GENEL

Fidel Castro ve Küba…

”Küba Amerika ile birlikte 1492 yılında keşfedilmiştir.”

Fidel Castro nasıl bir liderdi, diktatör mü yoksa mütevazı bir halk kahramanı mı? 

Küba Sağlık Bakanlığı’nın yetkili temsilcisi, Momentum Cuba Genel Direktörü Gökhan Eşeli anlatıyor…

  • Gökhan Eşeli: 

Fidel Castro’yu en iyi tanımlayan cümlelerden birisini kardeşi Raul Castro ifade etmiştir: ‘Fidel Fidel’dir’. Kısacası, kendi kategorisinde bir şahsiyet…”

”Bana göre Fidel’in üç önemli özelliği var.”

1-) Dava inancı:

”Yani, 82 kişiyle Meksika’dan tekneye binerek, süper güç Amerika’nın desteklediği bir diktatörü devirmek amacıyla yola çıkıyor, Küba’ya ayak bastıklarında gerillalarının çoğu öldürülüyor, toplam 20 kişi ve bu kadar tüfekle dağlara çıkarak, iki seneyi aşkın bir mücadele sonucu devrim yapıyor. Ancak bu mertebede inanç ve azme sahip bir kişilik bu başarıya ulaşabilir. Hangi siyasi görüşten olursanız olun, böyle bir başarıya saygı duyulması gerekir.”

2-) Vizyon:

”Küba’yı uluslararası toplum nezdinde saygın ve gerçek bir devlet haline dönüştüren onun vizyonudur. Bugün, Küba; bilim, tıp, kültür ve spor alanlarında ve az gelişmiş ülkelere yönelik dayanışma politikaları açısından birinci dünya ülkelerine kafa tutabilmektedir.”

3-) Tavizsiz duruş:

”Özellikle Amerika’nın uyguladığı ağır ambargoya ve ülkeye karşı tacizlerine rağmen bir an dahi duruşundan vazgeçmemesidir.”

”Açık söylemem gerekirse, Fidel’in bazı ifadelerini 20 yıl öncesine göre bugün daha iyi anlayabiliyorum. Örneğin; ‘emperyalizm’ kelimesinin ne olduğunu son birkaç yılda Orta Doğu’da yaşananlara bakarak gayet iyi anladım.”

Fidel’in bir halk adamı olduğunu, genel anlamda halkı tarafından sevildiğini, hatta sevmeyenleri tarafından bile saygı duyulduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Eşeli’nin Havana’daki Atatürk büstü önünde çekilen fotoğrafı

Kuşkusuz karşılaştığınız zaman yaptığınız sohbetin ana konusu Atatürk olmuştur. Yüce Önder’le ilgili neler demişti, anımsıyor musunuz?

  • Gökhan Eşeli: 

Fidel Castro, Atatürk ile ilgili o ünlü, ‘Ben de devrim yaptım, ama Atatürk’ün yaptığı inkılapları yapamazdım. Atatürk’ün devrimi bizimkinden daha üstün…’ sözlerini rahmetli Leyla Umar’la birlikte yediğimiz öğle yemeğinde söylemiştir.

Kendisi Atatürk’e hayranlık beslemekteydi. Türkiye’nin tarihteki ve gelecekteki yerinin önemini gayet iyi biliyordu. Fidel, o dönemde Birleşmiş Milletler HABITAT zirvesi vesilesiyle geldiği İstanbul’da gördüğü ilgi üzerine, bürokratlarına Türkiye ile ilişkileri geliştirme talimatı vermiştir.”

Benim de şansım bu dönemde Havana Büyükelçiliği’nin ikinci adamı olarak, Küba’yı ve ülkenin tüm sistemini yakından öğrenme fırsatını yakalamamdır.”

Küba, 1920’lerin başından itibaren kumar turizmiyle geliri artan ülkelerden biriydi. İşsizliğin artması ve gelirin adil biçimde paylaşılmaması ‘devrime’ yol açan nedenlerin başında geliyor.

