GÜNDEM

Kuru ne tetikledi?

Azıcık ekonomi bilen Türkiye’de yerleşik yurttaşlar ve şirketler döviz hesaplarını seviyesini artırdı;Türk Lirası mevduatları ise reel olarak eridi; 15 Mart haftası itibariyle geçen yıla göre sadece yüzde 6 artmış durumda.

”Ankara, TL faiz oranları yanında döviz kurunu da baskıladı; döviz rezervlerinin erimesinden rahatsız olan yabancı yatırımcı çıktı…”

İktisatta ‘imkânsız üçlü’ olarak bilinen mekanizma; 1- Sermaye hareketleri serbestisi, 2- Sabit kur rejimi 3- Bağımsız bir para politikası Üçünün bir arada olamayacağı bilinir.

Uğur Gürses: ”Bunun anlamı şudur; Açık bir ekonomide aynı anda hem döviz kurunu hem de faizi kontrol edemezsiniz.”

”22 Mart Cuma günkü döviz kuru zıplaması, ekonomi yönetiminin ülkeye ödettiği ağır bir ‘imkânsız üçlü’ dersi oldu. Döviz kuru yüzde 6’ya yakın yükseldi.”

Bankalar üzerinde ağır bir faiz kontrolü baskısı vardı. Mevduat ve kredi faizleri Ankara’dan bankalara tebliğ ediliyor, Hazine ihalelerinde yapay biçimde faiz düşürme operasyonları yapılıyordu.

Bankacılık çevreleri; ‘Bir süredir kamu bankaları döviz piyasasında satıcı oldu, kurun belli seviyelere çıkması halinde kamu bankaları daha yüklü biçimde döviz satarak o seviyeleri savunuyorlar…’

Yani Ankara hem dövizi hem de TL faizlerini baskı altına almıştı.

Kuru ne tetikledi?

22 Mart Cuma günü sabahtan ilk hareketlilik; 1-Ülke risk primi göstergesi olan Türkiye’nin kredi temerrüt takası (CDS) primlerinin hızla zıplaması, 2-Merkez Bankası’nın döviz rezervlerindeki azalış…
Bunlar, bir günde yüzde 6’lık bir kur zıplaması nedeni oldu…

Sabah açılışta dolar kuru TL’ye karşı 5.4654 seviyesinde iken, en yüksek 5.8450’ye çıkıp günü 5.7653’den kapattı.

Uğur Gürses: ”Merkez Bankası’nın bilançosundan günlük olarak izlenen verilere göre; Merkez Bankası’nın rezervlerinde ve net döviz pozisyonunda 21 günde hızlı bir azalış oldu. Bunun anlamı şu, banka döviz satıyor…” ”Merkez Bankası uzun zamandır döviz satış ihalesi ya da doğrudan döviz satışı yapmıyor. Bunun 2 istisnası Hazine ve enerji ithalatı yapan BOTAŞ gibi kuruluşlar. Bu kuruluşların döviz ihtiyacını Merkez Bankası onlara döviz satışı yaparak karşılıyor. Bu miktarlar ise yayımlanıyor. Buna göre Merkez Bankası bu şirketlere son 1 yılda ayda ortalama 602 milyon dolarlık bir satış yaptı.”

Peki ne oldu?

”Merkez Bankası’nın 28 Şubat-21 Mart arası 21 günlük bilançosu bize şunu söylüyor: a-) Bu dönemde Merkez bankasının döviz rezervleri 7.2 milyar dolar azaldı. b-) Azalan 7.2 milyar dolarlık döviz rezervin, 5.9 milyar dolarlık kısmı döviz satışı ile alakalı. c-) Hazine’nin döviz hesabındaki azalış ise 3.4 milyar dolar.”

Çok da haksız değiller

Uğur Gürses: ”Kamu bankalarını piyasada yoğun döviz satıcısı gören uzmanlar, kamu bankalarının sattıkları dövizin Merkez Bankası tarafından kapatıldığını düşünmeye başladı. Çok da haksız değillerdi.”

Uğur Gürses: ”Merkez Bankası Hazine’ye dış borç ödemeleri için döviz satmadı; sattı desek, bu ilgisiz çıkıyor. Çünkü 20 günlük dönemde, Hazine’nin dış borç ödemelerinin 1.9 milyar dolar olduğu verilerde var. Bunu da kendi döviz hesabından yapmış. Yani Merkez Bankası’nın TL karşılığı döviz satmasına ihtiyacı yok. Ötesi, döviz hesabındaki düşüş bundan daha fazla: 3.4 milyar dolar.”

”Merkez Bankası enerji ithalatçısı kamu kurumlarına döviz sattı desek;
Merkez Bankası verileri, BOTAŞ gibi kamu enerji ithalatçılarına yapılan satışın son bir yıllık toplamının 7.2 milyar dolar olduğunu söylüyor. Geçmişte de hiç toptan ödeme türü bir döviz satışı yapılmamış. Birdenbire 20 günde 5.3 milyar dolarlık ödeme yapılması inandırıcı değil. Ya da bu satışın kamu enerji şirketlerine yapılıp, onlar üzerinden kamu bankalarına aktarılmış olabileceği de konuşuluyor.”

”Ayrıca, 20 günde bankanın döviz rezervlerini 7.2 milyar dolar azaltacak ölçüde dış borç ve kamu enerji şirketlerine satış yönünde açıklamanın matematiği de tutmuyor.”

“Arka kapı” yöntemi

”Kamu bankalarının siyasi otorite adına döviz piyasasında satış yaptıkları, bu satışla erittikleri döviz varlıklarının da Merkez Bankası’ndan kamu bankalarına döviz satılarak kapatıldığı yönündeki şüphelerde ibre, sayılar ve geçmiş örnekler çerçevesinde bunun gerçek olabileceği yönünde.”

İşte bu yüzden;

Türk Lirası faizlerin baskılanarak Ankara’dan dikte edildiği, Hazine faizlerinin ihalelerde manipüle edildiği, Komuta ekonomisinin pazarın fiyat oluşumlarını bozduğu bir çerçevede;

Uğur Gürses: ”Örtülü biçimde yapılan ama verilerle ortaya çıkan kur operasyonları olasılıkla yabancı yatırımcıları fiyat oluşumlarına dair şüpheye sürükledi. Bu yüzden de yabancı yatırımcıların çıkışı kuru 5.80’lere kadar sürükledi.”

Buraya nasıl gelindi?

”Ekonomi yönetimi yılbaşından bu yana; Hazine için TL borçlanmaları azalttı, 6.4 milyar dolar dış borçlandı, öte yandan Türk Lirası faizlerini yapay biçimde aşağı yönlü baskıladı…”

Azıcık ekonomi bilen Türkiye’de yerleşik yurttaşlar ve şirketler döviz hesaplarını seviyesini artırdı;Türk Lirası mevduatları ise reel olarak eridi; 15 Mart haftası itibariyle geçen yıla göre sadece yüzde 6 artmış durumda.

“Arka kapı yöntemi” krizi daha da derinleştiriyor.

Uğur Gürses

©Deutsche Welle Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top