GENEL

TÜRKİYE RAPORU!

Uluslararası sivil toplum örgütleri de BM’ye raporlarını sunmuş durumda.

Avrupa insan hakları örgütlerinden Birleşmiş Milletler’e Türkiye raporu

Birleşmiş Milletler, birkaç ay içinde Türkiye’de darbe girişiminden sonra yaşanan insan hakları ihlalleri ile ilgili kapsamlı bir rapor yayımlayacak.

Türkiye mercek altına alan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Ocak sonu Türkiye ile ilgili Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) raporunu açıklayacak.

Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) raporu: Her 5 yılda bir yayımlanıyor. Bütün ülkelerin, insan haklarını güçlendirmek için aldıkları önlemleri ifade etmelerini sağlıyor.

Türkiye’nin durumu, 47 üyeli İnsan Hakları Konseyi’nde incelenecek, tüm BM üyesi ülkeler toplantılara katılıp müdahale edebilecek.

Uluslararası sivil toplum örgütleri de BM’ye raporlarını sunmuş durumda.

Sivil toplum örgütlerinin BM’ye sunduğu ortak rapor…

Dünyanın dört bir tatafında bulunan sivil toplum örgütleri, Türkiye ile ilgili Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) hazırlığı çerçevesinde rapor Birleşmiş Milletler’e sundu.

‘Türkiye’de ifade özgürlüğü ile ilgili UPR ortak sunumu’ adında bir rapor hazırlayan Sivil Toplum Örgütleri;

  • İnternational Observatory of Human Rights (İOHR),
  • The Press Emblem Campaign (PEC),
  • London Advocacy Group (LAG).

17 Temmuz 2019 tarihinde Birleşmiş Milletler’e sunulan 14 sayfalık metinde yer alan bilgiler;

  • Birçok gazetecinin cezaevinde bulunduğu,
  • Birçok kişinin sosyal medyada yaptıkları paylaşımdan dolayı gözaltına alındığı,
  • Avukat ve hakimlerin görevlerinden ihraç edilmesi,
  • İnsan hakları aktivistlerinin hedef gösterilmesi,
  • 2017 yılında ‘cumhurbaşkanına hakaretten 20 bin 539 soruşturma açıldığı’ bilgileri yer alıyor.

Söz konusu STK’ların kaleme aldığı rapordan başlıklar…

  • Hükümet, medya gruplarının kendine yakın olan işadamlarına satışında rol oynadı…
  • Yabancı kökenli gazetecileri sınır dışı etmek için basın kartları yenilenmedi veya iptal edildi…
  • 15 Temmuz’dan sonraki altı aylık dönemde, 3 bin 710 kişi sosyal medya paylaşımları nedeniyle adli süreçlerle karşı karşıya kaldı..
  • 27 Ekim 2015 tarihinde İpek Medya Grubu’na ait gazeteler ve televizyon kanalları ele geçirildi…

Rapor da: Özgür Gündem gazetesinin de ismi geçiyor…

Türkiye, terörle ilgili yanlış tanımlamalardan kaçınmalı’

  • İsviçre merkezli ‘The Press Emblem Campaign (PEC)’ üyesi Ricardo Espinosa:

“Önemli sayıda STK özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra BM’ye rapor sundu çünkü Türkiye’de gözle görülür şekilde insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Raporda ifade özgürlüğüne nasıl darbe vurulduğunu yazdık, gazeteci ve entellektüellere yönelik şiddeti kaleme aldık…

Bizler sağlam delillere dayanan diğer raporlar ile birlikte Türkiye’de terör suçlaması ile karşı karşıya kalan Kürtler, gazeteciler, entellektüeller, muhalifler, Gülen hareketi, hakimler, avukatlar ile ilgili insan hakları ihlallerini dile getiriyoruz…

Türkiye’nin uluslararası kurumlar ile insan hakları konusunda şeffaf bir şekilde işbirliği içinde çalışması gerekiyor. Türkiye’nin terörle ilgili yanlış tanımlamalardan kaçınması gerekiyor.”