ABD ile olan iletişimsizlik Fidel Castro’nun toprak reformu kararıyla mı kopma noktasına gelmişti?

  • Gökhan Eşeli: 

”ABD’nin Küba’ya ambargo koymasının ana sebebi, Fidel’in devrimden hemen sonra yaptığı toprak reformu ve yabancı malları millileştirmesi sonucu olmuştur.

Zira, diktatör Fulgencia Batista zamanında kaynaklar bir avuç zenginin ve ağırlıklı olarak Amerikan şirketlerinin elindeydi. Küba halkı fakir, her türlü eğitim ve sağlık hizmetlerinden yoksun idi.”

Küba’nın bu kötü dönemini, esasen refah içinde yetişmiş bir ailenin çocuğu olarak yakından yaşayan Castro’nun, daha sonra neden sağlık, eğitim ve ilime öncelik verdiği ortaya çıkmaktadır.

Fidel Castro ile birlikte

Küba, sosyalist rejimle yönetilen bir ülke. Devletin sübvanse ettiği bazı temel gıda maddeleri yanında Eğitim, sağlık ve barınma devlet güvencesinde ve ücretsiz…

Küba halkı yoksul deniliyor ama mutlu. ‘Yoksulluğu ortak’ paylaştıkları için mi, yani gelir dağılımındaki adaletin mi bu mutluluğu sağladığı söylenebilir?

  • Gökhan Eşeli: 

”Başta gıda olmak üzere tüketim mallarının eksikliği, kişilerin maaşlarının döviz cinsinden düşüklüğü, dolayısıyla da kişilerin harcanabilir geliri gibi önemli reel kriterlere bakıldığında Küba yoksul bir ülke. Diğer yandan, önemli sosyal veriler açısından (eğitim seviyesi, bebek ölüm oranı, kişi başı doktor sayısı, ortalama yaşam süresi vb) bazı birinci dünya ülkelerinden daha ileride.

Küba halkının mutluluğunun temelinde hayata olumlu bakan Latin ve Karayip kültürü yanı sıra sosyal devletin kazançlarının da etkili olduğunu düşünüyorum. Ancak, son yıllarda ülkedeki önemli tüketim mallarının, çoğunlukla dövizle bulunabilmesi halk üzerindeki yükü artırmıştır.

Bir kısım Kübalılar, devletin son yıllardaki mahdut ekonomik açılımları çerçevesinde, ev ve araç kiralama veya restoran sahibi olmak vb. yollarla yerel şartlara göre iyi kazanç sağlama imkanına kavuşmuştur. Buna karşılık doktor, bilim adamı ve bürokratlar ise ortalama ayda 50 USD maaş almaktadır. Yani bir taksi şoförünün cebine, bir üst düzey bürokrat veya beyin cerrahından çok daha fazla para girmektedir. Böylelikle sistemde ikilem ve dengesizlikler ortaya çıkmaya başladı.

Kübalı dostlarımızla yaptığımız günlük sohbetlerimizde bu konudaki şikayetlerine sıkça muhatap oluyoruz. Ama genel anlamda, ‘Kübalılar pozitif ve mutlu yüzlere sahiptir’ demek yanlış olmayacaktır.”

‘Siz tüm bu zorluklara rağmen neden mutlusunuz?’ sorusuna şirketimde çalışan Kübalı elemanımın verdiği cevap: ‘Biz Kübalılar, zaman, tüketim, borç ve yolsuzluğun kölesi değiliz. Ailemiz, dostlarımız, müziğimiz ve istediğimiz yerde yaptığımız dansımız ile özgür ve mutluyuz’…

Sivil toplum örgütlerinin yapılanması, yönetimde gerektiğinde söz sahibi olması, Küba rejiminin ilginç özelliklerinden biri. Bir yerde okumuştum. Sözgelimi, devrim sırasında oluşturulan Devrimi Koruma Komitesi mahallelerde örgütlenen birimleri kanalıyla devrimi korumak yanında sosyal dayanışmanın ön planda olduğu çalışmalar yürütüyorlarmış. Yaşlılara destek olmak, sokak partileri düzenlemek, sosyal güvenlik ile ilgili konularda halka yardımcı olmak, yol göstermek.

