GENEL

Türkiye’de yaşayan Suriyeliler pek sevilmiyor!

‘Suriye sorununa masada nasıl bir nihai çözüm bulunacağı sonraki dönemde bütün Ortadoğu’nun geleceği üzerinde belirleyici olacak. Çıkacak sonuç herkesin Ortadoğu’da ne kadar güç sahibi olduğunu, herkesin etki alanının sınırlarını tayin edecek.

Artık kendisini Türkiyeli kabul eden, Türkçe konuşan Suriyeli çocuklar var ve bunların hafızalarında Suriye diye bir ülke yok…

Türkiye’de yaşayan Suriyeliler Türkler tarafından pek sevilmiyor. Türkler ve Suriyeliler arasında gerilim yaşanmayan bir gün geçmiyor… Vatandaşın bakış açısını değiştirecek neler yapmalıdır Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Vatandaşın bakış açısını değiştirecek neler yapmalı?

Sedat Ergin: ”En iyimser bir senaryo ile Suriye sorununa kalıcı bir çözüm bulunduğunu varsaydığımız da bile bile Türkiye’de yaşayan, resmi sayıları 3,6 milyonun üzerindeki Suriyeli mültecinin belli bir bölümünün ülkemizde kalacağını varsaymamız gerçekçi olur.”

”Gelecekte bir Suriye azınlığı Türk toplumunun bir parçası olacak. Yapılması gereken, Suriyeli mültecilerin Türk toplumuna entegre olmasını sağlayacak stratejilerin oluşturulup zaman geçirilmeksizin hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

‘Kendisini Türkiyeli kabul eden, Türkçe konuşan Suriyeli çocuklar var ve bunların hafızalarında Suriye diye bir ülke yok, varsa da süratle silikleşiyor. Türkiye, Suriyeli mültecilerin entegrasyonu konusunu, daha doğrusu ortak bir geleceği bugünden planlamaya başlamalı.” 

İdlib en büyük sorun, nasıl çözülecek?

Sedat Ergin: ”Bu aşamada İdlib sorununa bir çözüm göremiyorum.”

Ruslara El Kaide uzantılı HTŞ’yi silahsızlandırma sözü verildi ama başarılamadı?

Sedat Ergin: ”BM tarafından terörist ilan edilmiş olan, El Kaide uzantısı Heyet Tahrir Üş Şam’a bağlı militanlarının sayısı 20 bin civarında. Bu militanlar İdlib’de ve bunlar idlib’de kaldıkları sürece Türkiye için, Suriye için, bütün bölge için tehlike yaratmaya devam edecekler.”


”İdlib’de 3 milyon insanın yaşadığı unutulmamalı. Bunrda yaşıyanların yarıdan fazlası Suriye’nin başka yerlerinden göç etmek zorunda kalmış.”


Sedat Ergin: ”Askeri seçenek ile mesele çözülemez, daha karmaşık hale gelir. HTŞ’yi ortadan kaldırmak üzere topyekûn bir askeri harekât düzenlediğiniz takdirde 3 milyon insanın etkileneceği büyük bir göç dalgasının başlaması kuvvetle muhtemel. Bu göç dalgası önce Türkiye’yi vuracak.”

”Ancak insani felaket olmasın diye askeri harekâttan kaçınıp hareketsiz kaldığınız takdirde de HTŞ’nin İdlib’deki hâkimiyetini kabullenmiş oluyorsunuz.”

”Belki bir askeri harekâttan kaçınıp lider kadroları üzerine baskı kuran, kademe kademe ilerleyen bir strateji ile sonuç alınabilir.”

”HTŞ’li teröristlerin hepsinin teslim bayrağını çektiğini varsaydığınızda, binlerce HTŞ’li cihatçıyı ne yapacaksınız, nereye koyacaksınız? Bunlar kolay yanıtları olan sorular değil.” 

