadıköy’deki Deniz Yıldızı kafeteryası, Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan başta olmak üzere yönetimini AKP’lilerin oluşturduğu TÜRGEV’e devredildi. Kafeterya İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın talimatıyla zabıtalarca boşaltıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İTÜ Denizcilik Fakültesi Mezunları Sosyal Yardım Vakfı’nın (İTÜ DEFAV) işletmesindeki Kadıköy Beşiktaş İskelesi’nin üst katında bulunan Deniz Yıldızı kafeteryasına el koydu. Kafeterya, yönetim kurulunda Bilal Erdoğan’ın yer aldığı ve 17 Aralık yolsuzluk operasyonunda adının geçtiği TÜRGEV’e devredildi.

Mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kadıköy’deki Beşiktaş İskelesi’nin üst katında bulunan ve İTÜ DEFAV’ın işlettiği Deniz Yıldızı kafeteryasına, İBB zabıtalarınca polis eşliğinde boşaltılarak el koyuldu. Cuma günü öğlenden sonra Kadıköy Beşiktaş İskelesi’ni polis eşliğinde basan İstanbul Büyükşehir Belediyesi zabıtaları işletmede bulunan masa, sandalye ve içeride bulunan diğer eşyalar dışarıya çıkarttı.

Boşaltma kararının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın bilgisi dahilinde verilen talimatla gerçekleştirildiği belirtildi. İBB’li kaynaklar da kafeteryanın TÜRGEV’e devredildiğini doğruladı. Kafeteryanın Topbaş’ın bilgisi dahilinde TÜRGEV’e kiralanacağı iddia edildi.

Kafenin gelirleriyle burs sağlanıyordu

İTÜ DEFAV, Denizcilik Fakültesinde okuyan öğrencilere burs vermek, kariyer yapmak isteyen mezunlara akademik imkan ve mali destek sağlamak, mezunlarından muhtaç durumda olanlar ile eş ve çocuklarına sağlık ve eğitim yardımı yapmak amacı ile 1995 yılında kuruldu.

Vakıf kuruluşundan bu yana 2 bin 264 sosyal yardım, 2 bin 531 akademik burs ve 3 bin 188 öğrenciye destek bursu olmak 7 bin 983 kalem yardım sağladı. Vakıf halen 103 kişiye mali destek sağlamakta.

‘Geri istiyoruz’

Konuyla ilgili açıklama yapan İTÜ DEFAV Başkan Yardımcısı emekli Kaptan Cengiz Karabüber:

”Uzun süreden beri burayı işletiyoruz. Buradan alınan gelir ile yardım faaliyetlerinde bulunuyorduk. Şimdi bu olay yardımlarımıza sekte vurdu. Vakıf üyelerinden aldığımız aidatla yardımlarımızı devam ettirme şansımız yok. İlgililerin, kararlarını bir daha gözden geçirmelerini ve aklı selim bir karar vererek tekrar işletme hakkını bize vermelerini istiyoruz. Bunu yardım ettiğimiz kişiler adına istiyoruz” dedi

21-) AKP’li belediyelerde büyük vurgun

İstanbul’da AKP’li ilçe belediyelerinin denetim komisyonu raporlarının, usulsüzlükler ve yolsuzluklar geçidi olduğu ortaya çıktı. Adrese teslim ihaleler, fahiş fiyata alımlar, gizlenen ihale evrakları AKP’nin belediyecilik anlayışını gözler önüne seriyor.

AKP’li ilçe belediyelerinin 2012 yılındaki icraatlarını denetlemek üzere kurulan denetim komisyonlarının raporlarına düşülen muhalefet şerhleri yolsuzluk iddiaları ile kaynadığı belirtiliyor.

Raporlarda:

”ihale evrakı gizleniyor, doğal afet olmuş gibi ihaleye çıkılıyor, ihaleler adrese teslim yapılıyor, belediye meclis üyeleri ihale alıyor, yaklaşık maliyeti verenle ihaleyi alan firmalar hep aynı, deprem yardımının teslim tutanağı yok, ihaleden önce işi alan şirketler faturalar kesiyor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne borçlar mali tabloda gözükmüyor” iddiaları ayrıntılarıyla yer alıyor.