SSCB’nin dağılmasından sonra yaşanılan sıkıntıda bu tür oluşumlar mı halkın motivasyonunu yüksek tuttu, “devrimi” korudu, ne dersiniz?

  • Gökhan Eşeli: 

”CDR adlı devrimi koruma komiteleri Küba Devrimi’nin bir nevi tüm ülkeye yayılmış küçük hücreleridir. Küba’da CDR olmayan bir mahalle yok. Bu sivil toplum örgütü, sosyal dayanışmayı sağlamak, bireylerin toplumsal ihtiyaçlarına mikro düzeyde yanıt vermek görevini ifa etmekte, bunun yanı sıra devrim karşıtı faaliyet ve oluşumların ortaya çıkmasını da engellemektedir.

Geçen aylarda devrimci Kübalı gençler CDR’lerin internete taşınması konusunda ilginç bir teklif getirmiştir.

Küba devriminin hala nasıl korunduğu sorusuna kapsamlı bir analiz yapmak gerekir. Sadece CDR’lere bakarak açıklanamaz. Küba’nın tarihini, dış dünyayla ilişkilerini (özellikle de ABD ile), Castro devrimi öncesi ve sonrasını iyi analiz etmek gerekir. Tabii bir de Kübalılar’ın karakterini de iyi tanımak ve anlamak lazım. Tüm bu unsurlar bir arada olmadan devrimin bugün neden ayakta olduğunu anlayamazsınız.

Başta Amerikalılar olmak üzere birçok yabancılar bahsettiğim faktörleri göz ardı ederek on yıllardır yanlış analizlere vardılar.”

Yeni devlet başkanı Miguel Diaz-Canel, Castro ailesinden gelmeyen ama o dönemlerde görev almış bir siyasetçi. Sosyal politikalardan ödün vermeden piyasa ekonomisini hayata geçirmesi mümkün mü? Halk nasıl bakıyor bu siyasi dönüşüme?

  • Gökhan Eşeli: 

”Yeni Devlet Başkanı Diaz-Canel sistemin parçası ve komünist parti kadrolarında birçok önemli görevlerde bulunarak en üst makama oturdu. Yani bilinen ve bu işe hazırlıklı bir şahsiyet. Ancak, Raul Castro’dan hele de Fidel Castro’dan sonra bu koltuğa oturmak kolay iş değil.

Karizmatik, cana yakın ve samimi bir lider görüntüsü vermekte. Havana’da görüştüğüm bürokrat ve yabancı diplomatların ortak fikri siyasete ‘yeni bir tarz’  getirdiği yönünde. Devamlı halkla iç içe ve mütevazı.

Ancak, derin ekonomik sorunlarla boğuşan Küba ekonomisini yeniden yapılandırmadan ve de topyekün bir zihniyet değişikliğine gitmeden Kübalıların refaha kavuşması zor.

Yeni Devlet Başkanı’nın işi zor, zira artık devrimi yapan jenerasyon tükenmek üzere ve dünyanın her yerinde olduğu gibi Kübalı gençler de sosyal medyadan bir şekilde trendleri takip ediyor ve öncelikleri başka.

Küba’nın önündeki en zor sınav; ‘sosyalizmin kazançlarını kaybetmeden, daha dinamik bir ekonomik sistem yaratarak topluma refahı yaymak’. Alt yapısı kötü durumda olan ve ekonomik yapısı değiştirilmesi gereken bir ülke için zor bir süreç. Ancak, Küba bunu hızla gerçekleştirmek zorunda…”

KÜBA KONUSU AMERİKA’DA BİR DIŞ POLİTİKADAN ZİYADE İÇ POLİTİKA MALZEMESİDİR

Son Anayasa değişiklikleriyle Küba Avrupa ülkelerinin önemli bir iş merkezi haline geldi.