Türkiye neden Esad ile anlaşmıyor? Anlaşsa sorunlar çözülebilir mi?

Sedat Ergin: ”Türkiye iç savaşta açıkça Esad’a karşı silahlı muhalefete büyük destek verdi. Esad’ın iç savaştan galip çıkması, Türkiye açısından sıkıntılı bir durum yaratıyor. Esad’la barışmanın önünde de bir dizi siyasi, psikolojik faktör var.”

”Ancak eninde sonunda Türkiye’nin kendisini Esad ile çalışma seçeneğine hazırlaması kaçınılmaz hale gelecek. Zaten bu yönde somut adımların atılmaya başlandığını düşünüyorum.” Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: “Gerektiği zamanlarda Esad ile İran ve Rusya üzerinden mesajlar gidip geliyor.”

Erdoğan : ”Esad ile alt kademede istihbarat birimleri arasında temaslar yürütülüyor.”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: ” Türk ve Suriye askeri makamları arasında Rusya üzerinden ilişki tesis edildi.” ”Bütün bunlar, Şam ile Ankara arasında bir diyalogun başlamış olduğunu gösteriyor.

Sıkıntı şu; Türkiye ilişkisini üçüncü şahıslar üzerinden yürütüyor. Komşunuzla ilişkinizi aracıya havale ettiğinizde, aracı ülke de kendi çıkarlarına uygunluğu ölçüsünde size yardımcı olur. Doğru olan aracıları ortadan çıkartmak…”

Sedat Ergin: ”Türkiye Esad rejimi ile görüşmek durumunda. Sahadaki gelişmeleri sizi Esad rejimi ile oturup görüşmeye mecbur bırakıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması sahada olan pek çok yabancı ülkenin Suriye hesaplarına kıyasla çok daha fazla örtüşüyor.”

”Esad rejimi ile el sıkışmak istemiyorsunuz. Tanımak istemiyorsunuz ama siz tanımasanız da uluslararası sistem, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere Esad’ı Suriye’nin meşru egemen temsilcisi olarak kabul ediyor.”

Tampon bölgeyi biz istedik ama dahil olmamızı istemeyen güçler var. Demokratik Suriye Güçlerinin siyasi kolu DSM bölgenin, Fransa, İngiltere, Avustralya ve DAEŞ ile birlikte savaşan koalisyon güçlerinin güvencesi altında olmasını istiyor. Bu konuda ne yapılmalı ya da yapılacak?

Sedat Ergin:”Adına ister tampon ister güvenli bölge deyin, bu bölge konusunda bütün aktörlerin farklı görüşleri, niyetleri, hesapları var.” *Türkiye güvenli bölgeyi;PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG’nin yarattığı terör tehdidini ortadan kaldırmak için istiyor. *Amerikan tarafı Türkiye’nin güvenlik kaygılarına hak vermekle birlikte, YPG’yi Türkiye’den korumak için de istiyor. *Rusya tarafı güvenli bölgeye zaten sıcak bakmıyor, ancak Türkiye’nin Şam ile anlaştığı takdirde Suriye topraklarına girmesine itiraz etmiyor. *İran tarafı, Rusya gibi düşünüyor. Şam’ın karşı şıktığı zaten bu.  *Avrupa ülkeleri ABD’nin ne yapacağını görmeye çalışıyor.

Sonunda Fırat’ın doğusu jeopolitik anlamda yamalı bir bohçaya benzeyecek gibi görünüyor. Fırat’ın doğusu bağlamında Suriye meselesi uzun yıllar hem bölge hem de Türkiye için büyük bir baş ağrısı olacaktır.

İsrail’in Suriye politikası, Suriye’deki İran hedeflerini vurmak yönünde oldu. Bunun nedeni ne olabilir?

