GÜNDEM

HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!

Biliyorum çok zor ama biraz tutarlı ve dürüst olmanızı talep ediyorum yalnızca, bir yurttaş ve 50 küsur milyon seçmenden biri olarak.

Aşağıdaki satırlar iktidara yönelik değil. O cenaha seslenen ve sarf edildiğinde bir anlamı olabileceğini düşündüğüm ‘tek’ sözcüğüm yok.

Ben onlar açısından tam anlamıyla ‘yurttaş’ dahi değilim; belki ‘zillet’ olabilirim ancak bunun için dahi iyi kötü hukuksal varlığın kabul edilmesi gerekli!

Haliyle, ‘olmayan biri’ sıfatıyla yönetenlere seslenmek değersiz.

Aslına bakılırsa, yurttaşa yurttaş muamelesi yapmamakta iktidarla yarışan muhalefete bir şey söylemenin ‘değeri’ de çok tartışmalı. Ancak, hem onlar da ‘zillete’ dahil kabul edildikleri hem de muhalefet milletvekillerinden birkaçının bu mecraları okuduğunu tahmin ettiğim için daha ziyade muhaliflere (ya da o iddiayı taşıyanlara) dert anlatmaya çalışıyorum.

Değerli muhalefet mensupları;

Seçim, seçim için zorunlu görülen ittifaklar, o ittifakların kimlerle yapıldığı, tercihleriniz, iç kapışmalarınız, becerileriniz, beceriksizlikleriniz, zorluklarınız, hukukun kolaylıkla askıya alınabildiği koşullarda saha içinde kalma çabanız, aday tercihleriniz, kimi üyelerinizin yaptığı akıl almaz açıklamalar, kalan üç kuruşluk aklımızı da yiyip bitirmek için harcadığınızı tahmin ettiğim emek, seçimi kazanma ihtimaliniz, kaybetme ihtimaliniz, büyük şehir adaylarınız vesaire… Hepsi ayrı ayrı onlarca yazı konusu olur.

Bu yazı, HDP’ye tavrınız üzerine.

  • Sizin derdiniz nedir?
  • Seçim kazanmak mı?
  • Türkiye’de seçim kazanmak için ilk işin HDP’yi dışlamak olduğunu mu düşünüyorsunuz?
  • Peki tek hedefiniz seçim kazanmaksa ve o seçimi Kürt oyları olmadan kazanma ihtimaliniz pek yoksa, tavrınız niyetinizle çelişmiyor mu?
  • HDP’yi yok sayıp küçük görelim, böyle yaparsak Kürtler bize oy verir, diye mi düşünüyorsunuz?
  • Öyleyse, milyonlarca HDP seçmeni geri zekâlı mı sizce?
  • Peki sizin seçim kazanmak dışında bir derdiniz var mı? Diyelim ki kazandınız. Ardından genel seçimleri de kazandınız. Ya da AKP’liler bir gün halinize üzülüp “Biz sıkıldık, hadi biraz da siz yönetin” dedi.
  • Ne yapacaksınız?

Örneğin Kürt sorunu gibi bir açmazda AKP’nin şu haliyle aranızda bir fark ve “Özal da Kürt’tü,” “Benim de Kürt arkadaşım var,” “Bunlar hep feodalite şeysi” dışında bir sözünüz, öneriniz yoksa; sizler muhalefet partisi olduğunuzdan emin misiniz hakikaten?

Daha da basitleştireyim soruyu:

  • Siz bir ‘siyasal parti’ misiniz?
  • Eğer öyleyseniz nereden belli bu niteliğiniz? Tabelalarınızdan mı?
  • Siyasal partilerin topluma örnek olma, dönüştürme, eğitme işlevi yok mu? Yoksa, gençlik örgütleri, kadın örgütleri, yerel teşkilatlar vs. neden var?