ABD Trump sonrası politikasında ilişkileri geliştirmeye pek yanaşmıyor. Bu Küba’nın değil ABD’nin kaybı anlamına gelmez mi?

  • Gökhan Eşeli: 

”Geçen aylarda gerçekleştirilen Anayasa değişikliklerinin ilk aşamada en önemli etkisi psikolojik oldu. Zira, yabancı yatırımların, özellikle de ihracatın artırılarak döviz girdisi sağlanması amacıyla, Küba ekonomisi için elzem olduğu ülkenin en yüksek hukuksal metnine resmen girdi. Yeni Devlet Başkanı da her vesileyle bunun altını çiziyor.

Küba’yla iş yapan bizim gibi yabancı yatırımcılar için önemli bir adım. Yeni Anayasa’da ülkenin önünü açacak bir takım ana prensipler yer alıyor. Bunların her sektör ve alanlardaki kanunlarda detaylı olarak nasıl formüle edileceğine ve en önemlisi uygulamaya nasıl yansıyacağını önümüzdeki dönemde birlikte göreceğiz.”

”Yeni Anayasa’nın yabancı yatırımcıları Küba’ya gelmek için teşvik ettiği ve yabancılarda bir motivasyon artışı olduğu doğru.”

”Trump’un ABD’de iktidara gelmesiyle, Obama zamanında yumuşayan iki ülke ilişkileri tekrar soğudu. Küba konusu, Amerika’da, bir dış politikadan ziyade iç politika malzemesidir. Eğer diplomasi iç politika ve özellikle de seçim / oy malzemesi haline gelirse sağlıksız sonuçlar doğurur. Bu Türkiye dahil tüm dünyada böyledir.

Bence mevcut durumdan hem Amerika hem de Küba kaybediyor. Ancak, Küba daha güçsüz ve küçük bir ülke olduğundan ambargonun maliyeti Küba için çok daha büyük.

Fakat diğer yandan, Küba’ya ambargo uygulamayan güçlü birçok sanayileşmiş ve ileri ülke var. Küba, mevcut sosyalist ekonomik yapısı nedeniyle bu ülkelerle olan potansiyel işbirliğini de gerektiği gibi maksimize edemiyor.”

”İşte bu noktada Küba’nın, ABD ambargosunun yükünü de hafifletecek şekilde daha esnek ve ilerici bir dinamizmle davranması gerektiği kanaatindeyim.”

Küba’da Türk girişimciler var mı, başarılı oluyorlar mı, hangi alanlarda faaliyet gösteriyorlar?

  • Gökhan Eşeli: 

”Türk işadamlarının dünyanın en ücra ve zor coğrafyalarında büyük projeler gerçekleştirdiği göz önüne alındığında Küba’daki girişimci sayımız çok az sayılır. Bunun sebepleri kanaatimce şöyle sıralanabilir:

1-) Tarihi ve kültürel bağlarımızın fazla olmadığı uzak bir coğrafya,
2-) Küba’da İspanyolca bilmeden iş yapmanın getireceği ek yük,
3-) ülkenin mevcut yapısının diğer ülkelere göre yabancı yatırımcıyı, özendirmede eksik kalması,
4-) bürokrasi ve süreçlerin uzun zaman alması,
5-) Küba’yla iletişimin kolay olmaması.

Küba’da iş yapan yabancı iş adamlarının profili genelde bu ülkeyi seven, bir gönül bağı olan, zorluklarına rağmen buradaki potansiyeli gören, kısa değil uzun vadeli düşünen zihniyetlerden oluşmaktadır.