AKP’nin belediyecilik anlayışını ifşa eden raporların ortaya serdiği AKP gerçekliği ise şöyle

Bahçelievler- Aynı firmaya, adrese teslim ihaleler

Yaklaşık maliyeti 18 milyon 586 bin TL olan sözleşme bedeli 18 milyon 579 bin TL olan 33 aylık Güvenlik Hizmeti İhalesi’ne 23 firma istekli olmuş. Bunlardan dördü ihaleye teklif sunmuş. İhaleye teklif sunan firmalardan Şark Özel Güvenlik Ltd. Şti. evrakının fotokopi olması nedeniyle, UMUT Özel Güvenlik Ltd. Şti.-BELPA Ltd. Şti. birim cetveli fiyatı cetveli olmadığından, VİP Özel Güvenlik ihale yasaklısı olduğundan değerlendirme dışı bırakılmış, geçerli teklif olarak Yavuz Güvenlik Ltd. Şti.’nin teklifi kabul edilmiş ve ihale onun vermiş olduğu teklifle 18 milyon 579 bin 748 TL ile Yavuz Güvenlik’e verilmiş. Raporda, aynı firmanın 2012 yılı içinde 5 milyon 100 bin TL tutarında iki ihale daha aldığı ve tüm ihalelerde benzer “yöntemler” izledikleri belirtiliyor.

Kağıthane- Kamu zararı şüphesi

Yapılan büyük ihalelerin çok yüksek oranda yüzde 45’e varan kırımlarla yapıldığı ve büyük bir kamu zararı oluştuğu iddia ediliyor. Raporda “İhalelerin hak ediş incelemelerinin bağımsız yeminli müşavirler tarafından yapılmasının ciddi yarar getireceğini düşünüyoruz” deniyor.

Sancaktepe- İBB borçları ortalıkta yok!

Sancaktepe Belediye Başkanlığı’nın İBB’ye olan borçlarının mali tablolarda görülmediği belirtiliyor. Toplam rakamın 8 milyon 507 bin olduğu ifade ediliyor.

Pendik- 11 danışmanlı başkan

Pendik’te Belediye Meclisi üyeleri ihale alıyor, Büyükşehir Kanunu’nun başkan danışmanları sayısı 2 milyondan fazla nüfuslu büyükşehirlerde 10 olarak sınırlanmasına rağmen, ilçe belediye olmasına karşın Pendik Belediye Başkanı 11 danışmanla çalışıyor.

Küçükçekmece- Gizlenen ihale evrakları

Raporda denetimin şeffaf yapılmasının engellendiği, istenilmesine rağmen 2012 yılı içerisinde ihale ile satışı yapılan belediye yerlerine ait evraklar, belediye birimleri tarafından komisyona teslim edilmediği belirtiliyor.

Gaziosmanpaşa- İhalede ‘danışıklı dövüş’

Firmalar ihale öncesi anlaştığının belirtildiği raporda “aynı firmaların yaklaşık maliyet teklifi verip aynı zamanda ihaleye girmeleri, ihaleyi kazandığı halde imzalamaya gelmeyerek ihalenin diğer firmaya verilmesi, iki firmanın arasında karşılıklı anlaşma olduğunun açık göstergesidir” deniyor.

Çekmeköy- Afet olmuş gibi ‘çek’

 İstisnai alım yöntemlerine göre doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması halinde idarenin davet edeceği en az üç firma ile ilansız ihale olarak yapılması öngörülüyor. 2012 yılı içerisinde Çekmeköy Belediyesi’nce bu maddeye göre 2 adet ihale yapılmış, ancak raporda “Bu hizmetlerin alımı aşamasında ‘can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden öngörülemeyen’ hangi durumlar olduğu anlaşılamıyor” deniyor.
Çekmeköy Belediyesi’nin “afet olmuş gibi davranarak”, kamu zararına yol açtığı söyleniyor.

Eyüp- Tekliften önce ‘malum olan’ faturalar

Eyüp Belediyesi uygulamalarında yaklaşık maliyeti belirleyen, ihaleye giren ve ihaleyi kazanan firmaların hep aynı olduğu görülüyor.Raporda “Görüşümüze göre Eyüp Belediyesi’nin pazarlık usulü ile ihalelerinin yapılış biçiminde çok temel bir sorun vardır” deniyor.

Öte yandan yapılan deprem yardımlarının teslim tutanağı görülmediği, Van-Erciş’e gönderilmek üzere Erzincan Has Bakliyat-Ertürk Saltabaş’tan alımı yapılan kuru gıda malzemelerinin teslim tutanaklarının ve çıkış kayıtlarının ortada olmadığı, kime, nerede ve ne zaman teslim edildiği belirsizliği belirtiliyor.