Evrensel Periyodik İnceleme (UPR) nedir ?

Birleşmiş Milletler’in üye ülkeler ile ilgili Evrensel Periyodik İnceleme raporu çalışması, İnsan Hakları Konseyi’nin son yıllarda attığı en önemli adımlardan birisi.

Üye ülkeler böylece insan hakları konusunda alınan önlemleri açıklayabiliyor. Diğer ülkeler sorularını sorabiliyor, sivil toplum örgütleri de tartışmalara katkı sağlayabiliyor. İnceleme tartışma şeklinde gerçekleşiyor, BM’ye üye ülkelerin tamamı sorularını sorabiliyor, interaktif bir tartışma alanı oluşturuluyor. Her ülke için toplantı yaklaşık 3 saat sürüyor.

Önce Tavsiye, Sonra Önlem!

BM’den çıkacak nihai raporda Türkiye’ye yönelik tavsiyelerde bulunulacak. Ankara’nın bu tavsiyelere uymaması halinde bazı önlemler alınması öngörülüyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) 28 Ocak’ta Cenevre’de Türkiye’deki insan hakları ihlallerine yönelik kişisel veya kollektif şekilde yapılan şikayetleri, metinleri görüşecek.

Birleşmiş Milletler, Türkiye ile ilgili UPR raporlarını en son 2010 ve 2015 yıllarında yayımlamıştı.

  • Avrupa Konseyi yolsuzluk raporu: Türkiye yargıdaki yolsuzluğu önlemek için tavsiyelere uymadı.

Avrupa hukuk örgütlerinden Birleşmiş Milletler’e Türkiye raporu

İngiltere ve Galler Hukuk Cemiyeti (The Law Society) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne Türkiye ile ilgili bir rapor sundu.

  • İngiltere’de yüzlerce avukatı temsil eden Cemiyet:

”Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin iç hukuk yollarının tükenmediği gerekçesi ile binlerce dosyayı Türkiye’ye geri göndermesini eleştiriyoruz…

Müvekkillerini savunmaya çalışan avukatlar toplu duruşmalarda cezalandırılıyor…

Diğer avukatların ise büyük baskı altında görevlerini yapmaya çalışıyor…

15 Temmuz darbe girişiminden önce yaşanan insan hakları ihlalleri de çok fazla…

Rapor da: Cinayete kurban giden Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da isimleri yer alıyor.

İngiltere ve Galler Hukuk Cemiyeti’nin BM’ye sunduğu raporda yer alan bazı bilgiler şöyle:

  • 2017 yılında 57 bin 39 Türk vatandaşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak iç hukuk yollarının tükenmediği gerekçesi ile 25 bin kişinin dosyasını kabul görmediği için yeniden Türk mahkemelerine yönlendirildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye aleyhinde karar alsa bile bu kararlar Türkiye tarafından uygulanmıyor.
  • Darbe girişimden bu yana 599 avukat gözaltına alındı ve tutuklandı; 1546 avukat yargılandı; 311 avukat mahkum edildi; toplam bin 967 yıl hapis cezasına çarptırıldılar.
  • Avukatların belli insanları temsil etmesi, hapishanede mahkumları ziyaret etmesi, basına açıklama yapması, AİHM davaları hakkında tweet atması, uluslararası örgütlerle iletişim kurması ve devlet uygulamalarını eleştirmesi, avukatların mahkum edilmesi için temel sebepler olarak kullanıldı. Avukatların meşru profesyonel faaliyetlerini suç haline getirmek için terörle mücadele mevzuatının kullanılması hukukun üstünlüğünü baltalamak anlamına geliyor.
  • Avukatlara ve Türkiye’de hukuk alanında çalışan diğer kişilere yönelik saldırı, adalete erişim ve hukukun üstünlüğü açısından sistematik olarak olumsuz sonuçlar doğuruyor. Avukatların müvekkillerini savunmak için mesleki yükümlülüklerini yerine getirmemeleri için terör örgütleriyle ilişkilendirilmeleri kabul edilemez.
  • Darbe girşiminden önceki dönemde de avukat ve hakimlere yönelik insan hakları ihlalleri endişeye neden oluyordu. Temmuz 2015 ve Aralık 2016’da ülkenin Güney Doğusu’nda birçok kişi operasyonlarda hayatını kaybetti. Ekim 2015 yılında 500 avukatın Cizre’ye girmesine izin verilmedi. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi 28 Kasım 2018 yılında öldürüldü. Soruşturma eksik kaldı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Türkiye ile ilgili son raporunu 2015 yılında yayınlamıştı.

