SIYASET

Cumhuriyet tarihinde görülmüş en ciddi toplu suç!

”28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ile HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tarihi bir buluşma gerçekleştirdi…

Temelli:
Türkiye’yi nasıl günlerin beklediğine dair görüşlerim…

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Kayyum Raporu”nu, 28 Şubat Perşembe günü Diyarbakır’da kamuoyu ile paylaşacak.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), “Kadın Kayyum Raporu”nu ise 3 Mart Pazar günü Van’da açıklayacak.

HDP’nin kayyum raporunu açıklamak için seçtiği 28 Şubat, HDP tarafından özellikle seçildi. 28 Şubat; Dolmabahçe Mutabakatı’nın (*) yıl dönümü…

Sezai Temelli

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, gündemdeki konularla ilgili soruları yanıtladı.

Kayyum atanan belediyelerin ağır bir borç yükü altına sokulduğu konuşuluyor. Nedir durum?

Temelli: ”Kayyum Raporu ve Kadın Kayyum Raporumuz var. Kayyum Raporunu 28 Şubat’ta Diyarbakır’da, Kadın Kayyum Raporunu ise mart ayı başında Van’da kamuoyuyla paylaşacağız. Kayyum Raporu, hem kendi çalışmalarımız hem de Sayıştay raporlarının incelenmesi sonucu ortaya çıktı.”

Temelli: ”Sayıştay raporları birçok yolsuzluğu, hatalı işlemi açığa çıkardı. O derece yolsuzluk yapmışlar, o denli hatalı işlem sonucu kamuyu zarara uğratmışlar ki… Tavsiyem!
Kayyumlar kendilerine iyi birer avukat bulsunlar! ”

CUMHURİYET TARİHİNDE GÖRÜLMÜŞ EN CİDDİ TOPLU SUÇ İŞLENMİŞ’

TEMELLİ: ”Kayyumlar yolsuzluk yapmışlar, aşırı borçlanmaya gitmişler, haksız işlemler sonucu yerellerin taşınmazlarını değerinin çok altında yandaşlara satmışlar, kılıfına uydurmak için ihtiyaç olmayan ihaleler değerinin çok üzerinde açılmış, bütçe disiplinini ihlal eden inanılmaz harcamalar var.”

TEMELLİ: ”96 kayyumun neredeyse tamamında kanunsuz işlemleri görüyoruz. Başlı başına bir talan var ortada. Bu, cumhuriyet tarihinde görülmüş en ciddi toplu suçtur.”

Bu belediyeler halka hizmet veremez hale getirildiyse bu durum sizi endişelendirmiyor mu?

TEMELLİ: ”HDP olarak endişelendirmiyor çünkü hizmeti birlikte üreteceğiz. Yerelleri kurtaracağız kimden mi? ‘kaynaklarını gasp eden anlayıştan!”

İyi bir program, planlama ve halkın katılımıyla inanıyorum ki çok kısa bir sürede bu enkazı hep birlikte kaldırıp bizim toplumcu belediyecilik anlayışımıza uygun yerel kamusal hizmetleri hep birlikte üretebileceğiz.

Çok sık sandığa ihtiyaç duyuluyor; Siyaset sandıkla mı dizayn edilmeye çalışılıyor?

TEMELLİ: ”Son 5 yılda 7 sandık! -2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi, -7 Haziran ve 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri, -16 Nisan 2017 Referandumu, -24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimi, -Şimdi de 31 Mart Yerel Seçimi… ”

Rejimin değişikliğe uğratılması ve bunun kabul ettirilme, dayatılma meselesiyle karşı karşıyayız.
Rejim kendisini oturtmaya çalışıyor, meşruiyet arayışı var fakat olmuyor.

Yeniden bir erken seçim kaçınılmaz mı?

TEMELLİ: ”31 Mart seçimlerinden sonra bu tartışmalar bitmez. Erdoğan’ın dediği; “4.5 yıl seçim yok” olasılığı söz konusu değil.”