Aynı belediyede, Ekim ayındaki yurt dışı gezisi için, Eylül ayında, geziye katılacak belediye grubundan ayrı olarak bilet olan Belediye Başkan Yardımcısı Şengül Kocabaş’a yapılan ödemenin usulsüz olduğu ifade ediliyor.

22-) “Belediye iştirakleri denetlenmesin”

Belediye’nin yıl boyunca yaptığı harcalamaları ve bütçesini denetlemek için meclis üyelerinden oluşturulan komisyonda, AKP’li üyeler iştiraklerin denetlenmemesine karar verdiler.

Belediye Kanunu’na göre ilçe, il ve büyükşehir belediyelerinde Ocak ayında seçimle oluşturulan komisyonlar 2009 yılı bütçe incelemesine başlıyorlar. Kanuna göre en az 3, en çok 5 kişiden oluşturulacak komisyonlarda siyasi partiler meclis üye sayılarına göre temsil ediliyor.

Ancak belde belediyelerinde bile kimi zaman 5 üyeden oluşan denetleme komisyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 3 üyeden oluştu. İkisi AKP’li, biri ise CHP’li üyeden oluşan komisyon yaptığı oylamayla, Belediye bütçesinin büyük kısmını oluşturan iştiraklerin denetlenmemesine karar verdi.

İBB, bağlı kuruluşlar ve iştiraklerden oluşan İstanbul Büyükşehir Belediyesinde iştirakler toplam bütçenin en büyük kısmını oluşturuyor. 2010 bütçesi tahminlerine göre İBB toplam bütçenin %35’ini, bağlı kuruluşlar olan İETT ve İSKİ %28’ini ve iştirakler %36’sını oluşturmasına karşın AKP’li meclis üyeleri “iştirakler denetlemesin” dediler.

Aralarında İDO, İGDAŞ, İSFALT, BİMTAŞ’ın da bulunduğu 23 adet anonim şirketinin denetlemeye tabi tutulmaması iştiraklerin durumu ile ilgili kuşkuların pekişmesine sebep oldu. Kağıt üzerinde anonim şirket oldukları için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca özel hukuk hükümlerine bağlı olarak denetlenen Belediye iştiraklerinde zaten Sayıştay denetimi yapılmıyordu.

Oysa, denetimden kaçılabildiği için Belediye başkanlarının kirli işlerini yaptıkları yer olarak bilinen iştiraklerin çoğunluk hisseleri Belediyelere ait bulunuyor. İştiraklerin yıl içinde neler yaptığının öğrenilmesi için Belediye Kanunu’na göre oluşturulacak komisyonlar dışında denetleyecek başka bir organ yok. Bu yüzden AKP’li meclis üyeleri özellikle bu denetimin de önünü tıkamaya çalışıyorlar.

Sorumluluktan kaçmanın yolu iştirakler

AKP’nin denetim istememesinin sebebi bu şirketlerin hem Belediye’nin kamusal sorumluluğundan kaçması, hem de hizmetlerin özelleştirilmesi için kullanıyor olmasından kaynaklanıyor. Özelikle İDO ve İGDAŞ gibi satılması düşünülen belediye işritaklerinde yolsuzluğun gün yüzüne çıkmaması için denetim istenmezken, Ankara Büyükşehir Belediyesi de sorumluluktan kaçma yolu olarak kullanılıyor.

Vatandaşların peşin ödediği doğalgaz paralarını müteahhit firmalara aktardığı için BOTAŞ’a borcunu ödemeyen Melih Gökçek, seçimlerden önce EGO’yu %99 hissesi Büyükşehir Belediyesi’ne ait olacak şekilde Başkent Doğalgaz’a devretti. Şirketleşme üzerinden kurumu zarara uğrattığını gizlemeye çalışan Gökçek, seçim öncesi “EGO’yu borçsuz hale getirdim” açıklaması yaptı. Başkent Doğalgaz’ın satışının ardından BOTAŞ alacağını tahsil etmeyi düşürken, Gökçek de kalan parayı mütehhitlere dağıtmayı umuyor.

İştiraklerde dönen dolaplar saymakla bitmiyor

Sık sık mal ve hizmet alım ihalelerine fesat karıştırmakla gündeme gelen belediye şirketleri aynı zamanda belediyenin ticarileşmesi, hizmetlerin özelleştirilmesi, taşeronlaşma, işten atmanın kolaylaştırılması, sendikasızlaştırma gibi çok sayıda işe yarıyor. Belediyenin siyaset alanından çıkarılıp müşteri, sivil toplum ve cemaat alanına sıkıştırılmasına yarayan iştiraklerin ihale yolsuzlukları da çoğunlukla seçim dönemlerinde ortaya çıkartılıyor.