Biraz önce Küba’nın zorluklarını ifade ettim. Ancak, her ülkenin ekonomisi ve iş hayatında kendine mahsus zorlukları mevcut… Yani 2018’de Türkiye’de iş yapmak kolay mı? Bence hiç de değil. Zira, Küba’nın bazı zorlukları esasen orayı iyi tanıyan benim gibi yatırımcıların var olma sebebi. Bu yüzden her şeye olumlu yaklaşmak gerektiği kanaatindeyim.

Florida sahillerinin 90 mil yakınlığındaki Küba’nın insan kaynağı ve birçok alandaki başarılarıyla geleceğine umutla bakmaktayım. Bunu dünyanın zor günlerden geçtiği bir dönemde söyleyebilmek daha da önemli sanırım.”

”Türk iş adamları Küba’da turizm, inşaat ve sağlık alanında girişimler peşindeler.”

Kalkınmada önceliğin eğitimde olduğunu bilen yönetim okur-yazarlık oranını %99.8’e ulaştırmış. Gözlemlerinize göre eğitimde nasıl bir sistem yürütülüyor? Galiba eğitimde fırsat eşitsizliği gibi bir sorun yaşanmıyor?

  • Gökhan Eşeli: 

”Küba’nın en başarılı olduğu alanların başında kuşkusuz eğitim gelmektedir. Ülke, okuma yazma oranı, değişik meslek eğitimlerinin sunulması ve de yüksek öğretim imkanları konusunda çok başarılı bir sistem kurmuştur.

Her Kübalı gerçek bir meslek sahibidir. Küba Devrimi eğitimde fırsat eşitliği sağlamış, bunda çok başarılı olmuştur. Ancak, Küba’nın önündeki önemli sorunların başında, yeni mezun kalifiye gençleri az maaş ile devlette çalışmaya motive etmelerinin yolunu bulabilmeleri meselesidir.

Yani bir biyoteknolji uzmanı yeni mezunun alacağı maaşla hayatını idame ettirmesi çok zor olduğundan, turizm sektöründe garsonluk yaparak belki 10 misli kazanç sağlayabilmektedir. Bu, daha önce de izah etmeye çalıştığım ekonomideki yapısal bozukluktan kaynaklanmaktadır.”

Küba Parlamentosu milletvekili ve eski Devlet Başkanı Raul Castro’nun kızı Mariela Castro Espin ile birlikte

DÜNYANIN VE KAPİTALİZMİN BAŞKENTİ NEW YORK SOSYALİST BAŞKENT HAVANAYLA KANSER AŞILARI KONUSUNDA İŞBİRLİĞİNE GİDİYOR

Bilime verilen önem başka ülkelerden daha fazla. Özellikle tıp alanında AR-GE çalışmalarında dünyayı hayrete düşüren gelişmeler var. Aşılar kanser gibi hastalıkların tedavisinde alınan olumlu sonuçlar bütün dünyada şaşkınlıkla izleniyor. Küba’nın yoğun kısıtlamalara rağmen özellikle kamu harcamalarını sağlık ve eğitim hizmetlerine aktarmasıyla İnsani Refah Endeksi (HDI) yüksek olan ülkeler arasında yer alması önemli.

Sağlık alanındaki gelişmeleri dünyayla paylaşmasında Raul Castro’nun başlattığı reformların rolü var mı?

  • Gökhan Eşeli: 

”Fidel Casto devrimi yaptığının neredeyse ertesi günü ‘bilim ve tıbba önem vereceğiz’ diyerek, ülkede bu altyapıyı oluşturmuştur.

Dünyada kişi başına düşen en fazla doktor sayısı, dünyanın en büyük tıp fakültesi, en fazla doktor ihraç eden ülke sıfatları Küba’nındır. Biyoteknoloji, devrim sonrası oluşturulan sağlık politikalarının ve altyapısının doğal bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır. Küba’nın biyoteknoloji holding’i Bio Cuba Farma’da 30 bin kişi çalışmaktadır.