İki yıl, bilemediniz üç yıl içinde Türkiye’yi yeniden bir seçime gebe. En geç 2021’de seçim kaçınılmaz. Bunda, hem içeride rejimin sorunlarından kaynaklı dinamikler hem de uluslararası siyaset, küresel dinamikler etkili olacak…

31 Mart sonrasına, solda ve sağda yeni partilerin kurulma olasılığından söz ediliyor.

TEMELLİ: ”Evet böyle bir olasılık HDP dışında var. Diğer partiler dayatılmaya çalışılan, meşruiyeti her zaman sorgulanacak olan bu rejimle öyle ya da böyle bir bağ kurmuş durumda. Bundan kaynaklı sıkıntıları aşamaz haldeler ve dolayısıyla bir iç tartışmaya sürükleniyorlar.”

Bu rejim, siyaseti tasfiye eden bir rejim. Bu rejim halkın siyasete katılımını engelleyen, yerel parlamentoları da merkezi parlamentoyu da dışlayan bir rejim.   Kayyum tam da budur. Halkın iradesini yok saymaktır. Rejim o tekçi karakteriyle, çoğulcu anlayışın temsiliyetini sağlayan tahammül edemiyor.

Erdoğanın HDP’yi düşmanlaştırıcı söylemine neden güçlü bir itiraz yükselmiyor?

TEMELLİ: ”Türkiye’de 5 Nisan 2015’ten beri yani masanın devrilmesinden ve mutlak tecridin başlamasından bugüne kadar geçen süre boyunca insanlar arasında örülen algı duvarları var. İnsanların bu barajları yıkıp kendilerini bu algıdan kurtarmaları çok kolay değil. Medyanın yüzde 95’ini kontrol eden iktidar, günde ortalama üç dört saat boyunca halka yanlış bilgiler aktarıyor. HDP bu kadar suçlanmasına rağmen tepki gösteriyor. Toplumun vicdanında da halkların büyük bir kesiminde de bunun bir karşılığı var. Bir sessiz öfke var.”

Çoğu illerde tabela asamayacak hale gelmişler. Kalkıp diyorlar ki, HDP Türkiye partisi değil. HDP her ilde örgütlü, her yerde çalışma yapıyor.

Siyasi iktidar devletin tüm araçlarını kullanmasına rağmen yüzde 50 hâlâ itiraz ediyor. Umudunuzu korumanıza neden bu mu?

TEMELLİ: ”Belki yüzde 80 itiraz ediyor… Ama seçeneksiz bırakılmış bir toplum olduğunu unutmayalım! Topluma biz demokratik bir seçenek sunmalıyız. Toplum, içindeki sessiz öfkeyi, sandığa giderek iradesiyle açığa çıkarıp ifade edebilmeli.”

Diktatörlüğe gidişatı durdurmalıyız diyoruz ve bunu ancak demokrasiyle durdurabiliriz. Demokrasi dediğiniz, halkın, karar mekanizmalarına katılımını sağlamaktır.

Leyla Güven

HDP Hakkâri milletvekili Leyla Güven, sürdürdüğü açlık grevinin 110’uncu gününde. Güven’in eylemine destek amacıyla cezaevlerinde açlık grevine başlayan 300 civarında mahpus var. Ne olacak?

TEMELLİ: ”Leyla Hanım DTK Eşbaşkanıdır, Hakkari vekilimizdir, çok deneyimli bir siyasetçidir. Bizim toplumsal barışa, huzura ihtiyacımız var. Biz demokrasiyi arıyoruz. Bunun yolu da toplumun, sorunlarına bizatihi kendisinin sahip çıkmasıyla mümkün.”

DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ile eski HDP Hakkâri Milletvekili Selma Irmak da tutuklu bulundukları Kandıra Cezaevi’nde açlık grevindeler. Leyla Başkan’ın talebi çok açık, net bir talep. Ceza İnfaz Kanununun ilgili maddesi uygulansın diyor.

Mehmet Ali Alabora

Beş yıl önce gerçekleşen Gezi direnişi; Mehmet Ali Alabora’nın dahi müebbetle yargılanmasını isteyen bir iddianame çıktı ortaya. Bunu bekliyor muydunuz?

TEMELLİ: ”Yargı artık hukuk zeminini kaybetti. Gezi ile ilgili bir iddianame hazırlanması anlamsız! Osman Kavala’nın bu kadar uzun süre iddianamesiz bir şekilde cezaevinde tutulması başlı başına bir insan hakları ihlali zaten.”