Belediyenin büyük miktardaki paraları bir kaç imza ile nasıl kamudan alıp özel firmalara aktardığı geçtiğimiz Mart ayında gerçekleşen yerel seçimlerde ortaya çıkan İSFALT yolsuzluğu ile görüldü. Serdar Kepenek’e ait Eurasfalt şirketine, ne yapacağı belirsiz sözleşmeler üzerinden milyon liralar aktarıldı. Çalışanlar da sigortasız çalıştırıldığı için vergiden de kaçılan bu girişim, yine hiçbir denetime takılmadı. Geçtiğimiz dönemde BİMTAŞ, KİPTAŞ, İSMEK’le ilgili de çok sayıda yolsuzluk gündeme gelmişti.
(soL – Şaban Okyay)

Topbaş, hukuktan şikayetçi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Levent’teki İETT arazisinin satışını engelleyenleri suçlayarak, “engeller olmasaydı kriz döneminde İstanbul rahatlardı” derken, şimdiye kadar gerçekleştirilen usülsüz satışların İstanbullu’ya ne kazandırdığı sorusuna yanıt vermedi.

İstanbul Levent’teki İETT arazisinin, geçen yıldan bu yana devam eden ve açılan davalar nedeniyle sonuçlandırılamayan satış süreci, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın, AKP’nin meslek odalarından duyduğu rahatsızlığı yerel yönetimler açısından da dile getirmesine vesile oldu.

İstanbul’un belediyecilik tarihindeki en geniş çaplı yolsuzluklara imza atan Topbaş, Levent arazisinin, TMMOB’a (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) bağlı kimi odalar tarafından açılan ve henüz sonuçlanmayan davalardan ötürü, Dubai Şeyhi El Maktum’a teslim edilemeyişine ilişkin, ‘İETT arazisini satıştaki hesabımız tutmadı. Çünkü birileri çomak soktu’ dedi.

“İstanbul satılıyor” denebilecek ölçüde değerli olan Levent İETT arazisinin satış süreci hakkında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kadir Topbaş: açılan davaların “atılan birer taş” olduğunu söyleyerek, “para hassas. Para gideceği yerin güvenli olmasını ister. Biz istiyoruz ki, bu ekonomik krizde, Türkiye’yi ve İstanbul’u güvenli bir liman yapalım” dedi.

Topbaş, bu davalar açılmaya devam edilirse, küresel sermayenin İstanbul’da yatırım yapma konusunda bundan böyle daha temkinli davranacağını ileri sürdü. Davaların seyrine ilişkin olarak daha önce de kamuoyuna yanıltıcı bilgiler verdiği bilinen Kadir Topbaş, davaların düştüğünü, bilirkişi raporlarının da arazinin satışı lehine geldiğini iddia etti.

Krizden az zararla çıkmanın yollarından birinin, ekonominin lokomotifi olan İstanbul’daki yatırımlara, piyasalara hareketlilik kazandırmak amacıyla devam edilmesi olduğunu öne süren Kadir Topbaş, yabancı sermayenin “ürkmesi”nden ve satış sürecinin tamamlanması durumunda belediyenin kasasına girecek 1 milyar YTL’nin şu anda ulaşım yatırımlarına harcanamıyor oluşundan, arazinin satışını engellemeye çalışanları sorumlu tutarak, krizin suçunu başkalarının sırtına yükleme konusundaki kayda değer örneklerden birini sergiledi.

Yerel seçim üstü: “Arazi parası çok gerekli”

Topbaş, daha önce katıldığı televizyon programlarında da, arazinin satışına karşı çıkanları suçlamış, “bu kadar değerli bir arazi yeşil alan mı olur? İki kilometre ötede orman var, oraya gitsinler!” demişti. Oysa, Kadir Topbaş’ın planına göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kasasına girecek para nerelere vakfedilmeyecekti ki… Kentin ulaşım sorunlarının çözümü bu paraya bağlıydı, çalışanların ücretleri ve müteahhitlere ödenmesi gereken borçlar… Hepsi halledilecekti.