193 üyesi bulunan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları konseyi, önümüzdeki yıl ‘Universal Periodic Review’ olarak bilinen Türkiye ile ilgili yeni raporunu açıklayacak.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin Türkiye ile ilgili çalışmalarına katkı sunan hukuk örgütlerinin isimleri şöyle:

  • İngiltere ve Galler Hukuk Derneği
  • Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü
  • İngiltere ve Galler Barosu İnsan Hakları Komitesi
  • Ulusal Konsey Baroları
  • Kanada Avukat Hakları Gözlemevi
  • Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları için Avukatlar Birliği
  • Avukatlar için Avukatlar
  • Norveç Barosu, İnsan Hakları Komitesi
  • Uluslararası Tehlike Altındaki Avukatlar Gözlemevi
  • Paris Barosu İnsan Hakları Enstitüsü
  • Alman Barosu İnsan Hakları Komitesi
  • Cenevre Barosu İnsan Hakları Komisyonu
  • Abogacía Espanola – Consejo Genel
  • UIA – Uluslararası Avukatlar Birliği

Türkiye- AB üyelik müzakereleri askıya alınsın raporu

Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi’nde, Türkiye ile ilgili kabul edilen kritik rapor neleri içeriyor ?

Yolsuzluk, baskı, hak ihlalleri

  • Türkiye’de ‘yolsuzluğun önüne geçilemediği’,
  • İnsan hakları ihlalleri,
  • Türk istihbarat örgütünün Diyanet İşleri Başkanlığı’nı muhaliflere baskı uygulamak için kullanması,
  • 160 basın kuruluşunun kapatılması,
  • LGBT grupları dahil insan hakları savunucularının haklarının ihlal edilmesi,
  • Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın ‘sebepsiz yere hapiste tutulması’,
  • Avrupa Birliği ülkelerine yapılan iltica başvurularının tavan yapması yer alıyor.
  • 2015 yılından bu yana devam eden yeni İstanbul Havalimanı çalışmalarında 38 kişi hayatını kaybetti…Bu kapsamda kötü çalışma koşullarını protesto eden kişiler cezaevine gönderildi…
  • Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan insan hakları ihlallerine barışçıl çözüm üretilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Demokratik reform talebi…

Raporda; AB-Türkiye üyelik müzakerelerinin resmen askıya alınması datalep ediliyor.

Öte yandan Gümrük Birliği’nin yenilenmesine kapıların açık bırakılması gerektiği zira demokratik reformlara yol açabileceği ifade ediliyor.

Kıbrıs konusunda Türkiye’nin tehditlerden uzak olumlu ve barışçıl adımlar atması isteniliyor.

Vize serbestisi konusunun Türk vatandaşları için büyük önem taşıdığı bu yüzden Ankara’nın AB tarafından belirlenen 72 kritere uyması talep ediliyor.