Raul Castro da, abisinden sonra sağlık ve biyoteknoloji alanındaki yatırımları geliştirmiş ve son yıllarda Küba’nın ortaya çıkardığı etkili ilaç ve ürünlerin oluşmasına liderlik etmiştir.

Küba’nın ekonomik zorluklarına rağmen, ABD’den sonra biyoteknolojide en başarılı ülkelerden biri haline gelmesini kuşkusuz sürdürebilir AR-GE politikaları sayesindedir. Havana şehrinin batısında yeralan biyoteknoloji bölgesinde onlarca laboratuarda yüzlerce bilim adamı yeni ürünleri geliştirmek için çalışmaktadır.

Bundan iki hafta önce Türk basının gözünden kaçan çok önemli bir gelişme oldu. New York eyaleti Valisi Cuomo, Amerika’nın en eski kanser araştırma enstitüsü olan Roswell Park’ın Havana’da Küba devletiyle ortak bir şirket kurduğunu açıkladı. Ve aynen youtube’da yeralan şu ifadeleri söyledi. ‘New York eyaleti ve Roswell Park dünyada kanserle savaşta liderdir. Bu liderliğimizi Küba’nın yaratıcı kanser terapileriyle en zirveye çıkaracağız. Küba aşıları bizim hayalimizdi. Bu vizyonumuzu şimdi uygulamaya sokuyoruz’.

Yani, bu ufak adaya 60 yıldır tavizsiz ambargo uygulayan, muz veya kahve ithalatını dahi yasaklayan, Küba’ya dolar transferlerini yasaklayan, hatta euro transferlerini zorlaştıran ABD, Küba’yla sadece, hem de kendisinin dünyada lider olduğu onkolojide kanser tedavileri konusunda işbirliğine karar veriyor.”

”Dünyanın ve kapitalizmin başkenti New York, sosyalist başkent Havana’yla kanser aşıları konusunda işbirliğine gidiyor. Bu gerçek çok şey anlatıyor.”

”Türk basınında Küba’nın kanser tedavileri konusunda çok şey yazıldı. Maalesef, bilim adamı ve doktorlar dahi konuya tam vakıf değiller. Ben burada biraz eski diplomat sıfatıyla yorumda bulunacağım, dünyada olup bitenlerdeki en önemli bilgi satır aralığında saklıdır. Toplam 1,6 milyon kanser hastasının olduğu ve sadece 500 civarında Onkologun bulunduğu, yani doktorların hastalarına sadece dakikalar ayırabildiği Türkiye’de bu gelişmelerin çok iyi değerlendirmesi gerektiği kanaatindeyim.”

Bu gelişmeler uluslararası ilaç firmalarını korkutuyor mu, Küba Devleti koruyucu önlemleriyle bu liderliğini sürdürebilecek mi?

  • Eşeli: 

‘Küba’nın ilaç ve biyoteknolojideki başarısını ticari alana gerektiği kadar yansıtamadığı bir gerçektir. Bundan en önemli iki faktör:

1-) Amerikan ambargosu nedeniyle uluslar arası şirketlerin Küba’yla iş yapmaktan çekinmesi,

2-) FDA ve EMA gibi ilaç sektöründeki uluslararası normları belirleyen kurumların standartlarını aşabilmenin Küba için oluşturduğu pahalı maliyetleridir.

‘Ancak, buna rağmen Küba ilaçları özellikle son yıllarda bu standartları en iyi şekilde aşarak piyasalara girmeyi başarmaktadır.”

Biyoteknolojide öncelik alan ülkeler arasında. Küba yaşadığı ambargolar nedeniyle bioteknolojiye ağırlık verdi. Bu konuyu biraz daha açalım mı?

  • Gökhan Eşeli: 

”Küba’nın biyoteknolojiye önem vermesi daha önce ifade ettiğim gibi, kamu sağlığı politikalarının bir sonucu olarak doğmuştur. Yani, her vatandaşına bedava sağlık hizmeti sunma iddiası olan bir devletin bunu sürdürebilir kılması için, hele de az öz kaynak ve izolasyon gerçekleriyle karşı karşıya ise, ilaç üretimini kendi başına ve de çok akıllı bir şeklide gerçekleştirmesi gerekmektedir. Küba zaman içinde bu akıl ve vizyonu uygulamaya koymuştur.”