Size de bir soruşturma açıldı…

TEMELLİ: ”Selahattin Demirtaş’a dair AİHM kararının uygulanmamasına dair eleştiride bulunmuşum. Bu eleştiriyi suçlamaya çeviriyorlar. Bununla ilgili AİHM kararıyla ilgili bunu uygulamayan yargıçları Hakimler Savcılar Kurulu’na şikayet etmeniz gerekir. 19 Aralık’ta Van’da yaptığım konuşmadan dolayı savcı Ankara’ya yazı yazmış. Fezleke yazılmış ya da yazılacak. Biz de televizyondan öğreniyoruz. Haberi Anadolu Ajansı’na servis eden bir hukuk sistemi var. Bütün arkadaşlarımın başına gelen budur!”

Siyasetsizliği hukuksuzlukla ikame ederek ayakta kalmaya çalışan bir iktidar, yargıyı ancak talimatlarla biçimlendirerek yol almaya çalışıyor.

Tanzim satış kuyruğuna girenler bu durumdan siyasi iktidarı değil de CHP’yi sorumlu tutuyor. Neden?

TEMELLİ: ”Algı bombardımanına maruz kalan kişilerin taraftarlaşması normaldir. Toplumun geniş kesimi, 80 milyonluk bir ülkenin tarım meselesini 80 kamyonla çözülemiyeceğini biliyor. Tamamen göz boyama, aldatmaca. Bu tam bir kara mizah! Siyaseten izah edilebilir bir şey değil. İzah edemediği için de HDP’ye saldırıyorlar.”

Bazen akla zarar açıklamalarda bulunuyorlar, “Bunlar iyi kuyruklar!”, “Bunlar varlık kuyrukları” gibi açıklamalarla aklımızla alay eden bir Erdoğan var karşımızda.

Kati Piri

Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi, Türkiye Raportörü Kati Piri’inin ‘Avrupa Birliği’nin Türkiye ile katılım müzakerelerini resmen askıya alması’ önerisini onayladı.

TEMELLİ: ”AKP iktidarı, AB ilişkilerine hep ticari kaygıyla baktı, demokrasi penceresinden bakmadı. Biz Avrupa ile olan ilişkilerin dondurulmasına karşıyız. Avrupa ile olan ilişkilerde demokrasi penceresinin bir an önce açılmasını, ticari meselelerin askıya alınmasını istiyoruz.”

Cizrespor tıpkı Amedspor’un daha önce defalarca yaşadığı gibi, geçen hafta Serik Belediyespor’la oynadığı müsabakada saldırıya uğradı.

TEMELLİ: ”Ülkenin bir takımı, deplasmana maça gidiyor. Bu ülkeyi bir arada tutabilecek en güzel atmosferde siz gelen takıma saldırıyorsunuz. Bu nasıl bir duygusal kırılma yaratır, hiç mi bunun farkında değilsiniz? Burada siyasetçinin yapması gereken çıkıp Cizrespor’a, Amedspor’a sahip çıkmaktır. Tam tersine, kalkıp onları suçlayan, ayrımcılığı daha da derinleştiren bir siyaset dili var Türkiye’de.”

DOLMABAHÇE MUTABAKATI?

TEMELLİ: ”28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de dönemin Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ile HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tarihi bir buluşma gerçekleştirdi. Buluşmanın sonunda Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakmak için bahar aylarında olağanüstü kongre toplama çağrısını okudu. HDP heyetinin Öcalan’la İmralı’da yaptığı görüşme notlarının yer aldığı “İmralı Tutanakları” adlı kitaba göre Dolmabahçe Mutabakatı’ndan bir gün önce İmralı’da HDP heyeti ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı’nın katılımıyla yapılan görüşmede Öcalan şunları söyledi, “Yarın yapmalısınız. Yarın 28 Şubat, bir darbenin yıl dönümüne denk geliyor. Bizim gibi darbe karşıtı olanlar için önemlidir. Müsteşar Bey de açıklamaya katılabilir ya da katılmayabilir. Kendisi bilir. Çok emeği var. Katılması uygun olur ama dayatmıyoruz”.

Kaynak
Özlem Akarsu Çelik

www.gazeteduvar.com.tr
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top