Sedat Ergin: ”Suriye toprakları üzerinde sekiz yıldır rejimle silahlı muhalifler arasındaki iç savaşın yanı sıra bir İran-İsrail savaşı da sürüyor. İran ve İsrail, Suriye üzerinden sert bir savaş yürütüyorlar. İran’ın Suriye’de önemli bir askeri mevcudiyeti var. Ayrıca Lübnan’daki Hizbullah üzerinden de İsrail üzerinde önemli bir tehdit yaratıyor. İsrail de kendisine tehdit olarak gördüğü için Suriye’deki İran’a ait her unsuru hedef alıyor ve vuruyor.”

Suriye sorunu çözümsüz kaldığı sürece İsrail ile İran arasındaki çatışma durumu bölgede sürecek.

Suriye’nin mevcut demografik yapısı hakkında bilginiz var mı?

Sedat Ergin: ”Suriye’nin savaş başlamadan önceki nüfusu 21 milyon. Bu nüfusun resmi rakamlara göre; -3 milyon 600 bin kişi Türkiye’de yaşıyor, -1 milyona yakın kişi Avrupa’ya gitmiş durumda, -1 milyon mülteci Lübnan’da -600 binin üstünde mülteci Ürdün’de Nüfusun yaklaşık üçte biri bugün yurtdışında. Ayrıca 6 milyon dolayında insan da ülke içinde yer değiştiriyor.”

Esad rejimini 2012’de Fırat’ın doğusundan çekildi ve burda doğan boşluğu PKK’nın uzantısı YPG/PYD doldurdu. Bu coğrafyada başlıca üç kantondan oluşan bir özerk Kürt yönetimi kuruldu.

Eskiden beri Arap nüfusun yoğunlukta olduğu bazı yerleşimler Kürt yönetimine girdi.
Menbiç bu bölgelerden biri. Nüfusun çoğunluğu Arap, ancak bugün YPG’nin kontrolünde.
Tel Abyad da eskiden beri Arapların ağırlıkta olduğu bir yerleşim ama bugün PYD’nin kontrolünde.

YPG’nin kontrolü ele geçirdiği bazı yerleşimlerde Arapları hedef alan etnik temizlik yaptığı bugün Batı’nın saygın insan hakları örgütlerinin raporlarıyla da belgelenmiş durumda.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Güvenlik Konseyine sunduğu Suriye raporunda; ‘Kürt gruplar, Haseke ve Kamışlı’da Arap çocukların kendi ana dillerinde eğitim almalarını engelliyor.’

Kürtler Şam ile anlaşabilir mi?

Sedat Ergin: ”YPG/PYD uzun bir zamandır Esad rejimi ile müzakere halinde.
Amerikan politikasındaki tutarsızlıklar ve Türkiye’nin kurduğu baskı karşısında YPG’nin Şam ile anlaşmasını ihtimal dışı görmüyorum ”

YPG, şu an hem ABD, hem Esad rejimi, hem Rusya, hem de İran ile pazarlık halinde. ABD’ye karşı Esad kartını, Esad’a karşı da Amerikan kartını kullanıyor.

Bütün mesele şu;
-Kürtlerin kendileri için talep ettikleri özerkliğin sınırları ile Şam’ın onlara vermeye razı olacağı haklar arasında büyük farklar var. -YPG’nin silahlı unsurlarının statüsü ne olacak. Suriye ordusunun içine dahil edilip edilemeyecekleri gibi çok kritik meseleler de var.

ABD’nin Suriye’den çıkması DEAŞ’ı hortlatabilir mi?

Sedat Ergin: ”DEAŞ tehdidinin tümüyle ortadan kaldırılmasının kolay olmadığını kabul etmemiz gerekiyor. Bu örgüt sahada silahlı güç olarak alan hâkimiyetini kaybetse bile, varlığını farklı örgütlenme biçimleri altında sürdürebilecek bir esnekliğe de sahip.”