“İstanbul Belediye Başkanı olmasaydım, emlak ve arazi işi yapardım” sözlerinin sahibi Kadir Topbaş belediye başkanı seçildiğinden beridir, İstanbul’un arazileri ve diğer değerli varlıklarının peşkeş çekilmesi, kentte yaşayan milyonların yoksulluğuna bir çözüm sunmaması bir yana, AKP’nin yerel yönetimlerde sergilediği hukuksuzluğun boyutlarının ortaya konulması açısından da incelenmeye değer…

Arazinin satışındaki ihale skandalı

Levent’teki İETT arazisi, 2007 yılının Mart ayında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı ihaleye en yüksek teklifi veren Dubai Şeyhi El Maktum’un şirketi Sama Dubai ile Zorlu Holding arasında yapılan açık artırma sonunda, 1 milyar 156 milyon YTL’ye Sama Dubai’ye satılmıştı. Satışın ardından, araziye “Dubai Kuleleri” adı yakıştırılan iki adet gökdelen inşa edileceğinin açıklanmasıyla birlikte, İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi, İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası ve İstanbul Şehir Planlamacıları Odası tarafından, ihaleye ve imar planlarına ilişkin davalar açıldı.

Açık artırmanın ardından tanınan ödeme süresinin bitiminde, İstanbul Şehir Planlamacıları Odası’nın arazinin imar durumunun iptal edilmesi için dava açması gerekçesiyle ödemeyi yapmayan Sama Dubai şirketinin devre dışı bırakılarak, arazinin ya ikinci sıradaki şirkete verilmesi ya da ihalenin yeniden açılması gerekirken, bunlar yapılmadı. Dubaili şirketin, aradan 20 ay geçmesine rağmen, parayı Büyükşehir Belediyesi’ne hâlâ ödemediği, davaların sonucunu beklediği biliniyor. İkinci ihalenin açılması durumunda ise, hem yatırdığı 34.5 milyon YTL’lik geçici teminatından hem de ihaleye katılma hakkından mahrum kalacak olan Sama Dubai’nin AKP ile özel bir yakınlığı olduğunu düşündürüyor. Dubaili şirketin, aradan 20 ay geçmesine rağmen, 1 milyar 156 milyon YTL’lik satış bedelini İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ödemeyip davaların sonucunu beklediği belirtiliyor.

Denizlerin değil “satışın piri” Kadir Topbaş

Halkın malı olan ve kamu yararına kullanılması gereken Levent İETT arazisinin satışına karşı açılan kişisel davalar da oldu. İETT eski Genel Müdür Yardımcısı Cemal Acar, arazinin, görevde bulunduğu süre içinde gerçekleşen satış sürecine, suç duyurusunda bulunarak tepki göstermeyi tercih etmişti. Acar’ın, 2001-2007 tarihleri arasındaki altı yıllık görevi süresince, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tanık olduğu yolsuzluk, usulsüzlük ve skandal olarak adlandırılabilecek olayları sıraladığı “Büyükşehir Çalı(şı)yor” adlı kitabının en ilgi çekici bölümünü, Levent İETT arazisinin satışı oluşturuyor.

Arazinin İETT’ye ait olmasına rağmen, belediyenin kendi malıymış gibi satıldığını, bunun yapılabilmesi için en başta arazinin hukuken satın alınması gerektiğini, ancak böyle bir satın almanın gerçekleşmediğini belirten Acar, aynı bölümde çok daha ilginç bir noktayı daha aktarıyor.

İETT’den Büyükşehir Belediyesi’ne satılan söz konusu arazinin, satış ve devir işleminin gerçekleştirilebilmesi için öncelikle İETT’de bir “Encümen Kararı” çıkarılıyor ve kurumun yönetim kuruluna araziyi satış veya devir yetkisi veriliyor. Yalnız, bu işlemlerin, “2581 Sayılı Yasa” çerçevesinde yapılmasına “karar veriliyor”. Encümen kararını imzasıyla onaylayan Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın da encümen üyeleri ve kurum hukukçuları gibi herhangi bir fikre sahip olmadığı anlaşılan ve yanlışlıkla karar metnine giren 2581 sayılı yasa, “Deniz Ticaret Filosunun Geliştirilmesi ve Gemi İnşa Tesislerinin Teşviki Hakkında Kanun” adını taşıyor.

AKP’nin, 2009’un Mart ayındaki yerel seçimlerde yine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterdiği Kadir Topbaş, “Gemi Yasası”yla arazi satma becerisini de göstermiş oluyor…

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top