Türkiye raporunun detayları şöyle:

  • Raporda OHAL’in fiili olarak devam ettiği, OHAL prosedürlerinin halen yerel idare ve makamlarca devam ettirildiği yer alıyor. İfade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve mal edinme özgürlüğü konusunda çok ciddi geriye gidişin olduğu ve bundan endişe duyulduğu belirtiliyor.
  • Terör iddiaları sebebiyle 150 bin kişinin göz altına alınması ve 78 bin kişinin tutuklanmasından çok derin endişe duyulduğu ve bu davaların çoğunda kesin kanıt olmadan işlem yapıldığı belirtiliyor.
  • Raporda Gülen Hareketi ve muhaliflere baskı uygulamak için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türk istihbarat kurumu tarafından kullanılmasının büyük endişeye sebep olduğu ifade ediliyor. Bu durumun Avrupa ülkelerinin egemenlik haklarını ve sosyal düzenini tehdit ettiği belirtilerek bu konuda Avrupa ve üye ülkelerin güvenlik birimleri göreve davet ediliyor.
  • Pasaportların tutuklu veya şüpheli yakınlarını da kapsayacak biçimde iptallerinden ciddi endişe duyulduğu ifade ediliyor, bu sürecin idari olarak denetlenmesi ve adli olarak desteklenemeyen iptallerin kaldırılması talebinde bulunuluyor.
  • Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiseri’nin raporuna dayanarak, terörle mücadele yasasının insan hakları ihlallerini meşrulaştırmak için kötüye kullanılması konusunda Türkiye uyarılıyor. Terörle mücadele yasasının uluslararası insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi talep ediliyor.
  • Türk Hükümetini’nin 3. ülkelerde Türk vatandaşlarını rahatsız etme, kaçırma, gizli takip ve ihbar hatları açma gibi yöntemleri sert bir dille kınanıyor. İllegal kaçırma operasyonlarından ve 18 ülkeden 101 Türk vatandaşının iadesinden derin endişe duyulduğu ifade ediliyor. İnterpol’ün hiçbir şekilde Türk muhaliflerini, insan hakları savunucularını ve gazetecileri hedeflemek için kullanılamayacağı hatırlatılıyor.
  • OHAL Komisyonu’nun sadece yüzde 7 olumlu sonuç verdiği ve 81 bin dosyanın hala işlem beklediği hatırlatılıyor. İşten atılan kişinin ve ailesinin üzerinde başta ekonomik olmak üzere çok sert sonuçlar doğurduğu ve adeta sosyal ve profesyonel hayatta damgalandıkları belirtiliyor. Türk hükümetinden bu kişilerin uluslararası hukuk standartlarına uygun şekilde maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilebileceği şekilde bir mekanizmanın kurulması talep ediliyor.
  • 4 binden fazla hakim ve savcının işten atılmasının hukukun bağımsızlığı ve tarafsızlığına tehdit oluşturduğu belirtiliyor. 570 avukatın da tutuklanmasının savunma ve adil yargılanma hakkına engel olduğu ifade ediliyor.
  • Sendika üyeliğinin suç delili olarak ele alınmasından derin bir endişe duyuluyor ve bunun ülkede sendikal hakların gelişmesine yönelik ciddi bir engel teşkil ettiği belirtiliyor.
  • OHAL’in başlatılmasından bu yana Türk vatandaşlarından gelen sığınma başvurularının çarpıcı biçimde arttığı vurgulanıyor. Avrupa Sığınma Destek Ofisi’ne göre, Türkiye’nin vatandaşları Avrupa Birliği ülkelerine sığınma talebinde bulunan beşinci ülke konumuna yükselmesi endişeye neden olduğu belirtiliyor. Eylül 2018 rakamlarına göre 16 binden fazla iltica başvurusunun hala karara bağlanması gerektiği ifade ediliyor.
  • Türkiye’de yolsuzluğun birçok alanda yaygın olduğu vrugulanıyor ve bir önceki raporda yer alan uyarılar hatırlatılıyor. Yolsuzluk davalarında soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyet sicil kaydının, özellikle üst düzey yolsuzluk davalarıyla ilgili olarak zayıf kalmasından endişe duyulduğu belirtiliyor.
  • Rapor üye ülkelerin, Türkiye’de risk altında bulunan insan hakları savunucularına desteklerini artırmaları gerektiğini belirtiyor. Türkiye’ye İnsan hakları savunucularına yönelik AB kurallarının tam olarak uygulanması için çağrıda bulunuluyor.

tr.euronews – Gülsüm Alan

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top