DEAŞ, her tarafa yerleştirdikleri uyuyan hücreleri vasıtasıyla asimetrik bambaşka savaş yöntemlerine başvurabilir

Ancak bundan sonraki dönemde DEAŞ’ın asimetrik yeni savaş yöntemlerine karşı uyanık olmakta yarar var. Kimsenin kendisini rehavete kaptırmaması gerekiyor. ABD Suriye’yi terk etsin etmesin, Fırat’ın doğusunda bir kuvvet boşluğunun ortaya çıkmaması gerekiyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin, 2010’daki Türkiye – Suriye arasında ‘Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması’nı gündeme taşıdı. Rusya Şam’ın yolunu mu göstermeye çalışıyor?

Sedat Ergin: ”Rusya’nın politikası bir an önce Şam ile Ankara arasında normalleşmeyi hayata geçirmek. Adana Mutabakatını gündeme getirmelerinin nedenlerinden biri de bu.”

Adana Mutabakatı iki ülkenin işbirliğini öngörüyor. Türkiye ile Suriye arasında 2011 tarihli ikili teröre karşı işbirliği anlaşmasının yedinci maddesinde, “ortak operasyonlar yapılması olanakları konuşulacaktır” deniyor. Bu madde,Türkiye ile Suriye’nin ortak çalışmasını gerektiriyor. Rusya bu birlikteliği sağlayabildiği takdirde, Esad rejimi Fırat’ın doğusunda, böylelikle ülkenin tümü üzerinde egemenliğini yeniden tesis etmiş olur hem de kuzey komşusu Türkiye ile diyaloga girmiş olur.

Suriye krizinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Esad rejimi ile silahlı Suriye muhalefeti arasında 2011’de başlayan iç savaşı Esad kazandı diyelim, Ancak iç savaş bu şekilde sonuçlansa da iki noktada parantez kapanmış değil. 1- İdlib; Ülkenin batısında silahın muhalefetin kontrol altında tutabildiği tek yer İdlib. Buranın geleceği belirsizlik gösteriyor.
2-YPG ve onu himaye eden ABD’nin kontrolü altındaki Fırat’ın doğusunda ne olacağını bilmiyoruz.

Fırat’ın doğusu dediğimiz yer Suriye topraklarının en az üçte biri. ABD, birçok Batı ülkesi ve Türkiye, Esad rejiminin Fırat’ın doğusuna geçmesine karşı, bunu engellemeye çalışıyor.

Fırat’ın doğusunda oluşacak tablo , Suriye’nin yeni dönemde nasıl bir görüntü alacağını belirleyecek.
Fırat’ın doğusu ile ilgili çekişme ABD ve İsrail açısından İran’ın Ortadoğu’daki nüfuzunu kesme arayışının bir parçası.

Fırat’ın doğusunda ortaya çıkacak statü, bütün bölgede Kürt sorununun geleceğini de ilgilendiriyor.

Suriye sorununa masada nasıl bir nihai çözüm bulunacağı sonraki dönemde bütün Ortadoğu’nun geleceği üzerinde belirleyici olacak. Çıkacak sonuç herkesin Ortadoğu’da ne kadar güç sahibi olduğunu, herkesin etki alanının sınırlarını tayin edecek.

İran’ın bölgedeki etkisinin kırılmasını isteyen Suudi Arabistan ve şu an ittifak içinde hareket ettiği Arap ülkelerinin oluşturduğu blok da Suriye denklemine bu açıdan müdahil olmaya çalışıyor.

1-Uzun sürecek bir çözümsüzlük ihtimaline, belirsizliğin kalıcı hale geleceği bir duruma da hazırlıklı olmak gerekiyor. 2-Nihai bir çözüm bulunduğu takdirde Türkiye’nin bugün kontrolü altındaki Fırat Kalkanı bölgesi ve Afrin’deki mevcut statükonun ne olacağı da geleceğe dönük bir soru işareti olarak duruyor.

Kaynak
Elif Uluğ

www.salom.com.tr

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top