Belki bir örnek daha açıklayıcı olur: Bakkal Murat’ın size oy vermesi için herhalde iki seçenek var:

1. Her koşulda bakkal Murat’a yaranmaya çalışmak,

2. Bakkal Murat’a kendi tercihlerinin yanlış olabileceğini anlatıp onu dönüştürmeye çalışmak.

İkincisine ‘siyaset’ adı veriliyor! Her seferinde ilkini tercih eden bir örgütlenme, siyasal parti sıfatını hak eder mi?

Dağıtmadan, başlıktaki soruya geleyim.

Muhtemelen HDP’li milletvekilleriyle ‘sohbet’ ediyorsunuzdur. Hatta aramızda kalsın, pek çok AKP’linin ettiğini de biliyorsunuz. Ekran önündeki gibi değil hiçbir şey! Fakat kamuoyu karşısında, “Mahalleye geldik, abimler görmesin” numaraları yapılıyor. Bu riyakârlığa, ‘siyaset’ deniyor. Oysa bunun başka adları var!

Böyle davranarak çok büyük zarar veriyorsunuz Türkiye’ye.

Kürt siyasal hareketinin mensuplarını iyice kriminalize edilmesine yardımcı oluyorsunuz. Türkiye kalabalığı nezdinde, terörle bir ilgisi olmadığını gayet iyi bildiğiniz insanların iyice zor duruma düşmesini sağlıyor, kamusal alanın siyasetsizleştirilmesi çabalarını ödüllendiriyorsunuz. Söz konusu hasar, herhangi bir seçim sonucuyla giderilebilecek türde değil. Ezcümle, dürüst değilsiniz ve bu berbat eğiliminizin bedelini herkes ödüyor.

  • Eğer HDP’ilerin terörle işbirliği içinde olduğunu düşünmüyor ve böyle davranıyorsanız, bu durum sizin numaracı ve hiçbir sözünün/davranışının arkasında duramayacak ölçüde çaresiz olduğunuzu gösterir.
  • Yok eğer HDP’nin terörle ilişkili olduğunu düşünüyorsanız, gereğini yapmalı ve partinin kapatılması için çaba harcamalısınız. ‘Terörle ilişkili’ bir partinin mensuplarıyla TBMM’de yan yana oturmayı reddetmeli ve hukuksal araçlara başvurmalısınız. Bu bir tercih değil, sizin açınızdan görev kabul edilmeli.

2820 sayılı SPK (Siyasal Partiler Kanunu)’nin 100’üncü maddesini okursanız, orada nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini görebilirsiniz. Dolayısıyla, yapmanız gereken son derece basit bir şey:

Ya yasadışı işler yaptığı kanısındaysanız HDP’nin kapatılmasını talep ederek bu yönde çaba harcayacaksınız (yok eğer siz çekiniyorsanız Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurması için adalet bakanını ikna edeceksiniz!) ya da dürüst olmayı deneyecek ve terörle bağı olduğunu düşünmediğiniz bir partiye şu muameleyi yapmayacaksınız.

Biliyorum çok zor ama biraz tutarlı ve dürüst olmanızı talep ediyorum yalnızca, bir yurttaş ve 50 küsur milyon seçmenden biri olarak.

İki sersem ırkçının oyunu almak için, memleketin geleceğini yok ediyorsunuz el birliğiyle. Siyasetsizliğinizle, ilkesizliğinizle, aymazlığınızla.

  • Nasıl olur, diğer partiler kadar ‘yasal’ bir parti mütemadiyen dışlanır ve küçük düşürülmeye çalışılır.
  • Ya da nasıl olur, yasal-meşru kabul edilmeyen bir partinin faaliyetlerine izin verilir, göz yumulur?

Ve nasıl olur da, böyle davranabilen muhalifler kendilerini demokrasinin teminatı olarak görür?!

Şu basit sorulara, ‘höööyyyyyy’ dışında, anlaşılabilir ve kabul edilebilir yanıtlarınız var mı?

Kaynak: Murat Sevinç

http://www.diken.com.tr
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top