BU SİSTEMİN AVANTAJI SAĞLIK VE BİOTEKNOLOJİ GİBİ HASSAS KONULARDA DEVLET CİDDİYETİ VE GARANTİSİ İLE KARŞI KARŞIYASINIZ

Siz bir Türk olarak Küba ekonomisine nasıl girdiniz, zorlandınız mı? İlişki karşılıklı güvene dayanıyorsa bu güveni nasıl sağladınız? Sizin aracılığınızla kurulan Bioteknoloji köprüsüyle Türkiye de, bu teknolojiyi geliştirme olanağı sağlayabilir mi? Türkiye-Küba ticaret ilişkileri bundan sonra hangi alanlarda gelişebilir?

  • Gökhan Eşeli: 

”Küba’da tüm şirketler devlete ait. Küba vatandaşlarının henüz şirket kurması söz konusu değil. Esasen karşınızda tek bir muhatap var, Küba devleti. Bunun dezavantajları olduğu gibi avantajları da var.

Karşınızda dev bir bürokrasi olunca doğal olarak işler yavaş ilerliyor. Siz işadamı olarak kendi kararınızı çabucak alabilirken, aynı konuda Küba bürokrasisinin değişik kademelerinden karar çıkmasını beklemek zorundasınız.

Bu sistemin avantajı ise, özellikle de sağlık ve biyoteknoloji gibi hassas konularda devlet ciddiyeti ve garantisiyle karşı karşıyasınız. Bu noktada Küba’nın kredibilitesi birçok Asya ülkesinin biyoteknolojide önüne geçiyor. İşin arkasında devletin olması ciddiyeti artırıyor.”

Buna karşılık, turizm gibi hizmet sektöründe işin içinde devletin olması hizmet kalitesini düşürüyor.

”Küba’ya yatırımcı olarak başkalarına göre daha kolay girmemde, öncelikle sistemin beni eski diplomat olmamdan dolayı tanıması ve bana güvenmesi sayesinde oldu. Buna ilaveten ülkeyi, insanını ve en önemlisi lisanını bilmemin avantajları çok.”

MOMENTUM Cuba’nın amacı:

”Küba’daki başarılı bilime dünya standartlarında AR-GE imkanları sunarak, daha verimli üretim teknikleriyle en ileri düzeyde ürünler geliştirmek ve bunları uluslararası alanda marka haline getirmektir. Bu hedef doğrultusunda iki seneye yakın bir zamandır aralıksız çalışmaktayız. Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği milli ilaç politikası ve sağlık turizmindeki hedefleri dikkate alındığında, MOMENTUM Cuba’nın bu politikaların kalbinde yer aldığını düşünüyorum. Kübalı ortaklarımız da, Türkiye’nin jeostratejik konumunu ve Türklerin ticaret anlayışlarındaki başarılarını gayet iyi biliyorlar.”

”İstanbul’daki Kapalı Çarşı 1461 yılında inşa edilmeye başlamış ve hala faaliyet göstermektedir. Küba ise Amerika ile birlikte 1492 yılında keşfedilmiştir.”

”Önümüzdeki dönemde Türk iş adamlarının Küba’ya daha fazla gideceğine inanıyorum. THY’nın da direkt uçuşlarıyla birlikte son iki yıldır iş adamlarımız Küba’ya gözlerini daha fazla çevirmeye başlamıştır.”

Açıklamalarınızdan yola çıkarsak Küba, bir ülkenin kalkınmasının en temel yolunun eğitim ve sağlıktan geçtiğini gösteren bir örnek. Ayrıntılı analizleriniz için teşekkür ediyor, size çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. 

Nurzen Amuran

odatv.com

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top